@museumwnf/explore-data 1.0.1

This diff represents the content of publicly available package versions that have been released to one of the supported registries. The information contained in this diff is provided for informational purposes only and reflects changes between package versions as they appear in their respective public registries.
Files changed (58) hide show
  1. package/LICENSE.md +44 -0
  2. package/README.md +34 -0
  3. package/collections.json +1 -0
  4. package/countries.json +1 -0
  5. package/glossary.json +1 -0
  6. package/items.json +1 -0
  7. package/languages.json +1 -0
  8. package/manifest.json +1 -0
  9. package/package.json +23 -0
  10. package/partners.json +1 -0
  11. package/translations/collections.de.json +1 -0
  12. package/translations/collections.en.json +1 -0
  13. package/translations/collections.es.json +1 -0
  14. package/translations/collections.fr.json +1 -0
  15. package/translations/collections.it.json +1 -0
  16. package/translations/collections.pt.json +1 -0
  17. package/translations/countries.ar.json +1 -0
  18. package/translations/countries.cs.json +1 -0
  19. package/translations/countries.de.json +1 -0
  20. package/translations/countries.el.json +1 -0
  21. package/translations/countries.en.json +1 -0
  22. package/translations/countries.es.json +1 -0
  23. package/translations/countries.fr.json +1 -0
  24. package/translations/countries.hr.json +1 -0
  25. package/translations/countries.hu.json +1 -0
  26. package/translations/countries.it.json +1 -0
  27. package/translations/countries.pt.json +1 -0
  28. package/translations/countries.se.json +1 -0
  29. package/translations/countries.si.json +1 -0
  30. package/translations/countries.tr.json +1 -0
  31. package/translations/glossary.ar.json +1 -0
  32. package/translations/glossary.de.json +1 -0
  33. package/translations/glossary.en.json +1 -0
  34. package/translations/glossary.es.json +1 -0
  35. package/translations/glossary.fr.json +1 -0
  36. package/translations/glossary.it.json +1 -0
  37. package/translations/glossary.pt.json +1 -0
  38. package/translations/glossary.se.json +1 -0
  39. package/translations/glossary.si.json +1 -0
  40. package/translations/glossary.tr.json +1 -0
  41. package/translations/items.ar.json +1 -0
  42. package/translations/items.cs.json +1 -0
  43. package/translations/items.de.json +1 -0
  44. package/translations/items.en.json +1 -0
  45. package/translations/items.es.json +1 -0
  46. package/translations/items.fr.json +1 -0
  47. package/translations/items.it.json +1 -0
  48. package/translations/items.pt.json +1 -0
  49. package/translations/items.se.json +1 -0
  50. package/translations/items.tr.json +1 -0
  51. package/translations/partners.ar.json +1 -0
  52. package/translations/partners.de.json +1 -0
  53. package/translations/partners.en.json +1 -0
  54. package/translations/partners.es.json +1 -0
  55. package/translations/partners.fr.json +1 -0
  56. package/translations/partners.it.json +1 -0
  57. package/translations/partners.pt.json +1 -0
  58. package/translations/partners.tr.json +1 -0
@@ -0,0 +1 @@
1
+ {"00a4a413-b81a-55ed-8395-f8514dc9b430":{"name":"Usturlap.","description":"Usturlap, saat kadranı formundadır. Biri sabit, altısı hareketli yedi plakadan meydana gelmiştir. Hareketli altı plaka, merkezde rozetli bir vida ile en alttaki yedinci plakaya tutturulmuştur. üzerlerinde meridyen, paralel daireleri ile astronomi ve astroloji ile ilgili terim ve isimler bulunan bu plakalar üzerine yerleştirilen, uçları kancalı bir gösterge çubuğu sayesinde 29 yıldızın yerleri tespit edilebilmekte ve bu yıldızlara göre de zaman ve uzaklık ölçülebilmektedir. \n \nUsturlabın eski Yunan Astronomu Hipparkhos (M.ö. 2. yy.) tararından keşfedildiğini yazan kaynaklar bulunmakla beraber, usturlabların en gelişmiş şekillerini Endülüs ve Magrib'de yaşayan Müslümanların kullandığı bilinmektedir.","short_description":"Usturlap, zaman ve uzaklık ölçümünde kullanılan, üzerinde paralel, meridyen daireleri ile astrolojik terim ve rakamlar içeren astronomi ile ilgili araçlardandır. M.ö. 2. yüzyılda keşfedilen usturlabın en gelişmişlerinin Endülüs ve Mağrip'te yaşayan Müslümanlar tarafından kullanıldığı bilinmektedir.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","initial_owner":"Hamairi ailesinden Muhammed bin Betüt.","dates":"H. 650- M. 1252.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Çapı: 17cm., boyu: 19cm.","method_for_datation":"üzerindeki kitabeden usturlabın İşbiliye (bugünkü Sevilla) şehrinde Hamairi ailesinden Muhammed bin Betüt adlı kişiye ait olduğu ve H. 650 / M. 1252 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır.","method_for_provenance":"Kitabesinde yer adı İşbiliye (Sevilla) olarak belirtilmektedir.","provenance":"İşbiliye (bugünkü Sevilla) şehri, İspanya.","obtention":"Topkapı Sarayı Müzesi hazinesinde iken 1964 yılında Müze'ye getirilmiştir.","bibliography":"ölçer, N. vd, *Türk ve İslam Eserleri Müzesi*, İstanbul, 2002, s.92","author":"Alev Özay"},"01ba3ae1-8519-57b8-8f50-9fd54d3152f2":{"name":"Çakırağa Konağı.","description":"Birgi Deresi'ne paralel çakırağa Sokağı'nda bulunan yapı üç katlı bir konaktır. U şekilli yapının orta ve üst katlarında dış sofalı plan şeması uygulanmıştır. Kiremit kaplı çatıyla örtülmüş yapıyı geniş bir saçak çevrelemektedir. Batısındaki dar sokağa bakan ana cephesinde dört adet eli belinde (konsol) üzerine oturan üç çıkma vardır. Cephenin alt kesimine iki kapı, kapıların üst hizası ile çıkmaların ön ve yan yüzlerine pencereler açılmıştır. \n \nAvluya bakan doğu cephesinde, her katta L biçimli birer sofa (hayat) bulunur. Orta ve üst katlarda sofanın uzun kenarının ortasına ahşap korkuluklu cumbayı andıran birer çıkma yapılmıştır. Bu çıkmaların küçük birer örneği de, sofanın kısa kenarında tekrarlanmıştır. \n \nüst katta, üç eyvan ile bu eyvanlar arasına ikişer oda yerleştirilmiştir. Ortadaki ana eyvan, sofaya üç kemerle açılır. Orta katta, benzer plan tekrarlanmakla birlikte, bu katta bir oda daha fazladır. Tüm mekanlar ahşap tavanla örtülmüştür ancak orta katın tavanı daha alçaktır. \n \nçakırağa Konağı'nın hem cepheleri hem de üst kat mekanları çeşitli duvar resimleriyle bezenmiştir. Resimlerin konusunu tek yapı ve yelkenli tasvirleri, manzaralar, çeşitli natürmortlar, çiçekler, ağaçlar, kartuşlar, boş madalyonlar, girlandlar, perde ve sütun motifleri oluşturur. \n \nKonağın en ilgi çekici resimlerini panoramik kent görünümleri oluşturur. Odalardan birinde İstanbul, diğerinde İzmir, sofada ise kaleli bir sahil kenti resimlenmiştir. çakırağa Konağı'nın İstanbul panoraması, duvar resimlerinde tutkuyla canlandırılan İstanbul görünümlerinin Anadolu'daki en görkemli örneğidir. Gerçeğe yakın bir gözlemin ürünü olan İzmir panoramasında ise kent, Kadifekale, Sarıkışla gibi bilinen yapılarıyla resimlenmiştir. önünde iskeleler, yelkenliler, kayıklar bulunan kaleli kıyı kentinin neresi olduğu belirlenememekle birlikte, sanatçı, Ege kıyılarında yer alan çeşme, Foça gibi kaleli bir merkezi düşsel olarak görüntülemiş olmalıdır. \n \nYapının ana cephesi ve üst katının sofa duvarları doğa içinde verilmiş çeşitli köşk tasvirleriyle bezenmiştir. Tek başlarına veya çeşitli kaplar içinde verilen çiçekler, kaselere yerleştirilmiş çiçek ve meyveler, gerçekmiş izlenimi veren perde motiflerinden oluşan renkli resimlerin yanı sıra; ana cephedeki ağaç, yelkenli, yel değirmeni, kuyu gibi motifler ile küçük köşk tasvirlerinden oluşan siyah renkli boyayla yapılmış örnekler de konağın zengin süsleme programını gösterir. \n \nçakırağa Konağı, ahşap işçiliği ile de önemli bir yapıdır. üst katta, ahşap tavanlarda çıtalarla bölünmüş geometrik panoların içlerine ay, yıldız, çiçek, meyve gibi çeşitli motifler resimlenmiştir. \n \nZengin süslemeleriyle Anadolu Türk konutları arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olan çakırağa Konağı'nı bezeyen resimler, geç dönem Anadolu Türk mimari süsleme sanatına yeni bir tür olarak katılmış duvar resimlerinin özgün örneklerindendir. \n \nResim çokluğuyla adeta bir resim müzesi görünümünde olan konak, bugün, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı bir müze olarak kullanılmaktadır.","short_description":"Gerek plan tasarımı gerekse kalemişi ve ahşap süslemeleriyle, Anadolu Türk evlerinin günümüze ulaşabilmiş özgün örneklerinden biridir. üç katlı yapının zemin katında servis mekânlarına, diğer iki katı ise yaşam mekânlarına ayrılmıştır. Hem cephelerini hem de üst kat mekânlarını bezeyen duvar resimleri arasında İstanbul ve İzmir'in panoramik görünümleri dikkati çeker. 1995'den beri müze olarak ziyaretçilere açıktır.","dates":"H. 13. / M. 19. yüzyıl.","location":"Birgi-Ödemiş, İzmir","method_for_datation":"İnşa tarihi hakkında farklı tarihler ileri sürülmektedir. çakıroğullarının Birgi'deki mezar taşlarından hareketle, 19.yy.ın ilk yarısında yapılmış olduğu düşünülmektedir. Konaktaki duvar resimlerinin özellikleri de, bu tarihlemeye uymaktadır. İzmir panoramasında görülen, bugün mevcut olmayan Sarıkışla binası 1243 / 1827-28 yılında tamamlanmıştır. Bu nedenle resimler bu tarihten sonra yapılmış olmalıdır. Resimlerin üslup özellikleri de zaten 19.yy.ın ilk yarısında İzmir ve çevresinde eser veren bir sanatçı atölyesine ait olduklarını göstermektedir.","bibliography":"Arık, R. *Batılılaşma Dönemi Anadolu Tasvir Sanatı*, Ankara 1976. \n \nEldem, S. “çakırağa Konağı”, *Türkiyemiz*, 1, 1970, 11-15. \n \nKuyulu, İ. “İzmir ve çevresindeki Bir Grup Duvar Resminin Düşündürdükleri”, *II. Uluslararası İzmir Sempozyumu*, İzmir 1998, 57-78. \n \nKuyulu, İ. “çakırağa Konağı”, *Birgi Tarihi, Tarihi Coğrafyası ve Türk Dönemi Anıtları* (ed. R. H. ünal), Ankara 2001, 141-152.","author":"İnci Kuyulu Ersoy","patrons":"Çakıroğlu Ailesi.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"026dea32-9637-5a90-8cb3-ddf63a376262":{"name":"Kıblenüma.","description":"Dairesel, kapaklı kutu formundadır. Ahşap üzerine lake (Edirnekari) tekniğinde yapılmıştır. Yüzeylerin süslemesinde kırmızı, pembe, siyah, mavi ve yeşil altın yaldız kullanılmıştır. Ana gövde üzerinde (kadran ) kadran ibresi ve pusula yer alır. Kıblenümanın etki alanları harita çizimleri ile belirtilmiştir. Alt bölümde ise haritada gösterilen coğrafi yer adları Arapça yazılmıştır. \n \nKapağın içinde üst bölümlerde yeşil zemin üstüne Mescid-ül Haram denilen şerefeli minareler, kubbeli revaklı avlusu içinde Kabe tasvir edilmiştir. Solunda Arafat ovasındaki kutsal mekanlar yer almaktadır. Sağ tarafta, ön planda cennet ve bereket meyvesi hurma ile zeytin ağaçları görülür. Arka plandaki boşluğu, kase içinde bolluk bereket sembolü nar tasvirleri doldurur. Narların arasından uzanan yapraklarla çerçevelenen kartuş zemini altın yaldızla boyanmıştır. İçinde gonca gül demeti bulunur. Hz. Muhammed'i sembolize ettiği bilinen gül demeti 18. yüzyıl Osmanlı edebiyat ve çiçek ressamlığının en sevilen motifidir. Dönemin süsleme unsurları olan tabak içindeki meyveler bolluk, bereket, ölümsüzlük, gerçeklik sembolüdür. Alt bölümde yazılı metinde İstanbul'da \"Barunü'l-Muhteri\" adlı sanatçı tarafından 1151 /1738 yılında yapıldığı ve aletin kullanımına ilişkin bilgiler yer alır. Kapağın dış yüzeyi altın yaldızlı zemin üzerine barok-rokoko üslubunda süslenmiştir. Akantus yaprakları ve kıvrım dallardan oluşan girlantlar arasında vazo içinde gül ve çiçek demetleri yer alır. Türk Rokokosu olarak da adlandırılan natüralist üslupta renklerin dengeli kullanımıyla işlenmiş çiçek demetleri arasında altı oval madalyon yerleştirilmiştir. Barok ve Rokoko üsluptaki madalyonların içi dönemin kalem işi duvar süslemelerinde görülen figürsüz manzara resimleri ile süslüdür. Göl manzaraları, kıyıda ağaçlar arasında evler, kasırlar, karşı kıyıdaki köy manzaraları derinlik etkisiyle verilmiştir. \n \nKıblenüma \"Kabe yönünü gösteren\" anlamına gelen elde taşınabilir büyüklükte yapılan astronomi aletlerindendir.","short_description":"Kıblenümalar, Müslümanların namaz kılarken ibadet yönüolan Kıble ve ibadet makamı olan Kâbe'yi gösteren, elde taşınabilir büyüklükte astronomi aletlerindendir. 13. / 19. yüzyıl sonlarına kadar kullanılmış olan kıblenümaların İstanbul üretimi olan bu örneği, Edirnekâri (lake) tekniğinde yapılmıştır.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","dates":"H. 1151 / M. 1738-39.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Çap: 31 cm.","method_for_datation":"Kapağın iç yüzündeki kitabede H. 1151 / M. 1738-39 tarihi verilmektedir.","method_for_provenance":"Kapağın iç yüzündeki kitabede İstanbul'da üretildiği belirtilmiştir.","provenance":"İstanbul.","obtention":"Eser müzeye İzmir Hisar Camisinden 1951 yılında getirilmiştir.","bibliography":"ölçer, N. vd. *In Pursuit of Excellence*, Milan 1996, s.88. \n \nölçer, N. vd. *Türk ve İslam Eserleri Müzesi*, İstanbul 2002, s.290-291.","author":"Gönül Tekeli","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"0356286a-7b78-54d7-b0a8-bf8bfd97a059":{"name":"Kabe Tasvirli Çini Pano.","description":"Beyaz zemin üzerine mavi, yeşil ve kırmızı renkler kullanılmıştır. Lacivert üzerine siyahla tahrirli zencirek motifli bir bordür ile çevrelenmiştir. Bu çerçeveyi mavi renkli palmetlerden oluşan, panonun üst kısmında mihrap şeklinde tamamlanan ikinci bir bordür zenginleştirmektedir. Mihrabın iki köşesi lacivert zemin üzerine yapılan geçme Rumilerle bezenmiştir. Mihrabın ortasında yine lacivert zemin üzerine dilimli Rûmilerle bezeli simetrik bir alınlık ve bu alınlığın altında siyah renk ve nesih hat ile yazılmış üç satırlık bir metin kısmı yer almaktadır. Metinde, Kur'an'dan III: 96-97 ayetleri yazılıdır. Bu ayetler; “Şüphesiz ki, insanlar yararına yeryüzünde ilk konulan ibadet evi alemler için mübarek olan ve doğru yolu gösteren Mekke'deki mabeddir. Onda açık ayetler, İbrahim makamı vardır. Kim oraya girerse her türlü saldırıdan güvencededir,” mealindedir. Bu metnin altında, mavi ve yeşil renklerle yapılmış bir dikdörtgenin içinde Mescid-ül Haram'ın resmi yapılmıştır. Revaklı bir avlu içine çizilerek tanıtılan Mescid-ül Haram'ın ortasında Kâbe yer almakta, revakların içinde bulunan tüm bina ve kapılar, makamlar, zemzem kuyularının resimleri çizilerek ve isimleri yazılarak tanıtılmaktadır. \n \nİslam dininin kutsal yerleri olan Mekke, Medine şehirleri ve bu şehirlerdeki kutsal makamları, camileri, kitaplarda tanıtmak, bu tanıtımı yaparken de resimlerle bir kez daha vurgulamak erken İslam devirlerinden itibaren görülmektedir. özellikle Eyyubi döneminde hazırlanmış olan ve müze koleksiyonunda da önemli bir yeri bulunan hac vekaletnamelerinde, bu kutsal mekanların resimleri detaylı olarak yapılmıştır. Dönem halifesinin sancağı ile başlayan bu belgelerde, Arafat dağı, Muzdalifa, Mescid-ül Haram, Medine ve hatta Kudüs'ün de resimlendirildiği bilinmektedir. Osmanlı sanatında da benzerleri yapılan hac vekaletnamelerinde de kutsal yerler resimle tanıtılmıştır. Mekke'deki Mescid-ül Haram'ın çini üzerine yapılan resimleri 10. / 16. yüzyılın sonlarından itibaren bazı camilerde de görülmektedir.","short_description":"Neslişah Sultan'ın Edirnekapı'daki camisi için İznik'te üretildiği kabul edilmektedir. Kâbe tasvirli çini panoların yapılmasındaki amaç, İslam dininin en kutsal makamı olan Kâbe'yi cami içinde ibadet ederken de hissedebilmekti.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","initial_owner":"Olasılıkla Neslişah Sultan (öl. 1579, Sultan II. Bayezid'in torunu)","dates":"H. 10. / M. 16. yüzyılın son çeyreği.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Yük: 62 cm. Gen: 34.","method_for_datation":"Eser, Neslişah Sultan'ın camisi için özel yapılmış olmalıdır dolayısıyla cami ile aynı döneme, 16. yüzyıl sonuna tarihlenmektedir.","method_for_provenance":"Malzeme, teknik ve kullanılan renkler, eserin İznik'te üretildiğini göstermektedir.","provenance":"İznik.","obtention":"Sultan II. Bayezid'in torunu Neslişah Sultan tarafından kendi adına yaptırılan İstanbul-Edirnekapı'daki Neslişah Sultan Camii'nden 1914 yılında Müze'ye getirilmiştir.","bibliography":"ölçer, N. vd, *Türk ve İslam Eserleri Müzesi*, İstanbul, 2002, s.282","author":"Cihat Soyhan","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"06ed79f1-03b2-5be9-b786-c734eba0438f":{"name":"Ulu Cami.","description":"Aydınoğlu Beyliği'nin kurucusu Mehmed Bey, 707 / 1308 yılında fethettiği Birgi'yi kendisine başkent yaparak, 712/1313 yılında Ulu Cami'yi inşa ettirmiştir. 735 / 1334 yılında ölen Mehmed Bey'in Türbesi, camiyle aynı avlu içinde yer alır. \n \nAydınoğlu Beyliği'nin erken tarihli yapılarından biri olan Birgi Ulu Camii, Anadolu'da sıklıkla karşılaşılan mihrap önü mekanı kubbeyle örtülmüş 5 sahınlı bazilikal planlı bir yapıdır. Yapıda inşa malzemesi olarak moloz taş, kesme taş ve mermer bloklar ve tuğla kullanılmıştır. Doğu ve güney cephesindeki mermer bloklar ile güneydoğu köşesindeki arslan heykeli devşirmedir. Cephelerinde iki sıra pencere vardır. Doğu ve kuzey cephelerinin ortasında mermerle inşa edilmiş birer taçkapı bulunur. Her iki taçkapı üzerinde de, birer inşa kitabesi bulunmaktadır. Minaresi, alışılmışın dışında, kıble duvarının batı ucuna bitişik inşa edilmiştir. Devşirme mermer bloklarla kaplanmış kübik kaide üzerinde tuğladan silindirik minare gövdesi yükselir. \n \nKareye yakın dikdörtgen planlı harimde, mihraba dik uzanan beş sahın, birbirinden sütunlar üzerine oturan sivri kemerlerle ayrılmıştır. Sütunlar ve başlıkları devşirme malzemedir. Orta sahın, yan sahınlardan daha geniş ve yüksektir. Harim, dıştan madeni levhalarla kaplanmış, iki yana eğimli ahşap bir çatıyla örtülüdür. Mihrap önünde kemerlerle oluşturulan kare alan pandantiflerle geçilen bir kubbeyle örtülmüştür. Güney duvarının ortasında bulunan mihrap nişi, dikdörtgen planlıdır. Güney duvarının batı ucunda minare girişi yer alır. \n \nBirgi Ulu Camii'nde, bol miktarda ahşap ve çini süsleme bulunur. Minarede firuze sırlı, sırsız tuğla ve çini mozaik süslemeler görülür. Mihrap patlıcan moru ve firuze renkli çini mozaiklerle süslüdür. Benzer çini mozaik süsleme, mihrap önü mekanını sınırlayan kemerlerden kuzeydekinde de bulunmaktadır. \n \nYapının minberi ve pencere kanatları 8. / 14. yüzyıl ahşap işçiliğinin önemli örneklerindendir. Ceviz ağacından kündekari tekniğinde yapılmış minberin tüm yüzeyleri yoğun bir süslemeye sahiptir. Üç, beş, sekiz ve on kollu yıldızlar ile dörtgen, altıgen ve sekizgenlerden oluşan geometrik kompozisyonlarda, herbir geometrik motifin yüzeyi grift bitkisel örneklerle bezenmiştir. Ayrıca, çoğu dinsel içerikli olan çok sayıda Arapça kitabe vardır. Kitabelerden minberin bani ve usta adı ile yapım tarihini veren üç kitabesi sağ yan yüzdedir. Bu kitabelerden, minberin Mehmed Bey tarafından, 722 / 1322 tarihinde, Muzaffereddin bin Abdülvahid isimli bir ustaya yaptırıldığı anlaşılmaktadır. 1995 yılında çalınan minberin kapı kanatları, Londra'da bir müzayedede satılırken yakalanmıştır. Yapının alt sıra pencerelerini örten ahşap kanatları da yoğun süslemelere sahiptir. Ceviz ağacından yapılmış kanatlar bitkisel ve geometrik motifli kompozisyonlarla süslenmiştir. Süslemelerin yanı sıra, dinsel içerikli kitabeler de bulunmaktadır. \n \nHalen işlevini sürdüren yapı, çeşitli onarımlar geçirerek günümüze ulaşmıştır.","short_description":"Aydınoğulları'nın ilk başkenti Birgi'deki Ulu Cami, beyliğin kurucusu Mehmed Bey tarafından yaptırılmıştır. Mehmed Bey'in türbesi de, yapının batısında bulunmaktadır. Beş sahınlı bazilikal plana sahip caminin mihrap önü bir kubbeyle örtülüdür. Çini mozaik mihrabı Selçuklu geleneğini sürdürürken, ahşaptan yapılmış minberi ve pencere kapakları 14. yüzyıl ahşap işçiliğinin en özgün örneklerindendir. Minberin kapı kanatları 1995 yılında çalınmış ancak Londra'da bir müzayedede satılırken yakalanarak geri alınmıştır.","dates":"H. 712 / M. 1313 ; Minber H. 722 / M. 1322.","location":"Birgi-Ödemiş, İzmir","method_for_datation":"Kuzey ve doğu taçkapıları üzerinde bulunan iki kitabe, benzer bilgileri içermektedir. Bu kitabelere göre, yapı, Aydınoğlu Mehmed Bey tarafından 712/1312-13 yılında inşa ettirilmiştir. Yapının minberinde bulunan kitabeden, minberin de Aydınoğlu Mehmed Bey tarafından 722/1322 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır.","bibliography":"Kuyulu, İ. “Birgi Ulu Cami”, *Erken Osmanlı Sanatı, Beyliklerin Mirası, Madrid, 1999, s. 71-72.* \n \nOral, Z., “Anadolu'da Sanat Değeri Olan Ahşap Minberler, Kitabeleri ve Tarihçeleri”, *Vakıflar Dergisi*, V, 1962, 23-77. \n \nÖnkal, H., “Birgi Ulu Camii ve Selçuklu Geleneğiyle İlişkisi Üzerine”, *I.-II. Milli Selçuklu Kültür ve Medeniyeti Semineri Bildirileri*, Konya 1993, s. 51-55. \n \nÖnkal, H., “Birgi Ulu Camii Hakkında Bazı Mülahazalar”, *9\\. Milletlerarası Türk Sanatları Kongresi, Bildiriler*, C. III, Ankara 1995, s. 31-35. \n \nÜnal, R. H., “Ulu Cami”, *Birgi Tarihi, Tarihi Coğrafyası ve Türk Dönemi Anıtları* (Yay. Haz. R.H.Ünal), Ankara 2001, s.59-79.","author":"İnci Kuyulu Ersoy","patrons":"Aydınoğlu Mehmed Bey.","architects":"Usta Muzaffereddin bin Abdülvahid.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"0733c67d-ccf5-56da-96ce-bd2ec24a4c83":{"name":"Kur’an-ı Kerim.","description":"Eser, ince aharlı kağıt üzerine nesih hat ve siyah mürekkeple yazılmıştır. Giiriş zahriyesi, çift sayfa halinde düzenlenmiş, serlevha sure başlıklarının yer aldığı çerçeveler ve hizip gülleri tezhiplerle süslenmiştir. Tezhiplerde, 9. / 15. yüzyıl Türkmen ve Timurlu etkileri gösteren bitkisel kompozisyonlar dikkati çekmektedir. \n \nEserin deri cildinin, dış kapakları siyah; iç kapakları kahverengi ve *kaat'ı*dır. Dış ve iç kapaklardaki simetrik düzenleme, palmet salbekli dilimli oval şemse ve yarım salbek biçimindeki köşebentlerden meydana gelir. Şemsenin yüzeyi çiçek, yaprak ve kıvrıkdallardan meydana gelen hatayi üslubunda bitkisel kompozisyonlarla bezenmiştir. Baskı tekniği ile çalışılan ciltte Memluk sanatının etkileri görülmektedir. \n \nFatih Sultan Mehmed (I. H. 848-850 / M. 1444-1446; II. H. 855-886 / M. 1451-1481) dönemi Osmanlı İmparatorluğu için fetihlerle geçen bir dönemdir. Bununla birlikte Fatih Topkapı Sarayı'nda oluşturduğu nakkaşhanesinde hazinesi için bir çok el yazması hazırlatıp resimletmiştir. önemli bir sanat koruyucusu olan Fatih Sultan Mehmed fethettiği ülkelerdeki sanatçıları da İstanbul'da sarayına davet etmiştir. Bu nedenle eserin cildinde Memluk, tezhibinde Türkmen ve Timurlu etkileri görülmektedir ve eser Kirmanlı bir hattat tarafından yazılmıştır. Bu eser ketebesi bulunmamakla birlikte, kalitesi dikkate alındığında Fatih'in hazinesi için hazırlanmış olmalıdır.","short_description":"Fatih Sultan Mehmet Topkapı Sarayı'nda bir nakkaşhane kurarak kitap sanatlarının gelişmesine öncülük etmiştir. 9. / 15. yüzyıl sonlarında hazırlanmış olan bu Kur'an, Fatih Sultan Mehmet dönemi kitap sanatını günümüze taşıması açısından önemlidir.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","initial_owner":"Asıl sahibi bilinmiyor. Eser üzerinde Sultan I. Mahmud (H. 1143-1168/ M. 1730-1754) ve Evkaf (Vakıf) müfettişi Derviş Mustafa’nın vakıf mühürleri vardır. Bu mühürlerden Kur’an’ın hangi yapıya ait olduğu tespit edilememekle birlikte bir cami veya türbeye okunmak üzere vakfedildiği anlaşılmaktadır.","dates":"H. 9. / M. 15. yüzyılın ikinci yarısı, 1470 civarı.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Boy: 41 cm. En: 29 cm.","method_for_datation":"Ketebesi olmamakla birlikte yazısı, cildi ve tezhiplerinin üslubu 9. / 15. yüzyıl sanatının özelliklerini yansıttığı için 9. / 15. yüzyıla, 1470 civarına tarihlenmektedir.","method_for_provenance":"Hattı, cildi ve tezhibindeki kalite eserin İstanbul'da Saray nakkaşhanesinde hazırlanmış olabileceğini düşündürmektedir. önemli bir sanat koruyucusu olan Fatih Sultan Mehmed fethettiği ülkelerdeki sanatçıları da İstanbul'da sarayındaki nakkaşhanesine davet etmiş ve kütüphanesi için pek çok el yazması hazırlatmıştır.","provenance":"İstanbul.","obtention":"1914 yılında Ayasofya I. Mahmud Kütüphanesi'nden getirilmiştir.","bibliography":"Artan, T., Denny W.B., çağman, F., *Palace of Gold and Light: Treasures from the Topkapı, İstanbul,* Washington D.C. 2000, A39 \n \nölçer, N. vd, *In Pursuit of Excellence,* İstanbul 1993, s.42, Pl. 16A-C, s: 45-47 \n \nRaby J.-Tanındı Z., *Turkish Bookbinding in the 15th Century*, London 1993, s. 50-51. \n \nRoxburgh, D.J. (ed.), *Turks a Journey of a Thousand Years, 600-1600,* London 2005, kat.no.247, s.290-91, 439.","author":"Sevgi Kutluay","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"099b8a8e-c136-533e-aaaf-0b2a502b6634":{"name":"Türk-İslam Eserleri Müzesi","description":""},"0a6a863f-3205-5785-8137-feaae00e4cbf":{"name":"Kırkçeşme Suları.","alternate_name":"Kemerburgaz Sukemerleri.","description":"H. 10. / M. 16. yüzyılda İstanbul'un nüfusu arttıkça su sıkıntısı çekilmeye başlandı. öykülere göre bir gün Kanuni Sultan Süleyman avlanırken gördüğü pınarların araştırılmasını ister. Hassa Başmimarı Sinan, araziyi inceleyerek kente su getirecek bir sukemeri sistemi inşasını önerir. H. 961 / M. 1554 yılında Kanuni'nin emriyle başlayan inşaat 970 / 1563 yılında tamamlanır fakat kısa süre sonra gerçekleşen sel felaketleri nedeniyle kısmen zarar görür. Derhal onarılarak 971 / 1564 yılında tekrar hizmete girer. İnşaatın tamamı yaklaşık 50 milyon akçeye mal olmuştur. \n \nKırkçeşme Su Tesisleri İstanbul'un yaklaşık 25 km kuzeybatısındaki çeşitli derelerden su toplar. Doğu ve Batı kolları, Kemerburgaz köyünün güneyinde birleşerek ana isale hattını oluşturur. 55x175 cm kesitli kapalı galerilerle kente su taşıyan sistem, 33 sukemeri, çok sayıda toplama ve dağıtım merkezine sahiptir. Toplam uzunluğu 54 kilometreye ulaşan isale hattı, kentin 34 metreden daha düşük kottaki semtlerine su sağlamıştır. 1029 – 1234 / 1620 – 1818 arasında inşa edilen çeşitli bentler ve isale hatları da sisteme bağlanmıştır. Sistemin küçük bir bölümü Kanuni'den önceki bir döneme, özellikle Eğrikapı ile Cebeciköy arasındaki kısım Fatih dönemine aittir. Kovuk Kemer gibi bazı bölümler kısmen Bizans kalıntılarının üzerine inşa edilmiştir. \n \nSukemerleri: 33 sukemerinden beş tanesi iki ya da üç katlı kemerleri ve uzunluklarıyla anıtsaldır. İki katlı Paşa Kemeri (Balıkzade) 102 metre uzunluğunda, 16.4 metre yüksekliğindedir. 711 metre uzunluğundaki Uzunkemer 25 metre yüksekliğinde ve iki katlıdır. üstteki sıvalı galerisi 60x175 cm olup taş levhalarla örtülüdür. Kovuk (Kırık) Kemer 408 metre uzunluğa ve 35 metre yüksekliğe sahip olup, 90 derecelik açıyla kıvrılır. Birinci kısım tek katlı iken ikinci kısım üç katlıdır. Tüm sistemin en muazzam eseri olan Mağlova (Muallak) Kemeri ise 258 metre uzunluğa, 36 metre yüksekliğe sahiptir. Sekiz büyük ve sekiz küçük kemer gözüyle iki katlıdır. Yine iki katlı Güzelcekemer (Gözlücekemer) ise 165 m uzunlukta ve 34.5 metre yüksekliktedir. Diğer önemli sukemerleri arasında tek katlı olan Ayvad (195 m), Kurt (305 m), Karakemer (62.6 m), Balıklıkemer (125 m) ve Valide Kemeri (38.8 m) sayılabilir. \n \nTamamı taş işçiliğiyle inşa edilen sistemde bosajlı taş kullanımı dikkat çeker. \n \nBaşlangıçta sistem, 135'i Kanuni tarafından vakıf olarak inşa ettirilen 300'den fazla çeşmeye su sağlıyordu. Daha sonraki eklemelerle bu sayı 580'e ulaştı. Sistemin, İstanbul kent surları dışında kalan kısmı 400 seneyi aşkın bir süredir halen kullanılmaktadır.","short_description":"Mimar Sinan'ın Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle İstanbul'un su sorununu çözmek amacıyla inşa ettiği Kırkçeşme tesisleri, 33 su kemeri ile çok sayıda toplama ve dağıtım merkezinden oluşmaktadır. Başlangıçta 300'den fazla, daha sonra 580 çeşmeye su sağlayan sistemin İstanbul kent surları dışında kalan kısmı günümüzde halen kullanılmaktadır.","dates":"H. 971 / M. 1564.","location":"Kemerburgaz, İstanbul","method_for_datation":"Sistemin inşa tarihleri Sinan tarafından Sai Mustafa çelebi'ye dikte ettirilen *Tezkiretü'l Bünyan* ve *Tezkiretü'l Ebniye* adlı eserlerde verilmektedir. Yine Sinan'ın bizzat kendi tarafından kaleme alınan *Tevzi Defteri*'nde ise sistemin sur içi kısımları hakkında ayrıntılı bilgi yer alır.","bibliography":"çeçen, K. *Sinan's Water Supply System in Istanbul*, Istanbul 1992. \n \nçeçen, K. “Kırkçeşme Tesisleri,” *Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi* Vol. 5, Istanbul 1994, 1-4. \n \nçeçen, K. *İstanbul'un Osmanlı Dönemi Su Yolları*, Istanbul, 1999, 33-117. \n \nSai, M.ç. *Tezkiretü'l-Bünyan*, İkdam Matbaası, 1315 (Tezkiretü'l-Bünyan, Osmanlıca baskı). \n \nMeriç, R.M. (derleyen) *Mimar Sinan, Hayatı, Eseri I, Mimar Sinan'ın Hayatına, Eserlerine Dair Metinler*, Ankara 1965.","author":"İnci Türkoğlu","patrons":"Kanuni Sultan Süleyman (926-974 / 1520-1566).","architects":"Mimar Sinan, yardımcısı Kiriz Nikola.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"0a943548-7b2c-5a1e-bc18-ee6c51b3f312":{"name":"İshak Paşa Külliyesi","description":""},"0afb07c7-d990-5e79-bd49-887538f39196":{"name":"II. Murad Hamamı","description":""},"0b7a560c-ccea-5a53-b5f6-dd37947d3fe5":{"name":"Ulu Cami Külliyesi","description":""},"0c91277f-aa2e-5f02-a58b-bbc2b95f023d":{"name":"Kilitbahir Kalesi.","description":"Osmanlı sultanı II. Mehmed'in çanakkale Boğazı'nı kontrol altında tutmak amacıyla, boğazın en dar yerine, Kale-i Sultaniye'nin karşısına inşa ettirdiği ikinci kaledir. Konumu nedeniyle, “Kilidü'l-Bahr”, yani “denizin kilidi” adı verilen kale, planı bakımından Türk kaleleri içinde özel bir yere sahiptir. Gerisinde kurulan Kilitbahir Köyü, adını bu kaleden almıştır. \n \nYaklaşık olarak 220m x 120m. boyutlarında dikdörtgen bir alana oturan Kilitbahir Kalesi, iki dış kale, bir iç kale ve iç kalenin ortasındaki kuleden oluşmaktadır. İlk inşaattan, yani Fatih Sultan Mehmed döneminden kalan kuzeydeki dış kale, 4 m yükseklikte surlarla çevrilidir. Surların sahile paralel uzanan bölümü günümüze ulaşamamıştır. önceleri, kuzey ve güneydeki iki açıklıktan girilen dış kalenin çevresinde büyük hendekler bulunduğu ve giriş açıklıklarına hendekler üzerindeki asma köprülerle ulaşıldığı bilinmektedir. Hendekler sonradan doldurulduğu için günümüze ulaşamamıştır. \n \nGüneydeki ikinci dış kale, 948 / 1542 yılında, Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilmiştir. Güneydoğu ucunda 21 m. çapında, daire planlı, kubbeyle örtülü anıtsal bir kule yükselmektedir. Kuzeydeki dış kalenin ortasında yer alan iç kale, plan bakımından üç yapraklı bir yoncaya benzemektedir. 7 m. kalınlıkta surlarla çevrelenen iç kale, üç ayrı avlu ve ortadaki yedi katlı kuleden oluşmaktadır. Kendi aralarında birer giriş açıklığıyla ilişkilendirilen avlulardan sadece ikisine dış kaleden girilebilmekte; ortada yer alan 30 m. yükseklikteki yedi katlı kulenin bulunduğu avluya ise dış kaleden ulaşılamamaktadır. Böylece, kaleyi ele geçirmek isteyenlerin kuleye ulaşması güçleştirilmiştir. Ana hatlarıyla bir kalp şeklinde düzenlenmiş olan kulenin, ahşap döşemeli yedi kattan oluştuğu; bu katlara, duvar içine yerleştirilmiş ahşap merdivenlerle çıkıldığı anlaşılmaktadır. Merdivenler ve ahşap döşemeler günümüze ulaşamamıştır. \n \nKilitbahir Kalesi, düzgün kesme taş, kaba yonu taş ve moloz taşlarla inşa edilmiştir. Mimari özellikleri bakımından ilginç olmasına karşılık, süsleme açısından sade bir yapıdır. İç kale duvarlarının üst kesimlerinde yer alan tuğlayla oluşturulmuş güneş kursları, rozetler ve meander motiflerinden oluşan şeritler başlıca bezeme unsurlarıdır. \n \nFatih Sultan Mehmed döneminde, çanakkale Boğazı'nı korumak amacıyla inşa edilen Kilitbahir Kalesi, 948 / 1542'de, Kanuni Sultan Süleyman döneminde güneyine eklenen ikinci dış kaleyle genişletilmiştir. 1955-56 ve 1967-68 yıllarında çeşitli onarımlar geçiren kale, günümüzde ziyaret edilebilmektedir.","short_description":"Stratejik konumu nedeniyle Kilidü'l-Bahr yani Denizin Kilidi adı verilen Kilitbahir Kalesi, çanakkale'deki Kale-i Sultaniye'nin karşısında, Rumeli yakasındadır. İki dış kale, bir iç kale ve iç kalenin ortasındaki kuleden oluşan Kale, özellikle iç kale ve kulesinin plan şeması bakımından dikkat çekicidir. üç yapraklı yoncaya benzeyen iç kale ve kalp şeklinde düzenlenmiş yedi katlı kule, yapıyı diğer Osmanlı kaleleri arasında ayrıcalıklı kılmaktadır.","dates":"H. 867 / M. 1463.","location":"Kilitbahir - Eceabat, Çanakkale","method_for_datation":"Yapının inşa kitabesi yoktur. çeşitli tarihi belgelerden hareketle yapının 866 / 1463'de, Sultan II. Mehmed'in emriyle, Yakup Paşa nezaretinde, çanakkale'deki Kale-i Sultaniye ile birlikte inşa edildiği kabul edilmektedir. Güneyde yer alan ikinci dış kale, güneydoğu ucundaki kulenin giriş açıklığı üzerindeki kitabeye göre 948 / 1542'de Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilmiştir.","bibliography":"Ayverdi, E.H., *Osmanlı Mimarisinde Fatih Devri (1451-1481)*, IV, İstanbul 1974, s. 790-804. \n \nçakmak, Ş., *Erken Osmanlı Sanatı, Beyliklerin Mirası*, Madrid, 1999, s. 165-167.","author":"Şakir Çakmak","patrons":"Sultan II. Mehmed (H. 855-886 / M. 1451-1481).","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001","monument_contact":{"address":"Kilitbahir köyündedir."}},"18596656-a9a0-5c8f-82d8-4fbb0a6a45db":{"name":"İbrahim Paşa Sarayı.","alternate_name":"At Meydanı Sarayı; Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","description":"Bizans Döneminde toplumsal hayatın kalbinin attığı yer olan Hipodrom, At Meydanı olarak bilindiği Osmanlı Döneminde de önemini ve işlevini korumuştur. İbrahim Paşa Sarayı, antik Hipodrom'un batı oturma sıralarının kalıntıları üzerine olasılıkla II. Bayezid döneminde inşa edilmiştir. Genelde ahşap ağırlıklı geleneksel Osmanlı sivil mimarisinin aksine İbrahim Paşa Sarayı tuğla ve taş ile kargir olarak bir yamaç üzerine inşa edilmiştir. Eski kaynaklarda, demir kapıları olan kaleye benzer bir yapı olarak anlatılmaktadır. \n \nSaray, revaklarla çevrili dört avlu etrafında inşa edilmiştir. At Meydanı ve Sultan Ahmet Camii'ne bakan ana cephe, kot farkından dolayı bodrum, zemin ve üst kattan olmak üzere üç katlıdır. Birinci ve ikinci avlular At Meydanı'na bakarken üçüncü ve dördüncü avlular içe dönüktür. Birinci avludan saraya iki giriş vardı. İkinci avluda zemin kat, avluya dik uzanan beşik tonozları taşıyan kalın payeli sürekli bir mekandır. üst katta ise kuzey ve güneyde kubbeli revakların gerisinde kubbeli odalar yer alır. Güneyde, sünnet ve düğün gibi kutlamalar için buraya gelen sultan için ayrılmış Divanhane yer alır. Yazlık divanhane ahşap direklerin taşıdığı ahşap bir üst örtüye ve de sultanın geçitleri izlediği At Meydanı'na bakan bir balkona sahiptir. Osmanlı el yazmalarında sultanı, At Meydanı'ndaki kutlamaları izlerken betimleyen çok sayıda minyatür yer alır. Hemen batısında ise kışlık divanhane bulunur. \n \nüçüncü avlu, üç yandan U biçimli bir yapı ile kuşatılmıştır. Zemin katı sürekli, tonozlu bir galeri olup üst katı ise kubbeli odaların önünde kubbeli revaklara sahiptir. Bugün İstanbul Adliyesi Arşivleri burada korunmaktadır. Sarayın dördüncü avlu kısmı ve bitişiğindeki ahırlar 1939 yılında Adliye inşaatı sırasında yıkılmıştır. \n \nDeprem, yangın ve ayaklanmalar sırasında gördüğü zarar nedeniyle çok kez onarım ve değişikliğe uğrayan İbrahim Paşa Sarayı, bugün İstanbul'da halen ayakta bulunan Osmanlı devlet erkanına ait tek yapıdır. Birinci avlu, onun ve kısmen üçüncü avlunun önüne inşa edilen Tapu Dairesi'nin gerisinde kısmen bir başka geç Osmanlı yapısı tarafından işgal edilmiştir. 1966 -1983 yılları arasında gerçekleştirilen son restorasyondan sonra 1984 yılında Türk ve İslam Eserleri Müzesi buraya taşınmıştır.","short_description":"Kanuni Sultan Süleyman'ın, Atmeydanı Sarayı'nı tamir ettirerek 1521 yılında, ilk sadrazamı İbrahim Paşa'ya hediye ettiği ve paşanın adıyla anılan yapı, İstanbul sarayları arasında günümüze ulaşan tek sadrazam sarayıdır. Sünnet ve düğün gibi kutlamalar için sultanlar tarafından da kullanılan yapı, çeşitli değişiklikler geçirerek günümüze ulaşmıştır. 1966-1983 yılları arasında yapılan son restorasyondan bu yana, Türk-İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır.","dates":"Olasılıkla II. Bayezid döneminde (15. yy sonu, 16. yy başı) inşa edilmiştir. Eldeki ilk yazılı kaynak yapının 926-927 / 1520-1521 yıllarında Kanuni tarafından onarıldığından söz etmektedir.","location":"Sultanahmet, İstanbul","method_for_datation":"Solak-zade Tarihi, Celalzade Mustafa çelebi, Marino Sanuto, Hans Dernschwam gibi vekayinameler ve Topkapı Sarayı arşivlerindeki belgelere dayanılarak tarihlenmektedir.","bibliography":"Atasoy, N., *İbrahim Paşa Sarayı*, Istanbul 1972. \n \nçetintaş, S., *Saray ve Kervansaraylarımız Arasında İbrahim Paşa Sarayı*, Istanbul 1939. \n \nMüller-Wiener, W., Bildlexikon zur Topographie Istanbuls, Tübingen 1977, pp.492-494. \n \n*Museum of Turkish and Islamic Art*, Istanbul 2002, pp. 19-25. \n \nOrgun, Z., *İbrahimpaşa Sarayı*, Istanbul 1939. \n \nTayla, H., “İbrahim Paşa Sarayı Restorasyonu,” *Mimaride Türk Milli üslubu Semineri*, Istanbul 1984, pp.129-133.","author":"İnci Türkoğlu","patrons":"II. Bayezid (886-918 / 1481-1512), Kanuni Sultan Süleyman (926-974 / 1520-1566), İbrahim Paşa (Kanuni Sultan Süleyman’ın 929-942 / 1523-1536 yılları arasında sadrazamı), ve çok sayıda sultan, paşa, kaptan-ı derya.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"1e0c9215-79ce-5adf-be3e-ef5843a0c009":{"name":"Ağzıkara Han.","alternate_name":"Ribat-ı Hoca Mesud, Kervansaray-i Hoca Mesud, Hoca Mesud Kervansarayı","description":"Açık avlu ile kapalı bölümden oluşan Ağzıkara Han, Anadolu Selçuklu Dönemi avlulu kervansaraylarının önemli örneklerinden biridir. Moloz taşın dolgu malzemesi olarak kullanıldığı yapıda, köşe kuleleri ve payandalarla desteklenen yüksek kalın duvarlar, tonoz olan üst örtü, payeler ve kemerler düzgün kesme taşla kaplanmıştır. Cephelerin üst kesimlerindeki mazgal pencerelerle aydınlanan yapının avlusuna kuzey cephesine yerleştirilmiş taçkapıdan girilir. Taçkapının batısındaki duvarın iç ve dış yüzüne sırt sırta gelecek şekilde, iki çeşme yapılmıştır. \n \nEyvanlı avlu şemasını sahip kareye yakın planlı avluda, giriş eyvanının batısı ile batı kenarının bir bölümünde çift revak; girişin doğusu ile karşı cepheyi oluşturan güney cephede ve batı cephesinin güney ucunda kapalı mekanlar yer alır. Avlunun doğu cephesi ortasında ise kapalı bölüm taçkapısı bulunur. \n \nAvlunun ortasında, dört ayak ve bunları bağlayan sivri kemerlerle oluşturulmuş kare baldaken üzerine oturtulmuş köşk mescide doğu cephesinde bulunan çift kollu bir merdivenle ulaşılır. İçten 4 m. X 4 m. ölçülere sahip kare planlı mescid, mukarnaslı tromplarla geçilen bir kubbeyle örtülmüştür. Mescidin altında bulunduğu söylenen şadırvan bugün mevcut değildir. \n \nKareye yakın dikdörtgen planlı kapalı bölüm doğu-batı yönünde uzanan bir ana sahın ile bu sahna kuzey ve güneyden dik uzanan tonozlarla örtülmüş altışar sahından oluşur. Ana sahında bulunan aydınlık kubbesi de, köşk mescid kubbesi gibi mukarnaslı tromplar üzerine oturtulmuştur. \n \nTasarım ve süslemeleriyle benzer özellikler gösteren Ağzıkara Han'ın iç ve dış taçkapıları geometrik motifli bezemelere sahiptir. Köşk mescid mihrabında da çeşitli gülbezek motiflerine yer verilmiştir. \n \nAnadolu Selçuklu kervansaraylarında avlu ve kapalı bölüm taçkapıları genelde aynı eksene konumlandırılmışken bu yapıda değişik bir uygulamaya gidilerek avlu taçkapısı yan cepheye yerleştirilmiştir. Yapı, avlusundaki köşk mescidiyle de Anadolu'daki nadir örneklerden biridir.","short_description":"Avrupa'yı Asya'ya bağlayan Anadolu'da ticaretin ana eksenini oluşturan Konya-Kayseri yolu üzerindedir. Anadolu Selçuklu Dönemi avlulu kervansaraylarının önemli örneklerinden olan yapı, kapalı bölüm ile açık avludan oluşmaktadır. Köşe kuleleri ve payandalarla desteklenen yüksek kalın sağır duvarlarıyla bir kale gibi korunaklı inşa edilmiştir. Anadolu'da, açık avlusunda köşk mescid bulunan az sayıdaki han örneğinden birisidir.","dates":"Kapalı kısım Şaban 628 / Haziran 1231; Avlu Şaban 637 / Şubat 1240.","location":"Ağzıkarahan, Aksaray","method_for_datation":"Yapının kapalı bölüm ve açık avlu taçkapıları üzerinde birer inşa kitabesi mevcuttur. Bu kitabelerden kapalı bölümün Sultan Alaeddin Keykubad Dönemi'nde, Şaban 628 / Haziran 1231'de; açık avlunun ise Sultan II. Keyhüsrev zamanında, Şaban 637 / Şubat 1240'da, Abdullah oğlu Mesud tarafından inşa ettirildiği anlaşılmaktadır.","bibliography":"Erdmann, K. *Das Anatolischer Karavansaray des 13. Jahrhunderts, Katalog*, Berlin 1961. \n \nErsoy, B. “Witness of the Past: Caravanserais”, *Along Ancient Trade Route Seljuk Caravanserais and landscapes in Central Anatolia*, Belgium, 1996, 50-78. \n \nKonyalı, İ. H. *Abideleri ve Kitabeleriyle Niğde Aksaray Tarihi I*, İstanbul 1974. \n \nKuyulu, İ. “Anadolu Selçuklu Kervansarayları ile Orta Asya Kervansaraylarının Karşılaştırılmasına Yönelik Bir Deneme”, *Sanat Tarihi Dergisi*, VIII, 1996, 51-79. \n \nözgüç, T. - Akok, M. “Ağzıkara Han”, *Yıllık Araştırmalar Dergisi*, I, 1957, 93-104.","author":"İnci Kuyulu Ersoy","patrons":"Abdullah oğlu Hoca Mesud.","monument_contact":{"address":"Konya-Kayseri yolu üzerinde, Aksaray’ın 15 km. kuzeydoğusundaki Ağzıkara Han Köyü."}},"1ec987ae-53da-5c49-82b6-11e6d197b63e":{"name":"II. Bayezid Külliyesi","description":""},"211f1619-c756-5238-9a42-4d6a3d0a8e5a":{"name":"İsa Bey Camii","description":""},"21979064-bb4f-57a3-8990-b944ae319b20":{"name":"Tılsımlı Gömlek.","description":"Yuvarlak yakalı olan gömleğin önü göbek hizasına kadar açıktır. Gömleğin tüm yüzeyi Kur'an ayetleri, dualar, vefk ve cifrlerle bezelidir. Gömleğin ense-sırt kısmına gelen bölümünde renkli boya ile yapılmış natüralist çiçeklerden oluşan bir süsleme bulunmaktadır. \n \nTılsımlı gömleklerin üzerine en çok Kur'an sure ve ayetleri yazılmıştır. Bunların yanı sıra Allah'ın güzel ad ve sıfatları (Esma-ül Hüsna), bazı peygamberlerin adları, dört büyük meleğin adları, Hz. Muhammed'in mührü ve onu yücelten şiirler, bazen de Hilye-i Resul yazılır. Gömleklerin üzerinde bazen Hz. Fatma'nın, oğulları Hasan ve Hüseyin'in, dört halifenin isimlerine ve burçların adlarına rastlanmaktadır. Tılsımlı gömleklerin hemen hepsinde sihirli güç ve anlamları olduğuna inanılan sayı ve harflerden oluşan vefk ve cifrler bulunmaktadır. Müze koleksiyonunda çeşitli türbelerden gelen birçok tılsımlı gömlek bulunmaktadır.","short_description":"Tanrının buyruğu olan Kur'an ayetleri, ibadet amacıyla okunmasının yanı sıra koruyucu güç sembolü olarak da algılanmıştır. Bazen bir muska küçüklüğünde boyunlarda taşınmış, bazen bir giysinin tüm yüzeyini kaplamış ve ''Tılsımlı Gömlek'' olarak adlandırılmıştır.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","initial_owner":"Olasılıkla Yıldırım Bayezid (791-804 / 1389-1402).","dates":"H. 8. / M. 14. yüzyılın sonu – H. 9. / M. 15. yüzyılın başı.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"100 x 120 cm.","method_for_datation":"Tılsımlı gömleğin rengi, yazıları, ve üzerindeki natüralist çiçek bezemesi dolayısıyla, Osmanlıların ilk kuruluş yıllarında yapıldığı ve Yıldırım Bayezid tarafından da kullanıldığı düşünülmektedir.","provenance":"Bursa.","obtention":"1914 yılında Bursa Yıldırım Külliyesindeki Yıldırım Bayezid Türbesinden getirilmiştir.","bibliography":"ölçer, N., vd, *Türk ve İslam Eserleri Müzesi*, Akbank Yayınları, İstanbul, 2002, s.248-249.","author":"Alev Özay","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"22150b87-77da-5bd3-85bc-5d2ac0dde06a":{"name":"Yıldırım Külliyesi","description":""},"24fec71e-4f6e-5696-a9bf-564b9cca012c":{"name":"Yeşil Külliye.","description":"Cami, medrese, türbe, imaret ve handan oluşan Yeşil Külliye, eğimli bir arazi üzerine inşa edilmiştir. Külliye yapıları, özellikle 1855 yılındaki depremde büyük zarar görmüştür. Han, günümüzde mevcut değildir. Yakın zamana kadar harap durumda olan imaret ise, onarılarak kafe olarak kullanılmaya başlanmıştır. \n \n“*Tabhaneli camiler”* plan şemasında inşa edilmiş cami, bir orta avlu çevresine yerleştirilmiş harim ve dört tabhane mekanı ile orta avluya açılan iki eyvandan oluşmaktadır. Avlunun ortasında bir şadırvan vardır. Giriş kanadındaki iki tabhane mekanı yıldız tonozla; diğer mekanlar birer kubbe ile örtülüdür. Yapının giriş kanadının üst katında hünkâr mahfili bulunmaktadır. Kuzey cephesindeki konsollardan, beş birimli bir son cemaat yeri yapılmasının planlandığı, ancak hiç inşa edilmediği anlaşılmaktadır. Kuzey kanadının iki köşesinde yer alan minareler XIX. yüzyılda inşa edilmişlerdir. \n \nCaminin taçkapısı, dış mihrapları ve pencere alınlıkları, taş üzerine kabartma tekniğinde yapılmış, girift bitkisel motifler ve yazılarla süslenmiştir. Caminin içinde yoğun çini süsleme vardır. Duvarlar belli bir yüksekliğe kadar lacivert, koyu yeşil, firuze ve siyah renkli altıgen ve üçgen çini plakalarla kaplıdır. Mihrapta, kemer karınlarında ve tavanlarda yer alan, renkli sır tekniğindeki zengin çini süslemelerin bitkisel motiflerinde beyaz, sarı, mavi ile yeşilin değişik tonları ve altın yaldız kullanılmıştır. Tabhane odalarındaki ocak nişleri ve dolaplarda zengin alçı süslemeler bulunur. Nakkaş İlyas Ali oğlu Ali tarafından yapılmış kalemişi süslemeler, 1855 depremi sonrasında yapılan onarımda büyük ölçüde yok olmuştur. \n \nCaminin batısındaki medrese, bir avlu çevresine yerleştirilmiş küçük mekanlar ile güney kanadının ortasında yer alan, kubbeli dershane eyvanından oluşur. Avlunun üç kenarı revaklıdır. Yapıda bulunan izlerden medresenin iki katlı planlandığı, ancak ikinci katın inşa edilmediği anlaşılmaktadır. \n \nBatı eyvanını örten aynalı manastır tonozunu kaplayan kabartmalı çiniler ve pencere alınlıklarındaki çini mozaik tekniğindeki süslemeler, medresedeki süslemelerin en dikkati çekenleridir. Medrese, günümüzde Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır. \n \nKülliyenin banisi Sultan I. Mehmed'e ait olan türbe, caminin güneyindedir. üzeri bir kubbe ile örtülü sekizgen planlı türbenin cenazelik katı da vardır. Güney duvarında çinilerle süslü anıtsal bir mihrap da bulunan türbede, I. Mehmed'inki ile birlikte dokuz sanduka vardır. Türbenin dış ve iç duvarları firuze renkli, altıgen ve dikdörtgen çini plakalarla kaplıdır. Sultan I. Mehmed'in sandukası, dikdörtgen şekilli altlığıyla birlikte, renkli sır tekniğinde yapılmış çinilerle süslüdür. Sanduka üzerindeki kitabede I. Mehmed'in Cemaziyelevvel 824/ Mayıs 1421 tarihinde vefat ettiği yazılıdır. Türbenin ahşap kapı kanatlarının süslemeleri Tebrizli Ahmed oğlu Hacı Ali tarafından yapılmıştır. \n \nKülliyedeki yapıları süsleyen çinilerin yapımında, Muhammed Mecnun idaresindeki Tebrizli çini ustaları çalışmıştır.","short_description":"Osmanlıların Ankara Savaşı'nda (1402) yenilgisiyle başlayan ve Fetret Devri adı verilen iktidar kavgalarından sonra başa geçen Sultan I. Mehmed, bu külliyeyi inşa ettirerek adeta devletin gücünü göstermek istemiştir. I. Mehmed'in ani ölümü nedeniyle külliye inşaatı yarım kalmıştır. Külliyede yer alan türbe, I. Mehmed'in ölümünden sonra tamamlanmış; ancak, medresenin ikinci katı inşa edilememiştir.","dates":"H. Zilhicce 822 / M. Aralık 1419-Ocak 1420.","location":"Bursa","method_for_datation":"Caminin taçkapısındaki kitabelerden caminin, Sultan I. Mehmed tarafından Zilhicce 822/Aralık 1419-Ocak 1420 tarihinde Ahi Bayezid oğlu Hacı İvaz'a yaptırıldığı yazılıdır. Külliyedeki diğer yapıların da aynı tarihlerde tamamlandığı düşünülmektedir. \n \nCaminin hünkâr mahfilindeki kitabeden, Nakkaş Ali oğlu Ali tarafından yapılan süslemelerin Ramazan 827/Ağustos1424 tarihinde tamamlandığı yazılıdır.","bibliography":"Ayverdi, E.H., *Osmanlı Mi'mârisînde çelebi ve II. Sultan Murad Devri 806-855 (1403-1451),* II. Baskı, İstanbul, 1989. \n \nBaykal, K., *Bursa ve Anıtları*, II. Baskı, Levent, 1982. \n \nBeşbaş, N.-Denizli, H., *Türkiye'de Vakıf Abideler ve Eski Eserler (Bursa il merkezi)*, III, Ankara, 1983. \n \nDemiralp, Y., *Erken Osmanlı Sanatı, Beyliklerin Mirası*, Madrid, 1999, s. 97-98. \n \nGabriel, A., *Une Capitale Turque Brousse Bursa*, Paris, 1958. \n \nWilde, H., *Brussa*, Berlin, 1909.","author":"Yekta Demiralp","patrons":"Sultan I. Mehmed (H. 816-824 / M. 1413-1421).","architects":"Ahi Bayezid oğlu Hacı İvaz, Muhammed Mecnun, İlyas Ali oğlu Ali, Tebrizli Ahmed oğlu Hacı Ali.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001","monument_contact":{"address":"Yeşil semti."}},"261f0a9a-c6d4-50fb-8f47-5faf9d78efd6":{"name":"Kale-i Sultaniye.","alternate_name":"Çimenlik Kalesi; Askeri Müze.","description":"Osmanlı Sultanı II. Mehmed (Fatih), İstanbul'un fethinden bir süre sonra, çanakkale Boğazı'nı kontrol altında tutabilmek amacıyla, boğazın en dar yerinde, biri Anadolu, diğeri Rumeli yakasında olmak üzere iki kale inşa ettirmiştir. Anadolu yakasındaki kale, bugün çanakkale kent merkezinde yer alan ve kente adını veren, Sultaniye (Çimenlik) Kalesi'dir. Kaleyi 11. / 17. yüzyılda gören Fransız gezgin Grelot, kalede, bazıları karşı sahile mermi atabilen 28 büyük top bulunduğunu söylemekte ve çanakkale'yi kalenin gerisindeki 3000 nüfuslu büyük bir köy olarak tanımlamaktadır. \n \nKale-i Sultaniye, yaklaşık 110 x 160 metre boyutlarında, dikdörtgen planlı bir yapıdır. Surlarla çevrili bir dış kale, bir iç kale, iki mescit ve bir cephanelikten oluşmaktadır. Dış kaleyi çevreleyen surlar, çok sayıda kule ve burçla donatılmıştır. Surların kalınlıkları 4.50 ile 7 metre arasında değişmektedir. Kaleye, kuzey cephesinin ortasındaki basık kemerli açıklıktan girilmektedir. Açıklık üzerinde yer alan kitabeden 978 / 1571'de onarıldığı anlaşılmaktadır. \n \nİç kale, 30 x 42 metre boyutlarında, 20 metre yükseklikte, 7 metre kalınlıkta duvarlara sahip, üç katlı bir yapıdır. Kuzeyinde yer alan basık kemerli giriş açıklığı önündeki sahanlık üzerinde, rivayete göre Fatih Sultan Mehmed'in oturduğu, mermerden, kırık koltuk vardır. \n \nMescitlerden ilki, dış kalenin kuzey cephesinin ortasındaki kuleye bitişiktir. Fatih döneminde inşa edildiği kabul edilen mescidin, şerefeden yukarısı yıkılmış bodur bir minaresi vardır. Diğer mescit, iç kalenin güneybatı köşesindedir. Sultan Abdülaziz döneminde (1278-1293 / 1861-1876), dış kalenin batı kesimindeki toprak tabyalarla birlikte inşa edilmiştir. Avlunun doğusunda yer alan cephanelik, 2.30 metre kalınlıkta duvarları olan, 5 metre çapında daire planlı bir yapıdır. \n \nDış kale surlarıyla iç kale, cephanelik ve iki mescidin duvarları, kabayonu taş ve moloz taşlarla inşa edilmiştir. Dış kale, iç kale ve Fatih dönemine ait mescidin giriş açıklıklarını örten kemerlerde ise düzgün kesme taşlar kullanılmıştır. \n \nKale-i Sultaniye, Fatih Sultan Mehmed döneminde, çanakkale Boğazı'nı korumak amacıyla inşa edilmiş; kuzey cephesindeki giriş açıklığı üzerinde yer alan kitabesine göre 978 / 1571'de Sultan II. Selim döneminde onarılmış; Sultan Abdülaziz döneminde ise batısına tabyalar, güneybatısına bir mescit eklenmiştir. Günümüzde Askeri Müze olarak kullanılmaktadır.","short_description":"Günümüzde Askeri Müze olarak kullanılan Kale-i Sultaniye (Çimenlik Kalesi), Osmanlı Sultanı II. Mehmed'in Çanakkale Boğazını kontrol altında tutabilmek amacıyla inşa ettirdiği kalelerdendir. Çanakkale kenti, adını bu kaleden almıştır. Bir dış kale, bir iç kale, iki mescit ve bir cephanelikten oluşan yapı, Osmanlı askeri mimarisinin en güzel örneklerindendir.","dates":"H. 867 / M. 1463.","location":"Çanakkale","method_for_datation":"Kalenin inşa kitabesi yoktur. Evliya çelebi, kalenin İstanbul'un fethinden önce 856 / 1452'de inşa edildiğini söylemektedir. İ. H. Danişmend ve İ.H. Uzunçarşılı ve E. H. Ayverdi ise çeşitli tarihi belgelerden hareketle yapının 866 / 1463'de, Yakup Paşa nezaretinde inşa edildiğini öne sürmektedir.","bibliography":"Ayverdi, E.H., *Osmanlı Mimarisinde Fatih Devri (1451-1481)*, III, İstanbul 1973, s.171-186. \n \nçakmak, Ş., *Erken Osmanlı Sanatı, Beyliklerin Mirası*, Madrid, 1999, s. 164-165. \n \nDanişmend, İ.H., *Osmanlı Tarihi Kronolojisi,* I, İstanbul 1947, s. 299.","author":"Şakir Çakmak","patrons":"Sultan II. Mehmed (H. 855-886 / M. 1451-1481).","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001","monument_contact":{"address":"Kemalpaşa Mahallesi, Yalı Caddesi."}},"2af264e1-5e9c-58e3-8b94-f672f62c905f":{"name":"Yavukluoğlu Küliyesi","description":""},"2bb6d296-6d48-5e72-82df-0a589341f0f5":{"name":"İlyas Bey Külliyesi.","description":"Antik dönemin önemli İyon kentlerinden biri olan Miletos (Palatia), 7. / 13. yüzyılın ikinci yarısında “Balat” adıyla Menteşe Beyliği topraklarına katılmıştı. Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid, 793 / 1391'de Menteşe Beyliği topraklarını Osmanlı topraklarına dahil etmişti. Yıldırım Bayezid'in 805 / 1402'deki Ankara Savaşı'nda Timur'a yenik düşmesi sonrasında, bu topraklar tekrar Menteşe Beyliği'ne iade edilmiş ve Balat beyliğin başkenti olmuştu. \n \nAntik Miletos kenti üzerine kurulan Balat'ta, Menteşe Beyliği döneminde inşa edilmiş çok sayıda yapı bulunmaktadır. Bu yapıların en önemlisi, İlyas Bey'in tahta dönüşünden hemen sonra, bir medrese ve iki hamamla birlikte inşa ettirdiği camisidir. \n \nDuvarlarla çevrili geniş bir bahçe içine yerleştirilmiş olan cami ve medrese, ortak bir avluyu paylaşmaktadır. Medresenin kuzeybatısında, işlevi tartışmalı bir yapı kalıntısı vardır. 1994 yılında gerçekleştirilen kazı çalışmalarında, medresenin batısında, bahçe duvarına paralel uzanan, külliyeye sonradan eklenmiş başka bir medreseye ait hücrelerin temelleri ortaya çıkarılmıştır. Külliyeye ait olduğu kabul edilen iki hamam, medresenin kuzeydoğusundadır. \n \n*İlyas Bey Camii*, yaklaşık 18 x 18 metre boyutlarında, 14 metre çapında bir kubbeyle örtülü, kare planlı bir yapıdır. Beden duvarları devşirme mermerlerle kaplanmış; kubbesi tuğlayla örülmüştür. Son cemaat yeri yoktur. Yapının kuzeybatı köşesinde yer alan ve girişi harimden sağlanan minaresi, 1955 yılında meydana gelen depremde yıkılmıştır. Camiye, kuzey cephesinin ortasında yer alan eyvan şekilli bir taçkapıdan girilmektedir. Eyvan, iki mermer sütunla Bursa kemerli üç bölüme ayrılmış; ortadaki geniş bölüm giriş açıklığı, yanlardaki iki bölüm ise şebekeli mermer levhalar içeren birer pencere olarak düzenlenmiştir. Yapının kubbe geçişleri, iri tromplarla sağlanmıştır. Trompların içi, istiridye kabuğu, üçgen ve mukarnaslarla süslenmiştir. \n \nİlyas Bey Camii, zengin taş süslemeleriyle dikkat çeken bir yapıdır. Başta taçkapı ve mihrap olmak üzere doğu, batı ve güney cephelerindeki tüm pencerelerin alınlıklarında ve alt sıra pencerelerinin tavanlarında, oyma ve kakma teknikli bitkisel ve geometrik süslemelerle, yazı şeritlerine yer verilmiştir. Kakma teknikli süslemelerde renkli taşlar ve çiniler kullanılmıştır. \n \nCamiyle aynı avluyu paylaşan *medrese*, kaba yonu taşlarla inşa edilmiştir. Kalan izlerden düz ahşap tavanla örtülü olduğu anlaşılan 12 öğrenci hücresi ve kubbeyle örtülü bir dershane mekanından oluşmaktadır. \n \nCami ve medresenin kuzeydoğusunda yer alan iki hamamın beden duvarları kaba yonu taşlarla, kubbe ve tonozları ise tuğlayla inşa edilmiştir. Soyunmalık mekanı 1991 yılında gerçekleştirilen kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan kuzeydeki *Büyük Hamam*, “üç eyvanlı ve iki köşe hücreli” bir sıcaklığa sahiptir. Sıcaklık duvarlarında, sıva üzerine baskı tekniğiyle oluşturulmuş süsleme izleri görülmektedir. Büyük Hamam'ın 2m. güneyinde yer alan *Küçük Hamam* ise yan yana dizilmiş üç küçük mekandan oluşmaktadır. \n \nKülliye, ziyarete açık durumdadır.","short_description":"Menteşe Beyliği'nin son başkenti Balat'ta yer alan İlyas Bey Külliyesi, cami, medrese ve iki hamamdan oluşmaktadır. Medrese ve hamamların sadeliğine karşılık cami, inşa malzemesi ve süslemeleri bakımından Beylikler Dönemi mimarisinin en göz alıcı örneklerindendir. Taçkapı, mihrap ve pencerelerdeki oyma ve kakma teknikli bitkisel ve geometrik süslemeler ile yazı şeritleri görülmeye değer güzelliktedir.","dates":"H. Zilkade 806 / M. Mayıs-Haziran 1404.","location":"Balat-Söke, Aydın","method_for_datation":"Taçkapının ortasındaki kemer alınlığında yer alan yazıtta, bani adı ve inşaatın başlangıç tarihi verilmiştir. Yazıta göre Şücaeddin İlyas Bey tarafından inşa ettirilen yapının inşasına Zilkade 806 / Mayıs-Haziran 1404'de başlanmıştır. Bazı araştırmacılar, mihrap nişinde yer alan yazıtta usta adı olarak “Nasreddin Altana” adının verildiğini ileri sürse de, kitabe bugün okunamayacak durumdadır.","bibliography":"Durukan, A., Balat İlyas Bey Camii, Ankara,1988. \n \nEyice, S., “İlyas Bey Camii”, *Türk Ansiklopedisi, XX,* Ankara,1972, s. 102. \n \nünal, R.H., “İlyas Bey Külliyesi”, *Erken Osmanlı Sanatı, Beyliklerin Mirası*, Madrid 1999, s.49-51. \n \nWittek, P., *Menteşe Beyliği*, (çev. O.Ş.Gökyay), Ankara, 1986. \n \nWulzinger, K.-Wittek, P.-Sarre, F., *Das Islamische Milet*, Berlin und Leipzig, 1935.","author":"Şakir Çakmak","patrons":"Şücaeddin İlyas Bey.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001","monument_contact":{"address":"Milet harabeleri içinde."}},"2c11d15b-86e5-562f-bbfd-ef12cbbb45f1":{"name":"İmaret Camii","description":""},"2d429774-4839-5200-b3af-8e203775cf60":{"name":"Ulu Camii","description":""},"30cc044e-0a2b-54f3-bff7-87670c679203":{"name":"Selimiye Camii.","description":"Mimar Sinan'ın Edirne'de Kavak Meydanı ya da Sarıbayır adı verilen alanda inşa ettiği ve “ustalık dönemi” eseri olarak nitelendirdiği Selimiye Camii, tasarımı ve anıtsallığıyla dünya mimarlık tarihinin en önemli yapıtlarından biridir. Cami, güneydoğu ve güneybatısındaki iki medreseyle birlikte, 190mX130m boyutlarında bir avlu içine yerleştirilmiştir. Avlunun batısındaki arasta ve darülkurra, külliyeye, Sultan III. Murad döneminde, Mimar Davud Ağa tarafından eklenmiştir. \n \nCami, kareye yakın dikdörtgen planlı bir harim ve kuzeyindeki revaklı avludan oluşmaktadır. Avluya kuzey, doğu ve batı cephelerindeki üç açıklıktan girilmektedir. Avlunun ortasında, onaltıgen planlı bir şadırvan bulunmaktadır. Son cemaat yeri revak birimlerinden ikisi manastır tonozuyla, diğerleri kubbelerle örtülüdür. Harimin dört köşesine, yaklaşık 71m. yüksekliğinde, üçer şerefeli birer minare yerleştirilmiştir. Kuzeydoğu ve kuzeybatı köşedeki minarelerin şerefelerine üç ayrı merdivenle çıkılmaktadır. \n \nSelimiye Camii'ni dünya mimarlık tarihinin en önemli yapıtlarından biri yapan ana özelliği, ibadet mekanının kurgusudur. Mekanı örten 31.28m. çapındaki anıtsal kubbe, onikigen kesitli sekiz ayakla taşınmaktadır. Kubbenin yerden yüksekliği 42.25m.dir. Kubbeye geçiş, iri tromplarla sağlanmıştır. Doğu ve batıdaki ayaklar, dışta, revak ve galerilerle gizlenmiş ikişer payandayla desteklenmiştir. İçte, duvarlarla ayaklar arasında kalan boşluklar galerilerle değerlendirilmiştir. Sinan, Selimiye Camii'nde, mihrabın yer aldığı yarım kubbeli bölüm hariç, merkezi planlı diğer yapılarında uyguladığı yarım kubbe ya da kubbelerle örtülü ek birimleri terk etmiş, mekan bütünlüğü sorununu ortadan kaldırmıştır. Harimin ortasında, altında fıskiyeli havuz bulunan *müezzin mahfili*, güneydoğu köşesinde ise *hünkar mahfili* yer almaktadır. \n \nYapının beden duvarları düzgün kesme taşlarla; taçkapı, mihrap, minber gibi unsurları ise mermerle kaplanmıştır. \n \nMihrabın içinde yer aldığı yarım kubbeyle örtülü bölümün duvarları, hünkar mahfili duvarları, pencere alınlıkları ve kadınlar mahfili kemer köşelikleri, sıraltı teknikli İznik çinileriyle süslenmiştir. Hünkar mahfilindeki çinilerin bir bölümü, 1877-78 Osmanlı-Rus savaşında sökülerek Moskova'ya götürülmüştür. Müezzin mahfili ve kubbede, bitkisel desenli kalem işi süslemelere yer verilmiştir. Bu süslemeler 1982-1984 yılları arasında onarılmıştır. Zengin geometrik süslemeler içeren minberi ve mukarnaslı kavsarayla örtülü çokgen kesitli bir nişe sahip olan mihrabı, Osmanlı mermer işçiliğinin en güzel örneklerindendir. \n \n1954-1971 yılları arasında onarım geçiren Selimiye Camii, bugün halen ibadethane olarak işlevini sürdürmektedir. Güneydoğusundaki medrese Türk-İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmıştır.","short_description":"Mimar Sinan'ın Sultan II. Selim için Edirne'de inşa ettiği ve ustalık dönemi eseri olarak nitelendirdiği Selimiye Camii, iki medrese ve bunlara sonradan eklenen arasta ve darülkurra ile birlikte bir külliye oluşturmaktadır. Selimiye Camii, sekiz destek üzerine oturan 31.28 metre çapında ve yerden 42.25 metre yükseklikteki kubbesiyle sadece Osmanlı mimarisinin değil, dünya mimarlık tarihinin de en önemli yapılarındandır.","dates":"H. 892 / M. 1574.","location":"Edirne","method_for_datation":"Avlu batı girişindeki kitabeden, caminin inşasına 976 / 1568'de başlandığı, 982 / 1574 yılı sonunda tamamlandığı anlaşılmaktadır. Evliya çelebi'nin naklettiği bilgilerden, caminin açılışının 12 Şaban 982 / 27 Kasım 1574'de gerçekleştirildiği; 1 Kasım 1574'de vefat eden Sultan II. Selim'in açılışı göremediği öğrenilmektedir. Güneydoğu ve güneybatı köşelerdeki medreseyle darülhadisin inşası, camiden daha önce 980 / 1573'de tamamlanmıştır. Batıdaki arasta ve darülkurranın Sultan III. Murad tarafından Mimar Davud Ağa'ya inşa ettirildiği kabul edilmektedir.","bibliography":"Kuban, D., *Sinan'ın Sanatı ve Selimiye*, İstanbul 1998. \n \nKuran, A., *Mimar Sinan*, İstanbul 1986. \n \nünal, R.H., “Selimiye Camii”, *Edirne*, Ankara 1993, s.86-101.","author":"Şakir Çakmak","patrons":"Sultan II. Selim (974-982 / 1566-1574).","architects":"Mimar Sinan.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"31e71ca7-0a80-5cc8-8eb7-a878fa37dd64":{"name":"İsmail Bey Hamamı","description":""},"32434888-ecb9-5b5b-bdc6-bc81ab4851b0":{"name":"Topkapı Sarayı.","alternate_name":"Saray-ı Hümayun; Saray-ı Cedide-i Amire; Yeni Saray.","description":"Topkapı Sarayı (Saray-ı Hümayun, Saray-ı Cedide-i Amire, Yeni Saray) İstanbul Yarımadası'nın bir yandan Haliç'e, diğer yandan Boğaziçi ve Marmara'ya egemen olan bölümünde kurulmuştur. Sarayın en eski deniz kapısı olan Top Kapısı'nın ardında II. Mahmud tarafından yaptırılan ahşap sarayın bir yangında yok olması ile adı Yeni Saray'a verilmiştir. Saray, ana girişi Ayasofya tarafındaki Bâb-ı Hümayun olan Sur-ı Sultani tarafından kara ve deniz yönünden kuşatılır. Sarayın planı genel düzenleme bakımından Edirme Sarayı'nı anımsatmaktadır. Yaklaşık 700.000 metrekarelik bir alana yayılan sarayda ilk yapılaşma II. Mehmed döneminde (855-886 / 1451-1481) başlamış, daha sonra tahta geçen sultanlar tarafından ekletilen yapılarla büyük bir yapılar topluluğu haline gelmiştir. Topkapı Sarayı'nda birçok sarayda görülen aksiyal düzenlemeye gidilmemiştir. Bu yapı grubunun, mimari bir bütün oluşturmaktan çok, öğeleri zaman içinde değişikliğe uğrayan küçük bir kent olarak geliştiği görülmektedir. II. Mehmed döneminde sarayın üç ana avluya dayanan planı oluşturulmuş ve anıtsal kapılar inşa edilmiştir. Sarayın ana kapısı olan Bâb-ı Hümayun'dan geçilerek ulaşılan ve Alay Meydanı adı verilen birinci avluda Aya İrini Kilisesi, Alay Köşkü ve çinili Köşk yer almaktadır. Burada, çeşitli işlevlere yönelik olarak yapılan birçok yapı inşa edilmiş, ancak bu yapılar günümüze gelememiştir. Birinci avlu, Bâbüsselam (Orta Kapı) ile Divan Meydanı adı verilen ikinci avluya açılır. Burada bulunan başlıca yapılar, saray mutfakları, Has Ahırlar, Kubbealtı ve Adalet Kasrı'dır. Bâbüssaade (Akağalar Kapısı) ile sarayın Enderun bölümüne geçilir. Enderun Meydanı denilen üçüncü avluda bulunan önemli birimler arasında padişahın, elçileri kabulü sırasında kullandığı Arz Odası, sonradan Hırka-i Saadet Dairesi olan Has Oda ile Fatih Köşkü ve III. Ahmed Kütüphanesi yer almaktadır. Bağımsız köşklerin yer aldığı dördüncü avluya geçiş ise hafif eğimli bir yolla sağlanmıştır. IV. Murad tarafından yaptırılan Bağdat ve Revan Köşkleri, I. İbrahim'in yaptırdığı Sünnet Odası gibi Osmanlı sivil mimarisinin en seçkin örneklerini oluşturan bağımsız köşkler, sarayın bu bölümünde toplanmıştır. Topkapı Sarayı'na son eklenen yapı ise, Abdülmecid dönemine (1255-1278 / 1839-1861) tarihlenen Mecidiye Köşkü'dür. Padişah ile ailesinin birlikte yaşadığı Harem bölümü ise bu saray bütünlüğü içinde başlıbaşına bir kent görünümü taşımaktadır. Harem Dairesi'nde bugün görülen en eski bölümler III. Murad dönemine aittir. Harem'e giriş kapılarından biri olan ve ikinci avluya Kubbealtı'nın yanından açılan Araba Kapısı'nın üzerindeki kitabede 1588 tarihi yer almaktadır. Topkapı Sarayı'nın zaman içinde geçirdiği değişiklikler ve yapılan eklemeler, bir yandan dönemin bezeme üslubunu yansıtırken, diğer yandan sarayın geçirdiği aşamaları izleme olanağı tanımaktadır. 13. / 19. yüzyılda Dolmabahçe Sarayı'nın yapımına kadar geçen sürede Osmanlı saray ve konut mimarisinin tüm özelliklerini barındıran Topkapı Sarayı, II. Mehmed'den Abdülmecid'e kadar Osmanlı sultanlarının resmi konutu olmuş, 3 Nisan 1924 tarihinde müze haline getirilmiştir.","short_description":"Yaklaşık 400 yıl Osmanlı Devletinin yönetim merkezi olan Topkapı Sarayı, dünyanın en eski saraylarından biridir. İstanbul Yarımadası'nda kurulan saray, Haliç, Marmara Denizi ve Boğaziçi'ni gören eşsiz bir konumdadır. Topkapı Sarayı, Avrupa Saraylarından farklı olarak tek bir binadan oluşmamaktadır. Osmanlı sivil mimarisinin en seçkin örnekleri olan çeşitli köşk ve dairelerin oluşturduğu küçük bir kent görünümündedir. 1924 yılından bu yana müze olarak kullanılan sarayda, sergilenen eserlerin pek çoğu dünyada eşi-benzeri olmayan şaheserlerdir.","dates":"II. Mehmed döneminde inşa edilmeye başlanmıştır, eklenen son yapı Abdülmecid dönemine (1839-1861) tarihlenmektedir.","location":"Sultanahmet, İstanbul","method_for_datation":"Sarayın yapımına ilişkin kayıtlar ve arşiv belgeleri ile yapılarda yer alan kitabeler tarihlendirme konusunda yararlanılan kaynakların başında gelmektedir. Ayrıca yabancı gezginlerin seyahatnameleri ve resimleri ile tarihçilerin yazmış oldukları eserler de tarihlendirme konusunda başvurulan önemli kaynaklardır. Sarayın sürekli olarak değişikliğe uğramış bazı bölümleri yalnızca bezemeleriyle tarihlenmiş, ancak yapılan değişikliklerin gerçek kronolojisi kesin olarak belirlenememiştir.","bibliography":"Anhegger, M. *Topkapı Sarayı'nda Padişah Evi (Harem)*, İstanbul, 1986. \n \nEldem, S.H.-Akozan, F. *Topkapı Sarayı-Mimari bir Araştırma*, İstanbul, 1982. \n \nErkins, Z. *Topkapı Sarayı*, İstanbul, 1959. \n \nKuban, D., “Topkapı Sarayı”, *İstanbul Ansiklopedisi*, C.VII, İstanbul, 1994, 280-290. \n \nSözen, M. *Devletin Evi Saray*, İstanbul, 1990.","author":"Semra Daşçı","patrons":"II. Mehmed tarafından başlatılarak sonraki sultanlar tarafından sürdürülmüş, son ekleme Abdülmecid döneminde yapılmıştır.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"359c5242-9309-5cb3-a026-926ac7a00def":{"name":"Ahmed Karahisari Albümü.","description":"İki bölüm halindeki albüm, Kur'an'dan Enam suresi, seçme hadisler ve *Kaside-i Bürde*'den seçilmiş bölümlerden meydana gelmektedir. Ahmed Karahisari'nin siyah mürekkep ve altın yaldızla; *küfi, nesih, sülüs, muhakkak* gibi yazı çeşitlerini kullanarak hat sanatının sınırlarını zorlayan istiflerin yer aldığı bu albüm vassaleli 15 yapraktan oluşur. Cildi orijinal değildir. Sayfaların vassaleli olması orijinalde rulo halinde yazılmış olan bu çalışmaların, daha sonra belli ölçülerde kesilerek albüm haline getirilmiş olabileceğini göstermektedir. \n \nAlbüm, üstte satrançlı kufi hatla yazılmış “Elhamdülillah”, ortada Besmele ve altta yine satrançlı kufi hatla yazılmış CXII suresinden oluşan ve hem altın yaldız hem de siyah mürekkep kullanılarak yazılmış bir dünzenleme ile başlamaktadır. Diğer sayfalarda ise; yazının stili, boyutlarına göre sayfa düzeni birbirinden farklı özellikler göstermektedir. \n \nAlbümün son sayfasındaki ketebede Ahmed Karahisari adını, hocası Esadullah-i Kirmani'nin öğrencisi olarak yazmıştır. Ahmed Karahisari, Şeyh Hamdullah ekolü yerine *Yakut* üslubunda yazabilmek için Esadullah-i Kirmani'den ders almıştır. Hat sanatında getirdiği yeni bir solukla 16. yüzyıl Osmanlı hat sanatına damgasını vurmuştur. Ancak onun yarattığı bu ekol öğrencisi Hasan çelebi (öl: 1002 / 1594) tarafından devam ettirilmiş ve 10. / 16. yüzyılın sonunda da terk edilmiştir. \n \nOsmanlı hat sanatı içinde özgün bir yere sahip bu çalışmalar hat sanatının ulaştığı doruk noktasını gözler önüne sermesinin yanısıra estetik açısından bugün hâlâ pek çok sanatçıyı etkilemektedir.","short_description":"Oluşturduğu ekol ile 10. / 16. yüzyıl Osmanlı hat sanatına damgasını vuran Ahmed Karahisari'nin, yazı istifleri açısından hat sanatının sınırlarını zorladığı ünik bir albümdür.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","initial_owner":"Asıl sahibi bilinmiyor. Eser üzerinde Sultan I. Mahmud ( H. 1143-1168/ M.1730- 1754) ’un vakıf mührü vardır. Eser I. Mahmud tarafından kurulan ve kendi adını taşıyan kütüphaneye vakfedilmiştir.","dates":"H. 10. / M. 16. yüzyıl ortaları.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Boy: 50 cm. En: 34 cm.","method_for_datation":"Ketebesinde tarih bulunmamakla birlikte hattat Ahmed Karahisari'nin yaşadığı tarihler (875-963 / 1470-1556) kesin olarak bilindiği için eser onun yaşadığı döneme tarihlendirilmiştir.","method_for_provenance":"Hattat Ahmed Karahisari'nin İstanbul'da yaşadığı bilinmektedir, dolayısıyla eserin İstanbul'da yazıldığı düşünülmektedir.","provenance":"İstanbul.","obtention":"1914 yılında Ayasofya I. Mahmud Kütüphanesi'nden getirilmiştir.","bibliography":"Aksoy, Ş., Türk ve İslam Eserleri Müzesinden Bir Osmanlı Hat Sanatı Klasiği: Karahisari Albümü”, *P Sanat Kültür Antika Dergisi*, 21 (Bahar 2001), s. 66-75. \n \nAlparslan, A.*, Osmanlı Hat Sanatı Tarihi, İstanbul 1999, s. 56* \n \nölçer, N. vd, *In Pursuit of Excellence* İstanbul 1993, s.42, lev. 18A-B, s. 50-51. \n \nölçer, N. vd, *Türk ve İslam Eserleri Müzesi*, İstanbul, 2002, s. 264-65.","author":"Sevgi Kutluay","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"36cb81b7-4f72-5fca-806a-a2414db562aa":{"name":"Ulu Cami.","description":"Cami, Şam'daki Emeviye Camii ile plan şeması ve kuruluşu açısından yakın benzerlikler göstermektedir. Avlusu ve bitişiğindeki medrese ile birlikte, bir kenarı yaklaşık 75 metre uzunluğunda kare bir alanı kaplamaktadır. Dörtgen avlusunun batı kenarı, daha önce buradan geçen bir sokak nedeniyle yamuktur. Cami harimi, avlunun güney kenarında yer almaktadır. Avlunun doğu ve batı kesimlerinde revaklar vardır. Kuzeyde ise dar bir geçitle birbirinden ayrılmış, Şafiler Mescidi ve Mesudiye Medresesi yer almaktadır. Harimin boyu, dıştan dışa 75 metre, eni ise 17 metredir. Minare güney duvarına bitişiktir. Kare kesitli bir kule şeklindeki minare gövdesinin üst kesimi silindirik ikinci bir gövde ve konik bir külahla son bulmaktadır. \n \nHarim, doğuda ve batıda 90 cm.x115 cm. boyutlarında dikdörtgen payelerden oluşan iki sıra destekle doğu-batı yönlü üç sahına bölünmüştür. Uzunca dikdörtgen şekilli harimin kuzey-güney ekseni üzerinde yaklaşık 11 metre genişliğinde bir çapraz sahın mevcuttur. Mihrap ve minber, çapraz sahının güney ucunda yer almaktadır. Harimin üzeri, iki yana eğimli bir çatıyla örtülüdür. Yan sahınlardan daha yüksek olan çapraz sahını ve yan sahınları örten çatının tümü dıştan kurşun levhalarla kaplanmıştır. Harimin kuzey cephesinde, bir çelenk motifi ve menderes örneklerinden oluşan süslemeler yer almaktadır. Giriş açıklıklarından birinin atkı taşının üst kısmındaki sivri kemerin iki yanında, kavsaraları istiridye kabuğu şekilli, prizmatik gömme sütunçelere sahip iki mihrabiye göze çarpmaktadır. Duvarların üst kısmına bazalttan bir saçak inşa edilmiştir. \n \nAvlunun doğu ve batısındaki revaklar iki katlıdır. Doğu revakının her iki katında da sütunlar korint düzeninde başlıklara sahiptir. üst kattaki sütunlar tek parça, alt kattaki sütunlar ise çeşitli boylarda iki veya üç sütun parçasının birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Batı kanadının düzeni de ana hatlarıyla doğu kanadına benzemekle birlikte, alt kat kemerlerinin dış yüzeylerinde silmeler yer almaktadır. üst kattaki sütunların tümü yekparedir ve yüzeyleri de, doğu revakından farklı olarak, değişik geometrik örneklerle süslenmiştir. \n \nCaminin doğusundaki giriş açıklığının iki köşeliğinde, simetrik olarak işlenmiş aslan-boğa mücadelesi yer almaktadır. Giriş açıklığının üst kısmındaki kitabenin ortasında, harap durumda bir aslan başı kabartması vardır ve girişi çerçeveleyen süsleme şeridi palmetlerden oluşmaktadır. Harimdeki kalemişi süslemeler 1124 / 1712 onarımında yapılmıştır. \n \nCamide, Roma/ Bizans yapılarından devşirme, bir çok yapı elemanı mevcuttur. Korint tarzı başlıklar, saçak taşları ve bazı süsleme şeritleri muhtemelen MS. IV. yüzyıla tarihlenebilecek unsurlardır. Yeniden kullanılmış antik yapı elemanları dışında caminin tümünün İslami devirde inşa edildiği kesinlikle söylenebilmekle birlikte, bütün kesimlerin tarihsel olarak tam bir uyum içinde olmadıkları görülmektedir. \n \nDuvarların dış kaplaması bazalttandır. Arada yer yer kalker şeritlere rastlanmaktadır. \n \nCami olarak inşa edilmiş olan yapı, günümüzde de cami olarak işlevini sürdürmektedir.","short_description":"Avlulu ve çapraz sahınlı şemasıyla Anadolu'da inşa edilmiş erken İslam yapılarının en önemlilerindendir. Avlu revakları üzerinde yer alan bitkisel ve geometrik süslemeler ile doğu taçkapısının iki yanındaki figürlü süslemeler, Türk-İslam sentezinin önemli verileri olarak kabul edilmektedir. Süslemelerden bazıları Roma/ Bizans dönemi yapılarından devşirmedir.","dates":"H. 5. / M. 11. yüzyıl.","location":"Diyarbakır","method_for_datation":"Yapıda bir inşa kitabesi yoktur. Var olan kitabelerin tümü çeşitli zamanlarda yapılmış onarımlarla ilgilidir. En eski kitabe, harimin avluya bakan cephesinin batı kesiminde, Melikşah adının geçtiği 484/1091–92 tarihli kitabedir. Urfalı Matheos'un vakayinamesinde, yapının 509/1115-16 yılında bir yangınla tahrip olduğundan bahsedilmektedir. Yapının, yukarıdaki bilgiler ve mimari özelliklerinden yola çıkarak 11.yüzyılın ilk yarısında inşa edildiği düşünülmektedir.","bibliography":"Aslanapa, O. ve Diez E, *Türk Sanatı*, İst. 1955. \n \nGabriel, A., *Voyages archeologiques dans la Turquie orientale,* I, Paris 1940. \n \nSözen, M., “Diyarbakır: Its History, Settlement Plan and Problems”, *Urbanism in Islam (Icuıt II,* Tokyo 1994, s.123-134. \n \nYinanç, M.H., “Diyarbakır”, *İslam Ansiklopedisi*, c.3, 1945, s. 610-626.","author":"Ertan Daş","monument_contact":{"address":"Kaleiçinde."}},"3a550173-8702-53b0-bd12-df9f2bf6b725":{"name":"İnce Minareli Medrese.","alternate_name":"İnce Minareli Medrese Taş ve Ahşap Eserler Müzesi.","description":"Medreseyi oluşturan mekanların bazıları günümüzde mevcut değildir. Ancak, gerek yapıdaki izlerden gerekse yayınlardaki fotoğraflardan yapının orijinal planı hakkında fikir edinilebilmektedir. Kuzey-güney yönünde, yaklaşık 23.60 x 20.30 m. ölçülerinde dikdörtgen bir alan üzerine inşa edilmiştir. Kuzey cephesinin doğu ucuna, iki birimli son cemaat yeri olan tek kubbeli bir mescid bitiştirilmiştir. Doğu cephesinde yer alan son cemaat yerinin güneydoğu köşesinde, iki şerefeli minare vardır. Medresenin doğu cephesinin ortasına yerleştirilmiş, yaklaşık 5.50 x 7.00 metre ölçülerine sahip taçkapı kuruluşu cepheden dışa taşıntı yapmaktadır. Medreseyi oluşturan mekanlar, bir kubbe ile örtülü bir avlunun kuzey, güney ve batı kenarlarına yerleştirilmişlerdir. Avlunun kuzey ve güney kenarlarında öğrenci hücreleri; batı kenarında ise, iki kışlık dershane mekanı ile bunların arasına inşa edilmiş dershane eyvanı bulunmaktadır. Eyvanın batı ve güney duvarlarını dıştan destekleyen payandaların, kışlık dershaneler yıkıldıktan sonra, 1317 / 1899 tarihinde Avlunyalı Ferid Paşa'nın Konya Valiliği sırasında inşa edildikleri bilinmektedir. Kışlık dershaneler, mescid ve kuzey kanadının doğu ucundaki ikisi dışındaki tüm öğrenci hücreleri yıkılmıştır. Mescide ait minarenin, birinci şerefeye kadar olan kesimi 1319 / 1901 tarihinde bir yıldırım sonucu yıkılmıştır. \n \nDoğu cephesinin ortasındaki taçkapı, gerek formu gerekse süslemeleri bakımından, döneminin diğer taçkapı örneklerinden farklıdır. Taş ile inşa edilmiş taçkapı, yazı örnekleri başta olmak üzere, geometrik ve bitkisel motiflerle süslenmiştir. Taçkapı ana nişinin üst köşelerine yerleştirilmiş iki enginar motifi ilginçtir. Ayrıca, taçkapı cephesinde, birinde “Amel-i Kelûk”, diğerinde “bin Abdullah” yazılı iki rozet içerisinde yapının mimarının adı verilmiştir. Taçkapıdaki sivri kemerli giriş ile medrese avlusu arasında, üzeri bir çapraz tonozla örtülü giriş mekanı vardır. \n \nMedrese avlusunu örten kubbeye yelpaze pandantiflerle geçilmiştir. üst kesimi açık bırakılan kubbenin altında, avlunun ortasında kare şekilli havuz bulunmaktadır. Yapının dışı taşlarla inşa edilmişken, iç kesimlerin tuğlalarla inşa edildiği görülmektedir. Günümüzde mevcut olmayan öğrenci hücrelerinin girişleri örülerek kapatılmıştır. Avlunun batı kenarının ortasına yerleştirilmiş dershane eyvanı beşik tonoz ile örtülüdür. Eyvanın iki yanına yerleştirilen, ancak günümüzde mevcut olmayan kışlık dershane mekanlarının Türk üçgenleriyle geçilmiş birer kubbe ile örtülü oldukları, günümüze kalan izlerden anlaşılmaktadır. \n \nMedresedeki süslemeler taçkapı, minare, avlu kubbesi ve medreseyi oluşturan mekanların avluya bakan cephelerinde yer almaktadır. Taçkapı ve minarenin kaidesindeki süslemeler taş üzerine kabartma tekniği ile yapılmıştır. Bu süslemelerde yazı örnekleri ile bitkisel ve geometrik motifler kullanılmıştır. öğrenci hücrelerinin girişleri üstünde yer alan pencerelerin alınlıklarında, kubbe eteğinde ve yelpaze pandantifleri oluşturan üçgen dilimlerin arasında, yazı örnekleri ile bitkisel ve geometrik motiflerin bulunduğu süslemeler çini mozaik tekniği ile yapılmışlardır. Minare gövdesi ve kubbe yüzeyindeki geometrik süslemelerde ise, sırlı ve sırsız tuğlalar kullanılmıştır. \n \nMedrese 1956 yılında taş eserleri müzesi olarak hizmete açılmıştır.","short_description":"Anadolu Selçukluları dönemi medreselerinin birçoğunda mekânlardan biri mescit olarak düzenlenmiştir. İnce Minareli Medrese'de ise mescit, yapının dışına inşa edilmiştir. Harimi bir kubbe ile örtülü mescidin iki birimli bir son cemaat yeri ve iki şerefeli bir minaresi vardır.","dates":"H. 658-663 / M. 1260-1265.","location":"Konya","method_for_datation":"Medresenin kesin inşa tarihi bilinmemektedir. Ancak, medrese ve mescid için 663 / 1265, 664 / 1266, 666 / 1268 ve 679 / 1281 tarihlerinde düzenlenmiş vakfiyeleri vardır. Vakfiyelerin, genellikle eserin inşaatından sonraki birkaç yıl içinde düzenlendikleri bilinmektedir. Bu nedenle, ilk vakfiyenin düzenlendiği 663 / 1265 tarihinde medresenin mevcut olduğu ve faaliyete geçtiği varsayılabilir. İlk vakfiyenin düzenlendiği tarihi dikkate alarak medresenin 1260-1265 yılları arasında inşa edildiğini kabul etmek mümkündür.","bibliography":"M.Ferit-M.Mesut, *Selçuklu Veziri Sahip Ata ile Oğullarının Hayatı ve Eserleri*, İstanbul, 1934. \n \nKonyalı, *İ.H., Abideleri ve Kitabeleri ile Konya Tarihi*, Konya.1964. \n \nKuran, A., *Anadolu Medreseleri I*, Ankara, 1969. \n \nSözen, M., *Anadolu Medreseleri-Selçuklu ve Beylikler Devri*, c.2, İstanbul, 1972.","author":"Yekta Demiralp","patrons":"Sahib Ata Fahreddin Ali.","architects":"Kelûk bin Abdullah.","monument_contact":{"address":"Alaattin Meydanı."}},"3b9a8d6f-7ca1-5e34-9c8f-c212c393a3de":{"name":"Haseki Hürrem Sultan Vakfiyesi.","description":"Kanuni Sultan Süleyman'ın eşi Haseki Hürrem Sultan'a ait olan vakfiye ince aharlı kağıt üzerine 49 sayfa olarak, Arapça, H. 964 / M. 1557 tarihinde yazılmıştır. Vakfiyenin 1a sayfasında Kanuni Sultan Süleyman (H. 926-974 / M. 1520-1566)'ın tuğrası bulunmaktadır. Tek sayfa serlevha ile başlayan, metin altın yaldızla çekilmiş cetveller içine 9 satır halinde siyah mürekkeple yazılmıştır. 1b deki serlevha ve 2a'daki metin araları, etrafı siyah renkle konturlanmış altın yaldızla doldurulmuştur. \n \nEserin açık kahverengi deri cildi 16. yüzyıl cilt sanatının karekteristik özelliklerini yansıtan, salbekli gömme oval şemseli, köşebentlidir, kalıpla çalışılmıştır ve altın yaldızla boyanmıştır. İç kapaklar ise kaat'ı ile yapılmış dilimli oval madalyonlarla süslenmiştir. Şemse ve madalyonların içi Hatayi ve rumi üslubundaki bitkisel kompozisyonlarla süslenmiştir. \n \nVakfiyenin 9b-10a sayfalarında, Kanuni Sultan Süleyman'ın eşi Hürrem Sultan için Kudüs'te Camii-i Şerif (Kubbetü's-Sahra) yakınında yaptırdığı ve tarihi kaynaklarda Haseki Hürrem Sultan Camii, Medresesi ve İmareti olarak geçen yapılardan söz edilmektedir. 12a -14b sayfalarında ise bu yapıların bakımı, temizliği, çalışanların maaşları v.b. vakfın işleyişini sağlamak için harcamaların nasıl yapılacağı tüm detayları ile anlatılmıştır. 15b, 27a 'da ise bu vakfa gelir sağlamak için bağışlanan arazi, değirmen v.b. Hürrem Sultan'a ait gayrimenkullerden adet olarak söz edilmiştir. Ancak bu arazilerin nerede olduğuna ilişkin bilgi verilmemiştir. 49a sayfasında ise şahitlerin imzası ve Hürrem Sultan'ın mührü bulunmaktadır. \n \nEser, Osmanlı vakıf sistemini ve bu sistemin nasıl işlediğini anlatması açısından tarihi değer taşımasının yanısıra Klasik Osmanlı dönemi kitap ve cilt sanatının da seçkin örneklerinden biridir.","short_description":"Siyasi kişiliği, zarafeti, hayırseverliği ile Osmanlı tarihinin ünlü simalarından olan Kanuni Sultan Süleyman'ın eşi Hürrem Sultan'ın Kudüs'teki eserlerinin vakfiyesi, tarihi bir belge olmasının yanı sıra 16. yüzyıl kitap sanatlarının da güzel bir örneğidir.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","initial_owner":"Haseki Hürrem Sultan (öl. 965 / 1558).","dates":"H. 964 / M. 1557.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Boy: 28 cm. En: 19 cm.","method_for_datation":"Ketebesine göre H. 964 / M. 1557 yazılmıştır.","method_for_provenance":"H. 964 / M. 1557 yazılmıştır. Ayrıca hattı, Kanuni Sultan Süleyman'ın tuğrası, cildi ve tezhibindeki kalite eserin 16. yüzyılda İstanbul'da Saray nakkaşhanesinde hazırlanmış olabileceğini göstermektedir.","provenance":"İstanbul.","obtention":"1919'da Evkaf Müdürlüğü'nden getirilmiştir.","bibliography":"*Soliman le Magnifique,* Paris 1990, cat.no. 17, s. 38-39.","author":"Sevgi Kutluay","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"3c65595e-37f0-52a2-b6cb-a0bc5cd3411f":{"name":"İsa Bey Hamamı","description":""},"3e769057-c485-5937-b2ac-00f426be33e7":{"name":"Şah Sultan Türbesi (isteğe bağlı)","description":""},"40009bf6-d0ee-5a83-8c53-79dbc0c3922d":{"name":"Orhan Camii","description":""},"438b597d-4011-59fb-9ed3-2fd14975ad2a":{"name":"Muradiye Camii","description":""},"44b290c8-b90d-5697-8121-191ef4470a5b":{"name":"Firuz Bey Camii.","alternate_name":"Kurşunlu Cami.","description":"Kurşunlu Cami olarak da tanınan yapı, bir medrese ve bir hazireden oluşan geniş bir avlu içerisindedir. Avlunun batı kenarı boyunca sıralanan medrese hücreleri, yapılan onarımlar sırasında özgün şekillerini önemli ölçüde kaybetmiş, haziredeki mezar taşları ise başka bir mezarlığa taşınmıştır. Yapı zaviyeli camilerin önemli örneklerinden biridir. 22.80 X 22.60 m. ölçülerinde bir alan üzerine oturan yapı, üç birimli bir son cemaat yeri, bir iç avlunun iki yanına yerleştirilmiş, gezici dervişlerin barınması için misafirhane olarak kullanılan birer tabhane mekanı ve bir ibadethaneden oluşmaktadır. Son cemaat yerinin ortasında yer alan birim bir kubbeyle, iki yandaki birimler birer beşik tonozla, iç avlu basık bir kubbeyle, diğer mekanlar ise birer kubbeyle örtülüdür. Diğer mekanlardan daha büyük olan kare planlı ibadet mekanının zemini iç avlunun zemininden yaklaşık yarım metre daha yüksektir. Mekanı örten kubbe sekizgen bir kasnak üzerine oturmaktadır. Kubbeye geçiş, mukarnas dolgulu tromplarla sağlanmıştır. \n \nYapının dış duvarları, oldukça özenli bir işçilik gösteren mavi damarlı Sodra mermerinden yapılmış plakalarla kaplıdır. İç mekanlar sıvalı olduğu için inşa malzemesi anlaşılamamaktadır. Yapının kuzeybatı köşesinde, beden duvarları üzerinde yükselen minare düzgün kesme taşlarla kaplanmıştır. \n \nYapı, mimari özelliklerinin yanı sıra, süslemeleriyle de önemlidir. Pencere alınlıkları, son cemaat yeri, taçkapı ve mihrapta yer alan orijinal bezemelerin yanı sıra, mekanların duvarları ve kubbe iç yüzeylerinde sonradan yapılmış kalemişi süslemeler görülmektedir. Son cemaat yerinin orta birim kemerinin üzerinde yer alan mermer konsollar ve bunların aralarında kalan kısımlar bitkisel ve geometrik süslemelerle doldurulmuştur. Sundurma tavanında, çift renkli mermerle oluşturulmuş kakma teknikli süslemeler ilgi çekicidir. Son cemaat yerindeki dikdörtgen şekilli ve ajur tekniğinde süslenmiş mermer korkuluk levhaları, yıldız ve geçmelerden oluşan geometrik kompozisyonlar içermektedir. Bir mukarnas şeritle çerçevelenmiş olan taçkapının alınlığına yerleştirilen, çift renkli mermerle oluşturulmuş kemerin sınırladığı çökertmenin içinde ve taçkapı tepeliğinde birer kitabe levhası yer almaktadır. Yapıdaki üst sıra pencerelerinin alınlıkları da, son cemaat yerindekilere benzeyen, çift renkli mermerle oluşturulmuş süslemelere sahiptir. İki sıra mukarnas şeritle çerçevelenmiş olan mermer mihrabın kavsarası, Kuran'dan alınmış çeşitli ayetler, kandil motifleri ve rumi- palmet dizileriyle bezenmiştir. Birer zincirle asılı üç kandil motifi kazıma, diğer süslemeler ise kabartma tekniğiyle yapılmıştır. Mihrap nişinin köşelerinde yer alan sütunçelerin başlıkları mukarnaslıdır. Mihrabın iki yanında, mimar Hasan bin Abdullah ile nakkaş Musa Bin Adil'in isimleri dikey olarak yazılmıştır. Caminin orijinal minberi 1292 / 1875 yılında İstanbul'a götürülmüş ve yerine bugünkü minber konulmuştur. \n \nYakın zamanda önemli bir onarım geçirmiş olan yapı, günümüzde ibadete açıktır.","short_description":"Menteşe Beyliği topraklarının Osmanlıların eline geçmesinden kısa bir süre sonra, Menteşe Valisi Firuz Bey tarafından inşa ettirilen yapı, önünde üç birimli bir son cemaat yeri bulunan tabhaneli camilerdendir. Yapı, mermer malzemesi ve süslemeleriyle dikkat çekmektedir. Son cemaat yeri ve mihraptaki çift renkli mermerlerle oluşturulmuş süslemeler son derece ince bir işçiliğe sahiptir. İç mekândaki kalemişi süslemeler sonraki dönemlerde yapılmıştır.","dates":"H. 26 Safer 797 / M. 21 Aralık 1394.","location":"Milas, Muğla","method_for_datation":"Menteşe Beyliği topraklarının Osmanlıların eline geçmesinden hemen sonra inşa ettirilmiştir. Taçkapısı üzerindeki kitabeden caminin, 26 Safer 797 / 21 Aralık 1394 tarihinde, Menteşe Valisi Mübarizüddin Hoca Firuz Bey tarafından yaptırılmış olduğu anlaşılmaktadır.","bibliography":"Akarca, A., *Milas*, 1954. \n \nDurukan A., “Firuz Bey Camii ve Medresesi”, *Türkiye Diyanrt Vakfı İslam Ansiklopedisi*, C.13, İstanbul 1996, 138-140. \n \nEyice, S., “İlk Osmanlı Devrinin Dini-İçtimai Bir Müessesesi: Zaviyeler ve Zaviyeli Camiler”, *İktisat Fakültesi Mecmuası*, XXIII, İstanbul 1962-63, s. 1-80. \n \nTüfekçioğlu, A., *Erken Dönem Osmanlı Mimarisinde Yazı*, Ankara 2001. \n \nünal, R.H., “Firuz Bey (Kurşunlu Cami)”, *Akdenizde İslam Sanatı/Erken Osmanlı Sanatı Beyliklerin Mirası*, Madrid 2000, s. 39-40.","author":"Ertan Daş","patrons":"Mübarizüddin Hoca Firuz Bey.","architects":"Mimar: Hasan bin Abdullah; Süslemelerin Ustası: Musa Bin Adil.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"46ac1672-276d-5463-a15b-4e962dde8886":{"name":"Karatay Medresesi.","alternate_name":"Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi.","description":"Doğu-batı doğrultusunda, yaklaşık 31.50x26.50 metre ölçülerinde dikdörtgen bir alan üzerine inşa edilmiştir. Mekanlar, bir kubbe ile örtülü bir avlunun çevresine yerleştirilmiştir. Kuzey ve güney kanadındaki öğrenci hücreleri, yıkıldıkları için 1970'li yıllarda yeniden inşa edilmişlerdir. Kuzeybatı köşesindeki kışlık dershane mekanı ile doğu kanadının güney ve kuzey köşelerinde yer alan mekanlar ise günümüzde de yıkık durumdadır. \n \nMedresenin girişi doğu cephesinin güney ucundadır. Alışılmışın dışında, cepheyi ortalamayan taçkapı, formu ve süslemeleri bakımından da, döneminin diğer taçkapı örneklerinden ayrılmaktadır. \n \nOrtada yer alan avlu bir kubbe ile örtülüdür. Kubbenin ortasında, ışık ve havalandırma için, 5.00m çapında bir açıklık bırakılmıştır. Açıklığın altında, avlunun ortasına yerleştirilmiş kare şekilli bir havuz vardır. Avlunun batı kenarının ortasında ana eyvan (dershane eyvanı) ve bunun iki yanına yerleştirilmiş birer kışlık dershane mekanı yer almaktadır. Eyvanın kuzeyindeki dershane yıkılmıştır. Diğer dershane mekanı ise, medreseyi inşa ettiren Celaleddin Karatay için türbe olarak düzenlenmiştir. Eyvan beşik tonozla; türbe ise, kubbe ile örtülüdür. Avlunun kuzey ve güneyinde sıralanan öğrenci hücreleri de beşik tonozla örtülüdür. Medresenin giriş kanadındaki mekanlar yıkıktır. \n \nMedrese girişinin bulunduğu doğu duvarı kesme taşlarla; diğer duvarlar ise, moloz taşlarla inşa edilmiştir. Duvarların üst kesimleri ve kubbe geçişleri ile kubbe ve tonozların inşaatında tuğla kullanılmıştır. \n \nMedresede, günümüze ulaşabilmiş süslemeler taçkapı, mekanların avluya bakan cepheleri, avlu kubbesi ve ana eyvanda görülmektedir. Taçkapıdaki süslemeler, mermer üzerine, kabartma tekniği ile yapılmış geometrik, bitkisel ve yazı örneklerinden oluşmaktadır. Ayrıca kavsaranın iki yanında ve üst kesiminde, gri ve beyaz renkte mermer ile yapılmış geçmeli geometrik süsleme vardır. Taçkapı yan kanatlarında, panolar içinde yer alan gamalı haçtan geliştirilmiş süslemeler ilginçtir. Mekanların avluya bakan cephelerinde, avlu kubbesinde ve ana eyvanda çini ve çini mozaik süslemeler vardır. Günümüze kalan izlerden, ana eyvan ve avlu duvarlarının alt kesimlerinin, zemine kadar altıgen şekilli firuze renkli çini plakalarla kaplı olduğu anlaşılmaktadır. Avluya bakan kapı ve pencere alınlıkları, duvarların üst kesimi, avlu kubbesine geçişi sağlayan yelpaze pandantifler, avlu kubbesi ve eyvan tonozunda yer alan bitkisel, geometrik ve yazı örneklerinden oluşan süslemeler ise çini mozaik tekniği ile oluşturulmuştur. Eyvanda kabartma çinilerle yapılmış süslemeler de vardır. Türbe olarak düzenlenmiş kışlık dershanenin kubbe örgüsünde, sırsız tuğlalarla balık kılçığı şeklinde dekoratif bir görünüm oluşturulmuştur. \n \nYapı 1955'den beri çini Eserleri Müzesi'dir ve Türkiye eserlerinin bir kısmı bu müzeden seçilmiştir.","short_description":"Avlusunun üzeri bir kubbe ile örtülüdür. İlk örnekleri Anadolu dışında, Horasan ve Maveraünnehir Bölgesi'nde görülen medreseler, üzeri açık bir avlunun her bir kenarının ortasına yerleştirilmiş birer eyvan ve bu eyvanlar arasındaki küçük mekânlardan oluşmaktaydı. Aynı plan şeması Anadolu'da da uygulanmasına karşın, bazı örneklerde avlunun kubbe veya tonozlarla örtülü olduğu görülmektedir. Bu örneklerde avluyu örten kubbe ya da tonozun tepesinde, ışık ve havalandırma amaçlı bir açıklık bırakıldığı görülmektedir.","dates":"H. 649 / M. 25 Mart 1251-14 Şubat 1252","location":"Konya","method_for_datation":"25 Cemaziyelevvel 651/23 Temmuz 253 tarihli vakfiyesinden de anlaşıldığı gibi 649/1251 tarihinde medrese olarak inşa edilmiş ve bu işlevini XX. yüzyılın başlarına kadar devam ettirmiştir. Daha sonra büyük ölçüde harap olan yapı, 1955 yılından beri çini Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır.","bibliography":"Akok, M., “Konya Karatay Medresesi Röleve ve Mimarisi”, *Türk Arkeoloji Dergisi*, XVIII-2, 1970, 5-28. \n \nCantay, T., “Konya Karatay Medresesi'nin İnşa Tarihi ve Kapısının Mimari Kuruluşu”, *Rölöve ve Restorasyon Dergisi*, 6,1987, 25-30. \n \nErdemir, Y., *Karatay Medresesi-çini Eserleri Müzesi*, Konya, 2001. \n \nKuran, A., *Anadolu Medreseleri I*, Ankara, 1969. \n \nSözen, M., *Anadolu Medreseleri-Selçuklu ve Beylikler Devri*, c.2, İstanbul, 1972.","author":"Yekta Demiralp","patrons":"Celaleddin Karatay bin Abdullah.","monument_contact":{"address":"Alaattin Meydanı."}},"4acecccb-64e7-5970-8c1d-ebdf0e3e6bcd":{"name":"Issız Han","description":""},"4b2827cc-a07b-52b5-b0e2-a49913906a0d":{"name":"Osman Gazi Türbesi","description":""},"4ba7c84f-a4b2-59b4-a63b-5589c7da8092":{"name":"Ulu Cami.","description":"Doğu-batı yönünde, yaklaşık 55.00 x 69.00 metre ölçülerinde dikdörtgen bir alan üzerine inşa edilmiştir. Rivayete göre Karamanoğlu Mehmed Bey 1412 yılında Bursa Kalesi'ni kuşattığında caminin çevresine odun yığdırarak camiyi yakmak istemiş, bu nedenle de caminin düzgün kesme taşlı duvar kaplamalarında büyük hasar oluşmuştur. Hasarı gizlemek için sıvanan duvarlar, 1951-1959 yılları arasında yapılan onarımda sıvalar kaldırılarak ortaya çıkarılmış ve yapının duvar kaplamaları yenilenmiştir. \n \nCaminin doğu, batı ve kuzey cephesinde birer taçkapı bulunmaktadır. Bunlardan en görkemlisi kuzey taçkapısıdır. Duvarlara ikişer sıra pencere inşa edilmiştir. Alt sıradaki dikdörtgen şekilli pencerelerin alınlıklarında birbirinden farklı düzenlemeler yapıldığı dikkati çeker. Kuzey cephesinin doğu ve batı köşelerinde birer minare vardır. Batı köşesindeki yapıya bitişik minare, sekizgen bir kaide üzerinde yükselir. Minarenin biri içeriden, diğeri dışarıdan iki girişi ve iki merdiveni vardır. Her iki merdiven de şerefeye kadar çıkmaktadır, ancak dıştaki kapıdan girilen merdivenden ayrıca çatıya da çıkılabilmektedir. Kitabesinden bu minarenin Yıldırım Bayezid tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Yapıya bitişik olmayan doğu köşesindeki minarenin, kaidesi Emir Hanı'nın ahır bölümü içinde kaldığı için ilk yapıyla birlikte inşa edilmediği öne sürülür. \n \nHarim, haçvari şekilli oniki payeyi birbirlerine ve duvarlara bağlayan kemerlerle eş büyüklükte yirmi birime ayrılmış ve her birimin üzeri birer kubbeyle örtülmüştür. Kuzey taçkapısı ile mihrap ekseni üzerindeki birimlerden birinin üzerini örten kubbenin tepesi açık bırakılmış ve altına bir şadırvan yerleştirilmiştir. Harim, kubbelerin kasnakları ile duvarlardaki iki sıra pencereden ışık almasına karşın yeterince aydınlık değildir. \n \nMihrap, kıble duvarının ortasındadır. Dikdörtgen profilli mihrap nişi mukarnaslı bir kavsara ile örtülüdür. Zeynî Çelebi tarafından Mehmed adlı bir ustaya yaptırılan mihraptaki süslemeler 15 Şevval 979 / 02 Mart 1572 tarihinde tamamlanmıştır. Mihraptaki boya ve yaldızla yapılmış süslemeler ise, 1322 / 1905 tarihine aittir. \n \nKündekâri tekniğinin kullanıldığı ahşap minberdeki süslemeler, Anadolu Selçuklu dönemi süslemeleriyle benzerlik gösterir. Minberin yan aynalıklarında, çıtalar arasında kalan geometrik motiflerin içinde oyma tekniğinde yapılmış bitkisel örnekli süslemeler vardır. Kitabesinden Yıldırım Bayezid zamanında, 802 / 1400 tarihinde, Antepli Abdülaziz Oğlu Hacı Mehmed tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. \n \nTek parça mermerden oyulmuş vaaz kürsüsü 1231 / 1816 tarihinde; ahşaptan sekiz sütun ile taşınan müezzin mahfili ise 956/1549 tarihinde yapılmıştır. \n \nCamideki süslemeler kuzey taçkapısı, mihrap, minber ve harim duvarlarında yer almaktadır. Kuzey taçkapısında ve mihraptaki, bitkisel ve geometrik motiflerden oluşan süslemeler oyma tekniğinde yapılmıştır. Harim duvarlarının sıvaları üzerindeki, çok sayıda hat sanatı örneği 1192-1357 / 1778-1938 yılları arasında yapılmıştır.","short_description":"Bursa'nın en geniş ibadet mekânına sahip camisidir. Ulu Cami'nin enine dikdörtgen planlı ibadet mekânı, eş büyüklükte yirmi kubbe ile örtülüdür. Ceviz ağacından yapılmış ve gerçek kündekâri tekniğinin kullanıldığı minberi, Erken Osmanlı sanatının en önemli örneklerinden biridir.","dates":"H. 802 / M. 1400.","location":"Bursa","method_for_datation":"Minberdeki kitabede caminin Yıldırım Bayezid tarafından inşa ettirildiği ve inşaatının 802/1399-1400 tarihinde tamamlandığı yazılıdır. Vakıf kayıtlarından ise, caminin inşaatına 1396 yılında başlandığı ve 1399 yılında bitirildiği anlaşılmaktadır.","bibliography":"Ayverdi, E.H., *İstanbul Mi'mârî çağının Menşe'i Osmanlı Mi'mârîsinin İlk Devri Ertuğrul, Osman, Orhan Gaazîler Hüdavendigâr ve Yıldırım Bâyezid 630-805 (1230-1402)*, II. Baskı, İstanbul, 1989. \n \nBaykal, K., *Bursa ve Anıtları*, II. Baskı, Levent, 1982. \n \nDemiralp, Y., *Erken Osmanlı Sanatı, Beyliklerin Mirası*, Madrid, 1999, s. 109-111. \n \nGabriel, A., *Une Capitale Turque Brousse Bursa*, Paris, 1958. \n \nWilde, H., *Brussa*, Berlin, 1909.","author":"Yekta Demiralp","patrons":"Yıldırım Bayezid (H. 791-804 / M. 1389-1402).","architects":"Antepli Abdülaziz Oğlu Hacı Mehmed.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001","monument_contact":{"address":"Çarşı."}},"4c5f497c-a543-5629-8d4b-3504724fbbe3":{"name":"Firuz Bey Camii","description":""},"512a98e0-b879-5c4f-8280-321140a92bdf":{"name":"Alaaddin Camii.","description":"Bir höyük üzerine inşa edilmiş olan cami, yapıyı tamamlayan Sultan Alaaddin Keykubad'ın adına izafeten “Alaaddin Camisi” adıyla anılmaktadır. Bugünkü şekliyle çarpık bir plana sahiptir. Caminin kuzeyinde geniş bir avlu yer almaktadır. Kıble duvarının batı kesimi doğu kesimine nazaran daha kalındır. Caminin doğu kesimi 6 sütun sırası ile yedi sahına bölünmüştür. Değişik görünüşteki sütunların büyük bir kısmı başka yapılardan getirilmiş, devşirme malzemedir. Bu kesimde de batı kesiminde olduğu gibi sütun sıraları birbirlerine sivri kemerlerle bağlanmış ve üzerleri düz bir çatı ile örtülmüştür. Sütun sıralarının doğu duvarına dayandıkları kesimde, geniş gömme payeler göze çarpmaktadır. Caminin batı kesiminin planı daha da düzensizdir. Mihrap önü mekanının batı kısmına, doğudaki gibi sütunlu destekler ilave edilmiştir. Bu kesimde yer alan payelerin düzensizliği de çeşitli dönemlerde gerçekleştirilen onarımlara işarettir. \n \nDoğu ve batı duvarının içinde tesbit edilen, kuzey-güney yönlü tuğla kemer kalıntıları, yapının duvarlarının, içleri doldurulmuş kemerlerden oluştuğu izlenimi vermektedir. Bugünkü enine kemer dizileri, doğu ve batıdaki kemerlerin bazen ayaklarına, bazen de ortalarına bağlanmaktadır. Bu durum, doğu kesimdeki ilk caminin, kıble duvarına dik sahınlardan oluştuğunun işareti olarak kabul edilmektedir. \n \nCaminin kuzeyinde iki taçkapı yer almaktadır. Doğudaki taçkapının sivri kemerli kavsaranın kuşatma kemeri üzerinde iki renkli mermerlerle meydana getirilmiş bir geçme örneği görülmektedir. Bu cephe ve üzerindeki sütunlu nişler sultan Alaaddin Keykubad zamanında inşa edilmiştir. Kündekari tekniğiyle yapılmış olan ahşap minber ve çini mozaik süslemeli mihrabı, Selçuklu döneminin ince zevkini ve işçiliğini yansıtması açısından önemlidir. \n \nCaminin avlusundaki iki kümbetten ongen olanı II. Kılıçarslan zamanında, sekizgen ve yarım kalmış olanı da muhtemelen I.İzzettin Keykavus zamanında inşa edilmiştir. \n \nCami olarak inşa edilmiş olan yapı, günümüzde de cami olarak işlevini sürdürmektedir.","short_description":"Günümüzde Alaaddin Tepesi olarak anılan bir höyük üzerine inşa edilmiştir. İki bölümden oluşan ibadet mekanı, yapının farklı dönemlerde geçirdiği onarımlara işaret etmektedir. Kuzey cephesi ve kuzey taçkapısı üzerinde yer alan süslemeler, Memluk etkileri taşımaktadır. Mihrap önü kubbesinin geçiş ögeleri ve mihrapta yer alan çini mozaik işçiliği, Anadolu Selçuklu mimari süslemeciliğinin en güzel örneklerindendir.","dates":"Sultan I. Mesud H. 510 / M. 1116, I. Alaaddin Keykubad H. 635 / M. 1237.","location":"Konya","method_for_datation":"Camide, özellikle avlu duvarları üzerinde pek çok kitabe mevcuttur. Bu kitabelerde Sultan I. Mesud (1116-1155), II. Kılıçarslan (1155-1192), I. İzzettin Keykavus (1210-1220), I. Alaaddin Keykubad (1220-1237) olmak üzere dört Selçuklu sultanının adı geçmektedir. I. Mesud tarafından inşa edilen camiye, sonraki devirlerde çeşitli eklentiler yapılmış olmalıdır. Kubbeli mihrap önü mekanının çinileri 617 / 1220 yılında, muhtemelen I. İzzettin Keykavus veya I. Alaaddin Keykubad zamanında, çini ustası Kerimeddin Erdişah tarafından yapılmıştır. Yapı, mimari özellikleri ve onarım kitabelerinden yola çıkarak tarihlenmektedir.","bibliography":"Aslanapa, O. ve Diez E, *Türk Sanatı*, Istanbul 1955, s. 56-57. \n \nArseven, C.E., *Türk Sanatı,* İstanbul 1984, s.59. \n \nOral, Z.M., “Konya'da Alaud-din Camii ve Türbeleri”, *Yıllık Araştırmalar Dergisi* I, 1956, s.45-75. \n \nSönmez, Z., *Başlangıcından 16. yüzyıla kadar Anadolu-Türk İslam Mimarisinde Sanatçılar,* Ankara 1995, s. 220.","author":"Ertan Daş","patrons":"Sultan I.Mesud (510-550 / 1116-1155), II.Kılıçarslan (550-588 / 1155-1192), I.İzzettin Keykavus (607-617 / 1210-1220), I. Alaaddin Keykubad (617-634 / 1220-1237).","architects":"Mimar: Muhammed bin Havlan el-Dımışki; Minber ustası: Üstad Mevgim Berti el-hacı el-Ahlatı; Çini ustası: Kerimeddin Erdişah","monument_contact":{"address":"Alaattin Meydanı."}},"55eabe42-2bb7-5c31-9a53-819a3ffcae28":{"name":"Bafa Hanı (isteğe bağlı)","description":""},"568233cf-70dd-5ace-8ea3-7a527d0a9ae6":{"name":"Üç Şerefeli Cami","description":""},"571615de-6d27-5fda-8d4c-3d97eedc3cc2":{"name":"Kapalıçarşı.","alternate_name":"Büyük Çarşı.","description":"Halk arasında “Kapalı çarşı” olarak bilinen Büyük çarşı, Osmanlı Döneminde İstanbul'un ticari hayatının kalbiydi. çarşının nüvesini kubbeli ve ipek, mücevher ve benzeri değerli mallar satıldığı için muhafızlarla korunan iki bedesten oluşturmaktadır. Bedestenler, önceleri bez alışverişi için inşa edilmiş, zamanla değerli malların alınıp satıldığı ve geceleri kilitlenip muhafızlarla korunan çarşılar haline gelmiştir. Bugün Cevahir Bedesteni ve Sandal Bedesteni adlarıyla bilinen bu yapılar II. Mehmed tarafından, İstanbul'un fethinin hemen ardından vakıf olarak yaptırılmıştır. Zamanla bu iki bedesteni kuşatan dükkan ve han sayısı artmış ve geçirdiği yangın ve deprem felaketleri ve sayısız onarım sonucu bugün girift, iki yanında dükkanlar dizili tonozlu sokaklar külliyesi haline gelmiştir. \n \nİlk inşa edilen yapı, aynı zamanda İç veya Eski Bedesten olarak da bilinen Cevahir Bedestenidir. İçte 45.30 x 29.50 metre ölçülerindeki dikdörtgen kargir yapının her kenarının ortasında birer girişi vardır. İç mekan dörderden iki sıra kalın ayaklar ve bunları birleştiren enli kemerlerin taşıdığı, ve en ortadaki 14.89 metre yüksekliğinde onbeş kubbe ile örtülüdür**.** \n \nKüçük veya Yeni Bedesten olarak da bilinen Sandal Bedesteninin adı orada satılan ipek ve pamuklu karışımı kumaşlardan gelir. İçte 40 x 32 metre ile biraz daha küçük olmasına karşın Cevahir Bedesteni ile çok benzerdir. Dörderden üç sıra ayak ve bunları birleştiren enli kemerlerin taşıdığı 20 kubbe ile örtülüdür. Her iki yapı da dıştan dükkanlarla kuşatılmış olmalarına karşın, çarşının geri kalanına göre fiziksel olarak daha baskın görünmektedirler. \n \nHali hazırda 60'dan fazla sokağı ve yaklaşık 4,000 dükkanı bulunan Kapalıçarşı'da 14 han, 2 bedestenin yanı sıra birkaç mescit ve çeşme de yer alır. Sokakları, benzer malları satan esnafı bir araya getiren eski geleneği yansıtan isimlerini halen korumaktadır. 16. yüzyıldan bu yana çok sayıda yangın ve 1766 ve 1894 depremlerinden zarar gören Kapalıçarşı, sayısız kere onarımdan geçmiştir. Sonuncusu 1959 yılında tamamlanan onarımlar sonucu halen çalışan Kapalıçarşı günümüzde daha çok turistik öneme sahiptir. \n \nİstanbul'da üç bedesten bulunur. Yine II. Mehmed tarafından inşa edilen Galata Bedesteni, Galata semtindedir. Osmanlı İmparatorluğu'nda kentlerin genelde bir, büyüklerde iki tane bedesten bulunmasına karşın başkent İstanbul'da üç bedestenin bulunması İstanbul'un ticari önemine işaret etmektedir.","short_description":"Sultan II. Mehmed tarafından inşa ettirilen 2 bedestenin çevresine eklenen çok sayıda yapıdan oluşan Büyük çarşı (Kapalı çarşı), İstanbul'un Osmanlı dönemindeki ticari yaşamı hakkında bilgi veren en çarpıcı örneklerdendir. 2 bedesten, 14 han, 4000'e yakın dükkan, birkaç mescit ve çeşme ile dev bir ticari kompleks niteliği taşıyan ve günümüze çeşitli onarımlarla ulaşan çarşı, halen işlevini sürdürmektedir.","dates":"İki bedesten Sultan II. Mehmed (Fatih, H. 855-886 / M. 1451–1481) döneminde inşa edilmiş, çarşı bu çekirdeğin etrafında zamanla gelişmiştir.","location":"Eminönü, İstanbul","method_for_datation":"II. Mehmed'in vakfiyeleri, çeşitli Osmanlı arşiv belgeleri ve seyahatnamelere dayanılarak tarihlenmektedir.","bibliography":"Ayverdi, E. H. *Osmanlı Mimarisinde Fatih Devri 855 886 (1451-1481)* IV, İstanbul, 1974, 557 - 579. \n \nEyice, S. “Büyük çarşı,” *Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi* C. 6, İstanbul, 1992, 509 - 513. \n \nGülersoy, ç. *Story of the Grand Bazaar*, İstanbul, 1990. \n \nMüller-Wiener, W. *Bildlexikon zur Topographie Istanbuls*, Tübingen 1977, 345 - 349. \n \nöndeş, G. *Türk çarşıları*, İstanbul, 1953, 30 - 35.","author":"İnci Türkoğlu","patrons":"Sultan II Mehmed ve diğer Osmanlı sultanları. Sultan II. Mustafa (H.1106-1115 / M. 1695–1703) çarşının yangınlardan zarar görmesini önlemek amacıyla geleneksel ahşap mimarinin yerine kargir inşaat yapılması emrini vermiştir.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"596866c1-0152-5fad-8b10-b863bdbea2f8":{"name":"Ulu Camii","description":""},"5a976782-2e17-535a-a5f4-a976eb8efe6f":{"name":"Divriği Ulu Cami.","description":"Divriği Ulu Camii, kendisine güneyden bitişik Darüşşifa ile birlikte yaklaşık 32x64 m.lik dikdörtgen bir alanı kaplamaktadır. \n \nBazilikal (dikine) planlı camide, harime, kuzey ve batı olmak üzere iki taçkapıdan girilmektedir. Doğu cephesinin güney ucundaki hünkar mahfiline girişi sağlayan kapı, bugün pencereye dönüştürülmüştür. Kuzeybatı köşede yükselen silindirik gövdeli minarenin kaidesini oluşturan büyük payanda, Osmanlı döneminden kalmadır. \n \nHarim, mihrap duvarına dik uzanan dört kemer sırasıyla, ortadaki geniş olmak üzere beş sahına ayrılmıştır. Kemer sıralarını taşıyan dörder destek, doğu batı yönünde de, birbirlerine ve duvarlara kemerlerle bağlanmıştır. Sağlamlaştırmak amacıyla, daha sonradan, kalınlaştırılmış 16 destek üzerine atılmış kemerlerle oluşan 25 bölüm, birer tonoz veya kubbeyle örtülmüştür. Mihrap önü mekanını örten kubbe, on iki dilimiyle dikkati çeker. Orta sahının ortasındaki beyzi kubbenin altında, karlık bulunmaktadır. Doğudaki iki sahının üzerini örten sekiz tonoz örtüde, genel olarak yıldız tonoz kullanılmıştır. Doğuya karşılık batıdaki sahınlarda tonoz yerine beyzi kubbeler göze çarpar. 16. yüzyılın başlarındaki depremde batı cephesi ile üst örtünün bir kısmı göçmüştür. Bu nedenle, bugünkü beyzi kubbelerin yerinde, ilk inşaatta tonoz örtünün bulunduğu tahmin edilmektedir. Mihrap nişi, zengin iç ve dış bükey profillerden oluşmaktadır. \n \nDuvarlarda, taçkapılarda, minarede ve üst örtüde, farklı genişlik ve boylarda kesilmiş düzgün kesme taş; minber ve pencere kanatlarında ahşap kullanılmıştır. \n \nCaminin oldukça taşkın ifadelerle sunulan süslemeleri, taçkapılarda, mihrap, minber ve sütunlarda toplanmaktadır. “*Barok Kapı*” da denilen kuzey taçkapısı, geniş süsleme şeridindeki kabartma gülbezekler, rumiler, çeşitli yaprak motifleriyle ön plana çıkmaktadır. Kullanılan motiflerden dolayı “*Tekstil Kapısı*” adıyla da anılan batı taçkapısında, bitkisel bezemelerin yanı sıra geometrik motifler ve kuş figürleri de dikkati çekmektedir. Sonradan pencereye dönüştürüldüğü söylenen doğu taçkapısı ise, geometrik ve bitkisel süslemeleriyle tanınmaktadır. özellikle caminin kuzey girişi ile Darüşşifa girişinde, içleri bezeli diskler yoğun etki bırakmaktadır. Ahşap minberde, taklit kündekâri, yuvarlak yüzeyli derin oyma ve kafes oyma teknikleriyle verilmiş bitkisel, geometrik ve yazı türünde süslemeler mevcuttur. \n \nCaminin güneyinde, camiyle aynı genişliğe ve tarihe sahip 24mx32m ölçülerindeki *Turan Melik Darüşşifası* yer almaktadır. üç eyvanlı kapalı avlulu medrese planında olan darüşşifanın girişi batıdadır. Kısmen iki katlı yapının taçkapısı, yüksek kabartmalı bitkisel ve geometrik süslemeleri, derin silmeleriyle, Gotik özellikler gösterir. \n \nDivriği Ulu Cami ve Darüşşifası, Anadolu Selçuklu bezeme anlayışı ve tasarımının dışına çıkan, Müslüman ustaların yanısıra, muhtemelen Hıristiyan kökenli usta ve mimarların da çalıştığı nadir eserlerden biridir. Yapı, *UNESCO* tarafından “*Dünya Kültür Mirası Listesi*”ne dahil edilmiştir.","short_description":"UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi”ne dâhil edilen Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, mimari özelliklerinden çok muhteşem süslemeleriyle dikkat çeker. Mengücek Beyi Süleyman Şah oğlu Ahmet Şah tarafından inşa ettirilen cami ile eşi Turan Melik tarafından inşa ettirilen darüşşifanın mimarları Ahlatlıdır. Caminin kuzey taçkapısı, plastik etkisi yüksek bitkisel bezemeleri ve gülbezekleriyle “Barok Kapı”, batı taçkapısı ise oya gibi işlenmiş bitkisel, geometrik ve figürlü süslemeleriyle “Tekstil Kapısı” adıyla anılmaktadır.","dates":"H. 626 / M. 1228-29.","location":"Divriği, Sivas","method_for_datation":"Kuzey ve batı taçkapılarındaki inşa kitabelerinden caminin, 626/1228-1229 yılında, Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad Dönemi'nde Mengücekli Süleyman Şah oğlu Ahmet Şah tarafından inşa ettirildiği anlaşılmaktadır. \nMinberde, Ahmet Şah'ın 638/1240-1241 tarihinde minberin inşasını emrettiğini ve ustasının Tiflisli İbrahim oğlu Ahmet olduğunu gösteren iki kitabe mevcuttur. \nDarüşşifa, girişi üzerindeki kitabesine göre, Turan Melik tarafından, 626/1228-1229 yılında yaptırılmıştır.","bibliography":"ülgen, A.S. “Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası”, *Vakıflar Dergisi,* 5, 1962, 93 - 98. \nArel, H. “Divriği Ulu Camii Kuzey Portalinin Mimari Kuruluşu”, *Vakıflar Dergisi,* 5, 1962, 99 - 111. \nönge, Y.-Ateş, İ.-Bayram, S. *Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası,* Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara 1978. \nCantay, G. *Anadolu Selçuklu ve Osmanlı Darüşşifaları,* Ankara 1992. \nKuban, D. *Divriği Mucizesi, Selçuklular çağında İslam Bezeme Sanatı üzerine Bir Deneme,* İstanbul, 1999.","author":"Sedat Bayrakal","patrons":"Ahmet Şah bin Süleyman Şah.","architects":"Ahmet Nakkaş Hılatî (mimar), Hürrem Şah bin Muğis El-Hılatî (Cami ve Darüşşifa’da), Ahmet bin İbrahim Et-Tiflisî (ağaç işleri ustası), Muhammed (hattat), Ahmet bin Muhammed (hattat ve nakkaş 16.yy.)."},"5d840131-b4e3-5e84-97f2-6fc2d62ea0e2":{"name":"Kubad Abad Sarayı.","description":"çeşitli yapılardan oluşan saray, Konya ili sınırları içinde, Beyşehir Gölü'nün güneybatı kıyısında, Beyşehir'e bağlı, Gölyaka (Hoyran) beldesinin 3 km kuzeyindedir. Saray kompleksinin kurulduğu kayalık tepe üzerinde, sarayı çevreleyen surların içinde bir prehistorik höyük yer almaktadır \n \nBugün, toprak üzerinde, küçüklü büyüklü yirmiye yakın bina kalıntısı görülebilmektedir. Sitenin kuzey ucunda Büyük Saray; onun güneyinde Küçük Saray; en güneyde, göl kıyısında kayıkhane ve bunların çevresinde küçük pavyonlar, iç avlu duvarları, yürüyüş rampaları ile işlevleri henüz tam olarak saptanmamış çeşitli yapı kalıntıları, saray kompleksini oluşturmaktadır. \n \nYaklaşık 50 X 35 m. ölçülerindeki Büyük Saray, kompleksin en büyük yapısıdır ve bir kapalı saray binası, bir avlu ve göle doğru uzanan bir teras olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. Duvarları kısmen ayakta kalabilmiş bir başka yapı olan Küçük Saray, plan açısından Büyük Saray ile benzer bir şemaya sahiptir. Her iki yapıda da, ana şema, taht mekanı olan eyvan ile önündeki şeref avlusundan oluşan eksenin iki yanına yerleştirilen irili ufaklı mekanlardan oluşmaktadır. Büyük saraya göre duvarları daha kalın ve muntazam olan Küçük Saray'ın içinde yapılan kazılar sırasında ortaya çıkarılan merdiven kalıntıları bu kısmın iki katlı olduğunu göstermektedir. \n \nSaray kompleksindeki yapılar moloz taş malzemeyle inşa edilmiştir. \n \nSaray, mimarisinin yanısıra duvarlarını süsleyen çinileriyle de önemlidir. çoğunlukla, 20-24 cm. çapındaki yıldız ve kare şekilli çinilerin yüzeyleri, lüster veya sıraltı tekniğinde işlenmiş figürlerle bezenmiştir. Yıldız şekilli çiniler, aralara yerleştirilen haç biçimli çinilerle birbirine bağlanarak duvarda bir pano oluşturacak şekilde yerleştirilmiştir. Her bir pano, 10 cm. eninde, firuze renkli dikdörtgen çinilerden oluşan bordürlerle kuşatılmıştır. çinilerde, hayat ağacı, siren, sifenks, grifon, çift ve tek başlı kartal, aslan, ejder, at, eşek, tavus kuşu, çeşitli av hayvanları ile insan figürleri sık tekrar edilen konulardandır. Sultan ve saray ileri gelenlerinin, ender olarak da saray kadınlarının bağdaş kurarak oturduğu kompozisyonlarda, Orta Asya geleneklerinin etkisi hissedilmektedir. Figürler çoğunlukla, bir ellerinde, 9. yüzyıl Abbasi seramiklerinde örnekleri görülen ve ebedi hayatı, cenneti sembolize eden nar, haşhaş gibi bitkileri tutar şekilde resmedilmişlerdir. Stilize bir hayat ağacı etrafında, karşılıklı veya sırt sırta duran kuşlar da, düş dünyasını tasvir eden ve sık tekrar edilen konulardandır. \n \nSaraydaki çini süslemelerde, genel olarak Abbasi, Selçuklu, Fatimi ve hatta Sasani dönemi el sanatı ürünlerinin etkisi hissedilmekle birlikte, Orta Asya Şaman kültürünün zengin sembol dünyasının yoğun etkisinden söz etmek mümkündür. \n \nBölge, doğal ve arkeolojik sit alanı olarak koruma altına alınmıştır. 1965 yılında ilk bilimsel kazılarına başlanan saray kalıntılarıyla ilgili çalışmalar, günümüzde, Prof. Dr. Rüçhan Arık tarafından sürdürülmektedir.","short_description":"1964 yılında başlayan ve halen devam etmekte olan kazılarla büyük bir kısmı ortaya çıkarılan saray, Beyşehir Gölü kıyısında kurulmuş bir Selçuklu yapısıdır. Küçük ve Büyük saray olmak üzere iki bölümden oluşan kompleksin ana binaları dışında, su dağıtım şebekesi, çeşitli işlikler ve bir hamama ait kalıntılar sarayın önemli unsurları olarak karşımıza çıkmaktadır. Duvar kaplamasında kullanılmış, çeşitli formlardaki çinilerin üzerinde yer alan figürlü süslemeler, Abbasi, Selçuklu, Fatımi ve Sasani etkilerinin yanı sıra, yoğun olarak Orta Asya Şaman kültürünün etkilerini taşımaktadır.","dates":"H. 633 / M. 1236.","location":"Beyşehir, Konya","method_for_datation":"Sarayı oluşturan yapıların hiç birinde, inşa tarihini gösteren bir kitabe yoktur. ünlü gezgin İbn-i Bibi'nin verdiği bilgiler, kazılar sırasında elde edilen ahşap parçalar üzerinde yapılan dendrokronoloji çalışmaları ve çini süslemelerin üslup özelliklerinden yola çıkarak tarihlendirilmektedir.","bibliography":"Arık, R., *Kubad Abad,* İstanbul 2000. \n \nOral, Z., “Kubad Abad çinileri”, *Belleten*, c.XVII, sayı:66, Ankara 1959, s.209-222. \n \nOtto-Dorn, K., “Bericht über die Grabung in Kobadabad 1966”, *Archaeologischer Anzeiger*, Heft 4, Berlin 1969, s.438-506. \n \nöney, G., *Türk çini Sanatı*, İstanbul 1976.","author":"Ertan Daş","patrons":"I. Alaaddin Keykubad (H. 617-635 / M. 1220-1237)","architects":"Saadeddin Köpek, Bedreddin Sutaş."},"5e83cfa4-4fd4-5923-933f-613d3dce328f":{"name":"Peykler Medresesi (isteğe bağlı)","description":""},"611aa6ba-de9e-5b44-b102-63b7f2ac7205":{"name":"Sultaniye (Çimenlik) Kalesi","description":""},"62e625a3-a3f0-51a2-b3d3-9ee1fce45141":{"name":"Süleymaniye Külliyesi.","description":"Mimar Sinan'ın “kalfalık dönemi” eseri olarak nitelendirdiği Süleymaniye Camii, İstanbul'da aynı adla anılan semtte, yaklaşık 60.000m²lik bir alana oturan kapsamlı bir külliye içinde yer almaktadır. Külliyenin merkezinde bulunan cami, güneyindeki hazireyle birlikte, 216mX144m. boyutlarında bir avlu içine alınarak, külliyenin diğer yapılarından ayrılmıştır. Güneydeki hazirede, Kanuni Sultan Süleyman ve eşi Hürrem Sultan'a ait birer türbe ve bir türbedar odası bulunmaktadır. Külliyenin diğer yapıları, cami ve hazireyi doğu, batı ve kuzeyden “U” şeklinde çevrelemektedir. Caminin kuzeyine tabhane, imaret ve darüşşifa; batısına sıbyan mektebi, tıp medresesi, birinci ve ikinci medreseler ve 36 dükkandan oluşan Tiryaki çarşısı; doğusuna üçüncü ve dördüncü medreseler; güneydoğusuna ise darülhadis ve hamam yerleştirilmiştir. Mimar Sinan'a ait baldaken kuruluşlu mütevazı türbe ise, külliyenin kuzeydoğu köşesindedir. \n \nSüleymaniye Camii, 69m.X63m. boyutlarında kareye yakın dikdörtgen planlı bir harim ve kuzeyindeki revaklı avludan oluşmaktadır. Avlunun ortasında dikdörtgen şekilli bir şadırvan bulunmaktadır. Tüm revak birimleri kubbelerle örtülüdür. Yapının, ikisi harimin, ikisi avlunun kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerine yerleştirilmiş 4 minaresi vardır. Harimin iki köşesindeki minareler 76m. yükseklikte ve üç şerefeli; avlu köşelerindekiler ise 56m. yükseklikte ve iki şerefelidir. Harim, birbirlerine sivri kemerlerle bağlı, 6.20m.X5.10m. boyutlarında dört anıtsal destekle taşınan 27.40m. çapında bir merkezi kubbeyle örtülüdür. Kubbenin yerden yüksekliği 49.50m.dir. Merkezi hacmin kuzeyinde ve güneyinde kalan dikdörtgen hacimler birer yarım kubbeyle; doğu ve batısında kalan bölümler ise küçüklü büyüklü beşer kubbeyle örtülmüştür. Merkezde yer alan anıtsal destekler, sivri kemerler aracılığıyla beden duvarları içine yerleştirilmiş anıtsal payandalara bağlanarak desteklenmiştir. Payandaların yaratacağı monotonluğu kırmak amacıyla yapının doğu ve batı cepheleri revak ve galerilerle hareketlendirilmiştir. \n \nKülliyedeki tüm yapılar, düzgün kesme taşlarla inşa edilmiştir. Caminin taçkapı, mihrap ve minber gibi unsurları mermerlerle kaplanmıştır. \n \nSüleymaniye Külliyesinin süsleme açısından en zengin yapıları, çini ve kalemişleriyle bezeli Kanuni ve Hürrem Sultan türbeleridir. Cami, süsleme açısından oldukça sadedir. Avlu ve harim kubbelerinde yer alan kalem işi süslemeler, alt sıra pencerelerinin sedef ve fildişi kakmalı ahşap kapakları ve güney duvarındaki pencerelerde görülen vitraylar başlıca süsleme unsurlarıdır. Harimdeki kalemişi süslemelerin üzerine, 19. yüzyılda Fossati Kardeşler tarafından dönemin zevkine uygun süslemeler yapılmış; 1961-67 yıllarında yapılan onarımlar sırasında bu süslemeler kaldırılarak, özgün süslemeler açığa çıkarılmıştır. Külliyenin diğer yapılarında süslemeye yer verilmemiştir. \n \nCami günümüzde ibadet işlevini sürdürmektedir. Külliyenin diğer yapıları ise farklı işlevlerde kullanılmaktadır.","short_description":"Mimar Sinan'ın türbesinin de bulunduğu Süleymaniye Külliyesi, cami, medrese, tabhane, imaret, darüşşifa, sıbyan mektebi, türbe, darülhadis, hamam ve çarşı gibi farklı işlevlerde çok sayıda yapıdan oluşan muhteşem bir külliyedir. Külliyenin merkezinde yer alan ve Sinan'ın kalfalık dönemi eseri olarak tanımladığı cami, ortada dört anıtsal destekle taşınan 27.40 metre çapında ve yerden 49.50 metre yükseklikte bir kubbe, güney ve kuzeyde birer yarım kubbe, doğu ve batıda ise küçüklü büyüklü beşer kubbe ile örtülüdür.","dates":"H. 957-964 / M. 1550-1557.","location":"Süleymaniye, İstanbul","method_for_datation":"Harim kuzey taçkapısındaki, hattat Karahisari Ahmed Efendi tarafından yazılan Arapça kitabeden, caminin inşasına 957/1550'de başlandığı; 964/1557'de tamamlandığı öğrenilmektedir. Sinan'ın yakın arkadaşı Mustafa Sai çelebi tarafından kaleme alınan *Tezkiret-ül Bünyan*'dan inşaata tam olarak 27 Cemaziyel evvel 957/13 Haziran 1550'de başlandığı, 21 Zilhicce 964/ 15 Ekim 1557'de tamamlandığı anlaşılmaktadır. Belgelere göre, Birinci ve İkinci Medreseler 960/1553'de, üçüncü ve Dördüncü medreseler ise 966/1559 da tamamlanmıştır. Hürrem Sultan Türbesi 965/1557-58'de; Kanuni Türbesi ise 974/1567'de inşa edilmiştir.","bibliography":"Aslanapa, O., *Osmanlı Devri Mimarisi*, İstanbul, 1986. \n \nKuran, A., *Mimar Sinan*, İstanbul, 1986. \n \nMülayim, S., *Ters Lâle, Osmanlı Mimarisinde Sinan çağı ve Süleymaniye*, İstanbul, 2001. \n \nSözen M., *Türk Mimarisinin Gelişimi ve Mimar Sinan*, İstanbul, 1975. \n \nBarkan, ö.L., *Süleymaniye Camii ve İmareti İnşaatı:1550-1557*, C.I, II Ankara, 1972, 1979.","author":"Şakir Çakmak","patrons":"Kanuni Sultan Süleyman (927-974 / 1520-1566).","architects":"Mimar Sinan; hattat Karahisari Ahmed Efendi.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"63d7eb6d-8326-5395-9279-d48a47c2abba":{"name":"Tunç Mihrap Şamdanları.","description":"Yuvarlak kaideli çan biçimli gövdelidir. Bilezikli silindirik boyunlu ve mumluğu geniş çanaklıdır. Şamdan gövdesinin alt ve üst kenarını çeviren içi palmetli yürek biçimli madalyonlardan oluşan bordür, boynun alt kenarında da tekrarlanmıştır. Boyun bileziği üzerinde kabartma iri yapraklar yer alır. Boyun zemini, içleri cepheden ve profilden hatayi motifli, dilimli baklava şekilleri ile süslenmiştir. Mumluğu, geçmeli kartuşlar içinde yer alan yazı kitabeleri çevirir. Farsça yazılı kitabede, şamdanın ışığı üzerine övücü bir şiir, Arapça kitabede “Sultan Bayezid beladan uzak olsun” denilmekte ve Osmanlıca kitabede Edirne Bayezid Camii için yapılmış olduğu belirtilmektedir. Gövde ortasını, zemini kıvrım dal ve hatayi bezemeli enli süslü yazı frizi dolanır. Motifler altın yaldızlıdır. üzerindeki kitabeye göre Sultan II. Bayezid'in Edirne'de yaptırdığı cami için hazırlanan şamdanlar Memluk şamdan formunun etkilerini taşımaktadır.","short_description":"Osmanlı sultanları, inşa ettirdikleri camilerin büyük ve loş mekânlarını aydınlatmak için mihrabın iki yanına yerleştirilen şamdanların da siparişlerini verirlerdi. II. Bayezid adına, Edirne'deki camisi için yaptırılan şamdanların üzerinde, sultana iyi dilek kitabeleri yer almaktadır.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","initial_owner":"Sultan II. Bayezid (H 886-918 / M 1481-1512).","dates":"H. 894 / M. 1488 civarı.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Yük: 89 cm, alt çapı: 73 cm.","method_for_datation":"Eserin üzerinde adı geçen Edirne II. Bayezid Camii 894 / 1488 yılında tamamlanmıştır. Dolayısıyla eserin de bu sıralarda yapılmış olması gerekir.","obtention":"Edirne Selimiye Camii'nden 8 Aralık 1911 tarihinde getirilmiştir.","bibliography":"ölçer, N. vd, *Türk ve İslam Eserleri Müzesi,* İstanbul, 2002, 247 \n \nRoxborough, J.D. *Turks, Journey of a Thousand Years, 600-1600*, London 2005, 441-442.","author":"Alev Özay","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"66dee6a2-095c-5e95-9ab7-3051179223bf":{"name":"Zübdetü’t-Tevarih","description":"Eser, ince aharlı kağıt üzerine iri nesih hat ve siyah mürekkeple, 90 yaprak halinde Türkçe yazılmıştır. İçinde konuyla ilgili olarak, bazı sayfalarda tek bazı sayfalarda ise çift minyatür olmak üzere 55 adet minyatür bulunmaktadır. Eserin 1b-2a sayfalarında yuvarlak iki madalyon içine eserin Sultan III. Murad'ın hazinesi için hazırlandığı ve eserin konusu yazılmıştır. 37 satır halinde yazılan metnin serlevhası ve bölüm başlıkları tezhiplidir. Serlevha ve bölüm başlıklarındaki tezhiplerde hatayi ve rumi üslubundaki bitkisel kompozisyonlar, ilk sayfadaki madalyonlar etrafında ise halkar bezeme görülür. \n \nEserin koyu yeşil renkli cildi lakedir (Edirnekari). Ağırlıklı olarak kullanılan altın ve gümüş yaldızla renklendirilen dış kapaklar halkâr bezeme ile, iç kapaklar ise salbek, köşebent ve şemselerden oluşan düzenlemelerle süslenmiştir. Orijinal değildir. \n \nSarayın Şehnamecisi Seyyid Lokman Aşuri tarafından yazılan eser iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm: evren ve burçlar kuşağı ile başlamakta, Tevrat, İncil ve Kur'an kaynak alınarak peygamber ve dine hizmet etmiş kişilerin hayat hikayelerinin resimlerle anlatılmasıyla devam etmektedir. Hz. Muhammed, Dört Halife Devri, Emeviler, Abbasiler, Erken İslam dönemi, Gazneli, İlhanlı, Selçuklu ve Timurlular gibi Müslüman devletlerin sultanlarının ve devlet adamlarının secereleriyle birinci bölüm sona ermektedir. İkinci bölümde Osmanlı Devleti'nin kurucusu Sultan Osman'dan başlayarak Sultan III. Murad'a kadar hüküm süren Osmanlı sultanlarının portreleri yer almaktadır. Bu sultanlar döneminde yaşanan siyasi olayların anlatılmasıyla ikinci bölüm son bulmaktadır. \n \nSultan III. Murad (H. 982-1003/ M. 1574-1595)'ın hazinesi için hazırlanan bu eser gerek minyatür üslubundaki kalite, gerekse cildi ve hattı ile Osmanlı sanatı içinde bir sultan hazinesi için hazırlanan başyapıtlardan biridir.","short_description":"Sultan III. Murad'ın emri ile ünlü tarihçi Seyyid Lokman tarafından yazılan, ünlü nakkaşlar Molla Kasım ve üstat Osman tarafından resimlenen, yaradılıştan itibaren Peygamberleri, İslamiyet'in doğuşunu ve devletlerin tarihini anlatan eser, Osmanlı resim sanatı'nın ünik eserlerinden biridir.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","initial_owner":"Sultan III. Murad (H. 982-1003/ M. 1574-1595).","dates":"H. 993 / M. 1583.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Boy: 64.7 cm. En: 41.3 cm.","method_for_datation":"Eser üzerinde Sultan III. Murad (H. 982-1003/ M.1574-1595)'ın hazinesi için H. 993 / M. 1583 tarihinde hazırlandığı belirtilmektedir.","method_for_provenance":"Sultanın emriyle İstanbul'da yazılmış olmalıdır.","provenance":"İstanbul.","obtention":"Sultan I. Abdülaziz'in annesi Sultan II. Mahmud'un eşi Pertevniyal Valide Sultan Sultan (öl: H. 1300 / M. 1883 - Valide Sultanlığı: 1861-1876)'ın İstanbul-Aksaray'da yaptırdığı külliyenin kütüphanesinden 1915 yılında getirilmiştir.","bibliography":"Aksoy, Ş., Zübdetü't Tevarih Sultan III. Murad için Hazırlanan bir Şehname, *P. Art, Culture, Antique*, 3 (1996) s. 17-37. \n \n*In Pursuit 0f Excellence,* İstanbul 1993, s.42, Pl. 19A-E, s: 52-56 \n \nRenda, G., *“*New Light on the Painters of the Zubdat at Tawarikh in the Museum of Turkish and Islamic Arts in Istanbul”, *Fourth International Congress of Turkish Art, s.183-200.* \n \nölçer, N. vd, *Türk ve İslam Eserleri Müzesi*, İstanbul, 2002, s. 272-75.","author":"Sevgi Kutluay","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"68ecd47c-38f6-579b-9162-d8283100397d":{"name":"Siyer-i Nebi.","description":"Eser, ince aharlı kağıt üzerine iri nesih hat, 13 satır olarak Türkçe olarak yazılmıştır. Metin altın yaldızla çekilmiş cetveller içine siyah mürekkeple, metinde geçen özel isimler ise kırmızı mürekkeple yazılmıştır. Satır araları altın yaldızla doldurulmuş ve doldurulan bölümlerin etrafı siyah renkle konturlanmıştır. Siyer-i Nebi, Hz. Muhammed'in hayatı ve ölümüne kadar İslam tarihini anlatan altı ciltlik bir eserdir. 545 varaktan oluşan TİEM nüshası ise bu eserin, dördüncü cildinin kopyasıdır. İçinde konuyla ilgili 193 adet minyatür yer alır. Eserin ilk sayfası tek sayfa serlevha şeklinde düzenlenmiş ve tezhiplerle süslenmiştir. Minyatürlü sayfalarda ise minyatür, altta ve üstte iki satırlık metin arasında yer almaktadır. Eserin kahverengi deri cildi, palmet salbekli oval şemse ve köşebentlerle süslüdür. \n \nHz. Muhammed'in kızı Fatma'nın doğumu ile başlayan eserde, Hz. Ali ile Fatma'nın evlenmesi, Hz. Muhammed'in mucizeleri, Talha ve Gamze'nin aşkları, kahraman müslüman kadınların öyküleri, Bedir savaşına hazırlık ve savaş, Uhud savaşı sırasında Hz. Muhammed'in yaralanması, Peygamber'in amcası Hz. Hamza'nın ölümü, savaş ganimetlerinin paylaşılması, Kaa'b ve kızının öyküsü ile Müslümanların düşmanı Süfyan bin Halid'in öldürülmesi konuları anlatılmaktadır. \n \nSiyer-i Nebi 16. yüzyılda Sultan III. Murad'ın isteği üzerine Saray nakkaşhanesinde altı cilt olarak hazırlanır. Bugün bir cildi kayıptır, diğerleri ise dünya kütüphanelerine dağılmıştır. İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde bulunan bu yazma, adı geçen eserin Dublin Chester Beatty Kütüphanesi'nde (T.419) bulunan dördüncü cildinin 17. yüzyılda yapılmış bir kopyasıdır. Eser minyatür üslubu açısından 17. yüzyıl özelliklerini taşımaktadır.","short_description":"Hz. Muhammed'in hayatını konu alan 'Siyer-i Nebi'nin 17. yüzyılda kopya edilen bu cildi, konusu, minyatürlerindeki figür üslubu, doğa ve mekân kompozisyonları ile Osmanlı Resim Sanatı içinde önemli bir yere sahiptir.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","initial_owner":"Asıl sahibi bilinmiyor. Ancak, Sultan II. Mahmud’un eşi Pertevniyal Valide Sultan (Öl: H.1300 / M. 1883-Valide Sultanlığı: 1861-1876) ’ın 1862-63 tarihli vakıf mührü eserin 1a ve 545a sayfasında bulunmaktadır.","dates":"H. 11. / M. 17. yüzyıl ortaları.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Boy: 38 cm. En: 26 cm.","method_for_datation":"Eser minyatür üslubu açısından 17. yüzyıl özelliklerini taşımaktadır.","method_for_provenance":"Bu tür pahalı ve önemli yazmalar ancak saray nakkaşhanesinde yapılmış olabilir.","provenance":"İstanbul.","obtention":"Sultan I. Abdülaziz'in annesi Sultan II. Mahmud'un eşi Pertevniyal Valide Sultan (öl: H.1300 / M. 1883 - Valide Sultanlığı: 1861-1876)'ın İstanbul-Aksaray'da yaptırdığı külliyenin kütüphanesinden 1916 yılında getirilmiştir.","bibliography":"çığ, K*., “*Türk ve İslam Eserleri Müzesi'ndeki Minyatürlü Kitapların Kataloğu”, *Şarkiyat Mecmuası,* III (1959), s. 51-90,bil.s.61-62 \n \nTanındı Z., *Siyer-i Nebi. İslam Resim Sanatında Hazreti Muhammed'in Hayatı,* İstanbul 1984, s.156-159. \n \nölçer, N. vd, *Türk ve İslam Eserleri Müzesi,* İstanbul, 2002, s. 292-95.","author":"Sevgi Kutluay","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"6987a8e5-7f32-55ec-ba47-0b83934079c8":{"name":"Hüdavendigar Camii","description":""},"69a91c1d-a3b0-5106-9135-ad44679f9576":{"name":"Nilüfer Hatun İmareti.","alternate_name":"İznik Müzesi.","description":"Tabhaneli, zaviyeli, ya da çok işlevli camiler olarak adlandırılan ve 8.-9. / 14.-15. yüzyıllarda, Anadolu'da çok fazla örneği görülen yapılar tipinde inşa edilmiştir. Yapı doğu-batı yönünde uzanan dikdörtgen alan içine art arda yerleştirilmiş dağılım ve ibadet mekanı ile dağılım mekanının kuzey ve güneyindeki birer oda ve doğu cephesi önünde uzanan son cemaat yerinden oluşur. Doğu cephesi 40,5 m, son cemaat yeri 25,35 m. genişliğinde olup son cemaat yeri dahil derinlemesine uzunluğu 33,60 m.dir. \n \nDört paye ve dört sütun tarafından taşınan beş bölümlü son cemaat yeri yanlarda ikişer, önde beş sivri kemerlidir. Alışılanın aksine, giriş cephesinin tümünü kaplamayan son cemaat yerinde ortadaki bölüm kubbeyle, diğerleri ise birer tekne tonozla örtülmüştür. Batı cephesinin ortasına, dağılım mekanına açılan ve üzerinde inşa kitabesi bulunan kapı yerleştirilmiştir. \n \nKare planlı dağılım mekanı, üzerinde yuvarlak aydınlık feneri bulunan bir kubbeyle örtülmüştür. Batısındaki ibadet mekanının üst örtüsü bir kemerle iki bölüme ayrılmıştır. Doğudaki bölümün ortasında sekiz dilimli bir kubbe yer alırken, batıdaki bölümde kubbe çapraz ve yıldız tonozlar arasına yerleştirilmiştir. Mihrap nişi güney duvarındadır. Dağılım mekanının kuzey ve güneyinde bulunan dikdörtgen planlı odalar, aynalı kemerlerle kareye dönüştürülmüş ve üzerleri kırık üçgen geçişli birer kubbe ile örtülmüştür. Her iki odanın da doğu duvarlarında ocak nişleri bulunur. \n \nüstü kiremit kaplı yapının cepheleri bir sıra kesme taş ve üç sıra tuğla ile almaşık teknikle örülmüştür. Duvarların üst kesimini dört sıra tuğladan yapılmış kirpi saçak çevrelerken, kubbelerin kirpi saçakları iki sıra tuğladan oluşturulmuştur \n \nSon cemaat yerinin sütun başlıkları, giriş kapısının söve ve lentosu, alınlık ve yanlardaki payeler mermerdir. Cephelerde tuğla ve taşların farklı şekillerde yerleştirilmeleriyle oluşturulmuş süslemeler vardır. Giriş ekseni üzerinde yer alan kaval silmeli payeler değişik bir süsleme unsuru olarak göze çarpar. Son cemaat yerinin orta bölümünün kubbesi ve giriş mekanının duvarlarının üst kısmında kabartma tekniği ile yapılmış palmet motifli frizlerin bulunduğu alçı süslemeler vardır. \n \nNilüfer Hatun İmareti'nin işlevi konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı araştırmacılar, yoksullara yiyecek dağıtılan yer anlamına gelen “imaret” sözcüğünden hareketle yapının bir aşhane olduğunu ifade ederken diğerleri, imaret sözcüğünün bu anlamını daha sonraki dönemlerde kazandığını; başlangıçta hayır için yapılan her türlü yapıya imaret dendiğini; bu nedenle 8.-9. / 14.-15. yüzyıllarda Anadolu'da çok sayıda örneği görülen ve imaret denilen bu tür yapıların gezici dervişlerin barınması için inşa edildiklerini kabul ederler. \n \nKurtuluş Savaşı (1919-1922) sırasında tahrip olan yapı daha sonra bir süre depo olarak kullanılmıştır. 1955'ten sonra onarılmış ve müze olarak hizmete açılmıştır. Müzede İznik ve çevresindeki kazılardan çıkarılan seramikler ile çeşitli antik ve etnografik malzeme sergilenmektedir.","short_description":"Tuğla, taş ve mermerin birlikte kullanıldığı, özellikle iç mekândaki örtü çeşitlemesiyle dikkati çeken yapı, I. Murad tarafından annesi adına yaptırılmıştır. Bizans Harmankaya Tekfuru'nun kızı olan Holophira, Orhan Gazi ile evlenip İslamiyet'i seçtikten sonra Nilüfer adını almış ve yaşamı boyunca yaptığı hayır işleriyle haklı bir ün sağlamıştır. 14. - 15. yüzyıllarda Anadolu'nun Müslümanlaştırılmasında büyük rol oynayan misyoner dervişlerin konaklamalarına olanak sağlayan tabhaneli cami örneklerindendir.","dates":"H. 790 / M. 1388.","location":"İznik, Bursa","method_for_datation":"Giriş kapısı üzerinde yer alan mermer bir levha üzerine yazılmış üç satırlık kitabe yer almaktadır. Sultan I. Murad'ın (1362-89) annesi “Nilüfer Hatun” için yaptırılmış ve 8 Nisan 1388'de tamamlanmıştır.","bibliography":"Aslanapa, O., *Osmanlı Devri Mimarisi* , İstanbul 1986. \n \nAyverdi, E.H., *İstanbul Mi'mâri çağının Menşei. Osmanlı Mi'mârisinin ilk Devri 630-805 (1230 -1402)*, Baha Matbaası, İstanbul, 1962, s. 320-328 \n \nEyice, S., İki Türk Abidesinin Mahiyetleri Hakkında Notlar. İznik'te Nilüfer Hatun İmareti ve Kayseri'deki Köşk Medrese, *İFYAD 2*, 1957, s. 107-110 \n \nEyice, S., “İlk Osmanlı Devrinin Dini-İçtimai Bir Müessesesi: Zaviyeler ve Zaviyeli Camiler”, *İktisat Fakültesi Mecmuası*, *XXIII*, 1962/63, 1-80. \n \nGoodwin, G., *A History of Ottoman Architecture*, Thames and Hudson, London 1992, s. 22, 44-45","author":"Mehmet Kahyaoğlu","patrons":"I. Murad (Hüdevandigar) H. 764-792 / M. 1362-1389.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"6cfad295-ed33-56c7-82d6-c6356f79894a":{"name":"İshak Paşa Sarayı.","description":"Osmanlı üslubunun 18. yüzyıl sonlarında ortaya koyduğu ender eserlerden biri olan İshak Paşa Sarayı, Ağrı'nın 97 km. doğusunda ve denizden 2000m. yükseklikte kurulmuş olan Doğubayazıt ilçesindedir. Bir Paşa sülalesi tarafından inşa ettirilen saray, arazinin doğal yapısına uygun olarak doğu batı yönünde oluşturulan bir set üzerinde konumlandırılmıştır. Savunmaya elverişli biçimde inşa edilmiş olan sarayın bazı bölümleri tek, bazı bölümleri iki, bodrumlarla birlikte bazı bölümleri de üç katlı olarak tasarlanmıştır. Osmanlı başkentlerinde uygulanan saray planlarının küçültülmüş bir benzeri olan İshak Paşa Sarayı, işlevsel açıdan yakın amaçlı birimlerin başlıca iki avlu etrafında toplandığı bir plan ortaya koyar. Yapının en çok yıkıma uğrayan bölümlerinden biri olan birinci avlunun iki yanında yer yer harap olmuş mekanlar bulunmaktadır. Bu mekanların saraya gelen ziyaretçilere ait olduğu ve buralara at ve araba gibi yol araçlarının konduğu anlaşılmakta, avlunun sağ tarafında ise zindan bölümü yer almaktadır. Oldukça yüksek bir kapıdan geçilerek ulaşılan ikinci avlu, cami, selamlık, divan sofası gibi sarayın en önemli bölümlerini barındırmakta, Harem Dairesi'ne gösterişli bir taçkapı ile buradan geçilmektedir. çolak Abdi Paşa'ya ait türbe ise caminin mihrap duvarının önünde yer almaktadır. Sarayın inşasında, tamamı çevreden getirilmiş olan sarı ve kahverengi kesme taşlar kullanılmıştır. Genel özellikleri bakımından Türk mimarisinin köklü izlerini taşıyan saray, Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu, Osmanlı ve Gotik, Barok gibi Avrupa etkileri ile yerel özelliklerin bir arada görüldüğü eklektik bir üslup ortaya koyar. Merkezden uzakta bulunan sarayın her biri diğerinden farklı özellikler gösteren taçkapıları ve farklı özelliklere sahip taş bezemeleri dikkati çekmektedir. Birinci avluya girişi sağlayan taçkapı, dışa taşkınlığı, girişte kullanılan basık kemer ve mukarnaslı kavsarası ile genel olarak Anadolu Selçuklu anlayışını yinelemekte, bununla birlikte sarayın yapıldığı çağın özellikleri olan Ampir etkileri de taşımaktadır. İkinci avluya geçişi sağlayan ve iki katlı olarak tasarlanan Gotik karakterli taçkapı, oldukça yüksek ve sivri kemerli olarak düzenlenmiştir. Girişin iki yanına, yüksek kabartma olarak işlenen stilize iki servi ağacı, taşıdıkları yüksek plastik etki ile dikkati çekmektedir. Harem Dairesi'nin taçkapısı da Barok özellikler taşıyan zengin taş bezemelere sahiptir. Oldukça yüksek tutulan anıtsal kapının iki yanında karşılıklı iki arslan figürü yer almakta, arslan figürleri ile başlayan stilize bitkisel motifli geniş bordür, dikdörtgen biçimli kapının etrafını dolaşmaktadır. Sarayın inşa tarihini veren kitabe de Harem taçkapısı üzerinde yer alır. Hafif şişkin kubbesi, bezemeli kasnağı ve iki renkli taşlarla örülmüş minaresi ile cami ve yüksek plastik değere sahip hareketli dekorasyonu ile çolak Abdi Paşa türbesi, sarayın bezeme açısından dikkati çeken diğer bölümleridir. Zaman içinde, büyük oranda yıkıma uğramış olan İshak Paşa Sarayı, 13. / 19. yüzyılın sonları ile 14. / 20. yüzyılın başlarında askeri kışla olarak kullanılmıştır.","short_description":"Osmanlı mimarisinin 12. / 18. yüzyıl sonlarına ait en seçkin örneklerinden biridir. Denizden 2000 metre yükseklikte kurulmuş olan saray, bir kartal yuvasını andırmaktadır. Genel özellikleri bakımından Türk mimarisinin köklü izlerini taşıyan yapı kompleksi, Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dışında Gotik ve Barok gibi Avrupa etkilerinin bir arada görüldüğü eklektik bir üslup ortaya koyar. Bir Paşa sülalesince inşa ettirilen saray, her biri diğerinden farklı özellikler gösteren taçkapıları ve taş bezemeleri dikkati çekmektedir.","dates":"H. 1199/ M. 1784.","location":"Doğubeyazıt, Ağrı","method_for_datation":"Sarayın banisinin kimliği konusunda, ikinci avluya bakan Harem taçkapısı üzerinde yer alan kitabeye bağlı kalınmaktadır. Bu kitabede, sarayın Hicrî 1199 tarihinde İshak Paşa tarafından yaptırılmış olduğu ifade edilir. Sarayın kuruluşu, bugün II. avluda türbesi bulunan çolak Abdi Paşa'nın burada Sancakbeyi olarak bulunduğu 17. yüzyılın ortalarına kadar indirilmektedir. Kitabede verilen tarihin ise, yapı grubunun II. İshak Paşa zamanında son şeklini alarak tamamlandığı tarih olduğu ve inşanın yaklaşık yüz yıllık bir süreye yayıldığı düşünülmektedir.","bibliography":"Akok, M. “Ağrı Doğubayazıd'da İshak Paşa Sarayı Rölöve ve mimarisi”, *Türk Arkeoloji Dergisi*, S.10/2, Ankara, 1961, 30-48. \n \nBingöl, Y. *İshak Paşa Sarayı*, İstanbul, 2000. \n \nGündoğdu, H. “Doğu Bayazıt'taki İshak Paşa Sarayı ve Gerçekler”, *Milli Saraylar Sempozyumu/Bildiriler*, İstanbul, 1985, 35-43. \n \nGündoğdu, H. *Doğubayazıt İshak Paşa Sarayı*, Ankara, 1991. \n \nSözen, M. *Devletin Evi Saray*, İstanbul, 1990.","author":"Semra Daşçı","patrons":"Çolak Abdi Paşa zamanında başlanmış, II. İshak Paşa zamanında tamamlanmıştır.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"6d0046f8-2748-5389-8484-74a83209929d":{"name":"Kale","description":""},"704660a2-4ce1-541d-9ad1-e13c6219e54c":{"name":"Kale","description":""},"72c0e86c-b1ae-5017-a60e-32986c29c774":{"name":"Surname-i Hümayun.","description":"Surname 1582 yılında III. Murad'ın oğlu Şehzade Mehmed için düzenlenen ve 52 gün 52 gece boyunca süren sünnet düğünü şenliklerini ele alan bir çalışmadır. Yazmada şenlik sırasında İstanbul esnafının meslek dallarına ilişkin üretimlerini bir geçit töreni ile sundukları, çeşitli eğlenceler düzenlendiği, davetlilere ve halka her gün ziyafet ve yemekler verildiği, padişahın zaman zaman halka altın ve gümüş saçtığı, fakir çocukları sünnet ettirip giydirdiği, dilencileri sevindirdiği, borçlarından dolayı hapse düşenlerin borçlarını ödeyerek onları özgürlüklerine kavuşturduğu sözel ve görsel olarak belgelenmektedir. Eser bu yönüyle 10. / 16. yüzyıl Osmanlı yaşamını, ekonomisini, sosyal hayatını, kültürünü, sanatını ve eğlence hayatını gözler önüne seren tarihi bir kaynak niteliği taşımaktadır. \n \nŞenlik Hipodrom'da, yani At Meydanı'nda gerçekleşmiştir. Bu alanda bulunan İbrahim Paşa Sarayı, sarayın bir köşesine saray erkanı ve yabancı hükümet temsilcileri için yapılan üç katlı ahşap seyirlik binası eserdeki sahnelerin vazgeçilmez dekorunu oluşturmuştur. \n \nBunu yansıtan örneklerden biri *camcılar loncasının geçişi*ni gözler önüne seren minyatürdür. Burada padişah, İbrahim Paşa Sarayı Divanhanesi'nin şahnişininden, ürettikleri cam objeleri sunan, hatta tekerlekli bir araba üzerine yerleştirdikleri seyyar fırın yardımıyla camın üretim aşamalarını ve kullandıkları aletleri sergileyen camcılar loncasını, meydanda küme olmuş halk ve seyirlik binasında oturan misafirlerle birlikte izlemektedir. \n \nEserde mimar ve mühendisler grubunun *Süleymaniye Camii*'nin tahta ve fildişinden yapılmış çok benzer bir maketi ile geçişini gösteren bir diğer tasvir bu dönemde hala hayatta olan ve muhtemelen bu geçit törenine katılan Mimar Sinan'ı temsil etmesi ve onun en anıtsal yapısı aracılığıyla Osmanlı sanatının görkemini yansıtması açısından dikkat çekicidir. \n \nSünnet düğünü şenlikleri eserde genelde bu iki sahnenin kompozisyon şemasında olan 250 çift sayfa minyatür ile resimsel bir öyküye dönüşmüştür.","short_description":"*Surname,* 990 / 1582 yılında III. Murad'ın şehzadesi Mehmed için düzenlenen sünnet düğünü şenliklerini, olayın gerçekleştiği At Meydanı ve İbrahim Paşa Sarayı'nın oluşturduğu dekor içinde, sözel ve görsel olarak belgeleyen muhteşem bir çalışmadır.","holder":"Topkapı Sarayı Müzesi.","initial_owner":"Sultan III Murad (r. AH 982-1003 / AD 1574-95).","dates":"H. 991-997 / M. 1583-1588.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Boy: 33.5 cm. En: 23.5 cm.","method_for_datation":"Eserin bazı sayfaları ve ketebe kaydı eksik olduğu için Başbakanlık Arşivi, Kepeci Ruus Defteri (3 Safer 997/1583 No.250, 37)'nden 1588 yılında tamamlandığı öğrenilmektedir.","method_for_provenance":"Topkapı Sarayı nakkaş ekibi tarafından hazırlandığı bilindiği için İstanbul'da hazırlandığı düşünülmektedir.","provenance":"İstanbul.","obtention":"Eser sultan için yapılmıştır ve her zaman sarayın mülkiyetinde kalmıştır.","bibliography":"And, M. *Kırk Gün Kırk Gece*, İstanbul, 1959. \nAtasoy, N. *Surname-i Hümayun*, İstanbul, 1998. \nAtasoy, N. “Tarih Konulu Minyatürlerin Usta Nakkaşı Osman”, *Sanat Dünyamız*, S.73, Yıl,1999, s.213-221. \nİpşiroğlu, M.Ş. “Das Hochzeitbuch Murats III”, *Deutsch-Türkische Gesellschaft*, Bonn, 1960. \nTansuğ, S. *Şenlikname Düzeni*, İstanbul, 1961.","author":"Şebnem Tamcan","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"73a186bf-c916-5473-94f8-30aa969e3624":{"name":"Sokullu Mehmed Paşa Külliyesi.","description":"Payas, Anadolu'yu Ortadoğu'ya bağlayan yol üzerinde yer alan bir liman kentidir. Stratejik önemi nedeniyle çeşitli uygarlıklara sahne olmuş, 1516'da Mercidabık Seferi sonucunda Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu ile Ortadoğu ülkeleri arasında gelişen ticari ilişkiler ve hac güzergahı üzerinde bulunması, Payas'ın önemini daha da arttırmıştır. Bu stratejik noktayı donatmak ve yolcuların gereksinimlerini karşılamak amacıyla Sultan II. Selim, Payas'ta bir külliye yapımını emretmiştir. Külliyenin yapımını üstlenen Sokullu Mehmed Paşa, inşaat için Mimar Sinan'ı görevlendirmiştir. \n \nOsmanlı fethinden sonra, eski bir kalenin yerine yeniden inşa edildiği kabul edilen bir kalenin yanına kurulan külliye, yaklaşık 700 x 250 metrelik bir alana oturmaktadır. Külliyenin merkezinde, kuzey-güney yönlü bir arasta yer alır. 115 x 15m. boyutlarındaki arasta, ortasında dua kubbesi bulunan tonozla örtülü bir koridorun iki yanına yerleştirilmiş 48 dükkandan oluşmaktadır. Arastanın doğusuna kervansaray, imaret ve tabhane gibi konaklama amaçlı yapılar, batısına ise cami, sıbyan mektebi, medrese ve hamam gibi ibadet, eğitim ve temizlik amaçlı yapılar yerleştirilmiştir. \n \nKervansaray, kare şekilli bir avlunun kuzey, güney ve doğusuna yerleştirilmiş revaklar ve gerisindeki çapraz tonozlarla örtülü ahırdan oluşmaktadır. Kervansarayın güneyinde yer alan imaret, revaklı bir avlunun doğu ve batısına yerleştirilmiş dört kapalı mekana sahiptir. özel konukların ağırlandığı dört odadan oluşan tabhane ise kervansarayın batısında, arastaya bitişik konumdadır. \n \nHamam, arastanın kuzeybatısındadır. Bir çifte hamam olarak düzenlenmiş olan yapının erkekler kısmı “dört eyvanlı ve dört köşe hücreli”, kadınlar kısmı ise “yıldızvari” planlı birer sıcaklığa sahiptir. Erkekler kısmı sıcaklığının batı duvarına bitişik olarak inşa edilen sıbyan mektebi, güneyinde üç birimli bir revak bulunan, kubbeli iki kare mekandan oluşmaktadır. \n \nArastanın güneybatısında yer alan medrese ve cami, ortak bir avluyu paylaşmaktadır. Avluya kuzeydeki bir açıklıktan girilebildiği gibi arastadan da ulaşılabilmektedir. Medrese, üç yönden revaklarla çevrelenmiş 21 hücreden oluşmaktadır. \n \nCami, haçvari planlı bir harim, kuzeyindeki sekiz birimli son cemaat yeri ve kuzeybatı köşesindeki minareden oluşmaktadır. Harim, merkezde bir kubbeyle örtülmüş, dört yönden çapraz tonozlu eyvanlarla genişletilmiştir. \n \nKülliyedeki tüm yapıların beden duvarları kesme taşlarla kaplanmıştır. özellikle caminin taçkapı ve mihrabında olmak üzere, külliyedeki çeşitli yapıların girişlerinde görülen iki renkli taş işçiliğini Mısır ve Suriye kökenli Memluk ve Zengi geleneklerine bağlamak mümkündür. \n \nKülliyeyi oluşturan yapılardan cami, günümüzde ibadet işlevini sürdürmektedir. Diğer yapılar ise kullanılmamakta, ancak ziyaret edilebilmektedir.","short_description":"Anadolu'yu Ortadoğu'ya bağlayan yol üzerinde bulunması nedeniyle stratejik öneme sahip bir liman kenti olan Payas'ta yer alan Sokollu Mehmed Paşa Külliyesi, merkezdeki arastanın iki yanına yerleştirilmiş cami, medrese, sıbyan mektebi, hamam, kervansaray, imaret ve tabhane gibi çok sayıda yapıdan oluşan kapsamlı bir külliyedir.","dates":"H. 982 / M. 1574.","location":"Payas-Dörtyol, Hatay","method_for_datation":"Kervansarayın taçkapısı üzerindeki kitabeden külliyenin 982/1574 yılında Sultan II. Selim'in emriyle Sokullu Mehmed Paşa tarafından inşa ettirildiği anlaşılmaktadır.","bibliography":"Aslanapa, O., *Osmanlı Devri Mimarisi*, İstanbul, 1986. \n \nKuran, A., *Mimar Sinan*, İstanbul, 1986. \n \nMüderrisoğlu, F., “Osmanlı İmparatorluğu'nun Doğu Akdeniz'deki İskelesi Payas ve Sokullu Mehmed Paşa Menzil Külliyesi”, \n \n*Dokuzuncu Milletlerarası Türk Sanatları Kongresi (23-27 Eylül 1991), Bildiriler, C.2,* Ankara 1995, s.513-524. \n \nSözen M., *Türk Mimarisinin Gelişimi ve Mimar Sinan*, İstanbul, 1975.","author":"Şakir Çakmak","patrons":"Sokullu Mehmed Paşa (sadrazamlığı H. 972-986 / M. 1564-1578).","architects":"Mimar Sinan.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"74894a22-ff11-5908-8ca3-72b04154a84b":{"name":"Hatuniye Külliyesi","description":""},"78431933-7325-5a5b-960a-fb8aef4d2b84":{"name":"Namazgâh","description":""},"79123b79-bd2b-5af1-8898-89d1cb8e5327":{"name":"Sultan I. Ahmed’in Tahtı.","description":"Sultan I Ahmed'e ait olan taht, 11. / 17. yüzyıl Osmanlı ahşap işçiliğinin mükemmel örneklerinden birini gözler önüne sermektedir. Baldaken tarzda yapılmış olan tahtın tek kişilik oturma alanına, yüksekliği fazla olmayan üç basamak ile ulaşılmaktadır. üst kısmı kubbe ile kapatılmıştır. \n \n11\\. / 17. yüzyılın önemli mimarlarından ve Hassa mimarları başı Sedefkar Mehmed Ağa tarafından yapılan taht, mükemmel sedef ve bağa işçiliğinin yanı sıra üzerinde yer alan sayısız değerli taşlarla da göz kamaştırıcı bir güzelliğe sahiptir. \n \nTaht ceviz ağacından yapılmıştır. Bütün yüzeyi, sedef ve bağa malzemeyle, mozaik tekniği kullanılarak süslenmiştir. Bitkisel bezemeli süslemede, lale, karanfil, gül ve hatayi çiçekleri, kıvrım dallarla birbirine bağlanmış ve vazo içerisine yerleştirilmiştir. Natüralist bir üslupta işlenen bitkisel motifler, sedefle verilmiştir. Bu süslemelerin dışında kalan bütün alanlar bağa ile kaplanmıştır. \n \nTahtın oturma kısmının içi, Edirnekâri adı verilen, lake tekniği kullanılarak (boyalı ve cilalı örnekler) yapılan motiflerin yer aldığı kompozisyonla bezenmiştir. Kırmızı zemin üzerine sarı çiçekler, natüralist bir üslupta işlenmiştir. \n \nKlasik Osmanlı dönemin özelliklerini yansıtan çiçekler, son derece başarılı bir kompozisyonla ele alınmıştır. Vazolar ve çiçeklerin üzeri, zümrüt, yeşim, firuze ve elmas gibi değerli taşlarla hareketlendirilmiştir. Değerli ve renkli taşların kullanılması tahtın çok daha göz alıcı olmasını sağlamıştır. \n \nOsmanlı sanatında, 11. / 17. yüzyılda bitkisel bezemin kullanımını ve ulaştığı noktayı göstermesi açısından önemli olan taht, Osmanlı Sarayının zenginliğini sergilediği eserlerden biridir.","short_description":"Sultan I. Ahmed için yapılan taht, mükemmel sedef ve bağa işçiliği ve üzerinde yer alan sayısız değerli taşlarıyla göz kamaştırıcı bir güzelliğe sahiptir. Tahtın süslenmesinde kullanılan ve klasik Osmanlı dönemi özelliklerini yansıtan çiçekler, son derece başarılı kompozisyonlarla ele alınmıştır.","holder":"Topkapı Sarayı Müzesi.","initial_owner":"Sultan I. Ahmed (H. 1012-26 / M. 1603-17).","dates":"Sultan I. Ahmed Devri (H. 1012-26 / M. 1603-17).","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"285 x 102 x 66 cm.","method_for_datation":"Taht, Topkapı Sarayı'na ait eserlerden biridir. Bu nedenle Sultan I. Ahmed'e ait olduğu ve Sedefkâr Mehmed Ağa tarafından yapıldığı belgelerle ortaya konulmaktadır.","method_for_provenance":"Taht, Sultan I Ahmed için sarayın başmimarı Sedefkâr Mehmed Ağa tarafından yapılmıştır. Dolayısıyla Topkapı Sarayı atölyelerinde yapılmış olması kuvvetle muhtemeldir.","provenance":"Topkapı Sarayı, İstanbul.","obtention":"Günümüzde müze olarak kullanılan Topkapı Sarayı'na ait eserlerdendir.","bibliography":"Barışta, ö. “Geleneksel Türk Sanatlarından Sedef Kakmacılık”, *Türkiye'de Sanatın Bugünü ve Yarını,* Vol.1, Ankara, 1985, 393-400. \n \nKerametli, C., “Osmanlı Devri Ağaç İşleri, Tahta Oyma, Sedef, Bağ ve Fildişi Kakmalar”, *Türk Etnografya Dergisi,* Vol.IV, 1961, Ankara, 1962, 5-13. \n \nTürkoğlu, S., “Woodwork”, *Traditional Turkish Arts* (Ed. Mehmed özel), İstanbul, 1992, 42-73.","author":"Sevinç Gök Gürhan","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"81defeeb-c40e-5d1a-aa7f-1c4c660982ac":{"name":"Uzunköprü","description":""},"823fdade-8900-58b3-bcda-59a5e61574cf":{"name":"Leğen-İbrik Takımı.","description":"Abdest almak için kullanılan leğen-ibrik takımıdır. Leğen büyük ve kenarları dışa dönüktür. İbriği armudi gövdeli, eğimli kulplu ve kapaklıdır. Leğenin dışa dönük kenarları, ibriğin tüm gövde ve kapağı, emziğinin alt kısmı yivlerle küçük baklavalara bölünmüş, içlerine bir dik bir yatay yiv açılarak ayrıca kareler oluşturulmuştur. Kapağın tepesinde dönemin modasına uygun tomurcuk ve yaprak vardır. \n \nAltın yaldızlı bakır (tombak) ve kazıma tekniği ile süslenmiştir. Türk maden sanatında, özellikle saf bakırın altın varakla yaldızlanması (tombak), 18. yüzyıldan sonra daha çok görülür. Kimyasal yöntemle yapılan kaplamada, altın tozunun cıvayla karışmasından oluşan amalgam, madeni yüzeye sürülerek fırınlanır. Isı ile cıva buharlaşırken, altın tozu esere yapışır. Daha kontrollü bir kaplama, istenilen kalınlıkta altın varaklarının cıva sürülmüş eser yüzeyine yerleştirilmesiyle elde edilir. Fırınlanan malzemedeki cıva buharlaşırken, varaklar eser yüzeyine yapışır. \n \nLeğen ve ibrikte Pertevniyal Valide Sultan türbesinde vakfedildiğini belirten yazı ve 1286 / 1870 tarihi yer alır. Pertevniyal, Sultan II. Mahmud' un (1223-1255 / 1808-1839) ikinci ikbaliyken, daha sonra tahta geçecek oğlu Abdülaziz'in doğumu ile beşinci kadın efendiliğe yükselmiştir. Abdülaziz'in tahta çıkmasıyla Valide Sultan oldu. Aksaray' da bir cami, mektep ve çeşme yaptırdı. 1883' de vefat etti. Kendi adı ile anılan caminin avlusunda bulunan türbesine defnedildi. Sergimizde bu türbeden müzeye getirilen çeşitli eserler yer almaktadır.","short_description":"Altın her dönemde devletlerin ekonomik gücünün bir ifadesi olmuştur. 'Tombak'' tekniği, eşyalara altın görüntüsü verebilmek amacıyla kullanılan bir teknikti. Sultan Abdülaziz'in annesi Pertevniyal Valide Sultan'ın dini törenlerde kullandığı leğen-ibrik de tombak tekniğiyle oluşturulmuştur.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","initial_owner":"Olasılıkla Pertevniyal Valide Sultan (Öl. 1300 / 1883; Valide Sultanlığı: H. 1277-92 / M.1861-76).","dates":"H. 1286 / M. 1870.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Leğen: Yük 12cm., çapı: 60 cm., İbrik: yük:30,5 cm.","method_for_datation":"Leğende ve ibrikte Pertevniyal Valide Sultan Türbesine vakfedildiğini belirten yazı ve 1286 / 1870 tarihi yer alır.","method_for_provenance":"Leğen-ibrik takımı Sultan Abdülaziz'in annesi Pertevniyal Valide Sultan'ın türbesi için yapılmıştır. Tombak tekniği özellikle başkent İstanbul'da üretildiğinden, bu takımın da İstanbul'da üretilmiş olması kuvvetle muhtemeldir.","provenance":"İstanbul.","obtention":"Asıl olarak vakfedildiği Pertevniyal Valide Sultan Türbesinden 9 ocak 1926 tarihinde Müze'ye gelmiştir.","bibliography":"*Anadolu Medeniyetleri III, Selçuklu-Osmanlı*, İstanbul, 1983, 305.","author":"Alev Özay","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"853b5ad7-37cb-5565-a699-cd7fe9523781":{"name":"Beylerbeyi Camii","description":""},"869b86b6-4148-5cb5-9768-3fc1fa05ffdb":{"name":"Savaşçı Kabartması.","description":"Kareye yakın dikdörtgen formlu gri mermer levha üzerinde yüksek kabartma tekniği ile işlenmiş iki savaşçı figürü yer alır. Figürler, derin bir çizgi ile konturlanmış çerçeve içinde tasvir edilmişlerdir. Başları profilden, gövdeleri cepheden verilmiştir. Başlarında sivri tepeli miğferleri, gövdelerinde zırhlı giysileri ve ayaklarında kısa çizmeleri bulunan figürler bir ayakları önde hamle yapar halde betimlenmiştir. Soldaki figürün bir elinde kılıç diğerinde kalkan bulunurken sağdaki figür bir eliyle kılıç tutarken diğer eliyle de kılıcın kınını kavramıştır. Askeri kıyafetler içinde tasvir edilen figürlerin giysileri ve vücut detayları kazıma tekniğinde çizgilerle betimlenmiştir. \n \nTaşın sağ kenarında yer alan rumi yapraklı bir fidan üst köşelerde yine bitkisel karakterli köşe dolguları İslam süsleme sanatlarında görülen İran kökenli Sasani etkileridir. Savaşçıların giyim ve sivri miğferleri Orta çağ Haçlı tasvirleriyle de benzerlik göstermekte ve dönemin askeri giyim ve teçhizatı hakkında belge değeri taşımaktadır.","short_description":"6.-7. / 12.-13. yüzyıllarda Anadolu Selçuklu Devleti'nin merkezi olan Konya'da yaptırılan Konya Kalesi'nin beden duvarları, zengin figürlü taş kabartmalarla kaplıydı. Dönemin askeri kıyafet ve teçhizatının ayrıntıyla işlendiği savaşçı kabartması, bu döneme ilişkin önemli bir belge niteliğindedir.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","dates":"H. 6. / M. 12. yüzyıl.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Yük: 89 cm, Gen: 91 cm, Kal: 10 cm.","method_for_datation":"Eserin ait olduğu düşünüldüğü Konya Kalesi 6. / 12. yüzyıla tarihlenmektedir. Dolayısıyla eser de aynı yüzyıla tarihlenmektedir.","method_for_provenance":"çeşitli kaynaklardan (örn. Ch. Texier gibi gezginlerin seyahatnameleri) Anadolu Selçuklu Devleti'nin başkenti Konya Kalesinin figürlü taş eserlerle bezeli olduğu bilinmektedir. Bu eserin günümüze ulaşmayan Konya Kalesi'ne ait olduğu düşünülmektedir. Konya civarında üretilmiş olması muhtemeldir.","provenance":"Konya.","obtention":"Osmanlı dönemindeki eser toplama çalışmaları sırasında 1870 yılında çinili Köşk'e gelen eser 1941 yılında Müze'ye getirilmiştir.","bibliography":"*Anadolu Medeniyetleri III, Selçuklu-Osmanlı,* İstanbul 1983, s.81. \n \nOgan, A. – Kühnel, E. *İstanbul Arkeoloji Müzelerindeki Şaheserler, C. III çinili Köşk'teki Türk ve İslam Eserleri Koleksiyonu*, Berlin-Leipzig, 1938, s. 14 ve Lev. 6. \n \nRice, T.T. *The Seljuks*, London 1961, fig. 61. \n \nölçer, N. vd, *Türk ve İslam Eserleri Müzesi,* Akbank, İstanbul 2002, s.116.","author":"Gönül Tekeli"},"8932676a-f7af-54cc-8d3e-01fd198ce017":{"name":"Ayna.","description":"Anadolu Selçuklu Dönemi'nden bugüne kalmış madeni eserler arasında çelik malzemeli tek örnek olan alçak kabartma tekniği ile oluşturulmuş figürlü bezemeye sahip ayna, döküm tekniği ile yapılmış ve altın malzeme ile kakma tekniği kullanılarak süslenmiştir. Artuklu dönemi aynalarıyla yakın benzerliklere sahip örneğin ortasında atlı avcı tasvirli bir madalyon ve onun etrafında birbirini kovalayan hayvan figürleri ile doldurulmuş friz bulunmaktadır. \n \nMadalyonun içinde, başındaki hale nedeniyle önemli bir insan olduğunu anladığımız atlı avcı; yuvarlak yüz hattı, çekik gözleri, uzun saçları ve kıyafetiyle tipik bir Selçuklu soylusunu canlandırmaktadır. Avcının sol el bileğinde taşıdığı avcı doğan kuşu, atın kuyruğunun düğümlü ve ön sağ ayağının kalkık tasviri gibi bazı özellikler Anadolu'da Selçuklu Dönemi'nde görülen Orta Asya sanatının etkileridir. Böyle bir kompozisyonun İslam Sanatındaki ilk örneği ise 10. yüzyıla tarihlendirilen bir seramik tabak üzerinde görülmektedir. Madalyonun içindeki atlı avcı sahnesinde, boynundaki tasma ile atın eyerine bağlanmış tazı figürü, aynı döneme ait benzer uygulamalarda serbest halde tasvir edilmesi nedeniyle ilginç bir uygulamadır. Sol üst köşede uçan bir av hayvanı, sağ alt köşede kaçan bir tilki tasviri av'ı temsil etmektedir. Atın ön ayakları altında bulunan ejder figürü ise Orta Asya fresklerinde ve Anadolu'da Hıristiyan ikonografisinde görülen benzer sahneleri hatırlatmaktadır. Aynanın kenarını dolanan frizin üst kısmının ortasında, gövdeleri kıvrım yapan, birbirilerini ısırır pozisyonda tasvir edilmiş karşılıklı iki ejder figürü bulunmaktadır. Sap ve çifte ejderlerin oluşturduğu eksenin her iki tarafında sırasıyla; kuş başlı aslan gövdeli grifon, ayı, belden yukarısı insan belden aşağısı aslan olarak tasvir edilen efsanevi bir yaratık ve ardından da ceylan figürleri sıralanmaktadır. Belden üstü insan, gövdesi at şeklinde tasvir edilen ve yay burcunun simgesi olan kentavros, burada aslan gövdeli olarak tasvir edilmiştir.","short_description":"Sosyal hayatın en önemli verileri, kuşkusuz günlük yaşamın bir parçası olan kullanım eşyalarıdır. Anadolu Selçuklu Dönemi sosyal hayatı ve ikonografik inanışları hakkında önemli ipuçları veren çelik ayna, malzemesi bakımından da tek örnek olma özelliğine sahiptir.","holder":"Topkapı Sarayı Müzesi.","dates":"H. 7. / M. 13. yüzyıl.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Boy: 41.5 cm, ayna çapı: 21 cm.","method_for_datation":"Anadolu'da Selçuklu dönemine mal edilen madeni eserlerin bazılarında tarih ve usta isminin bulunduğu kitabe bulunmaktadır. Eserimizde benzer bir kitabe mevcut değildir. At'ın eyer örtüsünde bulunan nesih karakterli yazı şeridi, bir iyi dilek kitabesidir. Ayna üzerindeki figürlere yakın benzerlikler gösteren Anadolu'da Selçuklu Dönemi'ne ait eserlerin büyük çoğunluğu, 13. yüzyılın ilk yarısına tarihlenmektedir. Bunlardan hareketle çelik ayna, üslup özelliklerinden hareketle 13. yüzyıla mal edilmektedir.","method_for_provenance":"Eser Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Artuklu Dönemi'nde imal edilmiş örneklere benzemektedir. Selçuklu Döneminde, Konya'da, muhtemelen Artuklu Bölgesinden göç eden bir usta tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir.","provenance":"Konya.","bibliography":"Erginsoy, ü. *İslam Maden Sanatının Gelişimi*, Kültür Bakanlığı Yayınları, İstanbul, 1978, 455-462. \n \nEttinghausen, R. “The Islamic Period”, *Treasures of Turkey*, New York, 1966, 165-167. \n \nRice, D. S. “A Seljuk Mirror”, *First International Congress of Turkish Art*, Ankara 19-24 Ekim 1959, Ankara, 1962, 290. \n \nRoxborough, J.D. *Turks, A Journey of a Thousand Years, 600-1600*, London 2005, 395. \n \n*Sultanların Aynaları*, İstanbul 1998, 74-75.","author":"Harun Ürer"},"8a396096-2eaa-55da-a02c-03a6c1534f86":{"name":"Koza Hanı","description":""},"8c93c508-9423-585c-8397-0440021b2822":{"name":"Azebler Namazgahı.","description":"Gelibolu'nun kuzeydoğusunda, çanakkale Boğazı'na hakim bir tepe üzerinde, Fener Mevkiinde yer alan namazgah, 12.50m x 10.00m boyutlarında uzunlamasına dikdörtgen planlı bir yapıdır. Doğu, batı ve kuzeyden basık korkuluk duvarlarıyla çevrili olan yapıya, kuzey cephesinin ortasındaki mermer açıklıktan girilmektedir. Açıklığın söveleri ve düz atkı taşı, devşirme mermerdendir. Atkı taşının üzerinde yer alan, kenarları dilimli üçgen tepeliğin içinde inşa kitabesi yer almaktadır. Güney duvarı 8.30m uzunlukta, 3.85m yüksekliktedir. Duvarın ortasında yer alan mihrap, mukarnaslı kavsarayla örtülü beş kenarlı bir nişe sahiptir. Mihrabın iki yanında birer pencere ve duvarın iki köşesinde birer minber yer almaktadır. Güneydoğu köşedeki minber, sadedir. Korkuluk ve külahı yoktur. Güneybatı köşedeki minberin, mermerden sivri kemerli bir giriş açıklığı ve kare kesitli dört mermer destekle taşınan, kubbeyle örtülü bir külahı vardır. \n \nNamazgahın doğu, batı ve kuzeydeki basık korkuluk duvarları, bir sıra kesme taşla inşa edilmiştir. Güney duvarının iç kesimi tamamen mermerle, dış kesimi ise mermer ve kesme taşlarla kaplanmıştır. Güneydoğu köşedeki minber kesme taştan, kuzeydeki giriş açıklığı ve güneybatı köşedeki minber, masif mermerdendir. Zemin de mermer kaplıdır. \n \nAzebler Namazgahı, zengin taş süslemeler içermektedir. Güney duvarının üst kesiminde, biri mihrabın üstüne, diğeri güneydoğu köşedeki minberin üstüne denk gelecek şekilde yerleştirilmiş iki tepelik bulunmaktadır.Kenarları dilimlenmiş olan tepeliklerin içi, grift bitkisel süslemelerle bezenmiştir.Mihrap kavsarasının üst kesiminde, yüzeysel ters-düz palmet motiflerine yer verilmiştir. \n \nGelibolu Azebler Namazgahı, sefere çıkan Osmanlı donanmasındaki askerlerin (Azebler), ibadet edebilmeleri için yapılmıştır. Namazgahlar, genellikle kentlerin dışında, mesire yerlerinde, semtler ya da şehirler arası yollar üzerinde, yaz aylarında kullanılmak üzere inşa edilmiş, üzeri ve yanları açık ibadet yapılarıdır. Ayrıca askere, sefere veya hacca gidenlerin uğurlandığı; kurak aylarda yağmur dualarının yapıldığı yapılar olarak da hizmet vermişlerdir. Şehirler ya da semtler arasındaki yollar üzerinde yer alan namazgahlar, birer dinlenme yeri olarak da kullanılmışlardır. Kıble yönünü gösteren bir mihrap veya mihrabı simgeleyen bir sütun parçası ya da ahşap bir direk; abdest alınabilmesi için bir çeşme veya kuyu; namaz kılınacak düzgün ve temiz bir alan ve bu alanı güneşten koruyacak ağaçlar, bir namazgahta bulunması gereken başlıca unsurlardır. Azebler Namazgahı, tasarım, malzeme ve süsleme özellikleri bakımından, Anadolu'daki en görkemli namazgahlardandır.","short_description":"Genellikle kentlerin dışında, şehirlerarası yollar üzerinde yaz aylarında namaz kılmak amacıyla inşa edilen namazgâhlar, aynı zamanda askere, sefere veya hacca gidenlerin uğurlandığı, kurak aylarda yağmur dualarının yapıldığı üzeri ve yanları açık ibadet yapılarıdır. Sefere çıkan Osmanlı donanmasındaki askerlerin ibadet gereksinimlerini karşılamak için inşa edilen Gelibolu'daki Azebler Namazgâhı, tasarım, malzeme ve zengin taş süslemeleriyle bu tür yapıların en güzel örneklerindendir.","dates":"Muharrem 810/ Haziran 1407.","location":"Gelibolu, Çanakkale","method_for_datation":"Giriş açıklığı üzerindeki inşa kitabesinden yapının Ladikli Aşık bin Süleyman tarafından inşa edildiği öğrenilmektedir. Bani adı ve inşa tarihi ise güney duvarının batı köşesindeki minberde yer alan kitabede verilmiştir. Buna göre namazgah, İskender bin Hacı Beşe adlı bir şahıs tarafından Muharrem 810/ Haziran 1407'de inşa ettirilmiştir.","bibliography":"Akmaydalı, H., “Mihrablı ve Minberli Namazgahlarımız”, *Vakıflar Dergisi,* XXIII,1994, s.123-144. \n \nAyverdi, E.H., *Osmanlı Mi'marisinde çelebi ve II. Sultan Murad Devri, 806-855 (1403-1451)*, İstanbul, 1989, s.166-168. \n \nçakmak, Ş., “Azebler Namazgahı”, *Erken Osmanlı Sanatı, Beyliklerin Mirası*, Madrid, 1999, s. 169-170.","author":"Şakir Çakmak","patrons":"İskender bin Hacı Beşe.","architects":"Aşık bin Süleyman.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"911ec4f4-8e00-5e0d-a633-482ba78eb929":{"name":"Eski Kaplıca","description":""},"958f2e19-cf88-5446-b5c3-619ff5ee8038":{"name":"Halı.","description":"Anadolu'da Türk halı sanatının en erken örneklerinden olan \"Konya Halıları\" grubunun seçkin bir örneğidir. Atkı, çözgü iplikleri yüne yündür. Dokumada Gördes düğümü kullanılmıştır. Halının bütününde kırmızı, lacivert, mavi, krem renkler kullanılmıştır. Halının ana zemininde açık kırmızı üzerine koyu kırmızı renkte, uçları kancalı çengel motiflerden oluşan geometrik bir düzenleme görülür. Kaydırılmış eksenlerde sıralanan üçgen, sekizgenler, elibelinde ve eğri çengel motiflerinden oluşan geometrik desenler Selçuk halıları için karakteristiktir. Süsleme kompozisyonunda Türk halılarına özgü \"sonsuzluk\" anlayışı hakimdir. Desen sürekli tekrarlanarak devam etmektedir. Birbirini tekrarlayan motiflerin ortasında mavi noktalar yer alır. Bunlar açık-koyu kırmızı zeminde uyumlu bir renk kontrastı oluştururlar. \n \nAna zemin kompozisyonunu araları sarı çizgilerle ayrılmış sekiz köşeli lacivert yıldızların sıralandığı ince bir bordür kuşatır. Halının asıl çarpıcı olan kufi yazıya benzer desenlerle bezeli geniş bordürüdür. Koyu mavi zemin üzerine stilize iri kufi harfleri sırt sırta sıralanmışlardır. Sarı (krem) konturlu enine kırmızı şeritlerle bölümlenmiş harfler açık mavi renklidir. Halıya anıtsal bir görüntü kazandıran kufi yazılı bordür aynı zamanda Selçuklu halılarının karakteristik özelliğidir. \n \nHalının desen kompozisyonu mavi renkli bölmeler içinde kırmızı renkli, sekiz köşeli yıldızların sıralandığı ince dış bordürle tamamlanır. Oldukça yıpranmış halıda dış bordür ancak iki uzun kenarda seçilebilmektedir. Kufi hatlı geniş bordürün dış kenarını mavi çizgilerle bölümlenmiş kareler içinde kırmızı sekiz köşeli yıldızların sıralandığı ince dış bordür kuşatır. Halının havları büyük ölçüde dökülmüştür. Dış bordürleri yer yer eksik ve orta zeminde büyük bir yırtık vardır. \n \nGenellikle büyük boyutlu dokunan Selçuklu halıları, çok az rengin açıklı koyulu tonlarının kullanımıyla geometrik bir düzende sade bir desen şemasına karşılık kufi yazı istifli geniş bordürleriyle anıtsal bir görünüme sahiptirler.","short_description":"Konya halılarının bilinen en erken tarihli örneğidir. Açık-koyu renklerin kontrast oluşturması, ana zeminde sonsuzluk prensibiyle tekrarlanan geometrik motiflerin kullanılması ve stilize iri kufi yazılı geniş bordürlerin görüldüğü bu dönem halıları, Türk (Gördes) düğüm tekniğinde dokunmuşlardır.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","dates":"H. 7. / M. 13. yüzyıl.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Yük: 519 cm. Gen: 294cm.","method_for_datation":"Bir çok cami yaptıran Selçuklu Sultanları tarafından bu camilerin mefruşatı için Kur'anlar, şamdanlar rahleler ile halıların vakfedildiği bilinmektedir. Bu halıların da 1221 yılında genişletilen camiye I. Alaaddin Keykubad tarafından vakfedildiği düşünülmektedir. Eserin yukarıda bahsedildiği üzere üslupsal özellikleri de onu 7. / 13. yüzyıla tarihlendirmektedir.","method_for_provenance":"Anadolu Selçukluları, Konya merkezli olarak Orta Anadolu'da güçlü bir egemenliğe sahipti. Bu eserlerin, halen önemli halı dokuma merkezlerinden olan Konya'da üretildiği düşünülmektedir. Ayrıca renkleri ve motifleri de Konya halılarına özgüdür.","provenance":"Konya.","obtention":"1905 yılında Marin tarafından Konya Alaaddin Camii'nde keşfedilmiş olan sekiz halı, Alman konsolosu Loytved'e bu halıların önemine değinerek bildirmesi ile gün 1908 yılında iki ciltlik eserinde yayınlamıştır. Konya'da Aladdin Keykubat Camii'nde bulunmuş ve Müze koleksiyonlarında bulunan 8 adet Anadolu Selçuklu halısından biri olan halı, 31 mart 1911 yılında müzeye getirilmiştir.","bibliography":"Erdman, K., *Der Türkische Teppich des 15.Jahrhundert*, İstanbul,1958, s.18 \n \nErdman,K., *Seven Hundred Years of Oriental Rugs*, London 1970, s.42 \n \nönder,M., \"Selçuklu Devri Konya Halıları,\" *Türk Etnoğrafya Dergisi* VII-VIII 1964-65, İstanbul 1966, s.46-50 \n \nölçer, N. vd, *Museum of Turkish and Islamic Art*, İstanbul 2002, s.145 \n \nölçer, N. vd, *Turkish Carpets from the 13th-18th Century*, London 1996, s.4-5 \n \nRoxborough, D.J. *Turks, The Journey of a Thousand Years, 600-1600*, London 2005, 402.","author":"Gönül Tekeli"},"95fd1528-024d-5d35-98bb-e96bcc569b0b":{"name":"Eski Cami","description":""},"972eaeb6-771d-51c1-8f3d-d7b7014a17dc":{"name":"Koza Hanı.","description":"II. Bayezid tarafından, İstanbul'daki imaretine gelir getirmesi amacıyla inşa ettirilen Koza Hanı, yaklaşık 45.90 x 37.50 metre ölçülerindeki bir avlunun çevresinde iki kat halinde sıralanan odalar ile doğu cephesine bitişik, tek katlı ahırdan oluşmaktadır. Dış duvarlar, dönüşümlü olarak yerleştirilmiş bir sıra kesme taş, iki sıra tuğla ile kaplanmıştır. çatı seviyesindeki iki sıra kirpi saçağın altında, tuğladan bir çift zencirek şeridinin yapının dört cephesini de dolaştığı görülmektedir. Alt kat odalarının pencereleri mazgal şekilli; üst kat odalarının pencereleri ise, dikdörtgen şekillidir. \n \nKuzey cephesinin ortasındaki taçkapı, iki yanındaki birer mekanla birlikte cepheden dışa taşıntı yapmaktadır. Ortada yer alan, üzeri aynalı manastır tonozu ile örtülü taçkapı eyvanı iki kat boyunca yükselmektedir. Taçkapının iki yanındaki mekanlar iki katlıdır. Alt kat mekanları birer kemerle taçkapı eyvanına açılırlar. \n \nAvlunun ortasında, birbirlerine kemerlerle bağlanmış kesme taştan sekiz desteğin taşıdığı sekizgen planlı mescid yer almaktadır. Mescidin altındaki sekizgen alan şadırvan olarak değerlendirilmiş ve bunun ortasına bir destek daha inşa edilmiştir. Mermer merdivenler ile çıkılan mescid bir kubbe ile örtülüdür. \n \nHanın zemin katında 50 oda vardır. Köşe odaları aynalı manastır tonozu ile, diğer odalar ise, avluya dik uzanan beşik tonozla örtülüdür. Odaların önünde, avlunun dört kenarına da inşa edilmiş revaklar vardır. Kare şekilli payelerle taşınan revakların üzeri, avluya paralel beşik tonozla örtülüdür. Doğu kanadındaki odalardan birisi, hanın ahırına geçilen bir mekan olarak düzenlenmiştir. İkinci katta, taçkapının iki yanındaki mekanlarla birlikte 54 oda vardır. Taçkapının iki yanında mekanlar ve köşe odaları manastır tonozuyla, diğer odalar beşik tonozla örtülüdür. Her iki katın odalarında birer ocak bulunmaktadır. Kubbelerle örtülü üst kat revakı da, kare şekilli payelerle taşınmaktadır. Yakın zamana kadar ahşap olan üst kat revakı, “Bursa Eski Eserleri Sevenler Derneği” tarafından bugünkü şekilde inşa ettirilmiştir. \n \nAhırın düzgün bir planı yoktur. Genel olarak bir avlunun üç kenarına “U” şeklinde yerleştirilmiş iki sıra sahından oluşmaktadır. Sahınların üzeri beşik tonoz ile örtülüdür. \n \nHanın dış cephe duvarlarını dolanan, tuğla ile yapılmış bir çift zencirek şeridinden başka taçkapı cephesinde de süslemeler bulunmaktadır. Taçkapı zemininin yaklaşık 100 cm yukarısından başlayan burmalı kaytan silme taçkapı ana nişini ve cephesini çevrelemektedir. Kemer köşeliklerinde, kesme taşlar üzerine açılmış oyuklara yerleştirilmiş firuze renkli çini parçalarıyla beş kollu yıldızlar ve değişik geçmeler şeklinde geometrik süslemeler oluşturulmuştur. Ayrıca, pişmiş topraktan silmelerle yapılmış iri bir zencirek motifi taçkapı cephesinin üç kenarını dolanmaktadır. \n \nHan, günümüzde de çarşı olarak kullanılmaktadır.","short_description":"Anadolu Selçukluları zamanında inşa edilmiş menzil hanlarının yerine Osmanlılar zamanında şehir içi hanları önem kazanmıştır. Bu hanların bazen, içinde ticareti yapılan malın cinsine göre Bakır Han, Demir Han, Pirinç Hanı ve İpek Hanı gibi adlarla adlandırıldıkları görülmektedir. Koza Hanı da ipek kozası ticaretinin yapıldığı bir handır. Yapı, bu özelliğini günümüzde de devam ettirmektedir.","dates":"H. 25 Zilkade 896 / M. 29 Eylül 1491.","location":"Bursa","method_for_datation":"Koza Hanı'nın inşa kitabesi yoktur. Ancak, Bursa Şer'iye Sicilleri'nden edinilen bilgilere göre II. Bayezid tarafından Pulad Şah Oğlu Abdülali'ye inşa ettirilen yapının inşaatına Rebiülâhir 895/Şubat-Mart 1490 tarihinde başlanmış ve 25 Zilkade 896/29 Eylül 1491 tarihinde açılış töreni yapılmıştır.","bibliography":"Baykal, K., *Koza Hanı ve Mescidi,* Bursa, 1950. \n \nBaykal, K., *Bursa ve Anıtları*, II. Baskı, Levent, 1982. \n \nDemiralp, Y., *Erken Osmanlı Sanatı, Beyliklerin Mirası*, Madrid, 1999, s. 108-111. \n \nGabriel, A., *Une Capitale Turque Brousse Bursa*, Paris, 1958. \n \nYüksel, İ.A., *Osmanlı Mimârîsinde II. Bâyezid-Yavuz Selim Devri (886-926/1481-1520)*, İstanbul, 1983.","author":"Yekta Demiralp","patrons":"II. Bayezid (H. 886-918 / M. 1481-1512).","architects":"Pulad Şah Oğlu Abdülali.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001","monument_contact":{"address":"Çarşı."}},"9a7fa76c-bd60-5ec6-bd2e-183cdefb20a9":{"name":"Eski Kaplıca.","description":"Türk mimarisinde yerden kaynayan şifalı suların yakınına inşa edilmiş hamamlar “kaplıca” olarak adlandırılmaktadır. Bu yapılardan biri olan Bursa Eski Kaplıca'nın bazı yayınlarda “Armutlu Hamamı” adıyla da anıldığı görülmektedir. \n \nEski Kaplıca soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden oluşmaktadır. Yapı, eğimli bir arazi üzerinde yer aldığı için, soyunmalık altına bir bodrum katı inşa edilmiştir. Bu mekanın hangi amaçla kullanıldığı tam olarak bilinmese de bazı araştırıcılar, burasının hamama gelenlerin hayvanlarını bağladığı bir ahır olabileceğini öne sürmektedirler Sultan II. Bayezid tarafından inşa ettirilen soyunmalık mekanı, iki kubbe ve iki yarım kubbe ile örtülü büyük bir mekandır. Ortada bir şadırvan vardır. Soyunmalık, duvarlara açılmış çok sayıdaki pencereden bok miktarda ışık almaktadır. Kare şekilli ılıklık mekanı bir kubbe ile örtülüdür. Bu mekanın iki yanında dikdörtgen şekilli birer mekan bulunmaktadır. Dıştan kare planlı olan sıcaklıkta, hamamlarda olduğu gibi halvet mekanları yoktur. Ortada, sekiz sütun ile taşınan bir kubbeyle örtülmüş baldaken kuruluş; bu kubbenin altında da 7.00m. çapında daire şekilli bir havuz yer almaktadır. Girişin karşısındaki duvardaki aslan başından akan şifalı su havuza dökülmektedir. Sıcaklığın dört köşesine, halvet mekanlarının yerine, yarım daire şekilli yıkanma nişleri yerleştirilmiştir. \n \nDış duvarları taş ve tuğla sıraları ile inşa edilmiş yapının içinde bol miktarda devşirme inşa malzemesi kullanılmıştır. \n \nJ. von Hammer Eski Kaplıca'nın deri hastalıklarını iyileştiren suyunun çok sıcak olduğunu; öyle ki kaynağında, içine konan yumurtaları bile pişirebildiğini belirtmektedir. \n \nArşiv belgelerinden Eski Kaplıca'nın çatısının 942/1535-1536 tarihinde kurşun levhalarla kaplandığını; bunların 1021/1612 tarihinde sökülerek yerlerine kiremit döşendiğini öğreniyoruz.","short_description":"Bursa, şifalı sularıyla da ünlü bir kenttir. Bu nedenle kentte çok sayıda tarihi kaplıca vardır. Osmanlı döneminde Bursa'da inşa edilmiş ilk kaplıcalardan biri olan Eski Kaplıca, günümüzde de işlevini sürdürmektedir.","dates":"I. Murad dönemi (764-791 / 1362-1389); soyunmalık kısmı 917/1511 Sultan II. Bayezid.","location":"Bursa","method_for_datation":"Kitabe bulunmadığı için Eski Kaplıca'nın kesin inşa tarihini bilemiyoruz. Ancak. arşiv belgelerinden edindiğimiz bilgilere göre yapı, I. Murad döneminde (1362-1389) inşa ettirilmiştir. Giriş kapısı üstündeki kitabeden de soyunmalık mekanının 917/1511 tarihinde Sultan II. Bayezid tarafından yaptırıldığı öğrenilmektedir.","bibliography":"Ayverdi, E.H., *İstanbul Mi'mârî çağının Menşe'i Osmanlı Mi'mârîsinin İlk Devri Ertuğrul, Osman, Orhan Gaazîler Hüdavendigâr ve Yıldırım Bâyezid 630-805 (1230-1402)*, II. Baskı, İstanbul, 1989. \n \nBaykal, K., *Bursa ve Anıtları*, II. Baskı, Levent, 1982. \n \nBeşbaş, N.-Denizli, H., *Türkiye'de Vakıf Abideler ve Eski Eserler (Bursa il merkezi)*, III, Ankara, 1983. \n \nGabriel, A., *Une Capitale Turque Brousse Bursa*, Paris, 1958. \n \nHammer, J.F., *Purgstall, Erinnerungen aus Meinem Leben, 1774-1852* (yay. R.Bachofen von Echt), Wien-Leipzig, 1940.","author":"Yekta Demiralp","patrons":"Sultan II. Bayezid (H. 886-918 / M. 1481-1512) (Soyunmalık mekanı).","linkcatalogs":"IAM_TR_EN_001","monument_contact":{"address":"Çekirge semti, Kervansaray Termal Oteli avlusundadır."}},"9beb3626-1910-5e59-a90a-ae27e1cb3c8d":{"name":"Kapı Kanatları ve Tokmağı.","description":"Cizre Ulu Cami'ye ait çift kanatlı kapının ahşap iskeleti, tunç plakalarla kaplanmış; pirinç çubuk ve levhalardan oluşan süsleme, demir çivilerle kapı iskeletine çakılmıştır. Kapının kenarını, yuvarlak başlı çivilerle tutturulmuş dörtlü yonca yaprağı motifli bir bordür dolanır. Kapı kanatları üzerinde her kanatta alt alta sıralanmış ve merkezinde on iki kollu bir yıldızın yer aldığı üç madalyon yer almaktadır. Bunların aralarına gelecek şekilde ise kanatlar kapanınca tamamlanan iki tüm ve iki yarım madalyon yerleştirilmiştir. On iki köşeli yıldızlardan oluşan madalyon ve geometrik motiflerin arasında kalan boşluklar, ajur (delik işi) tekniğinde rumi-palmet motifli plakalarla doldurulmuştur. Bu motiflerin zemininde eskiden kırmızı ve mavi renklerin kullanılmış olduğu ve böylece motiflerin daha belirginleşmesinin sağlandığı, kalan izlerden anlaşılmaktadır. Kapının iki dış kenarında görülen yarım ve çeyrek madalyonlar, bu geometrik düzenin adeta sonsuz bir biçimde uzayıp gittiğini göstermektedir. Kapı kanatlarının ortasına yakın bölümünde, tokmak takılacak iki bölüm vardır. Birbirlerine ortada yer alan bir aslan kafasıyla bağlanmış iki ejderin oluşturduğu tunç kapı tokmakları, kapı kanatlarına bu deliklerden geçerek sabitlenmiştir. Tokmak dökümle yapılmış olup üzeri kazıma tekniği ile süslenmiştir. Tokmağın ejderleri sivri kulaklı, badem gözlü ve kanatlıdır. Yılan pullarıyla kaplı gövdeleri helezon şeklinde düğümlenip, birbirleriyle bağlanan kuyruklarının uçları da kartal başlarıyla betimlenir. \n \nKapının üstünde yer alan bronz döküm kabartma yazılmış sülüs hatlı kitabenin harflerinin bir kısmı eksik olduğundan tam olarak okunamamaktadır. çözümlenebilen bölümünde “Bizim büyüğümüz Ebul Kasım Mahmud Sencer Şah'a Allah kuvvet versin” yazmaktadır. \n \nAdı geçen Atabek, Cizre Atabeki olup, 1208-1241 yılları arasında hüküm süren Mahmud Sencer Şah olmalıdır.","short_description":"Anıtsal camilerin görkemli kapıları, aynı zamanda cennetin kapılarını da simgelerler. Kapı üzerinde hükümdar adına yer verilmesi, sonsuzluğu simgeleyen geometrik bezemeler ve kapı tokmaklarındaki ejder ve aslan figürleri, Tanrı'nın ilahi kudreti yanında hükümdarın gücünün de ifadesidir.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","initial_owner":"7. / 13. yüzyıl başı Artuklu Hanedanı, Cizre Atabeki Mahmud Sencer Şah (H 605-639 / M. 1208-1241).","dates":"H. 7. / M. 13. yüzyıl başı.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Kanatlar: Yük: 300 cm. Gen: 112 cm. Tüm gen: 224 cm; Tokmak: Yük: 27,5 cm. Gen: 24cm. Kal: 3 cm.","method_for_datation":"Kapının üst kısmında yer alan kitabesinden anlaşılacağı üzere, adı geçen Cizre Atabek'i olup, 1208-1241 tarihleri arasında hüküm süren Mahmud Sencer Şah dönemi olmalıdır. Tokmak M.S. 1155 tarihinde inşa edilen Cizre Ulu Camii için kapı kanatları ile birlikte yapılmış olmalıdır.","method_for_provenance":"Eserler, Cizre Ulu Camii için özel olarak üretildiklerinden Cizre'de veya güneydoğu Anadolu'da üretilmiş olması kuvvetle muhtemeldir.","provenance":"Güneydoğu Anadolu.","obtention":"Mardin Müzesi'nden 1976 yılında kapı kanatları ve tokmak birlikte getirilmiştir.","bibliography":"ölçer, N. *et al*, *Türk ve İslam Eserleri Müzesi*, İstanbul, 2002, 97-99. \n \nRoxborough, D.J. (ed.) *Turks, A Journey of a Thousand Years, 600-1600*, London 2005, 399-400.","author":"Alev Özay"},"9efb570c-14fd-5e98-8798-d62a5adbb1a4":{"name":"Kutu Han","description":""},"9f9504a5-0623-59e8-8da1-fc09d4f07d24":{"name":"Yıldırım Camii","description":""},"a26bb805-28b4-55ca-825a-a7f29198233f":{"name":"İlyas Bey Külliyesi","description":""},"a37a77c0-be32-5414-8a2a-ad1daa8bf28a":{"name":"Yıldız Çiniler.","description":"Beyşehir Kubadabad Sarayı'nın duvarlarını süsleyen yıldız-haç kompozisyonlu sıraltı ve lüster teknikli çiniler, gerek desen özellikleri gerekse taşıdıkları sembolik anlamlarla, Anadolu Selçuklu çini sanatının nadir örnekleridir. Geniş bir figür dünyasının yansıtıldığı çinilerde, genel olarak sultan ve saray yaşantısı konu edilmiştir. Ayrıca, sarayı koruduğuna inanılan, tılsımlı fantastik hayvanlar ile çok çeşitli av ve evcil hayvan figürlerine de (sfenks, siren, tavus kuşu, aslan, çift başlı kartal, kuş, tilki, tavşan, kurt, at, keçi, deve, ördek vb.) yer verilmiştir. \n \nKubadabad Sarayı örneklerinde, yıldız formlu (sekiz köşeli) çiniler, haç formlu çinilerle birbirlerine bağlanarak büyük panolar meydan getirmiştir. Yıldız çinilerde figürlü süsleme yoğunluktadır. Haç formlu çinilerde ise figürlü süslemeye daha az yer verilmiş, genel olarak bitkisel bezeme kullanılmıştır. Sıraltı tekniğinde işlenmiş örneklerde, şeffaf renksiz sıraltına, siyah, firuze ve lacivert renklerle bezeme yapılmıştır. \n \nİyi bir doğa gözlemciliği ve geniş bir hayal gücünün sonucu olarak meydana getirilen figürlü bezemelerde, gerçekçi bir üslup benimsenmiştir. \n \nProfilden verilmiş çift başlı kartallar, yıldız çinin bütün yüzeyini kaplayacak şekilde yerleştirilmişlerdir. Kartalların cepheden verilmiş gövdelerinde bir kartuş içerisinde “es-sultan” yada “el-muazzam” gibi sultanı temsil eden yazılar yer almaktadır. Genel olarak yanlardan birer bitki ile çevrelenen çift başlı kartallar, çeşitli sembolik anlamlar taşımaktadırlar. \n \nçeşitli dönemlerde arma ve totem olarak kullanılan “çift başlı kartal” figürüne; güç, iktidar, koruyucu ruh, soyluluk, bilgelik gibi bir çok anlam yüklenmiştir. Kubadabad Sarayı örneklerinde de gücü simgelediği düşünülen çift başlı kartallar, gövdelerindeki armalarla da muhtemelen Selçuklu Sultanını temsil etmektedirler.","short_description":"Anadolu Selçuklu döneminin en önemli saraylarından biri olan Kubadabad Sarayı, duvarlarını süsleyen çinileriyle ünlüdür. Ana tema olarak sultan, maiyeti ve saray yaşantısının işlendiği çinilerde, iyi bir doğa gözlemciliği ve geniş bir hayal gücünün etkileri görülmektedir.","holder":"Karatay Medresesi Müzesi.","initial_owner":"I. Alaaddin Keykubad (617-635 / 1220-1237).","dates":"I. Alaaddin Keykubad Devri (617-635 / 1220-1237).","location":"Konya","dimensions":"Her bir parçanın yüksekliği 24 cm’dir (4 yıldız çini).","method_for_datation":"Beyşehir Kubadabad Sarayı, ünlü Selçuklu hükümdarı I. Alaaddin Keykubad (617-635 / 1220-1237) tarafından yaptırılmıştır. Kubadabad Sarayının, 1236 yılında (kitabe ve tarihi belgeler ışığında) tamamlandığı anlaşılmaktadır. Sarayda kullanılan çiniler de bu döneme tarihlenmektedir.","method_for_provenance":"Kubadabad Sarayı için bu çinilerin Beyşehir veya Konya'da üretildiği düşünülmektedir. Son kazı bulgularına göre bu çiniler doğrudan sarayda üretilmiş olabilir.","provenance":"Beyşehir veya Konya.","obtention":"20. yüzyılın ortalarından başlayıp, günümüzde de devam eden sistemli kazılar sonucu Beyşehir Kubadabad Sarayı'nda önemli miktarda çini malzeme bulunmuştur. Sarayın duvarlarını kaplayan bu çiniler, gerekli incelemeler yapıldıktan sonra, sergilenmek üzere Konya Karatay Medresesi Müzesi'ne getirilmiştir.","bibliography":"Arık, R., *Kubad Abad*, Türkiye İş Bankası Yayınları, İstanbul, 2000. \n \nAslanapa, O., Anadolu'da Türk çini ve Keramik Sanatı, Ankara, 1965. \n \nOral, Z., “Kubad Abad çinileri”, *Belleten*, C.XVII, Sayı: 66, Ankara, 1959, s.209-222. \n \nönder, M., “Selçuklu Devri Kubad Abad Sarayı çini Süslemeleri”, *Türkiyemiz*, Sayı:6, İstanbul 1972, s.15-18. \n \nöney, G., *Türk çini Sanatı*, İstanbul, 1976. \n \nRoxborough, J.D. (ed.) *Turks, A Journey of a Thousand Years, 600-1600*, London 2005, 392-394.","author":"Sevinç Gök Gürhan"},"a42b06e8-38db-553b-97ea-ea49808f0df9":{"name":"Bedesten","description":""},"a4ce2727-c417-50fb-b961-171dbd811c9e":{"name":"Ulu Camii","description":""},"a733b8de-8636-5c61-8e7d-e1bc40c675d2":{"name":"Nilüfer Hatun İmareti (İznik Müzesi)","description":""},"a7ce0231-54e8-5757-928a-48c3c0b66585":{"name":"Süleymaniye Suyolu Haritası.","description":"Süleymaniye Camii'ne su getirmek amacı ile yapılan suyolunu anlatan Süleymaniye Suyolu haritası, aharsız kağıt üzerine elde yapılmıştır. Ancak suyolu sadece camiye değil külliyedeki imaret, şifahane, mektep, çeşmeler ve yolu üzerindeki evlere de su vermek üzere planlanmıştır. Süleymaniye'ye su getiren suyolu, Halkalı Suları içinde debisi en fazla olan Aypah (Kirazlı) ve çınar suları ile beslenmekte ve şehirde seksen yere su vermektedir. Su yolu haritasında suyun ilk çıkış noktasından Süleymaniye'ye ulaşıncaya kadar geçtiği yerler, ana suya katılan yeni sular, şehir surlarından içeriye girdiği noktalar, özellikle de maslak ve su kemerleri tüm detayı ile çizilmiştir. \n \nHaritada ölçeksiz şematik anlatım yapılmıştır. Bu nedenle bir çok bina ve semt tam olarak bugünkü konumuna yerleştirilememektedir. Harita, su getirmek amacı ile yapıldığı Süleymaniye Camii'nin çizimi ile son bulmaktadır. \n \nSuyolları haritaları, çıktığı noktadan itibaren künkler ile yolları belirlenen, kemerlerle engebeleri aşan, su terazileri ile basıncı ayarlanan, maksemlerle dağıtım yapılacak yerlere yönlendirilen ve sonunda da çeşme ve sebillere ulaşan suyun öyküsünü anlatmaktadır. Bu anlatımda şehrin yerleşimi, bu yerleşimde oturan kişiler ve yapılar hakkında da bilgi verilmektedir. İstanbul Şehzadebaşı'ndaki Bozdoğan (Valens) Sukemeri, “Atpazarında olan büyük kemer budur,” cümlesiyle tanıtılmakta, bu kemerden su alan ayrıcalıklı kişi ve kuruluşların isimleri belirtilmektedir. Halkalı Suyu ancak sultanın yazılı fermanı ile ayrıcalıklı kişilerin, devlet erkanının evlerine verilebilmektedir. Harita üzerinde bu kişilerin adları da belirtilmektedir. örneğin, Kanuni Sultan Süleyman'ın dişçisi Moşe Hamon'un (899-962 / 1494-1554) evi, haritada “Hamudoğlu Hanesi” olarak gösterilmiştir. \n \nSuyolları haritaları ile hem kentin su ihtiyacının nasıl karşılandığını hem de devlet erkanının oturduğu semtleri, saraya yakın kişilerin yoğunlukla yaşadığı bölgeleri de öğrenmekteyiz. Bu nedenle suyolları haritaları şehrin sosyal yapısını tanımlamakta önemlidir.","short_description":"İstanbul tarih boyunca su kaynaklarının yetersizliği nedeniyle sorunlar yaşamış ve kentin su gereksinimi kent dışındaki kaynaklardan künkler ve kemerler ile karşılanmıştır. Suyolu haritaları, suyun kaynağından kentteki çeşmelere kadar geçtiği yollar, yollardaki eserler ve kentin sosyal yapısı hakkında bilgi verirler.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","dates":"H. 12. / M. 18. yüzyıl ikinci yarısı.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Uzunluk: 2572 cm. Gen: 30 cm.","method_for_datation":"Su yolları haritasında tarih yoktur. Elimizdeki nüshanın, 12. / 18. yüzyılda yapılan bir kopya olduğu, bu yüzyılda yaşayan kişilere ait yapılara da su verilmesinden dolayı anlaşılmaktadır. örneğin, Taygun Sarayı'na bağlantının 1161 / 1748 yılında inşa edildiği bilindiğine göre bu harita bu tarihten sonra yapılmış olmalıdır.","method_for_provenance":"Padişahın emriyle, Hassa mimarları tarafından inşa edilen Halkalı sularının dağılımını gösteren bu haritada ancak Hassa Mimarları Ocağı üyelerince hazırlanmış olabilir.","provenance":"İstanbul.","obtention":"Evkaf Levazım Müdürlüğünden, 1923 yılında Müzeye gelmiştir.","bibliography":"Aksoy, Ş. “İstanbul'un Suyolları”, *P Dergisi*, Yaz 2001(S.22), s.17-29 \n \nçeçen, K. *Süleymaniye Suyolları*, İTü Yayınları, İst. 1986 \n \nçeçen, K. *Halkalı Suları*, İstanbul 1991 \n \nYerasimos, S. *Soliman le Magnifique*, Paris 1999, cat.no.323","author":"Şule Aksoy","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"a9307cbb-2096-54a7-9b01-594c5622bf27":{"name":"Saadet Hatun Hamamı","description":""},"ab83ff02-aada-5771-8db3-7fb263573fe5":{"name":"Kızıl Han","description":""},"ab917526-517d-54d5-b085-3864b71031fd":{"name":"Kükürtlü Kaplıca","description":""},"ac6c3037-340b-57db-9749-9b6bb1fb1f66":{"name":"Saatli Medrese (isteğe bağlı)","description":""},"ac8a57bc-8383-5020-8bfe-fe8c69ed65c0":{"name":"Aydınoğlu Mehmet Bey Türbesi","description":""},"ac8f37b8-ad29-5696-a8d3-8b85b2bc68a4":{"name":"Yeşil Külliye","description":""},"b0b32448-07f0-5aaa-8b81-cade08d4c6f4":{"name":"III. Ahmed Çeşme ve Sebili.","description":"Bugün Bab-ı Hümayun ile Ayasofya arasında yer alan III. Ahmed çeşmesi, köşelerinde birer sebil bulunan kare planlı bir yapıdır. Merkezinde, çevre koridoru ile kuşatılmış sekizgen bir su haznesi bulunur. \n \nDört cephesinin ortasına sivri kemerli birer çeşme; çeşmelerin iki yanına mihrap görünümlü mukarnas kavsaralı birer niş yapılmıştır. Arka cephede ise, nişlerin yerine sebile girişi sağlayan iki kapı yerleştirilmiştir. \n \nKöşelerde bulunan yarım daire formlu sebillerde, yerden insan beli yüksekliğine kadar yükselen duvarların üzerine oturtulan dörder sütun, dilimli kemerlerle bağlanmıştır. Sütunlar arasında kalan üçer açıklık, madeni şebekelerle kapatılmıştır. Şebekeli açıklıkların üzerinde yükselen duvarlar yine yarım daire biçimlidir. \n \nYapının üzeri geniş saçaklı ahşap bir çatıyla örtülmüştür. Dıştan kurşun kaplı çatının ortasına büyük; köşelerde sebillerin üzerine rastlayan kesimlere ise daha küçük olmak üzere toplam beş kubbe yerleştirilmiştir. Ahşaptan yapılmış kubbeler, birer sekizgen kasnak üzerine oturtulmuştur. Kurşunla kaplanmış kubbelerin tepesinde altın yaldızlı tunç alemler yükselir. Adeta boşluk korkusu varmışçasına süslenen yapıda, mermercepheler, hem Türk süsleme sanatından hem de Avrupa sanatından alınmış çeşitli motiflerle bezenmiştir. \n \nCephelerde mukarnas, rumi, palmet gibi motiflerle oluşturulmuş yatay şeritler halinde uzanan süsleme bordürleri ile çeşmeler etrafında oluşturulmuş kıvrım dal kompozisyonları dikkati çeker. Cephelerde ve sebillerin alt kısmında, alçak kabartma olarak yapılmış çiçekli vazo motifleri görülür. Ayrıca yazı ve çinilerle oluşturulmuş süslemeler ile sebil açıklıklarını kapatan şebekelerdeki lale motifleri, yapıyı bezeyen diğer unsurlardır. Geniş ahşap saçak yüzeyi ahşaptan yapılmış süslemelere sahiptir. Cephelerin üstüne rastlayan kesimlerde kasetlemelerden oluşan düzenlemelere yer verilmiştir. Köşelerde ise çeşitli meyveli ve bitkisel bezemeli kompozisyonlar dikkati çeker. \n \nOsmanlı Sanatı'nın gerçek anlamda Batılılaşma sürecine girdiği kabul edilen Lale Devri'nde (1130-1142 / 1718-1730) çeşme ve sebil gibi çok sayıda su yapısı inşa ettirilmiştir. Bu döneme kadar, yapı avlularında ya da duvarlarda yer alan çeşmeler, binalardan koparılarak kendi başlarına bağımsız birer yapı olarak inşa edilmeye başlanmışlardır. Kent silüetine yeni bir öğe olarak katılan bu tip çeşme ve sebiller, Osmanlı mimarisinde, yabancı etkilerin görülmeye başlandığı ilk yapılar olarak kabul edilir. Meydan çeşmesi anlayışının en anıtsal örneği olan III. Ahmed çeşme ve Sebili, tasarımı ve süsleme özellikleriyle Klasik Osmanlıdan Batı etkilerine geçişi gösteren önemli bir yapıdır.","short_description":"12. / 18. yüzyıldan itibaren anıtsal ölçekte yapılmaya başlayan Osmanlı meydan çeşmelerinin en önemli örneklerinden biridir. Yapının dört köşesine birer sebil, cephe ortalarına da birer çeşme yerleştirilmiştir. Topkapı Sarayı'nın Bab-ı Hümayun'u önünde yer alan yapı, geniş saçaklı çatısı ve zengin süslemeleriyle Lale Devri'nin en özgün eserlerinden biridir.","dates":"H. 1141/ M. 1729.","location":"Sultanahmet, İstanbul","method_for_datation":"Dört cephedeki çeşmelerin ve sebillerin üzerinde bulunan kitabe Seyyid Vehbi'nin kasidesidir. Bu kitabeden çeşmenin 1141/1729 yılında Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın önerisiyle yaptırılmış olduğu anlaşılmaktadır. Tarih beyti Sultan III. Ahmed'in kendisi tarafından söylenmiştir. 1141 Ramazan / Nisan 1729 tarihli bir belge, Marmara Adası'ndan saf beyaz ve damarsız mermerlerin istendiği anlaşılmaktadır. Bu durum yapının bu tarihte henüz tamamlanmamış olduğu göstermektedir.","bibliography":"Eyice, S., “Ahmed III çeşmesi”, *Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi*, C. 2, 1989, 38-39. \n \nKumbaracılar, İ., *İstanbul Sebilleri*, Istanbul, 1938, p.8. \n \nTanışık, İ. H., *İstanbul çeşmeleri I*, Istanbul, 1943.","author":"İnci Kuyulu Ersoy","patrons":"Sultan III. Ahmed (H. 1115-1143 / M. 1703-1730).","architects":"Mimarı bilinmemekle birlikte, Kayserili Mehmed Ağa’nın başmimarlığı döneminde inşa edildiği anlaşılmaktadır. Alem ve şebekelerinin yaldızlanmasını mimar Kayserili Mehmed Ağa yapmıştır.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"b1ed654c-a067-544f-b8b9-8a7dd26702c5":{"name":"Nur-u Osmaniye Camii.","description":"Nur-u Osmaniye Camii, medrese, imaret, kütüphane, türbe, sebil, çeşme ile bu yapıların etrafını çevreleyen dükkanlardan oluşan külliyenin ana yapısıdır. \n \nOsmanlı mimarisinin en güçlü Barok yapısı olarak kabul edilen cami için Sultan I. Mahmud Avrupa'dan kilise planları getirterek bunlara benzer bir bina yaptırmak istemiş, mimar olarak da Rum Simon kalfayı görevlendirmiştir. Ancak ulemanın karşı koymasıyla söz konusu planlar uygulanamamıştır. \n \nArazinin topografik konumu nedeniyle bir subasman üzerinde inşa edilmiş ve girişleri geniş ve yüksek merdivenlerle sağlanmıştır. Caminin 25.75 m. çapında kubbeyle örtülmüş kare harimi geleneksel şemada inşa edilmiştir. Ancak, harim önünde yer alan Osmanlı camilerinin klasik dikdörtgen avlusu yerini poligonal avluya bırakmıştır. Revaklı avluda şadırvan bulunmamaktadır. Yapının diğer önemli bir özelliği de mihrap çıkıntısının poligonal formu ve yarım kubbeyle örtülerek absidial biçim almasıdır. Son cemaat yerinin doğu ve batı cephelerine ikişer şerefeli taş külahlı birer minare inşa edilmiştir. Harimin doğu ve batı cephesi önünde uzanan revak, güneyde harime açılan birer mahfil ile kesilmiştir. Bunlardan doğudaki hünkar mahfilidir ve bir rampayla ulaşılır. İç mekan doğu, batı ve kuzey duvarları boyunca yüksek inşa edilmiş galerilerle kuşatılmıştır. Mermer mihrap ve minber bol profilasyonlu silmelere sahiptir. \n \nDörtgen baldaken kuruluş üzerine oturan ve tüm yapıya egemen olan kubbe, büyük bir plastik etkiyle yükselir. Askı kemerlerinin kuvvetli profilleri ve bu profillerin köşelere dalgalı hatlarla bağlanması; minare şerefelerinin mukarnas sıraları yerine dairevi profillerle minare gövdesine birleşmesi, Osmanlı mimarisinde görülen yeni özelliklerdir. Yapıda bol profilasyonlu abartılı kornişler ve bunların köşe bağlantılarının eğri hatlarla verilmesi, duvarlarda üst üste yerleştirilmiş destekler Avrupa mimarisini çağrıştırır. \n \nTamamen mermer kaplamalı yapı yoğun süslemelere sahiptir. Yapının en önemli özelliklerinden biri kullanılan mimari unsurların yapıya dekoratif özellikler kazandırmasıdır. Geleneksel unsurlar yerini yeni bir anlayışla yorumlanmış Batılı biçimlere bırakmıştır. Klasik kemer ve kavsara biçimleri ile sütun başlıkları değişmiştir. Yuvarlak kemerler, dalgalı kemerler; bindirmeli profillerle oluşturulmuş kavsaralar; C - S kıvrımları, dairevi profilli biçimler, çeşitli kabartmalar, kartuşlar abartılı olarak kullanılmıştır. Kemerlerin kuvvetli profilleri ve bu profillerin köşelere dalgalı hatlarla bağlanması; minare şerefelerinin mukarnas sıraları yerine dairevi profillerle minare gövdesine birleşmesi, Osmanlı mimarisinde görülen yeni özelliklerdir. İç mekanda ünlü hattatlar tarafından yazılmış yazılar önemli yer tutar. \n \nOsmanlı Barok mimarisinin en önemli yapılarından biri olan Nur-u Osmaniye Camii, tek kubbeli harimi ile geleneksel plan şemasını sürdürürken şadırvansız poligonal avlusu ve absidial formlu mihrabı ile Osmanlı mimarisinde ayrıcalıklı bir yere sahiptir.","short_description":"Osmanlı mimarisinde Batılı üslup etkilerinin yoğun olarak hissedildiği bir yapıdır. Tek kubbeli ibadet mekânı açısından geleneksel plan şemalarına bağlı kalan cami, çokgen avlusu ve absidial formlu mihrabı ile Osmanlı mimarisinin en güçlü Barok yapısı olarak kabul edilir. Sütun başlığı, kemer, kavsara gibi mimari unsurlar Osmanlı mimarisinin geleneksel formlarından uzaklaşarak yerini yeni bir anlayışla yorumlanmış Batılı biçimlere bırakmıştır.","dates":"H. 1169 / M. 1755.","location":"Çemberlitaş, İstanbul","method_for_datation":"Nur-u Osmaniye Külliyesi'nin bina katibi Ahmet Efendi'nin yazdığı *Tarih-i Camii Şerif-i Nur-u Osmanî* adlı risale, külliyenin yapımıyla ilgili ayrıntılı bilgiler içermektedir. Bu bilgilere göre Sultan I. Mahmud tarafından 1161 / 1748 yılında inşa ettirilmeye başlanan külliye onun ölümünden sonra III. Osman Dönemi'nde 1169 / 1755 yılında tamamlanmıştır.","bibliography":"Kuban, D. *Türk Barok Mimarisi Hakkında Bir Deneme*, İstanbul 1954. \n \nKuban, D. “Nuruosmaniye Külliyesi”, *Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi*, 6, 1994, 100-104. \n \nKuban, D. *Kent ve Mimarlık üzerine İstanbul Yazıları*, İstanbul, 1998.","author":"İnci Kuyulu Ersoy","patrons":"Sultan I. Mahmud (H. 1143- 1167 / M. 1730-1754); Sultan III. Osman (H. 1167-1170 / M. 1754 –1757).","architects":"Mimar Rum Simon (Semyon, Simeon) Kalfa. Hattatlar: Bursalı Ali Efendi, Mehmed Rasim, Fahreddin Yahya, Seyyid Abdülhalim.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001","monument_contact":{"address":"Kapalıçarşı'nın bitişiğindedir."}},"b3288124-31e4-5dc9-9f23-78ed4257d675":{"name":"Postinpuş Baba Zaviyesi","description":""},"b60cd224-e7e5-59a5-87fc-65d295f1a69e":{"name":"Şair Ahmet Paşa Medresesi (isteğe bağlı)","description":""},"b71ad5bf-0537-5bae-a28c-3289c9d237b7":{"name":"Beylerbeyi Sarayı.","description":"Beylerbeyi Sarayı, Boğaziçi'nin Anadolu yakasında, eskiden İstavroz Bahçeleri adıyla anılan Beylerbeyi semtinde yer alan bir sahil sarayıdır. Saray kompleksine ait birimler araziye, birbirinden bağımsız bir biçimde ve herhangi bir simetri aranmaksızın yerleştirilmiştir. Ana yapı olan saray binası yüksek bir bodrum üzerine iki katlı ve kâgir olarak yapılmıştır. Yaklaşık olarak 65x40 m. boyutlarındaki yapı, kuzey-güney doğrultusunda uzanan dikdörtgen bir alan üzerine oturmaktadır. Sarayın güney bölümü Mabeyn, kuzey bölümü ise Harem olarak tasarlanmıştır. Simetrik ve aksiyal bir plana sahip olan ana yapı, dış görünümündeki Batılı etkilere karşılık geleneksel Türk evi plan anlayışını anımsatan eyvanlı merkezi sofa düzenlemesine dayanan bir plan kompozisyonuna sahiptir. Rıhtım ile saray arasında boydan boya uzanan ve yinelenen üçlü pilastrlarla hareketlendirilmiş olan duvarda, iki deniz kapısı ile iki küçük deniz köşkü bulunmaktadır. Yalı ya da deniz kapısı adı verilen bu görkemli kapılar, saraya deniz yönünden girişi sağlamak için kullanılmıştır. Biri selamlık, diğeri hareme ait olarak tasarlanmış olan Doğu etkili deniz köşkleri, rıhtım duvarının sakin çizgisini iki uçta hareketlendiren ilgi çekici tasarımlardır. Saray kompleksi içinde yer alan diğer yapılar birbirine merdiven ve rampalarla bağlı Set Bahçeleri'ne dağıtılmış olan Mermer Köşk, Sarı Köşk ve Hasahır'dır. Geyiklik, Tavukluk, Aslanhane Paşalar Dairesi ile Muzika Dairesi ise bugün ayakta değildir. Beylerbeyi Sarayı'nın cepheleri de iç mekan düzenlemeleri gibi eklektik bir anlayışla biçimlendirilmiştir. Abdülaziz'in yeni yaptırdığı bu saraya ve bezemesine oldukça önem verdiği anlaşılmaktadır. Grek ve Roma tarzı kemer ve pencereler, yarım daire kemerler ve sınırlı mimari biçimlerin kullanımı ile dengeli ve klasik bir ifade kazanan cephelerde, plastik etkili Barok düzenlemeler de öne çıkmaktadır. Dış bezemelerde görülen belirgin Batı etkilerine karşılık, iç mekanlarda geleneksel motiflerle Doğulu motiflerin ağırlığı hissedilir. Birçok oda ve salonun tavan ve duvarlarında kılıç, sancak, gibi askeri objelerle deniz resimleri yer almaktadır. Sarayda herhangi bir ısıtma sistemine yer verilmemesi, sarayın tümüyle yazlık bir yapı olarak kullanılmak üzere tasarlanmış olmasına bağlanmaktadır. \n \nİlk Beylerbeyi Sarayı, II. Mahmud tarafından mimar Krikor Amira Balyan'a yaptırılan ahşap saraydır. Abdülmecid döneminde geçirdiği bir yangının ardından terk edilen bu sarayın yerine Abdülaziz tarafından 1861-1864 yılları arasında bugünkü Beylerbeyi Sarayı yaptırılmıştır. Zaman içinde çok sayıda yabancı konuğu ağırlayan Beylerbeyi Sarayı'nın imparatorluk dönemindeki son konuğu ise tahttan indirilen II. Abdülhamid olmuştur. Cumhuriyet döneminde de devlet konuklarına ayrılan sarayın bazı bölümleri 1985 yılında ziyarete açılmış ve çeşitli sanatsal etkinlikler için uygun duruma getirilmiştir. Beylerbeyi Sarayı bugün Milli Saraylar'a bağlı bir müze-saray olarak hizmet vermektedir.","short_description":"Osmanlı İmparatorluğu'nun görkemli sahil saraylarından biridir. Boğaz'ın Anadolu yakasında yer alan yapı, Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılmıştır. Saray, bahçe içindeki ana yapı ve bağlı bulunduğu yapılardan oluşan bir komplekstir. 1984 yılında müze olarak ziyarete açılan yapının cephe ve iç dekorasyonunda çeşitli Batı etkileri ile Doğulu motifler kaynaşmıştır. Zengin bezemeleri ile dikkati çeken yazlık sarayın deniz kıyısındaki iki deniz köşkünün tasarımı, oryantalizmin İstanbul'daki en çarpıcı uygulamalarından biridir.","dates":"Hicri 1281, Miladi 1865.","location":"Beylerbeyi, İstanbul","method_for_datation":"Anıtın tarihlendirilmesinde imparatorluğa ait arşiv belgeleri, anıtların üzerinde yer alan kitabeler, dönemin gazeteleri, seyahatnameler ve tarihçilerin kaleme almış oldukları eserlerden yararlanılmaktadır. Ayrıca saray kompleksinin ortaya koyduğu üslup özellikleri de yapıldığı dönemine ilişkin önemli ipuçları sağlamaktadır.","bibliography":"Batur, A., “Beylerbeyi Sarayı”, *İstanbul Ansiklopedisi*, C. II, İstanbul, 1994, 206-210. \n \nEldem, S.H., *Boğaziçi Anıları*, İstanbul, 1979. \n \nGülsün, H., *Beylerbeyi Sarayı*, İstanbul, 1993. \n \nKarahüseyin, G., “Beylerbeyi Sarayı ve ünlü Konukları”, *Milli Saraylar Dergisi*, S.II, 1992, 126-141. \n \nSözen, M., *Devletin Evi Saray*, İstanbul, 1990.","author":"Semra Daşçı","patrons":"Sultan Abdülaziz (H. 1278-1293 / M. 1861-1876).","architects":"Sarkis Balyan, Agop Balyan.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"bdc03d7c-67e4-537e-aadc-51915c290523":{"name":"Diyarbakır Kalesi.","description":"Antik çağlardan beri, *Amida*, *Kara-Amid*, *Diyar Bakr* adlarıyla anılan kent, 1938 yılında *Diyarbakır* olarak isimlendirilmiştir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük kenti olan Diyarbakır, Dicle'nin yukarı havzasında, nehrin sağ kıyısına hakim, 650 metre yükseklikte bir plato üzerinde kurulmuştur. çevresi tamamen surlarla kuşatılmış olan kentin, doğu-batı yönünde 1700 metre, kuzey-güney yönünde 1300 metrelik bir alanı çevreleyen surları toplam 5 km. uzunluğundadır. Doğuda sarp kayalar üzerinde yükselen surlar diğer yönlerde, yaklaşık 6 metre derinliğinde 15 metre genişliğinde, bugün büyük bir kısmı toprakla dolmuş olan hendeklerle çevrilmiştir. Ana duvarın yerden yüksekliği 8-12 metre, kalınlığı ise 4-5 metre arasında değişmektedir. Surların üzerinde 78 burç ve dört ana yönde dört kapı yer almaktadır. *Doğudaki Dicle* (Yeni) *Kapı*, kuzeydeki *Harput* (Dağ) *Kapı*, batıdaki *Urfa* (Rum=Anadolu) *Kapı* ve güneydeki *Mardin Kapı* (Bab-el Tell) adıyla anılmaktadır. Şehrin ilk kurulduğu yer olan iç kalenin, Dicle nehri kıyısına ulaşan gizli bir kapısı daha vardır (Oğrun Kapı). İç kalede, Kale Camisi dışında, varlığı bilinen Artukoğulları Sarayı ve Bıyıklı Mehmed Paşa Konağı günümüze ulaşamamıştır. \n \nTürk döneminde eklendiği bilinen ve günümüze büyük ölçüde sağlam olarak ulaşan üç büyük burç süslemeleriyle dikkat çekmektedir. Urfa Kapı ile Mardin Kapı arasındaki **Ulu (Evli) Beden**, yarım daire kesitli bir plan şemasına sahiptir. Cephesindeki kitabenin alt ve üst kesimlerinde, çift başlı kartal, insan başlı iki aslan, ve iki boğa tasviri yer almaktadır. Plan şeması ve cephe süslemeleri açısından Ulu Beden'e benzeyen **Yedi Kardeş Burcu**'nun cephesini ortalayan kitabenin çevresinde de, çift başlı bir kartal ile iki aslan figürü dikkati çekmektedir. Mardin Kapı yakınındaki **Keçi Burcu,** süslemesiz olmakla birlikte, Kufi yazılı bir Arapça kitabeye sahiptir. \n \nYukarıdaki burçlar dışında, kente açılan dört ana kapının çevresinde de, güç simgesi olarak çift başlı ejder, atlı avcı, aslan ve aslan-boğa mücadelesi gibi figürlü süslemeler görülmektedir. \n \nKale surlarının büyük bir kısmı koyu renkli bazalt kesme taşlarla ve yer yer beyaz kireç taşı ile inşa edilmiştir.","short_description":"Kenti çevreleyen yaklaşık 5 kilometre uzunluğundaki surların büyük bir kısmı günümüze sağlam olarak ulaşmıştır. Roma, Bizans, Abbasi, Mervani, Artuklu ve Selçuklu dönemlerinde önemli değişiklikler geçirmiş olan kale, burçları ve kapıları üzerinde yer alan süslemeleriyle ünlüdür. Kale içinde varlığı bilinen, Artuklu Sarayı ve Bıyıklı Mehmet Paşa Konağı günümüze ulaşamamıştır.","dates":"Harput Kapı: 297/910; Mardin Kapı: 297/910; Melikşah Burcu: 464-485 / 1072-1092; Urfa Kapı: 579/1183; Ulu Beden: 605/1209; Yedi Kardeş Burcu: 596-619 / 1200-1222.","location":"Diyarbakır","method_for_datation":"Kalenin, ilk olarak Roma İmparatoru Constantinus zamanında inşa edildiği, tarihsel belgelerden ve üslup özelliklerinden, sonraki dönemlerde yapılan onarım ve eklemeler ise surlar üzerinde yer alan kitabelerden anlaşılmaktadır. \nBu kitabelerden en önemlileri:*Harput Kapı*, 297/909 tarihinde inşa edilmiş ve 447/1056 yılında onarılmıştır. *Urfa Kapı*, 579/1183 tarihinde; *Mardin Kapı*, 297/909 ve 540/1145 tarihinde; *Ulu Beden* ve *Yedi Kardeş Burcu* 605/1208-9 tarihinde; *Keçi Burcu* ise 1029-1037 tarihleri arasında onarılmış ve çeşitli eklemeler yapılmıştır.","bibliography":"Gabriel, A., (çev. Kaya özsezgin), *Diyarbakır Surları,* Ankara 1993. \n \nSönmez, Z., *Başlangıcından 16.yüzyıla kadar Anadolu-Türk İslam Mimarisinde Sanatçılar,* Ankara 1995. \n \nSözen, M., “Diyarbakır: Its History, Settlement Plan and Problems”, *Urbanism in Islam (Icuıt II,* Tokyo 1994, s.123-134. \n \nStrzygowski, J. And van Berchem, M., *Amida*, Heidelberg 1910. \n \nYinanç, M.H., “Diyarbakır”, *İslam Ansiklopedisi*, c.3, 1945, s. 610-626.","author":"Ertan Daş","patrons":"Harput Kapı: Halife Muktedir; Mardin Kapı: Halife Muktedir ve 540/1145, Nisanoğlu El-Muayyed; Melikşah Burcu: Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah; Urfa Kapı: Artuklu Hükümdarı Kara Arslan’ın oğlu Muhammed; Ulu Beden ve Yedi Kardeş Burcu: Artuklu Hükümdarı El Melik as-Salih Mahmud.","architects":"Mardin Kapı ve Harput Kapı: Ahmed bin Cemil el-Amidi; Ulu Beden: Cafer oğlu İbrahim; Yedi Kardeş Burcu: İbrahim as-Şarafi’nin oğlu Yahya; Keçi Burcu: Nasır bin Habib; Melikşah Burcu: Ebi Nasr Muhammed bin Abd-ül-Vahid."},"c0b19c91-9ef0-5491-b3f3-50158a4ed30c":{"name":"Kırkkızlar Türbesi","description":""},"c1e44aa4-d205-5623-aa0f-a90ef0ede90d":{"name":"Kilitbahir Kalesi","description":""},"c5bd2ae4-8e93-5d5e-a79f-819d88ad19d3":{"name":"Muradiye Külliyesi","description":""},"c5f6111f-5a4e-5a0f-bcd5-b3f98cebadec":{"name":"Orhan Gazi Türbesi","description":""},"c930f3e4-c8c9-50fe-9c70-3ea1a809f68f":{"name":"Bey Hamamı (isteğe bağlı)","description":""},"cc199142-a012-5970-8df1-e1e5a5975fce":{"name":"Yıldırım Külliyesi.","description":"Yıldırım Bayezid Külliyesi, Bursa'nın Yıldırım Semti'nde oldukça dik bir tepenin üzerinde yer almaktadır. Külliyeden günümüze cami, medrese, darüşşifa, hamam ve türbe olmak üzere beş yapı sağlam olarak gelebilmiştir. Külliyede bulunduğu bilinen imaret ve kasır ise mevcut değildir. Yapıların, özellikle 1855 yılındaki depremde büyük zarar gördüğü bilinmektedir. Arazinin topoğrafik yapısı nedeniyle külliyeyi oluşturan yapıların oldukça dağınık bir şekilde yerleştirildikleri dikkati çekmektedir. \n \nKülliyenin inşa edildiği tepenin en üst noktasında, külliyenin merkezi konumundaki cami yer almaktadır. “*Tabhaneli Camiler*” plan şemasında, kesme taşlarla inşa edilmiş cami, harim, orta avlu, orta avlunun iki yanında birer eyvan ile eyvanların kuzey ve güneyine yerleştirilmiş ikişer tabhane mekanından oluşmaktadır. Kuzey cephesinde beş birimli bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Camide, tabhane mekanları aynalı manastır tonozuyla; girişin iki yanındaki iki küçük mekan haç tonozla; diğer mekanların tümü birer kubbeyle örtülüdür. Caminin kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerinde yükselen minareler yıkılmıştır. Günümüzde, yapının batı cephesinin kuzey ucunda yer alan minare sonradan inşa edilmiştir. \n \nMedrese, caminin yaklaşık 30 m. kuzeybatısındadır. Taş ve tuğla ile inşa edilmiş yapı, bir avlunun üç kenarına sıralanmış mekanlar ve güney cephesinden dışa taşıntı yapan dershane eyvanından oluşmaktadır. Avlunun üç kenarında revak vardır. \n \nAnkara Savaşı'nda (805 / 1402) Timur'a yenilen ve esir düştükten sonra Akşehir'de vefat eden I. Bayezid'e ait olan türbe, külliyenin en küçük yapısıdır. Caminin yaklaşık 30 m. kuzeyinde yer alan yapı, tek kubbe ile örtülü kübik bir gövde ve kuzey cephesindeki, kubbelerle örtülü üç birimli bir revaktan oluşmaktadır. Duvarları, dönüşümlü yerleştirilmiş bir sıra kesme taş, iki sıra tuğla ile kaplıdır. \n \nCaminin, yaklaşık 100 m. güneybatısında yer alan hamam, enine sıcaklıklı ve çifte halvetli plan şemasına sahiptir. Tek kubbeli soyunmalık mekanı ile sıcaklık arasında bir kubbe ile örtülü ılıklık mekanı bulunmaktadır. \n \nDarüşşifa, caminin, yaklaşık 300 m. güneydoğusundadır. Yaklaşık 17.60 x 36.00 m. ölçülerindeki bir avlunun çevresine yerleştirilmiş mekanlardan oluşmaktadır. Avlunun iki uzun kenarına, üzeri beşik tonozla örtülü revak inşa edilmiştir. Girişin karşısında yer alan büyük mekan kubbeyle, diğer mekanlar beşik tonozla örtülüdür. \n \nKülliyede, caminin dış cephelerinde ve medresenin giriş cephesinde taş üzerine oyma tekniği ile yapılmış süslemeler görülmektedir. Caminin güneydoğu ve güneybatı tabhane hücrelerindeki ocak ve dolap nişi cephelerinde, kalıplama tekniği ile yapılmış alçı süslemeler vardır. Medresenin pencere alınlıklarına ve darüşşifanın giriş eyvanındaki nişlerin içine, tuğla ve taş ile geometrik örnekli süslemeler yapılmıştır. Caminin kuzey cephesi ile tabhane mekanlarında ve medresedeki dershane eyvanının batı cephesindeki pencere alınlığında az miktarda çini süslemeye de rastlanmaktadır.","short_description":"Osmanlı mimarisinin ilk külliye örneklerindendir. Osmanlılardan önce sultanların ya da devlet ileri gelenlerinin şehrin farklı yerlerine inşa ettirdikleri farklı işleve sahip yapıların Osmanlılarla birlikte bir avlu içerisine topluca inşa edildikleri ve bu yapı topluluğunun merkezinin de cami olduğu görülmektedir. Bursa Yıldırım Külliyesi, küçük bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Cami, medrese, darüşşifa, hamam, türbe, imaret ve kasırdan oluşan külliyenin merkezi konumundaki cami, tepenin en üst noktasında yer almaktadır.","dates":"H. 8. / M. 14. yüzyılın sonu.","location":"Bursa","method_for_datation":"Külliyede, türbe dışındaki yapılarda inşa kitabesi yoktur. Yıldırım Bayezid'e ait Evâsıt-ı Ramazan 802 / Mayıs 1400 tarihinde düzenlenmiş vakfiyede külliyedeki yapılardan söz edilmiş ancak inşa tarihleri verilmemiştir. Vakfiyelerin, genellikle yapıların inşasından sonra düzenlendiklerini dikkate alarak külliye inşaatının 8. / 14. yüzyılın sonlarında tamamlandığını söyleyebiliriz. Türbedeki kitabeden ise, türbenin Muharrrem 809 / Haziran 1406 tarihinde Sultan Süleyman Han tarafından Hüseyin oğlu Ali adlı bir ustaya inşa ettirildiği anlaşılmaktadır.","bibliography":"Ayverdi, E.H., “Yıldırım Bâyezid'in Bursa Vakfiyesi ve Bir İstibdalnâmesi” *Vakıflar Dergisi*, VIII, 1969, 38-46. \n \nAyverdi, E.H., *İstanbul Mi'mârî çağının Menşe'i Osmanlı Mi'mârîsinin İlk Devri Ertuğrul, Osman, Orhan Gaazîler Hüdavendigâr ve Yıldırım Bâyezid 630-805 (1230-1402)*, II. Baskı, İstanbul, 1989. \n \nçetintaş, S., *Türk Mimari Anıtları, Osmanlı Devri Bursa'da Murat I ve Beyazit I Binaları,* İstanbul, 1952. \n \nDemiralp, Y., *Erken Osmanlı Sanatı, Beyliklerin Mirası*, Madrid, 1999, s. 105-107. \n \nGabriel, A., *Une Capitale Turque Brousse Bursa*, Paris, 1958. \n \nWilde, H., *Brussa*, Berlin, 1909.","author":"Yekta Demiralp","patrons":"Yıldırım Bayezid (H. 791-805 / M. 1389-1402), Sultan Süleyman Han.","architects":"Hüseyin oğlu Ali.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001","monument_contact":{"address":"Yıldırım semti."}},"cce3a0c8-0096-5ec4-8323-9daea09d8912":{"name":"Ahşap Sütunlar.","description":"Kare prizma gövdeli ahşap sütunlardır. Sütunların her ikisinin de ikişer yüzeyi derin oyma tekniği kullanılarak işlenmiştir. Yüzeyler üst üste gelecek şekilde dikdörtgen panolara bölünmüştür. Dikdörtgen panoların içine çiçekli kufi hatla yazılmış her yüzeyde sekiz satır olmak üzere onaltı satırlık metin yer alır. \n \n145 envanter numaralı sütunun üzerindeki metinde Kur'an-ı Kerim XIX Meryem Suresi: 96-98 ayetleri yer alır. Ayetler sütunun bir yüzünde başlayarak alt alta gelen sıralarda devam eder ve sonra diğer yüzüne geçer. \n \n146 envanter numaralı sütunun üzerinde ise Kur'an-ı Kerim II Bakara Suresi: 285 ayeti yer alır. Ayet, her iki yüzeydeki ilk satırlar tamamlandıktan sonra tekrar birinci yüzdeki panonun ikinci satırından alt panolara doğru devam eder. \n \nAhşap sütunun hangi yapıda ve ne amaçla kullanıldığı bilinmemekle birlikte üzerinde Kur'an ayetlerine yer verilmesinden dolayı dini bir yapıda mimari bir aksam olarak kullanılmış olduğu düşünülmektedir.","short_description":"6.-7. / 12.-13. yüzyıllarda Suriye ve Mısır'da hüküm süren Eyyubiler dönemine ait bu ahşap sütunların, üzerindeki oyma tekniği kullanılarak çiçekli kufi ile yazılan Kur'an ayetlerinden, dini bir yapıya ait oldukları anlaşılmaktadır. Dönemin ahşap sanatında görülen teknik ve üslup özellikleri, Fatımi sanatı etkisindedir.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","dates":"H. 7. / M. 13. yüzyıl.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Yük: 85 cm, Gen: 19 x 19 cm.","method_for_datation":"Eserin üzerinde tarih bulunmamaktadır. üzerindeki yazının üslup özelliklerine dayanılarak 13. yüzyıla tarihlenmekte ve o dönemde Şam ve Suriye'de hüküm süren ve ahşap işçilikleriyle tanınan Eyyubiler'e atfedilmektedir.","method_for_provenance":"Envanter kayıtlarına göre Şam'dan getirilen eserin Şam'da üretilmiş olması muhtemeldir.","provenance":"Suriye.","obtention":"Müze'ye 1914 yılında Şam'dan getirilen eserler arasındadır.","bibliography":"ölçer, N. vd,*Türk ve İslam Eserleri Müzesi*, Akbank, İstanbul, 2002, s.76-77.","author":"Gönül Tekeli"},"cfb7003a-1ba2-52c9-b70d-37bb3e29219c":{"name":"Süleyman Paşa Medresesi","description":""},"d05a8ed6-b5a6-513e-8eb9-1e8783449822":{"name":"Yahşi Bey Camii","description":""},"d0e5dd9e-aee2-51d7-a5b3-d82228bcf1bd":{"name":"Kaftan.","description":"Tam boy kaftan olarak isimlendirilen gruba ait bir örnektir. Etek boyunda dekoratif kollukları ve cep yarıkları bulunmaktadır. Yaldızlı metal ipliklerin sarılmasıyla elde edilen ve kemha adı verilen kahverengi ipek kumaştan yapılmıştır. Yuvarlak yakalı ve bağsız kruvaze tarzında dikilen kaftanın bel oyuğu bulunmaktadır. Basenin üzerinden itibaren genişleyen etek bölümüne sahiptir. Nilüfer ve şakayık desenleri ve tüyü andıran yapraklarla süslenen kumaşın en ilgi çekici özelliği tekrarı olmayan çiçek desenlerine sahip olmasıdır. Bu gruba ait kumaşlarda sık karşılaşılan bu durum, söz konusu kumaşların özel olarak dokunduğunu göstermektedir. Osmanlı kumaşları içinde en gösterişli olanlar bu tür kumaşlardır. Kaftanın kesimi de çok özenli ve bilinçlidir. ön taraf ve yan parçalarda desenlerin kesintiye uğramadığı görülmektedir. İç kısımdaki astar, üzerinde paralel çizgiler bulunan kırmızı ipekten dokunmuştur. Kaftanın ön tarafında, köşelerde, aplike kareler üzerinde kufi yazı ile muhtemelen bir saray terzisine ait olan “Muhammed” ismi okunmaktadır. Büyük bir olasılıkla 1561'de öldürülen Şehzade Bayezid için yapıldığı tahmin edilmektedir.","short_description":"Osmanlı Dönemi saray yaşantısının ayrılmaz bir parçası olan kaftanlar, aynı zamanda saltanatın ve gücün de sembolleridir. Tekrara yer verilmeden dönemin en gözde çiçek desenleri ile süslenmiş kemha kumaştan dikilen bu kaftan, üzerindeki usta kitabesi ile de dönemi için bir belge niteliğindedir.","holder":"Topkapı Sarayı Müzesi.","dates":"H. 10. / M. 16. yüzyılın ikinci yarısı.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Yük: 147 cm., Gen: 117 cm.","method_for_datation":"Kaftanın tarihlendirilmesi konusunda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. ön tarafında bir usta kitabesi olarak değerlendirilebilecek “Muhammed” ismi yer almaktadır. Bunun da muhtemelen saray terzisi olduğu düşünülmektedir. Bu bilgiden yola çıkılarak kaftanın 1561 yılında öldürülen Şehzade Bayezid'e ait olduğu düşünülmektedir.","method_for_provenance":"Kumaşın, Osmanlı İmparatorluğu'nun dünyaca ünlü ipek ve ipek tekstil merkezi olan Bursa'da üretilmiş ve Topkapı Sarayı atölyelerinde dikilmiş olması kuvvetle muhtemeldir.","provenance":"İstanbul, Topkapı Sarayı.","obtention":"Kaftan, Topkapı Sarayı'nda yaşamış hanedan üyelerinden birine ait olduğundan sarayın kendi malıdır.","bibliography":"Denny, W. B., “Ottoman Turkish Textiles”, *Textile Museum Journal*, 3, 2, 1972, pp. 66-77. \n \nöz, T., *Textiles and Velvets, XIV-XVI Centuries*, Ankara 1950. \n \nSözen, M. *Topkapı*, İstanbul 1998, s.193. \n \nTezcan, H.- Delibas, S. *The Topkap Saray Museum, Costumes, Embroideries and Other Textile*s, Translated and edited by Rogers, J. M., New York, Boston 1987. p.48.","author":"Harun Ürer","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"d1fc6e82-6e79-5203-89e4-cd774dcda7fd":{"name":"Pertevniyal Valide Sultan Camii.","description":"Pertevniyal Valide Sultan'ın inşa ettirdiği cami, türbe, sebil, çeşme, muvakkithane, kütüphane, ve mektepten oluşan bir külliye şeklinde tasarlanmıştır. Cami, tek kubbeli kare planlı ibadet mekanıyla geleneksel plan şemasını sürdüren bir yapıdır. Düşey karakterli kütlesinin önünde, son cemaat yeri, haremlik, selamlık, hünkar mahfili ve çeşitli mekanlardan oluşan iki katlı ek yapı bulunur. Birer şerefeli iki minare, cami ana kütlesinden ayrı, ek yapıya bitişik inşa edilmiştir. 10 m. x 10 m. ölçülerindeki kare planlı harim, dört yönden kemerlerle genişletilmiştir. Köşeleri birer kuleyle vurgulanmış caminin doğu, batı ve güney cephelerinden dışa çıkıntı oluşturan orta bölümleri birer üçgen alınlıkla taçlandırılmıştır. Her bölüme iki sıra halinde üçer pencere yerleştirilmiştir. Duvarlardan koparılarak içeriye alınmış kubbe, onaltıgen yüksek kasnak üzerine oturtulmuştur. \n \nPertevniyal Valide Sultan Camii, süsleme yoğunluğu ve çeşitliliği ile dikkati çeker. Cephelerden dışa çıkıntı oluşturan orta bölümleri ve kubbe kasnağında yer alan pencereler, Gotik tarzda yapılmıştır. Pencere üstlerindeki üçlü sağır niş düzenlemeleri ise, biçim olarak Osmanlı sanatında görülen öğeler olmakla birlikte; kullanıldığı yer açısından Kuzey Afrika ve Endülüs mimarlığındaki örnekleri anımsatır. Cephelerde rumi ve palmetlerden oluşan süsleme kompozisyonları ile sağır niş, mukarnas gibi klasik Osmanlı unsurları da kullanılan öğeler arasındadır. Dilimli soğan kubbe biçimli birer tepelikle sonlanan Hint mimarisini anımsatan köşe kuleleri, klasik Osmanlı mimarisine özgü mukarnaslı nişler, düz sağır nişler ve çeşitli geometrik motiflerle bezenmiştir. \n \nİç mekan da, cepheler gibi yoğun süslemelere sahiptir. Mavi rengin hakim olduğu kalem işi süslemelerde Osmanlı bezeme motifleri kullanılmıştır. Alt sıra pencerelerinin üst kesimini mukarnaslı bir korniş dolanır. Duvar yüzeylerinde, cephelerde olduğu gibi sağır nişler, mukarnaslar, kemer motifleri, rumiler, hatayiler gibi klasik Osmanlı unsurları dikkati çeker. Mermerden inşa edilmiş mihrap ve minberi ise sadedir. \n \nİnşa edildiği dönemin stilistik özelliklerini ve değişimlerini yansıtan yapı, Oryantal eğilimlerin ağır bastığı seçmeci (eklektik) üslupta inşa edilmiştir. \n \nO dönemde Avrupa'da da yaygın olan bu anlayışın Pertevniyal Valide Sultan Camii'nde Gotik, Osmanlı, Hint gibi farklı sanatlara özgü unsurların birlikte kullanılmasıyla uygulandığı görülür. \n \nPertevniyal Valide Sultan'ın yaptırdığı mektep 1911'de yanmış; türbe, sebil ve muvakkithanesi ise 1956-59 yılları arasında, Aksaray Meydanı ve çevre düzenlemesi sırasında kaldırılmıştır. çeşitli yol çalışmaları sonrasında, cami kot seviyesinin altında kalmıştır. Türbenin parçaları ise İstanbul III. Selim Türbesi'nin haziresine nakledilmiştir. Daha sonra, kalan parçalar kullanılarak, külliyenin avlusuna Pertevniyal Valide Sultan'ın türbesi yeniden inşa edilmiştir. önce Topkapı Sarayı'na, daha sonra II. Mahmud Türbesi'ne nakledilen naaşı da, bugün kendi türbesine taşınmış bulunmaktadır","short_description":"Hayırseverliğiyle tanınan Sultan II. Mahmud'un eşi, Sultan Abdülaziz'in annesi Pertevniyal Valide Sultan'ın inşa ettirdiği türbe, sebil, çeşme, muvakkithane ve mektepten oluşan külliyenin ana yapısı olan cami, inşa edildiği dönemin karakteristik özelliklerini yansıtır. Oryantalist eğilimlerin ağır bastığı camide Gotik, Osmanlı, İslam ve Hint sanatına özgü unsurların birlikte kullanıldığı seçmeci anlayış hakimdir.","dates":"H. 1288 / M. 1871.","location":"Aksaray, İstanbul","method_for_datation":"Avlu kapısı üzerindeki kitabeden 1288 / 1871'de inşasının tamamlandığı anlaşılmaktadır. çeşitli belgelerde, caminin temellerinin törenlerle Kasım 1869'da atıldığı ve inşasının üç yıl sürdüğü belirtilmektedir.","bibliography":"Batur, A., “Valide Camii”, *Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi*, 7, 1994, 360-362. \n \nEyice, S., “İstanbul'un Tarihi Eserleri”, *İslam Ansiklopedisi*, 5/2, 1214-63. \n \nOkçuoğlu, T., “Pertevniyal Valide Sultan Türbesi”, *Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi*, 6, 1994, 246. \n \nöz, T., *İstanbul Camileri*, I, Ankara, 1962. \n \nSaner, T., *19\\. Yüzyıl Osmanlı Mimarlığında “Oryantalizm”*, İstanbul 1988.","author":"İnci Kuyulu Ersoy","patrons":"Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultan (öl. 1301 / 1883).","architects":"Yapının mimarının kimliği konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Araştırmacılardan bazıları Montani Efendi, bazıları ise Sarkis Balyan olduğunu söyler. Tasarımına Agop Balyan’ın da katıldığı, çizim işlerinde desinatör Osep’in çalıştığı ifade edilir.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"d3f2b4d2-aa26-59b7-b74f-121c7872ba23":{"name":"Emir Hanı (isteğe bağlı)","description":""},"d8d5a5cd-689f-5f68-bcf7-940b003039aa":{"name":"Kur'an-ı Kerim.","alternate_name":"Şeyh Hamdullah Kur'an'ı.","description":"Döneminin tüm üslup özelliklerini en olgun biçimi ile yansıtan eser, ince aharlı kağıt üzerine ondört satırlık nesih hat ve siyah mürekkeple 265 yaprak olarak yazılmıştır. Eserin giriş zahriyesi, çift sayfa halinde düzenlenmiş, serlevha sure başlıklarının yer aldığı çerçeveler, hizip gülleri ve ketebe sayfası tezhiplerle süslenmiştir. Tezhiplerde; geneksel hatayi çiçekleri, rumi, palmet ve kıvrıkdallardan oluşan kompozisyonların yanısıra serbest fırça darbeleriyle çalışılmış bulut kompozisyonları da dikkati çekmektedir. Kompozisyon kuruluşlarındaki geleneksel kalıpların dışına taşan arayış; bezemelerin harf aralarına yerleştirilmesi, harflerin veya çerçevelerin kenarlarından çıkan çiçek ve yaprak kompozisyonları da devam ettirilmiştir. \n \nEserin deri cildinin; dış kapakları bordo iç kapakları yağ yeşilidir. Dış ve iç kapaklardaki simetrik düzenleme; dıştan geniş bir bordürle kuşatılan palmet salbekli dilimli oval şemse ve yarım salbek biçimindeki köşebentlerden meydana gelir. Etrafına altın yaldızla tığ çekilmiş köşebentler, şemse ve bordürün yüzeyi çiçek, yaprak ve kıvrıkdallardan meydana gelen hatayi üslubunda bitkisel kompozisyonlarla bezenmiştir. Baskı tekniği ile çalışılan tüm bezemeler dış kapaklarda 2mm, iç kapaklarda ise 1mm yüzeyden aşağıdadır. Cilt kapaklarında dolu (bezemeli) ve boş (bezemesiz) alanalar arasındaki denge ve bezemelerdeki yüzey farklılığı yüzeyde inalımaz bir derinlik meydana getirimiştir. Cildin diğer bölümlerinden farklı olarak sertabında Kur'an'ın LVI: 77-79 ayeti yazılıdır. \n \nOsmanlı hat sanatında bir ekol oluşturan ve aynı zamanda Sultan II. Bayezid (H.886-918 / M.1481-1512)'ın da meşk hocası olan Şeyh Hamdullah tarafından H. Recep 899 / M. Nisan 1494 yazılan eserin, geleneksel kalıpların dışına taşan tezhipleri, özellikle baskı tekniğinin kullanılmasındaki ustalık, titizlik ve incelik nedeniyle cildi de hattı kadar dikkat çekicidir. Bu özellikleriyle Osmanlı kitap sanatlarının şekillenmeye başladığı II. Bayezid döneminin en önemli örneklerinden biridir.","short_description":"Osmanlı hat sanatında bir ekol oluşturan Şeyh Hamdullah tarafından yazılan bu Kur'an, yazısı, tezhipleri ve büyük bir özenle hazırlanan cildi ile erken dönem Osmanlı kitap sanatının tüm özeliklerini yansıtan dikkat çekici bir eserdir.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","initial_owner":"Asıl sahibi bilinmiyor. Eser üzerinde Sultan I. Mahmud (1143-1168 / 1730-1754) ve Evkaf (Vakıf) müfettişi Derviş Mustafa’nın (12. / 18. yüzyılın birinci çeyreğinde bu görevde) vakıf mühürleri vardır. Bu mühürlerden Kur’an’ın hangi yapıya vakfedildiği olduğu tespit edilememekle birlikte, bir cami veya türbeye okunmak üzere vakfedildiği anlaşılmaktadır.","dates":"H. Recep 899 / M. Nisan 1494.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Boy: 33.5 cm. En: 23.5 cm.","method_for_datation":"Ketebesine göre H. Recep 899 / M. Nisan 1494 yazılmıştır.","method_for_provenance":"Hattı, cildi ve tezhibindeki kalite eserin İstanbul'da Saray nakkaşhanesinde hazırlanmış olabileceğini düşündürmektedir. çünkü Sultan II. Bayezid (H.886-918 / M.1481-1512) yazı sanatına düşkün Osmanlı sultanlarındandır. Şehzade iken Amasya'da Şeyh Hamdullah'tan hat dersleri almış ve H. 886/ M.1481'de tahta çıktıktan sonra hocası Şeyh Hamdullah'ı Sarayı Humayun'da hat dersleri vermek üzere davet etmiştir. Bu nedenle Kur'an'ın Sultan II. Bayezid için İstanbul'da hazırlanmış olması muhtemeldir.","provenance":"İstanbul.","obtention":"1914 yılında Ayasofya Kütüphanesi'nden getirilmiştir.","bibliography":"çığ K., *Türk Kitap Kapları*, İstanbul, 1971, res. IV \n \nLevenson, J. A. (ed.), *Circa 1492. Art in the Age of Exploration*, Washington D.C., 1991, no. 81. \n \nölçer, N. vd, *Türk ve İslam Eserleri Müzesi*, İstanbul, 2002, 251-252. \n \nRaby J.-Tanındı Z., *Turkish Bookbinding in the 15th. Century*, London 1993, 196-199. \n \nRoxburgh, D.J. (ed.), *Turks, Journey of a Thousand Years, 600-1600*, London, 2005, 441.","author":"Sevgi Kutluay","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"e499d19d-1cd3-574e-b40c-b7a8dc83a218":{"name":"Kur’an-ı Kerim.","description":"Beyaz, az aharlı kağıt üzerine siyahla tahrirli altın yaldız ve Memluk nesih hattı ile yazılmıştır. Sayfalar cetvelsizdir. Cildi deriden ve *miklep*lidir. Kur'an levha olarak tezhiplenmiş karşılıklı iki takdim sayfası ile başlar. Geometrik şemada tezhipli bu iki sayfanın ortasındaki sekiz kollu yıldız madalyonun içine Kur'an'dan XLI: 42 ayet yazılmıştır. Geometrik bezemenin oluşturduğu tüm çokgenlerin içi rumili arabesk motifleri ile doldurulmuştur. Geometrik bezemeyi çevreleyen bordürün zemini siyah ile taranmıştır. Bu taranmış zemin üzerinde tonlaşarak açılan pembe, yeşil ve mavi renklerle yapılmış rumi ve palmetlerin içinde gonca benzeri motifler vardır. Bu boyama şekli Memluk tezhip sanatında “Sandal üslubu” olarak tanınmaktadır. Kur'an'ın sure başları küfi hat ile yazılmıştır. Ayet sonları altın yaldız ve mavi renkli geçmeli rozetlerle ayrılmış, beş ve on ayet sonu sayfa kenarına yapılan tezhipli madalyonların içine kufi hat ile yazılarak belirtilmiştir. \n \nKur'an, değişik tarihlerde üç kez Memluk tahtına çıkan Nasır ed-Din Muhammed'in hazinesi için hazırlanmıştır. \n \nKur'an'ı Eyyubi Devleti kurucusu Selahattin Eyyubi'nin soyundan gelen Hattat Şadi ibn Muhammed ibn Şadi ibn Davud ibn İsa ibn Ebubekr ibn Eyyub tarafından H. Ramazan 713 / M. Aralık 1313 tarihinde yazılmıştır. Tezhiplerini ise Aydoğdu ibn Abdullah el-Bedri ve Ali ibn Muhammed el-Ressam yapmıştır. \n \nKur'an-ı Kerim, Mısır'da İslam sanatının Rönesansı olarak nitelendirebileceğimiz tüm sanat dallarında en seçkin ve rafine eserlerin verildiği dönemde, sultana takdim edilmek üzere yazılmış üstün kalite ve nitelikteki eserlerden biridir.","short_description":"Bir Kur'an'ın sanat değerini vurgulayan üç özellik, yazan hattatı, tezhiplerini yapan müzehhibi ve takdim edildiği kişinin adını içermesidir. Memluk kitap sanatının şaheserlerinden olan bu Kur'an, altınla yazılmış metni, bir ekol olan tezhibi ve takdim edildiği Sultanın adını taşımaktadır.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","initial_owner":"Nasır ed-Din Muhammed, Memluk Sultanı (üç kez tahta çıkmıştır: 692-694, 698-708, 709-742 / 1293-1294, 1299-1309, 1310-1341).","dates":"Ramazan 713 / Aralık 1313.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Yük: 35 cm. Gen: 26.5 cm.","method_for_datation":"Kur'an'ın sonunda yazıldığı tarih vardır. Hicri Ramazan 713 / M. Aralık 1313.","method_for_provenance":"Memluk sanatının özelliklerini taşıyan eser, Memluk saray sanatçıları tarafından yapıldığı için Mısır'da, özellikle Kahire'de üretilmiş olması kuvvetle muhtemeldir.","provenance":"Kahire, Mısır.","obtention":"1914 yılında Sultan II. Selim Türbesinden getirilmiştir.","bibliography":"Aksoy, Ş. “Der Prachtkoran”, *Die Koranbestände des Museums für Türkische Kunst in İstanbul*, Berlin 1999, pp.111-123. \n \nJames, D. “Some Observation on the Calligrapher and Illuminators of the Koran of Rukn al-Din Baybars al-Jashangir”, *Muqarnas*, II, 1984, pp.147-157 \n \nJames, D. *Qur'ans of the Mamluks,* London 1988, pp. 58-63. \n \nölçer, N. vd, *Türk ve İslam Eserleri Müzesi*, İstanbul 2002, s.176-179.","author":"Şule Aksoy","linkcatalogs":"IAM_EG_EN_001"},"e722241c-4515-59f7-bedf-15c25aea04a3":{"name":"Kur’an-ı Kerim.","description":"İnce, aharlı kağıt üzerine siyah mürekkep ve nesih hat ile yazılmıştır. Sayfalar kalın altın yaldız cetvelli ve 13 satırdır. 346 sayfadır. Kur'an'ın I. Fatiha ve II. Bakara suresi, 1-4. ayetleri altın yaldız ile yapılmış *beyne's südûr* tezhip üzerine yazılmıştır. Bu ayetlerin yazılı olduğu karşılıklı iki sayfadaki sure başları ve cetvel dışında kalan bölümler altın yaldız varak kaplanmış ve üzerine çok renkli olarak Türk Barok-Rokoko üslubunda tezhip yapılmıştır. Tüm sure başları altın yaldız üzerine beyaz ve *tevki'i* hatla yazılmış ve tezhiplenmiştir. Ayetler hepsi birbirinden farklı altın rozetlerle ayrılmış, beş ve on ayet sonu sayfa kenarına yapılan farklı formdaki gül motifleri ile belirtilmiştir. Deri olan cildin, dış yüzü kahverengi, iç yüzü ise yeşil renklidir. Cildin dış yüzü, yeşil ve sarı altın yaldız kullanılarak yapılmış serbest natüralist bitkisel desenlidir. \n \nKur'an'ın hattatı Kazasker Mustafa İzzet Efendi (1801-1876), Tosya'da doğmuş, daha sonra İstanbul'a gelerek eğitim görmüştür. Hattı, Mustafa Vasıf ve Yesarizade Mustafa İzzet Efendi'den öğrenmiştir. Ona en büyük şöhreti sağlayan eserleri hilye ve istifli yazı levhalarıdır. Ayasofya'nın kubbe kasnağında sergilenen İslam dünyasının en büyük levhaları ona aittir. \n \nKur'an'ın tezhipleri üzerinde iki ayrı müzehhip çalışmıştır. Bunlar, Sultan Abdülmecid döneminde Sarayda Başmücellid olan Mehmet Salih ve onun çırağı olan Raşit Efendi'dir. \n \nH. 12. / M. 18. yüzyıldan itibaren Türk sanatında Avrupa etkisi ile bir değişim yaşanmıştır. Türk Barok- Rokoko üslubu olarak adlandırılan bu üslup, kitap sanatlarına da yansımıştır. Kur'an, bu üslubun kitap süslemelerinde uygulanmış en güzel örneğidir.","short_description":"Tezhip sanatı, Kur'an'ların ayrılmaz bir parçasıdır. Müzehhipler, 12.-13. / 18.-19. yüzyıllarda Kur'an süslemelerinde, klasik bezeme öğelerinin yanında, Avrupa sanatı etkili natüralist çiçeklerden oluşan desenleri de severek kullanmışlardır.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","initial_owner":"Pertevniyal Valide Sultan (Sultan I. Abdülaziz’in annesi, Sultan II. Mahmud’un eşi; Öl: H. 1300 / M. 1883 - Valide Sultanlığı: 1277–92 / 1861-1876).","dates":"H. Sefer 1259 / M. Mart 1843","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Yük: 28 cm. Gen: 19 cm.","method_for_datation":"Kur'an'ın üzerinde bulunan tarihine göre Sefer 1259 / Mart 1843'te yazılmıştır.","method_for_provenance":"Pertevniyal Valide Sultan Türbesinde bulunan Kur'an, türbeye külliyenin banisi Pertevniyal Valide Sultan tarafından okunmak üzere 1868 yılında vakfedilmiştir. Eserin hattat ve müzehhipleri sarayın sanatçılarıdır. Dolayısıyla eser, İstanbul'da üretilmiş olmalıdır.","provenance":"İstanbul.","obtention":"Kur'an Pertevniyal Valide Sultan Türbesinden, 9 Aralık 1926 tarihinde getirilmiştir.","bibliography":"Aksoy, Ş. “Kitap Sanatlarında Türk Barok-Rokoko üslubu,” *Sanat*, Sayı 6, Haziran 1977, s. 126-136 \n \nölçer, N. vd, *In Pursuit of Excellence*, İstanbul 1993, s. 62-65 \n \nölçer, N. vd, *Türk ve İslam Eserleri Müzesi,* İstanbul 2002. s. 326-327","author":"Şule Aksoy","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"ed4c431f-dcab-520a-bae0-70f6e5910664":{"name":"Manisa Arkeoloji Müzesi","description":""},"ef48b338-511a-5f58-825a-0f378a76de1e":{"name":"Karaköy (Sinan Bey) Medresesi (isteğe bağlı)","description":""},"efbd68a1-6562-5a0e-a38b-fc74cdb20aff":{"name":"İsa Bey Camii.","description":"Selçuk'a hakim bir tepenin yamacına kurulmuş ve yaklaşık 48.68m X 56.53m.lik bir alanı kaplayan yapı, enine iki sahınlı bir harimle bu harimin kuzeyine bitişen enine dikdörtgen planlı avludan oluşur. Avluya doğu, batı ve kuzey cephelerinde bulunan birer taçkapıyla ulaşılır. Doğu ve batı taçkapıları üzerinden yükselen minarelerden doğudaki günümüze ulaşamamıştır. \n \nYapının kurulduğu alanın topografik durumu, kuzey ve doğu cephelerin tasarımını etkilemiş ve sade görünümlü bu cephelere az sayıda pencere açılmıştır. Yapının batı ve güney cephelerine ise iki sıra pencere yerleştirilmiştir. Batı taçkapısına çıkan merdivenlerin iki tarafına cephe boyunca nişler açılmıştır. \n \nHarime kuzeyinden birleşen şadırvanlı avlunun üç yönden revaklarla çevrili olduğu kalan izlerden anlaşılmaktadır. Revaklardan günümüze sadece devşirme sütunlar ulaşmıştır. Harime kuzey cephesinin ortasındaki üçlü açıklıktan girilir. İki sütuna oturan üç kemerli bu açıklığın iki yanında yer alan ikişer sivri kemerli açıklık, bugün camekanlarla kapatılmıştır. Enine dikdörtgen planlı harimde mihrap duvarına paralel uzanan iki sahın mihrap duvarına dik uzanan bir sahınla (çapraz sahın, transept sahın) kesilir. Yan sahınlar ahşap kırma çatıyla çapraz sahın ise iki kubbeyle örtülmüştür. Harimi enine iki sahna ayıran tuğladan örülmüş sivri kemerler, dört granit sütuna oturur. üçü mukarnaslı, biri devşirme başlığa sahip bu anıtsal sütunlardan ortada yer alan ikisinden kuzey ve güney duvarlara atılan aynı tip kemerlerle oluşan transept/çapraz sahın birer sekizgen kasnağa oturan pandantif geçişli iki kubbeyle örtülmüştür. \n \nKuzey, güney ve doğu cepheleri kesme taş, kireç taşı ve devşirme malzemeyle inşa edilmiş fazla özenli olmayan duvarlara sahiptir. Batı cephesi ise mermer kaplıdır. Yapının gerek tasarım, gerek işçilik, gerekse malzemesi ile diğer cephelerinden ayrılan anıtsal batı cephesinde taçkapı ve iki sıra dizilmiş pencereler özenli bir işçiliğin ürünleridir. Farklı boyutta ve biçimde olan pencereler mukarnas, düğümlü geçme, renkli taş kakma ve geçmelerde oluşan son derece zengin süslemelere sahiptir. Pencerelerde görülen mermer ve renkli taştan yapılmış zengin süslemeler bu cephedeki ince uzun tutulmuş taçkapıda da uygulanmıştır. İç mekanındaki zengin süslemeler de ne yazık ki günümüze ulaşamamıştır. Bugün sadece mihrap önü kubbesinin pandantiflerinde geometrik kompozisyonlar oluşturan çini mozaik süslemelere rastlanır. Yapının zengin süslemelere sahip taştan yapılmış orijinal mihrap ve minberi günümüze ulaşmamıştır. \n \nİsa Bey Camii, gerek plan şeması gerekse süsleme özellikleriyle Anadolu Türk mimarisi içinde ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Plan şeması ile Şam'daki Emeviye Camii'ni çağrıştırırken taçkapı ve pencerelerinde görülen renkli taş süslemeler Zengi ve Memluk dönemi eserlerinden etkiler taşır. Yapı da görülen bu özellikler, mimarının Şamlı olması ile bağlantılıdır. üç taraftan revaklı avlusu, Osmanlı öncesi dönemde görülen ilk örneklerden olan İsa Bey Camii, iki minaresi ile de Beylikler döneminin nadir yapılarından biridir.","short_description":"Batı Anadolu Beylikleri'nden Aydınoğulları'nın önemli kentlerinden olan ve 1348–1390 tarihleri arasında beyliğin merkezliğini yapan Selçuk'ta (Ayasuluğ) bulunan yapı, plan şeması ve süsleme özellikleriyle Anadolu'daki 14. yüzyıl camilerinin en önemlilerinden biridir. Ali isimli Şamlı bir mimar tarafından inşa edilen yapı, Şam Emeviye Camii'ne benzeyen planı ve Zengi ve Memluk etkileri taşıyan renkli taş süslemeleriyle dikkati çeker.","dates":"9 Şevval 776 / 13 Mart 1375.","location":"Selçuk, İzmir","method_for_datation":"Batı taçkapısı üzerindeki kitabesinden 9 Şevval 776 / 13 Mart 1375 tarihinde Aydınoğlu İsa Bey tarafından mimar Ali ibn el Dımışki'ye yaptırıldığı anlaşılmaktadır.","bibliography":"Ertuğrul, S. “îsâ Bey Camii”, *Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi*, 22, 2000, 476-478. \n \nKuyulu, İ. “İsa Bey Camii”, *Erken Osmanlı Sanatı, Beyliklerin Mirası*, Madrid, 1999, s. 60-61. \n \nOgan, A. “Aydın Oğullarından İsa Bey Camii”, *Vakıflar Dergisi*, III, 1956, 73-80. \n \nOtto-Dorn, K. “Die Isa Bey Moschee in Ephesus”, *IstanbulerForschungen* XVII, 1950, 115-131.","author":"İnci Kuyulu Ersoy","patrons":"Aydınoğlu Beyliği’nin kurucusu Mehmed Bey’in oğullarından İsa Bey.","architects":"Mimar: Ali ibn el Dımışki.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001","monument_contact":{"address":"Selçuk kent merkezinde, Ayasuluk tepesinin ve St. Jean Kilisesinin güneybatısındadır."}},"f542a798-8c47-5278-ad25-50059baf16a0":{"name":"Mesafe taşı (Miltaşı).","description":"5\\. Emevi Halifesi Abdülmelik ibn Mervan (66-86 / 685-705) zamanına ait mesafe taşıdır. Genellikle Hac ve ticaret yolları üzerine iki merkez arasındaki uzaklığı belirlemek için dikilen mesafe taşlarındandır. Kitabe, kareye yakın miltaşı üzerine oyma tekniğinde işlenmiştir. Taş üzerindeki sekiz satırlık kitabe kufi hatla yazılmıştır. Üst bölümü kırık ve eksik olan mesafe taşının kitabe metni tam olarak okunamamaktadır. Okunabilen satırlarda, “Allah'ın kulu, müminlerin emiri Abdülmelik, Allah'ın rahmeti üzerine olsun, bu taşı diktirdi. Şam ile burası arası 109 mildir,” yazılıdır. \n \nEmeviler döneminden günümüze çok az sayıda kitabe ulaşmıştır. Bununla birlikte günümüze gelebilmiş bu kitabeler, Erken İslam Döneminde kullanılan kufi yazının taş üzerindeki gelişimini göstermesi bakımından büyük önem taşır.","short_description":"Mesafe taşları, İslamiyet'in ilk yıllarında, önemli ticaret ve hac yolları üzerinde yer alan merkezler arasındaki uzaklığı belirtmek amacıyla dikilirlerdi. Bu taşlar, tarih, kimin adına diktirildiği ve bölgenin adı hakkında bilgi veren yazıtlar içerdiğinden, birer belge niteliği de taşımaktadırlar.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi","dates":"H. 66-86 / M. 685-705.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"En: 30 cm, Boy: 40 cm, Kalınlık: 9 cm.","method_for_datation":"Kitabede adı geçen Abdülmelik ibn Mervan 66-86 / 685-705 yılları arasında halifelik yaptığı için bu zaman dilimine tarihlendirilmektedir.","method_for_provenance":"Envanter kayıtlarında 1884 yılında Eriha'daki Han el-Hatrura harabelerinden getirildiği belirtilmektedir. Ancak Han el-Hatrura ile Şam arası daha fazla olduğundan taşın daha kuzeyde bir noktadan oraya taşındığı düşünülmüştür.","provenance":"Eriha, Kudüs yakınları.","obtention":"Osmanlı hakimiyeti altındaki bölgelerde başlatılan kazı ve eser toplama çalışmaları ile 1884 yılında çinili Köşk'e gelen eser 1941 yılında Müze'ye getirilmiştir.","bibliography":"Clermont-Ganneau, C. “Notes d'épigraphie et l'histoire arabes,” Journal Asiatique (e serie IX avril-mai-juin) 1887, s.472-297. \n \nKerametli, C. “Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde Erken İslam Devrine Ait Kitabeler,” Şarkiyat Mecmuası VI (1965) İstanbul 1966, s.20. \n \nölçer, N. vd, *Türk ve İslam Eserleri Müzesi,* Akbank, İstanbul 2002, s.32 \n \nVan Berchem, M. Materiaux pour un corpus inscriptionum arabicarum, deuxieme partie, Syrie du Sud, Tome Premier, Jerusalem “la ville”, le Caire 1922, s.17-18, no.1.","author":"Gönül Tekeli","linkcatalogs":"IAM_JO_EN_001"},"f6ea75e9-d1df-5802-ad9a-f1810c01973d":{"name":"Ahmet Gazi Medresesi","description":""},"f7759c4e-3d0e-535a-b438-1292b547ebc5":{"name":"Kur'an Mahfazası.","description":"Kemerli kısa ayaklar üzerine oturan altıgen prizma gövdelidir. Oniki köşeli kasnak üzerinde yükselen sivri piramidal çatılı kapağı vardır. \n \nCeviz kaplama üzerine fildişi kakma (gömme) tekniğinde işlenmiştir. Yer yer abanoz kullanılmıştır. Kapakta yukarıdan aşağı doğru iki sıra halinde dikey fildişi paftalar ile salbekli şemseye benzer madalyonlar yerleştirilmiştir. Paftalar oyma rumi yaprakları, hatayi motifleri ve kıvrım dallardan oluşan girift bezemeye sahiptir. Kubbe eteği ile kasnağı üzerinde ise yatay olarak yerleştirilmiş fildişi oyma yazı paftaları yer alır. Kazıma tekniğinde, zemin oyularak Sülüs hatlı yazılarda Kur'an ayetlerinden (II: 255 ve LIX: 22-24 ) bölümler yazılıdır. Kapak üzerinde ve kenarındaki paftalarda yine Kur'an ayetlerinden (XLVIII: 28-29, III: 18-19, XXVII: 30) parçalar vardır. \n \nGövde yan yüzeylerinde etrafı fildişi şeritlerle konturlanmış yatay dikdörtgen panolar vardır Bunların köşelerinde içleri rumi ve palmet motifli fildişi köşebentler yer alır. Bu paftaların ortalarında fildişi oyma sülüs hatla yazılmış Türkçe yazılarda, mahfazanın Sultan II. Bayezid adına yaptırılmış olduğunu ifade eden metin ve H. 911 / M. 1505 tarihi yer almaktadır. Yazıların son satırı altındaki paftada mahfazayı yapan sanatçının imzası Amel-i Ahmed bin Hasan Kalıb-i Fani şeklinde fildişi üzerine oyularak yazılmıştır. \n \nKaidenin kemer dolgularında yeşil boyalı fildişi (kemik) üzerine mozaik kakma tekniğinde yapılmış süslemeler vardır. Kapak üzerinde üç boğumlu kubbe alemi abanoz ve fildişindendir. Kur'an ve Cüzlerini saklamak amacıyla yapılmış olan mahfazanın içi üç gözlüdür.","short_description":"Sultan II. Bayezid adına, Ahmed bin Hasan adlı sanatçı tarafından H. 911 / M. 1505 yılında yapılmıştır. Ahşap üzerine fildişi kakma tekniğindeki mahfazanın yüzeylerinin işlenişi ve malzemenin dengeli kullanımı, Osmanlı ahşap sanatının 10. / 16. yüzyıl ilk yarısında görülen üslup özelliklerini yansıtmaktadır.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","initial_owner":"Sultan II. Bayezid (H. 886–918 / M. 1481–1512).","dates":"H. 911 / M. 1505.","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Yük: 82 cm. Gen: 56 cm.","method_for_datation":"üzerindeki kitabeye göre H. 911 / M. 1505 yılında yapılmıştır.","obtention":"Eser, Ayasofya camii haziresinde bulunan Sultan II. Selim (1566-1574) Türbesinden 1926 yılında Müze'ye getirilmiştir.","bibliography":"*Anadolu Medeniyetleri Sergisi, III Selçuklu-Osmanlı*, İstanbul, 1983, E.19. \n \nçığ, K. “İmzalı Eski çekmece, Cüz ve Hilye-i Saadet Mahfazaları ve Sanatkarları,” *Milletlerarası Birinci Türk Sanatları Kongresi*, Ankara 1962, s.101-119 \n \nLevenson, J.A. *Circa 1492. Art in the Age of Exploration*, Washington DC, 1991, s.194 \n \nölçer, N. vd*, Türk ve İslam Eserleri Müzesi*, İstanbul, 2002. s. 252-253. \n \nRogers, J. – R.M. Warth, *Suleiman the Magnificent*, London, 1990.","author":"Gönül Tekeli","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"f7b54067-2ca1-5b6d-bcf0-c61b4f118231":{"name":"II. Bayezid Külliyesi.","description":"Büyük bir yapılar topluluğu olan II. Bayezid Külliyesi, Tunca Nehri'nin kuzey kıyısında, nehrin kenarına inşa edilmiştir. 22.000 metrekarelik geniş bir alan üzerine kurulmuş ve etrafı duvarlarla çevrilmiş külliye cami, camiye bitişik inşa edilmiş iki tabhane (misafirhane), medrese, darüsşifa (hastane), imaret, erzak depoları ile avlu duvarları dışında kalan bir çifte hamam ve köprüden oluşur. Külliyenin batısında kalan çifte hamam, bugün ayakta değildir. Külliyeyi kente bağlamak amacıyla yapılmış Tunca Nehri üzerindeki köprü, sivri kemerli büyük gözlere sahiptir. \n \nDış avlu duvarlarının kuzeyindeki kapıdan girilen ortak avlunun batısına medrese ve darüsşifa (hastane), doğusuna imaret, kuzeyine de cami yerleştirilmiştir. Avlu kapısının doğusunda, Sinan Ağa çeşmesi bulunur. \n \nTek kubbeli kübik *cami*nin doğu ve batı cephelerine bitişik olarak, birer tabhane inşa edilmiştir. Dokuzar birimli *tabhaneler* dört eyvanlı plan şemasına sahiptir. Harimin kuzeyindeki dikdörtgen avluya kuzey, doğu ve batı cephelerindeki üç taçkapıdan girilir. Dört yönden kubbeli revaklarla çevrilmiş avlunun ortasında mermer bir şadırvan mevcuttur. Cami cephesindeki yedi birimli son cemaat yeri revakındaki kubbelerden mukarnaslı olan ortadaki kubbe diğerlerinden daha yüksektir. Yapının iki minaresi, tabhanelerin dış köşelerinde yer alır. Tek şerefeli minarelerin yaklaşık 38 m. yükseklikteki yivli gövdeleri 3.25 m. çapındadır. Kare planlı harimi örten yaklaşık 20.55 m. çapındaki kubbeye geçiş pandantiflerle sağlanmıştır. \n \nMihrap, minber ve hünkar mahfili mermerden inşa edilmiştir. Minber ve mahfilde geometrik süslemeler dikkati çeker. Ahşap kapı kanatları, dolap ve pencere kapakları zengin süslemelidir. Süslemeler arasında geometrik ve bitkisel desenlerin yanı sıra çeşitli yazılara da yer verilmiştir. \n \nDikdörtgen bir alanı kaplayan *medrese*, tek katlı ve açık avlulu bir yapıdır. Dört yönden revaklarla çevrili avlunun ortasındaki şadırvan yıkılmıştır. Giriş doğu cephesinin ortasındadır. Kuzey, güney ve batı kanatlarında, revakların arkasına 18 öğrenci hücresi sıralanmıştır. Hem revak birimleri hem de öğrenci hücreleri birer kubbeye örtülüdür. Yaklaşık 7.36 x 7.37 ölçülerindeki kare planlı dershane batı kanadın ortasına yerleştirilmiştir. Büyük bir kubbeyle örtülü dershanenin doğu duvarına yapılmış balkon görünümlü asma kat kütüphanedir. \n \nCaminin batısındaki *darüşşifa*, iki avlu ile bir ana yapı kitlesinden meydana gelmektedir. Altıgen planlı ana yapı, ortadaki kubbeli merkezi mekan ile bu mekana açılan altı eyvan ve bu eyvanlar arasına yerleştirilmiş hücrelerden oluşur. Hem eyvanlar hem de hücreler birer kubbeyle örtülüdür. Diğerlerinden daha derin tutulmuş güneydeki eyvan dışa taşıntı yapar. \n \nCaminin doğusunda bulunan ve mutfak, fırın, yemekhane, kiler, depo, ahır gibi bölümlerden oluşan *imaret* iki büyük blok halinde inşa edilmiştir. \n \nGünümüzde darüşşifa ve tıp medresesi bölümleri Trakya üniversitesi'ne tahsis edilmiş olup Sağlık Müzesi ve Güzel Sanatlar Müzesi olarak ziyarete açıktır.","short_description":"Osmanlı Dönemi'nin anıtsal külliyelerinden biri olan Edirne II. Bayezid Külliyesi, Tunca Nehri kıyısında inşa edilmiştir. 22000 metrekarelik geniş bir alan üzerine kurulan külliye, cami, camiye bitişik iki tabhane, medrese, darüsşifa, imaret, erzak depoları ile avlu duvarları dışında kalan bir çifte hamam (bugün ayakta değil) ve külliyeyi kente bağlayan Tunca Nehri üzerindeki köprüden oluşmaktadır. Darüsşifada, akıl hastalarına müzikle tedavi uygulandığı bilinmektedir.","dates":"H. 893 / M. 1488.","location":"Edirne","method_for_datation":"İnşasına Rebiülâhir 889 / Mayıs 1484'de başlanan külliyenin temel atma törenlerine Sultan II. Bayezid'in kendisinin de katılmış olduğu belgelerden anlaşılmaktadır. Cami, taçkapısı üzerinde bulunan, hattat Şeyh Hamdullah'ın yazdığı kitabeye göre 893 / 1488 yılında tamamlanmıştır. Külliyenin diğer yapılarının da bu tarihte bitirilmiş olduğu kabul edilmektedir. Dış avlu kapısının doğusunda bulunan çeşme, 1080 / 1670 yılında Sinan Ağa tarafından yaptırılmıştır.","bibliography":"Eyice, S., “Beyazıt II Camii ve Külliyesi”, *Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi*, 6, 1992, 42-45. \n \nKuyulu, İ. “II. Beyazıd Külliyesi”, *Erken Osmanlı Sanatı, Beyliklerin Mirası*, Madrid, 1999, 189-193. \n \nMüderrisoğlu, F., “Edirne II. Bayezid Külliyesi”, *Vakıflar Dergisi*, XXII, 1991, 151-198. \n \nRi'fat Osman, *Edirne Evkâf-ı İslâmiyye Tarihi Camiler ve Mescitler*, (Osmanlıca'dan Sadeleştiren ü. (Ayan) özsoy), Ankara 1999. \n \nYüksel, İ.A., *Osmanlı Mimarisinde II. Bâyezid Yavuz Selim Devri (886-926/1481-1520)*, İstanbul 1983.","author":"İnci Kuyulu Ersoy","patrons":"Sultan II. Bayezid (H. 886-917 / M. 1481-1512)","architects":"Mimarının kimliği konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Külliye, bazı araştırmacılara göre Mimar Hayreddin, bazı araştırmacılara göre ise Mimar Yakub Şah bin Sultan Şah tarafından inşa edilmiştir. \n \nHattat: Şeyh Hamdullah.","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001","monument_contact":{"address":"Tunca Nehrinin diğer tarafındadır."}},"f86d08a8-c8fb-59d7-81ce-2d50c498945a":{"name":"Ahmet Bican Efendi (Hallacı Mansur) Türbesi","description":""},"fc5a6282-b7d6-579a-959e-2cc86ab7b704":{"name":"Kandil.","description":"Yukarıya doğru daralan altıgen gövdenin üzerinde oniki dilimli kubbe ve boğumlu askı alemi vardır. Tabanında aşağıya doğru sarkan yedi kandillidir. Kapağı tek kanatlıdır. Gövdeyi alttan ve üstten yazı bordürü çevirir. Farsça Sultan Bayezid'in adı, onu yüceltici sözler ve kısa bir dua yazılıdır. Kitabe kuşaklarının arasında kalan kısımlar delikişi (ajur), rumili salbekli şemse ve yarım şemselerle süslenmiştir. Ana zemin kazıma dal, hatayi ve yaprak bezemelidir. Kubbe rumi ve palmetli delik işidir. Bezeme motifleri 9. / 15. yüzyıl Osmanlı kitap ve çini sanatındaki pek çok örnekle yakın benzerlikler gösterir. Delik işi, kabartma ve kazıma teknikleriyle işlenmiş, rumi ve hatayilerle bezenmiş, üstünde kabartma dilimli kubbeler bulunan kandillerin günümüze kalan örneklerinin sayıca çokluğu, bunların 9. / 15. yüzyılın ikinci yarısında bolca yapıldığını gösterir. Osmanlı veya Memluk ustalar tarafından, Memluk veya Osmanlı ülkesinde mi yapıldığı sorusunu ise açık bırakır. “Bayezid Han bin Mehmed” kitabesini taşıyan 170 envanter numaralı kandil bu grubun en tanınmış örneklerinden biridir.","short_description":"Bezemeleriyle, 9. / 15. yüzyıl Osmanlı kitap ve çini sanatındaki pek çok örnekle yakın benzerlikler gösteren kandil, bakır üzerine altın yaldızlı, kabartma ve ajur teknikleri kullanılarak süslenmiş güzel örneklerden biridir.","holder":"Türk ve İslam Eserleri Müzesi.","dates":"II. Bayezid dönemi (H. 886-918 / M. 1481-1512).","location":"Sultanahmet, İstanbul","dimensions":"Yük: 70 cm.","method_for_datation":"Kandil gövdesinin alt ve üst kenarlarını dolanan Farsça kitabe kuşaklarında, okunabildiği kadarıyla, Sultan Bayezid'in adı ve onu yüceltici sözler ile kısa bir dua yazılıdır.","obtention":"İstanbul Sultan II. Bayezid Türbesinden 29 Eylül 1930 tarihinde getirilmiştir.","bibliography":"*Anadolu Medeniyetleri III, Selçuklu-Osmanlı*, İstanbul 1983, 118. \n \nölçer, N. vd, *Türk ve İslam Eserleri Müzesi*, Akbank Yayınları, İstanbul, 2002, 246.","author":"Alev Özay","linkcatalogs":"IAM_TR_TR_001"},"fcc282ff-ce83-52bb-8e0d-a7180abc72e2":{"name":"Yeşil Cami","description":""},"ffe48db5-ddd7-554c-98d7-c82095b6d7dd":{"name":"Büyük Hamam","description":""}}