@museumwnf/islamicart-data 1.0.39 → 1.0.43
This diff represents the content of publicly available package versions that have been released to one of the supported registries. The information contained in this diff is provided for informational purposes only and reflects changes between package versions as they appear in their respective public registries.
- package/items.json +1 -1
- package/languages.json +1 -1
- package/manifest.json +1 -1
- package/package.json +2 -2
- package/partners.json +1 -1
- package/translations/collections.ar.json +1 -1
- package/translations/collections.de.json +1 -1
- package/translations/collections.en.json +1 -1
- package/translations/collections.es.json +1 -1
- package/translations/collections.fr.json +1 -1
- package/translations/collections.it.json +1 -1
- package/translations/collections.pt.json +1 -1
- package/translations/collections.se.json +1 -1
- package/translations/collections.tr.json +1 -1
- package/translations/countries.ar.json +1 -1
- package/translations/countries.cs.json +1 -1
- package/translations/countries.de.json +1 -1
- package/translations/countries.en.json +1 -1
- package/translations/countries.es.json +1 -1
- package/translations/countries.fr.json +1 -1
- package/translations/countries.it.json +1 -1
- package/translations/countries.pt.json +1 -1
- package/translations/countries.se.json +1 -1
- package/translations/countries.tr.json +1 -1
- package/translations/dynasties.ar.json +1 -1
- package/translations/dynasties.en.json +1 -1
- package/translations/dynasties.es.json +1 -1
- package/translations/dynasties.fr.json +1 -1
- package/translations/dynasties.tr.json +1 -1
- package/translations/partners.ar.json +1 -1
- package/translations/partners.de.json +1 -1
- package/translations/partners.en.json +1 -1
- package/translations/partners.es.json +1 -1
- package/translations/partners.fr.json +1 -1
- package/translations/partners.it.json +1 -1
- package/translations/partners.pt.json +1 -1
- package/translations/partners.tr.json +1 -1
- package/translations/timeline_events.ar.json +1 -1
- package/translations/timeline_events.en.json +1 -1
- package/translations/timeline_events.es.json +1 -1
- package/translations/timeline_events.fr.json +1 -1
|
@@ -1 +1 @@
|
|
|
1
|
-
{"ba6e5443-d6c5-5620-916d-366e3adb48bc":{"title":"Rakka: Halife Harun Reşid’in Suriye’deki Başkenti","description":"Harun Reşid'in 809'daki ölümünden sonra hükümet Bağdat'a döndü. Ancak Rakka şehri, Bizans İmparatorluğu'na yakın stratejik konumuyla önemini korudu. Burası, kuzeydoğu Suriye ile kuzeybatı Irak'ta Fırat ve Dicle nehirleri arasında bulunan Cezire bölgesi valisinin ikametgâhı idi. Irak'taki Samarra şehrini kuran Halife Mutasım döneminde, Rakka'da yeni bir canlanma dönemi başladı. Uygulanan mimaride, Samarra'nın mimari ve dekoratif unsurlarının etkisi oldukça yoğun şekilde görülüyordu. Şam'da ve Irak'ın çeşitli şehirlerinde o sıralarda üretilen seramiklerden etkilenen Rakka'nın kendi cam ve seramik endüstrileri de bu dönemde çok gelişti.","quote":"*'**Rakka'nın cam ve seramik endüstrileri de bu dönemde çok gelişti.'*"},"b3513528-5861-5dfd-a473-0f15c92c8f94":{"title":"Seramik Kaplarda Geometrik Bezeme","description":"Seramik sanatında kullanılan geometrik motifler, genellikle doğal bitkisel motiflerin zaman içinde şematize olup geometrik hale gelmesiyle, yalınlaşmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu soyutlama süreci, kabın yüzeyine yayılan geometrik-bitkisel bezemelere sahip bazı kupalarda ve tabaklarda açıkça izlenebilir. Taçyapraklarının uçları yuvarlatılmış çiçekler gibi doğadan alınma motiflerden başlayarak şekiller giderek değişir ve nihayet üçgenler çizen ışınsal çizgilerdeki basitliğe ulaşır.","quote":"*'Doğaya öykünen motifler, tamamen basit çizgilere indirgenecek kadar şematize olmuştur.'*"},"c5fe097b-ce23-566c-9ba9-78fa3ca5eb00":{"title":"Suriye","description":"Kendisi de Avrupa’nın etkisinde olan Osmanlı başkenti İstanbul’un ihtişamından esinlenen Şam’ın zengin aileleri, evlerini Osmanlı tarzına uygun olarak yeniden döşediler. Örneğin Beyt Nizam’ın bol yaldızlı iç mekânları ve aynaları, Avrupa Baroğuna duyulan beğeniyi yansıtırken, Beyt Barudî’nin büyük duvar resimlerinde, Mekke ve Medine, Boğaz’ın üzerindeki İstanbul, Paris’in Place de la Concorde’u ve Venedik’in kanalları gibi, dünyadaki çeşitli şehirlere ait manzaralar yer almaktadır. Resimlerde buharlı gemiler ve lokomotifler görülmekte ve ‘Şamü’ş-Şerif’ – ‘Saygıdeğer Şam’ sözcükleriyle trenin varış noktası belirtilmektedir. ‘Saygıdeğer Şam’ terimi, kentin hacıların toplanma yeri olarak rolünden ileri gelmekte ve bu sebeple Doğu ile Batı arasındaki güzel birliği simgeleyerek kültür mirasının bütünlüğünü ve korunmasını temsil etmektedir.","quote":"“Kendisi de Avrupa’nın etkisinde olan Osmanlı başkenti İstanbul’un ihtişamından ilham alan Şam’ın zengin aileleri, evlerini Osmanlı tarzına uygun olarak yeniden döşediler.”"},"804d4535-4e46-51c6-8a4c-6dcc2261f2d1":{"title":"Su ve Günlük Hayat"},"ed71c8d2-a286-5d34-ad28-4352240ff03d":{"title":"Mudéjar Zanaatları","description":"Mudéjar marangozlar ya da dülgerler, tavan süslemelerinden mobilyaya kadar, her türden ahşap işinde ustaydı. İspanyol sanatının en saf ürünlerinden biri, *carpinteria de lo blanco* tarzında çalışan bu zanaatkârların elinden çıktı: Gönyeyle kesilmiş parçalarla meydana getirilmiş, zengin bezemelerle donatılmış ahşap kapı ve tavanlar. Bunların süslemesinde olduğu kadar yapımında da geometri temel alınmıştı. Zanaatkârların ustalığı, bezemelerle yapılar arasındaki mükemmel uyumda kendini gösterir.","quote":"*'Mudéjar zanaatkârların ustalığı, bezemelerle yapılar arasındaki mükemmel uyumda kendini gösterir.'*"},"96e50aab-a868-5824-b376-8cdd7e37d384":{"title":"İslam Sanatında Figürlü Bezeme","description":"'İnsan ve hayvan figürleri, en başından itibaren İslam sanatında ve mimarisinde görülür ve farklı dönem ve bölgelerde, çeşitli malzemeler üzerinde görülmeye devam eder.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nManal BASYOUNI, Aqaba \nGhazi BISHEH Amman \nJens KRÖGER, Berlin \nAida NAGHAWI DODO, Amman \nMohammad NAJJAR, Amman \nSamarah WOROUD, Irbid \n \nCoordination \nGhada AL-YOUSEF, Amman \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"İnsan figürleri, kuşlar ve diğer hayvanlar en başından veri İslam sanatında ve mimarisinde görülür ve farklı dönem ve bölgelerde, çeşitli malzemeler üzerinde görülmeye devam eder. İslam sanatında baskın bir unsur olmasa da, figüratif sanat, kendisinden önce gelen geç Antik çağın sanatına kıyasla çok çeşitli formlarda (tablo, kabartma ve heykel olarak) ve taş, mozaik, sıva, fildişi, cam, seramik, metal, ahşap, kumaş, deri ve kâğıt gibi çok çeşitli malzemelerde karşımıza çıkar. \nİslam sanatındaki figürler, dini konulardan (örneğin Hz. Muhammed'in Mekke'den Kudüs'e yaptığı mistik yolculuk (*isra*) ve göğe yükselişi (*miraç*)) dünyevi konulara (örneğin saray mensuplarının müzikli eğlenceleri, şölenleri ve avları) kadar değişen geniş bir yelpazede karşımıza çıkar. İslamiyette figüratif sanat, Hıristiyan sanatından farklı olarak dini amaçlara hizmet etmesi için icra edilmemiştir. İslam sanatının repertuarında figürlü görsel semboller fazla önemsenmemiş gibi görünse de, aslında, yaygın kanının aksine, Kur'an'da bu tür sanatla ilgili bir yasaklama yoktur. İnsan ve hayvan tasvirleri, sadece cami gibi dini mekânlarda yasaktır. \nİslam sanatında figürler, başlangıç evresinde örneğin Klasik, geç Antik, Bizans ve Sasani üsluplarından gelen çeşitli etkileri ve prototipleri bir araya getirmiştir. Daha sonra, Orta Asya, Hindistan, Çin ve Avrupa kaynaklı olanlar gibi başka sanat gelenekleri de bu yelpazeye dâhil edilmiştir. Bunun sonucunda ayrı geleneklerin, farklı kökenlerine karşın kendine özgü bir İslami karakter kazanan zengin sentezler ortaya çıkmıştır.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/figural/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/20/portal_image/1.jpg","display_order":12}}},"a63d73d1-ce20-5a6f-9699-40bef46f5a8e":{"title":"Mücevherat: Zenginlik, Saygınlık, Güven","description":"Mücevherler, kadınlara hayatının her anında eşlik ederdi. Çocukken, onu nazardan koruyan takılar takardı. Nişanlanırken ana-babası çeyizin yanı sıra, aileye ait mücevherlerden bazılarını ona verirdi. Nişanlısı ise mücevherler, süs eşyaları armağan ederdi; genç kız da düğünde en güzel neyi varsa takıp takıştırmış olarak başköşeye otururdu. \nBunlar ve daha sonra edindiği başka mücevherler, bir kadının kimsenin elinden alamayacağı servetiydi.","quote":"*'Kadının, kimsenin elinden alamayacağı varlığı.'*"},"566203f6-e2ac-5a67-8b5e-89d63a01d16e":{"title":"Müslüman Kadın Hamiler","description":"Nüfuzlu Müslüman kadınlar hayır işleriyle uğraşırdı ve bunlara himaye ederdi. İslam hukuku gelir ve miras ile ilgili haklarını açıkça ortaya koyduğundan, birçoğu bu tür işleri kişisel kullanımlarına tahsis edilmiş cömert kaynaklarla yapabiliyordu. Çeşitli sosyal sınıflar arasında destek ve dayanışma sağlayarak İslam toplumunun birleştirilmesinde hayati bir rol oynamışlardır. Birçoğu gelecek kuşaklara camiler ve başka kamusal yapılar bırakmıştır. Örneğin Fihri kardeşler, 9. yüzyılda Fas'ın Fez kentinde Karaviyin Camii'ni ve Endülüs Camii'ni yaptırmıştır. Türkiye'de, I. Murad'ın annesi Nilüfer Hatun 1388'de İznik'te dini bir yapı yaptırırken Sultan Abdülaziz'in annesi, 1871'de İstanbul'da türbe, çeşme, okul ve kütüphane içeren Pertevniyal Camii Külliyesi'ni inşa ettirmiştir.","quote":"*'Nüfuzlu Müslüman kadınlar hayır işleriyle uğraşır ve bunları himaye ederdi.'*"},"7f42af49-7560-50da-88eb-23e32df201f3":{"title":"Bereket Arzusu – Kudüs ve Filistin’e Hac Yolculuğu","description":"İslamiyetteki hac her ne kadar Suudi Arabistan'da bulunan Mekke ve Medine şehirlerine odaklansa da, Filistin ve özellikle Kudüs her zaman Müslüman hacılar için ana destinasyonlardan olmuştur. Gerçekten de Kudüs, Müslümanlar için üçüncü kutsal şehirdir. Allah'ın kendisi Kur'an-ı Kerim'de bu şehri kutsamış ve onu İslamiyetin ilk kıblesi olarak tayin etmiştir. Yani İslamiyetin ilk yıllarında Müslümanların duaları açısından manevi ve coğrafi merkez Mekke değil, Kudüs'tü.","quote":"*'Filistin ve özellikle Kudüs her zaman Müslüman hacılar için ana destinasyonlardan olmuştur.'*"},"fad5c96e-5e8e-5b67-81cc-5c34e034bb09":{"title":"Profesyonel, Zanaatkâr ve Sanatçı Olarak Müslüman Kadınlar","description":"Müslüman kadınlar ayrıca pratik düzeyde çeşitli zanaatlarla uğraşmıştır. Evde günlük kullanıma yönelik çömleklerin üretimi, önemli bir faaliyetti. Mısır – Fustat'tan seramik bir Memluk tabağının tabanında 'amala Hatice' ('Hatice tarafından imal edilmiştir') yazmaktadır. Kilim ve halı dokumacılığı, kadınların geleneksel olarak uğraştıkları başka bir işti. Bu konudaki bilgi ve deneyimler, nesiller boyunca anadan kıza aktarılmıştır. Son olarak, nakış da Müslüman kadınların hayatlarında önemli bir rol oynamıştır. Kadınlar, evde kullanıma yönelik ve daha da önemlisi ticari amaçlı kumaşları süslemek için saatlerini harcamıştır.","quote":"*'Müslüman kadınlar, çömlekçilik, kilim ve halı dokumacılığı gibi çeşitli zanaatlarla uğraşmıştır.'*"},"c8537387-383b-5275-8627-e7e6711be5ec":{"title":"Salaheddin Eyyubi Kutsal Topraklarda","description":"Salaheddin Eyyubi döneminde, anıtlar ve sanat eserleri daha da fazla himaye edildi. Kendisi sayısız bina projesine maddi destek vermiştir. Bunların arasında, Kudüs'teki Mescid-i Aksa ve Kubbetü's-Sahra ve el-Halil'deki İbrahimi Camii gibi önemli dini mekânların yenileme çalışmaları da bulunmaktadır.","quote":"*'Salaheddin Eyyubi döneminde, anıtlar ve sanat eserleri daha da fazla himaye edildi.'*"},"57abcad0-a4a6-59e5-ab3f-6bbbc8cfa027":{"title":"İbadet Mekânı: Cami","description":"En önemli dini yapı camiydi. Kare ya da dikdörtgen planlı olan cami, belli başlı üç öğeden oluşur: Harim, avlu ve minare. \nHarim bazen birbirine paralel uzanan, genellikle de üzerindeki mihraptan tanınan kıble duvarını dik kesen sahınlara ayrılırdı; atnalı şeklinde bir kemerle çevrilen mihrap ise çok süslemeli olabilirdi. \nBu özellikler çok erken bir dönemde Córdoba Ulu Camii'nde ortaya çıkar, Muvahhidlerin camilerinde kesin olarak benimsenir.","quote":"*'Cuma camii ve mahalle mescidi.'*"},"5fece024-c74e-561d-b95d-491951907de9":{"title":"Kahire, Şam ve Kudüs: Memluk Entelektüel Yaşamının Merkezleri"},"e2009245-e11e-522b-9c3a-48771cd25259":{"title":"Kutsal Topraklara Hac Yolculuğu","description":"Hem Müslümanlar hem de Haçlılar Kutsal Topraklara hacca gidiyordu. Müslümanlar, asıl Hac vazifelerini ifa etmeden önce buraya uğrar ve Mekke'ye devam etmeden önce Kudüs'te Kubbetü's-Sahra'yı ve Mescid-i Aksa'yı ziyaret ederdi. Hıristiyan seyyahlar için ise, Kutsal Topraklar nihai hedefti ve Kudüs, Beytüllahim (Beytlehem) ve Hebron (el-Halil) buralardaki en önemli destinasyonlardı.","quote":"*'Hem Müslümanlar hem de Haçlılar Kutsal Topraklara hacca gidiyordu.'*"},"a04edab2-8889-509d-8f02-71d9be653c47":{"title":"Hanedan Kadınları: Fatıma Zehra’nın Torunları","description":"Fatımi prensesleri, ülkenin her yerinde saraylar ve dini kurumlar yaptırmıştır. Kahire'deki Batı Sarayının salonlarından birinin Halife Hâkim'in kız kardeşi Sittü'l-Mülk'e ithaf edilmiş olduğunu ve buranın saray yaşantısına ve avlara ait sahnelerin bulunduğu oymalı ahşap panellerle dolu olduğunu biliyoruz. Halife el-Amir bi-Ahkâm Allah'ın (hd. 1101–30) karısı Seyyide Ulam el-Ameriyye, dördüncü büyük halife İmam Ali'nin yine kutsal sayılan kızı Seyyide Rukayya için süslü bir türbenin yapılmasını emretmiştir. Himayesi anısına üzerinde Kufi hatlı yazı yer almaktadır. Türbe, tik ağacından muhteşem bir ahşap mihrap ile donatılmıştı.","quote":"*'Fatımi prensesleri, ülkenin her yerinde saraylar ve dini kurumlar yaptırmıştır.'*"},"b6146a5e-8a97-5fec-bf52-891c57ea0891":{"title":"Hat Okulları","description":"İslamiyetin doğuşundan sonra ve izleyen yüzyıllar boyunca, hat sanatı tür olarak farklılıklar gösteren çeşitli okullara dönüştü. Bunların arasında en önemli ve yaygın olanları *Kûfi, nesih* ve *sülüs* yazılarıdır. Kûfi yazısının bunların arasında ilk önce ortaya çıkmıştı ve hüsnühat, yani güzel yazı, çalışmaları için uygun olmasına karşın, günlük yazı işleri için uygun değildi. Bu durum, günlük resmi işlerin uygulamaya dönük alanlarında yaygın bir şekilde kullanılan nesih yazının ortaya çıkmasına sebep oldu.","quote":"*'En önemli ve yaygın hatlar Kûfi, nesih ve sülüs yazılarıdır.'*"},"1621eaac-22de-5ea2-a831-558356a3e6df":{"title":"Bazı Bitki ve Çiçeklerin Yeri"},"40ddc7cc-dac9-5a21-9c8d-53bd6111238c":{"title":"Saray Yaşamı","description":"Sarayları süsleyen objelerin birçoğu, başka hükümdarların ve asilzadelerin hediyeleridir. Hediye alıp vermek, komşu ülkeler ve rakip hükümdarlar arasındaki ilişkileri güçlendiriyordu. Anadolulu Türkmenler olan Artuklular, 11. yüzyılın sonlarında Cezire'nin kuzeyinde Diyarbakır'a yerleşti. 12. yüzyıl içerisinde giderek bağımsızlaştılar, kendi paralarını bastılar ve hediyeler göndererek komşu hükümdarlarla ilişkilerini güçlendirdiler.","quote":"*'**Hediye alıp vermek, komşu ülkeler ve rakip hükümdarlar arasındaki ilişkileri güçlendiriyordu.'*"},"aa7dbfdb-56bd-59fa-98ce-c5b08de806c5":{"title":"Kûfi Yazı"},"2fa2a75e-bc46-5e82-b436-df6b6e337b65":{"title":"Abbasi Seramikleri","description":"Teknik açıdan 'İslami' olarak adlandırılabilecek özgün bir seramik tipi ve üslubu ancak Abbasi döneminde ortaya çıktı. İslamiyet öncesi döneme öykünen tasarımlardan ilk belirgin ayrılma, 9. yüzyıl ortalarından itibaren Çin porselenlerini taklit eden kapların üretilmesiyle görülür. Yeni imalat yöntemleri ve yenilikçi dekoratif ve sırlama teknikleri ve bunların yanında pazarda daha önceden bilinmeyen bir dizi yeni form ve bezeme, yerel beğenilere hitap eden ve Çin üslubuna olan talebe cevap veren seramiklerin üretilmesini sağladı. Bu dönemin bezemesinde palmet, stilize yaprak motifleri ve hüsnühat dikkat çeker.","quote":"*'Artık üretilen seramikler yerel beğenilere hitap ediyordu ve Çin üslubuna olan talebi karşılıyordu.'*"},"b4082e27-2852-5968-8ae5-6d5eb32f370a":{"title":"Bayındırlık Yönetimi"},"43615e87-18d1-5224-8dc6-625f716cafe7":{"title":"Kûfi Yazı","description":"Kûfi yazı, batıda İspanya'ya ve doğuda Özbekistan'a kadar İslam dünyasında en yaygın olarak kullanılan yazıdır. Bu yazı, İslamiyetin ilk iki yüzyılı boyunca güzel yazıda en ağırlıklı Arapça hatlarından biri kabul edilir. Daha sonra nesih ve Mağribi gibi başka yazılar karşısında önemini kaybetmiştir ancak bu yeni hatlardan hiçbiri Kûfi yazının seviyesine erişememiştir.","quote":"*'Kûfi yazı, İslam dünyasında en yaygın Arapça hatlarından biri kabul edilir.'*"},"a54056db-53e8-5044-b4c1-ab40a258ab5b":{"title":"Dini Mekânlarda Sanat","description":"Gün ışığı cami içini aydınlatan ve üzerinde düzinelerce çiçek deseni bulunan vitraylardan sızarken padişaha ait sembollerle ve Kur'an ayetleriyle dekore edilen askılı kandiller bu etkiyi daha da arttırırdı. Saray atölyesinde yaratılan seccade ve halıların duvarları süsleyen çinilerle benzer desenlere sahip olması dikkat çekicidir. Rahleler, Kur'an'ların saklandığı ahşap mahfazalar ve minberler, İslamiyetin ve ibadethanenin sanatsal düzeyde buluştukları diğer unsurlardı.","quote":"*'Rahleler, ahşap Kur'an mahfazaları ve minberler, İslamiyetin ve ibadethanenin sanatsal düzeyde buluştukları unsurlardı.'*"},"bc3059aa-db7e-5ab4-ae05-77999d031552":{"title":"Saray Törenleri ve Eğlenceleri","description":"8\\. yüzyıldan itibaren Emevi Halifeliği, bir dizi başarısız İstanbul'u fethetme girişimine tepki olarak dikkatini Doğu'ya yöneltti. Bu değişiklik, İran ile daha fazla özdeşleşilmesine yol açtı. Bu özdeşleşme sanatta ve mimaride, ama her şeyden önce saraylarda gerçekleştirilen törenlerde yansımasını buldu. \nResepsiyonlar ve kabuller şeklinde şaşaalı bir tören kültürü ortaya çıktı. Bunun sonucunda yöneticiler ve halk giderek birbirinden ayrıldı. Yoğun süslemelere sahip Emevi sarayları ve o dönem ile ilgili edebi kaynaklar, saray törenleri ve yönetici sınıfın boş zaman uğraşıları hakkında fikir edinmemizi sağlıyor.","quote":"*'Resepsiyonlar ve kabuller şeklinde şaşaalı bir tören kültürü ortaya çıktı.'*"},"ca4e1fb9-a323-523f-bcbb-6c6de8cefb05":{"title":"Saray ve Sanat","description":"Saray atölyelerindeki zanaatkârların çoğu nakkaşlardan oluşurdu. Desenler, kitap, hüsnühat, halı, çini, seramik, ahşap ve taş işçiliği olmak üzere, tüm sanat kollarında çeşitli şekillerde kullanılıyordu; dolayısıyla maden, ahşap ve taş gibi farklı malzemelerde tek tip desenler ve motifler elde ediliyordu. \nDesenler, İznik'teki çini atölyeleri ve Uşak'taki dokuma atölyeleri gibi sarayın dışındaki yerlerde de kullanılıyordu; ürünler imparatorluk sınırları içinde satılıyor ya da ihraç ediliyordu.","quote":"*'Desenler, kitaptan taş işçiliğine kadar tüm sanat kollarında çeşitli şekillerde kullanılıyordu.'*"},"c2dbf4ef-9ab1-5dca-9ef4-37ca6225e91e":{"title":"Resmi Sanat Koruyuculuğu","description":"'Çöl kaleleri' olarak bilinen, Minye'deki saray örneği gibi Emevi sarayları büyük ilgi uyandırmıştır. Bu saraylardan bazılarının sulama sistemine sahip geniş topraklar üzerinde yer alması, buraların aynı zamanda tarım merkezi olduğunu akla getiriyor. Kimi araştırmacılar, bu sarayların Emevi hanedanının güçlü destekçileri olan yerel Arap aşiretleriyle yakın ilişkiyi sürdürmek amacıyla yapıldığını da ileri sürmüştür.","quote":"*''Çöl kaleleri' olarak bilinen Emevi sarayları büyük ilgi uyandırmıştır.'*"},"1aa59d36-2ef4-55a4-9987-3abbfd0f309c":{"title":"Suriye"},"7fc6e76a-c529-5929-9940-9de5218a34cb":{"title":"Hayvan Tasvirleri","description":"Dini bağlamda insan ve hayvan tasvirlerinin kullanılmaması sistematik ve bilinçli bir hareketti ancak tüm diğer alanlarda gerçek ve mitolojik hayvanlar İslam sanatında önemli bir yer tutuyordu. Kuşlar ve boynuzlu hayvanlar, ejderler ve grifonlar (kartal başlı kanatlı aslan) yaygın bir şekilde kullanılırken yük hayvanlarıyla büyük ve küçükbaş hayvanlar nadiren karşımıza çıkar ve çoğunlukla yerel halk kültürünü yansıtır.","quote":"*'Gerçek ve mitolojik hayvanlar İslam sanatında önemli bir yer tutuyordu.'*"},"afba56c6-390e-5231-9951-6321bf20581e":{"title":"Hat Okulları"},"0be5386c-7187-5f14-a5c9-e9d7972aaa20":{"title":"Kudüs Haçlı Krallığı’nda Kültür","description":"Yerel zanaatkârlar, hem Haçlılar tarafından yenileme ve restorasyon programlarının devam etmesi için oluşturulan atölyelerden hem de Avrupa'dan Levant topraklarına ulaşan sanat eserlerinden büyük fayda sağladı. Süren savaşlara rağmen, krallığın yeni Frenk nüfusu ile şehir ve köylerdeki Müslüman topluluklar arasındaki kültür alışverişi devam etti.","quote":"*'Yerel zanaatkârlar, Haçlıların kurduğu atölyelerden büyük fayda sağladı.'*"},"beaed359-49db-5b82-b5ab-00d242347b19":{"title":"Müslüman Kadınların Özel Yaşamı","description":"Haftada bir yapılan hamam ziyaretleri, kalabalık evlerde veya çevrelerde yaşayan kadınlara kendilerini şımartma ve bir araya geldikleri diğer kadınlarla en son dedikoduları paylaşma fırsatını verirdi. Hamamlarda çöpçatanlığın yanı sıra çeyiz pazarlığı da yapılırdı. Hamamlar, kişilerin yavaş yavaş sıcak bölümlerden soğuk bölümlere geçecekleri şekilde tasarlanmıştı. Bu tür birçok yapının iç duvarlarında, kişilerin ruhlarını tazelemelerine ve kendilerini iyi hissetmelerine katkıda bulunmak amacıyla günlük hayattan sahnelerin ve başka motiflerin yer aldığı resimler ve freskler mevcuttu.","quote":"*'Hamamlarda çöpçatanlığın yanı sıra çeyiz pazarlığı da yapılırdı.'*"},"d7c23444-3d3f-5267-ac39-29110a7751ab":{"title":"Kudüs Haçlı Krallığı’nda Kültür"},"2aca10e0-7f13-5d99-b5ac-513f7ea5b271":{"title":"Dini Yaşam","description":"Dini bilgi, takva ve tabii ki cihat peşinde koşan çok sayıda Müslüman göçmen Suriye'ye, özellikle de Halep ve Şam'a akın etti. Örneğin Şam'daki Salihiye semti, Haçlı karşıtı propagandanın üssü ve Hattin Savaşı'nda (1187) Salaheddin'in Haçlıları yenmesinde önemli rol oynayan Filistin kökenli din adamları Benu Kudama'nın merkeziydi.","quote":"*'Şam'daki Salihiye semti, Haçlı karşıtı propagandanın üssüydü.'*"},"0d96fdda-709f-55ff-974d-36ce25e67b8e":{"title":"Memluk Sultanlığı’nda Günlük Yaşam"},"093d3b04-a322-5303-baa3-da0aa80dad8f":{"title":"Osmanlı Başkenti İstanbul"},"da493358-92ba-5a20-8866-fa30fb03bfb2":{"title":"Abbasiler","description":"'İslam sanatı ve mimarisi, bölgesel Abbasi kültürlerinin ve onların farklı etnik ve sosyal gruplarının çeşitliliğinden yararlanmıştır.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nMohammad ABBAS, Cairo \nNoorah AL-GAILANI, Glasgow \nDina BAKKOUR, Damascus \nJamila BINOUS, Tunis \nAicha BENABET, Tunis \nElsayed HAMAD, Cairo \nTaha KHECHINE, Kairouan \nMourad RAMMAH, Kairouan \nSalah SAYAOUR, Cairo \nTarek TORKY, Cairo \n \nCoordination \nSaloua ZANGAR, Tunis \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Abbasi Hanedanı 750 yılında iktidara geldi ve sarayını Bağdat'a kurdu. Abbasi iktidarı doğuda Orta Asya'dan batıda Tunus'a yayıldı ve 508 yıl kadar sürdü. İktidarlarına, toplumu oluşturan farklı etnik ve sosyal gruplar arasında eşitliği teşvik etmiş olmaları damgasını vurmuştur. İmparatorlukları çok geniş olduğu için, düzeni ve istikrarı kontrol altında tutmak için bölgesel valilikler oluşturmuşlardır. Akdeniz bölgesinde Tunus'u Ağlebiler, Mısır'ı ise Tolunoğulları Abbasiler adına yönetmiştir. \nAbbasilerin altın çağı 9. – 10. yüzyıllar arasındaki dönemdi. Bu dönemde Orta Doğu ve kuzey Afrika, büyük ölçüde tarıma dayanan bir ekonomiden ticarete dayalı bir ekonomiye geçişe tanıklık etti. Bunun sonucu eldeki maddi kaynaklar arttı ve Arap olan ve olmayan topluluklar arasındaki sosyal uçurum kapandı. Böylece başta camcılık, çömlekçilik ve dokumacılık olmak üzere birçok zanaat daha da gelişti. Ürünler, Çin ve Sahra Çölünün güneyine denk düşen Afrika toprakları olmak üzere dünyanın her yerine ihraç edildi. \nBilgiye verilen önem, devletin teşvikiyle arttı. Bağdat'ta ve eyaletlerde birçok okul açıldı. Kitap çevirmenliği muazzam gelişme göstererek Yunanca, Farsça ve Hintçe birçok önemli eserin Arapçaya tercüme edilmesiyle muhafaza edilmesini sağladı. Bilim, matematik, tıp ve felsefe alanlarında önemli katkılara şahit olundu. \nAbbasilerin çöküşü, imparatorluğa bağlı toprakların devletten ayrıldığı veya özerklik kazanmaya başladığı 11. yüzyılda başladı. Fatımiler (909–1171), Mısır'da ayrı bir devlet kurdu ve Abbasilerin Türk kökenli devlet yetkililerinden biri olan Tuğrul Bey, 1055 yılında Abbasi Devleti'nin merkezi olan Bağdat'ın kontrolünü ele geçirdi. Abbasi egemenliğini tekrar güçlendirmeye yönelik birçok girişim başarısız oldu. Abbasi devletine son darbe, Moğolların Orta Doğu'yu kasıp kavurup 1258 yılında Bağdat'ı ele geçirilmesiyle geldi.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/the_abbasids/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/13/portal_image/1.jpg","display_order":2}}},"5462090c-84a2-599b-95ad-c52278086f8c":{"title":"Müslüman Kadınların Özel Yaşamı","description":"Bazen hamamlarda bütün bir gün geçirilir ve masajların, sıcak buhar banyolarının keyfi çıkarılırdı. Kadınlar, makyaj malzemeleri ve pudralı mineral tuzlar ya da şap ile karıştırılmış kokulu nemlendirici kremler gibi, kozmetik ve cilt bakımı ile ilgili bilgilerini paylaşırdı. Amber gibi hayvansal kaynaklardan ya da çiçek ve bitkilerden üretilen hoş kokulu esansların ve parfümlerin reçeteleri ve üretici isimleri paylaşılırdı. Farslı seyyah Nasır Hüsrev, Fatımiler döneminde Mısır'a yaptığı bir ziyaret ile ilgili olarak, menekşe, nergis, süsen ve zambaklara bürünmüş tüccarların ürünlerini parfüm fabrikalarına sattıklarını anlatmıştır. Saç bakımına büyük önem verilirdi ve günümüze ulaşan tarakların üzerinde sık sık, “bir güzelden başkasının saçlarını taramam” şeklinde esprili yazılar bulunmaktadır.","quote":"*'Bazen hamamlarda bütün bir gün geçirilir ve masajların, sıcak buhar banyolarının keyfi çıkarılırdı.'*"},"51fbd90e-6be2-5b7d-985d-95a359d424a3":{"title":"Frenklere Karşı İki Memluk Sultanı","description":"Haçlı devletlerine karşı en fazla sayıda zafer kazanan iki Memluk sultanı Zahir Baybars (hd. 1260–77) ve Mansur Seyfeddin Kalavun (hd. 1279–90)'dur. Onların başarılarının ardından, Memluk Sultanı Eşref Halil (hd. 1290–93) 1291'de zaferle sonuçlanan Akkâ seferini yönetti. Bu sefer, Haçlıların sonunu haber veriyordu.","quote":"*'Eşref Halil zaferle sonuçlanan Akkâ seferini yönetti. Bu sefer, Haçlıların sonunu haber veriyordu.'*"},"017e4b3b-5dc4-5b40-a034-7dbccb14bb54":{"title":"Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türk-İslam Sanatı","description":"Anadolu, 1071 yılındaki Malazgirt Savaşından sonra, yüzlerce yıllık Bizans İmparatorluğu'nun yanında yeni bir siyasi, dini ve sosyal oluşumun doğuşuna şahit oldu. Bu oluşumun sahipleri, yolculuklarına Asya Bozkırlarından başlayan, İran'da Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nu kuran ve sonra Anadolu'ya yerleşen Türkler idi.","quote":"*'Anadolu, Malazgirt Savaşından sonra, yeni bir siyasi, dini ve sosyal oluşumun doğuşuna şahit oldu.'*"},"37af7457-871b-5f72-898f-77f35e43c973":{"title":"Dini Yaşam","description":"Suriye, Filistin ve Mısır'daki kentler, Atabek ve Eyyubi yönetiminde Sünniliğin dirilişine tanıklık etti. Her iki hanedanlık da iki büyük yangın geçirdikten sonra Büyük Emeviye Camii'ni restore ettirdi ve camiler, mescitler, medreseler*,* hankâhlar ve türbeler dâhil yüzlerce başka dini yapının yapılmasını finanse etti. Dönemin tarihçileri, sadece Şam'da 242 caminin yaptırıldığını kaydeder.","quote":"*'**Dönemin tarihçileri, sadece Şam'da 242 cami bulunduğunu kaydeder.'*"},"faf029c1-2130-55ac-8ebd-77f3acfeea29":{"title":"Hac Yolları ve Yol Üzerindeki Kutsal Mekânlar","description":"Eyyubilerin son zamanlarında, yani 13. yüzyılın ortalarında, Mısır ve kuzey Afrika'dan gelen hacılar kara yolunu kullanmaya başladı. Mısır'daki son Eyyubi hükümdarının dul eşi olan Şecerü'd-Dürr'ün 1247'de hac farizasını yerine getirmek üzere karadan seyahat etmeye karar verdiği söylenir. Bu yüzden karadan hac seyahatini başlatan ilk kişi olarak görülür. Memluk sultanı Zahir Baybars'ın döneminden itibaren bu güzergâh resmi hac yolu haline geldi. Baybars, Kâbe için özel olarak yaptırılan kisveyi ve Kâbe'nin anahtarını taşıyan, giderleri devlet tarafından karşılanan bir hac kervanını uygulamaya sokmuştur. Bu hac kervanı Süveyş'ten yola çıkıp Akabe'ye gidiyordu ve burada Biladü'ş-Şam'dan gelen hac kervanlarıyla buluşuyordu.","quote":"*'Eyyubilerin son zamanlarında, Mısır ve kuzey Afrika'dan gelen hacılar kara yolunu kullanmaya başladı.'*"},"75d461b2-226f-594c-ab20-e9b5b2e58ad5":{"title":"Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türk-İslam Sanatı","description":"Anadolu Selçuklu Devleti, Moğol istilasının bir sonucu olarak çöktü. Bundan sonra kurulan Anadolu beylikleri, Selçukluların sanatsal yaklaşımını sürdürdü. Bu beyliklerden biri olan Osmanlı Beyliği ise, Selçuklu sanatına dayanarak yeni bir sanatsal üslup geliştirdi.","quote":"*'Anadolu beylikleri, Selçuklulara dayanarak yeni bir sanatsal yaklaşım geliştirdi.'*"},"227f3bb2-60fb-58e2-b42c-bcec823faca6":{"title":"Terzilikte Ustalık: Tiraz ve Dönemin Giysileri","description":"Özel günlerde Fatımi halifeleri, onur nişanesi en süslü *tiraz*lı kumaşları veya elbiseleri, başvezir gibi mevki sahiplerini ve saray mensuplarını ödüllendirmek için seçerdi. Örneğin başvezire, 30 adet komple takım verilirdi ve o da bunları kendi çalışanlarına dağıtabilirdi. Yine bu tür kumaş ve kıyafetler sarayın önemli misafirlerine veya kutlama ya da yıldönümlerinde halktan kişilere bile verilirdi. *Tiraz*lı kıyafetlerin tipi ve stili, verilecekleri kişilerin konumlarına göre değişirdi. Altın sırmalı ipekler hanedan üyeleri içindi ve hükümet üyelerine başka çeşit ipekler verilirdi.","quote":"*'Fatımi halifeleri, en süslü* tiraz*lı kumaşları mevki sahiplerini ve saray mensuplarını ödüllendirmek için seçerdi.'*"},"119e81e9-24c1-5c11-8732-14582e47e370":{"title":"Hanedan Kadınları: Fatıma Zehra’nın Torunları","description":"Kuzey Afrika'daki Ziri (Senhace Berberleri) hanedanının sofistike ve son derece eğitimli kadınları, Mısır'daki benzerlerine imreniyordu. 11. yüzyılda Ziri prenseslerinden bir tanesi, Manastır'daki ribata bir cami ekletmiştir; bu cami, daha sonra Seyyide Camii olarak anılmıştır. Kayrevan'daki kütüphanede, Ulu Cami'de kullanılmaları için Ziri prensesleri tarafından yazdırılan çok sayıda elyazması Kur'an-ı Kerim bulunmaktadır. Bunların arasında Umm Milel'in ve Ziri emiri el-Muizz'in kız kardeşi Ummü'l-İlu'nun Kur'an'ları da yer almaktadır. Üçüncü bir elyazması ise, Emir Badis bin el-Mansur'un mürebbiyesi Fatıma tarafından hediye edilmiştir.","quote":"*'Ziri hanedanının sofistike ve son derece eğitimli kadınları, Mısır'daki benzerlerine imreniyordu.'*"},"8328accb-dce9-5333-9598-eb8502278b59":{"title":"Başkent Dışında Sanat","description":"Göçebe Türk kabilelerini yeni fethedilen bölgelere yerleştirme politikası, nüfusun ağırlıklı olarak Arap oluğu bölgelerde uygulanmıyordu, ancak yönetici sınıfın Türk olduğu yerlerde bu tür bir toplum oluşuyordu. Zamanla yerel yetkililer ve askerler yerel yaşamla bütünleşiyordu. Hatta bazıları yerli kadınlarla evleniyordu ve böylece özellikle Mağrib'de 'Kuloğlu' adı verilen yeni bir sınıf doğuyordu. İmparatorluğun en uzak köşeleri olan bu topraklarda Endülüs etkisi oldukça belirgindi.","quote":"*'İmparatorluğun en uzak köşeleri olan bu topraklarda Endülüs etkisi oldukça belirgindi.'*"},"f70d4425-5bc1-5d34-bbc8-8c1e22ee9757":{"title":"Saray Sanatı ve Mimarisi","description":"Kraliyet Sarayı'nın yakınında göz alıcı sanat eserlerinin ve kumaşların üretimi için kurulan *tiraz* atölyesi, İslam kültürüne ait figürlü repertuarların ve üretim tekniklerinin yayılmasını sağlayan önemli bir araçtı.","quote":"*'*Tiraz *atölyesi, figürlü repertuarların yayılması için önemli bir araçtı.'*"},"7458975b-fc3b-5c26-8fde-fb0c9b93214e":{"title":"Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türk-İslam Sanatı"},"c667dbde-a90a-50a0-a246-daedc5e094da":{"title":"Kutsal Topraklara Hac Yolculuğu","description":"İspanya – Valencialı bir Müslüman olan İbn Cübeyr (1145–1217), Orta Doğu yolculukları hakkında bir seyahatname yazmıştır. Bu eserde, Şam'daki Ulu (Emeviye) Camiyi ve kentin içindeki ve yakınındaki başka kutsal mekânları ayrıntılı bir şekilde tarif eder. Bir tüccar kafilesiyle eski Akkâ kentine doğru 1184'te Şam'dan ayrılırken şöyle yazar: “Dünyadaki en tuhaf şeylerden bir tanesi, Frenk tutsaklar Müslüman topraklarına girerken Müslüman kervanlarının Frenk topraklarına seyahat etmesidir.”","quote":"*'“…Frenk tutsaklar Müslüman topraklarına girerken Müslüman kervanları Frenk topraklarına seyahat eder.'”*"},"ca354990-79c2-5bab-83fc-460c8bcc911e":{"title":"Camiler ve Saraylar","description":"General Cevher, Halife el-Muizz adına 969'da Mısır'ı fethettikten sonra, yeni başkent el-Kahire ('Muzaffer') kuruldu ve sekiz kapılı şehir surları ile çevrelendi. Halifenin *eş-Şarki* veya Doğu Sarayı olarak bilinen muazzam saray külliyesi, yeni başkent Kahire'nin tam ortasındaydı ve yaklaşık 7 dönümün üzerinde bir alanı, yani şehrin beşte birini kaplıyordu. Daha sonra, bunun karşısına Batı Sarayı inşa edildi ve iki sarayın arasında bir meydan oluşturuldu. Bu saraylardan günümüze çok az şey kaldı ve haklarında çok az şey biliniyor. Ancak tarih kaynaklarında, bu yapılara daha kutsal bir hava katacak bir gerçek olan, Fatımi halifelerine ait mezarlık alanlarından söz edilir. Fatımilerden ilham alınarak inşa edilen saraylar Sicilya'ya kadar yayıldı ve Norman fethinden çok sonrasına kadar buradaki saray projelerine ilham kaynağı olmaya devam etti.","quote":"*'S**ekiz kapılı surlar ile çevrelenmiş yeni bir başkent, Kahire kuruldu.'*"},"1a1a6170-d33d-5774-bbd8-19cce2b88392":{"title":"Bir Minberin Serüveni","description":"Minberin el-Halil'e getirilmesi, kente ayrı bir anlam kazandırdı ve Müslümanları, Hıristiyanları ve Yahudileri buraya çekti. Ziyaretçiler, buraya bol miktarda hediye ve bağışlarla geldi. Gerçi bu sunulanlar sadece cami ve türbe için değil, şehrin kendisi içindi de. Bu sergide yer alan cam kandil, pirinç şamdanlar ve Kur'an sayfaları, sunulan hediyeler arasından nadide örneklerdir.","quote":"*'Ziyaretçiler, buraya bol miktarda hediye ve bağışlarla geldi.'*"},"dfe11212-0dd1-5b88-8c67-bc7d735d4c2c":{"title":"Seramik Kaplarda Geometrik Bezeme","description":"İslami seramiklerin büyük bir bölümü son derece basit geometrik motiflerle, ya da geometrik motifleri andıran şematize edilmiş bitkisel motiflerle bezenmiştir. Kimi zaman motifler, kabın şekline uyacak, bazı yerlerini ön plana çıkaracak şekilde önceden belirlenir, tasarlanırdı. Açık kap formlarda yüzeye yayılan şemaların, kapalı kap formlarda ise yatay şeritlerin tercih edilmesinin nedeni budur.","quote":"*'Bezemeler, kabın şekline uyacak, bazı yerlerini ön plana çıkaracak şekilde önceden belirlenip tasarlanırdı.'*"},"134ba250-63fa-595c-a880-46d56bae5a59":{"title":"Bir Minberin Serüveni"},"9d1ba52c-7e9b-5e9d-9ef2-729fa7e30e96":{"title":"Ağlebiler: Abbasilerin Kalkanı","description":"Ağlebiler, Kayrevan, Manastır, Suse ve Tunus kentlerinde önemli mimari eserler inşa ettirdi. İfrikiye, Doğu ile Batı ve Endülüs ile Sudan arasındaki başlıca ticaret yolu haline geldi. İfrikiye'deki tarım ve dokumacılık ve seramik gibi başka endüstriler çok gelişti. Ağlebilerin çöküşü, başlıca olarak İfrikiyeli insanları kendisine destek olmaktan uzaklaştıran III. Ziyadatullah'ın dönemine (hd. 903–9) damgasını vuran uçarılıktan ve savurganlıktan kaynaklandı. Bunların sonucunda İfrikiye direniş göstermeden Fatımilere teslim oldu.","quote":"*'**İfrikiye, Doğu ile Batı ve Endülüs ile Sudan arasındaki başlıca ticaret yolu haline geldi.'*"},"c891e7d0-4fed-5c58-96cf-57ac94c648f4":{"title":"Seyahat ve Ticaret","description":"Müslüman tüccarlar sıklıkla hacca gidenlerle aynı kafilelerde seyahat eder ve geceyi, çoğunlukla ticaret yolları üzerinde ve büyük merkezlerde inşa edilmiş olan kervansaraylarda veya hanlarda geçirirdi. Her iki tür konaklama tesisi de seyahat edenler ve onların hayvanları için barınak, yiyecek ve su sağlıyordu. Tüccarlar şehirlere vardıklarında, ipek, parfüm, mücevherat, altın, baharat, cam eşyalar, maden eşyalar ve seramik kaplar gibi birçok malın satıldığı çarşılara (*suk*) yönlenirdi. Örneğin Halep sukunda, tüccarların tüm ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için bir han, bir hamam ve bir cami vardı.","quote":"'*Tüccarlar, ipek, parfüm, mücevherat, altın gibi birçok malın satıldığı suklara giderdi.'*"},"ecc4b251-5132-548b-b9cd-828061e0469f":{"title":"Memluk Sultanlığı’nda Günlük Yaşam","description":"Devletin ana dini İslamiyet olsa da, büyük Katolik ve Ortodoks Hıristiyan cemaatleri, özellikle de Kopt Kilisesi ve ayrıca çeşitli Yahudi grupları ruhani ve kültürel dokuya katkıda bulunuyordu. Her iki dini azınlık da Kur'an-ı Kerim'deki talimatların koruması altındaydı ve Müslüman vatandaşlarla bir arada huzur içinde yaşardı. Mısır Koptları, Memluk döneminin ekonomik, kültürel ve sanatsal canlılığına en önemli katkılardan bazılarını yapmış bir topluluktu. Koptlar, geleneksel olarak mimaride, tekstilde, çömlekçilikte ve ahşap işçiliğinde uzmanlaşmıştı.","quote":"*'Dini azınlıklar, Kur'an-ı Kerim'deki talimatların koruması altındaydı.'*"},"8ba9ac70-d9d1-566c-a0f5-e8b951a601fd":{"title":"Camiler ve Saraylar","description":"Tüm Fatımi eyaletlerinde camilerin içlerinde ve tefrişatında bol miktarda dini içerikli zarif yazılar ve karmaşık Arabesk süslemeler yer alıyordu. Halifelerin himayesi sayesinde en yüksek standartlarla bir zanaatkârlık ve hanedanlığın dini ve ideolojik inançlarının sanatsal yollarla ifade edilmesi teminat altına alınıyordu.","quote":"*'Halifelerin himayesi sayesinde hanedanlığın dini ve ideolojik inançlarının sanatsal yollarla ifade edilmesi teminat altına alınıyordu*.'"},"f4035718-d69a-5c0e-b8cf-7d6e57c6114f":{"title":"Hıristiyan Sicilya ve İslam Figüratif Kültürü: Temelleri ve Sürekliliği","description":"Normanların uyarladığı şekilde İslam sanatının ve kültürünün etkisi, izleyen 13. yüzyılda üretilen bir dizi seçkin objede hâlâ karşımıza çıkar. Bunların arasında birkaç zarif fildişi eser de vardır.","quote":"*'İslam sanatının ve kültürünün etkisi, bir sonraki yüzyılda üretilen objelerde hâlâ karşımıza çıkar.'*"},"9925ba99-2ee6-5c86-a78c-af21daac6624":{"title":"Türkiye"},"8c63340a-4f5b-5eea-b058-3a168de8b461":{"title":"Mudéjar Üslubunda Halk Sanatı ve Dinsel Sanat","description":"Soylulara yönelik sivil Mudéjar sanatının dışında, halkın yararlandığı ibadet mekânlarında, bölge kiliselerinde, manastırlarda ve manastır okullarında göze çarpan, dinsel, avam bir Mudéjar sanatı da mevcuttur. Dinsel Mudéjar sanatında, Müslüman kültürüne ait mimari öğeler ve bezemelerle Romanesk ve Gotik üslubunun kaynaştığı görülür. Sözgelimi, tuğlanın yapı malzemesi olarak taşın, ahşap tavanların ise tonozlu örtü sistemlerinin yerine geçmesi böyle olmuştur. Bunun dışında, birtakım genel özellikler hesaba katılmadan bakıldığında, Mudéjar sanatı bölgelere göre, bölgelerin Hıristiyan krallar tarafından fethedildiği tarihe göre farklılıklar gösterir.","quote":"*'Soylulara yönelik sivil Mudéjar sanatının dışında, dinsel, avam bir Mudéjar sanatı da mevcuttur.'*"},"8fc8d244-2d43-5bf9-99f7-fd9e84dcf3eb":{"title":"Ürdün","description":"Osmanlı idaresi altındaki Ürdün’ün tarihi, başlıca üç konu etrafında irdelenir; İdare, Hacıların konakladıkları kaleler ve istasyonlar; Hicaz demiryolu. \nÜrdün’ün özellikle Osmanlı yönetiminin ikinci yarısındaki (1864 – 1918) idari sistemi başlıca iki coğrafi bölgeden oluşuyordu; kuzeyde Aclun ve İrbid; güneyde es-Salt, Kerak, Ma'an ve Tefile. Bunların hepsi, Biladü’ş-Şam’ın en üst düzeydeki idari görevlisi olan Suriye valisine tabiydi. 1878’de Osmanlılar Çerkez muhacirleri Arap topraklarına yerleştirdi. Onlar da, Ürdün’deki farklı kültürlerden etkilenerek yeni köyler ve şehirler kurdular.","quote":"Osmanlı idaresi altındaki Ürdün’ün tarihi, başlıca üç konu etrafında irdelenir; İdare, Hacıların konakladıkları kaleler ve istasyonlar; Hicaz demiryolu."},"fc6af4b9-28ef-546f-9551-69c5530a82db":{"title":"Saray Eğlenceleri ve Kutlamaları","description":"Hâkim bi-Emrillah (hd. 996–1021) 1012'de yasaklamış olsa da, satranç yaygın bir şekilde oynanırdı. Astronomi ve astroloji sevilen uğraşlardı. Astrolojik çizelgeler oluşturuluyor ve el-Muizz li-Dinillah ve el-Hâkim bi-Emrillah gibi halifeler astrolojiyle ilgileniyordu. \nÇeşitli boş zaman uğraşılarının yanında, saray mensupları, dini ve halk çok cömertçe kutlardı. Geçit törenleri, Fatımilerin gücünü sergilemek ve İsmaili teolojisinin propagandasını yapmak amacıyla oldukça abartılı bir şekilde düzenleniyordu. Dört gözle beklenen yıllık ziyafetler ve hediye törenleri, sivil memurlar, ordu generalleri, yargıçlar ve din görevlileri için düzenleniyordu.","quote":"*'Saray mensupları, dini ve halk bayramlarını kutlarken iyice müsrif davranırdı.'*"},"710d70c6-b797-5eef-a871-46a1465067fa":{"title":"Memluk Sistemi","description":"Eyyubi Sultanı Necmeddin (hd. 1240–49)'in Memlukları, Nil Nehri üzerindeki Ravza Adasında bulunan kışlalarda eğitilirdi ve buralarda yaşardı. *El-bahr* Arapçada 'büyük nehir' anlamına gelir ve bu yüzden bu seçkin askeri birlik Bahri Memlukları olarak bilinir. Sultanın ölümünden sonra, kıdemli komutanlardan biri olan I. Baybars (hd. 1260–77), oluşan güç boşluğunu Bahri Memluklarının lehine çevirdi ve 1260'da Moğolları topraklarından attıktan sonra, büyüyen bir imparatorluğun ilk büyük Memluk sultanı oldu. Bahri Memlukları bundan sonra 1382 yılına kadar iktidarda kaldı ve sonra, adlarını yaşadıkları Kahire Kalesi'nin burçlarından alan ve Memlukların başka bir kolu olan Burci Memluklara boyun eğdi.","quote":"*'Memlukların kıdemli komutanlarından biri olan Baybars, ilk büyük Memluk sultanı oldu.'*"},"a4a1d940-8c79-56af-9276-3b8d7e1c6911":{"title":"Başkent Dışında Sanat","description":"Başkent dışındaki Osmanlı sanatını coğrafik anlamda ele almakta fayda vardır. Anadolu'da daha ziyade Türk kökenli özellikler göze çarparken güneye gidildikçe bölgenin zengin geçmişinden dolayı bir sentezle karşılaşılır. Müslüman olmayan azınlıklar da önemli katkılarda bulunmuşlardır. Osmanlı sarayının mimari ve sanatsal programının bir sonucu olarak, Orta Doğu'nun kültür mirası – yani Emevi, Abbasi, Eyyubi, Fatımi ve Memluk sanatı – Osmanlı özellikleriyle birleşiyordu.","quote":"*'Emevi, Abbasi, Eyyubi, Fatımi ve Memluk sanatı Osmanlı özellikleriyle birleşiyordu.'*"},"df28fd23-6a70-55b8-9302-7d8b3b1968ac":{"title":"Sofra Kültürü","description":"Hayır kuruluşları olan imarethaneler fakirlere yemek dağıtılması için zenginler tarafından yaptırılırdı. Yemek büyük kazanlarda pişirilir ve *imaret* denilen geniş kâselerle dağıtılırdı. İmaretlere gelecek durumda olmayan kişilere sefertaslarında ya da başka kaplarda gönderilirdi. \nİnsanlar genellikle açık ateşte sac üzerinde veya tandır fırınlarında pişirilen yufka ekmeği tüketirdi. Yemeğe Allah'ın adıyla sağ elle başlanır ve yemek sonunda bir şükür duası okunurdu. Yere serilen bir kumaşın üzerine tahta bir kasnak konur ve bunun üzerine de bir sini yerleştirilirdi. Aileler, sofranın etrafına oturarak tahta kaşıklarla yemek yerdi.","quote":"*'Hayır kuruluşları olan imarethaneler fakirlere yemek dağıtılması için zenginler tarafından yaptırılırdı.'*"},"ee5d09b5-f282-551a-ad6c-510a7a1d4b9d":{"title":"Dini Mekânlarda Sanat"},"80b0b3fa-f2d0-572d-870a-09008ef28789":{"title":"İdari Reformlar","description":"Abdülmelik bin Mervan'ın halifeliği (hd. 685–705) sırasında, idari ve siyasi merkeziyetçilik politikası uygulamaya kondu. O zamana kadar kullanılan Arap-Bizans ve Arap-Sasani sikkelerinin, yani maden paralarının yerini almak üzere, standart Arap sikkeleri geliştirildi.","quote":"*'Bizans ve Sasani sikkelerinin yerini almak üzere, standart Arap sikkeleri geliştirildi.'*"},"23c5c103-e3d9-5951-b584-74137065c95f":{"title":"Dini Mekânlarda Sanat","description":"İslamiyetin ibadethaneleri olan camiler, mimari ve çeşitli iç dekorasyon elemanları açısından özelliklerini yüzyıllar boyunca korumuştur. \nİslam inancındaki 'Allah', somut bir şekle sahip değildir ve geleneklere göre, camilerde canlı yaratıklara ait tasvirlerin bulunması uygun değildir. Bu kavramlara namaz uygulaması da eklendiğinde, sanatçılara ibadethanelerin içinin dekorasyonu ve mobilyaları konusunda ilham veren, Allah'ın sözlerinden ve öğretilerinden oluşan Kur'an-ı Kerim olmuştur.","quote":"*'Geleneklere göre, camilerde canlı yaratıklara ait tasvirlerin bulunması uygun değildir.'*"},"955c7ce6-0ff9-5519-9478-5130c4e3d1c8":{"title":"Su Kullanımı: İçme ve Temizlik","description":"Yıkanmak ve su içmek, canlı türlerinin çoğu için vazgeçilmezdir. Müslümanlar ise, inançları gereği namazdan önce abdest almak zorundadır. Bundan dolayı camilerde şadırvanlar bulunur ve bunlardan bazıları bitkisel motiflerle ve yazılarla süslenmiştir. Hacı adayları, yanlarındaki az sayıda eşyanın arasında uzun yolculukları boyunca susuz kalmamak için seramikten su mataraları taşırdı.","quote":"*'Hacı adaylarının çoğu, yanlarındaki az sayıda eşyanın arasında su mataraları taşırdı.'*"},"252b7a7e-7c1d-559c-8738-0be280a6547c":{"title":"Hayvan Tasvirleri","description":"Hayvanlar, Emevi dönemi sanatında ve mimarisinde daha sık karşımıza çıkar. Sadece saraylarda değil, yerel Hıristiyan kiliselerinde özellikle mozaik ve freskolar üzerinde yer alırlar. Daha sonraki dönemlerde, İspanya'da çeşitli şekil ve ebatlarda fildişinden mücevher kutuları üretilmiştir (10. yüzyılın sonu – 11. yüzyılın başı). Bunların yüzeyleri, av sahnelerinin de dâhil olduğu tipik eğlence ve saray yaşamı temalarının işlendiği oymalarla süslenmiştir. Mısır'daki Fatımi dönemine ait oyma ahşap levhalarda çok sayıda hayvan teması işlenmiştir. Anadolu'daki bazı yapıların cepheleri ve Mısır'daki Eyyubi – Memluk dönemlerine ait burçlar, doğadan veya hanedanlık armalarından alınan hayvan motifleriyle bezenmiştir.","quote":"*'Fildişinden mücevher kutuları tipik eğlence ve saray yaşamı temalarının işlendiği oymalarla süsleniyordu.'*"},"5c573dd8-51de-5a6c-9717-09f9aa851b0e":{"title":"Su ve Günlük Hayat","description":"Sebiller genellikle camilerin yanına inşa edilir ve vakıflar tarafından desteklenirdi. Kahire'de yılda bir kez, Nil Nehri taştığında, nehirden deve veya katırların sırtında hayvan derileri içerisinde su sebillere taşınırdı. Gelen su, zemin kattaki bir taş sarnıca aktarılır ve görevliler susamış olanlara bardak bardak su dağıtırdı. Bazı sebillerde sarnıçtaki su, bir havuza boşalan çeşmeleri beslerdi.","quote":"*'Yılda bir kez, Nil Nehri taştığında, deve veya katırların sırtında hayvan derileri içerisinde su sarnıçlara taşınırdı.'*"},"e402578d-fdef-5abf-8357-26ca4fc3ddd5":{"title":"Anıtsal Hüsnühat","description":"Hat sanatı, taş, alçı, ahşap ve çiniler dâhil çok çeşitli malzeme üzerine uygulanıyordu. Türkiye, Suriye, Mısır ve Tunus'ta taş işçiliğinde çok yaygındı. Kayrevan Ulu Camii'nde ve Kudüs'teki Kubbetü's-Sahra'da ahşap üzerine uygulanmış müstesna örnekler görülmektedir.","quote":"*'Hat sanatı, taş, alçı, ahşap ve çiniler dâhil çok çeşitli malzeme üzerine uygulanıyordu.'*"},"a919029f-a759-5c31-89dc-8db0585bcd4c":{"title":"İnsan Tasvirleri","description":"Daha sonraki dönemlerde, insan figürleri hala kullanılsa da, bu durum Emevi döneminde olduğu kadar sık değildir. Abbasi, Fatımi ve sonraki dönemlerde (750–1517), figüratif sanat ağırlıklı olarak elyazmalarında ve seramikte kullanılmıştır. Dini ve dünyevi içerikli çok sayıda konu işlenmiştir. Dini temalar arasında Hz. Muhammed'in mistik yolculuğu ve Miracı, dünyevi konular arasında ise günlük yaşamdan sahneler ve hükümdarların görkemi ile ilgili dışa vurumlar yer almaktadır.","quote":"*'Sonraki dönemlerde, figüratif sanat ağırlıklı olarak elyazmalarında ve seramikte kullanılmıştır.'*"},"028edd35-2131-5178-a3ea-7b1699bc9592":{"title":"Mezar Taşları: Taşa Kazınan Bellek","description":"Genellikle bir idarecinin ya da ailesinin eliyle bir mezarlık kurulması sevap kabul edilirdi. Kimi zaman mezarlık alçak bir duvarla sınırlanırdı ama ezici çoğunluk görünür bir sınırdan yoksundu. Mezarlar gelişigüzel dağılırdı, ölünün kimliğini belirlemeye yarayan mezar taşı da hepsinde olmazdı çünkü mezarın böyle işaretlenmesi ölünün toplumsal mevkiine ve ekonomik gücüne bağlıydı.","quote":"*'Mezar taşı: Toplumsal konumun işareti.'*"},"198c176f-a670-5331-b416-a7ecc59e7ceb":{"title":"Dekoratif Sanatlar"},"6cd83239-a26e-5c98-bcfb-6a0737411c89":{"title":"Lüks İhracat","description":"Özellikle eski ipek yolunun önemli kısımları Osmanlı topraklarına dâhil olduğu için, tekstil Osmanlı ekonomisinin önemli bir kısmını oluşturuyordu. Değerleri Avrupa'da ve başka yerlerde anlaşıldıktan sonra, kumaşların ticaretteki önemi daha da arttı. Osmanlılar tarafından ihraç edilen en seçkin dokumalar arasında, güzel desenleri ve üstün kaliteleriyle Avrupa'nın zengin sınıfları arasında popüler hale gelen halılar bulunuyordu. Klasik Osmanlı dönemi ile çağdaş olan Avrupa kökenli tablolarda bu durum görülür. Hans Holbein ve Lorenzo Lotto gibi sanatçılar, özel Osmanlı desenlerine sahip halıların da dâhil olduğu zenginlik ve lüks simgeleri ile çevrili, aralarında İngiltere Kralı VIII. Henry'nin de bulunduğu varlıklı veya asil kişileri resmetmiştir. Bu tür halılar, 'Holbein' ve 'Lotto' halıları olarak bilinir.","quote":"*'Osmanlılar tarafından ihraç edilen en seçkin dokumalar arasında halılar bulunuyordu.'*"},"ab8c2fe1-9836-5c36-9b9a-179e2f8b07fb":{"title":"Mimaride Geometrik Bezeme","description":"Mimari bezemelerde geometrik temalar ağırlıklıdır; başka türlü motiflerin nasıl kullanılacağını da onlar belirler. Sanatkârlar için çizgisel ve tekrarlamalı olmasından dolayı, karmaşık ana şemalardan geometrik bezemeyi kopyalamak, dolayısıyla uzamda ve zamanda biçimleri, sürekliliği korumak daha kolaydır. Dahası, hem pek çok çeşidinin olması, hem de bunların *azulejo,* alçı, tuğla ve ahşap gibi birbirinden çok farklı malzemelere uyarlanabilmesi sayesinde geometrik bezeme, binanın herhangi bir yerinde; ister zeminde, sütun altlıklarında, isterse de duvarlarda, kornişlerde ve tavanlarda rahatça kullanılabilir.","quote":"*'Sanatkârlar için motiflerin çizgisel ve tekrarlamalı olması, karmaşık ana şemaları kopyalamayı kolaylaştırıyordu.'*"},"79a58714-659c-5509-a4f9-b9359b2829ae":{"title":"Mimaride Geometrik Bezeme"},"e3075285-c16a-5607-8854-92c2e7fc9d89":{"title":"Abbasi Döneminde Mısır","description":"868'de, Irak-Samarra'da Abbasi ordusunda 33 yaşında bir Türk askeri olan Tolunoğlu Ahmed (hd. 868–84), 100.000'e yakın askerden oluşan bir orduyla birlikte vali yardımcısı olarak Mısır'a atandı. Mısır, siyasi ayaklanmalardan ve Harun Reşid'in 809'daki ölümünden sonra mali kaynakların sürekli olarak dışarıya akmasından kaynaklanan birtakım siyasi ve ekonomik sıkıntılar yaşıyordu. Tolunoğlu bölgeye istikrar getirdi ve gelir akışını düzenledi. Ancak 870'te Mısır Valisi olduktan sonra, gelire el koyup tarımsal reformlara ve sanayiye yönlendirdi. Ayrıca Nilölçer'i yeniledi ve ordusu ve hükümeti için Samarra'ya öykünen Kataî şehrini kurdu. Tolunoğlu, şehir merkezine de kendi adını taşıyan bir cami inşa ettirdi.","quote":"*'Tolunoğlu* *gelire el koyup tarımsal reformlara ve sanayiye yönlendirdi.'*"},"8fb7d82f-7aa1-51a8-a1b6-61a100dee9f6":{"title":"İktidarın Görsel Dili"},"9faade38-b220-5c24-8c3c-705dc77ce345":{"title":"Müslüman Kadınların Giysileri ve Takıları","description":"Kıyafetlerin çoğunlukla bir şeklide iliklenmesi ve bağlanması gerekiyordu. Varsıl kadınlar, hem işlevsel hem de süs niteliğinde olan zarif altın ve gümüş kopçalar ve tokalar kullanabiliyordu. \nGiysinin çarpıcılığını daha da arttırmak için bolca takı ve aksesuar kullanılmıştır. Konumları ne olursa olsun, kadınlar sosyal organizasyonlarda sadece güzelliklerinin değil, zenginliklerinin de göstergesi olarak sahip olduklarını sergilemekten gurur duyardı. Aslında mücevherler, ihtiyaç duyulduğunda paraya dönüştürülebilecek birikimler olarak toplanırdı. Bazı mücevher tasarımlarında Kur'an'dan ayetler, dualar veya nazara karşı koruyucu tılsımlar yer alırdı.","quote":"*'Giysinin çarpıcılığını daha da arttırmak için bolca takı ve aksesuar kullanılmıştır.'*"},"7e1dd92e-fca9-5d89-aaaf-7b9903fb14af":{"title":"Memluk Sultanlığı’nda Günlük Yaşam","description":"Memluk Sultanlığı içerisinde yaşayan halkın hiyerarşisinde, Memlukların kendisi şehir ve köylerdeki diğer nüfustan ayrı yaşayan eliti oluşturuyordu. Dönemin toplumu, etnik köken, din ve hatta dil açısından şaşırtıcı derecede karışık idi. Mısır'da, büyük oranda Türk ve Kafkas olmak üzere yabancı asıllı Memluklara ek olarak Mısır yerlileri, ayrıca Araplar, Ermeniler, Suriyeliler ve Yunanlılar yaşıyordu. Memluk Sultanlığı'nın sıradan halkı hakkında ne yazık ki çok az şey biliniyor çünkü dönemin tarih kaynakları, daha ziyade Memluk sultanlarının ve elitinin başarıları üzerinde durmuştur.","quote":"*'Dönemin toplumu, etnik köken, din ve hatta dil açısından şaşırtıcı derecede karışık idi.'*"},"28ed3f37-70c7-5e87-9d40-6eef902eb3ee":{"title":"Hac Yolları ve Yol Üzerindeki Kutsal Mekânlar"},"0e91bb3e-a45f-5595-9dcf-c2ad2c8547a9":{"title":"Su ve Günlük Hayat","description":"Kent nüfusuna taze su sağlama zorunluluğu, kendine özgü bir kamusal yapı çeşidinin, yani sebillerin, ortaya çıkmasına yol açtı. Kahire ve Kudüs'te Memlukların (1250–1517) da çok sayıda yaptırdığı sebiller, bir yeraltı sarnıcından ve zemin düzeyinde sokağa açılan ızgaralı pencereleri olan bir odadan oluşurdu. Parmaklıkların arkasında bir görevli oturur ve yoldan geçenlere bardakla su dağıtırdı. *Sebil-küttab'*larda da benzer bir çeşme ve üst katta çocuklar için ilkokul (*küttab*) vardı.","quote":"*'Parmaklıkların arkasında bir görevli oturur ve yoldan geçenlere bardakla su dağıtırdı.'*"},"0d399303-e091-5249-87cf-68e9ac89a080":{"title":"Saray Sanatı ve Mimarisi","description":"1130'da, tahta yeni çıkan Sicilya Kralı II. Ruggiero, İslam ve Bizans etkilerinin yerel sanat ve mimarideki mevcut Romanik-Norman öğelerine eklendiği bir saray sanatı oluşturmaya başladı. Bu süreç, II. Ruggiero'nun kuzey Afrika ve Bizans Balkan Yarımadası kıyılarına gerçekleştirdiği başarılı seferlerle daha da güç kazandı ki, bunların sonucunda gerekli iş gücü de edinilmiş oldu. Böylece hanedan tarafından yaptırılan sivil ve dini eserlerin kolayca tanınmasını sağlayan bir saray sanatı ve mimarisi formu ortaya çıktı.","quote":"*'**II. Ruggiero, İslam ve Bizans etkilerinin mevcut Romanik-Norman öğelerine eklendiği bir saray sanatını uygulamaya soktu.'*"},"60261853-a266-5a82-958e-d10b6269bdca":{"title":"Yerleşimler ve Ev Hayatı","description":"Şehirdeki konut, İslamiyete özgü mahremiyet anlayışına kırsaldakinden daha uygundu. İç mekân üzeri açık bir avlunun etrafını sarardı; küçük bir havuzu, kuyu ya da sarnıcı olan, kenarları revaklı avlu ailenin toplandığı, vakit geçirdiği yerdi. Avluyu çepeçevre yatak odaları, mutfak ve tuvaletler sarardı. Tuvaletler ya bir tuvalet çukurunun üzerine, ya da daha sık görüldüğü üzere, atık suları sokaktaki fosseptik çukurlarına doğru tahliye eden kanalizasyon ile birlikte inşa edilirdi.","quote":"*'Şehirde ev: Özel hayatın mahrem mekânı.'*"},"4c42f69a-1a67-5fc7-9eb0-b5ed2c633802":{"title":"Cennet Bahçesinin ve Hayat Ağacının Görünümleri"},"66042ec5-c370-5352-acd8-d82b98d67a73":{"title":"Saray Yaşamı","description":"Enderun'da köşkler ve sahil sarayları vardı. Girişte, sultanların elçileri, vezirleri ve diğer yüksek mevkili devlet görevlilerini kabul ettiği Arz Odası bulunuyordu. \nHarem, kutsal ve özel bir mekândı ve giriş hakkı olanlardan başkası buraya giremezdi. Harem, sultanın annesinin, yani Valide Sultan'ın kontrolündeydi. Valide Sultan, burada sultanın çocukları, gözdeleri ve ikbal ya da odalıklarıyla birlikte yaşardı. Buradaki herkes maddi lüks içinde yaşasa da, hiç kimse sultanın yanında oturamaz ve onun izni olmadan saraydan çıkamazdı.","quote":"*'Harem, kutsal ve özel bir mekândı ve giriş hakkı olanlardan başkası buraya giremezdi.'*"},"4d695d55-b515-5453-b09f-f1d34f603388":{"title":"Ağlebiler: Abbasilerin Kalkanı"},"09bdd05c-c517-5715-b216-1c3b6562ce92":{"title":"Cennet Bahçesinin ve Hayat Ağacının Görünümleri","description":"Cennet Bahçesinin olduğu gibi tasvir edildiği örnekler nadirdir. Şam'daki Emeviye Camii'nin avlusunu çevreleyen ve 8. yüzyıla tarihlenen nefes kesici mozaikler bu nadir örneklerden biridir. Bu mozaiklerde kıvrımlı bir nehrin ve çok sayıda saray ve başka yapıların yer aldığı hayali bir manzara görülür. Bu resim dizisinin gerçekten Kur'an'da anlatılanlara dayandığı, bu mozaikleri döşeyen ustalardan birinin günümüze ulaşan ifadesinden anlaşılmaktadır: “Mozaiklerde, cennetteki ağaçlar ve saraylarla ilgili olarak Kur'an'da bulduklarımızı tasvir ettik. Bir işçi bir ağacı çok güzel işlediğinde, Halife Velid tarafından 30 dirhem ile ödüllendirilirdi.'","quote":"'“…Cennetteki ağaçlar ve saraylarla ilgili olarak Kur'an'da bulduklarımızı tasvir ettik …”'"},"6cde84c3-7f28-5ff8-88ec-3cf31d5516fb":{"title":"Bereket Arzusu– Kudüs ve Filistin’e Hac Yolculuğu","description":"Kudüs dışında, Müslümanlarca önemli mekânların sayıca en fazla bulunduğu yer yine Filistin'dir. Bunların birçoğu sadece Müslümanlar tarafından değil, Yahudiler ve Hıristiyanlar tarafından da kutsal sayılan peygamberler ve şahsiyetlerle ilgilidir. Örneğin, peygamberlerin babası ve ilk Müslüman olan Hz. İbrahim ile ilgili olan Haram İbrahimi ve İslam inancında önemli ve son derece saygı gören bir peygamber olan Hz. İsa ile ilgili mekânlar bunların arasındadır.","quote":"*'Müslümanların önem verdikleri mekânların sayıca en fazla bulunduğu yer Filistin'dir.'*"},"1968b4ad-376a-5733-96cc-b0a0f079ea39":{"title":"Üç Dinin Kutsal Toprakları","description":"Filistin ve özellikle Kudüs, binlerce yıldır boyunca hac ziyaretlerinin odak noktaları olmuştur. Yahudilere göre, Kudüs Tanrı'nın şehri ve O'nun Tapınağının bulunduğu kutsal mekândır. Yahudiler tüm ibadetlerini Kudüs'e dönerek yaparlar. Bu şehir bugüne kadar Yahudilerin dini, manevi ve ilmi yaşamlarının merkezi olagelmiştir. Hıristiyanlar, Kilise Babalarının tavsiyesiyle, 4. yüzyıldan itibaren Hz. İsa'nın hayatı ile ilgili olan mekânlara saygılarını sunmak amacıyla Kudüs'e ve Kutsal Topraklara hacca gitmektedirler. Hıristiyan geleneğine göre Kudüs, İsa'nın yaşadığı, vaaz verdiği ve hastaları iyileştirdiği yer idi. Son Akşam Yemeğini yediği, tutuklandığı, yargılandığı ve çarmıha gerildiği yer burasıydı. Bugüne kadar, Kutsal Mezar Kilisesi şehirde İsa'nın gömüldüğüne ve göğe yükseldiğine inanılan noktayı işaret etmektedir.","quote":"*'Filistin ve Kudüs, bin yıllar boyunca hac ziyaretlerinin odak noktaları olmuştur.'*"},"52ba552e-fa0a-5682-9bec-459980b75df8":{"title":"Hac Yolları ve Yol Üzerindeki Kutsal Mekânlar","description":"Kur'an-ı Kerim'de şöyle der: “İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerekse uzak yoldan gelen yorgun argın develer üstünde sana gelsinler (XXII: 27–28).” Her yıl hacılar, Müslüman dünyasının her köşesinden gelip Mekke'de toplanırlar. Hac yollarının, dinlenme tesislerinin, su depolarının ve gözetleme kulelerinin iyi durumda tutulması, yerel Müslüman hükümdarların ve yöneticilerin sorumluluğundaydı.","quote":"*'Her yıl hacılar, Müslüman dünyasının her köşesinden gelip Mekke'de toplanırlar.'*"},"d691a9e4-feba-58bc-947e-a2528e1d9adb":{"title":"Emevi İdaresi Altında Hıristiyanlar","description":"Yeni toplumsal ve dini durum ile birlikte, Hıristiyan cemaatlerinin gelenekleri birtakım değişikliklere uğradı. İslamiyetin dini mekânlarda figürlü tasvirleri yasakladığı bilinen bir gerçekti. Bu koşullar altında Hıristiyan toplulukları, yerlerine bir haç ya da başka geometrik ve bitkisel motifler koyarak mevcut kiliselerdeki insan ve hayvan figürlerini tahrif etmiştir. Bazı durumlarda mevcut desen bozulup yeniden oluşturulmuştur. Mozaik döşemeler üzerindeki değişiklikler büyük bir dikkatle yapılıyordu ve kiliseler kullanılmaya devam ediliyordu. Dolayısıyla *ikonoklazma*nın, yani 'ikona kırıcı hareket'in kilise tarafından veya en azından onun doğrudan denetimi altında yapıldığı anlaşılıyor.","quote":"*'İslamiyetin dini mekânlarda figürlü tasvirleri yasakladığı biliniyordu.'*"},"d4324e40-dd9c-55ae-bca3-245862dcd559":{"title":"Hanedan Kadınları: Fatıma Zehra’nın Torunları"},"a83b5614-7afc-5fae-8115-5fbbcede5144":{"title":"Bayındırlık Yönetimi","description":"Aynı sıralarda Abbasi Halifesi Mütevekkil (hd. 847–61), Nil Nehrinin üzerine başka bir dâhiyane yapının inşa edilmesi emrini verdi: Nilölçer. Bu yapı, mevsimsel olarak yükselen suların seviyesini ölçmek için kullanılıyordu. Bu sayede tarım işlerinden sorumlu makamlar, mevsim sonunda elde edilebilecek hasadın miktarını ve bundan sağlanacak vergi oranını tahmin edebiliyor ve hesaplayabiliyordu. Nilölçer, ayrıca Nil Vadisinde yaşayan halka kuraklık döneminde söz konusu olacak gıda sıkıntısı ve tayınlar için önceden hazırlanma olanağı tanıyordu. Böylece halkın sağlığı ve refahının düzgün bir şekilde yönetilmesi ve korunması sağlanıyordu.","quote":"*'**Nilölçer, Nil Vadisinde yaşayan halka kuraklık döneminde söz konusu olacak gıda sıkıntıları ve tayınlar için önceden hazırlanma olanağı tanıyordu.'*"},"2402e680-efca-5518-8365-20a53e16a37c":{"title":"Bayındırlık Yönetimi","description":"Toplumun sağlığı ve refahı, büyük ölçüde gıda ve su gibi kaynakların iyi yönetilmesine ve etkili bir hükümete bağlıdır. Abbasiler, tarım sistemlerini ve su kaynaklarını işletmek ve iyileştirmek için birçok mühendislik çözümü geliştirdi. Diğer yanda tıptaki ilerlemeler, halk sağlığının daha iyiye gitmesine yardımcı oldu. Örneğin Kayrevan'da Ağlebiler yakındaki vadilerden yağmur suyu toplamak amacıyla 862 yılında bir dizi su rezervuarı inşa etti. Yaratıcılıklarının temelinde, bu tertibatları suyu toplamak, arıtmak ve saklamak için geliştirmiş olmaları, sonra da onu şehir halkının, bölgedeki çobanların ve gelip geçen kervanların kullanımına sunmuş olmaları yatıyordu: tüm bunları da ücretsiz olarak yapıyorlardı.","quote":"*'**Ağlebiler Kayrevan'da, yakındaki vadilerden yağmur suyu toplamak amacıyla su rezervuarları inşa etti.'*"},"11f82e3d-c59a-5f69-a3bc-b5b190e3aaa1":{"title":"Saray Yaşamı","description":"Doğu saraylarının görkemi ve inceliğiyle rekabet eden, hatta bazen onları geçen Batı'daki Müslüman emirler, kendi saraylarını, güven duyarak onurlandırdıkları saray erkânıyla yarattılar; tıpkı onlar gibi kendileri de, yüceliklerini, hâkimiyetlerini, halkı etkileme arzularını ifade eden saray teşrifatının aktörleriydiler. \nBu seçilmiş görevliler hükümdara halk içine çıkarken eşlik eder, ziyafetlerde, resmi yemeklerde hazır bulunur, idari işlerde yardımcı olurlardı. Bir yerden bir yere gidileceği zaman hükümdarın alayında yer alır, şaşaasına katkıda bulunurlardı.","quote":"*'Askeri alay'*"},"b2dfb887-c592-5972-be84-da52442aac78":{"title":"Bir Minberin Serüveni","description":"Bu, Haçlıların elinden kurtarılan Müslümanlara ait bir minberin öyküsüdür. Bu minber, aslında Hz. Muhammed'in torunu, büyük Müslüman şehidi Hz. Hüseyin'in Aşkelon'daki türbesi için yapılmıştı. Mihraplar gibi minberler de camilerin önemli tefrişatıdır, ancak minber, mihraba göre taşınabilir bir objedir. Başka bir deyişle, Kur'an'ların dışında minberler de, camilerin son derece büyük manevi değere sahip taşınabilir tek objeleridir.","quote":"*'Bu, Haçlıların elinden kurtarılan Müslümanlara ait bir minberin öyküsüdür.'*"},"c120081f-2000-5d9f-bbc8-dc8089955a17":{"title":"Medreseler ve Eğitim"},"6a3348dc-029d-59c2-af77-31ec3a3dfe2f":{"title":"Saray Yaşamı"},"a787ec88-bc49-5171-bf60-265ba0253dd4":{"title":"Anıtsal Hüsnühat"},"7b2c2d23-dc2f-50d9-92cf-f23ca9c8f4ce":{"title":"Dünyanın Geri Kalanı: Diplomatik Temaslar ve Uluslararası Ticaret","description":"Cam işçiliği, Memluk sanatının en ünlü kollarından biri halinde geldi. Cami kandilleri, üretilen cam işlerinin önemli bir kısmını oluşturuyordu. Memluk döneminin Mısırı, ipek dokuma ve baskılı pamuklu kumaşlar gibi tekstillerin üretimi ve ihracatı ile ünlendi. Çömlek atölyelerinde geniş bir yelpazede canlı ve göz alıcı kaliteli ürünler üretiliyordu. Bunlardan bazıları, özellikle Çin kökenli, ünlü *seladon* ve mavi-beyaz porselen taklitleriydi. Ahşap ustaları, mimari unsurları, dekorasyon elemanlarını ve hatta sandukaları girift oyma ve kakma geometrik yıldız desenleriyle güzelleştiriyordu.","quote":"*'Memluk döneminin Mısırı, ipek dokuma ve baskılı pamuklu kumaşlar gibi tekstillerle ünlendi.'*"},"343a2d67-cc5d-51cf-b046-7beee7e64193":{"title":"Kur’an-ı Kerim","description":"Kur'an nüshaları çeşitli ebatlarda ve farklı kullanım amaçları için üretiliyordu. Bir kısmı cami ve medreselerde kullanılmak üzere hazırlanırken, bir kısmı da kötülükten korunma amaçlı olarak kişiler tarafından yanlarında taşınıyordu. Elyazması Kur'an'ların transkripsiyonuna ve bezemesine hamilik etmek, madden bunu karşılayabilecek durumda olanlar için saygıdeğer bir dini faaliyet olarak görülüyordu. Hamilik sistemi İslam dünyasında yaygındı ve hamiler özel günlerde bu tür nüshaları cami, türbe ve okullara bağışlardı. Bu yapıların taş kısımları, çinileri ve mefruşatları, din veya öğrenim kurumu işlevlerini tamamlamak amacıyla Kur'an'dan alıntılarla süslenirdi.","quote":"*'Hamiler özel günlerde bu tür kopyaları camilere, türbelere ve okullara bağışlardı.'*"},"7dc9303d-b5b2-5fef-b408-8178d88f89d2":{"title":"Yerleşimler ve Ev Hayatı","description":"Müslüman evinde kadınlar çocuklara bakar, mutfak işlerini üstlenirlerdi. Suyu ihtiyaç oldukça kullanmak üzere büyük küplerde bekletirlerdi. Küplerde ayrıca zeytinyağı ve tahıl, daha küçük olanlarında ise balık, et ve meyve konserveleri depolanırdı. Sütü başka ürünlere dönüştürür, geleneksel tariflere göre yemekler hazırlayıp, odun kömürüyle besledikleri ocakta pişirirlerdi. Özellikle bütün marifetlerini ortaya serdikleri aile içi kutlamalarda yemekleri sofra takımlarında sunarlardı.","quote":"*'Ev hayatı: Kadın, ailenin rahatı için çalışıyor.'*"},"217482b1-7626-531f-8ca9-51c2f680fe3d":{"title":"Memluklar","description":"'Aslen Müslüman hükümdarların askeri köleleri olan Memluklar, yaklaşık 300 yıl boyunca İslam dünyasının en büyük güçlerinden olan bir imparatorluk kurdu.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nMohammad ABBAS, Cairo \nUlrike AL-KHAMIS, Edinburgh \nElsayed HAMAD, Cairo \nYousef NATSHEH, Jerusalem \nSalah SAYAOUR, Cairo \nTarek TORKY, Cairo \n \nCoordination \nEnaam Selim, Cairo \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Yaklaşık 300 yıl boyunca, Memluk Sultanlığı İslam dünyasının en büyük güçlerinden biriydi. Arapça *memluk*, 'sahip olunan' anlamına gelir ve Arap tarihi bağlamında, seçkin savaşçılar olarak edinilip yalnızca sultanın kendisine bağlı olan yabancı kökenli askeri köleleri ifade eder. Memlukların çoğu, İslamiyet'i kabul etmiş Türkler ve Kafkaslılardı ve savaş sanatında eğitilmişlerdi. 1250'de Arap sahiplerinin güç kaybetmesi sayesinde Memluklar kendi iktidarlarını kuracak hale geldi. O andan itibaren Memluklar, Mısır, Filistin ve Suriye'den Hicaz'ın Kutsal Kentlerine kadar uzanan bir imparatorluk kurmaya başladı ve 1517 yılına kadar bu toprakları yönetti. \nİlk yıllarda yabancı düşmanların kesintisiz tehditleri söz konusuydu, ancak Memluklar, 1260'da Filistin'de Ayn Calut'ta gerçekleşen önemli bir savaştan sonra Moğolları ve 1291'de de Haçlıları topraklarından atmayı başardı. \nHer şeyden önce Memluklar İslamiyet'i gönülden savunuyordu. 1258'de başkent Bağdat Moğolların eline geçince, Halifelik merkezini 1261'de Kahire'ye taşıdılar. Devletin her köşesinde başlattıkları benzeri görülmemiş bayındırlık faaliyetleriyle inşa edilen muazzam cami ve vakıf binalarının her biri entelektüel, bilimsel ve dini çalışmalar için birer merkez haline geldi. \nUluslararası alanda Memluklar, Uzak Doğu, Bizans, Fransa, Kastilya, Sicilya, Cenova ve Venedik'tekiler dâhil, diğer Müslüman güçlerle güçlü bağlar kurdular. Kahire, dünya ticaretinin merkezi haline geldi. Egzotik mallar ve Doğu ile Batıdan gelen sanat eserleri, canlılığı yerel zanaatkârlara ilham veren ihtisas çarşılarında (*suk*) alınıp satılıyordu. \nSonunda Memlukların gücü Avrupalıların Ümit Burnu civarında yeni ticaret yolları keşfetmeleri ve Osmanlıların önlenemez yayılmasıyla darbe aldı ve 16. yüzyılın başında Osmanlılar tarafından tarih sahnesinden silindi.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/the_mamluks/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/17/portal_image/1.jpg","display_order":5}}},"00c4ec24-eae3-5f50-b012-fca1d0fc4b8b":{"title":"Terzilikte Ustalık: Tiraz ve Dönemin Giysileri"},"0227731c-df1e-5f3e-8a97-45ca3e10bf2a":{"title":"İslam Sanatını Keşfedin","description":"İslam Sanatını Keşfedin"},"a1627728-24d7-5242-9f95-1b065c869096":{"title":"Saray Eğlenceleri ve Kutlamaları","description":"Fatımiler, açık hava faaliyetlerini severdi. Bahçelerine ve meyve bahçelerine büyük özenle bakıyorlardı. Dekoratif çeşmeleri seyretmeleri ve akan suyun sesini dinlemeleri için, bu tür arazilerde yürüyüş yapmak üzere misafirler davet edilirdi. Bazı saray mensuplarının konutlarında çok çeşitli egzotik hayvanların ve kuşların barındığı hayvanat bahçeleri bulunuyordu. Saray sınırlarının dışında saray ve üst sınıf mensupları avlanmanın ve biniciliğin de dâhil olduğu çeşitli sporlarla uğraşırdı. Av kuşlarının, köpeklerin ve atların kullanıldığı avlarda kuşların, yabani tavşanların ve ceylanların peşine düşülürdü. Cirit, gürz ve mızrak atma diğer sevilen sporlardı.","quote":"*'Fatımiler, açık hava faaliyetlerini severdi. Bahçelerine ve meyve bahçelerine büyük özenle bakıyorlardı.'*"},"a52fece5-e533-5203-bd90-001ae174dfca":{"title":"Saray Sanatı ve Mimarisi"},"746b43e3-b5fd-5bfd-8ecf-f3e9560860b0":{"title":"İktidar Alanı: Saray Yapıları","description":"Saray külliyelerinin içindeki özel ya da genel mekânlar hiyerarşiye uygun olarak bölüştürülürdü. Özel mekânlar arasında emirin dairesi külliyenin ortasında, en zor ulaşılan kesiminde yer alır, hükümdarın kalabalık ailesini barındırırdı. Yaşanan mekânlar revaklı avluların etrafına dizilir, özel dairelere de bu avlulardan girilirdi. Özel mekânlar arasında kendine bağlı yan odaları da olan bir başoda dikkat çekerdi. Çok zengin döşenmiş olan bu bölmede en yakın müttefikler ağırlanır ya da özel kutlamalar yapılırdı.","quote":"*'Sarayın mahrem mekânları'*"},"e6ad56f0-f7ef-58c5-8cd7-b611edb41a00":{"title":"Saray Yaşamı","description":"1154'te Şam'ı almasından sonra Nureddin Mahmud bin Zengi Suriye'yi birleştirdi. Birçok kent, kendi içinde bir saray yaşamının filizlendiği siyaset, ekonomi ve kültür merkezleri haline geldi. Atabekler ve Eyyubiler mimariye çok düşkündü. Şehir surlarını ve kaleleri tamir ettirdiler ve yeni medreseler, hastaneler, hamamlar, *suk*lar (çarşılar) ve camiler yaptırdılar. Saraylar, göz kamaştırıcı halılar, zarif madeni eserler ve cam eşyalarla donatıldı.","quote":"*'**Saraylar, göz kamaştırıcı halılar, zarif madeni eserler ve cam eşyalarla donatıldı.'*"},"7f51c07a-1225-5789-b81c-1f76126498a2":{"title":"İktidar Alanı: Saray Yapıları","description":"Yapılar topluluğunun içinde saray, hükümdarın etrafına toplananların önünde adaleti yerine getirdiği, ya da katı protokol kuralları çerçevesinde yöneticileri ya da elçileri kabul ettiği sırada, başlı başına iktidarın temsil edildiği alana, icra edildiği sahneye dönüşüyordu. Saray farklı işlevlere sahip gösterişli külliyeler oluşturan, bitkilerle bezenmiş avluların etrafına dağılan gösterişli, dev mekânlardan, büyük, zengin salonlardan kuruluydu. Bu alana ancak uzun, karmaşık bir yolla ulaşılabilirdi; bunda amaç sadece güvenliği sağlamak değil, aynı zamanda iktidarın ulaşılmazlığını sembolik olarak göstermekti.","quote":"*'Saray, saltanatın sahnesi'*"},"e227dc1b-85f9-5719-a57f-69b159c22d02":{"title":"Saray Yaşamı","description":"10.-12. yüzyıllarda, Suriye ve Kuzey Irak'ta merkezi bir saray yoktu. Daha ziyade, karmaşık siyasi ittifakların yanında, aynı anda faaliyet gösteren çok sayıda küçük saray vardı. Çoğunlukla, İran Selçukluları (1038–1194) tarafından atanan atabekler kısa süre sonra kendi saraylarını kuruyorlardı. Bu saraylar, Haçlı tehdidine karşı korunmak için kalelerin içine inşa ediliyordu. Bunların en iyi korunmuş örneği, Halep Kalesi içindeki saraydır.","quote":"*'Çok sayıda küçük saray ve karmaşık siyasi ittifaklar bir arada görülüyordu.'*"},"18c44ba9-f8fa-5fdd-99a2-a8b6f034044a":{"title":"Cennet Bahçesinin ve Hayat Ağacının Görünümleri","description":"Hoş kokulu tomurcuklar ve olgun meyvelere sahip ağaçlar, İslam Cennetinin birebir tasvirlerinde önemli bir rol oynar. Hurma ağacının ise yeri ayrıdır. Bir inanışa göre bu ağaç Allah'ın Adem'i yaratmasından sonra arta kalan balçıktan yaratılmıştır ve dolayısıyla insanların akrabasıdır. Başka bir inanışa göre de Hz. Muhammed hurma ağacını cennet ile ilişkilendirmiştir. Ayrıca nar ağacına ve cennettin orta yerinde bulunan, serviye benzeyen hayat ağacı olan mistik Tuba ağacına gönderme yapılmaktadır.","quote":"*'Hoş kokulu tomurcuklar ve olgun meyvelere sahip ağaçlar, önemli bir rol oynar.'*"},"5143a580-5e9d-5338-aa83-89eaf0f30e05":{"title":"Soylu Sınıfa Özgü ve Sivil Mudéjar Sanatı","description":"İşgal edilecek Müslüman sarayı kalmayınca Hıristiyan krallar ve soylular da, o sarayların etkisini taşıyan yeni yapılar inşa ettiler. Kastilya Kralı I. Pedro İslamileştirilmiş hayat tarzına ve bu hayatın aktığı mekânlara dair en güzel örneği ortaya koydu. Tordesillas ve Astudillo Sarayları, kralın o zamanların Nasri yapılarına benzeyen saraylar inşa etme arzusunu yansıtıyordu. Kral büyük olasılıkla bu amaç doğrultusunda, dostu Granada emiri V. Muhammed'in gönderdiği Granadalı sanatçılardan da büyük yardım görmüştü.","quote":"*'İşgal edilecek Müslüman sarayı yoksa o sarayları taklit eden yeni yapılar inşa edildi.'*"},"664da959-c73e-5c6a-8641-060470f0010e":{"title":"Mudéjar Sanatı","description":"'*Mudéjar* sanatı, Ortaçağda yalnızca İber Yarımadasında yaşanan özgün tarihsel koşulların bir ürünüdür.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nCarmen ALONSO-RODRIGUEZ, Madrid \nMaria da Conceição AMARAL, Silves \nGaspar ARANDA, Madrid \nÁngela FRANCO, Madrid \nÁngela GARCIA-BLANCO, Madrid \nSusana GOMEZ, Mertola \nSantiago MACIAS, Mertola \nMargarita SANCHEZ-LLORENTE, Madrid \nClaudio TORRES, Mertola \n \nCoordination \nMiguel GARCIA, Madrid \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"*Mudéjar* sanatı en başta, özgünlüğüyle insanı etkiler. İster İslami, ister Hıristiyan kaynaklı olsun, hiçbir başka sanatla karşılaştırılması mümkün değildir çünkü yalnızca Ortaçağda, İber Yarımadasında bir araya gelmiş olan tarihsel koşulların ürünüdür. \nHıristiyan krallar Endülüs'ü adım adım ele geçirdikçe, başka yerlerden insanları hemen buralara taşımakta zorlandıkları için, Müslümanların yeni fethettikleri bu topraklarda yaşamasına, din, dil ve şeriatlarını korumasına izin verdiler. *Mudéjar*'lar (Arapçada *müdeccen*) yani Hıristiyan topraklarda yaşayan Müslümanlar, yeni toplumla kaynaşarak üst sınıfa hizmet verdiler ve renkleri, egzotikliği, lüksü ve inceliğiyle Hıristiyan krallarının ve soylularının gözlerini kamaştıran Müslüman âdetlerinin ve sanatının taşıyıcısı oldular. \nMudéjar sanatının temel özelliği, malzemenin –tuğla, alçı, ahşap ve seramik- kullanılan teknikle ve İslam estetiğine özgü bezeklerle mükemmel bir şekilde bütünleşmesidir. Mudéjar sanatını, İslam sanatının Hıristiyan toplumda sürüp gitmesi olarak değerlendirenler de vardır; ama bu yorum sadece formlar için geçerlidir çünkü Mudéjar sanatında, inşa ve bezemeye getirilen çözümler İslam kültürüne değil, Hıristiyan kültürüne ait değerleri yansıtır. \nÖte yandan, İslam sanatının öğelerinin Batı geleneğinin unsurlarıyla mükemmel bir şekilde kaynaşmasıyla yepyeni bir sanat doğmuş, Romanesk, Gotik, ya da Rönesans üslubuyla bir araya gelmesine göre de dallanıp budaklanmıştır. Bu bakımdan Mudéjar sanatı gerçek anlamda ne İslam sanatına aittir, ne de Batı Hıristiyan sanatına. İki kültür arasındaki yeriyle, Hıristiyanların, Yahudilerin ve Müslümanların yan yana yaşadığı karma bir toplumun sanatsal ifadesi olmuştur. Dolayısıyla sanat tarihinde tamamen benzersiz bir olgudur. \nMudéjar sanatı 16. yüzyılda gerilemeye başladı, 1609'da Moriskoların kovulmasıyla da tamamen çöktü. Bununla birlikte Mudéjar üslubu, bilinen anlamda Baroğun yükselmesine kadar bir bakıma 'barok' bir zevki beslemeye devam etti.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/mudejar_art/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/26/portal_image/1.jpg","display_order":17}}},"120cbd81-d9a2-540e-a178-dc11c283fc2d":{"title":"Müslüman Kadınların Özel Yaşamı"},"4a1c6f21-6004-562f-a51b-159ea077a327":{"title":"Mezar Taşları: Taşa Kazınan Bellek","description":"Ölülerini son istirahatgâhına yalın, gösterişsiz bir şekilde götürmeyi Batılı Müslümanlar düstur bellemişti. Müslüman mezarlıkları şehrin dışına, ama ziyareti kolay olsun diye yakına kurulurdu. Ölenlerin akrabaları genellikle cuma günü, namazdan önce kabristana gider, Kur'an okuturlardı. Bunun tek istisnası, ölülerini saray külliyesinin içine gömen hükümdar ailesiydi. Cenaze, yüzü Mekke'ye dönük olarak, sağ yanının üstüne, doğrudan toprağa gömülürdü.","quote":"*Gömü alanları: Kabristanlar*"},"646ebdd8-a486-5d6b-8cd6-0d16de835996":{"title":"Kudüs Haçlı Krallığı’nda Kültür","description":"Aynı dönemin bir başka tarihçisi ve seyyahı olan el-Huravi (öl. 1215), Haçlıların kubbenin etrafına yaptırdığı demir parmaklığı anlatıyor: \"Bu kayayı Frenklerin zamanında gördüm; Mescid-i Aksa'nın kuzeyindeydi ve evlerdeki gibi demir bir parmaklıkla çevriliydi. Kayayı çevreleyen bu demir parmaklığın yüksekliği iki kulaçtı\".","quote":"*“'Kayayı çevreleyen bu demir parmaklığın yüksekliği iki kulaçtı.'”*"},"282bf248-cb40-5b24-9d50-166d75b8a10e":{"title":"Dünyanın Geri Kalanı: Diplomatik Temaslar ve Uluslararası Ticaret"},"f9582527-5e66-53ac-b264-520c2d4cf28b":{"title":"Abbasi Seramikleri"},"7bb30298-992c-56ba-a331-b96f90384fbb":{"title":"Hıristiyan Sicilya ve İslam Figüratif Kültürü: Temelleri ve Sürekliliği","description":"Klasik, Bizans ve İran öğeleri eklenmiş olsa da, Sicilya'da, Akdeniz havzasında İslam sanatı ile ilgili olarak karşılaşılabilecek en değerli örneklerden bir kısmının Hıristiyan Norman Krallığı tarafından bırakılmış olması ilginçtir. Yeni hanedanlık, seleflerini inkar etmeye çalışmak yerine, İslam kültürünü ve geleneklerini bilinçli bir şekilde asimile etmiş ve sunabileceği rafine kültür için yüzünü dönemin Müslüman dünyasına çevirmiştir. İki kültür arasındaki temaslar, adada kalan Müslümanlarla sınırlı olmayıp Norman sarayı ile Kahire'deki Fatımi halifesi arasındaki ilişkilere kadar yayılmıştır. Örneğin Halife el-Hafız (h. 1131–49) ile II. Ruggiero arasındaki hediye alışverişi ve diplomatik ve ticari ilişkiler bunun göstergesidir. Normanların saray atölyelerinde çalıştırılan zanaatkârlardan bazıları muhtemelen Mısır'dan gelmişti.","quote":"*'Sicilya'da İslam sanatının en değerli örneklerinden bir kısmını Normanlar bırakmıştır.'*"},"5ff53527-c223-5816-b616-a7a036304f06":{"title":"Anıtsal Hüsnühat","description":"Minimalist ve köşeli Kûfi yazı, mimari üzerinde yer alan ilk anıtsal hüsnühat stilidir. Daha sonra 11. yüzyılda, harflerin ucunda bitki motifleri yer alacak şekilde geliştirilmiştir. Kayrevan Ulu Camii'nin maksurasında görülen yazı buna örnek verilebilir. Kûfi yazı, yatay ve dikey çizgileriyle binaların birçok mimari özelliğini, özellikle destekleri ve payandaları kusursuz bir şekilde tamamlamış olsa da, 12. yüzyıldan itibaren anıtsal yapılar, Mısır'daki Sultan Baybars Hankâhı örneğinde görüldüğü gibi, daha yumuşak hatlı olan nesih yazı ve hüsnühattın başka stilleriyle de süslenmiştir.","quote":"*'Minimalist ve köşeli Kûfi yazı, mimari üzerinde yer alan ilk anıtsal hüsnühat stilidir.'*"},"67d05c74-9479-5504-9b95-28708620c776":{"title":"Kahire, Şam ve Kudüs: Memluk Entelektüel Yaşamının Merkezleri","description":"Şam, Memluk Sultanlığı'nın siyaset, sanat ve entelektüel faaliyetler açısından ikinci önemli merkezi olarak parlıyordu; bu, dini diyaloğun ve bilimdeki ilerlemenin somut bir göstergesiydi. Buradaki başarılı medreselerde ve yüksek eğitim kurumlarında, tıp, coğrafya ve diğer doğa bilimleri ile ilgili ufuk açan kitaplar kopyalandı ve yayınlandı.","quote":"*'Şam, Memluk Sultanlığı'nın siyaset, sanat ve entelektüel faaliyetler açısından ikinci önemli merkezi olarak parlıyordu.'*"},"57d4f9c5-7846-5502-a124-d07a4d4ecfee":{"title":"Seyahat ve Ticaret","description":"Ortaçağda seyahat etmek riskliydi ve Akdeniz, Orta Asya ve Arabistan arasındaki ticaret ve hac yolları son derece tehlikeliydi. Frenk Haçlılar saldırıya geçtiğinde, bu yollar daha da riskli hale geldi. Stratejik noktalara Ürdün'deki Kerak ve Şevbek gibi kale ve hisarlar kuruldu. Siyasi düşmanlığa karşın, Müslümanlar ve Frenkler birbirleriyle ticaret yapıp birbirlerinin topraklarından geçti ve birbirlerinden vergi aldı.","quote":"*'**Siyasi düşmanlığa karşın, Müslümanlar ve Frenkler birbirleriyle ticaret yaptı.'*"},"24dccfe7-0ad7-552e-aa3d-ebae78f613d0":{"title":"Saray Yaşamı","description":"Topkapı Sarayı, hükümet merkezi ve padişah ailesinin ikametgâhı idi. İstanbul yarımadasında, bir yandan Haliç'e, diğer yandan ise İstanbul Boğazına ve Marmara Denizine bakan bir noktada kurulmuştur. Büyük bahçelere sahip üç bölümlü (*birun, enderun, harem*) bir külliyedir. \n*Birun*, birinci kapı olan Bab-ı Hümayun (Saltanat Kapısı) ile üçüncü kapı olan Babü's-Saade (Saadet Kapısı) arasındadır. İlk avluda hizmet binaları, darphane, askeri barakalar, bakanlıklar ve diğer hükümet ofisleri bulunuyordu. İkinci avluya Alay Meydanı deniyordu. Burada, 'Kubbealtı' olarak da anılan Divan-ı Hümayun, hazine dairesi, mutfaklar, ahırlar ve haremin girişi bulunurdu. \nTahta çıkma (*cülus*) töreni gibi merasimler, Alay Divanı olarak bilinen ve acil durumlarda yapılan, padişahın da katıldığı toplantıların yanı sıra bayram kutlamaları Babü's-Saade'nin önünde yapılırdı. Sultanın tahtı da bu kapının önüne konurdu; Osmanlı Sultanının Halifelik sembolü olan Sancak-ı Şerif, özel günlerde Hırka-i Saadet Dairesi'nden çıkarıldığı zaman buraya dikilirdi.","quote":"*'Topkapı Sarayı, hükümet merkezi ve padişah ailesinin ikametgâhı idi.'*"},"fb7529af-c345-5f7f-84b9-097ce4ffba20":{"title":"Dokumalarda Geometrik Bezeme"},"e0fad146-3560-5ca0-86d7-06707053fbef":{"title":"Hac","description":"'Hac belki de Yahudilerin, Hıristiyanların ve Müslümanların dini ibadetleri arasında, inananları Kutsal Mekânlara ve manevi tatmine ulaştıran, duygusal olarak en derinden etkileyen öğedir.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nMohammad ABBAS, Cairo \nUlrike AL-KHAMIS, Edinburgh \nElsayed HAMAD, Cairo \nYousef NATSHEH, Jerusalem \nSalah SAYAOUR, Cairo \nTarek TORKY, Cairo \n \nCoordination \nEnaam Selim, Cairo \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Hac, üç semavi dinin, yani Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyetin ibadetlerinin temel bir öğesidir. \nİslam dininde Hac, İslamiyetin şartlarından beşincisi ve sonuncusudur. Diğerleri ise şunlardır: Kelime-i Şahadet ('Allah'tan başka ilah yoktur ve Muhammed O'nun elçisidir') getirmek; günde beş vakit namaz kılmak; zekat vermek; ve Ramazan ayı boyunca oruç tutmak. Hac ibadeti Kur'an'da tarif edilmekte ve şöyle buyrulmaktadır: 'Ve Kâbe'yi haccetmek, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır' (III: 97). Hz. Muhammed'in sünneti ise bu konu ile ilgili ayrıntıları vermektedir. Sonuç olarak fiziksel durumu elverişli ve gerekli maddi kaynaklara sahip bulunan her Müslüman, hayatında en az bir kez Hacca gitmelidir. İslam inancına göre Mekke'deki Mescid-i Haram, ilk olarak İslamiyetten önce ve doğuşundan sonra da peygamber olarak saygı gösterilen Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından inşa edilmiştir. \nİslam dini doğduktan sonra, hac yolculuğu Kur'an'da ve sünnette açıkça tanımlanan farizalara uygun olarak gerçekleştirilmeye başlandı. Karmaşık farizalara sahip hac ibadeti, Zilkade ve Zilhicce aylarında yerine getirilir. Hac ibadeti, günlük giysilerin çıkarılıp zengin ya da fakir tüm erkekler tarafından dikişsiz iki parça beyaz kumaştan oluşan (kadınların giysisi dikişlidir) *ihram*ın giyilmesi suretiyle bir saflık durumunun benimsenmesiyle başlar. Hac süresince müminler hem maddi hem de manevi anlamda saflıklarını korumak durumundadır. Mekke'deki Mescid-i Haram'da, hacılar Kâbe'yi yedi kez tavaf edip cami külliyesi içerisindeki Safa ve Merve olarak bilinen iki tepe arasında *Sa'y* yürüyüşünü gerçekleştirir. Zilhicce ayının dokuzuncu gününde hacılar, dua etmek ve Allah'tan mağfiret dilemek için Arafat Dağında vakfeye toplanır. Hac ibadeti, Zilhicce ayının onuncu günündeki, Müslümanların en önemli bayramı olan Kurban Bayramı ile son bulur. Hac, Müslümanların hayatlarındaki en önemli deneyimdir ve müminlere günahları için af dileme ve yaşamlarına yenilenmiş ve arınmış bir şekilde dönme fırsatını sunar.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/pilgrimage/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/29/portal_image/1.jpg","display_order":8}}},"1abd2666-7a05-5c9a-8f4d-991a0fac4643":{"title":"Kudüs Haçlı Krallığı’nda Kültür","description":"İbn Cübeyr'in *Seyahatname* ve Usame bin Munkız'ın *Anılar* adlı eserlerinde anlatılanlar, Müslüman cemaatin bakış açısını ortaya koyar. Şeyzar Kalesinde yaşayan yazar, diplomat ve siyasetçi Usame (1095–1188), Nureddin ve Salaheddin'i ve onların Frenk düşmanlarını şahsen tanıyordu. Usame, Kudüs'e yaptığı bir ziyareti anlatır: 'Kudüs hacılarını koruyan ve arkadaşlarım olan şövalyelerin işgali altında olan Mescid-i Aksa'ya girdiğim zaman, içinde namaz kılabilmem için bitişikteki camiyi boşaltırlardı.' Bir gün Usame namaza durduğunda bir Frenk duasını böldü ve onu doğuya doğru namaz kılmaya zorladı. Usame'nin şövalye arkadaşları Frenk'i dışarıya çıkardı ve şöyle diyerek ondan özür diledi: \"Bu yabancı, Frenk ülkesinden daha yeni geldi. Daha önce doğu haricinde bir yöne doğru ibadet eden birini görmemiş.\"","quote":"*'“Şövalyeler, namaz kılabilmem için bitişikteki camiyi boşaltırlardı.'\"*"},"fc7c939a-850e-5462-8ba3-c2aa03ed101f":{"title":"İbadet Mekânı: Cami"},"d0f2de47-bb3f-5401-adda-d70b0bdc2f1c":{"title":"Hayvan Tasvirleri"},"c1e27de3-f47f-5dbf-a939-9b3c100f2f30":{"title":"Resmi Sanat Koruyuculuğu","description":"Emeviler için, mimari alanındaki sanat koruyuculuğu genelde yeni inancın ve özelde kendi hanedanlarının gücünün göstergesiydi. Kudüs'teki Kubbetü's-Sahra ve Mescid-i Aksa ile Şam Ulu Camii gibi önemli yapılar, Emevi himayesi altında inşa edildi. \nİslamiyete özgü bir mimari tür olarak camiler, Hz. Muhammed'in Medine'deki evine dayanılarak Emevilerden önceki erken İslam döneminde ortaya çıktı. Emeviler, bunlara zamanla her cami için karakteristik bileşenler haline gelen yeni özellikler kattı: ezanın okunduğu *minare*ler, Hz. Muhammed'i simgeleyen *mihrap*lar ve namazı kıldıran imama ya da halifeye ayrılan kapalı bölümler olan *maksura*lar.","quote":"*'Mimari alanındaki himaye, yeni inancın gücünün göstergesiydi.'*"},"7ca8b514-16be-5930-b8ed-1c96b7324e76":{"title":"Müslüman Kadın Hamiler","description":"Müslüman kadınlar, zarif Kur'an'lar ve başka yüksek kaliteli tefrişat bağışlayarak dini yapıların içlerinin güzelleştirilmesine cömert katkılarda bulunmuşlardır. Bu öğeler arasında en şahane olanlarından biri, Fatımi halifesi el-Emir bi-Ahkâm Allah'ın karısının 1133'te Seyyide Rukayya türbesine bağışladığı tik ağacından kakmalı, ince işçilikli mihraptır. Kayrevan Ulu Camii'nde kullanılmak üzere Ziri prensesler tarafından bağışlanmış olan çok sayıda elyazması Kur'an-ı Kerim vardır. Bunların arasında, Umm Milal'in Kur'an'ı ve Ziri prensi Muizz bin Badis'in kız kardeşi Ummü'l-İlu'nun Kur'an'ı bulunmaktadır. Üçüncü bir el yazması ise prens Badis bin el-Mansur'un mürebbiyesi Fatıma tarafından hediye edilmiştir.","quote":"*'Müslüman kadınlar, dini yapıların içlerinin güzelleştirilmesine cömert katkılarda bulunmuşlardır.'*"},"2fd1d033-a4f2-567f-b9d5-a05f8479663e":{"title":"Kur’an-ı Kerim"},"f049cf8d-e79d-5896-ac15-489e32164b03":{"title":"Mudéjar Üslubunda Halk Sanatı ve Dinsel Sanat","description":"Toledo'daki Mudéjar sanatında, tuğladan kör sıra kemerler Kastilya Mudéjarının, ayrıca Muvahhid ve Avrupa Gotik sanatının etkisini yansıtır. Estremadura Mudéjarını da yaratan aynı etkilerdir. Toledo Mudéjar üslubunun kendine has özellikleri arasında şunlar yer alır: Yontulmamış taşlarla tuğlaların bir arada kullanıldığı duvarlar, birbiriyle kesişen kemerlerden oluşan frizlerle süslenmiş cepheler, *alfiz*'li (üzeri dörtgen silmeyle bir kapatılmış) at nalı kemerli kapı ya da pencere açıklıkları ve taştan kübik kaide üzerinde, minareler gibi kiliseden ayrı olarak inşa edilmiş tuğla çan kuleleri.","quote":"*'Çan kuleleri, taştan kübik kaide üzerinde, minareler gibi kiliseden ayrı olarak inşa ediliyordu.'*"},"42f06353-5ef7-51e7-934c-e5dc0f69f7b4":{"title":"Osmanlı Başkenti İstanbul","description":"İmparator Konstantinos tarafından Roma İmparatorluğu'nun yeni başkenti olarak seçilen Byzantium, gelişmeye devam ederek Doğu Roma veya bugün daha çok bilinen adıyla Bizans İmparatorluğu'nun başkenti Konstantinopolis oldu. Kent, stratejik konumuna ek olarak Aya Sofya Kilisesi'nin de dâhil olduğu büyüleyici yapılarıyla da dünyanın ilgisini çekiyordu. Konstantinopolis, Müslüman Arapların birçok kuşatma teşebbüsüne direndi, ancak IV. Haçlı Seferleri sırasında çok zarar gördü. Kent, yüzyıllarca istilalara direndikten sonra, nihayet 1453'te Sultan II. Mehmed tarafından fethedildi. Osmanlılar 1517'de Memlukları yenip halife unvanını alınca, başkentleri de İslam dünyasının merkezi haline geldi ve şu isimlerle anılır oldu: Konstantiniyye, Asitane, Dersaadet ve İstanbul. İstanbul, 1922 yılına kadar Osmanlıların başkenti oldu; 400 yıldan uzun bir süre boyunca başa geçen her sultan şehri yeni anıtlarla süsledi ve altyapısını geliştirdi.","quote":"*'400 yıldan uzun bir süre boyunca başa geçen her sultan İstanbul'u yeni anıtlarla süsledi ve altyapısını geliştirdi.'*"},"1b29b6a7-7dc6-567b-aaf0-cbfc9c64fc07":{"title":"Salaheddin Eyyubi Kutsal Topraklarda","description":"Nureddin daha hayattayken, Mısır için giriştiği mücadele sayesinde Salaheddin'in ünü giderek arttı. Nureddin'in 1174'teki ölümünden sonra, 10 yılını diğer Müslümanlarla savaşmakla ve ordusunu güçlendirmekle geçirdi. Mısır ve Suriye'yi topraklarına kattıktan ve 1183'te Halep'i ele geçirdikten sonra, Salaheddin Frenkleri bölgeden çıkarmaya odaklandı. Onlara karşı ilk önemli zaferi, 1187'deki Hıttin Savaşı'nda kazandı. Böylece, ordusuyla bir yıl sonra ele geçirdiği Kudüs'e yürümenin yolunu açmış oldu.","quote":"*'Mısır ve Suriye'yi topraklarına kattıktan sonra, Salaheddin Frenkleri bölgeden çıkarmaya odaklandı.'*"},"fde9c1e2-a19a-570e-98f7-a4cd5e14c12e":{"title":"Saray Törenleri ve Eğlenceleri","description":"Edebi kaynaklara göre iki tür meclis mevcuttu: halk meclisi (*amme meclisi*) ve özel meclis (*has*). İkincisinde sadece halifenin en yakın yardımcıları ve danışmanları bulunurdu. Meclis toplantıları sırasında halife veya temsilcisi yüksekte bir tahtta, meclis üyeleri ise mevkilerine göre otururdu. Örneğin Ürdün'deki Kuseyr Amra'da, Ceriko (Eriha) yakınlarındaki Hırbetü'l-Mefcer'de ve Suriye'deki Kasrü'l-Hayrü'l-Garbi'de, müzisyenlerin, dansçıların ve hediye sunan kadınların betimlendiği çok sayıda ikonografik tasvir bulunur; bunlar, Emevi saray yaşantısının ayrılmaz parçaları haline gelen eğlencelerdi.","quote":"*'Meclis toplantıları sırasında halife veya temsilcisi yüksekteki bir tahtta otururdu.'*"},"6e7d4f2d-b957-51ff-b7ba-274922d1bffb":{"title":"Mudéjar Seramiği","description":"Mudéjar seramikleri içinde en ilgi çekici gruplardan biri, yüzeyleri tamamen geometrik motiflerle, yazılarla, kabartmalarla, tekrarlanarak bir hareket hissi veren kavisli üçgenlerle kaplanmış kap ve mangalları barındıran gruptur. Kompozisyondaki Batı'dan alınma yenilik ise, çok belirgin bir göbeğin etrafında düzenlenmiş motiflerden yansıyan bütünlüktür. Kalıpla yapılan bu göbekli, kabartmalı kaplar kullanılmaktan çok, gösteriş için üretilirdi.","quote":"*'Bu göbekli, kabartma yumurta-ok motifli kaplar lüks eşyalardı.'*"},"17b8ce1b-11e8-500c-ba13-dd3af722e3b4":{"title":"Sultan ve Sarayı","description":"Memluk sultanları aynı zamanda ordularının başkomutanları ve uluslararası diplomasi alanının önde gelen oyuncularıydı. Sultanın otoritesi ve ihtişamı, görkemli törenlerde, muhteşem saraylarda ve avcılık gibi ayrıcalıklı uğraşılarda ifadesini bulurdu.","quote":"*'Sultanın otoritesi, törenlerde ve muhteşem saraylarda ifadesini bulurdu.'*"},"527ffe44-a653-52d5-b537-96b6f979648a":{"title":"Suriye","description":"Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyılda giderek güçlenen, refah seviyesi artan ve sanayileşen bir Avrupa ile baş etmek durumundaydı. Geleneksel medreseler ve camiler, artık modern bir toplumun eğitim kurumları olarak yeterli görülmüyordu. Örneğin Şam’daki Sultan Çakmak Medresesi, Rüştiye Mektebi adı verilen bir çeşit sivil hazırlık okuluna dönüştürüldü. Burada Osmanlı ve Avrupa tarihi, edebi ve resmi yazı ve Fransızca, Osmanlıca ve Farsça gibi bir dizi dil öğretiliyordu, ancak öğretilenler arasında Arapça ve Arap tarihi yoktu. \n20\\. yüzyılın başlarında bu reformlar geri tepmeye başladı çünkü Hıristiyan azınlıklar ve Türk kökenli olmayan Müslüman çoğunluklar, birlik ve boyun eğmeden ziyade kendi kimliklerinin ve serbest ifade özgürlüğüne sahip olmanın peşine düştü. Şam’daki Mektebu Anbar, yeni bir eğitim merkezi ve Arapların siyasi uyanışlarının odak noktası haline geldi.","quote":"“Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyılda giderek güçlenen, refah seviyesi artan ve sanayileşen bir Avrupa ile baş etmek durumundaydı.”"},"071e3e6e-8e36-5c3c-8643-17ee9ac60138":{"title":"Saray ve Sanat","description":"Osmanlı İmparatorluğu, sarayda özel bir eğitim alan görevlilerce idare edilen merkezi bir devletti. Bu sistem, geniş Osmanlı topraklarının her köşesinde tek tip bir dekorasyon üslubunun kullanılmasına yol açmak suretiyle Osmanlı sanatı üzerinde derin bir etkiye yol açmıştır. Topkapı Sarayı'nı dekore edip İstanbul'da ve imparatorluğun geriye kalan yerlerinde çalışan mimarlar ve zanaatkârlar, Sarayın başmimarının denetimi altındaydı. \nSanat atölyeleri önce Edirne'de kuruldu, İstanbul'un fethedilmesiyle de Topkapı Sarayı'na taşındı. Ancak zanaatkârların sistemli şekilde örgütlenmesine 15. yüzyılın başlarında başlandı. Bazen, İstanbul'daki loncaların birine bağlı ya da imparatorluğun başka bir yerinden bir zanaatkâr, davet üzerine belli bir atölyede çalışmayı seçerdi.","quote":"*'Merkezi sistem, geniş Osmanlı topraklarının her köşesinde tek tip bir dekorasyon üslubunun kullanılmasına yol açtı.'*"},"0e4ca3d5-ad07-5906-884a-7b4b89c83f5c":{"title":"Mısır"},"982c8126-411c-56dc-8e82-defe108e4e2e":{"title":"Lüks İhracat","description":"İslam sanatının güzelliği ve zarafeti, yüzyıllarca Batı'nın hayranlığını uyandırmıştır. Örneğin Ortaçağda, Orta Doğu kökenli kumaşlar ve dekoratif ürünler, kilise hazinelerine eklenen popüler parçalardı. Osmanlı İmparatorluğu'nun yükselişi ve dünyadaki ekonomik sistemin gelişmesiyle beraber, filizlenen Osmanlı sanatının ürünleri tüm dünyada büyük bir talep görüyordu. Günümüze ulaşan Osmanlı sanatı eserlerinin büyük bir bölümü, ihracat amaçlı olarak üretilmişti. Osmanlı İmparatorluğu'nun bir zenginlik ve lüks ülkesi olarak imajı, büyük ölçüde yaygın bir pazar ve han ağından edinilen bu tür sanat eserlerinden kaynaklanıyordu.","quote":"*'Filizlenen Osmanlı sanatının ürünleri tüm dünyada büyük bir talep görüyordu.'*"},"8d1948a8-5d3f-58f4-be9a-e443a4b2078b":{"title":"Bilim ve Bilgi","description":"Müslümanlar bilimsel alanda, dünyadaki en ileri seviyeye ulaştılar. Bizans ve Sasani İmparatorluklarının fethinden sonra Müslümanlar onların kütüphanelerine de ulaşarak, klasik Antik dünyanın ve Doğu'nun kitaplarda mevcut olan bütün birikimini tercüme etme ve keşfetme şansına kavuştular. Bu sayede bütün bilimlerde, tabii bilimin temeli olan din bilimlerinde de ileri gittiler.","quote":"*'Yüksek eğitim merkezi: Medrese'*"},"19908cb0-74da-580e-b6b3-2b320477903e":{"title":"Ağlebiler: Abbasilerin Kalkanı","description":"Abbasi topraklarının genişliğinden ve 800 yılında birçok düşman İslam gücünün sınırlara dayanmasından dolayı, Abbasiler, Endülüs'te Emevileri ve Fas'ta İdrisileri dizginlemek için kuzey Afrika'da Ağlebi Eyaletini kurdu. Abbasi Halifesi Harun Reşid (hd. 786–809), eyalet olarak yönetmesi için İfrikiye'yi (bugünkü Tunus ve doğu Cezayir) İbrahim bin Ağleb'e verdi. Ağlebiler, 800 ile 909 yılları arasında Abbasilerin İfrikiye'den sorumlu tımar sahipleri oldu. Ağlebiler, birçok şehri yeniden kurdular ve Tunus kıyılarında birkaç yüzyıl önce Sicilya'yı fethetmiş olan Bizanslıları durdurmak amacıyla çok sayıda askeri kale inşa ettiler. Ağlebiler ayrıca yerel yönetimi düzenlediler ve kuzey Afrika ile Orta Doğu arasında iletişim hatları kurdular.","quote":"*'**Halife Harun Reşid, eyalet olarak yönetmesi için İfrikiye'yi İbrahim bin Ağleb'e verdi.'*"},"c6bda72b-5fc2-5242-a86c-73e57fb7f25b":{"title":"Ağlebiler: Abbasilerin Kalkanı","description":"Kuzey Afrika'nın orta bölümüne ek olarak, Malta, Sicilya ve güney İtalya da Ağlebi egemenliğine girdi. Ağlebiler, kendilerini Abbasilerin geniş bir özerkliğe sahip tımar sahipleri olarak görüyor ve Abbasi başkenti Bağdat'la ilişkilerini eyaletlerine gelip giden, tüccarlardan ve bilim adamlarından oluşan kafileler sayesinde sıkı tutuyordu. Bu kafilelerden biri, Kayrevan Ulu Camii'nin mihrabını süslemekte kullanılan lüster sırlı çinileri taşımıştır. Abbasi Halifesi Mustain (hd. 862–66), Ağlebilerin sadakatinin bir karşılığı olarak Zeytuna Ulu Camii'nin mihrabının üzerindeki kubbenin yapılması emrini vermiştir.","quote":"*'Ağlebiler, bağlı oldukları Abbasi halifeleri gibi davranıyordu.'*"},"01b9c0b5-6a02-5be0-aa1a-2dead40ce2ff":{"title":"Bazı Bitki ve Çiçeklerin Yeri","description":"Lalenin yanı sıra karanfil de şiirsel olarak İlahi güzelliği hatırlatmak ve manevi düşünceleri harekete geçirmek için kullanılan bir çiçekti. Dolayısıyla bu çiçek de İslam sanatında ve özellikle Osmanlı sanatında sık sık karşımıza çıkar. Ancak kullanılan çiçek ve bitkilerin hepsi İslam dünyasının kültürel bağlamından gelmiyordu. Örneğin bol üzüm salkımlı ve bollukla ebedi hayatı çağrıştıran asmalar Hellenistik çağlardan İslamiyete ulaşırken, ruh saflığının Doğu'daki simgesi olan lotus çiçeği de İslam repertuarına 13. yüzyılda Moğollar tarafından sokulmuştu.","quote":"*'Kullanılan çiçek ve bitkilerin hepsi İslam dünyasının kültürel bağlamından gelmiyordu.'*"},"fc555000-73aa-597e-83a9-aecade079247":{"title":"Savunma Sistemi","description":"Müslüman Batı'da surların iki işlevi vardı: Sınırları korumak, ve bir de, hiç bitmeyen iş çekişmeler karşısında fethedilen toprakların idaresini sağlamlaştırmak. İlk başta savunma sistemleri dağınıktı ve isyankâr topluluklara boyun eğdirmek amacıyla inşa ediliyorlardı. Sonradan bunlar giderek karmaşıklaştı, Muvahhidler zamanında da bütün Batı'ya yayıldı. Ve nihayet mancınık, koçbaşı, hareketli savaş kulesi ile saldırma stratejisi benimsendi.","quote":"*'Bir savunma sisteminin gelişimi'*"},"91a64bcb-07fa-5fe8-a772-1643e67fe98b":{"title":"Su Kullanımı: İçme ve Temizlik","description":"Çöl bölgelerinde su kıt ve dolayısıyla değerli olduğundan, insanların su içmek ve yıkanmak için kullandıkları gereçler çoğunlukla bol süslemelidir. Yukarı Mısır'daki Kus eyaletinin Memluk valisinin evi gibi zengin evlerde, yemekten önce ve sonra kakmalı maden ibriklerden misafirlerin ellerine su dökülür ve ellerin altına bir leğen tutulurdu. Memlukların kakmalı maden leğenlerinin iç tabanları çoğunlukla, leğen su ile dolduğunda yüzmeye başlayacaklarmış gibi duran iç içe geçmiş balıklarla bezenirdi. Benzer şekilde, Çinlilerin *seladon* seramiklerini taklit eden yeşil sırlı Memluk çömleklerinde de balık motifine rastlanır.","quote":"*'Çöl bölgelerinde su kıt ve dolayısıyla değerlidir.'*"},"196db830-546b-584c-a36c-48974bbb7a0a":{"title":"Sultan ve Sarayı","description":"Halifeliğin Kahire'de yerleşmesiyle, İslam dünyasındaki birçok Müslüman lider iktidarlarının meşrulaştırılması için gözlerini Mısır'a çevirdi. I. Baybars, Kalavun, Nasreddin Muhammed bin Kalavun, Hasan ve Kayıtbay gibi enerjik Memluk sultanları, devletin her köşesinde muazzam camiler ve dini kurumlar yaptırdı. Bunların içini tefriş ettirdi ve elyazması Kur'an'ların üretilmesi emrini verdi.","quote":"*'Memluk sultanları, muazzam camiler ve dini kurumlar yaptırdı.'*"},"89e7d33e-fcb7-5aa7-9d7f-b32dc0373d7c":{"title":"Üç Kültürün Birlikteliği","description":"Kimi zaman tarihsel değerlerinden dolayı, kimi zaman yeniden kullanılmak üzere, ya da sadece maddi değerleri için, başka bir dine ait dini eşyalar dini kurumlar tarafından korunmuştur. Bunlar, Müslüman Batı'nın tarihinde yer alan farklı kültürleri ve mirası daha iyi tanımamızı sağlıyor.","quote":"*'Dini kurumlar, mirasın koruyucuları'*"},"6a1bdb93-67a9-5fa8-b419-7479fb504783":{"title":"Kûfi Yazı","description":"İslamiyetin ilk yıllarında, Kûfi yazı Kur'an'ın kopyalanmasına yönelik başlıca hat idi. Bu yazı ayrıca sikkeler ve yapılar üzerinde de kullanılıyordu. Kûfi yazı, *muhakkak* yazısının türediği basık ve sık bir biçimden, daha sonra *sülüs*, *Mağribi* ve *rik'a* yazılarına ilham veren daha yumuşak hatlı bir biçime kadar çeşitli gelişim aşamalarından geçmiştir. Kûfi yazının çeşitli türleri zamanla standart hale geldi. Bu yüzden bir yazıtı sadece hattına bakarak belli bir bölgeyle özdeşleştirmek ve ilişkilendirmek neredeyse imkânsızlaştı.","quote":"*'İslamiyetin ilk yıllarında, Kûfi yazı Kur'an'ın kopyalanmasına yönelik başlıca hat idi.'*"},"9829971b-8342-5ad0-adce-e00bc28b63c2":{"title":"Bazı Bitki ve Çiçeklerin Yeri","description":"Müslüman kültüründe her zaman bitkilere ve çiçeklere derin bir sevgi duyulmuş ve bahçelere özen gösterilmiştir. Birçok bitki sadece güzelliği ya da şifa verici özelliği nedeniyle değil dini veya ilahi anlamı nedeniyle de tercih edilmiştir. Doğanın mucizeleri olarak, bunlar Allah'ın yaratma ve hayat verme gücünün bir başka işaretiydi. Bitkilerin her yıl çiçeklenip ölmesi, kişileri insanın durumu ve İslamiyetin tüm gerçek inananlara bulunduğu dirilme ve Cennette ebedi bir hayat yaşama vaadi üzerinde düşünmeye davet ederdi.","quote":"*'Belli bitki ve çiçekler çoğunlukla dini veya ilahi anlamı nedeniyle tercih edilirdi.'*"},"c847fdb4-fe99-5430-96ad-f2a1a1bedc31":{"title":"Mezar Taşları: Taşa Kazınan Bellek","description":"Murabıtlar devrinde, önce Endülüs'te, sonra Mağrib'te, mihrabı simgeleyen, sütunlar üzerine dekoratif sepetkulpu kemer oyulmuş, yeni bir mezar taşı türü ortaya çıktı. Kemerin içindeki yazılar, genellikle her yerde olduğu gibi burada da ölünün isminden, soyundan, unvanlarından ve ölüm tarihinden ibaretti; bunun yanı sıra dindarlığına övgüler, Kur'an'dan ayetler ve dini ibareler de yer alırdı.","quote":"*Bezemeli mezar taşları*"},"22ad153f-423c-5508-a362-937e5100efd8":{"title":"Savaş ve Binicilik","description":"Süvarilerin başarısı yoğun çalışmadan ve kaliteli ekipmandan ileri geliyordu. Askerler bir hipodromda (*meydan*) eğitim görüyordu ve burada çok zorlu talimler yapıp polo ve cirit gibi spor müsabakalarına katılıyordu. Savaşta, Türk askerleri değişik taktikler uyguluyordu ve düşmanları belli bir mesafedeyken ok, yakınlarında iken ise mızrak ve kılıç kullanıyordu. Arap ve Türk savaşçıları mızrak kullanmada ustaydı ve atlarını son sürat sürerken düşmanlarını vurabiliyordu. Kılıçlar çok değer verilen silahlardı ve çoğunlukla yapıldıkları yere veya kullanılan madenin esnekliğine ya da sertliğine göre sınıflandırılıyordu. Müslüman askerlerin kalkanları genellikle daire şeklindeydi, ancak uçurtma şeklindeki kalkanlar da Müslüman, Bizans ve Frenk ordularında yaygındı.","quote":"*'Kılıçlar yapıldıkları yere ve metalin esnekliğine ya da sertliğine göre sınıflandırılıyordu.'*"},"5374f1d7-28b8-5e64-8bb8-d12ba84fb6a1":{"title":"Mücevherat: Zenginlik, Saygınlık, Güven"},"ca03bc94-3139-59a8-a6bb-af5e1368a210":{"title":"Kitap Sanatlarında Geometrik Bezeme","description":"Kur'an'ın kutsiyetinden dolayı, müzehhipler ilk (*zahriyye*) ve son (*hâtime*) sayfaların tezhibine büyük özen gösterir, bazen bütün sayfayı donatırlardı. Her sure, 'serlevha' denen, taç şeklinde bir tezhiple başlatılırdı. Bunun yanı sıra sayfalar geometrik motiflerden bir cetvelle çevrilebilirdi. Ketebede genellikle kitabın yazıldığı yer ve tarih, bazen kimin için üretildiği kaydedilirdi.","quote":"*'Müzehhipler Kur'an'ın ilk (*zahriyye*) ve son (*hâtime*) sayfalarını büyük bir özenle bezerlerdi.'*"},"2c60ed37-eb2d-5736-98a0-24252466e0a4":{"title":"Osmanlı Topraklarında Batı Etkisi","description":"19. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu, modernleşmek adına merkezi bir yönetim sistemi benimsemeye başladı.","extra":{"credits":"BATI ETKİSİ \n \nKüratör ve yazarlar \nMohamed ABBAS, Kahire \nInci KUYULU ERSOY, Izmir \nAida NAGHAWI DODO, Amman \nZena TAKIEDDINE, Şam \nSaloua ZANGAR, Tunus \n \nKoordinasyon \nMehmet KAHYAOGLU, Brüksel \n \nWeb tasarımı \nTENTWELVE, Brüksel \n \nFotoğraflar \nLütfen veritabanına bakınız \n \nÇevirmen ve editörler \nLütfen genel künyeye bakınız","intro_text":"Osmanlı İmparatorluğu'na sadece bugün Türkiye Cumhuriyeti olarak bildiğimiz topraklar değil, farklı etnik kökenlere sahip, birçok farklı dil konuşan ve çeşitli dinlere inanan insanların yaşadıkları çok daha geniş topraklar da dâhildi. Böylesi çeşitlilik içerisinde, bugün Osmanlı İmparatorluğu'nun Batılılaşma dönemi olarak adlandırılan 18. ve 19. yüzyıllarda Batı etkisinin farklı zamanlarda ve farklı şekillerde ortaya çıkması kaçınılmazdı. \n19\\. yüzyıla kadar, imparatorluk padişahlarca atanan beylerbeyleri tarafından yönetilen eyaletlerden ve sancakbeyleri tarafından yönetilen sancaklardan oluşuyordu. \nBu sistemde, imparatorun görevlerinin bir kısmını yerel birlikler, dini gruplar ve vakıflar üstleniyordu. Bu durum, sanat ve mimaride yerel özelliklerle birleştirilmiş Osmanlı beğenisinin bir sentezine yol açtı. 19. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu, modernleşmek adına merkezi bir yönetim sistemi benimsemeye başladı. Bu yeni merkezi sistemde, yapımı doğrudan imparatorluk tarafından üstlenilen kamusal ve hükümet binalarının inşasıyla eyaletler daha sıkı bir kontrol atına alındı. Böylelikle, her ne kadar İstanbul ve Anadolu'da kesin bir Batı etkisi altındaki ilk mimari örnekler 18. yüzyılda dikilmişse de, diğer bölgelerde bu etki 19. yüzyıldan itibaren görülmeye başlamıştır. İmparatorluğun büyük şehirleriyle Avrupa arasındaki doğrudan ilişkilerin gelişmesi ise Batı etkisinin imparatorlukta başka büyük değişikliklere yol açan bir diğer önemli yönüdür. \nMısır'da bir süreliğine bağımsız bir devlet kuran Osmanlı valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa döneminde, bölgede Avrupa ile güçlü bir siyasi ve ticari ilişki kuruldu. Bu ilişki İstanbul'da yansımasını güçlü bir şekilde buluyordu ve yazları bu şehirde oturan Mısır elitinin yol açtığı etkilerde görülüyordu. Kuzey Afrika'nın batı bölümü üç eyaletten, yani bugün Libya olarak bilinen Trablusgarp, Tunus ve Cezayir'den oluşsa ve İstanbul tarafından atanan valiler tarafından yönetilse de, bu bölgelerin gerçek otoriteleri, *dayı* adı verilen ve doğrudan ilişkiler yoluyla tüm Avrupa'da tanınan yerel yöneticilerdi. Bölgenin idari ve sosyal sistemindeki değişim, Osmanlı İmparatorluğu'nda Batı kültürünün yayılmasının gerçekleşmesine ve hızlanmasına yardımcı olmuştur.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/western_influence/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/42/portal_image/1.jpg","display_order":18}}},"55b7928a-e3bd-5865-b4c6-975a8167121f":{"title":"Cennet Bahçesinin ve Hayat Ağacının Görünümleri","description":"İslam sanatında, cennetteki Hayat Ağacı kavramına belli bir ağaç türünü resmetmeden atıfta bulunulur. Ancak stilize tasvirler, her zaman bitkilerin gürlüğünü, gölge sağlayan yapraklı dalların bolluğunu ve bereketi çağrıştırır. Bazen ağaç tasvirinin yerine, içerisinde renkli çiçeklerin bulunduğu lüks bir vazo alır. Bu motifin kökeni, İslamiyet öncesinden Hellenistik Hayat Çeşmesi kavramına gider ve hem Müslümanların bahçelerinde sergilenen pahalı çiçek aranjmanlarını hem de Cennet Bahçesinin çiçekli güzelliğini anımsatır.","quote":"*'Cennetteki Hayat Ağacı tasvirleri bitkilerin gürlüğünü, gölge sağlayan yapraklı dalların bolluğunu ve bereketi çağrıştırır.'*"},"6780505e-c91f-5e51-8a78-74d186fc4a0b":{"title":"Norman Fethinden Önce ve Sonra Müslümanlaşan Topluluklar","description":"Etkileyici *kanat* ağı gibi İran kaynaklı hidrolik mühendisliği projelerinin yanında eski çağların bilgilerine dayanan sulama ve çiftçilik tekniklerinin daha az verimli bölgelerde benimsenmesi, İslam dönemindeki arazi yönetiminin öne çıkan yönlerinden bazılarıydı.","quote":"*'Çiftçilik ve sulama teknikleri, arazi yönetiminin öne çıkan yönlerinden bazılarıydı.'*"},"be3643d7-c50e-574a-9d16-2e5d7e04d722":{"title":"Kitap Sanatlarında Geometrik Bezeme","description":"Dinle ilgili kitaplarda her türden canlı tasvirinin yasak olmasından dolayı, bezemeler soyut geometrik motiflerle, başka bir deyişle geometrik çizgilerin ağırlıkta olduğu bezemeyle sınırlı kaldı. Ciltçiler, hattatlar, müzehhipler gibi farklı uzmanlık alanlarından sanatkârların meylettiği bu üslup, sonradan dokumacılığa, maden işlerine, marangozluğa, anıtsal yazılara ya da mimari süslemelere de yansımıştır. \nKur'an, genellikle kısa kenarı üste gelen bir dikdörtgen şeklindedir, ama kare ya da enlemesine açılan, dikdörtgen Kur'an'lara da rastlanır.","quote":"*'Kur'an'ın bezenmesi için, ciltçiler, hattatlar, müzehhipler bir araya geldi.'*"},"8c88e6e2-52cb-52db-ae22-4a2afe00294d":{"title":"Dokumalarda Geometrik Bezeme","description":"Dokumalarda yazı, özellikle düz hatlı, köşeli, geometrik Kûfi yazı da bir bezeme unsuru olarak kullanılır. Yazı genellikle kumaş yüzeyine kuşaklar halinde yayılır, ama aynı zamanda çeşitli geometrik motiflere de uyum sağlayabilir. Öte yandan harflerin gözleri de geometrik desenlerle doldurulur. Dokumaların üzerindeki yazılarda kumaşın yapıldığı yer belirtilir, Allah'a ve hükümdarlara övgüler düzülür. Bazıları da Kur'an'dan ayetler ya da şiirlerdir.","quote":"*'Yazı kumaş yüzeyine kuşaklar halinde yayılır.'*"},"da37f448-7c1f-5fc6-ac49-a3a689b3f87a":{"title":"Saray Törenleri ve Eğlenceleri","description":"Bir akademisyene göre, sürekli olarak tekrar eden rakkaseler, av ve müzikli eğlence sahneleri sadece anlamsız aktiviteler değil, yöneticilerin zevk aldıkları ve boş zamanlarında uğraştıkları işlerdir. Bunlar, *Meclisü'l-Lahu*'da, yani saray eğlencelerinin yapıldığı mekânda, icra ediliyordu. Bu eserlerde şehzadelerin hayatları, avlar, ziyafetler ve dans, şarkı söyleme gibi eğlencelerle ilişkilendirilerek ifade ediliyordu. Tüm bunlar, Sasani sarayında yaygın olan temalardı ve emirleri yüceltip büyüklüklerini vurgulama amacına hizmet ediyordu.","quote":"*'Şehzadelerin hayatları, avlar, ziyafetler ve eğlencelerle ilişkilendirilerek anlatılıyordu.'*"},"39c2b16b-ece0-532b-b8a3-a71ce6678645":{"title":"Kutsal Yerlerin Koruyucuları","description":"Aralarında Kudüs gibi yerlerin de bulunduğu kutsal yerlerin sultanlarca himayesi, yenileme, bakım, onarım çalışmaları ve bağışlar şeklinde yansırdı. Ancak Arabistan'da kutsal yerlerle ilgili karar verme yetkisi yerel yöneticilerde bulunduğundan, verilen inşaat ve bakım izinleri bağış sahibine tanınan ayrıcalıklardı. Bu bakımdan Osmanlıların buralara gösterdikleri ihtimam, bu kentler üzerindeki egemenliklerinin de simgesiydi.","quote":"*'Osmanlıların kutsal yerlere gösterdikleri ihtimam, bu kentler üzerindeki egemenliklerinin de simgesiydi.'*"},"01a3e026-0ee5-5a3c-ada4-056b1dbede4c":{"title":"Soylu Sınıfa Özgü ve Sivil Mudéjar Sanatı","description":"Müslüman saraylarının lüksünün ve rahatlığının cazibesi aristokrat sınıfın geri kalanını da sardı. Onlar da özel bir sosyal statü göstergesi haline gelen, yeni modaya uygun konutlar inşa ettirip süslettirdiler. İçinde sürdürülen hayat biçimine duyulan hayranlık nedeniyle Endülüs konut modeli kopya edildi, yüksek sütun kaideleri *azulejo*'larla kaplandı, ahşap tavanlar yaygınlaştı, mermerler Müslüman kültürüne ait tipik geometrik, bitkisel, yazılı motiflerle süslendi, bezemeler soylulara ait armalarla, Gotik harflerle yazılmış özdeyişlerle kaynaştırıldı. Bu üslup, üniversitelerin de aralarında olduğu başka türden sivil binalara da yayıldı.","quote":"*'Müslüman saraylarının lüksü ve rahatlığı soyluları cezbetti.'*"},"6df85d25-d81f-566f-8e8a-02540066a550":{"title":"Türkiye","description":"Batılılaşmanın yol açtığı değişim süreci, dönemin sultanlarının kişilikleriyle ilintili olarak algılanabilir ve onların çeşitli kültürel altyapılarına ve düşünce biçimlerine paralel bir olgu olarak kabul edilebilir. Tüm bunların sonucunda, 1839 yılında Tanzimat Fermanı ilan edildi ve Osmanlı sistemine uyarlanan Batı ilkeleri ve idari yapı kabul edildi.","quote":"“...1839 yılında Tanzimat Fermanı ilan edildi ve Osmanlı sistemine uyarlanan Batı ilkeleri ve idari yapı kabul edildi.”"},"72236f27-2ff3-5d56-a623-02606a2fa355":{"title":"Çiçekler ve Arabesk: Ebediyetin ve Allah’ın Birliğinin Görünümleri"},"ef4d7209-5b0a-59f3-aef9-3982ae097af6":{"title":"Başkent Dışında Sanat"},"8d71ce09-ebae-530f-ab2a-0c71746f1822":{"title":"Norman Fethinden Önce ve Sonra Müslümanlaşan Topluluklar"},"aaf61a39-17ed-561e-8fc6-7e7f983d5ddd":{"title":"Mısır","description":"Bu dönemde Osmanlı topraklarında meydana gelen ekonomik, siyasi ve kültürel çöküş, reform amacını taşıyan Batılılaşma eğiliminin altında yatan sebep olmuş olabilir. Bu eğilim, sanatın tüm dallarında görülen Avrupa etkisinin yanında, İslam sanatına özgü bazı öğe ve özelliklerin uyarlanmasına dayanıyordu. Bina ve saraylardaki Batı kaynaklı öğeler, bunlara Osmanlı sultanlarının önem verdikleri bir ihtişam ve gösteriş katıyordu. Bu tarz, mukarnas ve geometrik, bitkisel ve epigrafik motifler gibi İslam sanatına özgü öğelere üstün geliyordu.","quote":"“Bina ve saraylardaki Batı kaynaklı öğeler, bunlara Osmanlı sultanlarının önem verdikleri bir ihtişam ve gösteriş katıyordu...”"},"6f47a9bf-47af-5ba5-80f4-3405332e6bed":{"title":"Sultan ve Sarayı","description":"Memluk devletinin başında, kendisi de liderlik becerileri ile ön plana çıkmış bir Memluk olan sultan bulunuyordu. Kişisel beklentilerinden, faaliyetlerinden ve ilgi alanlarından bağımsız olarak, her Memluk sultanının öne çıkan sorumlulukları mevcuttu. Her şeyden önce sultanlar Sünni İslamın en baş taraftarları ve savunucuları, toprakları dâhilindeki kutsal kentlerin ve yerlerin koruyucuları ve üç yıl önce Bağdat Moğollara teslim olduktan sonra Memlukların müdahalesi sayesinde 1261'de Kahire'de yeniden kurulan İslam Halifeliğinin muhafızlarıydı.","quote":"*'Memluk Sultanı, İslamiyetin en baş taraftarı, başkomutan, devlet adamı ve sanatın hamisiydi.'*"},"a558466d-1411-5f51-bb99-70959fe5d70a":{"title":"Dokumalarda Geometrik Bezeme","description":"Kumaş ya da halı desenlerinde, simetrik olarak karşı karşıya konmuş hayvan motiflerinin çok erken bir dönemde ortaya çıkmış olmasına rağmen, geometrik motiflerden örülü yassı şeritler, zigzaglar ya da çerçeveler baskındır. Bunlar belli bir biçimi olmayan, şematik motifler olmalarına rağmen, gene de ilk başta hangi Antik tasvirlerden doğmuş oldukları anlaşılabilir. Renkler arasında mavinin, sarının, kırmızının farklı tonları ağırlıklıdır. Bunlara altın ve gümüş iplerin de karışmasıyla parlak tezatlı kompozisyonlar ortaya çıkar. \nHalılardaki en önemli yenilik, bütün figüratif tasvirlerin tanınmayacak hale gelecek kadar stilize edilmesidir. Yüzey genellikle çokgen madalyonlara bölünmüştür.","quote":"*'Simetrik olarak yerleştirilmiş hayvanların da aralarında olduğu figürlü tasvirler ortaya çıktı.'*"},"cd32f260-a216-5142-ba1e-9c46b541a116":{"title":"Camiler ve Saraylar","description":"Fatımiler iktidara geldikten sonra, Halife Mehdi 914'te başkent Mehdiye'yi kurdu ve bu esnada Fatımilerin dünya görüşüne uygun olarak Şii halifenin merkezi gücünü yansıtan yenilikçi bir şehir planı benimsedi. Bu plan sonraki tüm Fatımi şehirlerinin görünüşüne ilham kaynağı oldu. Artık caminin yerine, Fatımilerin hem siyasi lideri hem de manevi rehberi olan halifenin görkemli bir şekilde dekore edilmiş çok katlı sarayı şehrin tam kalbinde yer alıyordu; artık halife kent merkezindeki sarayında, şehrin kalbinde oturuyor ve şehir surlarının yakınında bulunan ana camiye yukarıdan bakıyordu.","quote":"*'Fatımiler, Şii halifenin merkezi gücünü yansıtan yenilikçi bir şehir planını benimsedi.'*"},"cca743b1-59ef-5ca4-9e68-aacc9793e3f9":{"title":"İslam Sanatının Oluşumu","description":"Emeviler, 8. yüzyılın ilk yarısında Suriye bozkırlarını lüks ve yoğun bezemeli saraylarla doldurdu. Oluşum aşamasındaki İslam sanatı hakkında bilgiyi kentlerdeki saraylardan ziyade bunlardan elde ediyoruz.","quote":"*'Renkli mozaikler, freskler, alçı kabartma ve mermer kaplamalarla bezeli lüks saraylar.'*"},"8b555882-9559-52d8-ae93-cfbbd27f9bfe":{"title":"Saray Eğlenceleri ve Kutlamaları"},"74c72f22-8df4-5152-a841-ae72115354c3":{"title":"Mısır","description":"Osmanlıların Avrupa sanatına, özellikle de Barok ve Rokokoya olan ilgisi 17. yüzyılda başladı. Osmanlı sultanları, dekoratif sanatlarda ve el zanaatlarında ve cami, saray gibi mimari yapılarda Avrupa kökenli unsurlar kullanmaya hevesliydi. Osmanlıların yapı ve süslemelerinde Barok ve Rokoko etkisinin bolca görüldüğü Avrupalı mimarlar, inşaat işçileri ve dekoratörler görevlendirme eğilimine girdiği 18. ve 19. yüzyıllarda, Batı tarzının benimsenişi Mısır’da ve başka yerlerde iyice arttı. Bu yapı ve süslemelerde düz kenarlardan ziyade spiral biçimli ve kıvrımlı hatlar karakteristiktir. Bazı cami, saray ve sebillerdeki İslami mukarnasların yerini akant yapraklarından oluşan dışa taşkın kornişler aldı. Barok ve Rokoko’nun bilinen prensipleri, o zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun eyaletlerinden olan Mısır’da uygulanmaya başlandı. 1798–1801 yıllarında Fransızların Mısır’a yaptıkları sefer, özellikle başkent Kahire’de göze çarpan Avrupa etkisinin daha da yayılmasına katkıda bulundu.","quote":"“Barok ve Rokoko’nun bilinen prensipleri, o zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun eyaletlerinden olan Mısır’da uygulanmaya başlandı.”"},"27a7074c-9378-500f-b1ed-4b1612e2a219":{"title":"Bazı Bitki ve Çiçeklerin Yeri","description":"Bazı çiçekler son derece popülerdi ve İslam dünyasının sanatında sık sık karşımıza çıkar. Bunların başında gül gelir. Popüler İslam geleneğinde gül, Hz. Muhammed'in cennete yaptığı mucizevî gece yolculuğu sırasında döktüğü bir ter damlasından yaratılmıştır. Gül, ayrıca Allah'ın birliğini de sembolize ederken, taç yaprağı da Müslüman ümmetini simgelemektedir. Başkalarına göre gül, Peygamberin tüm inananların kalbindeki yerini temsil eder. Dikenleri Müslümanların Allah'a ulaşmaya çalışırken aşmak zorunda oldukları zorlukları hatırlatır. Kokusu, gelecekte inananları bekleyen cennetteki gül bahçelerinin kokusuna benzer."},"5ae1c986-c80f-5678-ba60-13ff1b19d638":{"title":"Bereket Arzusu– Kudüs ve Filistin’e Hac Yolculuğu","description":"Hz. Muhammed'in isteği üzerine, Müslüman hacıların daha fazla berekete nail olmaları için yıllık hac ziyaretinden sonra Kudüs'ü ziyaret etmeleri bir gelenek haline gelmiştir. Tabii böylesi bir kutsallık, Kudüs'ün yüzyıllar boyunca Müslüman hayırseverlerin ilgisine mazhar olmasına yol açmıştır. Halifeler, sultanlar ve emirler, şehrin iyi durumda kalmasına katkıda bulunmuş ve ölümden sonraki hayatlarında ödül ve af görmelerini umarak buraya çok sayıda hayır kuruluşu yaptırmıştır.","quote":"*'Kudüs, yüzyıllar boyunca Müslüman hayırseverlerin ilgisine mazhar olmuştur.'*"},"7d659fcb-96c1-59dd-8424-245eaf39b9cd":{"title":"Endülüs-Mağrib Sanatı","description":"Burada görülen, Mağrib kökenli katı dindarlıktan alan aynı sanatın iki farklı aşamasıdır. Bu sanatın Endülüs üzerindeki etkisinin artmasıyla, Cebelitarık Boğazının iki yakasının sanatında ortak özellikler ortaya çıkmıştı. İlk başta gayet sade olan bu sanat, Endülüs'te daha önceden var olan sanatın etkisiyle giderek karmaşıklaştı.","quote":"*'Murabıtlar ve Muvahhidler: Endülüs-Mağrib özelliği taşıyan bir sanat.'*"},"84a22b47-284c-5dd3-8bd8-63874c62d17e":{"title":"Saray Yaşamı","description":"Saray, debdebesinin yanı sıra protokol kurallarına göre yürüyen, zarif hayat tarzıyla da tanınırdı. Bu hayat tarzının içinde akrabalarla ya da elçilerle, yabancı ülkelerin önde gelenleriyle neredeyse sürekli olarak karşılıklı muhteşem hediyeler alınıp verilirdi. Hükümdarın gücünün bir ifadesi haline gelen bu hediyeler, üzerlerini süsleyen yazıların ve simgesel tasvirlerin de gösterdiği gibi, mükemmel bir propaganda aracıydı. \nSarayın gösterişli ürünlere olan talebi, saray atölyelerinin kurulmasına, şehirlerde ise ticareti de yapılan lüks el sanatlarının gelişmesine yol açtı.","quote":"*'Fildişi kutular, paha biçilmez birer hediyeydi.'*"},"7fdb8cb0-22ea-566f-a81b-259013b7d4a3":{"title":"Yerleşimler ve Ev Hayatı"},"0b479143-91f2-528d-88e6-5a5d5ad84169":{"title":"Terzilikte Ustalık: Tiraz ve Dönemin Giysileri","description":"Kahire'deki sarayda kişisel *tiraz*lı elbiselerinin bulunduğu halifenin özel gardırobunu, yani esvap dairesini kadınlardan oluşan bir ekip yönetirdi. Bu elbiselerin güzel kokması için saray bahçesinden çiçekler kullanılırdı. Saray içi genel toplantılara yönelik ikinci bir saray gardırobu da vardı. Günümüze kalan tam takım *tiraz*lı giysilerin ve diğer türlü kıyafetlerin sayısı azdır; ancak bulunan parçalar, bunların keten veya ipekten yapıldığını, çoğunlukla ipek işlemelere sahip olduğunu ve bol renkli olarak üretildiğini göstermektedir. *Tiraz*lı elbiselerin ve genel olarak dönemin kıyafetlerinin görünüşü ile ilgili diğer ipuçları ise, Fatımilere ait ahşap ve fildişi oymalardan ve seramiklerden elde edilmiştir. Bunlarda, eğlenen, avlanan ya da müzik yapan kadın ve erkekler, birçoğu *tiraz*larla süslenmiş olan türban, şal ve kemerli tunik gibi kıyafetler içerisinde görülmektedir.","quote":"*'Günümüze kalan tam takım* tiraz*lı giysilerin sayısı azdır; ancak bulunan parçalar, bunların bol renkli olarak üretildiğini göstermektedir.'*"},"3dacef6f-9661-56d6-bef1-ed4eac1076a0":{"title":"Su Sistemleri","description":"Arap yöneticiler, arazi sulaması konusundaki bilgileri sayesinde yetki alanlarını Akdeniz'e kadar genişletebildi. Kervansaraylarda sarnıçların bulunması seyyahlar, tüccarlar ve hacı adayları için önemliydi ve toprağı sulamak için çöl boyunca kanallar döşenmiştir. Nehir kıyıları boyunca mekanik yapılar kurulmuş ve kuyular açılmıştır.","quote":"*'Kervansaraylarda sarnıçların bakımlı tutulması seyyahlar, tüccarlar ve hacı adayları için önemliydi.'*"},"500b667f-8d91-5d1a-9be3-3d41d2538920":{"title":"Kelam’ın Medeniyeti","description":"İslam kültüründe yazılı ya da sözlü olsun sözün gücüne önem verildiğinden, okumaya ve yazmaya dilleri Arapça olan ve olmayan İslam toplumlarında çok özen gösterilmiştir. Dolayısıyla, kelime anlamı 'güzel yazı' olan hüsnühatta saygı gösterilmiş ve hüsnühat dini ve dünyevi amaçlar için çeşitli malzemeler üzerinde uygulanmıştır. Mimaride, elyazmaları, sikkeler ve madeni eserlerde, resmi belgelerde, tirazlarda, seramik, ahşap, fildişi, taş ve cam üzerinde ve insanın aklına gelebilecek hemen hemen her türlü malzeme üzerinde hüsnühat örneklerine rastlanmaktadır.","quote":"*'İnsanın aklına gelebilecek hemen hemen her türlü malzeme üzerinde hüsnühat örneklerine rastlanmaktadır.'*"},"647c6643-4c92-5053-a855-7bc6c0f2444a":{"title":"Hat Sanatı","description":"'Allah Peygamber'e şöyle dedi: *“Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabbin, en büyük kerem sahibidir.”'* \n(Kur'an-ı Kerim, XCVI: 3–5).","extra":{"credits":"Curators & authors \nMohammad ABBAS, Cairo \nNoorah AL-GAILANI, Glasgow \nDina BAKKOUR, Damascus \nJamila BINOUS, Tunis \nAicha BENABET, Tunis \nElsayed HAMAD, Cairo \nTaha KHECHINE, Kairouan \nMourad RAMMAH, Kairouan \nSalah SAYAOUR, Cairo \nTarek TORKY, Cairo \n \nCoordination \nSaloua ZANGAR, Tunis \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Hem yazılı hem de sözlü Kelam nasıl İslam medeniyetinin merkezinde yer alıyorsa, hat sanatı da aynı şekilde İslam sanatının merkezinde yer almaktadır. İslamiyet, Allah'ın Kelam'ının Hz. Muhammed'e (571–632) İlahi Vahyiyle başladı. İnen kelam, İslam dininin Kutsal Kitabı olan Kur'an-ı Kerim'i oluşturdu. Ve en başından beri Hz. Muhammed ve O'na inananlar Müslüman cemaatini okumayı ve yazmayı sökme konusunda teşvik etti. Hz. Muhammed'in 632'deki ölümünden sonraki ikinci halife olan Ömer bin Hattab, şöyle derdi: 'En iyi yazı, en anlaşılır olanıdır ve anlaşılır yazı, en iyi olandır'. Dördüncü halife Hz. Ali ise, şöyle derdi: 'İyi yazılan yazılar doğruluğun netliğini arttırır'. Yazının kusursuz olmasına verilen bu önem, hat sanatının mükemmeliyete ulaşmasına yol açtı. \nHz. Muhammed'in ölümünden sonra ilk halifeler, Vahiy yoluyla inen tüm Kur'an ayetlerini kesin bağlayıcılığı olan tek bir kitapta toplamaya ve burada muhafaza etmeye girişti. Bu görev için kâtipler tutuldu. İslam Devleti Arabistan'ın ötesine doğru yayılınca bölgelere sahte olmayan, onaylanmış Kur'an nüshalarının gönderilmesi önem kazandı. Metni kopyalarken hata yapmamak en başta gelen husustu; nüshaların uzun ömürlülüğünü sağlamak için üretim kalitesine büyük önem veriliyordu. Bu gerekliliklere verilen önem ve daha sonra Orta Doğu'ya kâğıt üretim teknolojisinin gelmesi, İslam dünyasının tamamında elyazması üretiminin gelişmesini sağladı. \nEmevi halifesi Abdülmelik bin Mervan'ın iktidarı döneminde (685–707) genişleyen İslam topraklarının siyasi ve idari sistemlerinin Araplaştırılmasının, hat sanatının gelişimi üzerinde önemli bir etkisi oldu. Arapça konuşulan toprakların dışında birçok İslam bölgesi ve halkı, kendi dillerinde yazı yazmak için Arap alfabesini kullanmaya başladı. Farslar, Türkler ve daha sonra Urdular, Arapça hat stillerini kendi ihtiyaçlarına ve sanatsal beğenilerine uyarladılar.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/arabic_calligraphy/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/19/portal_image/1.jpg","display_order":11}}},"94a60eaa-c709-51fa-b5cd-f7f16a0f40a8":{"title":"Tunus"},"4bc22fb3-22f6-5931-bd3d-965aeb5ee21f":{"title":"Abbasi Döneminde Mısır","description":"Abbasiler güney Irak ve daha doğudaki ayaklanmalardan başlarını kaldıramayıp Mısır'da olup bitenlerle fazla ilgilenemeyince, Tolunoğlu özerkliğini giderek arttırdı, kendi parasını bastırdı ve Suriye ile Filistin'i de içine alacak şekilde topraklarını genişletti. Abbasiler bu topraklarını tekrar elde etmeye çalışınca Cuma namazlarında Abbasi halifesi için dua edilmesini yasakladı ve tirazlardan halifenin adını kaldırttı. Ancak bölgenin bu bağımsızlık ve egemenlik dönemi, Mısır'a refah ve istikrar getirdi. Birçok şair, bilim adamı ve zanaatkâr Fustat'a akın etti. Tolunoğlu'nun 884'te ölümünden Abbasiler Mısır'ın kontrolünü 905'te tekrar ele geçirmesine kadar oğlu, iki torunu ve kardeşi onun topraklarını yönetmeye devam etti.","quote":"*'Ancak bölgenin bu bağımsızlık ve egemenlik dönemi, Mısır'a refah ve istikrar getirdi.'*"},"e5a16576-99a6-59e3-b60e-463525d95dd9":{"title":"Bereket Arzusu– Kudüs ve Filistin’e Hac Yolculuğu"},"4a887d81-bba5-56d2-aa88-42a28d04c83a":{"title":"Hat Okulları","description":"Hat sanatı, parşömen ve kâğıt dâhil olmak üzere çeşitli malzemeler üzerine uygulanmıştır. Hattatlar kendi mürekkep karışımlarını hazırlar ve kamıştan kendi kalemlerini yaparlardı. Yazılar birçok konuda yazılıyordu. Hattatlık bir meslek olsa da, sosyal arka planları ne olursa olsun sıradan vatandaşlar da hat sanatıyla ilgileniyordu. Müslüman toplumlarda, ünlü ustalara ait hat sanatı eserleri asla hafife alınmıyor, kültür hazinesi olarak biriktirilip muhafaza ediliyordu.","quote":"*'Hattatlar kendi mürekkep karışımlarını hazırlar ve kamıştan kendi kalemlerini yaparlardı.'*"},"47d7f8f6-10ef-57a4-b7b8-cfe315a78fb3":{"title":"Salaheddin Eyyubi Kutsal Topraklarda","description":"Levant topraklarının Haçlı döneminde önemli bir rol oynayan batı bölgeleri kalelerle doludur. Kerak ve Şevbek kaleleri, bunların arasında nadide örneklerdir. Kaleler, sürekli olarak Haçlılarla Müslümanlar arasında el değiştiriyordu. Salaheddin'in askerleri, Hıttin Savaşı'ndaki başarılarından sonra, yukarıda anılan Kerak ve Şevbek'in da dâhil olduğu çok sayıda Frenk kalesini ele geçirdi. Salaheddin'in halefleri ve 13.–14. yüzyıllarda da Memluklar bu kalelere çeşitli eklemeler yaptı. Hem Frenk ve Müslüman inşaatçılar kalelere çeşitli eklemeler yaptığından, hangi mimari özelliğin kime ait olduğunu ayırt etmek güçtür. Ancak Frenklerin, Levant topraklarına yeni bir askeri teknoloji getirdiği ve karşılığında İslami yapılarda kullanılan birtakım teknikleri öğrendikleri kesindir.","quote":"*'Kaleler, Haçlılarla Müslümanlar arasında sürekli el değiştiriyordu.'*"},"f8ba8b16-3482-51fa-a0f4-ba6003540b9d":{"title":"İktidar Alanı: Saray Yapıları","description":"Doğu'daki halifelikle bağları koparan yeni hükümdarlar, politik ve dini iktidarı ellerinde toplayınca Doğu'daki muadilleriyle boş ölçüşmek üzere lüks saraylar inşa ettirme isteğine kapıldılar. Hemen hepsi bu özel simgeyi kullanarak, hem kendileri hem valileri için, iktidar merkezini barındıracak mekânlar inşa ettiler. \nSaray külliyeleri genellikle şehir dışında, surlarla çevrili muhteşem 'saray-kentler' şeklinde, ya da şehrin içinde, en yüksek noktada, ama bir sur duvarıyla şehirden ayrılmış olarak inşa edilirdi. Bu 'saray-kasba'lar, şehir halkı üstünde egemenlik kurmaya, iktidarın yaşamsal aygıtlarını korumaya yarardı.","quote":"*'Saray külliyesi, surla çevrili bir müstahkem mevkiidir.'*"},"3ef8c668-699a-5cd8-80dc-b34b51eb0c56":{"title":"Rakka: Halife Harun Reşid’in Suriye’deki Başkenti","description":"Suriye'deki ikiz şehirler Rakka ve Refika, Fırat kıyıları üzerinde, Abbasi Devletinin doğu ve batı bölümlerini birbirine bağlayan stratejik bir ticaret, posta ve hac yolu üzerinde yer almaktadır. Rakka'nın geçmişi tarih öncesine dayansa da, Halife Ebu Cafer el-Mansur (hd. 754–75) 770–71 yılında bu şehirden geçtiğinde konumuna ve güzel havasına hayran oldu ve böylece şehir Abbasilerin ilk döneminde önem kazandı. Mansur, şehrin yanına, müstahkem bir saray-şehir kurmaya karar verdi ve ona Refika, yani 'arkadaş, yoldaş' adını verdi. O günden itibaren Refika (Rakka) Bağdat'taki Abbasi sarayının yazlık konutu ve siyasal huzursuzluk dönemlerinde sığındığı yer oldu.","quote":"*'**Refika (Rakka) Bağdat'taki Abbasi sarayının yazlık konutu oldu.'*"},"d3c09fd8-614a-5317-a73b-07bb96f5d57c":{"title":"Salaheddin Eyyubi Kutsal Topraklarda"},"38f5d49f-e4cd-5dbc-9056-b930d8d46019":{"title":"Bir Minberin Serüveni","description":"Minber, Hz. İbrahim, Hz. İshak ve Hz. Yakup dâhil, İncil'de adı geçen birçok peygamberin istirahatgâhı olan el-Halil'deki İbrahimi Camii'ndeki yeni kutsal yuvasına ulaştı. Hz. İbrahim ile bağlantısından dolayı, bu cami Müslümanlar için de kutsaldır, çünkü İslam inancına göre, Hz. İbrahim tüm peygamberlerin babasıdır ve Hz. Muhammed onun izinden gitmiştir.","quote":"*'Minber, el-Halil'deki İbrahimi Camii'ndeki yeni kutsal yuvasına ulaştı.'*"},"5d8d84b8-9df4-5581-af50-feecdace83f5":{"title":"Norman Fethinden Önce ve Sonra Müslümanlaşan Topluluklar","description":"Sicilya'daki Arap dönemi, oldukça uzun bir süre ailevi ve sosyal gelenekler ile adanın Müslüman idaresi altında olduğu zamana tarihlenen ritüeller ve uygulamalarla ilgili mekânların kullanılması şeklinde devam etti. Özellikle küçük şehirlerde mimari bağlamlarındaki farklılıklara rağmen kuzey Afrika örneklerine benzeyen kent dokusu parçalarının günümüze ulaşması, adanın kentsel yapısındaki Müslüman izlerinin kanıtıdır.","quote":"*'Sicilya'daki Arap dönemi, oldukça uzun bir süre sosyal gelenekler şeklinde devam etti.'*"},"9da4357e-97c6-5bd4-aadd-f2077c7eccf0":{"title":"Seyahat ve Ticaret","description":"Atabek ve Eyyubi idaresi altında, Suriye ve Cezire'deki kentler önemli siyaset, ekonomi ve kültür merkezleri haline geldi. Askerler, bilginler, tüccarlar ve zanaatkârlar bölgeye akın etti ve burayı Araplar, Farslar, Türkler ve Kürtler için canlı bir sosyal merkeze dönüştürdü. Sonuçta, farklı diller konuşan, farklı etnik kökenlere sahip bir toplum ortaya çıktı.","quote":"*'**Askerler, bilginler, tüccarlar ve zanaatkârlar bölgeye akın etti.'*"},"343819d8-e720-529d-a3f2-a9d6277501c0":{"title":"Hayvan Tasvirleri","description":"Hayvan tasvirleri, çeşitli sanatsal malzemelerde karşımıza çıkar: mozaiklerde, resimlerde, heykellerde ve mimaride. Hayvan motifleri birçok malzeme üzerinde kullanılmış olsa da, taş, seramik, maden, ahşap ve fildişi üzerinde yaygındır. Boğa, at, tırıs yürüyen deve, ceylan, yaban eşeği, geyik, güvercin, kartal, leylek, yılan, tavşan, maymun, kedi ve aslan gibi evcil ve vahşi hayvanlar kullanılmıştır. Yarı kadın yarı kuş harpiler, tek boynuzlu at, Pegasus ve grifon gibi mitolojik varlıklar, geleneksel Grek ve Roma temalarından türetilmiştir.","quote":"*'Yarı kadın yarı kuş harpiler, tek boynuzlu at, Pegasus ve grifon gibi mitolojik varlıklar, geleneksel Grek ve Roma temalarından türetilmiştir.'*"},"dfd16be7-b25b-5454-8dba-80cf0cda47b8":{"title":"Su Sistemleri","description":"Bölgedeki kuraklıkla başa çıkabilmek için, doğal kaynakları yönlendirmeye ve daha sonra kullanılmak üzere yağmur sularının toplanmasına yönelik yöntemlerin geliştirilmesi önemliydi. Bu, özellikle Hac yolları üzerinde bulunan hanlar ve kervansaraylar için geçerliydi. Buralara su kaynakları temin etmek ve kutsal mekânlara seyahatin güvenli olmasını sağlamak Müslüman yöneticilerin göreviydi.","quote":"*'Doğal kaynakları yönlendirmeye ve yağmur sularını toplamaya yönelik yöntemlerin geliştirilmesi önemliydi.'*"},"94130d65-0910-5b0b-a913-78dfa23191b4":{"title":"Üç Dinin Kutsal Toprakları"},"61bd4ed5-85c4-5ab9-88e8-0e600ef3d9cd":{"title":"Mudéjar Zanaatları","description":"Mudéjarlar, içinde eridikleri Hıristiyan toplumuna, çoğu Antik döneme dayanan teknik bilgilerini aktardılar. İcra ettikleri önemli sanatlarla yarımadadaki yeni krallıkların ekonomik gelişmesinde büyük rol oynadılar; o dönemdeki mesleklerin ve meslek birliklerinin düzeninde de etkili oldular. Mudéjarlar inşaatçılıkta, özellikle duvarcılıkta ve alçı işinde sivrildiler. Duvarcılar temellere dek kaba tuğla inşaatı yapıyor, duvarların sıvanıp kapanmasıyla alçı ustaları ilgileniyordu. Bunun yanı sıra içlerinden maharetli dülgerler, maden işlemecileri, çömlekçiler ve dokumacılar da çıktı.","quote":"*'Mudéjar halkı içinde yaşadığı Hıristiyan topluma kendi teknik uzmanlığını getirdi.'*"},"79e2b8e9-7cfa-5332-82b0-542b14234df5":{"title":"Saray Törenleri ve Eğlenceleri"},"eddac8a0-9c6b-5866-bceb-4f157fa5a04a":{"title":"Savaş ve Binicilik"},"81a769fe-d87f-5009-a3e9-568e47eae420":{"title":"Camiler ve Saraylar"},"e26df9ee-c3ec-50ad-8f99-5e7f98714dba":{"title":"Osmanlı Başkenti: İstanbul","description":"Konstantinopolis'i alarak Fatih unvanını alan Sultan II. Mehmed, şehrin gelişimine büyük katkıda bulundu. Fatih, şehrin imarı ile ilgili düzenlemeler başlattı, burada yaşayan nüfusu arttırdı ve ticareti teşvik etti. II. Mehmed'in yaptırdığı Topkapı Sarayı, çarşılar ve suyolları, kendisinden sonraki sultanlar tarafından geliştirilmeye devam edildi. Osmanlılar, 'yedi tepeli şehri' mimari yapılarla taçlandırdı ve sokakları çeşmelerle süsledi. Artmakta olan bir nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, yeni ticari ve askeri binalar ve devlet binaları inşa edildi.","quote":"*'Osmanlılar, “yedi tepeli şehri” mimari yapılarla taçlandırdı ve sokakları çeşmelerle süsledi.'*"},"3a33eeec-8d4a-5425-b4d3-875f171e5011":{"title":"Su Kullanımı: İçme ve Temizlik","description":"Yemek pişirmek ya da başka amaçlarla su kaynatmak için büyük, üçayaklı madeni kazanlar veya daha küçük ayaklı madeni kaplar kullanılırdı. Kazanlarda pişirilen güveçler ya da çorbalar, servis ve yemek için madeni veya sırlı seramik kâselere aktarılırdı. Su, oyma, kalıp, mine veya altın kaplama ile süslü cam kadehlerden içilirdi. Ayrıca süzgeçli sırsız seramik testilerde su soğutulur ve saklanırdı; gözenekli kil, yabancı maddelerin suya karışmasını engeller ve hava dolaşımına imkân vererek suyu serin tutardı.","quote":"*'Süzgeçli sırsız seramik testilerde su soğutulur ve saklanırdı.'*"},"25920ee3-8f72-5764-8504-8c11dfeff2db":{"title":"Kur’an-ı Kerim","description":"Kur'an-ı Kerim'in düzeni, sure başlıklarını ve ayet numaralarını gösteren standart bir işaretleme sistemine sahiptir. Gösterişli nüshalarda bu işaretler çok süslüyken, daha sade ve uygun fiyatlı örneklerde ise bunlar daha sadedir. Giriş zahriyeleri, sure adlarının yer aldığı serlevhalar ve ayet işaretlerinin süslemesinde yaldız ve başka renkli boyalar bolca kullanılmıştır. Elyazması Kur'an'lar, aralarında Kûfi, nesih ve sülüs hatlarının da bulunduğu çeşitli hatlarla yazılmıştır. Birden fazla ciltli Kur'an'lar, belli bir usule uygun olarak iki, dört ya da 30 bölüme ayrılıyordu. Bu birden fazla ciltli setler, yüksek kaliteli kapaklarla ciltlenir ve son derece güzel işlenmiş mahfazalara veya sandıklara konuyordu. Okumaya ve sergilemeye yardımcı olmak üzere Kur'an'ları açık durumda tutmak amacıyla özel rahleler yapılıyordu.","quote":"*'Birden fazla ciltli Kur'an'lar, belli bir usule uygun olarak iki, dört ya da 30 bölüme ayrılıyordu.'*"},"bc7fb8be-cdce-5445-b548-ff8fbfd12324":{"title":"Bilim ve Bilgi","description":"Müslüman Batı teorik ve uygulamalı bilimlerin araştırılmasını ve öğrenilmesini alabildiğine teşvik etti. Uygulamalı bilimler arasında tıp, cerrahi, eczacılık ve veterinerlik Córdoba Halifeliği zamanında, özellikle iki ansiklopedi kaleme almış olan, Ebu'l-Kasım ya da İbn Baytar gibi seçkin isimlerle ayrı bir önem kazandı.","quote":"*'Uygulamalı bilimler'*"},"aa67e1af-35cc-5e7a-99e2-d1870c0b4ca7":{"title":"Frenklere Karşı İki Memluk Sultanı","description":"Eyyubi hanedanlığının (1169–1260) Frenk Haçlılarını Levant topraklarından çıkarma yönündeki giderek başarı kazanan çabalarına rağmen, bu hedef tam olarak gerçekleştirilememiştir. 50 yıl daha süren mücadelenin sonunda, Frenkleri Kutsal Topraklardan ve Suriye kıyılarından sürmeyi nihai olarak başaran Mısır Memlukları olmuştur.","quote":"*'Frenkleri Kutsal Topraklardan sürmeyi nihai olarak başaran Mısır Memlukları olmuştur'.*"},"b1e5cc51-1bae-53e9-9ca7-b41d062600ac":{"title":"Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türk-İslam Sanatı","description":"Anadolu Selçukluları, mimari dekorasyonlarında başlıca olarak çini, taş, ahşap ve alçı kullanmışlardır. İslamiyetin etkisinden dolayı, dini yapıların dekorasyonunda bitkisel ve geometrik şekiller ve hüsnühat tercih edilmiştir ancak özellikle saraylarda figürler de yoğun bir şekilde kullanılmıştır. İnsanlardan, hayvanlardan ve tılsım özelliği taşıyan mistik yaratıklardan oluşan bu dünya, güçlü bir gözlemin ve canlı bir hayal gücünün eseridir. Böyle bir dünyanın varlığı, figürlü tasvirlerin İslam sanatında yasak olduğu inancına tezat oluşturmaktadır.","quote":"*'İnsanlardan, hayvanlardan ve tılsım özelliği taşıyan mistik yaratıklardan oluşan bu dünya, güçlü bir gözlemin ve canlı bir hayal gücünün eseridir.'*"},"906067fa-11f7-54b0-a094-74a0bbde97ff":{"title":"Kahire, Şam ve Kudüs: Memluk Entelektüel Yaşamının Merkezleri","description":"Kahire, halifeliğin merkezi olarak İslam eğitimi ile ilgili ve entelektüel faaliyetlerde başı çekiyordu. Başta Ezher Üniversitesi ve Sultan Hasan Külliyesi olmak üzere dini kurumlar, sultanlardan ve kıdemli devlet memurlarından önemli miktarda bağışlar alırdı. Böylece Sünnilik ve başta tıp olmak üzere bilim ile ilgili çalışmalar desteklenirdi. Sultan Kalavun'un 1284'te Kahire'de yaptırdığı örnek *bimaristan* (hastane) bu sayede cerrahi ve göz hasalıkları gibi birçok dal ile ilgili eğitim olanaklarına, 10 kişilik bir yatak kapasitesine, kapsamlı bir kütüphaneye ve bir eczaneye sahip oldu.","quote":"*Sultan Kalavun Bimaristanı'nda cerrahi ve göz hastalıkları gibi birçok konu okutuluyordu.'*"},"ecdac084-8c2d-5ed0-b7b0-f96e5e40a7a1":{"title":"İktidar Alanı: Saray Yapıları","description":"Saraydaki darphanede ya da ayrıcalıklı şehirlerde bulunan darphanelerde basılan parayla, hükümdar, devlet örgütünün işlemesini sağlayan ordunun ve memurların maaşını düzenli olarak ödeyebiliyordu. \nPara, saltanatın en açık simgelerinden biriydi, çünkü altının kalitesi ve yüksek ayarlı olması, iktidarın ekonomik ve politik gücünü göz önüne seriyordu.","quote":"*'Darphane, ekonominin kontrol edilmesini sağlıyordu, aynı zamanda iktidarın sembolüydü.'*"},"ab61d1b6-fc37-59e8-a3b2-262f917d2f6e":{"title":"Üç Kültürün Birlikteliği","description":"Tunus'tan Algarve'ye dek, İslâm topraklarında Hıristiyanlığın da kendine yer bulduğunu gösteren pek çok kanıt vardır. Ticari etkinliklerin de kolaylaştırdığı bu yan yana yaşama hali, şehirlerde, kırlardakinden daha belirgindi. Bazı Hıristiyan cemaatler belli bir güce, ince sanat eserlerinin masrafını karşılamaya yetecek bir ekonomik kapasiteye de sahipti. \nBatı'daki İslâm memleketlerinde İslamiyet öncesinden beri yaşayan Yahudi cemaatler, çeşitli hanedanların egemenliği altında, kendilerine ait mahallelerde Müslümanlarla dirsek dirseğe yaşadılar, idari ya da sanatsal işlerle uğraştılar, toplumsal ve ekonomik hayata katıldılar.","quote":"*'İslâm topraklarında Hıristiyanlar ve Yahudiler'*"},"502462bc-e227-5ed9-b9ed-e3c4625d085e":{"title":"Dekoratif Sanatlar","description":"Fatımi döneminde, küçük zanaatlar kalite ve miktar açısından yeni doruklara ulaştı. Son derece yetenekli zanaatkârlar, saraylardaki ve şehirlerdeki geniş müşteri kitlelerinin talimatlarına uygun olarak çeşitli malzemelerle sofistike sanat eserleri üretti. \nEn seçkin eserler Fatımi sarayına ayrılmıştı. Hanedan ve saray mensupları, son derece pahalı, ithal kaya kristalinden eserlere sahip olmak için birbirleriyle yarışırdı. Cam da yaygın bir şekilde kullanılıyordu ve Fatımilerin himayesi sayesinde, Fustat'taki cam sanayi üfleme, kalıplama, kesme ve kabartma anlarında en yüksek teknolojik standartlara ulaşabilmiştir.","quote":"*'Fatımi döneminde, küçük zanaatlar kalite ve miktar açısından yeni doruklara ulaştı.'*"},"7200b864-706c-5b6f-b1a4-7bcfad4e72c5":{"title":"Anıtsal Hüsnühat","description":"Mimari eserlerin üzerindeki hüsnühatlı yazıtların başlıca iki işlevi vardı: dini bağlamda İslamın üstünlüğünü vurgulamak, siyasi bağlamda ise hâkim dini inanca uygun olarak yeni bir devletin kurulmasına yardımcı olmak. 9. yüzyıldan itibaren, mimari yapıların işlevini tamamlamak amaçlı yazıtlar İslam dünyasının her köşesine yayıldı. Sonraki kuşaklara miras bırakmak için ve belki de inanç ve/veya siyasi nedenlerden dolayı camilerde ve başka dini yapılarda Kur'an ayetleri ve Allah'ı yücelten duaların yanı sıra yapının inşaat tarihi ve banisinin adına rastlanır oldu. Sivil yapılarda inşaat tarihi ve inşaatta çalışan mimar ve ustalar hakkında başka bilgiler de görmek mümkündür. Ancak belli bir halifenin, yöneticinin veya zengin hayır sahibinin hamiliğiyle ilgili yazılar, çoğunlukla özel bir anlama sahiptir, çünkü bunlar haminin gücünü ve hayırseverliğini açıkça gözler önüne serme amacını taşır. Sadece estetik kaygılarla da çok sayıda hat üslubu geliştirilerek hat sanatında özel bir kategori haline gelmiştir. Yine de yazıların okunabilirliği her zaman estetik değeri kadar önemli olmuştur.","quote":"*'Sadece estetik kaygılarla da çok sayıda hat üslubu geliştirilmiştir.'*"},"00a9f1ac-ad56-56fb-b46c-95f05a196c8c":{"title":"Mudéjar Üslubunda Halk Sanatı ve Dinsel Sanat"},"8b2c362e-437e-54a1-8dd6-250b89aa0eb5":{"title":"Explore Islamic Art Collections"},"e89dae11-6238-53a2-838c-8433b2388478":{"title":"Mudéjar Seramiği"},"f78b948c-3d4a-57bd-8aa5-5da02d955c9a":{"title":"Dekoratif Sanatlar","description":"Fatımi ahşap işçiliği, girift yüksek kabartma tekniği ile ayırt edilir ve çoğunlukla figüratif olan canlı süslemeler çeşitli yerli ve ithal ahşap türleri üzerinde uygulanmıştır. Zaman zaman ahşap levhalar boyanır, verniklenir ve yangına dayanıklı olmaları için işleme tabi tutulurdu. Kimi zaman, ahşap kapılar da süslemeli bakır levhalarla kaplanırdı. Fildişi ve başka kemik türleri de benzer şekilde oyulur ve bir dizi üründe kakma amaçlı kullanılırdı. \nFatımi hanedanlığının maddi zenginliği sikkelerinde de ortaya çıkar. Fatımilerin altın dinarları, gümüş dirhemleri ve bakır *fils*leri çokça alınıp satılıyordu. Bu sikkelerin gerekli ağırlıkta olup olmadığı, üzerinde ilgili para birimi ve hükümdarın adı damgalı halde bulunan cam ağırlıklarla ölçülüyordu.","quote":"*'Fatımi hanedanlığının maddi zenginliği sikkelerinde de ortaya çıkar.'*"},"07659934-a88a-585a-8ef8-22be0a77afbe":{"title":"Suriye","description":"Batı etkisi kentin fiziksel görünümünde de ön plana çıkıyordu. Müslüman kentlerinde özel ve kamuya açık alanlar her zaman birbirinden ayrılmıştır; özel alanlar ikamet için, suk gibi çarşılar çalışmak için ve cami gibi ibadet yerleri ise ibadet amaçlı kamuya açık alanlardı. Ancak şimdi konutlar, dış duvarlarında bile daha büyük pencerelere, hatta Meşfâtü’l-Gureba’da olduğu gibi bazen teraslara sahipti. Avrupa’da ortaya çıkmaya başlayan ve devletin güç sembolleri olarak yaratılan meydanların benimsenmesi, Şam’ın eski şehir surlarının dışındaki, ortasında büyük bir sütunun yükseldiği modern bir şehir merkezi haline gelen Marce Meydanı örneğinde görülür. \nHicaz Demiryolu istasyonu, bugün Şam’daki en güzel yapılardan biridir. Burası zengin bir Şamlı tarafından yaptırılmış ve Endülüs sanatının etkisini taşıyan İspanyol bir mimar tarafından tasarlanmıştır. Siyasi ittifaklarının bir parçası olarak demiryolu endüstrisini Osmanlılara getiren Alman işçilerin bu demiryolu sistemini inşa etmiş olmaları muhtemeldir.","quote":"“Batı etkisi kentin fiziksel görünümünde de ön plana çıkıyordu.”"},"1ec4779d-2e05-51bf-b099-64943deec02c":{"title":"Kûfi Yazı","description":"Hattatlar, Kûfi harfleri motiflerle zenginleştirmeye çalışıyor, bir dizi dekoratif motif elde ediyordu. Zamanla bu süslemeler daha gösterişli ve karmaşık hale geldi. 10. yüzyılın başlarına gelindiğinde, Kûfi harflerden artık dallar ve yapraklar çıkıyordu. Bu da çiçekli Kûfi yazı olarak bilinen göz alıcı bitkisel kompozisyonlar meydana getiriyordu.","quote":"*'Kûfi harflerden artık dallar ve yapraklar çıkıyor, göz alıcı bitkisel kompozisyonlar meydana getiriyordu.'*"},"ce66627b-ff4a-54f2-8878-1023a2f1743f":{"title":"İslam Sanatının Oluşumu","description":"Bu oluşum aşamasında tamamen kendine özgü bir İslam sanatından söz edilemez çünkü farklı sanatsal geleneklerden alınan çeşitli dekoratif üslupların ve motiflerin yan yana konarak ve yenilikçi bir şekilde birleştirilmesiyle bu kadar çarpıcı sonuçlar elde edilmiş ve eserlere farklı bir görünüm kazandırılmıştır. Bu erken döneme ait eklektik, yani seçmeci sanat, daha sonraki yüzyıllarda gelişen sanattan farklıdır. Sonraki dönemlerin İslam sanatı için karakteristik hale gelen soyut ve sonsuz desenlere düşkünlük henüz görülmez. Bu erken aşamadaki İslam sanatı, 4.-6. yüzyıllara ait geç Antik sanatın devamı gibi görülebilir.","quote":"*'Farklı sanatsal geleneklerden alınan dekoratif üsluplar yan yana konuyor ve birleştiriliyor.'*"},"32488c74-a58c-5fa9-b361-a3daf955e17a":{"title":"Page 17","description":"Son derece hızla gerçekleşen Arap-Müslüman fetihleri, bir tarafta İran ve Mezopotamya, diğer tarafta da Akdeniz dünyası arasındaki siyasi engelleri ortadan kaldırdı. Bu sayede, iki ayrı medeniyetin kaynaklarını bir araya getirme fırsatı doğmuş oldu. Emevi hanedanlığının bir önceki binyılda yoğun Hellen etkisi altında kalmış olan Suriye'ye yerleşmesi, baskın sanatsal etkilerin klasik ya da daha doğrusu oryantalize taşralı geleneklerin etkisiyle değişime uğramış bir klasik olduğu anlamına geliyordu.","quote":"*'İki ayrı medeniyetin kaynaklarını bir araya getirme fırsatı doğdu.'*"},"b47b44b8-f4c5-57ff-b813-46c5b0f3fb22":{"title":"İbadet Mekânı: Cami","description":"Harim mekânının önündeki avlu sokağa açılan, üzeri açık, revaklı bir alandır. Müminler daha sonra namazla ruhlarını nasıl arıtacaklarsa, bedenlerini de burada abdest alarak, öyle arıtırlar. Burası aynı zamanda, tıpkı harim gibi cemaatin bir araya geldiği bir yerdir de.","quote":"*Avlu*"},"607ac3c1-0180-5845-a8cc-ed6170965418":{"title":"Seyahat ve Ticaret","description":"Tüccarlar ve seyyahlar, hem sanatsal fikirlerin yayılmasını hem de mal dağıtımını sağlıyordu. Onların sayesinde, seramik, maden işçiliği, cam ve kumaş ile ilgili tasarım ve tekniklerin bir şehir merkezinden diğerine aktarılması kolaylaşıyordu. Lüster tekniği, her ne kadar 9. yüzyılın Irak'ında doğmuş olsa da, 12. yüzyılda muhtemelen Fatımi Mısır'ından göç eden çömlekçiler sayesinde Suriye'de benimsendi. Benzer şekilde, 13. yüzyılda Moğol istilasından kaçan Horasanlı zanaatkârlar, kakmalı maden işçiliğindeki ustalıklarını kuzey Irak'taki Musul'a taşıdı. Ticaret yolları sayesinde Çin motiflerinin, tekniklerinin ve üsluplarının aktarımı da gerçekleşti.","quote":"*'Tüccarlar ve seyyahlar beraberlerinde hem sanatsal fikirler hem de mal getiriyorlardı**.'*"},"ca0dc59b-60b3-560e-8e70-93208a08246a":{"title":"Mücevherat: Zenginlik, Saygınlık, Güven","description":"Ortaçağda, Batı'daki Müslüman âleminde, nişanlı erkeğin müstakbel eşine mücevherlerden, kıyafetlerden ve süs eşyasından oluşan bir düğün hediyesi vermesi âdettendi. Böylece genç kız, günlerce süren düğün için lâyıkıyla hazırlanabilirdi. Babası da insan içine çıkacağı zaman güzelce takıp takıştırıp çıkabilsin diye geline mücevher verirdi, bunların düğünden sonra kendisine teslim edilmesi gerekirdi. \nDüğün, erkeğin ailesinden kadınların kız tarafını ziyaretiyle başlardı. O gün için özel olarak taranıp giyinmiş olan gelin, nişanlısının ve ailesinin toplumsal konumuna göre takılarını takar, tahtında ya da başköşede heykel gibi durarak tebrikleri kabul ederdi.","quote":"*'Düğün hediyesi'*"},"aaa18cdd-a5f0-52cf-9e64-9676401e300e":{"title":"Medreseler ve Eğitim","description":"Hastaneler (bimaristanlar) bilimsel eğitim açısından önemli merkezlerdi. Endülüslü seyyah İbn Zübeyr, yeni inşa edilmiş olan Nureddin Bimaristanından çok etkilenmişti. Burası hem bir tedavi merkezi hem de kapsamlı kütüphaneye sahip bir tıp okuluydu. İbn Zübeyr, Emeviye Camiinde gördüğü 'tıklayan su saati'ni de tasvir eder. El-Mühendis olarak bilinen Ebu'l-Fadıl Muhammed bin Abdülkerim el-Harisi, hastanede kadrolu doktor ve çok yönlü bir bilim adamıydı. Bimaristanın kapısındaki geometrik ahşap oymasını yaptığı gibi Emeviye Camiindeki mekanik saati de tamir etti.","quote":"*'Nureddin Bimaristanı* *hem tedavi merkezi hem de kapsamlı kütüphaneye sahip bir tıp okuluydu.'*"},"75215c23-1bf5-590c-8e80-8ff32da4e273":{"title":"Savaş ve Binicilik","description":"Atlar bu dönemde hem seyahatlerde önemliydi hem de savaş alanlarında vazgeçilmezdi. Ordularda kullanılan değerli atların çoğu, Orta Asya kökenliydi ve usta binicilikleriyle Nureddin'in ve Salaheddin'in ordularının başarısında önemli rol oynayan korkusuz Türk savaşçıları tarafından getirilmişti. Türklerin ünlü bir taktiği, düşmana hücum etmek, son anda geri dönmek ve hızla uzaklaşırken ok atmaktı. Bu taktik, çeviklikleri ve binicilikteki ustalıklarıyla bir araya gelince, Haçlı Seferleri sırasında Frenklere karşı büyük bir avantaj sağladı.","quote":"*'**Değerli atların çoğu Orta Asya kökenliydi ve korkusuz Türk savaşçıları tarafından getirilmişti.'*"},"d0420e12-6207-5772-b8f0-9c22f7f604c4":{"title":"Dünyanın Geri Kalanı: Diplomatik Temaslar ve Uluslararası Ticaret","description":"Zanaatkârlar, Doğu ve Batı'dan gelen etkilere kucak açtı. Kur'an yazımındaki gelişme gözle görülür derecedeydi. Hattatlar, müzehhipler ve mücellitler arasındaki işbirliğinin sonucunda, Memluk sultanlarının din anlayışına uygun, son derece göz alıcı elyazmaları ortaya çıkıyordu. Yerli ve yabancı pazarlar için görkemli, oldukça girift kakmalı madeni eserler üretiliyordu. Bu tür ürünlerin bazılarını yabancı kişiler bizzat sipariş ediyordu.","quote":"*'Zanaatkârlar, Doğu ve Batı'dan gelen etkilere kucak açtı.'*"},"1935df49-d16b-562f-8737-07f9354ede4c":{"title":"Saray ve Sanat"},"9bff6ece-d3d2-5f2a-b7cc-fb1f33c3e113":{"title":"Resmi Sanat Koruyuculuğu"},"968db63b-b20a-5f2d-94c5-02edf7fd6fea":{"title":"Sofra Kültürü"},"5739384e-e163-5d92-a390-a28d4233a917":{"title":"Mekke’deki Mescid-i Haram ve Kâbe","description":"Kâbe, İslam dininde hem namazın yönünü gösteren kıbledir hem de hac ibadetinin merkezidir. Mekke'deki Harem-i Şerif'i ziyaret eden herkes, emredilen hac farizalarının bir parçası olarak Kâbe'yi yedi kez tavaf etmek zorundadır. İslam geleneğinde Kâbe'nin birçok adı vardır. Bazıları şunlardır: Mescid-i Haram (yani Kutsal Cami) ve Beytü'l-Atik (yani Eski Ev). Kâbe yaklaşık kare biçimli bir yapı olup kuzey kenarı 9.29 m, batı kenarı 12.15 m, güney kenarı 10.25 m ve doğu kenarı 11.88 m uzunluğundadır. Yüksekliği 15 m olup doğu cephesinde zemin seviyesinden 2 m yukarıda tek bir giriş kapısı vardır.","quote":"*'Kâbe İslam dinin kıblesidir.'*"},"12656ec4-68b3-5425-9a1d-71e4735a5c19":{"title":"Mimaride Geometrik Bezeme","description":"Tavanlar da, gökkubbeyi resmettiği kabul edilen, çok renkli, yaldızlı geometrik motiflerle süslenmiştir. Özellikle ortadaki bir yıldızdan başlayıp bütün alana yayılan geçmelerin görüldüğü mukarnaslı kubbeler bunun mükemmel bir örneğidir.","quote":"*'Tavanlar gökkubenin bir tasviri olarak değerlendirilmiştir.'*"},"12faaae8-0400-53bd-ba84-f5e66e0027ef":{"title":"Cennetin Yansımaları: İslam Sanatında Bahçe ve Çiçekler","description":"İslam medeniyetinde, bahçe ve içindeki bitkiler, Allah'ın yarattıklarının Güzelliğini ve Cenneti çağrıştırdıkları için her zaman özel bir öneme sahip olmuştur.","extra":{"credits":"Curators & authors \nSule AKSOY, Istanbul \nSevinç GÖK, Izmir \nAlev ÖZAY, Istanbul \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \nSevgi KUTLUAY, Istanbul \nInci KUYULU ERSOY, Izmir \nSeracettin SAHIN, Istanbul \nCihat SOYHAN, Istanbul \nGönül TEKELI, Istanbul \nInci TURKOGLU, Istanbul \nFriederike VOIGT, Stockholm/Berlin \nBarry WOOD, London \n \nCoordination \nInci KUYULU ERSOY, Izmir \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"İslam medeniyeti tarihi boyunca, bahçe konsepti ve içindeki bitkiler İslam düşüncesinde özel bir öneme sahip olmuştur: tabii, bu durum kısmen, Müslümanların çoğunun yaşadıkları kurak topraklardan kaynaklanır. Geçit vermez çöllerde yaşayan ve sıcaklardan kavrulan Müslümanlar, akan suyun sakinleştirici etkisinin, yer yer görülen ıssız vahaların yeşilliğinin ve özenle geliştirilmiş bir su teknolojisiyle bakımı yapılan etrafı duvarlarla çevrili suni bahçelerdeki renkli bitkilerin her zaman kıymetini bilmiştir. \nYöneticilerin ve zengin elitin zevk bahçeleri imrenilen bir lüks olsa da aynı zamanda ruhani bir boyuta da sahipti çünkü bu bahçeler, cennetin gür ve canlandırıcı bitkilerini çağrıştırmak amacıyla oluşturuluyordu. Kur'an ve İslam edebiyatındaki birçok tasvir, cennetin düzeninden, çiçeklerinden, bitkilerinden ve ağaçlarından bahseder. Müslüman düşüncesinin cennet tasvirleriyle bu kadar meşgul olması göz önünde bulundurulduğunda, zengin florasıyla bahçe konseptinin Müslüman kültürlerinde ve tabii ki sanatında her zaman başlıca temalardan birini oluşturması şaşırtıcı değildir. \nİspanya'dan Hindistan'a kadar Müslüman dünyasının tamamında yöneticiler ve elit kesim, saray külliyelerinin tam ortasındaki gösterişli saray yaşantısının ayrılmaz bir parçası olan lüks bahçeler için çok çaba harcamıştır. Gerçekten de saray bahçelerinin düzeni, çoğunlukla Kur'an'da anlatılan cennetle ilgili gerçekleri yansıtıyordu. Hatta birçok bahçenin cennet tasviri olma özelliğini vurgulamak için adı vardı. Hem mimaride hem de sanatta cennetin muhteşem bitkilerine gönderme yapılır. Camiler, medreseler ve saray mensuplarının mezarları sık sık, cenneti hatırlatan ve sanatsal olarak lüks çiçek bahçelerine göndermede bulunmak suretiyle zenginleştirilen bahçelerin ortasına inşa ediliyordu. \nDekoratif sanatlarda, hem bir bütün olarak hem de tek tek bitkilere ve çiçeklere yapılan göndermelere rastlanmaktadır ki, bunlardan çiçeklere yapılanlar – çiçeklerin güzelliliğinin ve günlük hayattaki kullanımlarının ötesinde – dini veya şiirsel anlamlarından dolayı tercih edilmekteydi. Çiçekler doğal formlarıyla tasvir edilmedikleri zaman, kıvrımdallar ile yaprak ve rumilerden oluşan sonsuz simetrik kalıplar şeklinde girift Arabesk desenler kullanılıyordu. Bunlar, insanı kozmik yaratılış süreci ve madde dünyasının sonsuz çeşitliliğinin altında yatan Allah'ın Birliği hakkında düşünmeye sevk ediyordu.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/floral/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/28/portal_image/1.jpg","display_order":13}}},"0be6d6e8-2fed-5e4f-b410-0a54ef0ed999":{"title":"Medreseler ve Eğitim","description":"Din ve dil eğitiminin yanında bilim dallarında da eğitim veriliyordu. Bilimsel gereçler üzerindeki son derece dekoratif maden işçiliği, bilimsel disiplinlerdeki gelişmişliğe işaret eder. Yıldızların konumlarını doğru bir şekilde tespit etmek açısından usturlaplar ve gök kubbeleri önemliydi. Geleceği tahmin etmek için özel olarak tasarlanmış geomantik araçlar kullanılıyordu. Diyarbakır'daki Artuklu sarayı 1206 yılında parlak bir makine mühendisi olan İsmail Ebu'l-İzz el-Cezeri'den mekanik ve hidrolik mühendisliği ile ilgili resimli bir kitap ısmarladı.","quote":"*'**Bilimsel gereçler üzerindeki dekoratif maden işçiliği, bilimsel disiplinlerdeki gelişmişliğe işaret eder.'*"},"68eb0582-4a1d-5233-92af-cfac47f86d57":{"title":"Mezar Taşları: Taşa Kazınan Bellek"},"cc1b1d0f-11e9-5198-addd-247752f7c5b8":{"title":"Dini Mekânlarda Sanat","description":"Osmanlı camilerinin, herkesin eşit bir şekilde dua ettiği tek bir mekânın ve tek bir kubbenin özel mimari felsefesi ile ilgili olarak saray mimarları tarafından tasarlanan iki ayrı özelliği vardır. Kubbe, sonsuz evreni, mihrap ise namaz ibadetini yöneten kişi olarak Hazreti Peygamber'i sembolize eder. Bu iki kavramı daha belirgin hale getirmek ve İslam estetiğini vurgulamak amacıyla, kubbeye Kur'an'dan ayetler yazılır ve mihrap zengin bir şekilde bezenirdi. Duvarlar ise çinilerle, Allah'ın sonsuzluğunun simgesi olarak geometrik desenlerle ya da Cennet Bahçesini andıran çiçek desenleriyle süslenirdi.","quote":"*'Kubbe, sonsuz evreni, mihrap ise namaz ibadetini yöneten kişi olarak Hazreti Muhammed'i sembolize eder.'*"},"4525acaf-2e58-57ae-aa47-33e20171397d":{"title":"Su Kullanımı: İçme ve Temizlik"},"ea3faf2c-86c3-553a-b331-7ddd3ee15aec":{"title":"Yerleşimler ve Ev Hayatı","description":"Batı'daki İslâm topraklarında yerleşmeler kırsal alanlardaki küçük köyler ve şehirler halinde örgütlenmişti. Bu iki ayrı yerleşme türü, yapı malzemesinin ve tekniğinin kuru ve sıcak bir çevreye ustalıkla uyarlanmasından doğan, özgün, ortak özelliklere sahipti. \nŞehir karmaşık yapısının içinde şu öğeleri barındırırdı: \na) Ulu Caminin etrafında örgütlenen bir çekirdek; *alcazar (el-kasr)* ya da yöneticinin ikametgâhı; ana cadde boyunca uzanan, bitişikteki yollara doğru çatallanan *suk* yani çarşı; hamam; hanlar ve sanatkârların atölyeleri. \nb) Sur içinde konutların bulunduğu alan. \nc) Sur dışında kalan dış mahalleler. Gıda ve hayvan pazarı burada kurulur, ayrıca bazı atölyeler yer alırdı.","quote":"*'Müslüman şehri: Bir sokaklar labirenti.'*"},"bedfc26e-1599-5d90-867d-794002406ce7":{"title":"Rakka: Halife Harun Reşid’in Suriye’deki Başkenti"},"b1f3d679-a18b-5258-af5f-524e8530cb84":{"title":"Sultan ve Sarayı"},"a0cc97a9-d2a3-5089-88c2-b997f283e950":{"title":"Sofra Kültürü","description":"Osmanlı Sarayında sofra kültürü önemli bir yere sahipti. Hemen hemen her tür yemeğin ayrı bir ustası vardı: *çorbacıbaşı*, *helvacıbaşı* gibi. Ziyafetlerde ve iftar yemeklerinde, yeri kaplayan bir örtünün üzerine minderler atılırdı. Minderlerin ortasına bakır, gümüş ya da altın kaplamalı bir tepsi konurdu. Bunun üzerine de bağa, mercan, fildişi veya kemikten kaşıklar yerleştirilirdi. Yemekler, geleneksel bir sırayla yenirdi: ilk yemek, ayrı ayrı kaplarda servis edilen çorbaydı; bunu, yemekleri sıcak tutmak için 'kuşhane' olarak bilinen, kapaklı çok büyük madeni kaplarda servis edilen etli ya da tavuklu bir ana yemek izlerdi. Ana yemeğin yanında içecekler içilirdi ve zerde, baklava ve helva gibi tatlılarla yemek bitirilirdi.","quote":"*'Hemen hemen her tür yemeğin ayrı bir ustası vardı: çorbacıbaşı, helvacıbaşı gibi.'*"},"fa309a83-49c5-5883-9ee9-a69be57780e6":{"title":"Üç Kültürün Birlikteliği","description":"İslâm'ın Batı Akdeniz'de yayılmasının sonucunda, tek dinli bir toplum ortaya çıkmadığı gibi, bu topraklarda yaşayan halklar da yerinden edilmedi. Burada yaşayanlar, vergilerini ödemek koşuluyla kendi inançlarını korudular, Hıristiyan ya da Yahudi olarak kaldılar. \nEkonomik etkinlikler, özellikle ticaret ve kültürel alışverişler, farklı kişi ve cemaatlerin birbirine yaklaşmasına zemin yarattı. \nNitekim Batı'daki İslâm şehirlerinde ve köylerinde, üç semavi dine inananlar, birbirlerini maddi ve zihinsel bakımdan sürekli geliştirerek, yan yana yaşamlarını sürdürdüler.","quote":"*'Üç semavi din'*"},"9d1c91d5-e536-5351-9c97-8a1d1755f2dd":{"title":"Hat Okulları","description":"Hattatlar, mesleğin seçkin ustaları tarafından resmi bir eğitim alıyordu. Çoğu, sarayda ve hükümet ile ilgili resmi görevlerde çalıştırılıyordu. Bazı devlet görevlileri ünlü hattatlar haline geldi. Abbasi veziri İbn Mukle bunlara bir örnektir. İbn Mukle'nin kusursuz yazının kurallarını tanımladığı elkitabı hattatlar için temel kaynak olmuştur.","quote":"*'Abbasi veziri İbn Mukle gibi bazı devlet görevlileri ünlü hattatlar haline geldi.'*"},"754c7cda-4d25-5730-9b40-d05583d87eb1":{"title":"Bilim ve Bilgi","description":"Okulda öncelikle okuma yazma, Kur'an okuma, tefsir ve hadis ilimleri öğretilirdi. Kitap az bulunduğu için, bilgi aktarımı ezberle olurdu. Hat sanatında ustalaşmanın en gerekli, en temel sanat olarak görülmesinin nedeni buydu; yazı sayesinde bilgiler ve din ileriki kuşaklara aktarılabilirdi.","quote":"*'Din eğitimi: Kur'an'ı istinsah edenler'*"},"4ac9ddb5-21d0-552f-aabe-4b88c6672977":{"title":"Savunma Sistemi"},"83fcd46d-b7fd-5e22-8abd-08f76c9613a8":{"title":"Su ve Günlük Hayat","description":"12\\. yüzyıldan itibaren, Fas'ın Fez kentine *sikaya* denilen halka açık çeşmelerle su tedarik edilmiştir. Bu çeşmelerin formu yüzyıllar boyunca değişmemiştir. Duvara gömülü kırık bir kemerin üzeri *zillic* denilen çini mozaikle bezelidir ve su, musluklardan bir havuzun içerisine akar.","quote":"*'Fas'ın Fez kentine* sikaya *denilen halka açık çeşmelerle su tedarik edilmiştir.'*"},"39f632d5-77b2-5774-9593-b679b7db8455":{"title":"Lüks İhracat","description":"İhracat pazarında, kumaşların yanında Osmanlı seramikleri de çok popülerdi. Türkiye'nin sanat tarihinde son derece önemli bir yere sahip olan İznik seramik endüstrisinin yükselişi, Avrupa'da da güçlü bir talep yarattı. İznik seramikleri Avrupa pazarlarında o kadar popüler hale geldi ki, Sultan bir keresinde fermanında İznik çömlekçilerini saray için değil de yabancı tüketiciler için üretim yaptıkları gerekçesiyle azarlayarak öfkesini dile getirdi!","quote":"*'İhracat pazarında, kumaşların yanında Osmanlı seramikleri de çok popülerdi.'*"},"9f0c366a-10e7-53d5-91e8-2d8a35ffc22a":{"title":"Geometrik Bezeme","description":"'Roma, Bizans, İran ve Berberi sanatından etkilendiklerine göre, Müslüman sanatkârlara geometrik bezemenin yaratıcısı denemez, ama bu sanatı büyük ölçüde geliştirip en olgun seviyeye eriştiren de onlardır.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nCarmen ALONSO-RODRIGUEZ, Madrid \nMaria da Conceição AMARAL, Silves \nGaspar ARANDA, Madrid \nHouria CHERID, Algiers \nLakhdar DRIAS, Argel \nNaima ELKHATIB-BOUJIBAR, Casablanca \nÁngela FRANCO, Madrid \nÁngela GARCIA-BLANCO, Madrid \nSusana GOMEZ, Mertola \nKamal LAKHDAR, Rabat \nSantiago MACIAS, Mertola \nMohamed MEZZINE, Fez \nMargarita SANCHEZ-LLORENTE, Madrid \nClaudio TORRES, Mertola \n \nCoordination \nMiguel GARCIA, Madrid \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Geometri İslam sanatında ağırlıklı unsur olup diğer motifler de genellikle geometriye bağlı olarak yorumlanır. Geometrik bezeme mimaride olduğu kadar el sanatlarında, seramikte olduğu kadar dokumalarda veya kitap sanatlarında da görülür. Malzeme, boyutlar ya da teknik ne olursa olsun, motifler hemen hemen aynıdır. \nRoma, Bizans, İran ve Berberi sanatından etkilendiklerine göre, Müslüman sanatkârlara geometrik bezemenin yaratıcısı denemez ama bu sanatı büyük ölçüde geliştirip en olgun seviyeye eriştiren de onlardır. \nMüslümanların geometrik bezemede belli bir seviyeye ulaşmasında, İslam kültüründe matematiğe, örneğin Pisagor matematiğine duyulan ilgi de etkili olmuştur. \nBu durum, geometrik geçmelerde ya da zencireklerde çok açıkça görülür. İslamiyet öncesi süsleme sanatının mirasçısı olan bu tür bezemenin giderek karmaşıklaşmasıyla, birbirine geçmiş şeritlerden oluşan düğümlü motifler ortaya çıktı. Simetrik tekrarlamalar, çoğaltmalar ya da bölmelerle, her tür malzeme ve biçim üzerinde, belli bir merkezin etrafında kare, eşkenar dörtgen, altıgenler, sekizgenler; altı, sekiz, on iki, hatta daha çok kollu yıldızlar gibi olağanüstü çeşitlilikte şekiller meydana getirilebiliyordu. Renklerin zenginliği ve tonların birbirine uygunluğu kompozisyonları iyice ortaya çıkarıyor, böylece pek çok farklı düzlem olduğu yanılsaması yaratılabiliyordu. Bezemeyi zenginleştirmek üzere, gerek *sebka* denen baklavalı şebekelerde olduğu gibi tekrarlamalı motiflerle, gerek dokunun içinde zıtlıklar yaratmak yoluyla, gerekse mukarnasların yaygın olarak kullanılmasıyla üç boyutlu görüntülere de ulaşılabilmişti. \nBazıları doğal motiflerin soyutlaştırılmasıyla elde edilen geometrik motifler, üzerine işlendikleri nesnenin ya da binanın işleviyle uyumlu sembolik anlamlardan da yoksun değildi.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/geometric/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/21/portal_image/1.jpg","display_order":14}}},"362960e9-cc01-5941-9e3e-f9dfc311b3b5":{"title":"Savunma Sistemi","description":"Sur, saldırılara ve temellerinin zayıflamasına dayanamayan bir savunma sistemiydi. Sağlam sur duvarlarında silahları dışarı uzatmak için açılan küçük gediklerin sonradan topları kullanabilmek için büyütülmesi gerekti. Saldırıları engellemek üzere duvarlar yüksek kulelerle desteklenir, ayrıca birtakım düzeneklerle saldırganların yolu kesilirdi: surun biraz ötesinde yükselen, sura bir duvarla bağlanan müstakil kuleler; sur bedenine paralel uzanan, ondan daha ensiz ve kısa bir duvar ve ikisinin arasına kazılan hendek; ve nihayet kulelerle korunan kapı. Kapı 11. yüzyıldan itibaren L biçiminde bir girişe açılır oldu, böylece içeri girmek isteyenler doksan derecelik bir dönüş yapmak zorunda kalıyordu.","quote":"*'Sur başlı başına bir savunma sistemiydi.'*"},"3b822b91-75f5-5142-bd3c-29b08ccd26ec":{"title":"İktidarın Görsel Dili","description":"Sultanın veya yerel idarecilerin gücü, çoğunlukla bariz bir biçimde görsel olarak ortaya konurdu. Mimari bu anlamda yararlı bir araçtı; çevreye, hatta daha iyisi şehrin siluetine hâkim muazzam bir yapı, gücün cesurca bir ifadesidir. Benzer şekilde, idarecilerin gücü, onların adını ya da unvanlarını bir binanın ve hatta bir elyazmasının bir yerine yazmak suretiyle yazılı olarak da açık bir şekilde vurgulanabilirdi. Padişah tuğraları, belki de gücün görsel dilinin en önemli örnekleridir.","quote":"*'Sultanın gücü, çoğunlukla bariz bir biçimde görsel olarak ortaya konurdu.'*"},"6f2f66f9-0684-5348-a89e-04c0ea5914a2":{"title":"İktidarın Görsel Dili","description":"Görsel dilin aşikâr bir şekilde kullanılması gibi bir zorunluluk yoktu. Sanat, güçlünün gücünü hatırlatmak amacıyla dâhiyane bir şekilde arka planda kalarak da kullanılmıştır. Örneğin izleyenleri baş döndürücü zenginlikte süslemelerle çevreleyen bol miktardaki mimari bezeme unsurları, banilerin gücünü yansıtan estetik bir ambiyans yaratır. Bu tür dekorasyonların illa büyük bir binada yer almasına da gerek yoktur; bunlar, bir otağın üzerinde de devletin ihtişamını göz önüne serebilir. Göz alıcı bir zanaatkârlık da bu görsel dilin bir parçasını oluşturur. Bir sultan ya da devlet görevlisi, sorguç gibi konumunun fiili sembollerinden ya da sadece kemer tokası gibi işlevsel aksesuarlardan oluşan bol süslemeli görkemli giysiler giydiği zaman, sahip olduğu zenginlik ve beceriler, yani gücü, fark ettirilmeden teşhir edilirdi.","quote":"*'Dekorasyonların illa büyük bir binada yer almasına da gerek yoktur; bunlar, bir otağın üzerinde de devletin ihtişamını göz önüne serebilir.'*"},"27407462-38d1-5483-a239-bfa506cb4830":{"title":"Bayındırlık Yönetimi","description":"Abbasiler, tıbbi araştırmaları ve tıp alanında çalışanları destekler ve himaye ederdi. Tıp alanında önemli gelişmeler gerçekleşti: çok sayıda tıp kitabı yazıldı ve tercüme edildi; tıbbi deneyler yapıldı ve belgelendi; ve, bir dizi işlemi yapmak için çok sayıda tıbbi cihaz tasarlandı.","quote":"*'Abbasiler, tıbbi araştırmaları ve tıp alanında çalışanları destekler ve himaye ederdi.'*"},"74e405d2-4d5c-563a-85b7-bcbf5812982e":{"title":"Abbasi Seramikleri","description":"Afganistan'dan Cezayir'e yayılan Abbasi İmparatorluğu'nda, bölgesel seramik endüstrileri diğer yörelerin özgün tekniklerinden, desenlerinden ve motiflerinden etkilenmiştir. Bu da yerel desen, dekorasyon ve üslupların çeşitliliğini arttırmıştır. İmparatorluğun doğu bölgelerinde karışık olarak çok renkli ve tek renkli lüks seramikler görülürken kuzey Afrika'daki, özellikle İfrikiye'deki seramikler daha sadeydi. Lüster seramiklerin yanı sıra tek veya çok renkli sırlı kabartmalı parçalar ve yazıtlı sırlı seramikler de yaygındı. Günlük kullanıma yönelik seramikler ise genel olarak sırsız, bezeme ise ya yok ya da çok azdı. Yine de tüm bu seramikler, tipik İslami özellikleri paylaşıyordu.","quote":"*'Bölgesel seramik endüstrileri devletin diğer yörelerinin özgün tekniklerinden, desenlerinden ve motiflerinden etkilenmiştir.'*"},"1dabd926-5ac6-53c1-b262-d5570beba088":{"title":"Mimaride Geometrik Bezeme","description":"Bütün İslâm âleminde önemli binaların cephelerinde mukarnaslı kompozisyonlar görülür. Yüzeyde de bezemesiz bir alanın kalmamasına çalışılırdı; buna 'boşluk korkusu' *(horror vacui*) denir. \nGene bu doğrultuda Muvahhidler devrinden itibaren Mağrib'teki ve Endülüs'teki minarelerin yüzeyleri bağımsız ya da birbirine bağlanan dilimli kemerlerle süslenmiştir. Kemerlerin tekrar etmesi ya da üst üste bindirilmesiyle de *sebka* adıyla bilinen, delikli bir kumaşı andıran, baklava dilimlerinden oluşan bir şebeke elde edilmiştir.","quote":"*'Yüzeyde bezemesiz alan kalmaması için çabalanırdı.'*"},"4abfb8e7-e61b-559d-9eb7-684a9ac667bc":{"title":"Saray Yaşamı","description":"19. yüzyılın ortalarında, Batı etkisiyle, Osmanlı sultanları, önce Dolmabahçe Sarayı'na, sonra da Yıldız Sarayı'na taşındı ve yazlarını Beylerbeyi Sarayı'nda geçirdi. Bunların hepsi de Boğaz kıyısında Batı tarzında inşa edilmiştir. Boğazdaki bu saraylar, hanedanın yeni ikametgâhları ve resmi tören ve resepsiyonların gerçekleştirdiği yerler haline geldi.","quote":"*'Boğazdaki saraylar, hanedanın yeni ikametgâhları haline geldi.'*"},"b57ef26f-345f-5d0d-8e89-3f02ef5a1f29":{"title":"Ürdün","description":"Osmanlı döneminin Ürdün’deki Batı kaynaklı sanatsal özellikleri, özellikle Osmanlı topraklarında bilinmeyen natürel sahnelerle kendini gösterir. Bu sahneler, yanlarında yeni sanatsal öğelerle gelen ve ürettikleri sanat eserlerine bunları katan Avrupalı sanatçılar tarafından resmediliyordu (imzalı resim). Yine bu dönemde, üzerinde insan figürlerinin bulunduğu Batı paraları, Osmanlı paralarından daha sık kullanılıyordu. İnsanlar Batının sanat eserlerini tercih ediyordu; özellikle kolye, çene zinciri ve peçe gibi objeleri süslemek için Batı paraları kullanıyorlardı. Evlerini, kiliselerini ve binalarını da Batılı sanatçılar tarafından yapılan duvar resimleriyle süslüyorlardı. Bu binalardan bazıları müze haline gelirken, kiliselerde de halen ibadet ediliyor. Yine bir kısım yapı da onları koruyan ve yenileyen kişilerin mülkiyetinde kalmaya devam etmiştir. \nOsmanlıların çöküşünden sonra da Ürdün insanı Batı ve Osmanlı kökenli paraları severek kullanmaya devam etmiştir. Kadınların çeyizlerine hâlâ Kral V. George ve Sultan V. Mehmed Reşad’ın paralarıyla süslenmiş kolye ve bilezikler konuluyor. Bu tür kültür mirasları, folklor müzesinde halen sergilenmektedir. Birtakım eserler de eski ailelerin torunlarının elindedir.","quote":"“Osmanlı döneminin Ürdün’deki Batı kaynaklı sanatsal özellikleri, özellikle Osmanlı topraklarında bilinmeyen natürel sahnelerle kendini gösterir.”"},"a09c8ed7-01f3-5c9b-bd21-96a1d81c4678":{"title":"Kadınlar","description":"'İslamiyet, kadınlara toplum içinde ayrılmaz bir yer vermiştir; Müslüman kadınlar, gerek evde, meslek hayatında, gerekse hayır işlerini himaye ederek ya da sanatta, yaşadıkları kültürlere aktif olarak katkıda bulunmuşlardır.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nMohammad ABBAS, Cairo \nNoorah AL-GAILANI, Glasgow \nUlrike AL-KHAMIS, Edinburgh \nJamila BINOUS, Tunis \nAicha BENABET, Tunis \nHouria CHERID, Algiers \nElsayed HAMAD, Cairo \nMourad RAMMAH, Kairouan \nSalah SAYAOUR, Cairo \nTarek TORKY, Cairo \n \nCoordination \nEnaam Selim, Cairo \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"İslamiyet, kadınlara toplum içinde ayrılmaz bir yer vermiştir. Hakları, ödevleri ve statüleri Kur'an-ı Kerim'de irdelenmiş ve Şeriat, yani İslam hukuku ile kurala bağlanmıştır. İslamiyet döneminde, kadınlar inançlarına aktif bir şekilde kucak açmış ve onun gereklerini yerine getirmiştir. Ancak Müslüman dünyasında ve medeniyetlerinde geçerli İslami sistemi yorumlamaya ve günümüze uyarlamaya yönelik tek tip bir yaklaşım hiçbir zaman var olmamıştır ve bugün de yoktur. İslamiyet bünyesindeki her toplum kendi sistemini yerel kültür mirasına göre uyarlamıştır; bu nedenle İslam medeniyeti için standart bir prototip ve İslam toplumu içinde kadınların durumu ile ilgili tek bir prototip yoktur. Gerçekten de Müslüman kadınların baş etmek durumunda olduğu çok çeşitli kültürel ve ataerkil mirasın karmaşıklığı – ki bir kısmı İslamiyet öncesi döneme dayanır – ve yaşadıkları toplum içindeki görevlerinin çokluğu, adil bir toplumda daha iyi bir yaşam için sürekli bir mücadele içinde oldukları anlamını taşımaktadır. \nÇağlar boyunca birçok Müslüman kadın, diğer Müslüman Kadınlar için örnek olmuştur. Bunların başında, bağımsız ve güçlü bir iş kadını ve Hz. Muhammed'in en önemli destekçilerinden biri olan ilk eşi Seyyide Hatice binti Muhammed el-Horasani gelmektedir. Diğer örnekler arasında Ortaçağ Tunus'unda alkışlanan mistik yazar Seyyide el-Manubiye; Hadis yorumları kitabı bulunan ve 14. yüzyılın başlarında Filistin'de hâkimlik yapmış olan Meryem binti Abdurrahman sayılabilir. 19. yüzyılın önemli şahsiyetlerinden biri, Arap ve Müslüman toplumunda kadın hakları konusunda bir öncü ve lider olan Hüda Şaravi'dir. \nTarihçiler, üst sınıflardan kadınlarla ilişkili olan kamusal yapıları ve bu kadınların yönetici sınıflarla ilişkilerini kaydetmiştir. Günümüze ulaşan yapılar ve lüks sanat eserleri de bu kadınların hamiliklerinin ve nüfuzlarının kanıtıdır. Diğer taraftan tarihsel kayıtlardaki önyargıdan ve sanat eserlerinin iyi biçimde günümüze ulaşmamış olmasından dolayı, halktan Müslüman kadınlar hakkındaki bilgilerimiz sınırlıdır. Ancak dokumacılık, nakış ve çömlekçilik gibi uğraştıkları işlerden ve mahkeme, evlilik, boşanma veya miras gibi hususlarla ilgili resmi kayıtlardan bazı ipuçları elde edilebilmektedir.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/women/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/23/portal_image/1.jpg","display_order":9}}},"adc7d88a-073e-571d-ad07-7d7f35682e7e":{"title":"Seyahat ve Ticaret"},"5f7953a9-49d7-5d9f-be1c-93cbec183abd":{"title":"Endülüs-Mağrib Sanatı","description":"Hammadilerin sanatıyla Endülüs'teki çağdaşı Tavaif-i Mülûk sanatında görülen bazı bezemeler ortaktır ama yapım teknikleri farklıdır. Endülüs etkisinin yanı sıra, Doğu'dan geldiği tartışmasız bazı unsurların çok erken bir zamanda ortaya çıkması, Mağrib'in nasıl bir köprü rolü oynadığını açıkça göz önüne serer.","quote":"*'Ziriler ve Hammadiler: Doğu ile Batı arasında bir köprü.'*"},"feb15667-99f8-5b55-8c0b-bcda36247b11":{"title":"Dini Yaşam","description":"İslami kurumlar dinamik bir şekilde yeniden canlanırken, Hıristiyan kiliseleri ve manastırları da kendi çaplarında bir rönesans yaşadı. Emevi dönemine ait fresklerden beri Suriye'de benzeri görülmeyen bir dizi yeni duvar resmi yaptırıldı. Mar Yakup Manastırı ve Musa el-Habeşi Manastırı, Ortaçağ Hıristiyan sanatının ve Suriye'deki manastır hayatının mükemmel örnekleri olarak ayaktadır.","quote":"*'**Hıristiyan kiliseleri ve manastırları kendi çaplarında bir rönesans yaşadı'*"},"1dc8b986-92dc-5a75-b544-000419ab6111":{"title":"Mezar Taşları: Taşa Kazınan Bellek","description":"Her biri farklı bir dönemi, farklı yöresel alışkınlıkları yansıtan çok çeşitli mezar taşları mevcuttur. 9. yüzyılda İfrikiye'de (bugünkü Tunus ve doğu Cezayir) ortaya çıkan, ama aynı zamanda Endülüs tarafında, Toledo'da örneklerine rastlanan sütun biçimli taşlar; Murabıtlar devrinden itibaren Mağrib'te ve Endülüs'te kullanılan ve sandukaları andıran *makabriye*; 14. yüzyıldan sonra Málaga, Granada, Murcia gibi, seramikçiliğin güçlü olduğu şehirlerde alabildiğine yayılan disk biçimli taşlar.","quote":"*'Mezar taşları: Yerel ve toplumsal farkların yansıması.'*"},"9246e5d1-d625-54a9-a9cb-348e8099b248":{"title":"Seramik Kaplarda Geometrik Bezeme","description":"Geometrik kompozisyonlar, bitkisel motiflerle birlikte de kullanılabilir. Bitkisel motifler, genel kompozisyonun içinde ikinci planda kalsalar da geometrik bezemeyi zenginleştirir, motifin bazı ana noktalarını ortaya çıkarır, bazen de sadece geometrik motifin sınırını belirlediği boşlukları ya da zemini doldurur.","quote":"*'Bitkisel motifler geometrik bezemeyi zenginleştirir.'*"},"0aeb920c-d823-5de4-81b9-061257cef978":{"title":"Frenklere Karşı İki Memluk Sultanı","description":"Burada anlatılan iki Memluk Sultanı arasında, daha fazla sayıda mimari projeye imzasını atan muhtemelen Kalavun'dur. Memluk mimarisinde yeni bir dönemin habercisi olan Kahire'deki külliyesinin boyutları etkileyicidir. Burası medrese, türbe ve hastaneden oluşur. Kalavun'a hastane için ilhamı, Şam'daki Nureddin Bimaristanında geçirdiği tedavi verdi. Gördüğü tedaviden o kadar etkilenmişti ki, tekrar tahtına oturacak kadar iyileştiği takdirde hastanenin bir benzerini Kahire'de yaptırmaya yemin etti. 1283'te tahta oturduktan kısa bir süre sonra bu projeyi başlattı. Bu bimaristan (hastane) o zamana kadar görülenlerden farklıydı, çünkü ister kadın, ister erkek olsun ve hangi sosyal konumdan olursa olsun tüm Müslümanların hizmetine sunulmuştu.","quote":"*'Kalavun muhtemelen en fazla sayıda mimari projeye imza atan Memluk sultanıdır.'*"},"01b4539f-223c-58e3-970b-86b098e2e493":{"title":"İktidarın Görsel Dili","description":"İnsanların elinde güç olduğu sürece, onu hem bu gücün etkisi altındaki hem de dışındaki kişilere göstermenin yolları aranmıştır. Özellikle sanat ve mimari, sık sık güç iddiasında bulunma aracı olarak 'görsel bir dil' yaratmak amacıyla kullanılmıştır. Bu tür görsel güç gösterileri, yüzyıllar boyunca çeşitli şekiller almıştır; bazen bunlar oldukça açık ve fark edilir, bazen de daha arka planda ve gizlidir. Osmanlı dönemine ait sanat ve mimari, sultanın ve Osmanlı Devleti'nin gücünün görsel bir şekilde yansıdığı çok sayıda örnekle doludur.","quote":"*'İnsanların elinde güç olduğu sürece, onu göstermenin yollarını aramıştır.'*"},"b82e552a-e3da-5171-bbda-751d4602d53f":{"title":"Frenklere Karşı İki Memluk Sultanı","description":"Baybars da, Kalavun da çok sayıda lüks obje ve mimari eser yaptırmıştır. Bunları sadece başkent Kahire'de değil, Suriye ve Kutsal Toprakların birçok yerinde yaptırdılar. Örneğin Baybars, Filistin ve Suriye'de kaleler restore ettirmiştir. Ancak kendisinin ilgisi askeri mimari ile sınırlı değildi; Baybars, Kahire'de kentte ayakta kalan en eski Memluk halifelik camii olan büyük bir Mescid-i Cuma da yaptırdı. Baybars, 1277'de Şam İçkalesi'nde öldü ve Emeviye Camii'nin kuzeyindeki bir türbeye gömüldü. Bu türbe, sultanın adıyla anılan Zahiriye Medresesi'nin içindedir.","quote":"*'Baybars da, Kalavun da çok sayıda lüks obje ve mimari eser yaptırmıştır.'*"},"6428106b-9d8e-590a-bc5c-8be1ac54d645":{"title":"Müslüman Kadınların Özel Yaşamı","description":"Yakılmış tütsü, badem kabukları veya yalancı safranın da dâhil olduğu çeşitli malzemelerden üretilen rastık, göz makyajının vazgeçilmeziydi. Tıbbi yararlarının da olduğuna inanılan rastığın nazardan koruduğu da düşünülürdü ve içinde bir çubuğun bulunduğu küçük, süslü sürmedanlarda muhafaza edilirdi.","quote":"*'Rastık, yakılmış tütsü, badem kabukları veya yalancı safranın da dâhil olduğu çeşitli malzemelerden üretilirdi.'*"},"95694260-7655-5184-a4d8-7c24d7fd8562":{"title":"İdari Reformlar","description":"Müslümanlar, varlıklarının ilk 70 yılında egemenlik alanlarının tamamına yönelik olarak yeni ve Arapça konuşulan bir idari sistem getirme yönünde herhangi bir girişimde bulunmadı. Daha ziyade her eyalet, eski rejimin geleneklerine uygun olarak yaşamaya devam etti. Suriye'de idaresi halen bölgedeki Hıristiyanların elindeyken gelirler idaresinde konuşulan dil Yunancaydı. Ancak mali idare alanında Araplar, tamamen yeni bir sistem getirdi. Bu sisteme göre, yeni devletin vatandaşlık haklarının tamamına sahip üyeleri, düzenli bir gelire (*ata*) de hak kazanıyordu. Sistem, yerel halktan alınan vergilerle finanse ediliyordu. Başlıca vergiler toprak vergisi (*haraç*), maddi veya ayni sabit bir vergi ve her yetişkin gayrimüslimin gelirine göre ödemek zorunda olduğu kelle vergisi (*cizye*) idi. Rahipler, keşişler ve engelliler cizyeden muaf idi.","quote":"*'Her eyalet, eski rejimin geleneklerine uygun olarak yaşamaya devam etti.'*"},"66a1b849-44f7-56db-b90b-8414c7492a80":{"title":"Frenklere Karşı İki Memluk Sultanı"},"390eb15a-b775-5e38-b060-b98bf5313187":{"title":"Mudéjar Üslubunda Halk Sanatı ve Dinsel Sanat","description":"Aragon'da dinsel Mudéjar sanatının belirleyici özelliği, binaların ve kulelerin dış yüzeylerinin, tuğlalardan yapılan motiflerle (birbiriyle kesişen küçük, sıra kemerler, baklava dilimi şebekeler, balıksırtı bantlar) ve çok renkli *azulejo*larla, zengince süslenmesidir. Binaların içinde ahşap çatılar salonlara hem bir ferahlık, hem de rahatlık ve sıcaklık verir. Mudéjar üslubunda yapılmış bütün örtü sistemleri içinde Teruel Katedrali'nin *par y nudillo*lu dev çatı iskeletini ayrıca anmak gerekir.","quote":"*'Aragon'da Mudéjar üslubu: Bezemelerde aşırılık.'*"},"e69dcd7a-5d1d-5edb-ae45-6bb6e2a8c847":{"title":"Memluk Sistemi"},"0c57154a-3d32-5f59-919a-c9bcab6d8ac5":{"title":"Page 314","description":"Osmanlılar, Hükümdar Yolu olarak bilinen ve Vadi Araba’nın doğusundaki dağları takip eden Hac yolunu (Darbü’l-Hac eş-Şami), Hükümdar Yolu üzerindeki haydutlardan şikayet eden Yavuz Sultan Selim’in kızı dolayısıyla Darbü’l-Bint adı verilen ve çölün kıyısından geçen yeni bir yol ile değiştirmiştir. Hacıların güvenliğini sağlamak ve onlara su, yiyecek ve mal temin etmek amacıyla, bu yeni yol üzerinde çok sayıda kale ve konaklama yeri inşa edildi. \nSultan II. Abdülhamid’in hükümdarlığı sırasında, 1908’de yapımı tamamlanan Hicaz Demiryolu, Osmanlı döneminin en büyük başarılarından biridir. Hicaz demiryolunun döşenmesinin başlıca nedeni, hacıları Şam’dan Suudi Arabistan’daki Medine’ye Ürdün üzerinden taşımaktı. Bu demiryolu Birinci Dünya Savaşı sırasında büyük hasara uğramış olmasına karşın örneğin Şam – Amman ve Amman – Katrane arası gibi bazı bölümleri hâlâ kullanılıyor.","quote":"“Hicaz Demiryolu, Osmanlı döneminin en büyük başarılarından biridir....”"},"dc1ba8a3-fd25-52de-bd11-66f5e8ee0fdc":{"title":"Profesyonel, Zanaatkâr ve Sanatçı Olarak Müslüman Kadınlar"},"30f650c4-28b8-51fa-9fb7-44613c3096bf":{"title":"Su Kullanımı: İçme ve Temizlik","description":"Kur'an'da kişisel hijyene çok önem verildiğinden, halka açık hamamlar Müslümanların sosyal ve dini yaşamlarında geleneksel olarak temel bir rol oynamıştır. Her ne kadar bu yapılar kısmen Roma ve geç Antik dönemlerine ait hamamlardan alınmış olsa da, Emevilerden itibaren, Romalıların önem verdiği soğukluk bölümünden (*frigidarium*) ziyade, sıcaklık ön plana çıkmıştır. Hamamlarda genellikle ısıtılmayan bir yer olan soyunmalığın yanı sıra sıcaklık ve bir de buhar odası vardı.","quote":"*'Hamamlar Müslümanların sosyal ve dini yaşamlarında temel bir rol oynamıştır.'*"},"a68e0dec-446e-5c8a-bf2e-1f05f0f0e7fb":{"title":"Endülüs-Mağrib Sanatı","description":"İslâm sanatında genel olarak önem verilen, iç mekânların ve bina cephelerinin bezemesine, İspanya-Mağrib sanatı kemer ve sütun başlığının bir bezeme unsuru olarak, sistemli bir şekilde kullanılmasını ekleyecekti. \nEn karakteristik form atnalı kemer olsa da, sanatkârlar yeni kemer tipleri yarattılar ya da var olanları farklı şekillerde kullandılar. Sütun başlıkları için de durum aynıydı: Oranların değişmesiyle, Roma-Bizans üslubundaki kıvrımdal motiflerinin zenginleştirilmesiyle, özgün sütun başlıkları ortaya çıktı. \nBu mimari üslup, Córdoba (Kurtuba) Ulu Camii ile başlar.","quote":"*'Emirlikler sanatından Tavaif-i Mülûk sanatına: Baroğun oluşumu ve olgunlaşması.'*"},"f79e2e2d-2bd9-536c-96fc-75712b9b3f2b":{"title":"Savunma Sistemi","description":"Topraklar kalelerle ve *ribat* denen, içinde kalın duvarlı bir kule bulunan istihkâmlarla korunurdu. Ribatlar etrafın rahatça görülebileceği stratejik noktalarda bulunurdu. Bunlar gözcülük yapan, sınırları, yolları, vadileri, limanları ya da dağları koruyan birlikler için kışla görevi görür, bir tehlike durumunda halka da kapılarını açardı.","quote":"*'Kaleler: Toprakların savunulmasına yarardı.'*"},"87981465-ac17-588c-98d9-d4f2d4298bdc":{"title":"Sicilya'da Normanlar","description":"'Araplar, Sicilya Norman Krallığı'na Yunan, Latin ve Bizanslı kökenleri İtalyan Rönesansının ilk tohumlarını atmaya yardımcı olan bir kültür mirası ve uygarlık bıraktı.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nRita BERNINI, Rome \nPier Paolo RACIOPPI, Rome \nEttore SESSA, Palermo \nPaola TORRE, Rome \n \nCoordination \nIrene SALERNO, Rome \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"827 yılında Kayrevan emirinin orduları tarafından işgal edilen Sicilya, adanın doğusundaki güçlü Yunan-Bizans direnişinin 965 yılına kadar dayanmasına karşın 1061'e kadar İslam dünyasının bir parçası haline geldi. \nKuzey Afrika, İber Yarımadası, Mısır ve Orta Doğu'dan alınan az miktardaki göçe karşın İslamiyetin sosyal yapıları yerleşti ve hızla yayıldı. Arap idaresindeki bu iki yüz yıl boyunca, bir miktar ayrımcılık yapılsa da Kur'an yasaları Hıristiyan inancının korunmasını sağladı. \nAltavilla ailesinin önderliğindeki Normanlar, güney İtalya'daki yurtlarından hareket ederek 1061'de adaya vardı. 1094'te I. Ruggiero (Altavilla'lı, hd. 1098–1101) Sicilya Eyaletini kurdu. Buranın yönetimi oğlu II. Ruggiero (Altavilla'lı, hd. 1130–54)'ya geçti. O da 1130'da Sicilya Krallığı'nı kurdu. Onun halefleri I. Guglielmo (hd. 1154–66) ve II. Guglielmo (hd. 1171–89), 1194'te Suabiya hanedanı iktidarı ele alıncaya kadar Müslümanlara, Bizanslılara ve Kutsal Roma İmparatorluğu'na karşı saldırgan politikasını sürdürdü. \nArap iktidarı döneminde olduğu gibi, Hıristiyan ve Müslüman cemaatler yan yana yaşadı ve İslam döneminden kalan sosyal ritüellerin ve geleneklerin ayakta kalmasını sağladı. Bu durum özellikle daha önceki yöneticilerin önem verdikleri yerlerin ve yapıların yeni Hıristiyan hanedanı tarafından kullanılmaya devam edilmesinde kendini gösterir. \nBu kültürel süreklilik, Normanlar ve İslam dünyası arasındaki siyasi ilişkilerle daha da güçlendi. Bu ilişkileri en bariz şekilde vurgulayan olgulardan biri, Sicilya Krallığı kurulduktan sonra Norman hanedanının İslam sanatından türetilen modelleri kullanarak Sicilya sanatına yeni bir biçim kazandırma yönündeki güçlü isteğiydi. Bu modeller, sanat ve mimarideki mevcut, sade Sicilya-Arap ve Bizans formlarına bilinçli bir şekilde eklenmiştir. \nSonuçta ortaya, Sicilya-Norman sanatını Ortaçağ Avrupasının ve Akdenizinin en özgün sanatlarından biri haline getiren bir sentez çıkmıştır.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/siculo_norman/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/25/portal_image/1.jpg","display_order":16}}},"e8deea6c-fc86-5de4-91d5-28b3549d5260":{"title":"Profesyonel, Zanaatkâr ve Sanatçı Olarak Müslüman Kadınlar","description":"Fatımi Halifesinin gardırobundan sorumlu kadın yönetici Zeynü'l-Huzan ve onun kadınlardan oluşan 30 kişilik ekibi gibi, çağlar boyunca profesyonel hayata katılmış olan Müslüman kadınlara dair kanıtlar mevcuttur. Bazı kadınlar yazar veya şair, bazılarıysa doktor ya da dini hukuk alanında uzman olmuş ve dini doktrinleri öğretip yorumlamıştır. Ünlü hattat olarak kayıtlara geçen birçok kadın vardır. Bunların arasında Hz. Muhammed'in eşlerinden biri ve Halife Ömer bin Hattab'ın kızı olan Hafsa da vardır. Fatıma el-Bağdadiye, üslubu, son derece takdir edilen bir hattat olan İbn Hilal'inkiyle karşılaştırılacak kadar yüksek olan başka bir kadın hattattır. Hz. Muhammed'in ilk eşi Seyyide Hatice'ye gelince, hat çalışmalarından bazıları günümüze ulaşmıştır ve üstün becerisini kanıtlamaktadır.","quote":"*'Bazı kadınlar yazar veya şair, bazılarıysa doktor ya da din hukuku alanında uzman olmuştur.'*"},"cb0785ef-fb33-5e76-b51b-81652da4bdfc":{"title":"Salaheddin Eyyubi Kutsal Topraklarda","description":"Kahramanlar kahramanı Müslüman Salaheddin Eyyubi (1137–93), Kudüs'ü geri alınca mağlup Arapların ve galip Haçlıların kaderini değiştirdi. Salaheddin'in dönemi, Arap tarihinin, çökmekte olan Abbasi Halifeliği'nin Eyyubilerin iktidarı altında kısa bir canlanma yaşadığı en parlak dönemlerinden biri olarak görülür.","quote":"*'Salaheddin'in dönemi, Arap tarihinin en parlak dönemlerinden biri olarak görülür'.*"},"46837ac7-e216-535c-9487-5198e7fe98f9":{"title":"Suriye","description":"Yıllık hac seremonisi, hac kervanlarının deve sırtında çölde yapacakları uzun ve tehlikeli yolculuk için zahmetli bir hazırlık gerektiriyordu. Bu nedenle bu kervanlara Şam dışına kadar eşlik etme töreni, güvenliği teminat altına almak ve iyi bir yönetimin sergilendiği göstermek açısından önemli bir olaydı. Mahmilü’l-Hac, Batılılaşmış bir süsleme örgüsünün yerel süsleme repertuarına usulca karıştığının ayırt edilebildiği, Osmanlı halifesine ait amblemi taşıyarak geçit törenine liderlik ediyordu. \nBu tür kültürel ve sanatsal yeniliklere, 20. yüzyılın başlarına gelindiğinde her yerde rastlanabiliyordu. Altın yaldızlı ve mineli elyazması Kur’an-ı Kerimler, yeni gölgeleme ve renklendirme tarzlarını gözler önüne sermektedir. Ancak siyasetteki ve sanatsal stillerdeki değişimlerden bağımsız olarak Şam’ın kutsal bir kent olarak kimliği her zaman baskın kalmaya devam etmiştir.","quote":"“Ancak siyasetteki ve sanatsal stillerdeki değişimlerden bağımsız olarak Şam’ın kutsal bir kent olarak kimliği her zaman baskın kalmaya devam etmiştir.”"},"4bed6c71-af16-5a48-8fbf-46d35ab606ed":{"title":"Kur’an-ı Kerim","description":"Kur'an'ın doğru şekilde okunmasına ve ezberden söylenmesine verilen önem, belli ayetlerin mealine ve doğru okuma kurallarına ilişkin açıklamalar içeren eklemelerin yapılmasına yol açmıştır. Bu açıklamalar ya sayfaların dış kenarlarına ya da kitabın sonuna yazılırdı. Dualar ve niyazlar sırasında kullanılmak üzere ilgili Kur'an özetleri seçilen dualarla ve hadislerle birleştirilip ayrı kitapçıklar halinde hazırlanırken, Tevrat peygamberleriyle ilgili ayetler, peygamberlere ithaf edilen son derece süslü hikâye kitapları haline getirilirdi.","quote":"*'Tevrat peygamberleriyle ilgili ayetler, peygamberlere ithaf edilen kitaplar haline getirilirdi.'*"},"ceab8d7c-6e1d-5d61-81c7-078ad66f0bd3":{"title":"Saray Yaşamı","description":"Diplomatik ilişkileri geliştirmek için kullanılan lüks objelerle ilgili bir başka örnek, İslamiyet'i kabul etmiş bir Ermeni olan Bedreddin Lülü'nün sarayıdır. Önce Zengilere vezirlik yapan Lülü, 1218–59 yılları arasında da kuzey Irak'taki Musul'un bağımsız yöneticisi idi. Bedreddin Lülü'nün kakmalı maden eserlere büyük ilgisi vardı. Onun adını taşıyan çok sayıda altın ve gümüş kakmalı pirinç kap günümüze ulaşmıştır. Bu değerli eserler olasılıkla altın yerine kullanılıyordu. Üzerlerinde Lülü'nün adının bulunması, diplomatik hediye olduklarının kanıtıdır.","quote":"*'**Bedreddin Lülü'nün kakmalı maden eserlere büyük ilgisi vardı.'*"},"6f026780-ce1b-55d2-b48b-2d177c9ca628":{"title":"Anıtsal Hüsnühat","description":"Hüsnühatlı yazıtlar, İslam dünyasında ilk dönemlerden itibaren çeşitli dini, askeri, resmi ve özel yapıların üzerinde kullanılmıştır. İslam dönemine ait mimari eserleri ayırt eden en önemli özelliklerden biri anıtsal hat sanatıdır. Günümüze ulaşan en eski hat sanatı örneğine sahip yapı, 7. yüzyılda inşa edilen Kudüs'teki Kubbetü's-Sahra'dır.","quote":"*'İslam dönemine ait mimari eserleri ayırt eden en önemli özelliklerden biri anıtsal hat sanatıdır.'*"},"007e0513-1d25-5486-a970-7a75408f9d61":{"title":"Mudéjar Seramiği","description":"İlk başta sadece soylular tarafından kullanılmasa da, sonuç olarak gene de soylu sınıfın simge diliyle bağlantılı olan arma sanatı, 15. ve 16. yüzyılda doruğa ulaşmıştır. Armaların çok yaygın olarak kullanılması, her tür nesneye, özellikle siparişle üretilen seramiklere uygulanmaları bunu ortaya koymaktadır. Armacılıkla bağlantılı olarak Hıristiyanlıkla ilgili dini yazıların olduğu şeritler de Mudéjar seramiklerinde boy gösterdi.","quote":"*'Mudéjar çömlekçiler, yeni müşterilerin zevkine ayak uydurmak zorunda kalınca ister istemez ürün yelpazesini genişlettiler.'*"},"7b8e8ebb-749c-5252-9649-7f18a8830f7b":{"title":"Mudéjar Seramiği","description":"İlk Mudéjar seramikleri, Nasri seramiklerinin doğrudan taklididir, o kadar ki bazı örneklerin hangi kültüre ait olduğunu anlamak bile kolay değildir. Benzerlikler teknikte (kobalt mavisi, yaldızlı seramik) ve bezemelerde (hurma yaprağı, dallar, palmetler, tomurcuklar) olduğu kadar formlarda da kendini gösterir. Hâlbuki Nasri seramiklerinin genellikle benzersiz, lüks mallar iken Mudéjarların ürettikleri ise daha geniş bir müşteri kitlesine hitap ederdi. Mudéjar sanatçılar sonradan yeni müşterilerinin zevkine ayak uydurmak zorunda kalınca Gotik ve Rönesans unsurlarını katarak form repertuarını genişlettiler ve Hıristiyan ikonografisini benimsediler.","quote":"Nasri mallarının formları kadar, tekniği ve bezemeleri de taklit ediliyordu."},"073b795d-65c6-5d5e-9265-134b960cca53":{"title":"Saray Yaşamı","description":"Bağdat'ın etkisiyle, sofra adabı, misafir ağırlama âdetleri giderek inceldi. İlk başta yemek ortadan yenirken, sonradan ayrı tabaklarda, katı protokol kurallarına göre servis edilir oldu. Yemek listesi pek çok yeni tarifle zenginleşti. Bu yemekleri tatmak, güzel kokularla büyülenmiş olan koku duyusu ve damak için zevkti. Müzikle kendinden geçen kulakların duyduğu zevk, sarayın döşenişinin, rakkaselerin seyrine dalmış gözlerin gark olduğu zevk de, yemeğin verdiği keyfi iyice artırıyordu.","quote":"*'Sofra töreni'*"},"06c733a5-e1b4-5be1-ae58-c5968680a73a":{"title":"Rakka: Halife Harun Reşid’in Suriye’deki Başkenti","description":"Halife Mansur'un torunu olan Halife Harun Reşid, Bağdat ve güney Irak'ta siyasal huzursuzlukların yaşandığı 796 – 809 yılları arasında sarayını Rakka'ya taşıdı. Harun Reşid şehir surlarını genişletti ve Rakka'nın kuzeyine doğru yepyeni bir saraylar bölgesi kurdu. Bu saraylarda onun ve onunla oturmak üzere şehre gelen çok sayıda devlet görevlisinin hane halkları yaşadı. Gelişmiş bir posta sistemi aracılığıyla Bağdat'la ve doğudaki topraklarla olan bağlantıda aksama yaşanmıyordu. Harun Reşid'in oğulları ve daha sonraki halifeler, gençliklerinin büyük bir bölümünü Rakka'da geçirdi.","quote":"*'**Bu saraylarda Harun Reşid'in ve çok sayıda devlet görevlisinin hane halkları yaşadı.'*"},"e1608033-ab95-5c07-ac56-54849a33a39b":{"title":"Üç Dinin Kutsal Toprakları","description":"7. yüzyılda, Kudüs ve Kutsal Topraklar Müslüman egemenliğine geçmiştir. Bu iki yer Müslümanlar için de kutsaldı ve sonraki yüzyıllarda, siyasi anlamda yaşanan zor zamanlara karşın, her üç dinin inananları, birçoğu her üç dince de kutsal sayılan bölgedeki Kutsal Mekânlara hac yolculukları yapmaya devam etmiştir. Aralarında Halife Ömer bin Hattab (hd. 634–44) ve Salaheddin Eyyubi (hd. 1169–93) gibi ünlü simaların da bulunduğu sonraki Müslüman yöneticiler, kendilerini hac yollarını koruma altına almaya adamışlardır. Bunu yaparken Kutsal mekânların ayakta tutulması için hiçbir masraftan kaçınmamış ve buraya ulaşımı hem Müslümanlar hem de gayrı-Müslimler için kolaylaştırmışlardır. Zaten bu, Yahudilere ve Hıristiyanlara Ehl-i Kitap olarak saygı gösteren Kur'an'ın kendisinin emrettiği kutsal bir görevdi.","quote":"*'Yahudiler ve Hıristiyanlar Kur'an-ı Kerim'de, Ehl-i Kitap olarak saygı görür.'*"},"adc2c82c-8dbe-5321-9ab3-9fea14b4167f":{"title":"Türkiye","description":"Her ne kadar Orta Çağdan itibaren savaşlar ve ticaret yoluyla Osmanlılarla Batı arasında uzun yüzyıllara dayanan bir ilişki söz konusu olsa da, Osmanlı beğenisinin Batılılaşması çok daha sonra gerçekleşti. \nOsmanlı İmparatorluğu'nun 16. yüzyıla rastlayan altın çağı fazla uzun sürmedi. Askeri ve mali kurumlardaki bozulmayla birlikte idari sistemde ortaya çıkan zayıflıklar, imparatorluğun 17. yüzyılın sonlarından itibaren toprak kaybetmesine yol açtı. İmparatorluğun bir zamanlar muazzam olan gücünün geri kazanılmasına çalışıldı. Bu, Batının idari ve teknik altyapılarına ilişkin önlemlerin benimsenmesinden anlaşılmakta. Bu tür ödünç almalar, Osmanlı toplum yapısında ve sanatta da görülüyordu. Osmanlı İmparatorluğu'nun bir pazar olarak algılanmasıyla daha da güç kazanan, Batı ile kurulmuş yakın kültürel ve diplomatik ilişkiler, hem toplumun sosyal yapısında hem de sanatta yeni gelişmelere yol açtı. Bu yüzden, Osmanlı sanat repertuarına Batı öğelerinin girmeye başladığı 18. ve 19. yüzyıllar, Batılılaşma dönemi olarak anılır.","quote":"Her ne kadar Orta Çağdan itibaren savaşlar ve ticaret yoluyla Osmanlılarla Batı arasında uzun yüzyıllara dayanan bir ilişki söz konusu olsa da, Osmanlı beğenisinin Batılılaşması çok daha sonra gerçekleşti."},"ca738840-bcc5-5148-8748-e3bb31ec2983":{"title":"Soylu Sınıfa Özgü ve Sivil Mudéjar Sanatı"},"6ff61f8d-0983-5aa2-8637-2151608072f9":{"title":"Mudéjar Üslubunda Halk Sanatı ve Dinsel Sanat","description":"Portekiz'de Mudéjar üslubunda halk sanatının ve dini sanatın özelliklerinden biri de şudur: duvarların üzerinde yükselen dişler ya da çam kozalağı şeklindeki çıkıntılar gibi bazı bezemeler Gotik unsurlarla iç içe geçmiştir. Gotik öğeler ise *par y nudillo*lu, boyalı*,* çok renkli küçük haçlarla ya da yıldız biçiminde geçmelerle süslenmiş çatılarla veya kiliselerin koro yerlerinde kullanılan, gene sekiz ya da on altı kollu yıldız motifleriyle süslenmiş, *alfarje* tipi düz tavanlarla yan yana yaşamıştır.","quote":"*'Portekiz Mudéjar sanatı kendini belli eder.'*"},"35beb34a-375b-5bd2-98d3-523a97e96b21":{"title":"Fatımiler","description":"'İslam dünyasının kalbinde bir Şii halifeliği kurmayı hayal ettiler; Fatımiler, siyasi idaresi kadar sanatsal görkemi ile de ünlenen bir halifeliği yönetti.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nMohammad ABBAS, Cairo \nNoorah AL-GAILANI, Glasgow \nUlrike AL-KHAMIS, Edinburgh \nJamila BINOUS, Tunis \nAicha BENABET, Tunis \nHouria CHERID, Algiers \nElsayed HAMAD, Cairo \nMourad RAMMAH, Kairouan \nSalah SAYAOUR, Cairo \nTarek TORKY, Cairo \n \nCoordination \nEnaam Selim, Cairo \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Hz. Ali'nin Irak'ın Kûfe şehrinde ve oğlu ve Peygamber'in torunu İmam Hüseyin'in Kerbela'da öldürülmeleri, Şiiliğin doğmasına yol açtı. Bu hareket, liderlerinin Peygamber'in soyundan gelmesine dayanarak halifelik üzerinde hak iddia ediyordu. Emeviler ve Abbasilerin sert saldırılarına maruz kalan Şiiler, yine de İslam dünyasında yayılmayı başardı ve çok geçmeden kuzey Afrika'ya ulaştı. Ebu Abdullah eş-Şii liderliğindeki Müslümanlar, İslam halifeliğini ele geçirme amacıyla buraya yerleşmeye karar verdi. \nFatımi halifeliği, bugün Tunus'ta bulunan Rakkada şehrinde güçlü bir şekilde doğdu. Fatımiler, 909'da burada önce yerel Ağlebi hanedanlığını ele geçirdi. İlk Fatımi başkenti Mehdiye oldu. Buranın şehir ve mimari dokusu Fatımi izlerini taşır hale geldi. Fatımi halifesi el-Muizz li-Dinillah'ın (hd. 953–75) aydın yönetimi altında, gelişmekte olan devletin oldukça müreffeh ekonomik koşulları, nihayet halifeliğin tamamını fethetme girişiminde bulunmaya uygun ortam doğdu. Halife, bu muhteşem planın bir parçası olarak General Cevher'i Tolunoğlu yönetimi altındaki Mısır'ı fethetmesi için doğuya sevk etti. El-Muizz, 969'da Mısır'a muzaffer bir şekilde girdi ve kuzey Afrika'nın yönetimini tımar sahipleri Zirilere verdi. Ziriler, bağımsızlıklarını ilan etmek için bunu fırsat bildi ye Şiiliği reddederek Sünni oldu. Bu hareketleri Fatımiler tarafından cezalandırıldı. Fatımiler hemen topraklarını yerle bir etmesi için Bedevi kabilesi Benu Hilal'i onların üzerine gönderdi. Artık Fatımilerin gücü Mısır'a doğru kayıyordu. 969'da el-Muizz yeni bir başkent Kahire'yi kurdu. Fatımiler, giderek genişlettikleri topraklarında Abbasi halifelerinin Bağdat'taki ve Emevilerin İspanya'daki medeniyetleriyle boy ölçüşen parlak bir medeniyet vücuda getirdiler. Şehircilik, bilim, sanat ve edebiyat, yeni doruklara ulaştı. Ancak bu başarı sonsuza kadar sürmedi: Haçlı ordularının gelmesi, ekonomik çöküş ve büyük salgınlar, hanedanlığın zayıflamasına ve nihayet 1171'de Salaheddin Eyyubi'nin elinde yıkılmasına yol açtı.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/fatimids/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/16/portal_image/1.jpg","display_order":3}}},"bb6637ac-a866-515d-b9a2-3869310f0ad7":{"title":"Kelam’ın Medeniyeti","description":"Yazıtlar değişik konularda ve çok çeşitli hat stilleriyle yazılıyordu. Yazılar baniler ve yaptıklarıyla ilgili olabildiği gibi Kur'an'dan ayetler, koruyucu dualar, kutsama sözleri, şiirsel sözler veya atasözleri içerebilir. İkinci gruba giren konulu yazılar, genellikle eserin işlevini tamamlayıcı oluyordu: örneğin cami kandilleri üzerinde 'Allah, göklerin ve yerin nurudur,' (XXIV: 35) ayeti veya kalem kutuları ya da yazı çekmeceleri üzerinde görülen ve kalemle yapılan işleri öven şiirsel sözler gibi. Koruyucu dualar ve bereket sözleri daha ziyade kapların işlevlerini açıkça vurgulamak üzere kullanılıyordu. 'Bereket' gibi sözcükler, Allah'ın cömertliğini ve eser sahibinin iyi talihini dile getirmek için kullanılırdı. Aynı durum, Allah'ın doksan dokuz adından biri eserler üzerinde kullanıldığında da geçerlidir. Bu isimlerin varlığı eseri ve içindekileri zarar ve ziyandan korurdu.","quote":"*'Yazılar genellikle eserin işlevini tamamlayacak şekilde seçiliyordu.'*"},"d03f0704-42d3-54b3-8b3b-d1ee5a970a2c":{"title":"Abbasi Döneminde Mısır"},"06f8adf1-80a7-5ad3-930e-d74a24929bf9":{"title":"Sofra Kültürü","description":"İznik'te üretilen seramik tabakların yanında bakır ve altın kaplamalı tabaklar da kullanılırdı. Sofrada mutlaka ithal Çin porselenleri de bulunurdu. Ancak 19. yüzyılda Batılı yaşam tarzının benimsenmesiyle meydana gelen değişim, Topkapı Sarayı'ndaki geleneksel yemek kültürünün sonunu getirdi. Bunun yerine masalar ve sandalyeler, Avrupa porselenleri ve gümüş çatal ve kaşıklar geldi.","quote":"*'İznik'te üretilen seramik tabakların yanında bakır ve altın kaplamalı tabaklar da kullanılırdı.'*"},"8aaef163-92d1-584e-b208-20da9b7fd02e":{"title":"Hat Okulları","description":"Bölgelerdeki sosyal yapının etkisiyle farklı dönemlerde birçok hat stili gelişti. Batıdaki eyaletlerde, yani kuzey Afrika ve Endülüs'te, kuzey Afrika'nın Berberi mirasının etkisiyle *Mağribi* hattı ortaya çıktı. Diğer taraftan birçok kültürün bir arada bulunduğu Sicilya'da, Normanlar çeşitli olayları belgelemek ve hatırlamak için Arapçayı da içeren çok dilli yazıtlar hazırladı.","quote":"*'Batıdaki eyaletlerde, yani kuzey Afrika ve Endülüs'te,* Mağribi *hattı ortaya çıktı.'*"},"0619d09f-5563-54e4-a733-b1fda9508dda":{"title":"Bir Minberin Serüveni","description":"Söz konusu minber birçoğuna göre daha fazla anlama sahiptir, çünkü Hz. Muhammed'in torunu olan Şii şehidi İmam Hüseyin ile ilişkilidir. Haçlılar, Yafa'nın kabaca 50 km güneyinde bulunan Aşkelon'a yürüdüğü zaman, dini inancı güçlü Müslümanlar hem Hüseyin'in kesilmiş başını hem de minberi kurtarmaya girişti. Minberi gizlice el-Halil'e kaçırıp İbrahimi Camii'ne koydular. Hz. Hüseyin'in kesilmiş başının Kahire'ye götürüldüğü söylenir.","quote":"*'Minberi başarıyla gizlice el-Halil'e kaçırdılar ve İbrahimi Camii'ne koydular.'*"},"d1cd70ed-eba3-5102-ad3f-35f48ba86542":{"title":"Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türk-İslam Sanatı","description":"Anadolu'da siyasi birliği sağlayan Selçuklu sultanları, inşaat faaliyetlerini arttırdı ve güvenliğini sağladıkları yollarda ticareti geliştirdi. Sultanlar, Dünyevi Cennette yaşama arzusuyla lüks saraylarda oturuyorlardı. Bir Türk–İslam devleti olan Anadolu Selçukluları, Asya ve Anadolu'nun sayısız medeniyetlerinin mirasından köklenen ve hem o dönemin kültüründen hem de Bizans kültüründen ilhamını alan sanatsal bir üslup geliştirdi. 11. yüzyılın ikinci yarısı ile 14. yüzyılın başı arasındaki iktidarları boyunca Anadolu Selçukluları, dini inançlarına ve sosyal beklentilerine uyan yapılar inşa etti. Bunların arasında camiler, türbeler, medreseler, hamamlar, kervansaraylar ve köprüler bulunuyordu.","quote":"*'Asya ve Anadolu'nun sayısız medeniyetlerinin mirasından köklenen sanatsal bir üslup geliştirdiler.'*"},"29034c7a-8823-5847-9fb2-ed236e6ef371":{"title":"Dekoratif Sanatlar","description":"Metalik lüster, özünde İslam dünyasının bir tekniğidir. Bu teknik önce cam işçiliğinde kullanılmış, daha sonra çömlekçiliğe yayılmıştır. Cam üzerinde kullanılan teknik, en az 8. yüzyıldan beri Mısır'da bilinen bir yenilikti. \nGerçekten de lüsterli seramikler Fatımilerin göçebe çömlekçileri himaye etmeleri sayesinde çok geçmeden Mısır'daki seramik üretiminin en seçkin eserlerini oluşturdu. Bunların arasında başka türlü sırlı seramikler de vardı. Bazı usta çömlekçilere ait tarafımızca bilinen atölyelerin arasında Müslim ve Sa'ad okulları da bulunmaktadır. \nMaden işçiliği, gelişme gösteren başka bir sanayi idi. Zanaatkârlar, üç boyutlu hayvanların ve kuşların, dökme ve dövme kapların ve usturlap ve cerrahi gereçler gibi bilimsel aletlerin üretiminde uzmanlaştı.","quote":"*'Metalik lüster, özünde İslam dünyasının bir tekniğidir.'*"},"cbc12111-8c44-55d6-b676-b86eda25e6a1":{"title":"Page 318","description":"Avrupa tarzı mobilyalar daha da hızla benimsendi ve geleneksel İspanyol-Mağribi mobilyaların yanında yaldızlı alçı süslemeleri olan dört kanatlı yataklar, bol yaldızlı aynalar ve konsollar, Venedik lambaları ve İtalyan ya da Fransız kadifeleri ve ipekleri görmek artık şaşırtıcı olmamaya başlamıştı. Ancak bu yeni trend hiçbir zaman eski tarzın yerini tamamen almadı. İthal edilen yeni objeler arasında Anadolu’dan halılar, oymalı çeyiz sandıkları, Türkiye’den pahalı kakmalı alçak sehpalar ve sandıklar da vardı. \nMobilyalar, kadın giysileri, mücevherler vs. her şey aynı değişime uğradı. Genel olarak bütün kumaşlarda olduğu gibi duvar kaplamalarında, örtülerde, yatak çarşaflarında ve divanlarda bol bol Levanten nakışlar vardı.","quote":"“Mobilyalar, kadın giysileri, mücevherler vs. her şey aynı değişime uğradı.”"},"54f705a7-f6cc-5d60-88a2-8e1edc57ef20":{"title":"Medreseler ve Eğitim","description":"Okur-yazarlık oranı yüksekti ve insanlar eğitim kurumlarını himaye etmek için yarışıyordu. Irak, İran, Orta Asya, Endülüs, Mağrib ve Mısır'dan gelen ulema, medreselere doluştu ve Şam'da hem bir yuva hem de araştırmaları için verimli bir kaynak buldu. Bu ulema, vakıflar aracılığıyla burs, maaş ve kalacak yer sahibi oluyordu. İyi öğrenciler, öğretmenlerinden icazet alıyordu. Öğrenim aşamaları, çoğu kez ilimsel ve felsefi elyazmalarının takdim sayfalarında resimlerle betimlenmiştir.","quote":"*'**Öğrenim aşamaları, çoğunlukla ilimsel ve felsefi elyazmalarının takdim sayfalarında resimlerle betimlenmiştir.'*"},"ebe1e957-e9a6-5900-a103-902e5fee4e8f":{"title":"Su Sistemleri"},"699bcf48-10b7-5156-85dc-0aff994af0da":{"title":"Başkent Dışında Sanat","description":"Başka imparatorluklar gibi Osmanlılar da sanatsal beğenilerini idari ve siyasi sistemlerine yeni kattıkları topraklara taşımıştır. Sarayda kurulan atölyeler sayesinde, Osmanlılar geniş bir coğrafi alan üzerinde yer alan eyaletlerdeki sanatsal yaklaşımı denetim altında tutuyordu. Ancak başka bir gerçek, başkentten uzaklaşıldıkça saray atölyelerinin denetimine rağmen daha fazla yerel renkle karşılaşıldığıdır. \nOsmanlıların eyaletlerde de yaptıkları, başkentin ince sanat zevkini taklit etmekti. Osmanlı beğenisi, doğrudan saray ya da sultan adına eyaletleri yöneten valiler tarafından yaptırılan eserlerde yansıtılıyordu. Yerel olarak yaptırılan eserler başkent kaynaklılarla makul bir benzerlik sergiliyordu, ancak yine de kendine özgü sanat eserleri de üretiliyordu.","quote":"*'Başkentten uzaklaşıldıkça saray atölyelerinin denetimine rağmen daha fazla yerel renkle karşılaşılır.'*"},"b554b571-d0e5-5750-8458-758d1d2857a2":{"title":"Sultan ve Sarayı","description":"Sarayda, sultanların etrafı kıdemli görevlilerle çevriliydi. Her birinin sakilik, hazinedarlık ya da kâhyalık gibi özel görevleri vardı. Bu kıdemli Memluklardan, sultanlarını dini, siyasi ve askeri faaliyetlerinin tümünde sadık bir şekilde desteklemeleri beklenirdi, ancak bunlar sık sık bölücü çekişmelere ve hükümdarlarına karşı güç mücadelesine girişirdi. \nOlumlu bir yönleri ise, sultanın sanat ve mimari teşviklerinde kendisiyle yarışmalarıydı. Memluklarda babaların unvanlarının ve ayrıcalıklarının çocuklara geçmesi yasak olduğundan, dini vakıflar aileler için güvence ve gelir sağlamanın yaygın bir aracıydı.","quote":"*'Memluk devlet görevlileri, sanat ve mimari teşviklerinde sultanın kendisiyle yarışıyordu.'*"},"dc90a515-7d31-50e6-bb8f-6de8b231efd4":{"title":"Abbasi Döneminde Mısır","description":"750–969 yılları arasında Mısır doğrudan Abbasiler tarafından yönetildi. Tarımsal ve ticari faaliyetlerden önemli bir gelir sağlanıyordu. Ayrıca konumu da onu kuzey Afrika'ya açılan kapı yapıyordu. Mısır'ı yönetmek üzere, bir ordu ve seçkin devlet görevlileri ile desteklenen valiler atanıyordu. Nil Nehrinin doğu kıyısında ve Kahire'nin güneyinde bulunan Fustat, ticaretin başkentiydi. Şehirde hâlâ çok sayıda Kopt Hıristiyan yaşıyordu. Amr bin As Camii ise Müslümanların başlıca ibadet yeriydi. Vali ve ordusu ise, Fustat bitişiğindeki Asakir bölgesinde konuşlanmıştı.","quote":"*'**Nil Nehrinin doğu kıyısında ve Kahire'nin güneyinde bulunan Fustat, ticaretin başkentiydi.'*"},"396874d9-40a1-5d19-9b40-a8c4225d8397":{"title":"Hac Yolları ve Yol Üzerindeki Kutsal Mekânlar","description":"Kuzey ve orta Afrika'dan gelen hacılar Mısır'da toplanıyordu. Bunlar, İskenderiye'ye gelip Kahire'ye devam ediyorlardı. Fustat'ta gemiye binip 640 km boyunca Nil Nehri üzerinden geçerek güneydeki Kus şehrine varıyorlardı. Daha sonra develerle Kızıldeniz'in en önemli limanlarından Ayzab'a gidiyorlardı. Buradan yine deniz yoluyla Arabistan'a geçiyorlardı. Bu yolculuk çok tehlikeliydi: birçok gemi batmış ve çok sayıda hacı adayı boğulmuştur.","quote":"*'Kuzey ve orta Afrika'dan gelen hacılar Mısır'da toplanıyordu.'*"},"31839947-b81e-578b-b011-e2319540abf1":{"title":"Ürdün"},"9e30bc38-26f6-5892-9b38-6c81101cb0d5":{"title":"Müslüman Kadınların Giysileri ve Takıları","description":"İslamiyet, hem erkeklerin hem de kadınların sade bir şekilde giyinmelerini emreder. Müslüman kadınların başlarını örtmeleri ve boyundan ayak bileğine uzanan uzun kollu kıyafetler giymeleri istenmektedir. Herkesin uyduğu bu genel kuralların dışında, Müslüman kadınların giydiği kıyafetler, kumaş, desen, giyme düzeni, başörtülerin ve aksesuarların stili açısından kültürden kültüre ve dönemden döneme büyük farklılıklar görülür. Sosyal sınıf ve etnik köken de kadınların görünüşünde rol oynamıştır.","quote":"*'İslamiyet, erkeklerin ve kadınların sade giyinmelerini emreder ve kadınların başlarını örtmeleri ister.'*"},"98c2e587-fe2e-561f-800d-0429b0889c72":{"title":"Mimaride Geometrik Bezeme","description":"Duvarlar, değerli kumaşları hatırlatan bir tarzda, aslı renkli olan, kabartma geometrik kompozisyonlar barındıran pano ve frizlerle kaplanmış. \nÜç boyutlu bezeme, Batı'da *mukarbas,* Doğu'da ise *mukarnas* olarak adlandırılan, kemerlerin üzerlerinde ve pencere kornişlerinde kullanılan motifle birlikte ortaya çıktı. Mukarnas, birbirine bağlanan, farklı formlarda prizmatik parçalardan oluşur. \nVe nihayet, Kûfi yazıdan yola çıkılarak geliştirilen geometrik hatlı bezeme, dini ve sivil yapıların frizlerini donatırdı.","quote":"*'Duvarlar, tıpkı değerli kumaşlar gibi panolar ve frizlerle kaplıdır.'*"},"ceba53e2-8d26-5b58-86d1-788c47e11fd6":{"title":"Üç Kültürün Birlikteliği"},"1fe29955-194b-5f40-833a-ae7bf2b5e383":{"title":"Kahire, Şam ve Kudüs: Memluk Entelektüel Yaşamının Merkezleri","description":"Memluk idaresi altında Mısır, Filistin ve Suriye, muazzam bir ekonomik, kültürel, entelektüel ve sanatsal canlanmaya şahit oldu. Bu canlanma, özellikle Kahire, Şam ve Kudüs'ün şehir merkezlerinde yaşanıyordu. Memluk başkenti Kahire, 'Kâinatın Metropolü' ve 'Dünyanın Bahçesi' olarak anılıyordu. Kahire, o dönemde dünyanın en büyük metropolü ve Yakın Doğu'nun en zengin şehirlerinden biriydi. Entelektüeller, akademisyenler, bilim adamları, sanatçılar ve tüccarlar burada toplanmıştı.","quote":"*'Memluk başkenti Kahire, “Kâinatın Metropolü” olarak anılıyordu.'*"},"5a338511-2ac0-5415-a85c-90120546219d":{"title":"Tunus","description":"17\\. yüzyılın sonlarından itibaren kamusal ve özel yapılarda mimari ve süsleme anlamında yenilikler görülmeye başlandığı bir gerçektir. Barok tarzın ilk öğeleri ortaya çıkmaya başladı ve yerel seramik, alçı ve ahşap oyma işçiliğinin yerini, yabancı zanaatkârların ürünü İtalyan veya Rokoko süslemeler aldı. \n*Medine*'nin, yani eski şehrin en güzel semtlerinde lüks evler inşa edilirken ve yakınlara da bahçe içinde kır evleri inşa edildi. \nSüslemeler bölgeden bölgeye göre değişiyordu ancak Carrara mermerine ve ithal seramiklere duyulan hayranlık, 18. ve 19. yüzyıllarda iyice yaygınlaştı: geniş mermer merdivenler, İtalyan resimli ahşap tavanlar, Napoli çinileri, Hüseyni alçı işleri ve çiçek resimleri. İç mekânlardaki kapılar ve panjurlar, İtalyan oyma panolardan üretiliyordu.","quote":"“*Medine*'nin, yani eski şehrin en güzel semtlerinde lüks evler inşa edilirken ve yakınlara da bahçe içinde kır evleri inşa edildi.”"},"e7b309d4-f6ec-5a3c-85a4-64bb13cff1d3":{"title":"Norman Fethinden Önce ve Sonra Müslümanlaşan Topluluklar","description":"Sicilya'daki İslam dönemine ait, günümüze ulaşan çok az sayıda somut kanıt vardır. Sicilya'da İslam dönemi ile kastedilen, hem adanın tamamının Fatımi tabiiyetinde olan Kelbi emirleri tarafından yönetildiği süre hem de birkaç bölgenin kısa süreliğine Müslümanların elinde kaldığı Norman fethi zamanıdır. Bu dönemin mimari kanıtları, genellikle daha sonraki dönemlere ait yapılara entegre edilen cami ve kalelere ait duvar kalıntılarıdır.","quote":"*'Sicilya'daki İslam dönemine ait, günümüze ulaşan çok az sayıda somut kanıt genellikle duvar kalıntılarından ibarettir.'*"},"8319f75e-c88b-5e0d-87d1-baa20d291ec5":{"title":"Mekke’deki Mescid-i Haram ve Kâbe"},"a1f710c0-f3ac-5a24-a8f4-4bfadf1b55e4":{"title":"Seramik Kaplarda Geometrik Bezeme"},"7e85c07a-48f2-5fc5-b04e-c0bb4eaed801":{"title":"Kutsal Topraklara Hac Yolculuğu"},"6a6bebaa-7157-585a-a0a4-10139e43213c":{"title":"Çiçekler ve Arabesk: Ebediyetin ve Allah’ın Birliğinin Görünümleri","description":"Arabesk, şüphesiz natüralist çiçek kompozisyonlarına en yaygın alternatiftir. Birbirinden doğan ve sonsuz, simetrik bir aranjmana dönüşen bitki sapı, kıvrımdallar, yaprak ve palmet kombinasyonlarından oluşan Arabesk, 11. yüzyıldan itibaren İslam sanatında son derece yaygınlaşmıştı. Uyarlanabilirliği ve çeşitliliği, doğal olarak hem sanat eserlerinin hem de mimari yapıların dekorasyonunda kullanılmasına yol açarken Allah'ın akıl sır ermez iç içe geçmişlikleri ve birbirine bağlılıkları üzerinde düşünmeye davet etmektedir.","quote":"*'Arabesk, şüphesiz natüralist çiçek kompozisyonlarına en yaygın alternatiftir.'*"},"cffb5dbb-cdd6-5c87-9301-6dc14bb279d8":{"title":"Dini Yaşam","description":"Şam'ın hac yolculuğunun başlangıç noktası olarak konumu, kentin dini önemini arttırdı. Eyyubi döneminde, hac yolunun üzerinde el-Meydan olarak bilinen bir banliyö gelişti ve dini sanatın önemli bir üretim merkezi haline geldi. Atabek ve Eyyubi dönemlerine ait İslam sanatı, özellikle cami mimarisinde ve tezhipli Kur'an'larda belirgin bir şekilde ortaya çıkar. Minare*,* mihrap, maksura ve minberlerdeki taş ve ahşap işçiliği, bu seçkin sanatın örnekleridir.","quote":"*'**İslam sanatı, özellikle cami mimarisinde belirgin bir şekilde ortaya çıkar.'*"},"21173928-d7cb-5f28-9f20-0a8f069336e7":{"title":"Hac Yolları ve Yol Üzerindeki Kutsal Mekânlar","description":"Türkiye, Suriye, Irak ve İran'dan Mekke'ye seyahat edenler için kuzeyde de bir hac yolu vardı. İki kafile eski Eylat (Elat) bölgesine, oradan da Cidde ve Medine'ye ilerlerdi. Birçok Müslüman yönetici bu yolun bakımına yardımcı olurdu. Bunların arasında yer alan Halife Harun Reşid'in karısı Seyyide Zübeyde'nin sorumlu olup mükemmel tesislerle donattığı bölüm 'Zübeyde Yolu' olarak bilinir.","quote":"*'Türkiye'den Mekke'ye seyahat edenler için kuzeyde de bir hac yolu vardı.'*"},"e80da55d-a24c-5ad5-8bdc-c203bda24973":{"title":"Mekke’deki Mescid-i Haram ve Kâbe","description":"Kâbe, geleneksel olarak siyah, bol süslemeli kisve denen bir örtüyle örtülür. Bu gelenek, hicretten iki yüz yıl önce kuzey Arabistan'daki Himyar'ın bir kralı tarafından başlatılmıştı. Başlangıçta kisveler Hz. Muhammed ve halifeler tarafından yaptırılıyordu. Sonra, kisveleri her yıl üzerinde hac ve onun önemi ile ilgili Kur'an'dan ayetlerin ve duaların yer aldığı altın sırma işlemeli olarak yaptıran Mısır olmuştur. Aynı zamanda, Kâbe'nin kapılarını örtmek için bir çift süslü perde ve üzerinde dini sözlerin yer aldığı, gümüş kakmalı pirinçten Kâbe'nin anahtarının taşındığı bir kese de gönderiliyordu. Bu hediyeler, başkent Kahire'de görkemli kutlamalarla yola çıkarılıyordu. Kisveler, yolculuklarına memluklar, devlet görevlileri, davullar ve trampetler eşliğinde kalenin ön avlusundan başlardı ve bu kafileye halktan oluşan büyük bir kalabalık da katılırdı.","quote":"*'Kâbe, geleneksel olarak siyah, bol süslemeli bir kisveyle örtülür.'*"},"5f07058e-e943-529b-9aad-26510494cbe8":{"title":"Mudéjar Seramiği","description":"Yaldızlı Manises karolarının en popüler zamanında hayvan motifleri baskın durumdadır: kompozisyonun merkezinde geyikler, uzun bacaklı kuşlar, boğalar ve küçük kuşlar bulunur ki, İspanya-Müslüman geleneğinden ayrılan yeni bir süslemecilik anlayışıdır bu. Manises atölyelerinin düşüşe geçmesiyle, soluk altın sarısı renk, bakırımsıya ya da bal rengine döndü, motiflerin çeşidi de azaldı. En yaygın motif artık, gövdesi tüyleri ifade eden çizgilerle doldurulan, hayal ürünü bir kuştu (*pardalot*).","quote":"*'Manises atölyelerinin düşüşe geçmesiyle soluk altın sarısı renk, bakırımsıya döndü.'*"},"a33e8d0d-78bb-5e1f-bf96-8cdd1b65b6f8":{"title":"Dünyanın Geri Kalanı: Diplomatik Temaslar ve Uluslararası Ticaret","description":"Memluklar, Avrupa'nın aralarında Kastilya, Sicilya, İtalyan Cumhuriyetleri ve Bizans'ın da bulunduğu başlıca güçleri, ayrıca Moğollar ve Uzak Doğu ile güçlü diplomatik bağlar kurdu. En üst düzeyde Mısır ve Suriye'de üretilen lüks diplomatik hediyelerin alınıp verilmesi, siyasi bağları daha da güçlendirdi. Uluslararası ilişkiler, aynı zamanda geniş çaplı ticaretle de sağlamlaştırılıyordu.","quote":"*'Mısır ve Suriye'de üretilen diplomatik hediyeler, siyasi bağları güçlendirdi.'*"},"48a86896-7c77-5f66-a1d9-8df0111a6e0c":{"title":"Memluk Sistemi","description":"Ancak en önemli olan şey, Memlukların savaş sanatı, okçuluk ve binicilik alanlarında iyi bir eğitim almalarıydı. Gerçekten de Memlukların eğitimi, birçok açıdan dönemin Avrupa şövalyelerinin eğitimi ile karşılaştırılabilir. Memlukların binicilik becerilerinin geliştirilmesi amacıyla, polo gibi rekabete dayalı oyunlardan oluşan yarışmalar düzenli olarak gerçekleştiriliyordu. Eğitimleri tamamlanan Memluklar azat edilir ve kendilerine bir takım silah ve bir at verilirdi. Artık aralarında en becerikli olanlara basamakları tek tek atlayıp kıdemli komutan, vali, sultanın yaveri ve hatta sultan olarak görev yapma olanağını tanıyan askeri kariyerlerine atılabilirlerdi.","quote":"*'Memlukların eğitimi, birçok açıdan dönemin Avrupa şövalyelerinin eğitimi ile karşılaştırılabilir.'*"},"9f7848ae-c4b1-5425-8491-708ef71e028d":{"title":"Su Sistemleri","description":"Romalılar tarafından inşa edilen sistemler yüzyıllar içerisinde kullanılmaya devam edilirken, İslam medeniyetinin su tedarikine yaptığı katkılar da önemlidir. Araplardan alınan önemli göç ve nüfus artışı, tarımsal üretime yatırım yapan yeni bir toprak sahibi sınıfının doğmasına yol açtı. Dolayısıyla Romalılardan kalan su sistemleri Müslüman hanedanların yönetimi altında daha da geliştirildi. Yeraltı kanallarının, düzenli kanalların, sukemerlerinin, sarnıçların, barajların, yağmur rezervuarlarının ve su dolaplarının da dâhil olduğu çok sayıda su sisteminin inşa edilmesi bunun kanıtıdır.","quote":"*'Romalılardan kalan su sistemleri Müslüman hanedanların yönetiminde daha da geliştirildi.'*"},"17ddd4ae-d694-5a72-955a-060b61ef530c":{"title":"Hanedan Kadınları: Fatıma Zehra’nın Torunları","description":"Hz. Muhammed'in kızı ve İmam Ali'nin eşi Fatıma Zehra'nın soyundan olmalarına duydukları derin saygı ile Fatımiler prenseslerine hem lüks içerisinde bir hayat, hem de toplum ve siyaset hayatında önemli bir rol bahşetmiştir. Bu, genel olarak günümüz toplumunun kadınlara karşı davranışı üzerinde etki göstermiş olan bir tutumdur. Birçok saray mensubu kadın önemli siyasi görevlerde bulunuyordu. Hatta Halife el-Hâkim bi-Emrillah'ın kız kardeşi Sittü'l-Mülk, henüz reşit olmayan kardeşinin yerine dört yıl boyunca Mısır'ı yönetti. Asilzade birçok Fatımi kadını, kendi servetini kendi yönetiyordu ve ticaret alanında faaliyet gösteriyordu. Hatta bu kadınların uzak bölgelere mal taşıyan kendi ticari gemileri vardı. Gösterişli yaşam tarzları, şahsi servetlerini kanıtıydı: Abda adında bir prenses, öldüğünde ardında mücevher, değerli taş ve hazine eşyası dolu o kadar fazla sandık bıraktı ki, bunları mühürlemek için 14 kilo balmumu ve içindekileri kaydetmek için 30 tomar kâğıt kullanıldı.","quote":"*'Fatımiler prenseslerine lüks ve sorumluluk içinde bir yaşam bahşetti.'*"},"119ab24b-479f-5ff2-b732-0ff4c64e08e5":{"title":"Norman Fethinden Önce ve Sonra Müslümanlaşan Topluluklar","description":"Günlük ve gömü gelenekleriyle ilgili eserler, 14. yüzyılın ortalarına kadar ayrı iki dünya arasında köprü kurmayı başaran, Akdeniz'deki farklı bölgeler arasındaki uzun süreli ilişkilerin şahididir. Bu eserlere örnek olarak ister adada yaşayan zanaatkârlar tarafından üretilmiş olsun isterse kuzey Afrika'dan ya da İber Yarımadasındaki diğer Müslüman bölgelerinden ithal edilmiş olsun, bazıları kuzey Afrika'ya özgü belli eserlere benzeyen ve üzerinde kitabeler yer alan pişmiş toprak kavanozlar verilebilir.","quote":"*'Günlük eşyalar, Akdeniz'deki farklı bölgeler arasındaki uzun süreli ilişkilerin tanığıdır.'*"},"544d24b1-a4c5-568d-8a3b-dd38d938afe5":{"title":"Kûfi Yazı","description":"Kûfi yazı, 7. yüzyılın ilk yıllarında Irak'ın Kûfe şehrinde doğdu. Bu yazı, kendisi de Süryani yazısından etkilenmiş olan Hicazi yazıdan türetilmiştir. Süryani yazısı ise, iki kültürün bir araya gelmesinden doğmuş ve bir kısım Iraklı Hıristiyan âlimin 7. yüzyılın ilk yarısında Kûfe'ye göç etmesine bağlanabilir. Kûfe'nin güçlü siyasal ve askeri konumu, Kûfi yazının yaygınlaşmasına ve adını almasına yardımcı olmuştur. Çok sayıda Müslüman âlimin ve Kur'an ve hadis hafızının varlığı, Kûfi yazının şehir sınırlarının dışına taşmasına ve stil ve estetik olarak gelişmesine yol açmıştır.","quote":"*'Kûfe'nin güçlü siyasal ve askeri konumu, Kûfi yazının yaygınlaşmasına ve adını almasına yardımcı olmuştur.'*"},"97f0d7d4-686c-530b-b13e-3459e7fb2772":{"title":"Terzilikte Ustalık: Tiraz ve Dönemin Giysileri","description":"Fatımi dönemi boyunca Mısır, ürettiği lüks kumaşları ve özellikle Dimyat, Dabık, Tanis, İskenderiye ve Şata gibi kentlerde bulunan ve *darüttiraz* olarak bilinen tekstil atölyeleri dolayısıyla ün kazanmıştı. Farsça *tiraz* (ya da *tıraz*) kelimesi, bir kumaş parçasının veya giysinin kenarında yer alan ve üzerlerinde kutsama yazıları ve – Fatım döneminde – iktidardaki halifenin veya yüksek mevki sahibinin ismi bulunan işlemeli dekoratif şeritleri anlatır. Her *tiraz* atölyesinde, özellikle halifenin kendisi için üretilen kumaşların üretimini, paketlenmesini ve naklini denetleyecek bir müdür vardı. Bu müdürlerin statüsü son derece yüksekti; yüksek bir maaş alırlardı ve Kahire'ye her geldiklerinde bir karşılama geçidi ve resepsiyon ile onurlandırılırlardı.","quote":"*'Fatımi döneminde Mısır,* darüttiraz *olarak bilinen tekstil atölyeleri ile ünlüydü.'*"},"9275ed46-c379-591c-b8f5-c59e0879225f":{"title":"Kelam’ın Medeniyeti","description":"Hamilerin adlarını ve unvanlarını yazma ve ona bereket dileme geleneği, özellikle söz konusu eserler cami veya medrese gibi kamu kurumlarına hediye edildiği zaman, hamilerin yaptıkları hayır işlerini gelecek nesillere aktarmak istemelerinden kaynaklanmaktadır. Eserler, kimi zaman destinasyonlarına ulaşmak için uzun yollar kat ediyordu ve bu nedenle yerel ustalara ilham verme potansiyeline sahipti. Diğer taraftan bazı zanaatkârlar hüsnühattı sadece dekoratif amaçlarla kullanmış ve aslında okunması için yazılmamış olan okunaksız yazılar yazmıştır.","quote":"*'Bazı zanaatkârlar hüsnühattı sadece dekoratif amaçlarla kullanmış ve okunaksız yazılar yazmıştır.'*"},"c3c3c6a9-356a-5b3d-b18a-805d7175e3fa":{"title":"İdari Reformlar"},"ab86e7ab-a2af-55b0-bd1d-acb09915baa1":{"title":"Camiler ve Saraylar","description":"Fatımi hanedanı, Şii inançlarını yaymak amacıyla cami yaptırmaya, tefriş etmeye ve onarmaya yönelik çok çaba harcadı. Ezher ve Akmer camileri gibi etkileyici külliyelerle ister Mehdiye'de olsun, ister görkemli başkentleri Kahire'de veya Sicilya gibi uzak bölgelerde, Fatımi camileri Şii propagandasının fenerleri gibi parlamaları için tasarlanıyordu. Mimari anlamda, Fatımi camileri diğer örneklerden ayrılır: Romalıların zafer taklarını hatırlatan dışa taşan girişler, oymalı taş kubbeler, Kûfi hatla yazılı Şii içerikli metinlerinin bulunduğu cepheler; ancak en önemli fark, minarelerin olmayışıdır.","quote":"*'Fatımi camileri Şii propagandasının fenerleri gibi parlamaları için tasarlanıyordu.'*"},"ee7a2a3a-731e-564b-b6f7-1f7eb1934418":{"title":"Kahire, Şam ve Kudüs: Memluk Entelektüel Yaşamının Merkezleri","description":"Kudüs, İslamiyetin, Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin Kutsal Kentidir. Kent, muazzam mimari projelerle burayı hacı adayları, din öğrencileri ve bilim adamlarının toplandığı merkez haline getiren Memluk idaresi altında iyice gelişti. Gerçekten de Kudüs entelektüel alışveriş, mistik çözümlemeler ve dinler arası tartışmalar için o kadar popüler bir merkez haline geldi ki, o dönemin en iyi eğitimli entelektüellerinin görev aldığı ve cömert bağışların yapıldığı medreseler ve diğer eğitim merkezlerinin sayısı 100'ü aştı.","quote":"*'Memluklar Kudüs'ü hacı adaylarının, din öğrencilerinin ve bilim adamlarının toplandığı merkez haline getirdi.'*"},"6ca7f36b-6ff1-5be2-b8a1-162095f62272":{"title":"Saray Sanatı ve Mimarisi","description":"Norman sarayının dini mimarisi, İslam döneminden kalma yapıların etrafına inşa edilen çok sayıda kilisede görülmektedir.","quote":"*'Bazı Norman kiliseleri, İslami mekânların kalıntıları üzerine inşa edildi.'*"},"94fec78e-a38a-50eb-964d-7cb6963f9585":{"title":"Türkiye","description":"Osmanlıların Batı sanatına, mimarisine ve şehirciliğine duydukları hayranlık, Lale Devrinde (1718–30) yeni bir beğeninin doğmasına yol açtı. Sonraki onyıllarda, giderek daha yoğun şekilde Barok ve Rokoko öğeleri Osmanlı tarzına dâhil oldu. Böylece Ampir, Neo-Klasik ve Eklektik üsluplar 19. yüzyılda oldukça benzer hale geldi.","quote":"Osmanlıların Batı sanatına, mimarisine ve şehirciliğine duydukları hayranlık, Lale Devrinde (1718–30) yeni bir beğeninin doğmasına yol açtı."},"46dc88ff-bfef-555f-911d-3ced9ca58efa":{"title":"Kutsal Yerlerin Koruyucuları","description":"Osmanlıların 1517'de Mısır'ı fethetmelerinden sonra, Mekke'nin yerel yöneticileri, Sultan Yavuz Selim'e siyasi ve ekonomik nedenlerden dolayı Arabistan'ı yönetmesini teklif etti. Böylece en önemli iki Müslüman kenti olan Mekke ve Medine ile birlikte İslamiyetin en kutsal yerleri Osmanlı İmparatorluğu'na katıldı. Sultanlar da Halife unvanını aldı. Bu nedenle yaklaşık 400 yıl boyunca, Osmanlı sultanları kutsal mekânları cömertçe desteklemeye özel bir önem verdiler.","quote":"*'Yaklaşık 400 yıl boyunca sultanlar kutsal mekânları cömertçe desteklemeye özel bir önem verdiler.'*"},"93c54687-ed57-54c6-8dc9-82032411c77b":{"title":"Kitap Sanatlarında Geometrik Bezeme"},"622bc6c4-0521-53bd-80a6-0fa7a314fc9b":{"title":"Kur’an-ı Kerim","description":"İslam dininin Kutsal Kitabı Kur'an-ı Kerim, 610 ile 632 yılları arasında Hz. Muhammed'e vahiy yoluyla Arapça olarak indirilen Allah'ın kelamından oluşmaktadır. Bu kelam, sahabeler ve ilk halifeler, özellikle de üçüncü Halife Osman bin Affan (hd. 644–56) tarafından tek bir ciltte toplanarak bugün bildiğimiz Kitap haline getirilmiştir. Kur'an-ı Kerim'de 114 sure ve 6236 ayet vardır.","quote":"*'İslam dininin Kutsal Kitabı Kur'an-ı Kerim, Hz. Muhammed'e vahiy yoluyla Arapça olarak indirilen Allah'ın kelamından oluşmaktadır.'*"},"11b19208-0f2c-5176-9948-5d121532b39a":{"title":"Müslüman Kadın Hamiler","description":"Kadınlar ayrıca, önceleri mücahitler için sığınma yeri, daha sonra da ibadethane ve fakirler için barınak olarak ribatlar ve hankâhlar yaptırmıştır. \nKadınların hami olarak faal olduğu bir başka alan da eğitimdi. Memluk Sultanı Şaban'ın annesi Umm Sultan Şaban tarafından Kahire'de yaptırılan muazzam medrese külliyesi buna bir örnektir. Kızların eğitilmesine yönelik okullar (küttablar, medreseler) yaptıran kadınlar olmuştur. Yine hayır için inşa ettirilen yapılar arasında, 13. yüzyılda yaşamış Turan Melik'in hamisi olduğu, Divriği'deki Ulu Cami'nin yanındaki ve 17. yüzyılda yaşamış olan Azize Osmana'nın emriyle yapılan gibi hastaneler bulunmaktadır.","quote":"*'Kadınlar ayrıca ribatlar, hankâhlar, medreseler ve hastaneler yaptırmıştır.'*"},"1dbcce8a-f15c-5124-8ef3-103e38fe1b4e":{"title":"Bilim ve Bilgi","description":"Müslüman idareciler, halkın su ihtiyacıyla her zaman yakından ilgilenerek, ellerindeki bilimsel bilgilerin ışığında en etkili çözümleri bulmaya çalıştılar. Günümüze kadar ulaşmış olan, suyu akıtmaya yarayan şu sistemler, bu meseleye getirilen kuşkusuz en sağlam çözümlerdir: Bentler, sukemerleri, sudolapları.","quote":"*Suyla ilgili bilimler ve teknoloji*"},"d0091937-ae75-5b53-b750-fd43ae2c25e5":{"title":"Müslüman Kadınların Giysileri ve Takıları"},"ee2aaf47-9aaa-5955-b4b2-c1f9cacab9fc":{"title":"Saray Eğlenceleri ve Kutlamaları","description":"Dine olan düşkünlüğe rağmen, Fatımilerin ve onların tımar sahiplerinin – yani kuzey Afrika'da Zirilerin ve Sicilya'da Kelbilerin – saray yaşamı, şair, şarkıcı ve dansçıların zenginleştirdiği eğlencelerle doluydu. Kuzey Afrika'da, Fatımiler İfrikiyeli İbn Hani ve el-Lâdi gibi yerel şairlere kucak açtı. Saray mensupları, daha sonra Kahire'de İslam dünyasının her yerinden şairlere ev sahipliği yaptı. Birçok halife de şiir yazıyordu ve bunlar bazen halka okunuyordu. Müzik, geleneksel Doğu repertuarının ve Endülüs müziği öğelerinin etkisi altındaydı ve kadın ve erkek müzisyenler tarafından ney, ut ve santur gibi enstrümanlarla icra ediliyordu. Hem sazda hem de sözde usta olan sanatçılar, aşk ve yiğitlik temalı şiirler okuyordu. Kadın ve erkek dansçılar sözlü performanslar sergiliyordu; meşhur 'mendil' dansı, birçok kabartmada betimlenmiştir.","quote":"*'Dine olan düşkünlüğe rağmen, Fatımilerin saray yaşamı eğlencelerle doluydu.'*"},"4d22c9f5-70ed-5031-b70e-7aa555a8fa7a":{"title":"İnsan Tasvirleri","description":"İslam sanatı, hiç tereddüt etmeksizin kendisinden önceki dönemlere ait insan figürlerini uyarladı ve stilize etti. İnsan figürleri, dokuma veya aplike, yontu, sikke ve elyazmalarında (genel bir istisna olarak camiler hariç), sanat eserlerinin ve anıtların yüzey bezemelerinde karşımıza çıkar. Peygamberler ve melekler gibi dini figürler Bizans geleneğinden, yarı kadın yarı kuş harpiler gibi mitolojik figürler gibi ise Antik çağdan alınmıştır. Başka figüratif formlar da, yerleşmiş, kültürel olarak tanıdık gelen görsel formların uyarlanması şeklinde yaratılmıştır.","quote":"*'İslam sanatı, hiç tereddüt etmeksizin kendisinden önceki dönemlere ait insan figürlerini uyarladı ve stilize etti.'*"},"93d8ebf1-31d8-5e89-966d-89b3cb0abebd":{"title":"Emevi İdaresi Altında Hıristiyanlar"},"0f9828f8-dd3a-5969-ba97-2fc083ca3fe9":{"title":"Profesyonel, Zanaatkâr ve Sanatçı Olarak Müslüman Kadınlar","description":"Birçok Müslüman kadın, en üst düzeyde başarılı müzisyen ve rakkase olarak tarihe geçmiştir; bir kısmı saray sanatçısı olarak çalışmış ve cömertçe ödüllendirilmiştir. Örneğin davul çalmadaki becerisi Fatımi Halifesi Mustansır bi-Allah'ın ona Kahire'de bir arazi verecek kadar üstün olan Neseb'i biliyoruz. Bu arazi daha sonra onun adıyla Tabbale, yani 'davulcu' olarak anılan bir semt haline gelmiştir. Hatta kadın udi İtifak, Memluk yöneticilerinden el-Melik el-Muzaffer Hacı bin Kalavun ile evlenmeyi başarmıştır. Kalavun, İtifak geldiğinde üzerinde yürümesi için ayaklarına ipek kumaşlar serdirir ve performansı bittikten sonra ona 4.000 dinar değerinde dört mücevher ve altı inci verirdi.","quote":"*'Çok sayıda Müslüman kadın, en üst düzeyde başarılı müzisyen ve rakkase olarak tarihe geçmiştir.'*"},"5cef1f76-07da-5ce0-a8f7-d678e155d371":{"title":"Emevi İdaresi Altında Hıristiyanlar","description":"Suriye Çölünün kuzey bölümünden başlayıp Fırat ile Dicle'yi de kapsayacak şekilde Nil Vadisine kadar uzanan Orta Doğu toprakları, yani 'Verimli Hilal', İslamiyet adına fethedildi. Fethi izleyen Emevi dönemi, yaygın kanının aksine Hıristiyan nüfusu için fazla değişikliğe yol açmadı çünkü Müslüman toplulukları kentlere ve yeni kurulan şehirlerde askeri elit olarak yerleşirken Hıristiyanlar kasabalarda ve köylerde yaşamaya devam etti ve devlet görevlerinden uzaklaştırılmadı. \nHıristiyan cemaatler refah içinde yaşamaya devam etti ve zanaatkârlar, hem dini hem de sivil amaçlı kandiller gibi sayısız sanat eseri üretmeyi sürdürdü; bunların birçoğunda Hıristiyanlığa ait imgeler yer alır. \nBirkaç kilise artık kullanılmaz oldu. Üç nefli bazilika en yaygın kilise plan şemasıydı. Kentlerdeki kiliseler genellikle kırsaldakilere göre daha görkemliydi. Bu döneme ait kiliselerin çoğu, muhteşem taban mozaikleriyle tanınır.","quote":"*'Hıristiyan cemaatler refah içinde yaşamaya devam etti ve zanaatkârlar sayısız sanat eseri üretmeyi sürdürdü.'*"},"1d025879-0f4e-58f5-9d96-55b7af6f72a3":{"title":"Kelam’ın Medeniyeti"},"543aaa57-6637-5f92-ac7d-d3ff9c19f682":{"title":"Endülüs-Mağrib Sanatı","description":"Endülüs'te Nasri sanatında; Mağrib'te ise Merini, Zeyyani ve Hafsi sanatında Batı İslâm üslubundaki yoğun bezeme anlayışı doruğa ulaşmıştır. Aralarındaki ilişkilerden dolayı, iki yakada çok benzer bir üslup doğmuştur – sonradan Batı İslâm sanatına damgasını vuracak bu sanatın ürünleri arasında, Granada'daki Elhamra Sarayı ya da Fez şehrindeki Attarin Medresesi kadar önemli örnekler vardır.","quote":"*'Meriniler ve Nasriler, Batı İslam sanatının bütün özelliklerini kendilerinde taşır.'*"},"39470669-f271-52b5-9ea9-ee88e042362a":{"title":"Müslüman Kadınların Özel Yaşamı","description":"İslam kültüründe evler ve saraylar, kadınların mahremiyetini sağlayacak ve onları yabancıların vereceği rahatsızlıklardan uzak tutacak şekilde tasarlanmıştır. Bu son derece mahrem alan içerisinde kadınlar, rahatça ev işlerini görebilir, aileleriyle ilgili yükümlülükleri yerine getirir, kalabalık evin diğer kadın üyeleri, akrabaları ve arkadaşlarıyla sosyalleşir ve kendi işlerine bakardı. Kadınların kendilerine ait mülkü olabilirdi ve evlendiklerinde kocalarından aldıkları, içerisinde mücevherlerin de bulunduğu çeyizler, boşanmaları halinde bile onlara ait kalırdı. Saraydaki kadınlar, sadece kendilerine ayrılmış olan bölümlerde her türlü maddi konfora sahip olarak lüks içinde yaşardı.","quote":"*'İslam kültüründe evler ve saraylar, kadınların mahremiyetini sağlayacak şekilde tasarlanmıştır.'*"},"68239d8d-9472-53ee-9876-51e1be828f05":{"title":"Mudéjar Zanaatları","description":"Mudéjarların içinden çıkan çömlekçiler, Ortaçağ Avrupasına büyük yenilikler getiren sırlama tekniklerini aktardılar. Yalnızca kurşunla yapılan saydam sırlar, kalaylı ya da opak beyaz sırlar, son olarak da lüster tekniğindeki sırlar, seramiği hem gerektiği şekilde su geçirmez hale getiriyor, hem de güzelleştiriyordu. Çömlekçilik bütün yarımadaya yayıldı, ama en beğenilen, en çok ihraç edilen mallar, Paterna ve Teruel çömlekçilerinin boyalı bezekli, sırlı seramikleri ve Manisès'in altın yaldızlı çinileriydi.","quote":"*'Mudéjar çömlekçiler sırlama tekniklerinde ustalaşarak bunları Ortaçağ Avrupasına aktardılar.'*"},"9d838b06-c754-52b5-b005-6c418fbd4fdc":{"title":"Mücevherat: Zenginlik, Saygınlık, Güven","description":"Müslümanlar, mücevherata her zaman büyük önem vermiştir. Erkekler kıyafetlerini ya da sarıklarını mücevherle süslerdi; hatta bazen, kadınlar gibi kulaklarına küpe taktıkları da olurdu. Bununla birlikte mücevheratın esas kullanıcıları kadınlardı. Onlar toplumsal konumları ne olursa olsun, süslenmeyi severdi. Nasri vakanüvis İbn Hatib'e göre Granada kadınları mücevher ve kıyafet için birbiriyle yarışırmış, hatta yazdığına göre “... ne yazık ki, bugün süslenme, kokular sürünme, gösteriş hevesi, pahalı kumaş ve mücevher çılgınlığı o raddeye vardı ki, artık bu kadarına ahlâksızlık denir.”","quote":"*'Saygınlığın ve sosyal konumun göstergesi'*"},"24e11f60-92ed-5fc9-959e-e0aa49482ffe":{"title":"İnsan Tasvirleri"},"4c126e80-2567-5abd-9191-3d40f380e81f":{"title":"El-Frenc: Levant’ta Haçlılar","description":"'Orta Doğu'da 20. yüzyıla kadar Batı ile bu denli doğrudan etkileşim içerisine girildiği başka bir dönem yaşanmadı.'","extra":{"credits":"Curators & authors (British Museum should be added) \nMona AL-MUADIN, Damascus \nSheila CANBY, London \nVerena DAIBER, Damascus \nAbdel-Razzaq MOAZ, Damascus \nKhader SALAMEH, Jerusalem \nEmily SHOVELTON, London \nZena TAKIEDDINE, Damascus \n \nCoordination \nSamer ABDEL-GHAFOUR, Damascus \nZena TAKIEDDINE, Damascus \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"1095 – 1270 yılları arasında, Müslüman Akdeniz kıyılarındaki birçok yere 14 Latin Haçlı Seferi gerçekleşti: dokuzu Kutsal Topraklara, ikisi Bizans'a, ikisi Mısır'a ve biri Tunus'a. Boulogne'lu Baudouin Edessa (Urfa)'yı fethetti ve 1098'de Reha (Urfa)'da ilk Haçlı devletini kurdu. Bunu izleyen 200 yıl boyunca, bu bölgede birçok Latin devleti kuruldu ve yıkıldı. \nAvrupalı Haçlılar, 'el-Frenc' yani Frenkler olarak anılıyordu. Frenk Haçlıların tarihi her ne kadar 1099'da Kudüs'te gerçekleşen korkunç bir katliamla başlasa da, iki yüzyıl sonra bölgeye yerleşen Frenkler değişmiş ve Orta Doğu'da Müslümanlar arasında yaşamaya alışmıştı. \nHaçlı seferlerinden önce, Doğu Akdeniz'de Araplarla Avrupalılar arasındaki ilişkiler asgari düzeydeydi ve iki toplumun birbiri hakkındaki bilgileri hem sınırlıydı hem de olumsuz dini algıların etkisi altındaydı. Şiddet dolu geçse de, Haçlı seferleri dönemi beraberinde bir miktar dini hoşgörü getirdi ve belli bir düzeyde kültür alışverişinde bulunulmasını sağladı. Orta Doğu'da 20. yüzyıla kadar Batı ile bu denli doğrudan etkileşim içerisine girildiği başka bir dönem yaşanmadı. Kubbetü's-Sahra'nın güzelliği istilacıların nefesini kesti. Bu etkileşim sayesinde, Latin Haçlılarda Müslüman Doğu hakkında daha olumlu bir izlenim oluştu. Bu durum, dönemin edebiyatında kendini gösterir. \nMüslümanlara ait dini yapılar kiliselere ve Hıristiyanlık kurumlarına dönüştürüldü. Kudüs'teki Kubbetü's-Sahra ve Mescid-i Aksa kilise haline geldi. Hatta ikincisi Haçlı şövalyeleri için konaklama yeri oldu. El-Halil (Hebron)'deki İbrahimi Camiinin orijinal tavanı, Romanesk stilindeki bir tavanla değiştirildi. Ancak etkileşim, mimari alanının dışına taşıp giyim-kuşama, yemek kültürüne, dini geleneklere ve halk kültürüne kadar uzandı. 13. yüzyılın sonlarına gelindiğinde, Eyyubi ve Memluklar Haçlıları geçmiş ve kiliseler gibi birçok bina camiye dönüştürülmüş veya geri döndürülmüştür. Bu süreç, bölgenin genel estetiğini zenginleştirdi ve Latin üslubunun İslam sanatı ile uyumlu bir şekilde bir araya getirilmesine yol açtı.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/crusader/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/24/portal_image/1.jpg","display_order":15}}},"144150df-f28d-5d4f-8acc-353e17527739":{"title":"Kutsal Topraklara Hac Yolculuğu","description":"Haçlı döneminde, Levant toprakları birbirine düşman çok sayıda şehir devletine bölünmüştü. Bunlardan bazıları Haçlı prenslikleri iken, bazıları da yerel yöneticiler tarafından yönetiliyordu. Dolayısıyla barış zamanlarında bile Kutsal Topraklara veya bu topraklar üzerinden yapılan yolculuklar ve hac seyahatleri riskliydi ve Haçlı seferleri döneminde iyice tehlikeli bir hal alıyordu. Bu zorluklara rağmen, Kutsal Topraklara ulaşmaya azmetmiş çok sayıda seyyah vardı.","quote":"*'Barış zamanlarında bile Kutsal Topraklara veya bu topraklar üzerinden yapılan yolculuklar ve hac seyahatleri riskliydi.'*"},"5838d42d-f446-52f1-8928-5f1d6b6140a6":{"title":"Mudéjar Zanaatları"},"9b603cf4-3d1b-5d98-b644-0c415a7c2a10":{"title":"Kutsal Yerlerin Koruyucuları"},"82d1ab69-c61e-55a9-920a-bf67ddfb6bda":{"title":"Müslüman Batı","description":"'İslâm uygarlığının bütününe sıkı sıkıya bağlı olsa da, Atlas Okyanusundan Sicilya Boğazına dek uzanan Batı'daki İslâm âlemi, inkâr edilemez özgün karakterini başından sonuna dek korudu.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nCarmen ALONSO-RODRIGUEZ, Madrid \nMaria da Conceição AMARAL, Silves \nGaspar ARANDA, Madrid \nHouria CHERID, Algiers \nLakhdar DRIAS, Argel \nNaima ELKHATIB-BOUJIBAR, Casablanca \nÁngela FRANCO, Madrid \nÁngela GARCIA-BLANCO, Madrid \nSusana GOMEZ, Mertola \nTaha KHECHINE, Kairouan \nKamal LAKHDAR, Rabat \nSantiago MACIAS, Mertola \nMohamed MEZZINE, Fez \nMargarita SANCHEZ-LLORENTE, Madrid \nClaudio TORRES, Mertola \n \nCoordination \nMiguel GARCIA, Madrid \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Müslümanlar Orta Doğu'dan batıya doğru ilerlerken, bugün Tunus'un, Cezayir'in ve Fas'ın bulunduğu toprakları, yani kendi koydukları adla Mağrib'i, İspanya'yı ve Portekiz'i, yani Endülüs'ü ele geçirdiler. Bütün bu bölgelerin İslamlaşması, şehirleşmeyle ilgili var olan geleneklere tutunan, onların üzerinde gelişen ve böylece 9. yüzyılın şehirlerine yepyeni bir canlılık getiren karmaşık bir süreçle gerçekleşti. Münferit çatışmalar yaşandıysa da, bu gelenekler Araplarla yerel halkın ve farklı dini cemaatlerin (Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler) yan yana yaşaması için gereken zemini oluşturdu – ticari faaliyetler ve dini hoşgörü de bu yaşam tarzına zaten gayet elverişli bir ortam yaratıyordu. \nİlk başta halifeliğe bağlı olan emirlikler, yavaş yavaş bağımsızlıklarını kazandılar. Böylece İdrisiler, Endülüs Emevileri, Ziriler, Hammadiler, Muvahhidler gibi yerel hanedanlar birbirini izledi. Bunlar seslerini duyurmak üzere Doğu'daki halifelerle her alanda rekabete giriştiler: Kendi saraylarını inşa ettiler, ordu kurdular, gösterişli hükümdarlık alâmetleri edindiler, hükmettikleri toprakları ödünsüzce savundular ve ellerinde tuttular. \nİslâm uygarlığının bütününe sıkı sıkıya bağlı olsa da, Atlas Okyanusundan Sicilya Boğazına dek uzanan Batı'daki İslâm âlemi, inkâr edilemez özgün karakterini başından sonuna dek korudu. Bu karakter özellikle kökünü Doğu'dan alan mimari ve bezemedeki yeniliklerde kendini gösterir. Bu dalların Endülüs'teki ve Mağrib'teki evriminin sonucunda, Müslüman âleminin bu bölgesinin karakterini net olarak yansıtan bir sanat ortaya çıkmıştır. Fakat anıtsal yapıların ötesinde, Batı'daki İslam topraklarında günümüzde de yaşayan bir iz bırakmış bir miras daha vardır: Hayat biçimi, zevkler, hareketler, sesler, ifade biçimleri, bilgi birikimi...","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/muslim_west/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/27/portal_image/1.jpg","display_order":7}}},"55222856-3011-566b-aae5-57b726cf2d41":{"title":"Dokumalarda Geometrik Bezeme","description":"Kumaşlar söz konusu olduğunda, bezemenin yapım tekniği de – bu örnekte desenler işlemelidir – geometrik motiflerin kullanılmasını, başka motiflerin de geometrik hale getirilmesini gerektiren bir unsurdur. Yıldızlar, eşkenar dörtgenler, kareler ya da basit şeritler en yalın halleriyle kumaşları, kıyafetleri ya da başlıkları süsler.","quote":"*'Yıldızlar, eşkenar dörtgenler, kareler ya da basit şeritler kumaşları, kıyafetleri ya da başlıkları süsler.'*"},"d3086523-5bfd-58be-92ce-ac1f8ca548d7":{"title":"İnsan Tasvirleri","description":"İslam sanatında insan tasvirleri, çok çeşitli malzemeler üzerinde karşımıza çıkar: mozaikler, resimler ve heykeller. Portrelerin yanında, av ve savaş sahneleri, dans, müzik, şiir okuma, çıplak veya yarı çıplak kadınlar, oyunlar ve akrobasi gösterileri, hediye sunumu ve iş yaşamından sahneler gibi çeşitli uğraşılara ait göz doyurucu resimli tasvirler de mevcuttur. Tasvirlerin tam 'anlamı', değişik, hatta bazen çelişen yollarla anlaşılabilir. Bu da genellikle asıl konunun ne olduğunun gözden kaçmasına neden olur. Tasvirlerin çoğu genel olarak lüks yaşamın ve saray eğlencelerinin tasviri ve güç ile zenginliğin sembolleri olarak yorumlanabilse de, görsellerden bazıları somut tarihi ve sosyal olaylara yapılan kesin göndermeler olarak da algılanabilir. Ayrıca bazı savaş sahnelerinde yer alan detaylar, belirgin yerel unsurlara sahiptir.","quote":"*'Bazı av sahnelerinde yer alan detaylar, belirgin yerel unsurlara sahiptir.'*"},"506ae4e4-634a-525e-8b8e-dc798aafe087":{"title":"Türkiye","description":"Bu yeni çizgiler, esasında yapıların planları üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olmamış, ancak süslemelerde önemli değişikliklere yol açmıştır. Batı kökenli bezeme unsurları, birçok zanaat dalında da kullanılmış ve Osmanlı sanatında bir zamanlar hâkim olan geleneksel süsleme repertuarını değiştirmiştir. Saray atölyelerinin kontrolü altında olan İstanbul’da ortaya çıkan bu yeni beğeni, neredeyse eş zamanlı olarak Anadolu’ya da yayılmıştır.","quote":"“Saray atölyelerinin kontrolü altında olan İstanbul’da ortaya çıkan bu yeni beğeni, neredeyse eş zamanlı olarak Anadolu’ya da yayılmıştır.”"},"b5239e1f-1ae6-5f79-9b09-016f7be99ee0":{"title":"Kutsal Topraklara Hac Yolculuğu","description":"Müslüman kafilelerinin Mekke'ye hacca giderken kullanabileceği iki rota vardı: Sahra Çölünün aşağısından ve kuzey Afrika'dan gelen Müslümanların kullandıkları Mısır rotası ve doğu ülkelerinden gelen Müslümanların kullandıkları Suriye rotası. Haçlıların çıkardıkları zorluklar nedeniyle, Suriye kafilesi sıklıkla yolunu değiştirip Kutsal Toprakların doğusundan geçmek zorunda kalıyordu.","quote":"*'Müslüman kafilelerinin Mekke'ye hacca giderken kullanabileceği iki rota vardı.'*"},"1b7b04e6-d4cb-5a10-a0bf-8f61b4de570f":{"title":"İslam Sanatının Oluşumu"},"036e868a-be9f-5e20-a301-fbf277420082":{"title":"Memluk Sistemi","description":"Memlukların büyük gücü, tepesinde sultanın bulunduğu, karmaşık bir hiyerarşik yapıya dayanıyordu. Memluklar satın alınıyordu, hediye olarak veriliyordu veya savaş esiri olarak ediniliyordu. Başlangıçta çoğu Türk, Kürt veya Moğol idi. 14. yüzyıldan itibaren bunlara Çerkez ve Gürcüler de katıldı. Yeni edinilen her Memluk, hizmete uygun olduğundan emin olmak amacıyla tıbbi muayeneden geçiriliyordu. Kabul edilenler İslamiyet'i ve temel Arapçayı öğreniyordu; kendilerinden sultanlarına kayıtsız şartsız bağlı olmaları bekleniyordu.","quote":"*'Memluklar satın alınıyordu, hediye olarak veriliyordu veya savaş esiri olarak ediniliyordu.'*"},"bea69b13-6fa2-574b-aa7f-147e96a211c7":{"title":"İdari Reformlar","description":"Sikke reformundan itibaren, tüm Emevi paraları standart bir ağırlığa ve görünüme sahip oldu: paralar tamamen epigrafikti, yani yazılıydı, ve üzerlerinde tarih ile dini bir ifade yazıyordu. Bu tür önlemlerle, o zamana kadar eksik olan bir birlik oluşturulmaya çalışılıyordu.","quote":"'*Sikke reformundan itibaren, tüm Emevi paraları standart bir ağırlığa ve görünüme sahip oldu.'*"},"635d4cb2-5c7e-5d27-bd41-43032dd5262b":{"title":"Tunus","description":"Akdeniz medeniyetlerinin kesişme noktasında yer alan küçük bir ülke olan Tunus, Antik çağdan itibaren Doğu ve Batı Akdeniz, Afrika ve Avrupa'nın buluşma yeri olmuştur. Modern çağın başlarında, çoktan bir Osmanlı eyaleti haline gelmiş olan Hafsilerin eski İfrikiyesi, Osmanlı Doğuya ve Avrupalı Batıya açıldı. \n*Değişim ve etki* \nÖnce dayıların, sonra da beylerin yönetimindeki Tunus'ta, ülkenin yeni Türk yöneticileri, adlarını yaşatmak için, özellikle başkentte olmak üzere camiler, medreseler, zaviyeler, saraylar, kışlalar, çeşmeler, su kemerleri ve surlar inşa ettirmeye girişti. \nAvrupalı tüccarlar eyaletin güvenli başkenti Tunus'a akın etti ve İstanbul'daki Sultan'ın imzalamış olduğu barış antlaşmalarının güvencesi altında buraya yerleşti. \nBu dönem, önce şehzadeler ve saray ileri gelenleri, sonra da bu topraklardaki tüm güçlü kişiler arasında Avrupalı olan her şeye karşı yoğun bir tutkuya tanıklık etti. Tunus'ta yerleşik Avrupalılarla temasa geçmenin dışında bazıları da Avrupa'ya gitti: Örneğin Ahmed Bey, 1846'da Fransız Louis-Philippe tarafından bir kral gibi karşılandı. İstanbul'a yapılan yolculuklar, var olabilecek en seçkin lüks malların keşfedilmesine yol açtı. Bunlar, 18. ve 19. yüzyıl Tunus sanatı ve mimarisi üzerinde derin bir etkiye sahip oldu.","quote":"“Modern çağın başlarında, çoktan bir Osmanlı eyaleti haline gelmiş olan Hafsilerin eski İfrikiyesi, Osmanlı Doğuya ve Avrupalı Batıya açıldı.”"},"0f404f1e-3645-5bfa-870f-1b45825073f7":{"title":"Emeviler","description":"'Emevi sanatı, farklı sanatsal geleneklerden alınan dekoratif üslupların ve motiflerin birleşimidir.'","extra":{"credits":"Manal BASYOUNI, Aqaba \nGhazi BISHEH Amman \nJens KRÖGER, Berlin \nAida NAGHAWI DODO, Amman \nMohammad NAJJAR, Amman \nSamarah WOROUD, Irbid \n \nCoordination \nGhada AL-YOUSEF, Amman \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Emevi hanedanı, 661 yılında Halife Muaviye bin Ebu Süfyan tarafından kurulmuş ve 750'de Abbasiler tarafından devrilinceye kadar iktidarda kalmıştır. Muaviye iktidara gelince, İslam imparatorluğunun başkenti olarak Şam'ı seçti. O dönemde Şam'daki baskın sanatsal eğilim klasik kökenli olduğundan, bu kararın Emevi sanatı açısından büyük sonuçları olmuştur. Sasani, Bizans ve Kopt sanatına ait öğeler de Emevi idaresi altında İslam sanatının gelişimi üzerinde etkili olmuştur. Bu yüzden Emevi sanatı, çeşitli yeni amaçlara hizmet etmek için farklı sanatsal geleneklerden alınan dekoratif üslupların ve motiflerin yenilikçi bir birleşimidir. \nEmevi mimarisi, günümüze ulaşan çok sayıda yapı nedeniyle hanedanlığın başlıca tanıklarından biridir. Emevi hanedanının emriyle inşa edilen yapıların yanı sıra, geniş kapsamlı kentsel mimari programları uygulamaya kondu. Kudüs'teki Kubbetü's-Sahra ve Şam'daki Emeviye Camii, adeta Emevi gücünün ve zaferinin simgeleri olarak yaptırılmıştır ve hâlâ Emevi mimarisinin ihtişamını bizlere yansıtmaktadırlar. Ayrıca, önceleri 'çöl kaleleri' olarak bilinen görkemli saraylar, Emevi dönemindeki saray yaşamı ve törenler hakkında sundukları ipuçlarıyla bizleri büyülemeye devam etmektedir. \nBunlar ve Emevilere ait diğer yapılar, yoğun ve gösterişli şekilde süslenmiştir. Saraylar ve hamamlar, figürlü yer mozaikleri ve duvar resimleri ile donatılmıştır. Hünerli ellerden çıkmış, taş ve sıva üzerindeki hayvan oymaları, stilize çiçek motifleri ve çeşitli soyut desenler var olan diğer mimari motiflerdir. Küçük zanaatlar da gelişmiştir ve günümüze ulaşan örnekler, maden ve ahşap işçiliğinin yeni zirve noktalarına ulaştığına dair ipuçları sunmaktadır. \nÇarpıcı ve canlı bir seçmeciliğe sahip Emevi sanatı, geç Antik sanatın devamı olarak görülebilir çünkü Abbasi hanedanı iktidara gelince İslam sanatının gelişiminde yeni bir dönem başlamıştır.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/the_umayyads/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/10/portal_image/1.jpg","display_order":1}}},"3e98d267-1ed6-58c4-84e5-e601b73d8d09":{"title":"Bazı Bitki ve Çiçeklerin Yeri","description":"Özellikle Osmanlı Türkiyesinin gözde çiçeklerinden bir diğeri de laledir. Bu bol çeşitli zarif çiçek, Osmanlı döneminde büyük tutkuyla yetiştirilmiştir. 18. yüzyılda, Sultan III. Ahmed zamanında lale sevgisi çılgınlık boyutuna ulaşmış, Osmanlı İmparatorluğu'nu neredeyse iflasa sürükleyen aşırı pahalı eğlenceler düzenlenmişti. Lalenin güzelliği dini şiirlerde de övülmüş, inancı uğruna şehit olan ve mistik, kendinden vazgeçen aşığı temsil etmiştir.","quote":"*'Özellikle Osmanlı Türkiyesinin gözde çiçeklerinden bir diğeri de laledir.'*"},"985ee9aa-03b0-5c47-b575-bf5cdd263b4b":{"title":"Bayındırlık Yönetimi","description":"Abbasiler, artan nüfusla birlikte iyi bir şehir planlamacılığının ne kadar önemli olduğunun farkında olmalarından dolayı, iletişim ve nakliye hatlarına özel önem verilen çok sayıda kasaba ve şehir kurdu. İfrikiye'nin Ağlebi yöneticileri, sarayları, parkları ve bahçeleri için Kayrevan'ın yaklaşık 8 km uzağına Rakkada'yı kurdu. Daha doğuda ise Abbasiler, Suriye topraklarında Rakka ile Irak'ın Musul şehri arasındaki ana yol üzerinde müstahkem Harab Seyyar kasabasında yeni evler inşa etti.","quote":"*'**İletişim ve nakliye hatlarına özel önem verilen kasabalar ve şehirler kuruldu.'*"},"ed29c746-606e-5ae8-95a5-8870ae170839":{"title":"Mısır","description":"Kavalalı Mehmed Ali Paşa 1805 yılında Mısır valisi olunca yeni Mısır Rönesansının temellerini attı. Bu modernleşme çabaları, güzel ve dekoratif sanatların, zanaatların ve mimarinin Batılılaşmasıyla göze çarpar. Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın kendisinden sonra iktidara gelen oğullarının döneminde doruk noktasına ulaşan modernleşme çağında çok sayıda Avrupalı mimar ve zanaatkâr, Mısır’da Avrupa tarzında saraylar inşa ve dekore etmek üzere davet edildi. Bunların moda olan Barok ve Rokoko tarzlarındaki mimari ve dekoratif öğeleri kullanmaları teşvik edildi. Abdîn Sarayı ile Nehhasîn’deki Kavalalı Mehmed Ali Paşa ve Saliba Sokağındaki Umm Abbas sebilleri bunlara örnektir. Başta Kahire olmak üzere Mısır’daki birçok şehirde bulunan yapılar arasında da bunlara rastlanır. Kahire’deki İslam Sanatı Müzesi’nde, kıvrımlı hatlar ve yüksek kabartmalı akant yaprakları, çiçekler ve taçlarla karakterize Batı kökenli dekoratif öğelerin açıkça görüldüğü çok sayıda seramik, mermer eser ve el yazmaları sergileniyor.","quote":"“Muhammet Ali 1805 yılında Mısır Valisi olunca yeni Mısır Rönesans’ının temellerini attı...”"},"aa042c08-6f7c-5f9d-b7df-e0e92304f71d":{"title":"Lüks İhracat"},"07323655-399a-5f20-bd33-36fbfca525bd":{"title":"Soylu Sınıfa Özgü ve Sivil Mudéjar Sanatı","description":"Soylu sınıfa hitap eden Mudéjar sanatını, İslam saraylarının şatafatını elçilerinin aktardıklarından bilen ve onları taklit etmek isteyen krallar ve etraflarındaki soylular yaratmıştı. Hıristiyan krallar Endülüs'teki şehirleri bir bir fethettikçe, Endülüs saraylarının zengin salonları, bahçeleri, yüklükleri kralların ikametgâhına, aristokrat hayatın sahnesine dönüştü. Bu bir bakıma düşmana karşı üstünlüğün, düşmanın sanatına duyulan hayranlığın açık bir ifadesiydi. Bir taraftan da yeni inşa edilen saraylarda İslam saraylarındaki alçı ve tuğla işçiliği, iç mekânlardaki girift süslemeler, avluların ve bahçelerin ahengi de taklit ediliyordu. Elcaferiye (Aljaferia), Alcázar ve Sintra Sarayları, Endülüs saraylarının Hıristiyan krallar tarafından yeniden kullanılışının en önemli örnekleridir.","quote":"*'Soylu sınıfa hitap eden Mudéjar sanatını, krallar ve soylular yaratmıştı.'*"},"221eaf00-cefe-5da4-b4e5-b0ff24d5d9a0":{"title":"Çiçekler ve Arabesk: Ebediyetin ve Allah’ın Birliğinin Görünümleri","description":"Çiçekler İslam sanatında natüralist şekilde resmedilmedikleri zaman, çoğunlukla bir yapının veya sanat eserinin yüzeyini mümkün olduğunca güzelleştirmek için az ya da çok hayal ürünü aranjmanlar şeklinde kullanılmıştır. Bu tür çiçek kompozisyonları çoğunlukla o kadar girifttir ki, dikkati süsledikleri objenin fiziksel özelliklerinden tamamen uzaklaştırır hatta onların önüne geçer. Yapılar ve küçük eserler, sanki oyma, boyama veya aplike çiçek aranjmanlarıyla örtülü gibi görünebilir. Başlıca dekoratif amaçlı olan bu tür çiçek kompozisyonları, manevi yönelimli zihinlere hâlâ Evrenin, Yaradan Allah'tan doğan ve O'nda sonlanan sonsuz karmaşıklığı üzerinde düşünme fırsatını verir.","quote":"*'Çiçekler natüralist bir şekilde resmedilmedikleri zaman, çoğunlukla hayal ürünü aranjmanlar şeklinde kullanılmıştır.'*"},"929519b4-bcdf-5831-adb9-06ef4ef80b6b":{"title":"Dünyanın Geri Kalanı: Diplomatik Temaslar ve Uluslararası Ticaret","description":"Kahire, Şam ve Kudüs kentlerinde, sayısız özel çarşılar veya ticaret merkezleri vardı (ayrıca *suk,* han ve *vikala* olarak bilinen kervansaraylar). Bu tür çarşılar ticaret kervanlarını ağırlardı ve çok uzaklardan gelen tüccarların egzotik malları buralarda güvenli bir şekilde saklanırdı. *Vikala*larda satılan ürünlerin uluslararası çeşitliliği ki, bunların arasında çömlekler ve kumaşlar bulunurdu, yerel zanaatkârlara ilham kaynağı olurdu. Dekoratif sanatlar, Memluk himayesinden güç alarak ve saray atölyelerinde ya da Mısır ve Suriye'nin her yerindeki kent pazarlarında üretilerek, zanaatkârlık ve tasarım açısından yeni zirvelere ulaştı.","quote":"*'Dekoratif sanatlar, Memluk himayesinden güç alarak zanaatkârlık ve tasarım açısından yeni zirvelere ulaştı.'*"},"2a50f5ca-9045-5344-9508-e2af5f610c4c":{"title":"Osmanlı Başkenti İstanbul","description":"Osmanlı idaresinin ilk üç yüz yılında şehir surlarının içinde sıkışık bir yapıyla büyüyen İstanbul, 18. yüzyılın başından itibaren yeni bir görünüm kazandı. Haliç boyunca ve Boğaz kıyılarında yapılan inşaatlar, Osmanlıların bu dönemde gelişen Batı gibi olma arzusunun göstergesidir. İstanbul, I. Dünya Savaşı'nda Osmanlıların yenilmesiyle işgal edildi ve İstiklal Savaşı sırasında Ankara yeni başkent oldu. İstanbul bugün hâlâ Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük ve en büyüleyici kentidir.","quote":"*'İstanbul bugün hâlâ Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük ve en büyüleyici kentidir.'*"},"23700a6e-8a42-57ca-8d10-fa47337ec6cc":{"title":"Seramik Kaplarda Geometrik Bezeme","description":"Geometrik bezemeyle Kûfi yazı arasında apayrı bir ahenk vardır. Düz çizgili, köşeli, son derece net yatay ve dikey hatları olan üslubuyla Kûfi yazı, tartışılmaz bir estetik değere sahiptir. Bu özelliklerinden dolayı, gerek yatay şeritler, gerek yüzeye yayılan kompozisyonlar içinde seramik kapların gövdesini süslemeye son derece uygundur.","quote":"*'Geometrik bezemeyle, tartışılmaz bir estetik değere sahip olan Kûfi yazı arasında apayrı bir ahenk vardır.'*"},"2d7ae23a-a5ce-5e8f-8d9b-d2c05d03e0a9":{"title":"Endülüs-Mağrib Sanatı"},"edcbed04-061f-5f7b-b80d-402678ff5d1e":{"title":"Kudüs Haçlı Krallığı’nda Kültür","description":"Haçlılar 1099'da Kudüs'ü ve çevresini ele geçirince, doğu Akdeniz bölgesindeki üçüncü ve en büyük Frenk devleti olan Kudüs Krallığı'nı kurdular. İlk kral, kendisine 'Kutsal Mezarın Koruyucusu' diyen Buillon'lu Godefroi oldu. Haçlı hükümdarları hem Müslümanlar hem de Hıristiyanlar için kutsal olan mekânları himaye etti. Kudüs ve Beytüllahim'deki Hıristiyan anıtları için yaptıkları gibi, Mescid-i Aksa ve Kubbetü's-Sahra'ya da cömertçe destekte bulundular. Bu dönemden kalma çeşitli mimari unsurlar ve objeler günümüze ulaşmıştır.","quote":"*'Haçlı hükümdarları hem Müslümanlar hem de Hıristiyanlar için kutsal olan mekânları himaye etti.'*"},"d81c8cbb-bdf6-53de-8363-0663b937e7d4":{"title":"Savaş ve Binicilik","description":"Suriye, Haçlı Seferleri döneminde en çok savaşın yapıldığı yerlerden bir tanesiydi ve birçok Müslüman kalesinin ve Frenk şatosunun inşasına sahne oldu. Haçlı Seferleri döneminin en ünlü Müslüman kahramanı olan Salaheddin Eyyubi (öl. 1193), Şam'da gömüldü. Başarılı seferleri sırasında, 1188'de kuşattığı Chateau de Saone da dâhil, 50'nin üzerinde Haçlı kalesini fethetti. Salaheddin Kalesi olarak bilinen bu kale, o dönemden ayakta kalan en muhteşem örneklerden biridir.","quote":"*'**Haçlı Seferleri döneminin en ünlü Müslüman kahramanı olan Salaheddin Eyyubi Şam'da gömülüdür.'*"},"e50ffc2b-cdda-5f5f-8dc2-131a6e74a0c9":{"title":"Saray Yaşamı","description":"Saraydaki giyim kuşam zevki ve mekânların döşenişi Doğulu tacirlerin ve sanatkârların etkisi altında geliştikçe, ipek sarayın tercih edilen, resmi kumaşı haline geldi. Hareli, parlak renkleriyle saraydaki süslemelerin pırıltısını ve zenginliğini artırıyordu. İlk başta sadece saray atölyelerinde üretilen ipek, kısa sürede kalitesi ve güzelliğiyle Doğu atölyelerinde üretilenlerle boy ölçüşür hale geldi. Çok değerli görüldüğü için hükümdarlar ipeği sık sık diplomatik bir armağan olarak da kullanıyordu.","quote":"*'İpek, hükümdarın kumaşı'*"},"3cf62f2a-9021-5aef-ac0a-0cc131185bcf":{"title":"Bilim ve Bilgi"},"4eb28cf3-17bc-505f-8083-bec0c0308552":{"title":"Medreseler ve Eğitim","description":"Şam'da yüz yeni medresenin inşa edilmesi, Atabeklerin ve Eyyubilerin toplumu değiştirme ve eğitme isteklerinin göstergesidir. Türk ve Kürt elitinin kadın ve erkek üyeleri, medreseleri maddi olarak destekliyor ve onlardaki zengin eğitim atmosferinin geliştirilmesine katkıda bulunuyordu. Tarihçi İbn Asakir (öl. 1176), *Şam Tarihi* adlı eserinde öğretmenlerine minnettarlığını dile getirmiş ve onların arasında 80 kadın öğretmen saymıştır.","quote":"*'**Türk ve Kürt elitinin kadın ve erkek üyeleri, medreseleri maddi olarak destekliyordu.'*"},"b16c75fd-58ed-5aaa-b553-978b13694e35":{"title":"Saray ve Sanat","description":"Hat sanatı, toplumdaki ayrıcalıklı konumlarıyla sultanlar tarafından son derece saygı gören ve saray kütüphanesindeki en değerli elyazmalarını görmelerine, okumalarına ve incelemelerine izin verilen saray hattatlarının elindeydi. Hat sanatına duyulan ilgi ve saygı yüzyıllar boyunca eksilmedi. Güzel ve dekoratif sanatların başka kollarında görülen bozulmaya karşın, hat sanatı gelişmeye ve farklı dönemlerin beğenilerine uyum sağlamaya devam etti. \n19\\. yüzyılda, farklı bir yaşam tarzını benimsemiş olan Osmanlı sultanları Batı tarzındaki Dolmabahçe ve Yıldız Sarayları'na taşındı. Topkapı Sarayı'ndaki yaşamın sona ermesiyle beraber sultanların estetik beğenilerinde de bir değişim meydana geldi. Böylece saray atölyelerinin de sonu geldi ve saray ile sanatsal faaliyetler arasındaki bağ gevşedi.","quote":"*'Saray hattatları, toplumdaki ayrıcalıklı konumlarıyla sultanlar tarafından son derece saygı görüyordu.'*"},"a2d6b201-caf9-5fdf-9be7-286d4b763f71":{"title":"Resmi Sanat Koruyuculuğu","description":"Halkın ve yönetici sınıfın yararına çok sayıda bina yaptırıldı. Amman gibi kentlerde saray külliyesi, cami, çarşı ve su deposu bulunuyordu. Böylece halkın ihtiyaçlarına ek olarak hükümet ve ülke idaresi için gerekli olan yapılar kurulmuş oluyordu. Baraj, sarnıç ve su deposu gibi hayati önem taşıyan altyapılar kuruluyor ve köprüler inşa ediliyordu. \nMimari alandaki himaye bir adım daha öteye götürüldü; bütün bir şehir inşa ediliyordu. Kudüs ve Amman'daki saray ve idari yapı külliyeleri buna örnektir. Buralarda saray ve ulu cami kentin ortasında ve de yan yana kuruludur.","quote":"*'Halkın ve yönetici sınıfın yararına çok sayıda bina yaptırılmıştır.'*"},"4acd54d9-a442-5bb9-94bb-ebb55cc7040c":{"title":"Su ve Günlük Hayat","description":"Sebil ve *sikaya*lara ek olarak kuyu ve çeşmeler de bolca süslenmiştir. Fas ve Cezayir'den Ortaçağın başların ait kuyu bileziği örnekleri günümüze ulaşmıştır. Bunlar, baskı tekniğinde stilize bitki motifleriyle bezeli seramikten yapılmıştır. Büyük taş havuzların genellikle insanlara su tedariki için kullanıldığı düşünülürken vakıf belgelerinden bazılarının hayvanlar için amaçlandığı anlaşılmaktadır. Batı İslam dünyasında ve başka yerlerde bulunanlar gibi halka açık ve özel bahçelere kurulan saray çeşmelerinde aslan, geyik ya da ejder biçimli dekoratif çeşme başlıkları görülmektedir. Su genellikle bu tür başlıklardan havuzlara akar ve sonra bahçeye kanalize edilir.","quote":"*'Kuyuların yanı sıra ev ve saray çeşmeleri de bolca süslenmiştir.'*"},"67215e86-8b87-5410-a941-05738096eb5a":{"title":"Dini Yaşam"},"ec1aa1aa-3f58-55b4-93d0-bac5583dd403":{"title":"Savunma Sistemi","description":"*Kasba* denilen içkale surlarla birlikte, şehrin savunma sisteminin bir parçasıydı. Şehrin içine, genellikle en yüksek noktasına kurulmuş bu müstahkem mevkii dışarıdan bir tehdit geldiğinde şehir halkının saklanabileceği bir yerdi. Tehlike şehrin içinden geldiğinde ise yönetici sınıfa da kucak açabilirdi. İçkaleler merkezi iktidar için, asilerle savaşta, sefer hazırlıkları sırasında ya da sınırların korunmasında dayanak noktasıydı.","quote":"*'* Kasba*: Şehirdeki son müstahkem mevkii.'*"},"8677fa0d-83e5-5593-b69a-342224da5957":{"title":"Bilim ve Bilgi","description":"Astronomide temel amaç, gözlemlerle elde edilen verilere dayanarak gezegenlerin konumunu önceden tahmin edebilmekti. Müslüman astronomlar yüksek noktaları, gökcisimlerinin hareketini ve dünyaya göre konumunu gözlemlemek üzere özel bir alet geliştirdiler: Usturlaptı bu. \nBu alet aynı zamanda denizcilikte de kullanılırdı; yön bulmakta, saat bilindiği takdirde enlemi hesaplamakta, ya da tersine, enlem biliniyorsa saati hesaplamakta da çok işe yarardı.","quote":"*'Bilimsel teknoloji: Usturlap'*"},"618dce7d-8482-5ccb-b334-54c0c96e6db0":{"title":"Osmanlılar","description":"'Osmanlılar, kuzeybatı Anadolu'daki mütevazı küçük bir beylikten tarihin en büyük Müslüman imparatorluklarından biri haline geldi.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nSule AKSOY, Istanbul \nSevinç GÖK, Izmir \nAlev ÖZAY, Istanbul \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \nSevgi KUTLUAY, Istanbul \nInci KUYULU ERSOY, Izmir \nSeracettin SAHIN, Istanbul \nCihat SOYHAN, Istanbul \nGönül TEKELI, Istanbul \nInci TURKOGLU, Istanbul \nFriederike VOIGT, Stockholm/Berlin \nBarry WOOD, London \n \nCoordination \nInci KUYULU ERSOY, Izmir \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Osmanlılar, kuzeybatı Anadolu'daki küçük bir beylik şeklindeki mütevazı kökenlerinden tarihin en büyük Müslüman imparatorluklarından biri haline geldi. Yüzyıllarca bir dünya gücü, İslam dünyasının merkezi ve Batı'nın ciddi rakibi oldular. \nOsmanlı hanedanı, yoluna 13. yüzyılın sonlarında çok sayıdaki Anadolu beyliklerinden biri olarak çıktı. Yavaş yavaş komşularının topraklarını ele geçirip bölgedeki en büyük Müslüman güç haline geldiler. 1453'te İstanbul'u fethederek Bizans İmparatorluğu'na son verdiklerinde ise artık uluslararası bir güç olmuşlardı. 15. – 16. yüzyıllar arasında gerçekleştirdikleri diğer fetihlerle Osmanlılar, Akdeniz'in büyük bir bölümünden ve güneydoğu Avrupa'dan Arabistan Yarımadasına ve tabii ki Anadolu'ya uzanan bir imparatorluk kurdular. \nGüç merkezi İstanbul'da bulunan bu muazzam imparatorluk, son derece merkezi bir sistem ile yönetiliyordu. Her ne kadar İslamiyetin kuralları kendisini bağlasa da, sultan en büyük otoriteydi. Yerel valilerden oluşan geniş bir ağ ile imparatorun buyruklarına Osmanlı topraklarının her köşesinde uyulması sağlanıyordu. \nBu merkezi sistemin Osmanlı sanatı üzerinde derin etkileri olmuştur. Kökenleri Anadolu'da olsa ve ilhamını imparatorluk dâhilindeki kültürler kadar farklı kaynaklardan alsa da, Osmanlı sanatı ürünleri büyük ölçüde İstanbul'daki saray atölyelerinde üretiliyor ve buradan yayılıyordu. Bu sayede Osmanlı üslubu muazzam genişlikteki bir coğrafyada şaşırtıcı bir standarda kavuşuyordu. \nOsmanlılar, saray veya camileri dekore ederken, kendi evlerini süslerken ya da talep yüklü bir Avrupa pazarı için ihracat malları üretirken en tepedekilerin belirledikleri estetik kurallarına uyuyordu. Bu, cenneti andıran bitkisel öğelere verilen ağırlıktan da anlaşılabileceği gibi, Osmanlıların İslam inancına olan derin bağlılıkları ile şekillenen bir estetikti. \nOsmanlı İmparatorluğu, I. Dünya Savaşı ile birlikte son buldu ancak sanatı bizleri bugün bile büyülemeye devam ediyor.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/the_ottomans/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/18/portal_image/1.jpg","display_order":6}}},"df4ffea5-fc6b-5044-8eed-f3f4baa7147e":{"title":"Kutsal Yerlerin Koruyucuları","description":"İslamiyetin en kutsal mekânı olan Mekke'deki Kâbe, Hz. Muhammed'in kıldığı namazların yönünü gösterir. İmanın merkezi olarak Kâbe, aynı zamanda her Müslümanın ömründe en az bir kez gerçekleştirmeye çalıştığı hac yolculuğunun da son durağıdır. Osmanlı sultanları, inananların, biri de hac olan dini görevlerini yerine getirebilmelerini sağlamaya mecburdu. Bu sebeple devletin prestiji, hac yollarının güvenliğinin sağlanabilmesine çok bağlıydı. Güvenlik, başlıca kafilelerin Mekke'ye giderken topraklarından geçtiği Bedevilere ödemeler yapılmak suretiyle teminat altına alınıyordu. Ayrıca yaptırılan kalelerle de hacı adaylarının çöldeki dinlenme yerlerini korumaya yönelik önlemler anlıyordu. 20. yüzyılın başlarında Hicaz demiryolu inşa edildi ve böylece teknik gelişmeler sayesinde bölgeye ulaşım rahatladı.","quote":"*'Sultanlar, inananların, biri de hac olan dini görevlerini yerine getirebilmelerini sağlamaya mecburdu.'*"},"28d9a4d3-c0f4-52e4-b504-b865ba01f483":{"title":"Atabekler ve Eyyubiler","description":"'Hanedanlığa adını veren Salaheddin Eyyubi, 12. yüzyılın sonlarında yönetime geldi.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nMona AL-MUADIN, Damascus \nDina BAKKOUR, Damascus \nSheila CANBY, London \nVerena DAIBER, Damascus \nAbdel-Razzaq MOAZ, Damascus \nEmily SHOVELTON, London \nZena TAKIEDDINE, Damascus \n \nCoordination \nSamer ABDEL-GHAFOUR, Damascus \nZena TAKIEDDINE, Damascus \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Parçalanma ve istikrarsızlık 11. yüzyılda Lübnan, Filistin, Suriye ve Ürdün'ü de içine alan Levant topraklarına damgasını vurdu. Mısır'daki Fatımi Halifeliği, Bağdat'taki Abbasi Halifeliğine meydan okuyordu. Orta Asyalı Türk savaşçılar, Selçuklular, bölgede egemenlik kurup Abbasi Halifeliğinin dini otoritesini muhafaza ederken İslam sanatında ve mimarisinde yeni bir çığır açtılar. \nİktidarı, Selçuklular tarafından atanan prenslerin askeri eğitmenleri olan ve zamanla bağımsızlıklarını kazanan atabekler teminat altına aldı. Bu atabeklerden biri olan Nureddin Mahmud bin Zengi (öl. 1174), 1146'da Haçlıları Urfa (Edessa)'dan atmak gibi önemli bir görevi yerine getirdi ve 1154'te Şam'ı alarak Suriye'yi birleştirdi. \nHanedanlığın adını aldığı el-Melik el-Nasır Salaheddin Yusuf bin Eyyub (yani Salaheddin Eyyubi, hd. 1169–93) Nureddin'in yardımcılarından biriydi. 12. yüzyılın sonunda yönetime geldi ve 1171'de Fatımileri devirip 1187'de Kudüs'teki Latin egemenliğine son verdi. \nAtabekler ve Eyyubiler topraklarında büyük değişimlere önayak oldular. Sünni okullar – yani medreseler – kurarak halklarını sistematik bir şekilde kökten değiştirmeye çalıştılar. Büyük Emeviye Camiini yenilediler ve Şam, Halep ve Kahire'nin de dâhil olduğu birçok başka şehirdeki kaleleri ve şehir surlarını güçlendirdiler. \nKentsel gelişmeler hızlandı. Hamamlar, hastaneler, kervansaraylar, su dağıtım sistemleri ve cami, türbe gibi kutsal yapılar ve hankâhlar kuruldu. Doğudan medreseleri, darüşşifaları ve eğitim kurumlarını getirip bunlara yeni mimari formlar ve bezeme programları uyguladılar. \n11\\. ile 13. yüzyıllar arasında İslam sanatına Selçuklu kültürü egemen oldu. Mimari, çömlekçilik, kuyumculuk, maden sanatı ve kitap sanatlarında yenilikçi sanatsal başarılar elde edildi. \nBatıdaki erken Gotik sanatı ve Çin'deki Song Hanedanlığı ile çağdaş olan Eyyubi stili, onlardan sonra gelen Memluklar tarafından daha da geliştirildi.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/the_ayyubids/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/15/portal_image/1.jpg","display_order":4}}},"ad8cb308-f2d0-51c1-8a74-24b337e0c430":{"title":"Mekke’deki Mescid-i Haram ve Kâbe","description":"Sonraki halifeler ve daha sonra Memluk sultanları, Hicaz'daki kutsal kentlerin ana koruyucuları oldular. Bundan dolayı da Mekke'deki Harem-i Şerif'in ve Hz. Muhammed'in Medine'deki camisinin ve mezarının bakımından ve iyi durumda tutulmasından sorumlulardı. Memluk Sultanı Kayıtbay (hd. 1468–96), bu işlerin finansmanı için Kahire'de bir han (*vikala*) kurdu. Buranın geliri, kutsal Mekke ve Medine şehirleri civarında yaşanan yoksullara tahıl ve diğer bağışlarla katkıda bulunmak için ayrılmıştı.","quote":"*'Sonraki halifeler ve Memluk sultanları, Hicaz'daki kutsal kentlerin ana koruyucuları oldular.'*"},"1438dcdb-5040-5d2a-b082-cda3a58a1031":{"title":"Saray Yaşamı"},"7eda07a3-0574-54d9-a9c2-bbccf25adcc1":{"title":"Su Sistemleri","description":"Bilim ve mühendislik alanlarında uzmanlaşmış kişiler çok revaçtaydı ancak az sayıdaydı. Fakat su teknolojilerinin ölçülüp biçilmesi, değerlendirilmesi, hayata geçirilmesi ve çalışır vaziyette tutulması için böyle kişilerin varlığı hayati önem taşıyordu. Su tedariki ile ilgili işlerde uzmanların çalıştırılmasını sağlamak iyi Müslüman yöneticilerin göreviydi. Seçilen adaylar genellikle matematik, fizik, geometri, astronomi (hava ve saat tahmini) konularında bilgi sahibiydi ve daha da önemlisi peyzaj konusunda uzmandı.","quote":"*'Su tedariki ile ilgili işlerde uzmanların çalıştırılmasını sağlamak iyi Müslüman yöneticilerin göreviydi.'*"},"2401b31f-6c0d-5b66-a16b-0fa24ce30cfa":{"title":"Dokumalarda Geometrik Bezeme","description":"Bazı dokumalardaki süslemeler, binaların duvarlarını kaplayan *azulejo*ları ve alçı işlemeleri akla getirir. Bazen süslenen alanın bölünüşünde bile benzerlik görülür: Dokumayı çevreleyen yazılı bordürler, geometrik bezemeli sütun altlıklarını taçlandıran yazılı frizlerin bir eşi olarak düşünebilir. \nBu tip bezeme, yıldızlı, köşegenli, dilimli vb. motiflerden doğmuş olan geçmelerin evrilmesiyle ortaya çıkmıştır.","quote":"*'Bazı dokumalardaki süslemeler, binalardaki* azulejo *ve alçı kaplamaları hatırlatır.'*"},"80c86561-0d18-5f9a-a5fe-bce7f608b2e2":{"title":"Müslüman Kadınların Giysileri ve Takıları","description":"Mısırlı kadınların giydikleri kıyafetler, gövde ve bacakların üst kısmına sarılan bir çeşit peştamal olan *izar*dan ve elbisenin üzerinden bele dolanan *mi'zar*dan oluşabiliyordu. Cübbe, göğüs bölümü kapalı, etek bölümü ise açık yaygın bir üst giysisiydi. Çeşitli uzunluktaki gömlekler keten veya pamuktan yapılıyordu. Kolların genişliği kıyafeti giyen kadının ne kadar zengin olduğunu gösteriyordu. *Şimle* ise bedenin tamamını örtüyordu. Başka ülkelerde kadınlar giysi ve başörtüsü için çok çeşitli başka seçeneklere sahipti. Türbanlar ve çok çeşitli başörtüleri, ayrıca çeşit çeşit eşarplar ve mendiller kullanılıyordu.","quote":"*'Başka ülkelerde kadınlar giysi ve başörtüsü için çok çeşitli başka seçeneklere sahipti.'*"},"1de88509-41c2-5db1-91f2-cf64dc633e29":{"title":"Hıristiyan Sicilya ve İslam Figüratif Kültürü: Temelleri ve Sürekliliği"},"82eec7f2-6d4c-57c6-b028-8d6d584a67ec":{"title":"Saray Yaşamı"},"17e93a55-d0d0-51b2-8c52-ae90b63b4709":{"title":"İktidar Alanı: Saray Yapıları"},"3f965ac2-093e-5fc3-93f1-16f293577988":{"title":"Kitap Sanatlarında Geometrik Bezeme","description":"Dini metinler ilk başta buradaki birinci örnekte olduğu gibi parşömene yazılıyordu. Ne var ki, pratik ve ekonomik nedenlerden dolayı parşömen yerini giderek kâğıda bıraktı. \nAynı şekilde geometrik bezemenin de yerini yavaş yavaş, daha gösterişli ve incelikli bulunan çiçek motifleri alacaktı. Geometrik motifler ise, örneğin çerçevelerde yer alanlar gibi, ikincil bir unsur olarak varlığını sürdürecekti. \nHat sanatı, özellikle her yöne döndürülebilen “satrançlı Kûfi” yazıyı bir bezeme unsuru olarak kullanılmıştır.","quote":"*'Geometrik bezemenin yerini yavaş yavaş, daha gösterişli ve incelikli bulunan çiçek motifleri aldı.'*"},"cc5c14f6-ee31-580d-97ca-0fb352da0379":{"title":"Memluk Sultanlığı’nda Günlük Yaşam","description":"İster zengin ister fakir olsun, devlet nüfusunun hemen tamamı yaşamını beşikten mezara İslamiyetin kurallarına uygun olarak sürdürürdü. Cennete gitmek isteyen halk, abdestini alır, günde beş vakit namaz kılar, fakirlere sadaka verir ve hayatında en az bir kez Mekke'ye hacca gitmeye çalışırdı. Önemli hukuki meseleler, Kur'an-ı Kerim'e ve Hz. Muhammed'in sünnetine uygun olarak Şeriat yoluyla çözülürdü. Yeme içme ve kişisel bakım dâhil, yapılan tüm işler 'Allah'ın adıyla' ve yalnızca O'nun arzularını yerine getirmek ve O'nu memnun etmek amacıyla yapılırdı.","quote":"*'Yeme içme ve kişisel bakım dâhil, yapılan tüm işler 'Allah'ın adıyla' yapılırdı.'*"},"8b0e746f-e8de-560d-b25c-4bf6ebf52fe3":{"title":"Müslüman Kadın Hamiler"},"d56f34dd-618b-52fd-941d-524f966fe3d5":{"title":"Saray Sanatı ve Mimarisi","description":"İslam ve Bizans sanatından tipolojik ve figüratif özelliklerin alınması (ve bu arada Sasani kökenliler de dâhil olmak üzere çok farklı etkilere açık olunması), Norman kralları tarafından kullanılan ve 'imge politikası'na dayanan sanata proaktif ve son derece özgün bir sentez özelliği kazandırdı.","quote":"*'Norman krallarına ait “imge politikası”, İslam kökenli sanatsal modellerden çok yararlandı.'*"},"775f0070-0222-53d3-a4ee-8bfa38c6cb2f":{"title":"İbadet Mekânı: Cami","description":"Camii bir tapınak ya da 'Allah'ın evi' değildir. İçinde herhangi bir litürjik tören yapılmaz. Camii bir dua ve tefekkür mekânı, aynı zamanda da bir toplanma yeridir. Her ne kadar yalnız başına namaza durmak mümkünse de, cami esasen müminlerin bir araya gelip topluca farz olan ibadetleri yerine getirdiği yerdir. İnananlar kıbleye dönüp Kur'an'dan ayetler okuyarak, secdeye vararak namaz kılarlar. \nCami aynı zamanda insanların eğitildiği, yol gösterildiği bir merkezdir. Cuma namazından sonra hutbe okunurken, imam minberden belli bir dini konu hakkında konuşur; bunun dışında namaz saatlerinin haricinde irfan sahipleri ilâhiyat hakkında ya da ilmî konularda ders verebilirler.","quote":"*Harim*"},"70023ae2-4372-56e7-b249-dd9a30a1f9db":{"title":"Abbasi Seramikleri","description":"Abbasilerin ilk dönemlerinde, ince bir zevke sahip, lüks düşkünü yöneticiler ve saray mensupları, seramik endüstrisinde yeniliklere, özellikle lüster teknikli seramiklerin geliştirilmesini ve imalatını bizzat himaye ediyordu. 862 yılındaki deprem Kayrevan Ulu Camii'ne zarar verince, Halife Mustain mihrabın yeniden yapılması için 139 adet lüster çini ve Bağdat'tan bir çini ustası gönderdi. Halife Mustain ayrıca yeni bir minberin yapılması için para, mermer pano ve tik ağacı bağışladı. 950 yılında Tunus'u ziyaret eden Arap coğrafyacı İbn Havkal burada üretilen lüster seramiklerin güzelliğini Irak'ta üretilenlere benzeterek övüyordu.","quote":"*'Halife Mustain mihrabın yeniden yapılması için 139 adet lüster çini gönderdi.'*"},"e0d404ea-dbc1-591a-86a5-75265066d6f0":{"title":"Su","description":"“'…ve bütün canlıları sudan yarattık.'” (Kur'an-ı Kerim XXI:30)","extra":{"credits":"Curators & authors \nMona AL-MUADIN, Damascus \nDina BAKKOUR, Damascus \nSheila CANBY, London \nVerena DAIBER, Damascus \nAbdel-Razzaq MOAZ, Damascus \nEmily SHOVELTON, London \nZena TAKIEDDINE, Damascus \n \nCoordination \nSamer ABDEL-GHAFOUR, Damascus \nZena TAKIEDDINE, Damascus \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Müslümanlar için su hayatın kaynağı ve Allah'ın bir nimetidir. Kur'an'da Allah şöyle der: *'…ve bütün canlıları sudan yarattık.'* (XXI: 30). \nİslam yasalarına göre, su kaynağı bir kimsenin mülkiyetinde olsa bile susamış birini sudan mahrum bırakmak yasaktır. Hz. Muhammed'in sözleri olan Hadislere göre, doğada kendiliğinden var olan ve herkese ait olan su, ateş ve otlar Müslümanların ortaklaşa olarak sahip oldukları şeylerdir. Her canlı su üzerinde hak sahibiyken, arazi sulaması ile ilgili mülkiyet kuralları vardır. Örneğin kuyu açan bir kimse, öncelikli olarak arazisini sulama hakkına sahiptir. Sonra çıkan su, yettiği sürece civardaki yerlerde kullanılabilir. Bu, genellikle 20 metre yarıçapında, *haram* olarak bilinen ayrılmış bir alandır. *Haram* kelimesi, kutsal mekânlar, özellikle camiler için de kullanılır. Bu kelimeden türeyen *harim* camilerin ibadet mekânını ve *harem* de evlerin özellikle kadınlara ait olan ve yabancıların girmesi yasak olan bölümlerini anlatır. \nTarih boyunca Müslüman toplulukları, düzenli ve yeterli su kaynakları muhafaza etmenin yollarını aramakla uğraşmıştır. Toplumların çoğunda olduğu gibi, ihtiyaçlar çeşitliydi: içme suyu, yıkanma ve dinsel arınma (abdest, gusül**)** amaçlı su, arazi sulaması ve çeşme, hamam, bahçe gibi özel ve kamu tesisleri. Mevki ve sosyal konumları ne olursa olsun su, insanların çoğunun hayatında bu kadar önemli bir yere sahip olduğu için, mimarlar, mühendisler ve zanaatkârlar bu konu ile çok uğramıştır. \nDoğuda Çin sınırından batıda İspanya platolarına kadar uzanan birçok kültür ve insan İslam medeniyetinin etkisi altına girdi ve halkı için yeterli su kaynakları temin etmek Müslüman yöneticilerin göreviydi. Çok sayıda hidrolik makine yapıldı ve çalışır durumda tutuldu. Bunların çoğu, modern teknolojilerin ortaya çıkmasından sonra bile kullanılmaya devam edildi. \nNüfus artıp şehirler büyüdükçe, özellikle Akdeniz çevresinde ve ötesinde yer alan, kurak iklime sahip birçok İslam ülkesinde yeterli miktarda su kaynaklarına sahip olmak çetin bir iş haline geldi. Müslümanların iktidarı sırasında, iklimin ve arazi koşulların yol açtığı dezavantajlar, su depolamasına ve nakline yönelik dâhiyane sistemlerin geliştirilmesiyle aşıldı.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/water/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/22/portal_image/1.jpg","display_order":10}}},"0051fc3a-c40c-5aa8-b485-9b66344bf6e7":{"title":"İbadet Mekânı: Cami","description":"Müezzinin günde beş kez, minareden okuduğu ezan bütün şehre yayılır, değişmez ahengiyle içine nüfuz eder. İlk ezan şafak vakti, sonrakiler öğlen, ikindi, gün batarken ve yatsıda okunur. Ezanda Allah'a ve peygamberi Muhammed'e övgüler söylenir ve müminler namaza çağrılır.","quote":"*Minare*"},"ca4d15b3-1f58-5e52-8573-10d6bfc02842":{"title":"Bereket Arzusu– Kudüs ve Filistin’e Hac Yolculuğu","description":"İslam inancına göre, 7. yüzyılın sonlarında Emeviler tarafından Kudüs'te yaptırılan Kubbetü's-Sahra, Kıyamet Gününde Müminlerin Dirilişi için Hz. Muhammed tarafından seçilmiş olan yerdir. Hz. Muhammed burayı kutsal mekân ilan etmiştir çünkü Mekke'den Kudüs'e yaptığı mucizevî gece yolculuğu (*isra*) sırasında miraca çıktığı yer burasıdır. Hz. Muhammed, sık sık Müslümanların Mekke ve Medine'nin yanında Kubbetü's-Sahra'yı da saymalarını ve ziyaret etmelerini istemiştir.","quote":"*Kıyamet Gününde, Kubbetü's-Sahra Müminlerin Dirildikleri yer olacaktır.'*"}}
|
|
1
|
+
{"0051fc3a-c40c-5aa8-b485-9b66344bf6e7":{"title":"İbadet Mekânı: Cami","description":"Müezzinin günde beş kez, minareden okuduğu ezan bütün şehre yayılır, değişmez ahengiyle içine nüfuz eder. İlk ezan şafak vakti, sonrakiler öğlen, ikindi, gün batarken ve yatsıda okunur. Ezanda Allah'a ve peygamberi Muhammed'e övgüler söylenir ve müminler namaza çağrılır.","quote":"*Minare*"},"007e0513-1d25-5486-a970-7a75408f9d61":{"title":"Mudéjar Seramiği","description":"İlk başta sadece soylular tarafından kullanılmasa da, sonuç olarak gene de soylu sınıfın simge diliyle bağlantılı olan arma sanatı, 15. ve 16. yüzyılda doruğa ulaşmıştır. Armaların çok yaygın olarak kullanılması, her tür nesneye, özellikle siparişle üretilen seramiklere uygulanmaları bunu ortaya koymaktadır. Armacılıkla bağlantılı olarak Hıristiyanlıkla ilgili dini yazıların olduğu şeritler de Mudéjar seramiklerinde boy gösterdi.","quote":"*'Mudéjar çömlekçiler, yeni müşterilerin zevkine ayak uydurmak zorunda kalınca ister istemez ürün yelpazesini genişlettiler.'*"},"00a9f1ac-ad56-56fb-b46c-95f05a196c8c":{"title":"Mudéjar Üslubunda Halk Sanatı ve Dinsel Sanat"},"00c4ec24-eae3-5f50-b012-fca1d0fc4b8b":{"title":"Terzilikte Ustalık: Tiraz ve Dönemin Giysileri"},"017e4b3b-5dc4-5b40-a034-7dbccb14bb54":{"title":"Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türk-İslam Sanatı","description":"Anadolu, 1071 yılındaki Malazgirt Savaşından sonra, yüzlerce yıllık Bizans İmparatorluğu'nun yanında yeni bir siyasi, dini ve sosyal oluşumun doğuşuna şahit oldu. Bu oluşumun sahipleri, yolculuklarına Asya Bozkırlarından başlayan, İran'da Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nu kuran ve sonra Anadolu'ya yerleşen Türkler idi.","quote":"*'Anadolu, Malazgirt Savaşından sonra, yeni bir siyasi, dini ve sosyal oluşumun doğuşuna şahit oldu.'*"},"01a3e026-0ee5-5a3c-ada4-056b1dbede4c":{"title":"Soylu Sınıfa Özgü ve Sivil Mudéjar Sanatı","description":"Müslüman saraylarının lüksünün ve rahatlığının cazibesi aristokrat sınıfın geri kalanını da sardı. Onlar da özel bir sosyal statü göstergesi haline gelen, yeni modaya uygun konutlar inşa ettirip süslettirdiler. İçinde sürdürülen hayat biçimine duyulan hayranlık nedeniyle Endülüs konut modeli kopya edildi, yüksek sütun kaideleri *azulejo*'larla kaplandı, ahşap tavanlar yaygınlaştı, mermerler Müslüman kültürüne ait tipik geometrik, bitkisel, yazılı motiflerle süslendi, bezemeler soylulara ait armalarla, Gotik harflerle yazılmış özdeyişlerle kaynaştırıldı. Bu üslup, üniversitelerin de aralarında olduğu başka türden sivil binalara da yayıldı.","quote":"*'Müslüman saraylarının lüksü ve rahatlığı soyluları cezbetti.'*"},"01b4539f-223c-58e3-970b-86b098e2e493":{"title":"İktidarın Görsel Dili","description":"İnsanların elinde güç olduğu sürece, onu hem bu gücün etkisi altındaki hem de dışındaki kişilere göstermenin yolları aranmıştır. Özellikle sanat ve mimari, sık sık güç iddiasında bulunma aracı olarak 'görsel bir dil' yaratmak amacıyla kullanılmıştır. Bu tür görsel güç gösterileri, yüzyıllar boyunca çeşitli şekiller almıştır; bazen bunlar oldukça açık ve fark edilir, bazen de daha arka planda ve gizlidir. Osmanlı dönemine ait sanat ve mimari, sultanın ve Osmanlı Devleti'nin gücünün görsel bir şekilde yansıdığı çok sayıda örnekle doludur.","quote":"*'İnsanların elinde güç olduğu sürece, onu göstermenin yollarını aramıştır.'*"},"01b9c0b5-6a02-5be0-aa1a-2dead40ce2ff":{"title":"Bazı Bitki ve Çiçeklerin Yeri","description":"Lalenin yanı sıra karanfil de şiirsel olarak İlahi güzelliği hatırlatmak ve manevi düşünceleri harekete geçirmek için kullanılan bir çiçekti. Dolayısıyla bu çiçek de İslam sanatında ve özellikle Osmanlı sanatında sık sık karşımıza çıkar. Ancak kullanılan çiçek ve bitkilerin hepsi İslam dünyasının kültürel bağlamından gelmiyordu. Örneğin bol üzüm salkımlı ve bollukla ebedi hayatı çağrıştıran asmalar Hellenistik çağlardan İslamiyete ulaşırken, ruh saflığının Doğu'daki simgesi olan lotus çiçeği de İslam repertuarına 13. yüzyılda Moğollar tarafından sokulmuştu.","quote":"*'Kullanılan çiçek ve bitkilerin hepsi İslam dünyasının kültürel bağlamından gelmiyordu.'*"},"0227731c-df1e-5f3e-8a97-45ca3e10bf2a":{"title":"İslam Sanatını Keşfedin","description":"İslam Sanatını Keşfedin"},"028edd35-2131-5178-a3ea-7b1699bc9592":{"title":"Mezar Taşları: Taşa Kazınan Bellek","description":"Genellikle bir idarecinin ya da ailesinin eliyle bir mezarlık kurulması sevap kabul edilirdi. Kimi zaman mezarlık alçak bir duvarla sınırlanırdı ama ezici çoğunluk görünür bir sınırdan yoksundu. Mezarlar gelişigüzel dağılırdı, ölünün kimliğini belirlemeye yarayan mezar taşı da hepsinde olmazdı çünkü mezarın böyle işaretlenmesi ölünün toplumsal mevkiine ve ekonomik gücüne bağlıydı.","quote":"*'Mezar taşı: Toplumsal konumun işareti.'*"},"036e868a-be9f-5e20-a301-fbf277420082":{"title":"Memluk Sistemi","description":"Memlukların büyük gücü, tepesinde sultanın bulunduğu, karmaşık bir hiyerarşik yapıya dayanıyordu. Memluklar satın alınıyordu, hediye olarak veriliyordu veya savaş esiri olarak ediniliyordu. Başlangıçta çoğu Türk, Kürt veya Moğol idi. 14. yüzyıldan itibaren bunlara Çerkez ve Gürcüler de katıldı. Yeni edinilen her Memluk, hizmete uygun olduğundan emin olmak amacıyla tıbbi muayeneden geçiriliyordu. Kabul edilenler İslamiyet'i ve temel Arapçayı öğreniyordu; kendilerinden sultanlarına kayıtsız şartsız bağlı olmaları bekleniyordu.","quote":"*'Memluklar satın alınıyordu, hediye olarak veriliyordu veya savaş esiri olarak ediniliyordu.'*"},"0619d09f-5563-54e4-a733-b1fda9508dda":{"title":"Bir Minberin Serüveni","description":"Söz konusu minber birçoğuna göre daha fazla anlama sahiptir, çünkü Hz. Muhammed'in torunu olan Şii şehidi İmam Hüseyin ile ilişkilidir. Haçlılar, Yafa'nın kabaca 50 km güneyinde bulunan Aşkelon'a yürüdüğü zaman, dini inancı güçlü Müslümanlar hem Hüseyin'in kesilmiş başını hem de minberi kurtarmaya girişti. Minberi gizlice el-Halil'e kaçırıp İbrahimi Camii'ne koydular. Hz. Hüseyin'in kesilmiş başının Kahire'ye götürüldüğü söylenir.","quote":"*'Minberi başarıyla gizlice el-Halil'e kaçırdılar ve İbrahimi Camii'ne koydular.'*"},"06c733a5-e1b4-5be1-ae58-c5968680a73a":{"title":"Rakka: Halife Harun Reşid’in Suriye’deki Başkenti","description":"Halife Mansur'un torunu olan Halife Harun Reşid, Bağdat ve güney Irak'ta siyasal huzursuzlukların yaşandığı 796 – 809 yılları arasında sarayını Rakka'ya taşıdı. Harun Reşid şehir surlarını genişletti ve Rakka'nın kuzeyine doğru yepyeni bir saraylar bölgesi kurdu. Bu saraylarda onun ve onunla oturmak üzere şehre gelen çok sayıda devlet görevlisinin hane halkları yaşadı. Gelişmiş bir posta sistemi aracılığıyla Bağdat'la ve doğudaki topraklarla olan bağlantıda aksama yaşanmıyordu. Harun Reşid'in oğulları ve daha sonraki halifeler, gençliklerinin büyük bir bölümünü Rakka'da geçirdi.","quote":"*'**Bu saraylarda Harun Reşid'in ve çok sayıda devlet görevlisinin hane halkları yaşadı.'*"},"06f8adf1-80a7-5ad3-930e-d74a24929bf9":{"title":"Sofra Kültürü","description":"İznik'te üretilen seramik tabakların yanında bakır ve altın kaplamalı tabaklar da kullanılırdı. Sofrada mutlaka ithal Çin porselenleri de bulunurdu. Ancak 19. yüzyılda Batılı yaşam tarzının benimsenmesiyle meydana gelen değişim, Topkapı Sarayı'ndaki geleneksel yemek kültürünün sonunu getirdi. Bunun yerine masalar ve sandalyeler, Avrupa porselenleri ve gümüş çatal ve kaşıklar geldi.","quote":"*'İznik'te üretilen seramik tabakların yanında bakır ve altın kaplamalı tabaklar da kullanılırdı.'*"},"071e3e6e-8e36-5c3c-8643-17ee9ac60138":{"title":"Saray ve Sanat","description":"Osmanlı İmparatorluğu, sarayda özel bir eğitim alan görevlilerce idare edilen merkezi bir devletti. Bu sistem, geniş Osmanlı topraklarının her köşesinde tek tip bir dekorasyon üslubunun kullanılmasına yol açmak suretiyle Osmanlı sanatı üzerinde derin bir etkiye yol açmıştır. Topkapı Sarayı'nı dekore edip İstanbul'da ve imparatorluğun geriye kalan yerlerinde çalışan mimarlar ve zanaatkârlar, Sarayın başmimarının denetimi altındaydı. \nSanat atölyeleri önce Edirne'de kuruldu, İstanbul'un fethedilmesiyle de Topkapı Sarayı'na taşındı. Ancak zanaatkârların sistemli şekilde örgütlenmesine 15. yüzyılın başlarında başlandı. Bazen, İstanbul'daki loncaların birine bağlı ya da imparatorluğun başka bir yerinden bir zanaatkâr, davet üzerine belli bir atölyede çalışmayı seçerdi.","quote":"*'Merkezi sistem, geniş Osmanlı topraklarının her köşesinde tek tip bir dekorasyon üslubunun kullanılmasına yol açtı.'*"},"07323655-399a-5f20-bd33-36fbfca525bd":{"title":"Soylu Sınıfa Özgü ve Sivil Mudéjar Sanatı","description":"Soylu sınıfa hitap eden Mudéjar sanatını, İslam saraylarının şatafatını elçilerinin aktardıklarından bilen ve onları taklit etmek isteyen krallar ve etraflarındaki soylular yaratmıştı. Hıristiyan krallar Endülüs'teki şehirleri bir bir fethettikçe, Endülüs saraylarının zengin salonları, bahçeleri, yüklükleri kralların ikametgâhına, aristokrat hayatın sahnesine dönüştü. Bu bir bakıma düşmana karşı üstünlüğün, düşmanın sanatına duyulan hayranlığın açık bir ifadesiydi. Bir taraftan da yeni inşa edilen saraylarda İslam saraylarındaki alçı ve tuğla işçiliği, iç mekânlardaki girift süslemeler, avluların ve bahçelerin ahengi de taklit ediliyordu. Elcaferiye (Aljaferia), Alcázar ve Sintra Sarayları, Endülüs saraylarının Hıristiyan krallar tarafından yeniden kullanılışının en önemli örnekleridir.","quote":"*'Soylu sınıfa hitap eden Mudéjar sanatını, krallar ve soylular yaratmıştı.'*"},"073b795d-65c6-5d5e-9265-134b960cca53":{"title":"Saray Yaşamı","description":"Bağdat'ın etkisiyle, sofra adabı, misafir ağırlama âdetleri giderek inceldi. İlk başta yemek ortadan yenirken, sonradan ayrı tabaklarda, katı protokol kurallarına göre servis edilir oldu. Yemek listesi pek çok yeni tarifle zenginleşti. Bu yemekleri tatmak, güzel kokularla büyülenmiş olan koku duyusu ve damak için zevkti. Müzikle kendinden geçen kulakların duyduğu zevk, sarayın döşenişinin, rakkaselerin seyrine dalmış gözlerin gark olduğu zevk de, yemeğin verdiği keyfi iyice artırıyordu.","quote":"*'Sofra töreni'*"},"07659934-a88a-585a-8ef8-22be0a77afbe":{"title":"Suriye","description":"Batı etkisi kentin fiziksel görünümünde de ön plana çıkıyordu. Müslüman kentlerinde özel ve kamuya açık alanlar her zaman birbirinden ayrılmıştır; özel alanlar ikamet için, suk gibi çarşılar çalışmak için ve cami gibi ibadet yerleri ise ibadet amaçlı kamuya açık alanlardı. Ancak şimdi konutlar, dış duvarlarında bile daha büyük pencerelere, hatta Meşfâtü’l-Gureba’da olduğu gibi bazen teraslara sahipti. Avrupa’da ortaya çıkmaya başlayan ve devletin güç sembolleri olarak yaratılan meydanların benimsenmesi, Şam’ın eski şehir surlarının dışındaki, ortasında büyük bir sütunun yükseldiği modern bir şehir merkezi haline gelen Marce Meydanı örneğinde görülür. \nHicaz Demiryolu istasyonu, bugün Şam’daki en güzel yapılardan biridir. Burası zengin bir Şamlı tarafından yaptırılmış ve Endülüs sanatının etkisini taşıyan İspanyol bir mimar tarafından tasarlanmıştır. Siyasi ittifaklarının bir parçası olarak demiryolu endüstrisini Osmanlılara getiren Alman işçilerin bu demiryolu sistemini inşa etmiş olmaları muhtemeldir.","quote":"“Batı etkisi kentin fiziksel görünümünde de ön plana çıkıyordu.”"},"093d3b04-a322-5303-baa3-da0aa80dad8f":{"title":"Osmanlı Başkenti İstanbul"},"09bdd05c-c517-5715-b216-1c3b6562ce92":{"title":"Cennet Bahçesinin ve Hayat Ağacının Görünümleri","description":"Cennet Bahçesinin olduğu gibi tasvir edildiği örnekler nadirdir. Şam'daki Emeviye Camii'nin avlusunu çevreleyen ve 8. yüzyıla tarihlenen nefes kesici mozaikler bu nadir örneklerden biridir. Bu mozaiklerde kıvrımlı bir nehrin ve çok sayıda saray ve başka yapıların yer aldığı hayali bir manzara görülür. Bu resim dizisinin gerçekten Kur'an'da anlatılanlara dayandığı, bu mozaikleri döşeyen ustalardan birinin günümüze ulaşan ifadesinden anlaşılmaktadır: “Mozaiklerde, cennetteki ağaçlar ve saraylarla ilgili olarak Kur'an'da bulduklarımızı tasvir ettik. Bir işçi bir ağacı çok güzel işlediğinde, Halife Velid tarafından 30 dirhem ile ödüllendirilirdi.'","quote":"'“…Cennetteki ağaçlar ve saraylarla ilgili olarak Kur'an'da bulduklarımızı tasvir ettik …”'"},"0aeb920c-d823-5de4-81b9-061257cef978":{"title":"Frenklere Karşı İki Memluk Sultanı","description":"Burada anlatılan iki Memluk Sultanı arasında, daha fazla sayıda mimari projeye imzasını atan muhtemelen Kalavun'dur. Memluk mimarisinde yeni bir dönemin habercisi olan Kahire'deki külliyesinin boyutları etkileyicidir. Burası medrese, türbe ve hastaneden oluşur. Kalavun'a hastane için ilhamı, Şam'daki Nureddin Bimaristanında geçirdiği tedavi verdi. Gördüğü tedaviden o kadar etkilenmişti ki, tekrar tahtına oturacak kadar iyileştiği takdirde hastanenin bir benzerini Kahire'de yaptırmaya yemin etti. 1283'te tahta oturduktan kısa bir süre sonra bu projeyi başlattı. Bu bimaristan (hastane) o zamana kadar görülenlerden farklıydı, çünkü ister kadın, ister erkek olsun ve hangi sosyal konumdan olursa olsun tüm Müslümanların hizmetine sunulmuştu.","quote":"*'Kalavun muhtemelen en fazla sayıda mimari projeye imza atan Memluk sultanıdır.'*"},"0b479143-91f2-528d-88e6-5a5d5ad84169":{"title":"Terzilikte Ustalık: Tiraz ve Dönemin Giysileri","description":"Kahire'deki sarayda kişisel *tiraz*lı elbiselerinin bulunduğu halifenin özel gardırobunu, yani esvap dairesini kadınlardan oluşan bir ekip yönetirdi. Bu elbiselerin güzel kokması için saray bahçesinden çiçekler kullanılırdı. Saray içi genel toplantılara yönelik ikinci bir saray gardırobu da vardı. Günümüze kalan tam takım *tiraz*lı giysilerin ve diğer türlü kıyafetlerin sayısı azdır; ancak bulunan parçalar, bunların keten veya ipekten yapıldığını, çoğunlukla ipek işlemelere sahip olduğunu ve bol renkli olarak üretildiğini göstermektedir. *Tiraz*lı elbiselerin ve genel olarak dönemin kıyafetlerinin görünüşü ile ilgili diğer ipuçları ise, Fatımilere ait ahşap ve fildişi oymalardan ve seramiklerden elde edilmiştir. Bunlarda, eğlenen, avlanan ya da müzik yapan kadın ve erkekler, birçoğu *tiraz*larla süslenmiş olan türban, şal ve kemerli tunik gibi kıyafetler içerisinde görülmektedir.","quote":"*'Günümüze kalan tam takım* tiraz*lı giysilerin sayısı azdır; ancak bulunan parçalar, bunların bol renkli olarak üretildiğini göstermektedir.'*"},"0be5386c-7187-5f14-a5c9-e9d7972aaa20":{"title":"Kudüs Haçlı Krallığı’nda Kültür","description":"Yerel zanaatkârlar, hem Haçlılar tarafından yenileme ve restorasyon programlarının devam etmesi için oluşturulan atölyelerden hem de Avrupa'dan Levant topraklarına ulaşan sanat eserlerinden büyük fayda sağladı. Süren savaşlara rağmen, krallığın yeni Frenk nüfusu ile şehir ve köylerdeki Müslüman topluluklar arasındaki kültür alışverişi devam etti.","quote":"*'Yerel zanaatkârlar, Haçlıların kurduğu atölyelerden büyük fayda sağladı.'*"},"0be6d6e8-2fed-5e4f-b410-0a54ef0ed999":{"title":"Medreseler ve Eğitim","description":"Din ve dil eğitiminin yanında bilim dallarında da eğitim veriliyordu. Bilimsel gereçler üzerindeki son derece dekoratif maden işçiliği, bilimsel disiplinlerdeki gelişmişliğe işaret eder. Yıldızların konumlarını doğru bir şekilde tespit etmek açısından usturlaplar ve gök kubbeleri önemliydi. Geleceği tahmin etmek için özel olarak tasarlanmış geomantik araçlar kullanılıyordu. Diyarbakır'daki Artuklu sarayı 1206 yılında parlak bir makine mühendisi olan İsmail Ebu'l-İzz el-Cezeri'den mekanik ve hidrolik mühendisliği ile ilgili resimli bir kitap ısmarladı.","quote":"*'**Bilimsel gereçler üzerindeki dekoratif maden işçiliği, bilimsel disiplinlerdeki gelişmişliğe işaret eder.'*"},"0c57154a-3d32-5f59-919a-c9bcab6d8ac5":{"title":"Page 314","description":"Osmanlılar, Hükümdar Yolu olarak bilinen ve Vadi Araba’nın doğusundaki dağları takip eden Hac yolunu (Darbü’l-Hac eş-Şami), Hükümdar Yolu üzerindeki haydutlardan şikayet eden Yavuz Sultan Selim’in kızı dolayısıyla Darbü’l-Bint adı verilen ve çölün kıyısından geçen yeni bir yol ile değiştirmiştir. Hacıların güvenliğini sağlamak ve onlara su, yiyecek ve mal temin etmek amacıyla, bu yeni yol üzerinde çok sayıda kale ve konaklama yeri inşa edildi. \nSultan II. Abdülhamid’in hükümdarlığı sırasında, 1908’de yapımı tamamlanan Hicaz Demiryolu, Osmanlı döneminin en büyük başarılarından biridir. Hicaz demiryolunun döşenmesinin başlıca nedeni, hacıları Şam’dan Suudi Arabistan’daki Medine’ye Ürdün üzerinden taşımaktı. Bu demiryolu Birinci Dünya Savaşı sırasında büyük hasara uğramış olmasına karşın örneğin Şam – Amman ve Amman – Katrane arası gibi bazı bölümleri hâlâ kullanılıyor.","quote":"“Hicaz Demiryolu, Osmanlı döneminin en büyük başarılarından biridir....”"},"0d399303-e091-5249-87cf-68e9ac89a080":{"title":"Saray Sanatı ve Mimarisi","description":"1130'da, tahta yeni çıkan Sicilya Kralı II. Ruggiero, İslam ve Bizans etkilerinin yerel sanat ve mimarideki mevcut Romanik-Norman öğelerine eklendiği bir saray sanatı oluşturmaya başladı. Bu süreç, II. Ruggiero'nun kuzey Afrika ve Bizans Balkan Yarımadası kıyılarına gerçekleştirdiği başarılı seferlerle daha da güç kazandı ki, bunların sonucunda gerekli iş gücü de edinilmiş oldu. Böylece hanedan tarafından yaptırılan sivil ve dini eserlerin kolayca tanınmasını sağlayan bir saray sanatı ve mimarisi formu ortaya çıktı.","quote":"*'**II. Ruggiero, İslam ve Bizans etkilerinin mevcut Romanik-Norman öğelerine eklendiği bir saray sanatını uygulamaya soktu.'*"},"0d96fdda-709f-55ff-974d-36ce25e67b8e":{"title":"Memluk Sultanlığı’nda Günlük Yaşam"},"0e4ca3d5-ad07-5906-884a-7b4b89c83f5c":{"title":"Mısır"},"0e91bb3e-a45f-5595-9dcf-c2ad2c8547a9":{"title":"Su ve Günlük Hayat","description":"Kent nüfusuna taze su sağlama zorunluluğu, kendine özgü bir kamusal yapı çeşidinin, yani sebillerin, ortaya çıkmasına yol açtı. Kahire ve Kudüs'te Memlukların (1250–1517) da çok sayıda yaptırdığı sebiller, bir yeraltı sarnıcından ve zemin düzeyinde sokağa açılan ızgaralı pencereleri olan bir odadan oluşurdu. Parmaklıkların arkasında bir görevli oturur ve yoldan geçenlere bardakla su dağıtırdı. *Sebil-küttab'*larda da benzer bir çeşme ve üst katta çocuklar için ilkokul (*küttab*) vardı.","quote":"*'Parmaklıkların arkasında bir görevli oturur ve yoldan geçenlere bardakla su dağıtırdı.'*"},"0f404f1e-3645-5bfa-870f-1b45825073f7":{"title":"Emeviler","description":"'Emevi sanatı, farklı sanatsal geleneklerden alınan dekoratif üslupların ve motiflerin birleşimidir.'","extra":{"credits":"Manal BASYOUNI, Aqaba \nGhazi BISHEH Amman \nJens KRÖGER, Berlin \nAida NAGHAWI DODO, Amman \nMohammad NAJJAR, Amman \nSamarah WOROUD, Irbid \n \nCoordination \nGhada AL-YOUSEF, Amman \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Emevi hanedanı, 661 yılında Halife Muaviye bin Ebu Süfyan tarafından kurulmuş ve 750'de Abbasiler tarafından devrilinceye kadar iktidarda kalmıştır. Muaviye iktidara gelince, İslam imparatorluğunun başkenti olarak Şam'ı seçti. O dönemde Şam'daki baskın sanatsal eğilim klasik kökenli olduğundan, bu kararın Emevi sanatı açısından büyük sonuçları olmuştur. Sasani, Bizans ve Kopt sanatına ait öğeler de Emevi idaresi altında İslam sanatının gelişimi üzerinde etkili olmuştur. Bu yüzden Emevi sanatı, çeşitli yeni amaçlara hizmet etmek için farklı sanatsal geleneklerden alınan dekoratif üslupların ve motiflerin yenilikçi bir birleşimidir. \nEmevi mimarisi, günümüze ulaşan çok sayıda yapı nedeniyle hanedanlığın başlıca tanıklarından biridir. Emevi hanedanının emriyle inşa edilen yapıların yanı sıra, geniş kapsamlı kentsel mimari programları uygulamaya kondu. Kudüs'teki Kubbetü's-Sahra ve Şam'daki Emeviye Camii, adeta Emevi gücünün ve zaferinin simgeleri olarak yaptırılmıştır ve hâlâ Emevi mimarisinin ihtişamını bizlere yansıtmaktadırlar. Ayrıca, önceleri 'çöl kaleleri' olarak bilinen görkemli saraylar, Emevi dönemindeki saray yaşamı ve törenler hakkında sundukları ipuçlarıyla bizleri büyülemeye devam etmektedir. \nBunlar ve Emevilere ait diğer yapılar, yoğun ve gösterişli şekilde süslenmiştir. Saraylar ve hamamlar, figürlü yer mozaikleri ve duvar resimleri ile donatılmıştır. Hünerli ellerden çıkmış, taş ve sıva üzerindeki hayvan oymaları, stilize çiçek motifleri ve çeşitli soyut desenler var olan diğer mimari motiflerdir. Küçük zanaatlar da gelişmiştir ve günümüze ulaşan örnekler, maden ve ahşap işçiliğinin yeni zirve noktalarına ulaştığına dair ipuçları sunmaktadır. \nÇarpıcı ve canlı bir seçmeciliğe sahip Emevi sanatı, geç Antik sanatın devamı olarak görülebilir çünkü Abbasi hanedanı iktidara gelince İslam sanatının gelişiminde yeni bir dönem başlamıştır.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/the_umayyads/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/10/portal_image/1.jpg","display_order":1}}},"0f9828f8-dd3a-5969-ba97-2fc083ca3fe9":{"title":"Profesyonel, Zanaatkâr ve Sanatçı Olarak Müslüman Kadınlar","description":"Birçok Müslüman kadın, en üst düzeyde başarılı müzisyen ve rakkase olarak tarihe geçmiştir; bir kısmı saray sanatçısı olarak çalışmış ve cömertçe ödüllendirilmiştir. Örneğin davul çalmadaki becerisi Fatımi Halifesi Mustansır bi-Allah'ın ona Kahire'de bir arazi verecek kadar üstün olan Neseb'i biliyoruz. Bu arazi daha sonra onun adıyla Tabbale, yani 'davulcu' olarak anılan bir semt haline gelmiştir. Hatta kadın udi İtifak, Memluk yöneticilerinden el-Melik el-Muzaffer Hacı bin Kalavun ile evlenmeyi başarmıştır. Kalavun, İtifak geldiğinde üzerinde yürümesi için ayaklarına ipek kumaşlar serdirir ve performansı bittikten sonra ona 4.000 dinar değerinde dört mücevher ve altı inci verirdi.","quote":"*'Çok sayıda Müslüman kadın, en üst düzeyde başarılı müzisyen ve rakkase olarak tarihe geçmiştir.'*"},"119ab24b-479f-5ff2-b732-0ff4c64e08e5":{"title":"Norman Fethinden Önce ve Sonra Müslümanlaşan Topluluklar","description":"Günlük ve gömü gelenekleriyle ilgili eserler, 14. yüzyılın ortalarına kadar ayrı iki dünya arasında köprü kurmayı başaran, Akdeniz'deki farklı bölgeler arasındaki uzun süreli ilişkilerin şahididir. Bu eserlere örnek olarak ister adada yaşayan zanaatkârlar tarafından üretilmiş olsun isterse kuzey Afrika'dan ya da İber Yarımadasındaki diğer Müslüman bölgelerinden ithal edilmiş olsun, bazıları kuzey Afrika'ya özgü belli eserlere benzeyen ve üzerinde kitabeler yer alan pişmiş toprak kavanozlar verilebilir.","quote":"*'Günlük eşyalar, Akdeniz'deki farklı bölgeler arasındaki uzun süreli ilişkilerin tanığıdır.'*"},"119e81e9-24c1-5c11-8732-14582e47e370":{"title":"Hanedan Kadınları: Fatıma Zehra’nın Torunları","description":"Kuzey Afrika'daki Ziri (Senhace Berberleri) hanedanının sofistike ve son derece eğitimli kadınları, Mısır'daki benzerlerine imreniyordu. 11. yüzyılda Ziri prenseslerinden bir tanesi, Manastır'daki ribata bir cami ekletmiştir; bu cami, daha sonra Seyyide Camii olarak anılmıştır. Kayrevan'daki kütüphanede, Ulu Cami'de kullanılmaları için Ziri prensesleri tarafından yazdırılan çok sayıda elyazması Kur'an-ı Kerim bulunmaktadır. Bunların arasında Umm Milel'in ve Ziri emiri el-Muizz'in kız kardeşi Ummü'l-İlu'nun Kur'an'ları da yer almaktadır. Üçüncü bir elyazması ise, Emir Badis bin el-Mansur'un mürebbiyesi Fatıma tarafından hediye edilmiştir.","quote":"*'Ziri hanedanının sofistike ve son derece eğitimli kadınları, Mısır'daki benzerlerine imreniyordu.'*"},"11b19208-0f2c-5176-9948-5d121532b39a":{"title":"Müslüman Kadın Hamiler","description":"Kadınlar ayrıca, önceleri mücahitler için sığınma yeri, daha sonra da ibadethane ve fakirler için barınak olarak ribatlar ve hankâhlar yaptırmıştır. \nKadınların hami olarak faal olduğu bir başka alan da eğitimdi. Memluk Sultanı Şaban'ın annesi Umm Sultan Şaban tarafından Kahire'de yaptırılan muazzam medrese külliyesi buna bir örnektir. Kızların eğitilmesine yönelik okullar (küttablar, medreseler) yaptıran kadınlar olmuştur. Yine hayır için inşa ettirilen yapılar arasında, 13. yüzyılda yaşamış Turan Melik'in hamisi olduğu, Divriği'deki Ulu Cami'nin yanındaki ve 17. yüzyılda yaşamış olan Azize Osmana'nın emriyle yapılan gibi hastaneler bulunmaktadır.","quote":"*'Kadınlar ayrıca ribatlar, hankâhlar, medreseler ve hastaneler yaptırmıştır.'*"},"11f82e3d-c59a-5f69-a3bc-b5b190e3aaa1":{"title":"Saray Yaşamı","description":"Doğu saraylarının görkemi ve inceliğiyle rekabet eden, hatta bazen onları geçen Batı'daki Müslüman emirler, kendi saraylarını, güven duyarak onurlandırdıkları saray erkânıyla yarattılar; tıpkı onlar gibi kendileri de, yüceliklerini, hâkimiyetlerini, halkı etkileme arzularını ifade eden saray teşrifatının aktörleriydiler. \nBu seçilmiş görevliler hükümdara halk içine çıkarken eşlik eder, ziyafetlerde, resmi yemeklerde hazır bulunur, idari işlerde yardımcı olurlardı. Bir yerden bir yere gidileceği zaman hükümdarın alayında yer alır, şaşaasına katkıda bulunurlardı.","quote":"*'Askeri alay'*"},"120cbd81-d9a2-540e-a178-dc11c283fc2d":{"title":"Müslüman Kadınların Özel Yaşamı"},"12656ec4-68b3-5425-9a1d-71e4735a5c19":{"title":"Mimaride Geometrik Bezeme","description":"Tavanlar da, gökkubbeyi resmettiği kabul edilen, çok renkli, yaldızlı geometrik motiflerle süslenmiştir. Özellikle ortadaki bir yıldızdan başlayıp bütün alana yayılan geçmelerin görüldüğü mukarnaslı kubbeler bunun mükemmel bir örneğidir.","quote":"*'Tavanlar gökkubenin bir tasviri olarak değerlendirilmiştir.'*"},"12faaae8-0400-53bd-ba84-f5e66e0027ef":{"title":"Cennetin Yansımaları: İslam Sanatında Bahçe ve Çiçekler","description":"İslam medeniyetinde, bahçe ve içindeki bitkiler, Allah'ın yarattıklarının Güzelliğini ve Cenneti çağrıştırdıkları için her zaman özel bir öneme sahip olmuştur.","extra":{"credits":"Curators & authors \nSule AKSOY, Istanbul \nSevinç GÖK, Izmir \nAlev ÖZAY, Istanbul \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \nSevgi KUTLUAY, Istanbul \nInci KUYULU ERSOY, Izmir \nSeracettin SAHIN, Istanbul \nCihat SOYHAN, Istanbul \nGönül TEKELI, Istanbul \nInci TURKOGLU, Istanbul \nFriederike VOIGT, Stockholm/Berlin \nBarry WOOD, London \n \nCoordination \nInci KUYULU ERSOY, Izmir \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"İslam medeniyeti tarihi boyunca, bahçe konsepti ve içindeki bitkiler İslam düşüncesinde özel bir öneme sahip olmuştur: tabii, bu durum kısmen, Müslümanların çoğunun yaşadıkları kurak topraklardan kaynaklanır. Geçit vermez çöllerde yaşayan ve sıcaklardan kavrulan Müslümanlar, akan suyun sakinleştirici etkisinin, yer yer görülen ıssız vahaların yeşilliğinin ve özenle geliştirilmiş bir su teknolojisiyle bakımı yapılan etrafı duvarlarla çevrili suni bahçelerdeki renkli bitkilerin her zaman kıymetini bilmiştir. \nYöneticilerin ve zengin elitin zevk bahçeleri imrenilen bir lüks olsa da aynı zamanda ruhani bir boyuta da sahipti çünkü bu bahçeler, cennetin gür ve canlandırıcı bitkilerini çağrıştırmak amacıyla oluşturuluyordu. Kur'an ve İslam edebiyatındaki birçok tasvir, cennetin düzeninden, çiçeklerinden, bitkilerinden ve ağaçlarından bahseder. Müslüman düşüncesinin cennet tasvirleriyle bu kadar meşgul olması göz önünde bulundurulduğunda, zengin florasıyla bahçe konseptinin Müslüman kültürlerinde ve tabii ki sanatında her zaman başlıca temalardan birini oluşturması şaşırtıcı değildir. \nİspanya'dan Hindistan'a kadar Müslüman dünyasının tamamında yöneticiler ve elit kesim, saray külliyelerinin tam ortasındaki gösterişli saray yaşantısının ayrılmaz bir parçası olan lüks bahçeler için çok çaba harcamıştır. Gerçekten de saray bahçelerinin düzeni, çoğunlukla Kur'an'da anlatılan cennetle ilgili gerçekleri yansıtıyordu. Hatta birçok bahçenin cennet tasviri olma özelliğini vurgulamak için adı vardı. Hem mimaride hem de sanatta cennetin muhteşem bitkilerine gönderme yapılır. Camiler, medreseler ve saray mensuplarının mezarları sık sık, cenneti hatırlatan ve sanatsal olarak lüks çiçek bahçelerine göndermede bulunmak suretiyle zenginleştirilen bahçelerin ortasına inşa ediliyordu. \nDekoratif sanatlarda, hem bir bütün olarak hem de tek tek bitkilere ve çiçeklere yapılan göndermelere rastlanmaktadır ki, bunlardan çiçeklere yapılanlar – çiçeklerin güzelliliğinin ve günlük hayattaki kullanımlarının ötesinde – dini veya şiirsel anlamlarından dolayı tercih edilmekteydi. Çiçekler doğal formlarıyla tasvir edilmedikleri zaman, kıvrımdallar ile yaprak ve rumilerden oluşan sonsuz simetrik kalıplar şeklinde girift Arabesk desenler kullanılıyordu. Bunlar, insanı kozmik yaratılış süreci ve madde dünyasının sonsuz çeşitliliğinin altında yatan Allah'ın Birliği hakkında düşünmeye sevk ediyordu.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/floral/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/28/portal_image/1.jpg","display_order":13}}},"134ba250-63fa-595c-a880-46d56bae5a59":{"title":"Bir Minberin Serüveni"},"1438dcdb-5040-5d2a-b082-cda3a58a1031":{"title":"Saray Yaşamı"},"144150df-f28d-5d4f-8acc-353e17527739":{"title":"Kutsal Topraklara Hac Yolculuğu","description":"Haçlı döneminde, Levant toprakları birbirine düşman çok sayıda şehir devletine bölünmüştü. Bunlardan bazıları Haçlı prenslikleri iken, bazıları da yerel yöneticiler tarafından yönetiliyordu. Dolayısıyla barış zamanlarında bile Kutsal Topraklara veya bu topraklar üzerinden yapılan yolculuklar ve hac seyahatleri riskliydi ve Haçlı seferleri döneminde iyice tehlikeli bir hal alıyordu. Bu zorluklara rağmen, Kutsal Topraklara ulaşmaya azmetmiş çok sayıda seyyah vardı.","quote":"*'Barış zamanlarında bile Kutsal Topraklara veya bu topraklar üzerinden yapılan yolculuklar ve hac seyahatleri riskliydi.'*"},"1621eaac-22de-5ea2-a831-558356a3e6df":{"title":"Bazı Bitki ve Çiçeklerin Yeri"},"17b8ce1b-11e8-500c-ba13-dd3af722e3b4":{"title":"Sultan ve Sarayı","description":"Memluk sultanları aynı zamanda ordularının başkomutanları ve uluslararası diplomasi alanının önde gelen oyuncularıydı. Sultanın otoritesi ve ihtişamı, görkemli törenlerde, muhteşem saraylarda ve avcılık gibi ayrıcalıklı uğraşılarda ifadesini bulurdu.","quote":"*'Sultanın otoritesi, törenlerde ve muhteşem saraylarda ifadesini bulurdu.'*"},"17ddd4ae-d694-5a72-955a-060b61ef530c":{"title":"Hanedan Kadınları: Fatıma Zehra’nın Torunları","description":"Hz. Muhammed'in kızı ve İmam Ali'nin eşi Fatıma Zehra'nın soyundan olmalarına duydukları derin saygı ile Fatımiler prenseslerine hem lüks içerisinde bir hayat, hem de toplum ve siyaset hayatında önemli bir rol bahşetmiştir. Bu, genel olarak günümüz toplumunun kadınlara karşı davranışı üzerinde etki göstermiş olan bir tutumdur. Birçok saray mensubu kadın önemli siyasi görevlerde bulunuyordu. Hatta Halife el-Hâkim bi-Emrillah'ın kız kardeşi Sittü'l-Mülk, henüz reşit olmayan kardeşinin yerine dört yıl boyunca Mısır'ı yönetti. Asilzade birçok Fatımi kadını, kendi servetini kendi yönetiyordu ve ticaret alanında faaliyet gösteriyordu. Hatta bu kadınların uzak bölgelere mal taşıyan kendi ticari gemileri vardı. Gösterişli yaşam tarzları, şahsi servetlerini kanıtıydı: Abda adında bir prenses, öldüğünde ardında mücevher, değerli taş ve hazine eşyası dolu o kadar fazla sandık bıraktı ki, bunları mühürlemek için 14 kilo balmumu ve içindekileri kaydetmek için 30 tomar kâğıt kullanıldı.","quote":"*'Fatımiler prenseslerine lüks ve sorumluluk içinde bir yaşam bahşetti.'*"},"17e93a55-d0d0-51b2-8c52-ae90b63b4709":{"title":"İktidar Alanı: Saray Yapıları"},"18c44ba9-f8fa-5fdd-99a2-a8b6f034044a":{"title":"Cennet Bahçesinin ve Hayat Ağacının Görünümleri","description":"Hoş kokulu tomurcuklar ve olgun meyvelere sahip ağaçlar, İslam Cennetinin birebir tasvirlerinde önemli bir rol oynar. Hurma ağacının ise yeri ayrıdır. Bir inanışa göre bu ağaç Allah'ın Adem'i yaratmasından sonra arta kalan balçıktan yaratılmıştır ve dolayısıyla insanların akrabasıdır. Başka bir inanışa göre de Hz. Muhammed hurma ağacını cennet ile ilişkilendirmiştir. Ayrıca nar ağacına ve cennettin orta yerinde bulunan, serviye benzeyen hayat ağacı olan mistik Tuba ağacına gönderme yapılmaktadır.","quote":"*'Hoş kokulu tomurcuklar ve olgun meyvelere sahip ağaçlar, önemli bir rol oynar.'*"},"1935df49-d16b-562f-8737-07f9354ede4c":{"title":"Saray ve Sanat"},"1968b4ad-376a-5733-96cc-b0a0f079ea39":{"title":"Üç Dinin Kutsal Toprakları","description":"Filistin ve özellikle Kudüs, binlerce yıldır boyunca hac ziyaretlerinin odak noktaları olmuştur. Yahudilere göre, Kudüs Tanrı'nın şehri ve O'nun Tapınağının bulunduğu kutsal mekândır. Yahudiler tüm ibadetlerini Kudüs'e dönerek yaparlar. Bu şehir bugüne kadar Yahudilerin dini, manevi ve ilmi yaşamlarının merkezi olagelmiştir. Hıristiyanlar, Kilise Babalarının tavsiyesiyle, 4. yüzyıldan itibaren Hz. İsa'nın hayatı ile ilgili olan mekânlara saygılarını sunmak amacıyla Kudüs'e ve Kutsal Topraklara hacca gitmektedirler. Hıristiyan geleneğine göre Kudüs, İsa'nın yaşadığı, vaaz verdiği ve hastaları iyileştirdiği yer idi. Son Akşam Yemeğini yediği, tutuklandığı, yargılandığı ve çarmıha gerildiği yer burasıydı. Bugüne kadar, Kutsal Mezar Kilisesi şehirde İsa'nın gömüldüğüne ve göğe yükseldiğine inanılan noktayı işaret etmektedir.","quote":"*'Filistin ve Kudüs, bin yıllar boyunca hac ziyaretlerinin odak noktaları olmuştur.'*"},"196db830-546b-584c-a36c-48974bbb7a0a":{"title":"Sultan ve Sarayı","description":"Halifeliğin Kahire'de yerleşmesiyle, İslam dünyasındaki birçok Müslüman lider iktidarlarının meşrulaştırılması için gözlerini Mısır'a çevirdi. I. Baybars, Kalavun, Nasreddin Muhammed bin Kalavun, Hasan ve Kayıtbay gibi enerjik Memluk sultanları, devletin her köşesinde muazzam camiler ve dini kurumlar yaptırdı. Bunların içini tefriş ettirdi ve elyazması Kur'an'ların üretilmesi emrini verdi.","quote":"*'Memluk sultanları, muazzam camiler ve dini kurumlar yaptırdı.'*"},"198c176f-a670-5331-b416-a7ecc59e7ceb":{"title":"Dekoratif Sanatlar"},"19908cb0-74da-580e-b6b3-2b320477903e":{"title":"Ağlebiler: Abbasilerin Kalkanı","description":"Abbasi topraklarının genişliğinden ve 800 yılında birçok düşman İslam gücünün sınırlara dayanmasından dolayı, Abbasiler, Endülüs'te Emevileri ve Fas'ta İdrisileri dizginlemek için kuzey Afrika'da Ağlebi Eyaletini kurdu. Abbasi Halifesi Harun Reşid (hd. 786–809), eyalet olarak yönetmesi için İfrikiye'yi (bugünkü Tunus ve doğu Cezayir) İbrahim bin Ağleb'e verdi. Ağlebiler, 800 ile 909 yılları arasında Abbasilerin İfrikiye'den sorumlu tımar sahipleri oldu. Ağlebiler, birçok şehri yeniden kurdular ve Tunus kıyılarında birkaç yüzyıl önce Sicilya'yı fethetmiş olan Bizanslıları durdurmak amacıyla çok sayıda askeri kale inşa ettiler. Ağlebiler ayrıca yerel yönetimi düzenlediler ve kuzey Afrika ile Orta Doğu arasında iletişim hatları kurdular.","quote":"*'**Halife Harun Reşid, eyalet olarak yönetmesi için İfrikiye'yi İbrahim bin Ağleb'e verdi.'*"},"1a1a6170-d33d-5774-bbd8-19cce2b88392":{"title":"Bir Minberin Serüveni","description":"Minberin el-Halil'e getirilmesi, kente ayrı bir anlam kazandırdı ve Müslümanları, Hıristiyanları ve Yahudileri buraya çekti. Ziyaretçiler, buraya bol miktarda hediye ve bağışlarla geldi. Gerçi bu sunulanlar sadece cami ve türbe için değil, şehrin kendisi içindi de. Bu sergide yer alan cam kandil, pirinç şamdanlar ve Kur'an sayfaları, sunulan hediyeler arasından nadide örneklerdir.","quote":"*'Ziyaretçiler, buraya bol miktarda hediye ve bağışlarla geldi.'*"},"1aa59d36-2ef4-55a4-9987-3abbfd0f309c":{"title":"Suriye"},"1abd2666-7a05-5c9a-8f4d-991a0fac4643":{"title":"Kudüs Haçlı Krallığı’nda Kültür","description":"İbn Cübeyr'in *Seyahatname* ve Usame bin Munkız'ın *Anılar* adlı eserlerinde anlatılanlar, Müslüman cemaatin bakış açısını ortaya koyar. Şeyzar Kalesinde yaşayan yazar, diplomat ve siyasetçi Usame (1095–1188), Nureddin ve Salaheddin'i ve onların Frenk düşmanlarını şahsen tanıyordu. Usame, Kudüs'e yaptığı bir ziyareti anlatır: 'Kudüs hacılarını koruyan ve arkadaşlarım olan şövalyelerin işgali altında olan Mescid-i Aksa'ya girdiğim zaman, içinde namaz kılabilmem için bitişikteki camiyi boşaltırlardı.' Bir gün Usame namaza durduğunda bir Frenk duasını böldü ve onu doğuya doğru namaz kılmaya zorladı. Usame'nin şövalye arkadaşları Frenk'i dışarıya çıkardı ve şöyle diyerek ondan özür diledi: \"Bu yabancı, Frenk ülkesinden daha yeni geldi. Daha önce doğu haricinde bir yöne doğru ibadet eden birini görmemiş.\"","quote":"*'“Şövalyeler, namaz kılabilmem için bitişikteki camiyi boşaltırlardı.'\"*"},"1b29b6a7-7dc6-567b-aaf0-cbfc9c64fc07":{"title":"Salaheddin Eyyubi Kutsal Topraklarda","description":"Nureddin daha hayattayken, Mısır için giriştiği mücadele sayesinde Salaheddin'in ünü giderek arttı. Nureddin'in 1174'teki ölümünden sonra, 10 yılını diğer Müslümanlarla savaşmakla ve ordusunu güçlendirmekle geçirdi. Mısır ve Suriye'yi topraklarına kattıktan ve 1183'te Halep'i ele geçirdikten sonra, Salaheddin Frenkleri bölgeden çıkarmaya odaklandı. Onlara karşı ilk önemli zaferi, 1187'deki Hıttin Savaşı'nda kazandı. Böylece, ordusuyla bir yıl sonra ele geçirdiği Kudüs'e yürümenin yolunu açmış oldu.","quote":"*'Mısır ve Suriye'yi topraklarına kattıktan sonra, Salaheddin Frenkleri bölgeden çıkarmaya odaklandı.'*"},"1b7b04e6-d4cb-5a10-a0bf-8f61b4de570f":{"title":"İslam Sanatının Oluşumu"},"1d025879-0f4e-58f5-9d96-55b7af6f72a3":{"title":"Kelam’ın Medeniyeti"},"1dabd926-5ac6-53c1-b262-d5570beba088":{"title":"Mimaride Geometrik Bezeme","description":"Bütün İslâm âleminde önemli binaların cephelerinde mukarnaslı kompozisyonlar görülür. Yüzeyde de bezemesiz bir alanın kalmamasına çalışılırdı; buna 'boşluk korkusu' *(horror vacui*) denir. \nGene bu doğrultuda Muvahhidler devrinden itibaren Mağrib'teki ve Endülüs'teki minarelerin yüzeyleri bağımsız ya da birbirine bağlanan dilimli kemerlerle süslenmiştir. Kemerlerin tekrar etmesi ya da üst üste bindirilmesiyle de *sebka* adıyla bilinen, delikli bir kumaşı andıran, baklava dilimlerinden oluşan bir şebeke elde edilmiştir.","quote":"*'Yüzeyde bezemesiz alan kalmaması için çabalanırdı.'*"},"1dbcce8a-f15c-5124-8ef3-103e38fe1b4e":{"title":"Bilim ve Bilgi","description":"Müslüman idareciler, halkın su ihtiyacıyla her zaman yakından ilgilenerek, ellerindeki bilimsel bilgilerin ışığında en etkili çözümleri bulmaya çalıştılar. Günümüze kadar ulaşmış olan, suyu akıtmaya yarayan şu sistemler, bu meseleye getirilen kuşkusuz en sağlam çözümlerdir: Bentler, sukemerleri, sudolapları.","quote":"*Suyla ilgili bilimler ve teknoloji*"},"1dc8b986-92dc-5a75-b544-000419ab6111":{"title":"Mezar Taşları: Taşa Kazınan Bellek","description":"Her biri farklı bir dönemi, farklı yöresel alışkınlıkları yansıtan çok çeşitli mezar taşları mevcuttur. 9. yüzyılda İfrikiye'de (bugünkü Tunus ve doğu Cezayir) ortaya çıkan, ama aynı zamanda Endülüs tarafında, Toledo'da örneklerine rastlanan sütun biçimli taşlar; Murabıtlar devrinden itibaren Mağrib'te ve Endülüs'te kullanılan ve sandukaları andıran *makabriye*; 14. yüzyıldan sonra Málaga, Granada, Murcia gibi, seramikçiliğin güçlü olduğu şehirlerde alabildiğine yayılan disk biçimli taşlar.","quote":"*'Mezar taşları: Yerel ve toplumsal farkların yansıması.'*"},"1de88509-41c2-5db1-91f2-cf64dc633e29":{"title":"Hıristiyan Sicilya ve İslam Figüratif Kültürü: Temelleri ve Sürekliliği"},"1ec4779d-2e05-51bf-b099-64943deec02c":{"title":"Kûfi Yazı","description":"Hattatlar, Kûfi harfleri motiflerle zenginleştirmeye çalışıyor, bir dizi dekoratif motif elde ediyordu. Zamanla bu süslemeler daha gösterişli ve karmaşık hale geldi. 10. yüzyılın başlarına gelindiğinde, Kûfi harflerden artık dallar ve yapraklar çıkıyordu. Bu da çiçekli Kûfi yazı olarak bilinen göz alıcı bitkisel kompozisyonlar meydana getiriyordu.","quote":"*'Kûfi harflerden artık dallar ve yapraklar çıkıyor, göz alıcı bitkisel kompozisyonlar meydana getiriyordu.'*"},"1fe29955-194b-5f40-833a-ae7bf2b5e383":{"title":"Kahire, Şam ve Kudüs: Memluk Entelektüel Yaşamının Merkezleri","description":"Memluk idaresi altında Mısır, Filistin ve Suriye, muazzam bir ekonomik, kültürel, entelektüel ve sanatsal canlanmaya şahit oldu. Bu canlanma, özellikle Kahire, Şam ve Kudüs'ün şehir merkezlerinde yaşanıyordu. Memluk başkenti Kahire, 'Kâinatın Metropolü' ve 'Dünyanın Bahçesi' olarak anılıyordu. Kahire, o dönemde dünyanın en büyük metropolü ve Yakın Doğu'nun en zengin şehirlerinden biriydi. Entelektüeller, akademisyenler, bilim adamları, sanatçılar ve tüccarlar burada toplanmıştı.","quote":"*'Memluk başkenti Kahire, “Kâinatın Metropolü” olarak anılıyordu.'*"},"21173928-d7cb-5f28-9f20-0a8f069336e7":{"title":"Hac Yolları ve Yol Üzerindeki Kutsal Mekânlar","description":"Türkiye, Suriye, Irak ve İran'dan Mekke'ye seyahat edenler için kuzeyde de bir hac yolu vardı. İki kafile eski Eylat (Elat) bölgesine, oradan da Cidde ve Medine'ye ilerlerdi. Birçok Müslüman yönetici bu yolun bakımına yardımcı olurdu. Bunların arasında yer alan Halife Harun Reşid'in karısı Seyyide Zübeyde'nin sorumlu olup mükemmel tesislerle donattığı bölüm 'Zübeyde Yolu' olarak bilinir.","quote":"*'Türkiye'den Mekke'ye seyahat edenler için kuzeyde de bir hac yolu vardı.'*"},"217482b1-7626-531f-8ca9-51c2f680fe3d":{"title":"Memluklar","description":"'Aslen Müslüman hükümdarların askeri köleleri olan Memluklar, yaklaşık 300 yıl boyunca İslam dünyasının en büyük güçlerinden olan bir imparatorluk kurdu.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nMohammad ABBAS, Cairo \nUlrike AL-KHAMIS, Edinburgh \nElsayed HAMAD, Cairo \nYousef NATSHEH, Jerusalem \nSalah SAYAOUR, Cairo \nTarek TORKY, Cairo \n \nCoordination \nEnaam Selim, Cairo \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Yaklaşık 300 yıl boyunca, Memluk Sultanlığı İslam dünyasının en büyük güçlerinden biriydi. Arapça *memluk*, 'sahip olunan' anlamına gelir ve Arap tarihi bağlamında, seçkin savaşçılar olarak edinilip yalnızca sultanın kendisine bağlı olan yabancı kökenli askeri köleleri ifade eder. Memlukların çoğu, İslamiyet'i kabul etmiş Türkler ve Kafkaslılardı ve savaş sanatında eğitilmişlerdi. 1250'de Arap sahiplerinin güç kaybetmesi sayesinde Memluklar kendi iktidarlarını kuracak hale geldi. O andan itibaren Memluklar, Mısır, Filistin ve Suriye'den Hicaz'ın Kutsal Kentlerine kadar uzanan bir imparatorluk kurmaya başladı ve 1517 yılına kadar bu toprakları yönetti. \nİlk yıllarda yabancı düşmanların kesintisiz tehditleri söz konusuydu, ancak Memluklar, 1260'da Filistin'de Ayn Calut'ta gerçekleşen önemli bir savaştan sonra Moğolları ve 1291'de de Haçlıları topraklarından atmayı başardı. \nHer şeyden önce Memluklar İslamiyet'i gönülden savunuyordu. 1258'de başkent Bağdat Moğolların eline geçince, Halifelik merkezini 1261'de Kahire'ye taşıdılar. Devletin her köşesinde başlattıkları benzeri görülmemiş bayındırlık faaliyetleriyle inşa edilen muazzam cami ve vakıf binalarının her biri entelektüel, bilimsel ve dini çalışmalar için birer merkez haline geldi. \nUluslararası alanda Memluklar, Uzak Doğu, Bizans, Fransa, Kastilya, Sicilya, Cenova ve Venedik'tekiler dâhil, diğer Müslüman güçlerle güçlü bağlar kurdular. Kahire, dünya ticaretinin merkezi haline geldi. Egzotik mallar ve Doğu ile Batıdan gelen sanat eserleri, canlılığı yerel zanaatkârlara ilham veren ihtisas çarşılarında (*suk*) alınıp satılıyordu. \nSonunda Memlukların gücü Avrupalıların Ümit Burnu civarında yeni ticaret yolları keşfetmeleri ve Osmanlıların önlenemez yayılmasıyla darbe aldı ve 16. yüzyılın başında Osmanlılar tarafından tarih sahnesinden silindi.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/the_mamluks/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/17/portal_image/1.jpg","display_order":5}}},"221eaf00-cefe-5da4-b4e5-b0ff24d5d9a0":{"title":"Çiçekler ve Arabesk: Ebediyetin ve Allah’ın Birliğinin Görünümleri","description":"Çiçekler İslam sanatında natüralist şekilde resmedilmedikleri zaman, çoğunlukla bir yapının veya sanat eserinin yüzeyini mümkün olduğunca güzelleştirmek için az ya da çok hayal ürünü aranjmanlar şeklinde kullanılmıştır. Bu tür çiçek kompozisyonları çoğunlukla o kadar girifttir ki, dikkati süsledikleri objenin fiziksel özelliklerinden tamamen uzaklaştırır hatta onların önüne geçer. Yapılar ve küçük eserler, sanki oyma, boyama veya aplike çiçek aranjmanlarıyla örtülü gibi görünebilir. Başlıca dekoratif amaçlı olan bu tür çiçek kompozisyonları, manevi yönelimli zihinlere hâlâ Evrenin, Yaradan Allah'tan doğan ve O'nda sonlanan sonsuz karmaşıklığı üzerinde düşünme fırsatını verir.","quote":"*'Çiçekler natüralist bir şekilde resmedilmedikleri zaman, çoğunlukla hayal ürünü aranjmanlar şeklinde kullanılmıştır.'*"},"227f3bb2-60fb-58e2-b42c-bcec823faca6":{"title":"Terzilikte Ustalık: Tiraz ve Dönemin Giysileri","description":"Özel günlerde Fatımi halifeleri, onur nişanesi en süslü *tiraz*lı kumaşları veya elbiseleri, başvezir gibi mevki sahiplerini ve saray mensuplarını ödüllendirmek için seçerdi. Örneğin başvezire, 30 adet komple takım verilirdi ve o da bunları kendi çalışanlarına dağıtabilirdi. Yine bu tür kumaş ve kıyafetler sarayın önemli misafirlerine veya kutlama ya da yıldönümlerinde halktan kişilere bile verilirdi. *Tiraz*lı kıyafetlerin tipi ve stili, verilecekleri kişilerin konumlarına göre değişirdi. Altın sırmalı ipekler hanedan üyeleri içindi ve hükümet üyelerine başka çeşit ipekler verilirdi.","quote":"*'Fatımi halifeleri, en süslü* tiraz*lı kumaşları mevki sahiplerini ve saray mensuplarını ödüllendirmek için seçerdi.'*"},"22ad153f-423c-5508-a362-937e5100efd8":{"title":"Savaş ve Binicilik","description":"Süvarilerin başarısı yoğun çalışmadan ve kaliteli ekipmandan ileri geliyordu. Askerler bir hipodromda (*meydan*) eğitim görüyordu ve burada çok zorlu talimler yapıp polo ve cirit gibi spor müsabakalarına katılıyordu. Savaşta, Türk askerleri değişik taktikler uyguluyordu ve düşmanları belli bir mesafedeyken ok, yakınlarında iken ise mızrak ve kılıç kullanıyordu. Arap ve Türk savaşçıları mızrak kullanmada ustaydı ve atlarını son sürat sürerken düşmanlarını vurabiliyordu. Kılıçlar çok değer verilen silahlardı ve çoğunlukla yapıldıkları yere veya kullanılan madenin esnekliğine ya da sertliğine göre sınıflandırılıyordu. Müslüman askerlerin kalkanları genellikle daire şeklindeydi, ancak uçurtma şeklindeki kalkanlar da Müslüman, Bizans ve Frenk ordularında yaygındı.","quote":"*'Kılıçlar yapıldıkları yere ve metalin esnekliğine ya da sertliğine göre sınıflandırılıyordu.'*"},"23700a6e-8a42-57ca-8d10-fa47337ec6cc":{"title":"Seramik Kaplarda Geometrik Bezeme","description":"Geometrik bezemeyle Kûfi yazı arasında apayrı bir ahenk vardır. Düz çizgili, köşeli, son derece net yatay ve dikey hatları olan üslubuyla Kûfi yazı, tartışılmaz bir estetik değere sahiptir. Bu özelliklerinden dolayı, gerek yatay şeritler, gerek yüzeye yayılan kompozisyonlar içinde seramik kapların gövdesini süslemeye son derece uygundur.","quote":"*'Geometrik bezemeyle, tartışılmaz bir estetik değere sahip olan Kûfi yazı arasında apayrı bir ahenk vardır.'*"},"23c5c103-e3d9-5951-b584-74137065c95f":{"title":"Dini Mekânlarda Sanat","description":"İslamiyetin ibadethaneleri olan camiler, mimari ve çeşitli iç dekorasyon elemanları açısından özelliklerini yüzyıllar boyunca korumuştur. \nİslam inancındaki 'Allah', somut bir şekle sahip değildir ve geleneklere göre, camilerde canlı yaratıklara ait tasvirlerin bulunması uygun değildir. Bu kavramlara namaz uygulaması da eklendiğinde, sanatçılara ibadethanelerin içinin dekorasyonu ve mobilyaları konusunda ilham veren, Allah'ın sözlerinden ve öğretilerinden oluşan Kur'an-ı Kerim olmuştur.","quote":"*'Geleneklere göre, camilerde canlı yaratıklara ait tasvirlerin bulunması uygun değildir.'*"},"2401b31f-6c0d-5b66-a16b-0fa24ce30cfa":{"title":"Dokumalarda Geometrik Bezeme","description":"Bazı dokumalardaki süslemeler, binaların duvarlarını kaplayan *azulejo*ları ve alçı işlemeleri akla getirir. Bazen süslenen alanın bölünüşünde bile benzerlik görülür: Dokumayı çevreleyen yazılı bordürler, geometrik bezemeli sütun altlıklarını taçlandıran yazılı frizlerin bir eşi olarak düşünebilir. \nBu tip bezeme, yıldızlı, köşegenli, dilimli vb. motiflerden doğmuş olan geçmelerin evrilmesiyle ortaya çıkmıştır.","quote":"*'Bazı dokumalardaki süslemeler, binalardaki* azulejo *ve alçı kaplamaları hatırlatır.'*"},"2402e680-efca-5518-8365-20a53e16a37c":{"title":"Bayındırlık Yönetimi","description":"Toplumun sağlığı ve refahı, büyük ölçüde gıda ve su gibi kaynakların iyi yönetilmesine ve etkili bir hükümete bağlıdır. Abbasiler, tarım sistemlerini ve su kaynaklarını işletmek ve iyileştirmek için birçok mühendislik çözümü geliştirdi. Diğer yanda tıptaki ilerlemeler, halk sağlığının daha iyiye gitmesine yardımcı oldu. Örneğin Kayrevan'da Ağlebiler yakındaki vadilerden yağmur suyu toplamak amacıyla 862 yılında bir dizi su rezervuarı inşa etti. Yaratıcılıklarının temelinde, bu tertibatları suyu toplamak, arıtmak ve saklamak için geliştirmiş olmaları, sonra da onu şehir halkının, bölgedeki çobanların ve gelip geçen kervanların kullanımına sunmuş olmaları yatıyordu: tüm bunları da ücretsiz olarak yapıyorlardı.","quote":"*'**Ağlebiler Kayrevan'da, yakındaki vadilerden yağmur suyu toplamak amacıyla su rezervuarları inşa etti.'*"},"24dccfe7-0ad7-552e-aa3d-ebae78f613d0":{"title":"Saray Yaşamı","description":"Topkapı Sarayı, hükümet merkezi ve padişah ailesinin ikametgâhı idi. İstanbul yarımadasında, bir yandan Haliç'e, diğer yandan ise İstanbul Boğazına ve Marmara Denizine bakan bir noktada kurulmuştur. Büyük bahçelere sahip üç bölümlü (*birun, enderun, harem*) bir külliyedir. \n*Birun*, birinci kapı olan Bab-ı Hümayun (Saltanat Kapısı) ile üçüncü kapı olan Babü's-Saade (Saadet Kapısı) arasındadır. İlk avluda hizmet binaları, darphane, askeri barakalar, bakanlıklar ve diğer hükümet ofisleri bulunuyordu. İkinci avluya Alay Meydanı deniyordu. Burada, 'Kubbealtı' olarak da anılan Divan-ı Hümayun, hazine dairesi, mutfaklar, ahırlar ve haremin girişi bulunurdu. \nTahta çıkma (*cülus*) töreni gibi merasimler, Alay Divanı olarak bilinen ve acil durumlarda yapılan, padişahın da katıldığı toplantıların yanı sıra bayram kutlamaları Babü's-Saade'nin önünde yapılırdı. Sultanın tahtı da bu kapının önüne konurdu; Osmanlı Sultanının Halifelik sembolü olan Sancak-ı Şerif, özel günlerde Hırka-i Saadet Dairesi'nden çıkarıldığı zaman buraya dikilirdi.","quote":"*'Topkapı Sarayı, hükümet merkezi ve padişah ailesinin ikametgâhı idi.'*"},"24e11f60-92ed-5fc9-959e-e0aa49482ffe":{"title":"İnsan Tasvirleri"},"252b7a7e-7c1d-559c-8738-0be280a6547c":{"title":"Hayvan Tasvirleri","description":"Hayvanlar, Emevi dönemi sanatında ve mimarisinde daha sık karşımıza çıkar. Sadece saraylarda değil, yerel Hıristiyan kiliselerinde özellikle mozaik ve freskolar üzerinde yer alırlar. Daha sonraki dönemlerde, İspanya'da çeşitli şekil ve ebatlarda fildişinden mücevher kutuları üretilmiştir (10. yüzyılın sonu – 11. yüzyılın başı). Bunların yüzeyleri, av sahnelerinin de dâhil olduğu tipik eğlence ve saray yaşamı temalarının işlendiği oymalarla süslenmiştir. Mısır'daki Fatımi dönemine ait oyma ahşap levhalarda çok sayıda hayvan teması işlenmiştir. Anadolu'daki bazı yapıların cepheleri ve Mısır'daki Eyyubi – Memluk dönemlerine ait burçlar, doğadan veya hanedanlık armalarından alınan hayvan motifleriyle bezenmiştir.","quote":"*'Fildişinden mücevher kutuları tipik eğlence ve saray yaşamı temalarının işlendiği oymalarla süsleniyordu.'*"},"25920ee3-8f72-5764-8504-8c11dfeff2db":{"title":"Kur’an-ı Kerim","description":"Kur'an-ı Kerim'in düzeni, sure başlıklarını ve ayet numaralarını gösteren standart bir işaretleme sistemine sahiptir. Gösterişli nüshalarda bu işaretler çok süslüyken, daha sade ve uygun fiyatlı örneklerde ise bunlar daha sadedir. Giriş zahriyeleri, sure adlarının yer aldığı serlevhalar ve ayet işaretlerinin süslemesinde yaldız ve başka renkli boyalar bolca kullanılmıştır. Elyazması Kur'an'lar, aralarında Kûfi, nesih ve sülüs hatlarının da bulunduğu çeşitli hatlarla yazılmıştır. Birden fazla ciltli Kur'an'lar, belli bir usule uygun olarak iki, dört ya da 30 bölüme ayrılıyordu. Bu birden fazla ciltli setler, yüksek kaliteli kapaklarla ciltlenir ve son derece güzel işlenmiş mahfazalara veya sandıklara konuyordu. Okumaya ve sergilemeye yardımcı olmak üzere Kur'an'ları açık durumda tutmak amacıyla özel rahleler yapılıyordu.","quote":"*'Birden fazla ciltli Kur'an'lar, belli bir usule uygun olarak iki, dört ya da 30 bölüme ayrılıyordu.'*"},"27407462-38d1-5483-a239-bfa506cb4830":{"title":"Bayındırlık Yönetimi","description":"Abbasiler, tıbbi araştırmaları ve tıp alanında çalışanları destekler ve himaye ederdi. Tıp alanında önemli gelişmeler gerçekleşti: çok sayıda tıp kitabı yazıldı ve tercüme edildi; tıbbi deneyler yapıldı ve belgelendi; ve, bir dizi işlemi yapmak için çok sayıda tıbbi cihaz tasarlandı.","quote":"*'Abbasiler, tıbbi araştırmaları ve tıp alanında çalışanları destekler ve himaye ederdi.'*"},"27a7074c-9378-500f-b1ed-4b1612e2a219":{"title":"Bazı Bitki ve Çiçeklerin Yeri","description":"Bazı çiçekler son derece popülerdi ve İslam dünyasının sanatında sık sık karşımıza çıkar. Bunların başında gül gelir. Popüler İslam geleneğinde gül, Hz. Muhammed'in cennete yaptığı mucizevî gece yolculuğu sırasında döktüğü bir ter damlasından yaratılmıştır. Gül, ayrıca Allah'ın birliğini de sembolize ederken, taç yaprağı da Müslüman ümmetini simgelemektedir. Başkalarına göre gül, Peygamberin tüm inananların kalbindeki yerini temsil eder. Dikenleri Müslümanların Allah'a ulaşmaya çalışırken aşmak zorunda oldukları zorlukları hatırlatır. Kokusu, gelecekte inananları bekleyen cennetteki gül bahçelerinin kokusuna benzer."},"282bf248-cb40-5b24-9d50-166d75b8a10e":{"title":"Dünyanın Geri Kalanı: Diplomatik Temaslar ve Uluslararası Ticaret"},"28d9a4d3-c0f4-52e4-b504-b865ba01f483":{"title":"Atabekler ve Eyyubiler","description":"'Hanedanlığa adını veren Salaheddin Eyyubi, 12. yüzyılın sonlarında yönetime geldi.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nMona AL-MUADIN, Damascus \nDina BAKKOUR, Damascus \nSheila CANBY, London \nVerena DAIBER, Damascus \nAbdel-Razzaq MOAZ, Damascus \nEmily SHOVELTON, London \nZena TAKIEDDINE, Damascus \n \nCoordination \nSamer ABDEL-GHAFOUR, Damascus \nZena TAKIEDDINE, Damascus \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Parçalanma ve istikrarsızlık 11. yüzyılda Lübnan, Filistin, Suriye ve Ürdün'ü de içine alan Levant topraklarına damgasını vurdu. Mısır'daki Fatımi Halifeliği, Bağdat'taki Abbasi Halifeliğine meydan okuyordu. Orta Asyalı Türk savaşçılar, Selçuklular, bölgede egemenlik kurup Abbasi Halifeliğinin dini otoritesini muhafaza ederken İslam sanatında ve mimarisinde yeni bir çığır açtılar. \nİktidarı, Selçuklular tarafından atanan prenslerin askeri eğitmenleri olan ve zamanla bağımsızlıklarını kazanan atabekler teminat altına aldı. Bu atabeklerden biri olan Nureddin Mahmud bin Zengi (öl. 1174), 1146'da Haçlıları Urfa (Edessa)'dan atmak gibi önemli bir görevi yerine getirdi ve 1154'te Şam'ı alarak Suriye'yi birleştirdi. \nHanedanlığın adını aldığı el-Melik el-Nasır Salaheddin Yusuf bin Eyyub (yani Salaheddin Eyyubi, hd. 1169–93) Nureddin'in yardımcılarından biriydi. 12. yüzyılın sonunda yönetime geldi ve 1171'de Fatımileri devirip 1187'de Kudüs'teki Latin egemenliğine son verdi. \nAtabekler ve Eyyubiler topraklarında büyük değişimlere önayak oldular. Sünni okullar – yani medreseler – kurarak halklarını sistematik bir şekilde kökten değiştirmeye çalıştılar. Büyük Emeviye Camiini yenilediler ve Şam, Halep ve Kahire'nin de dâhil olduğu birçok başka şehirdeki kaleleri ve şehir surlarını güçlendirdiler. \nKentsel gelişmeler hızlandı. Hamamlar, hastaneler, kervansaraylar, su dağıtım sistemleri ve cami, türbe gibi kutsal yapılar ve hankâhlar kuruldu. Doğudan medreseleri, darüşşifaları ve eğitim kurumlarını getirip bunlara yeni mimari formlar ve bezeme programları uyguladılar. \n11\\. ile 13. yüzyıllar arasında İslam sanatına Selçuklu kültürü egemen oldu. Mimari, çömlekçilik, kuyumculuk, maden sanatı ve kitap sanatlarında yenilikçi sanatsal başarılar elde edildi. \nBatıdaki erken Gotik sanatı ve Çin'deki Song Hanedanlığı ile çağdaş olan Eyyubi stili, onlardan sonra gelen Memluklar tarafından daha da geliştirildi.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/the_ayyubids/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/15/portal_image/1.jpg","display_order":4}}},"28ed3f37-70c7-5e87-9d40-6eef902eb3ee":{"title":"Hac Yolları ve Yol Üzerindeki Kutsal Mekânlar"},"29034c7a-8823-5847-9fb2-ed236e6ef371":{"title":"Dekoratif Sanatlar","description":"Metalik lüster, özünde İslam dünyasının bir tekniğidir. Bu teknik önce cam işçiliğinde kullanılmış, daha sonra çömlekçiliğe yayılmıştır. Cam üzerinde kullanılan teknik, en az 8. yüzyıldan beri Mısır'da bilinen bir yenilikti. \nGerçekten de lüsterli seramikler Fatımilerin göçebe çömlekçileri himaye etmeleri sayesinde çok geçmeden Mısır'daki seramik üretiminin en seçkin eserlerini oluşturdu. Bunların arasında başka türlü sırlı seramikler de vardı. Bazı usta çömlekçilere ait tarafımızca bilinen atölyelerin arasında Müslim ve Sa'ad okulları da bulunmaktadır. \nMaden işçiliği, gelişme gösteren başka bir sanayi idi. Zanaatkârlar, üç boyutlu hayvanların ve kuşların, dökme ve dövme kapların ve usturlap ve cerrahi gereçler gibi bilimsel aletlerin üretiminde uzmanlaştı.","quote":"*'Metalik lüster, özünde İslam dünyasının bir tekniğidir.'*"},"2a50f5ca-9045-5344-9508-e2af5f610c4c":{"title":"Osmanlı Başkenti İstanbul","description":"Osmanlı idaresinin ilk üç yüz yılında şehir surlarının içinde sıkışık bir yapıyla büyüyen İstanbul, 18. yüzyılın başından itibaren yeni bir görünüm kazandı. Haliç boyunca ve Boğaz kıyılarında yapılan inşaatlar, Osmanlıların bu dönemde gelişen Batı gibi olma arzusunun göstergesidir. İstanbul, I. Dünya Savaşı'nda Osmanlıların yenilmesiyle işgal edildi ve İstiklal Savaşı sırasında Ankara yeni başkent oldu. İstanbul bugün hâlâ Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük ve en büyüleyici kentidir.","quote":"*'İstanbul bugün hâlâ Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük ve en büyüleyici kentidir.'*"},"2aca10e0-7f13-5d99-b5ac-513f7ea5b271":{"title":"Dini Yaşam","description":"Dini bilgi, takva ve tabii ki cihat peşinde koşan çok sayıda Müslüman göçmen Suriye'ye, özellikle de Halep ve Şam'a akın etti. Örneğin Şam'daki Salihiye semti, Haçlı karşıtı propagandanın üssü ve Hattin Savaşı'nda (1187) Salaheddin'in Haçlıları yenmesinde önemli rol oynayan Filistin kökenli din adamları Benu Kudama'nın merkeziydi.","quote":"*'Şam'daki Salihiye semti, Haçlı karşıtı propagandanın üssüydü.'*"},"2c60ed37-eb2d-5736-98a0-24252466e0a4":{"title":"Osmanlı Topraklarında Batı Etkisi","description":"19. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu, modernleşmek adına merkezi bir yönetim sistemi benimsemeye başladı.","extra":{"credits":"BATI ETKİSİ \n \nKüratör ve yazarlar \nMohamed ABBAS, Kahire \nInci KUYULU ERSOY, Izmir \nAida NAGHAWI DODO, Amman \nZena TAKIEDDINE, Şam \nSaloua ZANGAR, Tunus \n \nKoordinasyon \nMehmet KAHYAOGLU, Brüksel \n \nWeb tasarımı \nTENTWELVE, Brüksel \n \nFotoğraflar \nLütfen veritabanına bakınız \n \nÇevirmen ve editörler \nLütfen genel künyeye bakınız","intro_text":"Osmanlı İmparatorluğu'na sadece bugün Türkiye Cumhuriyeti olarak bildiğimiz topraklar değil, farklı etnik kökenlere sahip, birçok farklı dil konuşan ve çeşitli dinlere inanan insanların yaşadıkları çok daha geniş topraklar da dâhildi. Böylesi çeşitlilik içerisinde, bugün Osmanlı İmparatorluğu'nun Batılılaşma dönemi olarak adlandırılan 18. ve 19. yüzyıllarda Batı etkisinin farklı zamanlarda ve farklı şekillerde ortaya çıkması kaçınılmazdı. \n19\\. yüzyıla kadar, imparatorluk padişahlarca atanan beylerbeyleri tarafından yönetilen eyaletlerden ve sancakbeyleri tarafından yönetilen sancaklardan oluşuyordu. \nBu sistemde, imparatorun görevlerinin bir kısmını yerel birlikler, dini gruplar ve vakıflar üstleniyordu. Bu durum, sanat ve mimaride yerel özelliklerle birleştirilmiş Osmanlı beğenisinin bir sentezine yol açtı. 19. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu, modernleşmek adına merkezi bir yönetim sistemi benimsemeye başladı. Bu yeni merkezi sistemde, yapımı doğrudan imparatorluk tarafından üstlenilen kamusal ve hükümet binalarının inşasıyla eyaletler daha sıkı bir kontrol atına alındı. Böylelikle, her ne kadar İstanbul ve Anadolu'da kesin bir Batı etkisi altındaki ilk mimari örnekler 18. yüzyılda dikilmişse de, diğer bölgelerde bu etki 19. yüzyıldan itibaren görülmeye başlamıştır. İmparatorluğun büyük şehirleriyle Avrupa arasındaki doğrudan ilişkilerin gelişmesi ise Batı etkisinin imparatorlukta başka büyük değişikliklere yol açan bir diğer önemli yönüdür. \nMısır'da bir süreliğine bağımsız bir devlet kuran Osmanlı valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa döneminde, bölgede Avrupa ile güçlü bir siyasi ve ticari ilişki kuruldu. Bu ilişki İstanbul'da yansımasını güçlü bir şekilde buluyordu ve yazları bu şehirde oturan Mısır elitinin yol açtığı etkilerde görülüyordu. Kuzey Afrika'nın batı bölümü üç eyaletten, yani bugün Libya olarak bilinen Trablusgarp, Tunus ve Cezayir'den oluşsa ve İstanbul tarafından atanan valiler tarafından yönetilse de, bu bölgelerin gerçek otoriteleri, *dayı* adı verilen ve doğrudan ilişkiler yoluyla tüm Avrupa'da tanınan yerel yöneticilerdi. Bölgenin idari ve sosyal sistemindeki değişim, Osmanlı İmparatorluğu'nda Batı kültürünün yayılmasının gerçekleşmesine ve hızlanmasına yardımcı olmuştur.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/western_influence/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/42/portal_image/1.jpg","display_order":18}}},"2d7ae23a-a5ce-5e8f-8d9b-d2c05d03e0a9":{"title":"Endülüs-Mağrib Sanatı"},"2fa2a75e-bc46-5e82-b436-df6b6e337b65":{"title":"Abbasi Seramikleri","description":"Teknik açıdan 'İslami' olarak adlandırılabilecek özgün bir seramik tipi ve üslubu ancak Abbasi döneminde ortaya çıktı. İslamiyet öncesi döneme öykünen tasarımlardan ilk belirgin ayrılma, 9. yüzyıl ortalarından itibaren Çin porselenlerini taklit eden kapların üretilmesiyle görülür. Yeni imalat yöntemleri ve yenilikçi dekoratif ve sırlama teknikleri ve bunların yanında pazarda daha önceden bilinmeyen bir dizi yeni form ve bezeme, yerel beğenilere hitap eden ve Çin üslubuna olan talebe cevap veren seramiklerin üretilmesini sağladı. Bu dönemin bezemesinde palmet, stilize yaprak motifleri ve hüsnühat dikkat çeker.","quote":"*'Artık üretilen seramikler yerel beğenilere hitap ediyordu ve Çin üslubuna olan talebi karşılıyordu.'*"},"2fd1d033-a4f2-567f-b9d5-a05f8479663e":{"title":"Kur’an-ı Kerim"},"30f650c4-28b8-51fa-9fb7-44613c3096bf":{"title":"Su Kullanımı: İçme ve Temizlik","description":"Kur'an'da kişisel hijyene çok önem verildiğinden, halka açık hamamlar Müslümanların sosyal ve dini yaşamlarında geleneksel olarak temel bir rol oynamıştır. Her ne kadar bu yapılar kısmen Roma ve geç Antik dönemlerine ait hamamlardan alınmış olsa da, Emevilerden itibaren, Romalıların önem verdiği soğukluk bölümünden (*frigidarium*) ziyade, sıcaklık ön plana çıkmıştır. Hamamlarda genellikle ısıtılmayan bir yer olan soyunmalığın yanı sıra sıcaklık ve bir de buhar odası vardı.","quote":"*'Hamamlar Müslümanların sosyal ve dini yaşamlarında temel bir rol oynamıştır.'*"},"31839947-b81e-578b-b011-e2319540abf1":{"title":"Ürdün"},"32488c74-a58c-5fa9-b361-a3daf955e17a":{"title":"Page 17","description":"Son derece hızla gerçekleşen Arap-Müslüman fetihleri, bir tarafta İran ve Mezopotamya, diğer tarafta da Akdeniz dünyası arasındaki siyasi engelleri ortadan kaldırdı. Bu sayede, iki ayrı medeniyetin kaynaklarını bir araya getirme fırsatı doğmuş oldu. Emevi hanedanlığının bir önceki binyılda yoğun Hellen etkisi altında kalmış olan Suriye'ye yerleşmesi, baskın sanatsal etkilerin klasik ya da daha doğrusu oryantalize taşralı geleneklerin etkisiyle değişime uğramış bir klasik olduğu anlamına geliyordu.","quote":"*'İki ayrı medeniyetin kaynaklarını bir araya getirme fırsatı doğdu.'*"},"343819d8-e720-529d-a3f2-a9d6277501c0":{"title":"Hayvan Tasvirleri","description":"Hayvan tasvirleri, çeşitli sanatsal malzemelerde karşımıza çıkar: mozaiklerde, resimlerde, heykellerde ve mimaride. Hayvan motifleri birçok malzeme üzerinde kullanılmış olsa da, taş, seramik, maden, ahşap ve fildişi üzerinde yaygındır. Boğa, at, tırıs yürüyen deve, ceylan, yaban eşeği, geyik, güvercin, kartal, leylek, yılan, tavşan, maymun, kedi ve aslan gibi evcil ve vahşi hayvanlar kullanılmıştır. Yarı kadın yarı kuş harpiler, tek boynuzlu at, Pegasus ve grifon gibi mitolojik varlıklar, geleneksel Grek ve Roma temalarından türetilmiştir.","quote":"*'Yarı kadın yarı kuş harpiler, tek boynuzlu at, Pegasus ve grifon gibi mitolojik varlıklar, geleneksel Grek ve Roma temalarından türetilmiştir.'*"},"343a2d67-cc5d-51cf-b046-7beee7e64193":{"title":"Kur’an-ı Kerim","description":"Kur'an nüshaları çeşitli ebatlarda ve farklı kullanım amaçları için üretiliyordu. Bir kısmı cami ve medreselerde kullanılmak üzere hazırlanırken, bir kısmı da kötülükten korunma amaçlı olarak kişiler tarafından yanlarında taşınıyordu. Elyazması Kur'an'ların transkripsiyonuna ve bezemesine hamilik etmek, madden bunu karşılayabilecek durumda olanlar için saygıdeğer bir dini faaliyet olarak görülüyordu. Hamilik sistemi İslam dünyasında yaygındı ve hamiler özel günlerde bu tür nüshaları cami, türbe ve okullara bağışlardı. Bu yapıların taş kısımları, çinileri ve mefruşatları, din veya öğrenim kurumu işlevlerini tamamlamak amacıyla Kur'an'dan alıntılarla süslenirdi.","quote":"*'Hamiler özel günlerde bu tür kopyaları camilere, türbelere ve okullara bağışlardı.'*"},"35beb34a-375b-5bd2-98d3-523a97e96b21":{"title":"Fatımiler","description":"'İslam dünyasının kalbinde bir Şii halifeliği kurmayı hayal ettiler; Fatımiler, siyasi idaresi kadar sanatsal görkemi ile de ünlenen bir halifeliği yönetti.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nMohammad ABBAS, Cairo \nNoorah AL-GAILANI, Glasgow \nUlrike AL-KHAMIS, Edinburgh \nJamila BINOUS, Tunis \nAicha BENABET, Tunis \nHouria CHERID, Algiers \nElsayed HAMAD, Cairo \nMourad RAMMAH, Kairouan \nSalah SAYAOUR, Cairo \nTarek TORKY, Cairo \n \nCoordination \nEnaam Selim, Cairo \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Hz. Ali'nin Irak'ın Kûfe şehrinde ve oğlu ve Peygamber'in torunu İmam Hüseyin'in Kerbela'da öldürülmeleri, Şiiliğin doğmasına yol açtı. Bu hareket, liderlerinin Peygamber'in soyundan gelmesine dayanarak halifelik üzerinde hak iddia ediyordu. Emeviler ve Abbasilerin sert saldırılarına maruz kalan Şiiler, yine de İslam dünyasında yayılmayı başardı ve çok geçmeden kuzey Afrika'ya ulaştı. Ebu Abdullah eş-Şii liderliğindeki Müslümanlar, İslam halifeliğini ele geçirme amacıyla buraya yerleşmeye karar verdi. \nFatımi halifeliği, bugün Tunus'ta bulunan Rakkada şehrinde güçlü bir şekilde doğdu. Fatımiler, 909'da burada önce yerel Ağlebi hanedanlığını ele geçirdi. İlk Fatımi başkenti Mehdiye oldu. Buranın şehir ve mimari dokusu Fatımi izlerini taşır hale geldi. Fatımi halifesi el-Muizz li-Dinillah'ın (hd. 953–75) aydın yönetimi altında, gelişmekte olan devletin oldukça müreffeh ekonomik koşulları, nihayet halifeliğin tamamını fethetme girişiminde bulunmaya uygun ortam doğdu. Halife, bu muhteşem planın bir parçası olarak General Cevher'i Tolunoğlu yönetimi altındaki Mısır'ı fethetmesi için doğuya sevk etti. El-Muizz, 969'da Mısır'a muzaffer bir şekilde girdi ve kuzey Afrika'nın yönetimini tımar sahipleri Zirilere verdi. Ziriler, bağımsızlıklarını ilan etmek için bunu fırsat bildi ye Şiiliği reddederek Sünni oldu. Bu hareketleri Fatımiler tarafından cezalandırıldı. Fatımiler hemen topraklarını yerle bir etmesi için Bedevi kabilesi Benu Hilal'i onların üzerine gönderdi. Artık Fatımilerin gücü Mısır'a doğru kayıyordu. 969'da el-Muizz yeni bir başkent Kahire'yi kurdu. Fatımiler, giderek genişlettikleri topraklarında Abbasi halifelerinin Bağdat'taki ve Emevilerin İspanya'daki medeniyetleriyle boy ölçüşen parlak bir medeniyet vücuda getirdiler. Şehircilik, bilim, sanat ve edebiyat, yeni doruklara ulaştı. Ancak bu başarı sonsuza kadar sürmedi: Haçlı ordularının gelmesi, ekonomik çöküş ve büyük salgınlar, hanedanlığın zayıflamasına ve nihayet 1171'de Salaheddin Eyyubi'nin elinde yıkılmasına yol açtı.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/fatimids/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/16/portal_image/1.jpg","display_order":3}}},"362960e9-cc01-5941-9e3e-f9dfc311b3b5":{"title":"Savunma Sistemi","description":"Sur, saldırılara ve temellerinin zayıflamasına dayanamayan bir savunma sistemiydi. Sağlam sur duvarlarında silahları dışarı uzatmak için açılan küçük gediklerin sonradan topları kullanabilmek için büyütülmesi gerekti. Saldırıları engellemek üzere duvarlar yüksek kulelerle desteklenir, ayrıca birtakım düzeneklerle saldırganların yolu kesilirdi: surun biraz ötesinde yükselen, sura bir duvarla bağlanan müstakil kuleler; sur bedenine paralel uzanan, ondan daha ensiz ve kısa bir duvar ve ikisinin arasına kazılan hendek; ve nihayet kulelerle korunan kapı. Kapı 11. yüzyıldan itibaren L biçiminde bir girişe açılır oldu, böylece içeri girmek isteyenler doksan derecelik bir dönüş yapmak zorunda kalıyordu.","quote":"*'Sur başlı başına bir savunma sistemiydi.'*"},"37af7457-871b-5f72-898f-77f35e43c973":{"title":"Dini Yaşam","description":"Suriye, Filistin ve Mısır'daki kentler, Atabek ve Eyyubi yönetiminde Sünniliğin dirilişine tanıklık etti. Her iki hanedanlık da iki büyük yangın geçirdikten sonra Büyük Emeviye Camii'ni restore ettirdi ve camiler, mescitler, medreseler*,* hankâhlar ve türbeler dâhil yüzlerce başka dini yapının yapılmasını finanse etti. Dönemin tarihçileri, sadece Şam'da 242 caminin yaptırıldığını kaydeder.","quote":"*'**Dönemin tarihçileri, sadece Şam'da 242 cami bulunduğunu kaydeder.'*"},"38f5d49f-e4cd-5dbc-9056-b930d8d46019":{"title":"Bir Minberin Serüveni","description":"Minber, Hz. İbrahim, Hz. İshak ve Hz. Yakup dâhil, İncil'de adı geçen birçok peygamberin istirahatgâhı olan el-Halil'deki İbrahimi Camii'ndeki yeni kutsal yuvasına ulaştı. Hz. İbrahim ile bağlantısından dolayı, bu cami Müslümanlar için de kutsaldır, çünkü İslam inancına göre, Hz. İbrahim tüm peygamberlerin babasıdır ve Hz. Muhammed onun izinden gitmiştir.","quote":"*'Minber, el-Halil'deki İbrahimi Camii'ndeki yeni kutsal yuvasına ulaştı.'*"},"390eb15a-b775-5e38-b060-b98bf5313187":{"title":"Mudéjar Üslubunda Halk Sanatı ve Dinsel Sanat","description":"Aragon'da dinsel Mudéjar sanatının belirleyici özelliği, binaların ve kulelerin dış yüzeylerinin, tuğlalardan yapılan motiflerle (birbiriyle kesişen küçük, sıra kemerler, baklava dilimi şebekeler, balıksırtı bantlar) ve çok renkli *azulejo*larla, zengince süslenmesidir. Binaların içinde ahşap çatılar salonlara hem bir ferahlık, hem de rahatlık ve sıcaklık verir. Mudéjar üslubunda yapılmış bütün örtü sistemleri içinde Teruel Katedrali'nin *par y nudillo*lu dev çatı iskeletini ayrıca anmak gerekir.","quote":"*'Aragon'da Mudéjar üslubu: Bezemelerde aşırılık.'*"},"39470669-f271-52b5-9ea9-ee88e042362a":{"title":"Müslüman Kadınların Özel Yaşamı","description":"İslam kültüründe evler ve saraylar, kadınların mahremiyetini sağlayacak ve onları yabancıların vereceği rahatsızlıklardan uzak tutacak şekilde tasarlanmıştır. Bu son derece mahrem alan içerisinde kadınlar, rahatça ev işlerini görebilir, aileleriyle ilgili yükümlülükleri yerine getirir, kalabalık evin diğer kadın üyeleri, akrabaları ve arkadaşlarıyla sosyalleşir ve kendi işlerine bakardı. Kadınların kendilerine ait mülkü olabilirdi ve evlendiklerinde kocalarından aldıkları, içerisinde mücevherlerin de bulunduğu çeyizler, boşanmaları halinde bile onlara ait kalırdı. Saraydaki kadınlar, sadece kendilerine ayrılmış olan bölümlerde her türlü maddi konfora sahip olarak lüks içinde yaşardı.","quote":"*'İslam kültüründe evler ve saraylar, kadınların mahremiyetini sağlayacak şekilde tasarlanmıştır.'*"},"396874d9-40a1-5d19-9b40-a8c4225d8397":{"title":"Hac Yolları ve Yol Üzerindeki Kutsal Mekânlar","description":"Kuzey ve orta Afrika'dan gelen hacılar Mısır'da toplanıyordu. Bunlar, İskenderiye'ye gelip Kahire'ye devam ediyorlardı. Fustat'ta gemiye binip 640 km boyunca Nil Nehri üzerinden geçerek güneydeki Kus şehrine varıyorlardı. Daha sonra develerle Kızıldeniz'in en önemli limanlarından Ayzab'a gidiyorlardı. Buradan yine deniz yoluyla Arabistan'a geçiyorlardı. Bu yolculuk çok tehlikeliydi: birçok gemi batmış ve çok sayıda hacı adayı boğulmuştur.","quote":"*'Kuzey ve orta Afrika'dan gelen hacılar Mısır'da toplanıyordu.'*"},"39c2b16b-ece0-532b-b8a3-a71ce6678645":{"title":"Kutsal Yerlerin Koruyucuları","description":"Aralarında Kudüs gibi yerlerin de bulunduğu kutsal yerlerin sultanlarca himayesi, yenileme, bakım, onarım çalışmaları ve bağışlar şeklinde yansırdı. Ancak Arabistan'da kutsal yerlerle ilgili karar verme yetkisi yerel yöneticilerde bulunduğundan, verilen inşaat ve bakım izinleri bağış sahibine tanınan ayrıcalıklardı. Bu bakımdan Osmanlıların buralara gösterdikleri ihtimam, bu kentler üzerindeki egemenliklerinin de simgesiydi.","quote":"*'Osmanlıların kutsal yerlere gösterdikleri ihtimam, bu kentler üzerindeki egemenliklerinin de simgesiydi.'*"},"39f632d5-77b2-5774-9593-b679b7db8455":{"title":"Lüks İhracat","description":"İhracat pazarında, kumaşların yanında Osmanlı seramikleri de çok popülerdi. Türkiye'nin sanat tarihinde son derece önemli bir yere sahip olan İznik seramik endüstrisinin yükselişi, Avrupa'da da güçlü bir talep yarattı. İznik seramikleri Avrupa pazarlarında o kadar popüler hale geldi ki, Sultan bir keresinde fermanında İznik çömlekçilerini saray için değil de yabancı tüketiciler için üretim yaptıkları gerekçesiyle azarlayarak öfkesini dile getirdi!","quote":"*'İhracat pazarında, kumaşların yanında Osmanlı seramikleri de çok popülerdi.'*"},"3a33eeec-8d4a-5425-b4d3-875f171e5011":{"title":"Su Kullanımı: İçme ve Temizlik","description":"Yemek pişirmek ya da başka amaçlarla su kaynatmak için büyük, üçayaklı madeni kazanlar veya daha küçük ayaklı madeni kaplar kullanılırdı. Kazanlarda pişirilen güveçler ya da çorbalar, servis ve yemek için madeni veya sırlı seramik kâselere aktarılırdı. Su, oyma, kalıp, mine veya altın kaplama ile süslü cam kadehlerden içilirdi. Ayrıca süzgeçli sırsız seramik testilerde su soğutulur ve saklanırdı; gözenekli kil, yabancı maddelerin suya karışmasını engeller ve hava dolaşımına imkân vererek suyu serin tutardı.","quote":"*'Süzgeçli sırsız seramik testilerde su soğutulur ve saklanırdı.'*"},"3b822b91-75f5-5142-bd3c-29b08ccd26ec":{"title":"İktidarın Görsel Dili","description":"Sultanın veya yerel idarecilerin gücü, çoğunlukla bariz bir biçimde görsel olarak ortaya konurdu. Mimari bu anlamda yararlı bir araçtı; çevreye, hatta daha iyisi şehrin siluetine hâkim muazzam bir yapı, gücün cesurca bir ifadesidir. Benzer şekilde, idarecilerin gücü, onların adını ya da unvanlarını bir binanın ve hatta bir elyazmasının bir yerine yazmak suretiyle yazılı olarak da açık bir şekilde vurgulanabilirdi. Padişah tuğraları, belki de gücün görsel dilinin en önemli örnekleridir.","quote":"*'Sultanın gücü, çoğunlukla bariz bir biçimde görsel olarak ortaya konurdu.'*"},"3cf62f2a-9021-5aef-ac0a-0cc131185bcf":{"title":"Bilim ve Bilgi"},"3dacef6f-9661-56d6-bef1-ed4eac1076a0":{"title":"Su Sistemleri","description":"Arap yöneticiler, arazi sulaması konusundaki bilgileri sayesinde yetki alanlarını Akdeniz'e kadar genişletebildi. Kervansaraylarda sarnıçların bulunması seyyahlar, tüccarlar ve hacı adayları için önemliydi ve toprağı sulamak için çöl boyunca kanallar döşenmiştir. Nehir kıyıları boyunca mekanik yapılar kurulmuş ve kuyular açılmıştır.","quote":"*'Kervansaraylarda sarnıçların bakımlı tutulması seyyahlar, tüccarlar ve hacı adayları için önemliydi.'*"},"3e98d267-1ed6-58c4-84e5-e601b73d8d09":{"title":"Bazı Bitki ve Çiçeklerin Yeri","description":"Özellikle Osmanlı Türkiyesinin gözde çiçeklerinden bir diğeri de laledir. Bu bol çeşitli zarif çiçek, Osmanlı döneminde büyük tutkuyla yetiştirilmiştir. 18. yüzyılda, Sultan III. Ahmed zamanında lale sevgisi çılgınlık boyutuna ulaşmış, Osmanlı İmparatorluğu'nu neredeyse iflasa sürükleyen aşırı pahalı eğlenceler düzenlenmişti. Lalenin güzelliği dini şiirlerde de övülmüş, inancı uğruna şehit olan ve mistik, kendinden vazgeçen aşığı temsil etmiştir.","quote":"*'Özellikle Osmanlı Türkiyesinin gözde çiçeklerinden bir diğeri de laledir.'*"},"3ef8c668-699a-5cd8-80dc-b34b51eb0c56":{"title":"Rakka: Halife Harun Reşid’in Suriye’deki Başkenti","description":"Suriye'deki ikiz şehirler Rakka ve Refika, Fırat kıyıları üzerinde, Abbasi Devletinin doğu ve batı bölümlerini birbirine bağlayan stratejik bir ticaret, posta ve hac yolu üzerinde yer almaktadır. Rakka'nın geçmişi tarih öncesine dayansa da, Halife Ebu Cafer el-Mansur (hd. 754–75) 770–71 yılında bu şehirden geçtiğinde konumuna ve güzel havasına hayran oldu ve böylece şehir Abbasilerin ilk döneminde önem kazandı. Mansur, şehrin yanına, müstahkem bir saray-şehir kurmaya karar verdi ve ona Refika, yani 'arkadaş, yoldaş' adını verdi. O günden itibaren Refika (Rakka) Bağdat'taki Abbasi sarayının yazlık konutu ve siyasal huzursuzluk dönemlerinde sığındığı yer oldu.","quote":"*'**Refika (Rakka) Bağdat'taki Abbasi sarayının yazlık konutu oldu.'*"},"3f965ac2-093e-5fc3-93f1-16f293577988":{"title":"Kitap Sanatlarında Geometrik Bezeme","description":"Dini metinler ilk başta buradaki birinci örnekte olduğu gibi parşömene yazılıyordu. Ne var ki, pratik ve ekonomik nedenlerden dolayı parşömen yerini giderek kâğıda bıraktı. \nAynı şekilde geometrik bezemenin de yerini yavaş yavaş, daha gösterişli ve incelikli bulunan çiçek motifleri alacaktı. Geometrik motifler ise, örneğin çerçevelerde yer alanlar gibi, ikincil bir unsur olarak varlığını sürdürecekti. \nHat sanatı, özellikle her yöne döndürülebilen “satrançlı Kûfi” yazıyı bir bezeme unsuru olarak kullanılmıştır.","quote":"*'Geometrik bezemenin yerini yavaş yavaş, daha gösterişli ve incelikli bulunan çiçek motifleri aldı.'*"},"40ddc7cc-dac9-5a21-9c8d-53bd6111238c":{"title":"Saray Yaşamı","description":"Sarayları süsleyen objelerin birçoğu, başka hükümdarların ve asilzadelerin hediyeleridir. Hediye alıp vermek, komşu ülkeler ve rakip hükümdarlar arasındaki ilişkileri güçlendiriyordu. Anadolulu Türkmenler olan Artuklular, 11. yüzyılın sonlarında Cezire'nin kuzeyinde Diyarbakır'a yerleşti. 12. yüzyıl içerisinde giderek bağımsızlaştılar, kendi paralarını bastılar ve hediyeler göndererek komşu hükümdarlarla ilişkilerini güçlendirdiler.","quote":"*'**Hediye alıp vermek, komşu ülkeler ve rakip hükümdarlar arasındaki ilişkileri güçlendiriyordu.'*"},"42f06353-5ef7-51e7-934c-e5dc0f69f7b4":{"title":"Osmanlı Başkenti İstanbul","description":"İmparator Konstantinos tarafından Roma İmparatorluğu'nun yeni başkenti olarak seçilen Byzantium, gelişmeye devam ederek Doğu Roma veya bugün daha çok bilinen adıyla Bizans İmparatorluğu'nun başkenti Konstantinopolis oldu. Kent, stratejik konumuna ek olarak Aya Sofya Kilisesi'nin de dâhil olduğu büyüleyici yapılarıyla da dünyanın ilgisini çekiyordu. Konstantinopolis, Müslüman Arapların birçok kuşatma teşebbüsüne direndi, ancak IV. Haçlı Seferleri sırasında çok zarar gördü. Kent, yüzyıllarca istilalara direndikten sonra, nihayet 1453'te Sultan II. Mehmed tarafından fethedildi. Osmanlılar 1517'de Memlukları yenip halife unvanını alınca, başkentleri de İslam dünyasının merkezi haline geldi ve şu isimlerle anılır oldu: Konstantiniyye, Asitane, Dersaadet ve İstanbul. İstanbul, 1922 yılına kadar Osmanlıların başkenti oldu; 400 yıldan uzun bir süre boyunca başa geçen her sultan şehri yeni anıtlarla süsledi ve altyapısını geliştirdi.","quote":"*'400 yıldan uzun bir süre boyunca başa geçen her sultan İstanbul'u yeni anıtlarla süsledi ve altyapısını geliştirdi.'*"},"43615e87-18d1-5224-8dc6-625f716cafe7":{"title":"Kûfi Yazı","description":"Kûfi yazı, batıda İspanya'ya ve doğuda Özbekistan'a kadar İslam dünyasında en yaygın olarak kullanılan yazıdır. Bu yazı, İslamiyetin ilk iki yüzyılı boyunca güzel yazıda en ağırlıklı Arapça hatlarından biri kabul edilir. Daha sonra nesih ve Mağribi gibi başka yazılar karşısında önemini kaybetmiştir ancak bu yeni hatlardan hiçbiri Kûfi yazının seviyesine erişememiştir.","quote":"*'Kûfi yazı, İslam dünyasında en yaygın Arapça hatlarından biri kabul edilir.'*"},"4525acaf-2e58-57ae-aa47-33e20171397d":{"title":"Su Kullanımı: İçme ve Temizlik"},"46837ac7-e216-535c-9487-5198e7fe98f9":{"title":"Suriye","description":"Yıllık hac seremonisi, hac kervanlarının deve sırtında çölde yapacakları uzun ve tehlikeli yolculuk için zahmetli bir hazırlık gerektiriyordu. Bu nedenle bu kervanlara Şam dışına kadar eşlik etme töreni, güvenliği teminat altına almak ve iyi bir yönetimin sergilendiği göstermek açısından önemli bir olaydı. Mahmilü’l-Hac, Batılılaşmış bir süsleme örgüsünün yerel süsleme repertuarına usulca karıştığının ayırt edilebildiği, Osmanlı halifesine ait amblemi taşıyarak geçit törenine liderlik ediyordu. \nBu tür kültürel ve sanatsal yeniliklere, 20. yüzyılın başlarına gelindiğinde her yerde rastlanabiliyordu. Altın yaldızlı ve mineli elyazması Kur’an-ı Kerimler, yeni gölgeleme ve renklendirme tarzlarını gözler önüne sermektedir. Ancak siyasetteki ve sanatsal stillerdeki değişimlerden bağımsız olarak Şam’ın kutsal bir kent olarak kimliği her zaman baskın kalmaya devam etmiştir.","quote":"“Ancak siyasetteki ve sanatsal stillerdeki değişimlerden bağımsız olarak Şam’ın kutsal bir kent olarak kimliği her zaman baskın kalmaya devam etmiştir.”"},"46dc88ff-bfef-555f-911d-3ced9ca58efa":{"title":"Kutsal Yerlerin Koruyucuları","description":"Osmanlıların 1517'de Mısır'ı fethetmelerinden sonra, Mekke'nin yerel yöneticileri, Sultan Yavuz Selim'e siyasi ve ekonomik nedenlerden dolayı Arabistan'ı yönetmesini teklif etti. Böylece en önemli iki Müslüman kenti olan Mekke ve Medine ile birlikte İslamiyetin en kutsal yerleri Osmanlı İmparatorluğu'na katıldı. Sultanlar da Halife unvanını aldı. Bu nedenle yaklaşık 400 yıl boyunca, Osmanlı sultanları kutsal mekânları cömertçe desteklemeye özel bir önem verdiler.","quote":"*'Yaklaşık 400 yıl boyunca sultanlar kutsal mekânları cömertçe desteklemeye özel bir önem verdiler.'*"},"47d7f8f6-10ef-57a4-b7b8-cfe315a78fb3":{"title":"Salaheddin Eyyubi Kutsal Topraklarda","description":"Levant topraklarının Haçlı döneminde önemli bir rol oynayan batı bölgeleri kalelerle doludur. Kerak ve Şevbek kaleleri, bunların arasında nadide örneklerdir. Kaleler, sürekli olarak Haçlılarla Müslümanlar arasında el değiştiriyordu. Salaheddin'in askerleri, Hıttin Savaşı'ndaki başarılarından sonra, yukarıda anılan Kerak ve Şevbek'in da dâhil olduğu çok sayıda Frenk kalesini ele geçirdi. Salaheddin'in halefleri ve 13.–14. yüzyıllarda da Memluklar bu kalelere çeşitli eklemeler yaptı. Hem Frenk ve Müslüman inşaatçılar kalelere çeşitli eklemeler yaptığından, hangi mimari özelliğin kime ait olduğunu ayırt etmek güçtür. Ancak Frenklerin, Levant topraklarına yeni bir askeri teknoloji getirdiği ve karşılığında İslami yapılarda kullanılan birtakım teknikleri öğrendikleri kesindir.","quote":"*'Kaleler, Haçlılarla Müslümanlar arasında sürekli el değiştiriyordu.'*"},"48a86896-7c77-5f66-a1d9-8df0111a6e0c":{"title":"Memluk Sistemi","description":"Ancak en önemli olan şey, Memlukların savaş sanatı, okçuluk ve binicilik alanlarında iyi bir eğitim almalarıydı. Gerçekten de Memlukların eğitimi, birçok açıdan dönemin Avrupa şövalyelerinin eğitimi ile karşılaştırılabilir. Memlukların binicilik becerilerinin geliştirilmesi amacıyla, polo gibi rekabete dayalı oyunlardan oluşan yarışmalar düzenli olarak gerçekleştiriliyordu. Eğitimleri tamamlanan Memluklar azat edilir ve kendilerine bir takım silah ve bir at verilirdi. Artık aralarında en becerikli olanlara basamakları tek tek atlayıp kıdemli komutan, vali, sultanın yaveri ve hatta sultan olarak görev yapma olanağını tanıyan askeri kariyerlerine atılabilirlerdi.","quote":"*'Memlukların eğitimi, birçok açıdan dönemin Avrupa şövalyelerinin eğitimi ile karşılaştırılabilir.'*"},"4a1c6f21-6004-562f-a51b-159ea077a327":{"title":"Mezar Taşları: Taşa Kazınan Bellek","description":"Ölülerini son istirahatgâhına yalın, gösterişsiz bir şekilde götürmeyi Batılı Müslümanlar düstur bellemişti. Müslüman mezarlıkları şehrin dışına, ama ziyareti kolay olsun diye yakına kurulurdu. Ölenlerin akrabaları genellikle cuma günü, namazdan önce kabristana gider, Kur'an okuturlardı. Bunun tek istisnası, ölülerini saray külliyesinin içine gömen hükümdar ailesiydi. Cenaze, yüzü Mekke'ye dönük olarak, sağ yanının üstüne, doğrudan toprağa gömülürdü.","quote":"*Gömü alanları: Kabristanlar*"},"4a887d81-bba5-56d2-aa88-42a28d04c83a":{"title":"Hat Okulları","description":"Hat sanatı, parşömen ve kâğıt dâhil olmak üzere çeşitli malzemeler üzerine uygulanmıştır. Hattatlar kendi mürekkep karışımlarını hazırlar ve kamıştan kendi kalemlerini yaparlardı. Yazılar birçok konuda yazılıyordu. Hattatlık bir meslek olsa da, sosyal arka planları ne olursa olsun sıradan vatandaşlar da hat sanatıyla ilgileniyordu. Müslüman toplumlarda, ünlü ustalara ait hat sanatı eserleri asla hafife alınmıyor, kültür hazinesi olarak biriktirilip muhafaza ediliyordu.","quote":"*'Hattatlar kendi mürekkep karışımlarını hazırlar ve kamıştan kendi kalemlerini yaparlardı.'*"},"4abfb8e7-e61b-559d-9eb7-684a9ac667bc":{"title":"Saray Yaşamı","description":"19. yüzyılın ortalarında, Batı etkisiyle, Osmanlı sultanları, önce Dolmabahçe Sarayı'na, sonra da Yıldız Sarayı'na taşındı ve yazlarını Beylerbeyi Sarayı'nda geçirdi. Bunların hepsi de Boğaz kıyısında Batı tarzında inşa edilmiştir. Boğazdaki bu saraylar, hanedanın yeni ikametgâhları ve resmi tören ve resepsiyonların gerçekleştirdiği yerler haline geldi.","quote":"*'Boğazdaki saraylar, hanedanın yeni ikametgâhları haline geldi.'*"},"4ac9ddb5-21d0-552f-aabe-4b88c6672977":{"title":"Savunma Sistemi"},"4acd54d9-a442-5bb9-94bb-ebb55cc7040c":{"title":"Su ve Günlük Hayat","description":"Sebil ve *sikaya*lara ek olarak kuyu ve çeşmeler de bolca süslenmiştir. Fas ve Cezayir'den Ortaçağın başların ait kuyu bileziği örnekleri günümüze ulaşmıştır. Bunlar, baskı tekniğinde stilize bitki motifleriyle bezeli seramikten yapılmıştır. Büyük taş havuzların genellikle insanlara su tedariki için kullanıldığı düşünülürken vakıf belgelerinden bazılarının hayvanlar için amaçlandığı anlaşılmaktadır. Batı İslam dünyasında ve başka yerlerde bulunanlar gibi halka açık ve özel bahçelere kurulan saray çeşmelerinde aslan, geyik ya da ejder biçimli dekoratif çeşme başlıkları görülmektedir. Su genellikle bu tür başlıklardan havuzlara akar ve sonra bahçeye kanalize edilir.","quote":"*'Kuyuların yanı sıra ev ve saray çeşmeleri de bolca süslenmiştir.'*"},"4bc22fb3-22f6-5931-bd3d-965aeb5ee21f":{"title":"Abbasi Döneminde Mısır","description":"Abbasiler güney Irak ve daha doğudaki ayaklanmalardan başlarını kaldıramayıp Mısır'da olup bitenlerle fazla ilgilenemeyince, Tolunoğlu özerkliğini giderek arttırdı, kendi parasını bastırdı ve Suriye ile Filistin'i de içine alacak şekilde topraklarını genişletti. Abbasiler bu topraklarını tekrar elde etmeye çalışınca Cuma namazlarında Abbasi halifesi için dua edilmesini yasakladı ve tirazlardan halifenin adını kaldırttı. Ancak bölgenin bu bağımsızlık ve egemenlik dönemi, Mısır'a refah ve istikrar getirdi. Birçok şair, bilim adamı ve zanaatkâr Fustat'a akın etti. Tolunoğlu'nun 884'te ölümünden Abbasiler Mısır'ın kontrolünü 905'te tekrar ele geçirmesine kadar oğlu, iki torunu ve kardeşi onun topraklarını yönetmeye devam etti.","quote":"*'Ancak bölgenin bu bağımsızlık ve egemenlik dönemi, Mısır'a refah ve istikrar getirdi.'*"},"4bed6c71-af16-5a48-8fbf-46d35ab606ed":{"title":"Kur’an-ı Kerim","description":"Kur'an'ın doğru şekilde okunmasına ve ezberden söylenmesine verilen önem, belli ayetlerin mealine ve doğru okuma kurallarına ilişkin açıklamalar içeren eklemelerin yapılmasına yol açmıştır. Bu açıklamalar ya sayfaların dış kenarlarına ya da kitabın sonuna yazılırdı. Dualar ve niyazlar sırasında kullanılmak üzere ilgili Kur'an özetleri seçilen dualarla ve hadislerle birleştirilip ayrı kitapçıklar halinde hazırlanırken, Tevrat peygamberleriyle ilgili ayetler, peygamberlere ithaf edilen son derece süslü hikâye kitapları haline getirilirdi.","quote":"*'Tevrat peygamberleriyle ilgili ayetler, peygamberlere ithaf edilen kitaplar haline getirilirdi.'*"},"4c126e80-2567-5abd-9191-3d40f380e81f":{"title":"El-Frenc: Levant’ta Haçlılar","description":"'Orta Doğu'da 20. yüzyıla kadar Batı ile bu denli doğrudan etkileşim içerisine girildiği başka bir dönem yaşanmadı.'","extra":{"credits":"Curators & authors (British Museum should be added) \nMona AL-MUADIN, Damascus \nSheila CANBY, London \nVerena DAIBER, Damascus \nAbdel-Razzaq MOAZ, Damascus \nKhader SALAMEH, Jerusalem \nEmily SHOVELTON, London \nZena TAKIEDDINE, Damascus \n \nCoordination \nSamer ABDEL-GHAFOUR, Damascus \nZena TAKIEDDINE, Damascus \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"1095 – 1270 yılları arasında, Müslüman Akdeniz kıyılarındaki birçok yere 14 Latin Haçlı Seferi gerçekleşti: dokuzu Kutsal Topraklara, ikisi Bizans'a, ikisi Mısır'a ve biri Tunus'a. Boulogne'lu Baudouin Edessa (Urfa)'yı fethetti ve 1098'de Reha (Urfa)'da ilk Haçlı devletini kurdu. Bunu izleyen 200 yıl boyunca, bu bölgede birçok Latin devleti kuruldu ve yıkıldı. \nAvrupalı Haçlılar, 'el-Frenc' yani Frenkler olarak anılıyordu. Frenk Haçlıların tarihi her ne kadar 1099'da Kudüs'te gerçekleşen korkunç bir katliamla başlasa da, iki yüzyıl sonra bölgeye yerleşen Frenkler değişmiş ve Orta Doğu'da Müslümanlar arasında yaşamaya alışmıştı. \nHaçlı seferlerinden önce, Doğu Akdeniz'de Araplarla Avrupalılar arasındaki ilişkiler asgari düzeydeydi ve iki toplumun birbiri hakkındaki bilgileri hem sınırlıydı hem de olumsuz dini algıların etkisi altındaydı. Şiddet dolu geçse de, Haçlı seferleri dönemi beraberinde bir miktar dini hoşgörü getirdi ve belli bir düzeyde kültür alışverişinde bulunulmasını sağladı. Orta Doğu'da 20. yüzyıla kadar Batı ile bu denli doğrudan etkileşim içerisine girildiği başka bir dönem yaşanmadı. Kubbetü's-Sahra'nın güzelliği istilacıların nefesini kesti. Bu etkileşim sayesinde, Latin Haçlılarda Müslüman Doğu hakkında daha olumlu bir izlenim oluştu. Bu durum, dönemin edebiyatında kendini gösterir. \nMüslümanlara ait dini yapılar kiliselere ve Hıristiyanlık kurumlarına dönüştürüldü. Kudüs'teki Kubbetü's-Sahra ve Mescid-i Aksa kilise haline geldi. Hatta ikincisi Haçlı şövalyeleri için konaklama yeri oldu. El-Halil (Hebron)'deki İbrahimi Camiinin orijinal tavanı, Romanesk stilindeki bir tavanla değiştirildi. Ancak etkileşim, mimari alanının dışına taşıp giyim-kuşama, yemek kültürüne, dini geleneklere ve halk kültürüne kadar uzandı. 13. yüzyılın sonlarına gelindiğinde, Eyyubi ve Memluklar Haçlıları geçmiş ve kiliseler gibi birçok bina camiye dönüştürülmüş veya geri döndürülmüştür. Bu süreç, bölgenin genel estetiğini zenginleştirdi ve Latin üslubunun İslam sanatı ile uyumlu bir şekilde bir araya getirilmesine yol açtı.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/crusader/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/24/portal_image/1.jpg","display_order":15}}},"4c42f69a-1a67-5fc7-9eb0-b5ed2c633802":{"title":"Cennet Bahçesinin ve Hayat Ağacının Görünümleri"},"4d22c9f5-70ed-5031-b70e-7aa555a8fa7a":{"title":"İnsan Tasvirleri","description":"İslam sanatı, hiç tereddüt etmeksizin kendisinden önceki dönemlere ait insan figürlerini uyarladı ve stilize etti. İnsan figürleri, dokuma veya aplike, yontu, sikke ve elyazmalarında (genel bir istisna olarak camiler hariç), sanat eserlerinin ve anıtların yüzey bezemelerinde karşımıza çıkar. Peygamberler ve melekler gibi dini figürler Bizans geleneğinden, yarı kadın yarı kuş harpiler gibi mitolojik figürler gibi ise Antik çağdan alınmıştır. Başka figüratif formlar da, yerleşmiş, kültürel olarak tanıdık gelen görsel formların uyarlanması şeklinde yaratılmıştır.","quote":"*'İslam sanatı, hiç tereddüt etmeksizin kendisinden önceki dönemlere ait insan figürlerini uyarladı ve stilize etti.'*"},"4d695d55-b515-5453-b09f-f1d34f603388":{"title":"Ağlebiler: Abbasilerin Kalkanı"},"4eb28cf3-17bc-505f-8083-bec0c0308552":{"title":"Medreseler ve Eğitim","description":"Şam'da yüz yeni medresenin inşa edilmesi, Atabeklerin ve Eyyubilerin toplumu değiştirme ve eğitme isteklerinin göstergesidir. Türk ve Kürt elitinin kadın ve erkek üyeleri, medreseleri maddi olarak destekliyor ve onlardaki zengin eğitim atmosferinin geliştirilmesine katkıda bulunuyordu. Tarihçi İbn Asakir (öl. 1176), *Şam Tarihi* adlı eserinde öğretmenlerine minnettarlığını dile getirmiş ve onların arasında 80 kadın öğretmen saymıştır.","quote":"*'**Türk ve Kürt elitinin kadın ve erkek üyeleri, medreseleri maddi olarak destekliyordu.'*"},"500b667f-8d91-5d1a-9be3-3d41d2538920":{"title":"Kelam’ın Medeniyeti","description":"İslam kültüründe yazılı ya da sözlü olsun sözün gücüne önem verildiğinden, okumaya ve yazmaya dilleri Arapça olan ve olmayan İslam toplumlarında çok özen gösterilmiştir. Dolayısıyla, kelime anlamı 'güzel yazı' olan hüsnühatta saygı gösterilmiş ve hüsnühat dini ve dünyevi amaçlar için çeşitli malzemeler üzerinde uygulanmıştır. Mimaride, elyazmaları, sikkeler ve madeni eserlerde, resmi belgelerde, tirazlarda, seramik, ahşap, fildişi, taş ve cam üzerinde ve insanın aklına gelebilecek hemen hemen her türlü malzeme üzerinde hüsnühat örneklerine rastlanmaktadır.","quote":"*'İnsanın aklına gelebilecek hemen hemen her türlü malzeme üzerinde hüsnühat örneklerine rastlanmaktadır.'*"},"502462bc-e227-5ed9-b9ed-e3c4625d085e":{"title":"Dekoratif Sanatlar","description":"Fatımi döneminde, küçük zanaatlar kalite ve miktar açısından yeni doruklara ulaştı. Son derece yetenekli zanaatkârlar, saraylardaki ve şehirlerdeki geniş müşteri kitlelerinin talimatlarına uygun olarak çeşitli malzemelerle sofistike sanat eserleri üretti. \nEn seçkin eserler Fatımi sarayına ayrılmıştı. Hanedan ve saray mensupları, son derece pahalı, ithal kaya kristalinden eserlere sahip olmak için birbirleriyle yarışırdı. Cam da yaygın bir şekilde kullanılıyordu ve Fatımilerin himayesi sayesinde, Fustat'taki cam sanayi üfleme, kalıplama, kesme ve kabartma anlarında en yüksek teknolojik standartlara ulaşabilmiştir.","quote":"*'Fatımi döneminde, küçük zanaatlar kalite ve miktar açısından yeni doruklara ulaştı.'*"},"506ae4e4-634a-525e-8b8e-dc798aafe087":{"title":"Türkiye","description":"Bu yeni çizgiler, esasında yapıların planları üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olmamış, ancak süslemelerde önemli değişikliklere yol açmıştır. Batı kökenli bezeme unsurları, birçok zanaat dalında da kullanılmış ve Osmanlı sanatında bir zamanlar hâkim olan geleneksel süsleme repertuarını değiştirmiştir. Saray atölyelerinin kontrolü altında olan İstanbul’da ortaya çıkan bu yeni beğeni, neredeyse eş zamanlı olarak Anadolu’ya da yayılmıştır.","quote":"“Saray atölyelerinin kontrolü altında olan İstanbul’da ortaya çıkan bu yeni beğeni, neredeyse eş zamanlı olarak Anadolu’ya da yayılmıştır.”"},"5143a580-5e9d-5338-aa83-89eaf0f30e05":{"title":"Soylu Sınıfa Özgü ve Sivil Mudéjar Sanatı","description":"İşgal edilecek Müslüman sarayı kalmayınca Hıristiyan krallar ve soylular da, o sarayların etkisini taşıyan yeni yapılar inşa ettiler. Kastilya Kralı I. Pedro İslamileştirilmiş hayat tarzına ve bu hayatın aktığı mekânlara dair en güzel örneği ortaya koydu. Tordesillas ve Astudillo Sarayları, kralın o zamanların Nasri yapılarına benzeyen saraylar inşa etme arzusunu yansıtıyordu. Kral büyük olasılıkla bu amaç doğrultusunda, dostu Granada emiri V. Muhammed'in gönderdiği Granadalı sanatçılardan da büyük yardım görmüştü.","quote":"*'İşgal edilecek Müslüman sarayı yoksa o sarayları taklit eden yeni yapılar inşa edildi.'*"},"51fbd90e-6be2-5b7d-985d-95a359d424a3":{"title":"Frenklere Karşı İki Memluk Sultanı","description":"Haçlı devletlerine karşı en fazla sayıda zafer kazanan iki Memluk sultanı Zahir Baybars (hd. 1260–77) ve Mansur Seyfeddin Kalavun (hd. 1279–90)'dur. Onların başarılarının ardından, Memluk Sultanı Eşref Halil (hd. 1290–93) 1291'de zaferle sonuçlanan Akkâ seferini yönetti. Bu sefer, Haçlıların sonunu haber veriyordu.","quote":"*'Eşref Halil zaferle sonuçlanan Akkâ seferini yönetti. Bu sefer, Haçlıların sonunu haber veriyordu.'*"},"527ffe44-a653-52d5-b537-96b6f979648a":{"title":"Suriye","description":"Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyılda giderek güçlenen, refah seviyesi artan ve sanayileşen bir Avrupa ile baş etmek durumundaydı. Geleneksel medreseler ve camiler, artık modern bir toplumun eğitim kurumları olarak yeterli görülmüyordu. Örneğin Şam’daki Sultan Çakmak Medresesi, Rüştiye Mektebi adı verilen bir çeşit sivil hazırlık okuluna dönüştürüldü. Burada Osmanlı ve Avrupa tarihi, edebi ve resmi yazı ve Fransızca, Osmanlıca ve Farsça gibi bir dizi dil öğretiliyordu, ancak öğretilenler arasında Arapça ve Arap tarihi yoktu. \n20\\. yüzyılın başlarında bu reformlar geri tepmeye başladı çünkü Hıristiyan azınlıklar ve Türk kökenli olmayan Müslüman çoğunluklar, birlik ve boyun eğmeden ziyade kendi kimliklerinin ve serbest ifade özgürlüğüne sahip olmanın peşine düştü. Şam’daki Mektebu Anbar, yeni bir eğitim merkezi ve Arapların siyasi uyanışlarının odak noktası haline geldi.","quote":"“Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyılda giderek güçlenen, refah seviyesi artan ve sanayileşen bir Avrupa ile baş etmek durumundaydı.”"},"52ba552e-fa0a-5682-9bec-459980b75df8":{"title":"Hac Yolları ve Yol Üzerindeki Kutsal Mekânlar","description":"Kur'an-ı Kerim'de şöyle der: “İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerekse uzak yoldan gelen yorgun argın develer üstünde sana gelsinler (XXII: 27–28).” Her yıl hacılar, Müslüman dünyasının her köşesinden gelip Mekke'de toplanırlar. Hac yollarının, dinlenme tesislerinin, su depolarının ve gözetleme kulelerinin iyi durumda tutulması, yerel Müslüman hükümdarların ve yöneticilerin sorumluluğundaydı.","quote":"*'Her yıl hacılar, Müslüman dünyasının her köşesinden gelip Mekke'de toplanırlar.'*"},"5374f1d7-28b8-5e64-8bb8-d12ba84fb6a1":{"title":"Mücevherat: Zenginlik, Saygınlık, Güven"},"543aaa57-6637-5f92-ac7d-d3ff9c19f682":{"title":"Endülüs-Mağrib Sanatı","description":"Endülüs'te Nasri sanatında; Mağrib'te ise Merini, Zeyyani ve Hafsi sanatında Batı İslâm üslubundaki yoğun bezeme anlayışı doruğa ulaşmıştır. Aralarındaki ilişkilerden dolayı, iki yakada çok benzer bir üslup doğmuştur – sonradan Batı İslâm sanatına damgasını vuracak bu sanatın ürünleri arasında, Granada'daki Elhamra Sarayı ya da Fez şehrindeki Attarin Medresesi kadar önemli örnekler vardır.","quote":"*'Meriniler ve Nasriler, Batı İslam sanatının bütün özelliklerini kendilerinde taşır.'*"},"544d24b1-a4c5-568d-8a3b-dd38d938afe5":{"title":"Kûfi Yazı","description":"Kûfi yazı, 7. yüzyılın ilk yıllarında Irak'ın Kûfe şehrinde doğdu. Bu yazı, kendisi de Süryani yazısından etkilenmiş olan Hicazi yazıdan türetilmiştir. Süryani yazısı ise, iki kültürün bir araya gelmesinden doğmuş ve bir kısım Iraklı Hıristiyan âlimin 7. yüzyılın ilk yarısında Kûfe'ye göç etmesine bağlanabilir. Kûfe'nin güçlü siyasal ve askeri konumu, Kûfi yazının yaygınlaşmasına ve adını almasına yardımcı olmuştur. Çok sayıda Müslüman âlimin ve Kur'an ve hadis hafızının varlığı, Kûfi yazının şehir sınırlarının dışına taşmasına ve stil ve estetik olarak gelişmesine yol açmıştır.","quote":"*'Kûfe'nin güçlü siyasal ve askeri konumu, Kûfi yazının yaygınlaşmasına ve adını almasına yardımcı olmuştur.'*"},"5462090c-84a2-599b-95ad-c52278086f8c":{"title":"Müslüman Kadınların Özel Yaşamı","description":"Bazen hamamlarda bütün bir gün geçirilir ve masajların, sıcak buhar banyolarının keyfi çıkarılırdı. Kadınlar, makyaj malzemeleri ve pudralı mineral tuzlar ya da şap ile karıştırılmış kokulu nemlendirici kremler gibi, kozmetik ve cilt bakımı ile ilgili bilgilerini paylaşırdı. Amber gibi hayvansal kaynaklardan ya da çiçek ve bitkilerden üretilen hoş kokulu esansların ve parfümlerin reçeteleri ve üretici isimleri paylaşılırdı. Farslı seyyah Nasır Hüsrev, Fatımiler döneminde Mısır'a yaptığı bir ziyaret ile ilgili olarak, menekşe, nergis, süsen ve zambaklara bürünmüş tüccarların ürünlerini parfüm fabrikalarına sattıklarını anlatmıştır. Saç bakımına büyük önem verilirdi ve günümüze ulaşan tarakların üzerinde sık sık, “bir güzelden başkasının saçlarını taramam” şeklinde esprili yazılar bulunmaktadır.","quote":"*'Bazen hamamlarda bütün bir gün geçirilir ve masajların, sıcak buhar banyolarının keyfi çıkarılırdı.'*"},"54f705a7-f6cc-5d60-88a2-8e1edc57ef20":{"title":"Medreseler ve Eğitim","description":"Okur-yazarlık oranı yüksekti ve insanlar eğitim kurumlarını himaye etmek için yarışıyordu. Irak, İran, Orta Asya, Endülüs, Mağrib ve Mısır'dan gelen ulema, medreselere doluştu ve Şam'da hem bir yuva hem de araştırmaları için verimli bir kaynak buldu. Bu ulema, vakıflar aracılığıyla burs, maaş ve kalacak yer sahibi oluyordu. İyi öğrenciler, öğretmenlerinden icazet alıyordu. Öğrenim aşamaları, çoğu kez ilimsel ve felsefi elyazmalarının takdim sayfalarında resimlerle betimlenmiştir.","quote":"*'**Öğrenim aşamaları, çoğunlukla ilimsel ve felsefi elyazmalarının takdim sayfalarında resimlerle betimlenmiştir.'*"},"55222856-3011-566b-aae5-57b726cf2d41":{"title":"Dokumalarda Geometrik Bezeme","description":"Kumaşlar söz konusu olduğunda, bezemenin yapım tekniği de – bu örnekte desenler işlemelidir – geometrik motiflerin kullanılmasını, başka motiflerin de geometrik hale getirilmesini gerektiren bir unsurdur. Yıldızlar, eşkenar dörtgenler, kareler ya da basit şeritler en yalın halleriyle kumaşları, kıyafetleri ya da başlıkları süsler.","quote":"*'Yıldızlar, eşkenar dörtgenler, kareler ya da basit şeritler kumaşları, kıyafetleri ya da başlıkları süsler.'*"},"55b7928a-e3bd-5865-b4c6-975a8167121f":{"title":"Cennet Bahçesinin ve Hayat Ağacının Görünümleri","description":"İslam sanatında, cennetteki Hayat Ağacı kavramına belli bir ağaç türünü resmetmeden atıfta bulunulur. Ancak stilize tasvirler, her zaman bitkilerin gürlüğünü, gölge sağlayan yapraklı dalların bolluğunu ve bereketi çağrıştırır. Bazen ağaç tasvirinin yerine, içerisinde renkli çiçeklerin bulunduğu lüks bir vazo alır. Bu motifin kökeni, İslamiyet öncesinden Hellenistik Hayat Çeşmesi kavramına gider ve hem Müslümanların bahçelerinde sergilenen pahalı çiçek aranjmanlarını hem de Cennet Bahçesinin çiçekli güzelliğini anımsatır.","quote":"*'Cennetteki Hayat Ağacı tasvirleri bitkilerin gürlüğünü, gölge sağlayan yapraklı dalların bolluğunu ve bereketi çağrıştırır.'*"},"566203f6-e2ac-5a67-8b5e-89d63a01d16e":{"title":"Müslüman Kadın Hamiler","description":"Nüfuzlu Müslüman kadınlar hayır işleriyle uğraşırdı ve bunlara himaye ederdi. İslam hukuku gelir ve miras ile ilgili haklarını açıkça ortaya koyduğundan, birçoğu bu tür işleri kişisel kullanımlarına tahsis edilmiş cömert kaynaklarla yapabiliyordu. Çeşitli sosyal sınıflar arasında destek ve dayanışma sağlayarak İslam toplumunun birleştirilmesinde hayati bir rol oynamışlardır. Birçoğu gelecek kuşaklara camiler ve başka kamusal yapılar bırakmıştır. Örneğin Fihri kardeşler, 9. yüzyılda Fas'ın Fez kentinde Karaviyin Camii'ni ve Endülüs Camii'ni yaptırmıştır. Türkiye'de, I. Murad'ın annesi Nilüfer Hatun 1388'de İznik'te dini bir yapı yaptırırken Sultan Abdülaziz'in annesi, 1871'de İstanbul'da türbe, çeşme, okul ve kütüphane içeren Pertevniyal Camii Külliyesi'ni inşa ettirmiştir.","quote":"*'Nüfuzlu Müslüman kadınlar hayır işleriyle uğraşır ve bunları himaye ederdi.'*"},"5739384e-e163-5d92-a390-a28d4233a917":{"title":"Mekke’deki Mescid-i Haram ve Kâbe","description":"Kâbe, İslam dininde hem namazın yönünü gösteren kıbledir hem de hac ibadetinin merkezidir. Mekke'deki Harem-i Şerif'i ziyaret eden herkes, emredilen hac farizalarının bir parçası olarak Kâbe'yi yedi kez tavaf etmek zorundadır. İslam geleneğinde Kâbe'nin birçok adı vardır. Bazıları şunlardır: Mescid-i Haram (yani Kutsal Cami) ve Beytü'l-Atik (yani Eski Ev). Kâbe yaklaşık kare biçimli bir yapı olup kuzey kenarı 9.29 m, batı kenarı 12.15 m, güney kenarı 10.25 m ve doğu kenarı 11.88 m uzunluğundadır. Yüksekliği 15 m olup doğu cephesinde zemin seviyesinden 2 m yukarıda tek bir giriş kapısı vardır.","quote":"*'Kâbe İslam dinin kıblesidir.'*"},"57abcad0-a4a6-59e5-ab3f-6bbbc8cfa027":{"title":"İbadet Mekânı: Cami","description":"En önemli dini yapı camiydi. Kare ya da dikdörtgen planlı olan cami, belli başlı üç öğeden oluşur: Harim, avlu ve minare. \nHarim bazen birbirine paralel uzanan, genellikle de üzerindeki mihraptan tanınan kıble duvarını dik kesen sahınlara ayrılırdı; atnalı şeklinde bir kemerle çevrilen mihrap ise çok süslemeli olabilirdi. \nBu özellikler çok erken bir dönemde Córdoba Ulu Camii'nde ortaya çıkar, Muvahhidlerin camilerinde kesin olarak benimsenir.","quote":"*'Cuma camii ve mahalle mescidi.'*"},"57d4f9c5-7846-5502-a124-d07a4d4ecfee":{"title":"Seyahat ve Ticaret","description":"Ortaçağda seyahat etmek riskliydi ve Akdeniz, Orta Asya ve Arabistan arasındaki ticaret ve hac yolları son derece tehlikeliydi. Frenk Haçlılar saldırıya geçtiğinde, bu yollar daha da riskli hale geldi. Stratejik noktalara Ürdün'deki Kerak ve Şevbek gibi kale ve hisarlar kuruldu. Siyasi düşmanlığa karşın, Müslümanlar ve Frenkler birbirleriyle ticaret yapıp birbirlerinin topraklarından geçti ve birbirlerinden vergi aldı.","quote":"*'**Siyasi düşmanlığa karşın, Müslümanlar ve Frenkler birbirleriyle ticaret yaptı.'*"},"5838d42d-f446-52f1-8928-5f1d6b6140a6":{"title":"Mudéjar Zanaatları"},"5a338511-2ac0-5415-a85c-90120546219d":{"title":"Tunus","description":"17\\. yüzyılın sonlarından itibaren kamusal ve özel yapılarda mimari ve süsleme anlamında yenilikler görülmeye başlandığı bir gerçektir. Barok tarzın ilk öğeleri ortaya çıkmaya başladı ve yerel seramik, alçı ve ahşap oyma işçiliğinin yerini, yabancı zanaatkârların ürünü İtalyan veya Rokoko süslemeler aldı. \n*Medine*'nin, yani eski şehrin en güzel semtlerinde lüks evler inşa edilirken ve yakınlara da bahçe içinde kır evleri inşa edildi. \nSüslemeler bölgeden bölgeye göre değişiyordu ancak Carrara mermerine ve ithal seramiklere duyulan hayranlık, 18. ve 19. yüzyıllarda iyice yaygınlaştı: geniş mermer merdivenler, İtalyan resimli ahşap tavanlar, Napoli çinileri, Hüseyni alçı işleri ve çiçek resimleri. İç mekânlardaki kapılar ve panjurlar, İtalyan oyma panolardan üretiliyordu.","quote":"“*Medine*'nin, yani eski şehrin en güzel semtlerinde lüks evler inşa edilirken ve yakınlara da bahçe içinde kır evleri inşa edildi.”"},"5ae1c986-c80f-5678-ba60-13ff1b19d638":{"title":"Bereket Arzusu– Kudüs ve Filistin’e Hac Yolculuğu","description":"Hz. Muhammed'in isteği üzerine, Müslüman hacıların daha fazla berekete nail olmaları için yıllık hac ziyaretinden sonra Kudüs'ü ziyaret etmeleri bir gelenek haline gelmiştir. Tabii böylesi bir kutsallık, Kudüs'ün yüzyıllar boyunca Müslüman hayırseverlerin ilgisine mazhar olmasına yol açmıştır. Halifeler, sultanlar ve emirler, şehrin iyi durumda kalmasına katkıda bulunmuş ve ölümden sonraki hayatlarında ödül ve af görmelerini umarak buraya çok sayıda hayır kuruluşu yaptırmıştır.","quote":"*'Kudüs, yüzyıllar boyunca Müslüman hayırseverlerin ilgisine mazhar olmuştur.'*"},"5c573dd8-51de-5a6c-9717-09f9aa851b0e":{"title":"Su ve Günlük Hayat","description":"Sebiller genellikle camilerin yanına inşa edilir ve vakıflar tarafından desteklenirdi. Kahire'de yılda bir kez, Nil Nehri taştığında, nehirden deve veya katırların sırtında hayvan derileri içerisinde su sebillere taşınırdı. Gelen su, zemin kattaki bir taş sarnıca aktarılır ve görevliler susamış olanlara bardak bardak su dağıtırdı. Bazı sebillerde sarnıçtaki su, bir havuza boşalan çeşmeleri beslerdi.","quote":"*'Yılda bir kez, Nil Nehri taştığında, deve veya katırların sırtında hayvan derileri içerisinde su sarnıçlara taşınırdı.'*"},"5cef1f76-07da-5ce0-a8f7-d678e155d371":{"title":"Emevi İdaresi Altında Hıristiyanlar","description":"Suriye Çölünün kuzey bölümünden başlayıp Fırat ile Dicle'yi de kapsayacak şekilde Nil Vadisine kadar uzanan Orta Doğu toprakları, yani 'Verimli Hilal', İslamiyet adına fethedildi. Fethi izleyen Emevi dönemi, yaygın kanının aksine Hıristiyan nüfusu için fazla değişikliğe yol açmadı çünkü Müslüman toplulukları kentlere ve yeni kurulan şehirlerde askeri elit olarak yerleşirken Hıristiyanlar kasabalarda ve köylerde yaşamaya devam etti ve devlet görevlerinden uzaklaştırılmadı. \nHıristiyan cemaatler refah içinde yaşamaya devam etti ve zanaatkârlar, hem dini hem de sivil amaçlı kandiller gibi sayısız sanat eseri üretmeyi sürdürdü; bunların birçoğunda Hıristiyanlığa ait imgeler yer alır. \nBirkaç kilise artık kullanılmaz oldu. Üç nefli bazilika en yaygın kilise plan şemasıydı. Kentlerdeki kiliseler genellikle kırsaldakilere göre daha görkemliydi. Bu döneme ait kiliselerin çoğu, muhteşem taban mozaikleriyle tanınır.","quote":"*'Hıristiyan cemaatler refah içinde yaşamaya devam etti ve zanaatkârlar sayısız sanat eseri üretmeyi sürdürdü.'*"},"5d8d84b8-9df4-5581-af50-feecdace83f5":{"title":"Norman Fethinden Önce ve Sonra Müslümanlaşan Topluluklar","description":"Sicilya'daki Arap dönemi, oldukça uzun bir süre ailevi ve sosyal gelenekler ile adanın Müslüman idaresi altında olduğu zamana tarihlenen ritüeller ve uygulamalarla ilgili mekânların kullanılması şeklinde devam etti. Özellikle küçük şehirlerde mimari bağlamlarındaki farklılıklara rağmen kuzey Afrika örneklerine benzeyen kent dokusu parçalarının günümüze ulaşması, adanın kentsel yapısındaki Müslüman izlerinin kanıtıdır.","quote":"*'Sicilya'daki Arap dönemi, oldukça uzun bir süre sosyal gelenekler şeklinde devam etti.'*"},"5f07058e-e943-529b-9aad-26510494cbe8":{"title":"Mudéjar Seramiği","description":"Yaldızlı Manises karolarının en popüler zamanında hayvan motifleri baskın durumdadır: kompozisyonun merkezinde geyikler, uzun bacaklı kuşlar, boğalar ve küçük kuşlar bulunur ki, İspanya-Müslüman geleneğinden ayrılan yeni bir süslemecilik anlayışıdır bu. Manises atölyelerinin düşüşe geçmesiyle, soluk altın sarısı renk, bakırımsıya ya da bal rengine döndü, motiflerin çeşidi de azaldı. En yaygın motif artık, gövdesi tüyleri ifade eden çizgilerle doldurulan, hayal ürünü bir kuştu (*pardalot*).","quote":"*'Manises atölyelerinin düşüşe geçmesiyle soluk altın sarısı renk, bakırımsıya döndü.'*"},"5f7953a9-49d7-5d9f-be1c-93cbec183abd":{"title":"Endülüs-Mağrib Sanatı","description":"Hammadilerin sanatıyla Endülüs'teki çağdaşı Tavaif-i Mülûk sanatında görülen bazı bezemeler ortaktır ama yapım teknikleri farklıdır. Endülüs etkisinin yanı sıra, Doğu'dan geldiği tartışmasız bazı unsurların çok erken bir zamanda ortaya çıkması, Mağrib'in nasıl bir köprü rolü oynadığını açıkça göz önüne serer.","quote":"*'Ziriler ve Hammadiler: Doğu ile Batı arasında bir köprü.'*"},"5fece024-c74e-561d-b95d-491951907de9":{"title":"Kahire, Şam ve Kudüs: Memluk Entelektüel Yaşamının Merkezleri"},"5ff53527-c223-5816-b616-a7a036304f06":{"title":"Anıtsal Hüsnühat","description":"Minimalist ve köşeli Kûfi yazı, mimari üzerinde yer alan ilk anıtsal hüsnühat stilidir. Daha sonra 11. yüzyılda, harflerin ucunda bitki motifleri yer alacak şekilde geliştirilmiştir. Kayrevan Ulu Camii'nin maksurasında görülen yazı buna örnek verilebilir. Kûfi yazı, yatay ve dikey çizgileriyle binaların birçok mimari özelliğini, özellikle destekleri ve payandaları kusursuz bir şekilde tamamlamış olsa da, 12. yüzyıldan itibaren anıtsal yapılar, Mısır'daki Sultan Baybars Hankâhı örneğinde görüldüğü gibi, daha yumuşak hatlı olan nesih yazı ve hüsnühattın başka stilleriyle de süslenmiştir.","quote":"*'Minimalist ve köşeli Kûfi yazı, mimari üzerinde yer alan ilk anıtsal hüsnühat stilidir.'*"},"60261853-a266-5a82-958e-d10b6269bdca":{"title":"Yerleşimler ve Ev Hayatı","description":"Şehirdeki konut, İslamiyete özgü mahremiyet anlayışına kırsaldakinden daha uygundu. İç mekân üzeri açık bir avlunun etrafını sarardı; küçük bir havuzu, kuyu ya da sarnıcı olan, kenarları revaklı avlu ailenin toplandığı, vakit geçirdiği yerdi. Avluyu çepeçevre yatak odaları, mutfak ve tuvaletler sarardı. Tuvaletler ya bir tuvalet çukurunun üzerine, ya da daha sık görüldüğü üzere, atık suları sokaktaki fosseptik çukurlarına doğru tahliye eden kanalizasyon ile birlikte inşa edilirdi.","quote":"*'Şehirde ev: Özel hayatın mahrem mekânı.'*"},"607ac3c1-0180-5845-a8cc-ed6170965418":{"title":"Seyahat ve Ticaret","description":"Tüccarlar ve seyyahlar, hem sanatsal fikirlerin yayılmasını hem de mal dağıtımını sağlıyordu. Onların sayesinde, seramik, maden işçiliği, cam ve kumaş ile ilgili tasarım ve tekniklerin bir şehir merkezinden diğerine aktarılması kolaylaşıyordu. Lüster tekniği, her ne kadar 9. yüzyılın Irak'ında doğmuş olsa da, 12. yüzyılda muhtemelen Fatımi Mısır'ından göç eden çömlekçiler sayesinde Suriye'de benimsendi. Benzer şekilde, 13. yüzyılda Moğol istilasından kaçan Horasanlı zanaatkârlar, kakmalı maden işçiliğindeki ustalıklarını kuzey Irak'taki Musul'a taşıdı. Ticaret yolları sayesinde Çin motiflerinin, tekniklerinin ve üsluplarının aktarımı da gerçekleşti.","quote":"*'Tüccarlar ve seyyahlar beraberlerinde hem sanatsal fikirler hem de mal getiriyorlardı**.'*"},"618dce7d-8482-5ccb-b334-54c0c96e6db0":{"title":"Osmanlılar","description":"'Osmanlılar, kuzeybatı Anadolu'daki mütevazı küçük bir beylikten tarihin en büyük Müslüman imparatorluklarından biri haline geldi.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nSule AKSOY, Istanbul \nSevinç GÖK, Izmir \nAlev ÖZAY, Istanbul \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \nSevgi KUTLUAY, Istanbul \nInci KUYULU ERSOY, Izmir \nSeracettin SAHIN, Istanbul \nCihat SOYHAN, Istanbul \nGönül TEKELI, Istanbul \nInci TURKOGLU, Istanbul \nFriederike VOIGT, Stockholm/Berlin \nBarry WOOD, London \n \nCoordination \nInci KUYULU ERSOY, Izmir \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Osmanlılar, kuzeybatı Anadolu'daki küçük bir beylik şeklindeki mütevazı kökenlerinden tarihin en büyük Müslüman imparatorluklarından biri haline geldi. Yüzyıllarca bir dünya gücü, İslam dünyasının merkezi ve Batı'nın ciddi rakibi oldular. \nOsmanlı hanedanı, yoluna 13. yüzyılın sonlarında çok sayıdaki Anadolu beyliklerinden biri olarak çıktı. Yavaş yavaş komşularının topraklarını ele geçirip bölgedeki en büyük Müslüman güç haline geldiler. 1453'te İstanbul'u fethederek Bizans İmparatorluğu'na son verdiklerinde ise artık uluslararası bir güç olmuşlardı. 15. – 16. yüzyıllar arasında gerçekleştirdikleri diğer fetihlerle Osmanlılar, Akdeniz'in büyük bir bölümünden ve güneydoğu Avrupa'dan Arabistan Yarımadasına ve tabii ki Anadolu'ya uzanan bir imparatorluk kurdular. \nGüç merkezi İstanbul'da bulunan bu muazzam imparatorluk, son derece merkezi bir sistem ile yönetiliyordu. Her ne kadar İslamiyetin kuralları kendisini bağlasa da, sultan en büyük otoriteydi. Yerel valilerden oluşan geniş bir ağ ile imparatorun buyruklarına Osmanlı topraklarının her köşesinde uyulması sağlanıyordu. \nBu merkezi sistemin Osmanlı sanatı üzerinde derin etkileri olmuştur. Kökenleri Anadolu'da olsa ve ilhamını imparatorluk dâhilindeki kültürler kadar farklı kaynaklardan alsa da, Osmanlı sanatı ürünleri büyük ölçüde İstanbul'daki saray atölyelerinde üretiliyor ve buradan yayılıyordu. Bu sayede Osmanlı üslubu muazzam genişlikteki bir coğrafyada şaşırtıcı bir standarda kavuşuyordu. \nOsmanlılar, saray veya camileri dekore ederken, kendi evlerini süslerken ya da talep yüklü bir Avrupa pazarı için ihracat malları üretirken en tepedekilerin belirledikleri estetik kurallarına uyuyordu. Bu, cenneti andıran bitkisel öğelere verilen ağırlıktan da anlaşılabileceği gibi, Osmanlıların İslam inancına olan derin bağlılıkları ile şekillenen bir estetikti. \nOsmanlı İmparatorluğu, I. Dünya Savaşı ile birlikte son buldu ancak sanatı bizleri bugün bile büyülemeye devam ediyor.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/the_ottomans/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/18/portal_image/1.jpg","display_order":6}}},"61bd4ed5-85c4-5ab9-88e8-0e600ef3d9cd":{"title":"Mudéjar Zanaatları","description":"Mudéjarlar, içinde eridikleri Hıristiyan toplumuna, çoğu Antik döneme dayanan teknik bilgilerini aktardılar. İcra ettikleri önemli sanatlarla yarımadadaki yeni krallıkların ekonomik gelişmesinde büyük rol oynadılar; o dönemdeki mesleklerin ve meslek birliklerinin düzeninde de etkili oldular. Mudéjarlar inşaatçılıkta, özellikle duvarcılıkta ve alçı işinde sivrildiler. Duvarcılar temellere dek kaba tuğla inşaatı yapıyor, duvarların sıvanıp kapanmasıyla alçı ustaları ilgileniyordu. Bunun yanı sıra içlerinden maharetli dülgerler, maden işlemecileri, çömlekçiler ve dokumacılar da çıktı.","quote":"*'Mudéjar halkı içinde yaşadığı Hıristiyan topluma kendi teknik uzmanlığını getirdi.'*"},"622bc6c4-0521-53bd-80a6-0fa7a314fc9b":{"title":"Kur’an-ı Kerim","description":"İslam dininin Kutsal Kitabı Kur'an-ı Kerim, 610 ile 632 yılları arasında Hz. Muhammed'e vahiy yoluyla Arapça olarak indirilen Allah'ın kelamından oluşmaktadır. Bu kelam, sahabeler ve ilk halifeler, özellikle de üçüncü Halife Osman bin Affan (hd. 644–56) tarafından tek bir ciltte toplanarak bugün bildiğimiz Kitap haline getirilmiştir. Kur'an-ı Kerim'de 114 sure ve 6236 ayet vardır.","quote":"*'İslam dininin Kutsal Kitabı Kur'an-ı Kerim, Hz. Muhammed'e vahiy yoluyla Arapça olarak indirilen Allah'ın kelamından oluşmaktadır.'*"},"635d4cb2-5c7e-5d27-bd41-43032dd5262b":{"title":"Tunus","description":"Akdeniz medeniyetlerinin kesişme noktasında yer alan küçük bir ülke olan Tunus, Antik çağdan itibaren Doğu ve Batı Akdeniz, Afrika ve Avrupa'nın buluşma yeri olmuştur. Modern çağın başlarında, çoktan bir Osmanlı eyaleti haline gelmiş olan Hafsilerin eski İfrikiyesi, Osmanlı Doğuya ve Avrupalı Batıya açıldı. \n*Değişim ve etki* \nÖnce dayıların, sonra da beylerin yönetimindeki Tunus'ta, ülkenin yeni Türk yöneticileri, adlarını yaşatmak için, özellikle başkentte olmak üzere camiler, medreseler, zaviyeler, saraylar, kışlalar, çeşmeler, su kemerleri ve surlar inşa ettirmeye girişti. \nAvrupalı tüccarlar eyaletin güvenli başkenti Tunus'a akın etti ve İstanbul'daki Sultan'ın imzalamış olduğu barış antlaşmalarının güvencesi altında buraya yerleşti. \nBu dönem, önce şehzadeler ve saray ileri gelenleri, sonra da bu topraklardaki tüm güçlü kişiler arasında Avrupalı olan her şeye karşı yoğun bir tutkuya tanıklık etti. Tunus'ta yerleşik Avrupalılarla temasa geçmenin dışında bazıları da Avrupa'ya gitti: Örneğin Ahmed Bey, 1846'da Fransız Louis-Philippe tarafından bir kral gibi karşılandı. İstanbul'a yapılan yolculuklar, var olabilecek en seçkin lüks malların keşfedilmesine yol açtı. Bunlar, 18. ve 19. yüzyıl Tunus sanatı ve mimarisi üzerinde derin bir etkiye sahip oldu.","quote":"“Modern çağın başlarında, çoktan bir Osmanlı eyaleti haline gelmiş olan Hafsilerin eski İfrikiyesi, Osmanlı Doğuya ve Avrupalı Batıya açıldı.”"},"6428106b-9d8e-590a-bc5c-8be1ac54d645":{"title":"Müslüman Kadınların Özel Yaşamı","description":"Yakılmış tütsü, badem kabukları veya yalancı safranın da dâhil olduğu çeşitli malzemelerden üretilen rastık, göz makyajının vazgeçilmeziydi. Tıbbi yararlarının da olduğuna inanılan rastığın nazardan koruduğu da düşünülürdü ve içinde bir çubuğun bulunduğu küçük, süslü sürmedanlarda muhafaza edilirdi.","quote":"*'Rastık, yakılmış tütsü, badem kabukları veya yalancı safranın da dâhil olduğu çeşitli malzemelerden üretilirdi.'*"},"646ebdd8-a486-5d6b-8cd6-0d16de835996":{"title":"Kudüs Haçlı Krallığı’nda Kültür","description":"Aynı dönemin bir başka tarihçisi ve seyyahı olan el-Huravi (öl. 1215), Haçlıların kubbenin etrafına yaptırdığı demir parmaklığı anlatıyor: \"Bu kayayı Frenklerin zamanında gördüm; Mescid-i Aksa'nın kuzeyindeydi ve evlerdeki gibi demir bir parmaklıkla çevriliydi. Kayayı çevreleyen bu demir parmaklığın yüksekliği iki kulaçtı\".","quote":"*“'Kayayı çevreleyen bu demir parmaklığın yüksekliği iki kulaçtı.'”*"},"647c6643-4c92-5053-a855-7bc6c0f2444a":{"title":"Hat Sanatı","description":"'Allah Peygamber'e şöyle dedi: *“Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabbin, en büyük kerem sahibidir.”'* \n(Kur'an-ı Kerim, XCVI: 3–5).","extra":{"credits":"Curators & authors \nMohammad ABBAS, Cairo \nNoorah AL-GAILANI, Glasgow \nDina BAKKOUR, Damascus \nJamila BINOUS, Tunis \nAicha BENABET, Tunis \nElsayed HAMAD, Cairo \nTaha KHECHINE, Kairouan \nMourad RAMMAH, Kairouan \nSalah SAYAOUR, Cairo \nTarek TORKY, Cairo \n \nCoordination \nSaloua ZANGAR, Tunis \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Hem yazılı hem de sözlü Kelam nasıl İslam medeniyetinin merkezinde yer alıyorsa, hat sanatı da aynı şekilde İslam sanatının merkezinde yer almaktadır. İslamiyet, Allah'ın Kelam'ının Hz. Muhammed'e (571–632) İlahi Vahyiyle başladı. İnen kelam, İslam dininin Kutsal Kitabı olan Kur'an-ı Kerim'i oluşturdu. Ve en başından beri Hz. Muhammed ve O'na inananlar Müslüman cemaatini okumayı ve yazmayı sökme konusunda teşvik etti. Hz. Muhammed'in 632'deki ölümünden sonraki ikinci halife olan Ömer bin Hattab, şöyle derdi: 'En iyi yazı, en anlaşılır olanıdır ve anlaşılır yazı, en iyi olandır'. Dördüncü halife Hz. Ali ise, şöyle derdi: 'İyi yazılan yazılar doğruluğun netliğini arttırır'. Yazının kusursuz olmasına verilen bu önem, hat sanatının mükemmeliyete ulaşmasına yol açtı. \nHz. Muhammed'in ölümünden sonra ilk halifeler, Vahiy yoluyla inen tüm Kur'an ayetlerini kesin bağlayıcılığı olan tek bir kitapta toplamaya ve burada muhafaza etmeye girişti. Bu görev için kâtipler tutuldu. İslam Devleti Arabistan'ın ötesine doğru yayılınca bölgelere sahte olmayan, onaylanmış Kur'an nüshalarının gönderilmesi önem kazandı. Metni kopyalarken hata yapmamak en başta gelen husustu; nüshaların uzun ömürlülüğünü sağlamak için üretim kalitesine büyük önem veriliyordu. Bu gerekliliklere verilen önem ve daha sonra Orta Doğu'ya kâğıt üretim teknolojisinin gelmesi, İslam dünyasının tamamında elyazması üretiminin gelişmesini sağladı. \nEmevi halifesi Abdülmelik bin Mervan'ın iktidarı döneminde (685–707) genişleyen İslam topraklarının siyasi ve idari sistemlerinin Araplaştırılmasının, hat sanatının gelişimi üzerinde önemli bir etkisi oldu. Arapça konuşulan toprakların dışında birçok İslam bölgesi ve halkı, kendi dillerinde yazı yazmak için Arap alfabesini kullanmaya başladı. Farslar, Türkler ve daha sonra Urdular, Arapça hat stillerini kendi ihtiyaçlarına ve sanatsal beğenilerine uyarladılar.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/arabic_calligraphy/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/19/portal_image/1.jpg","display_order":11}}},"66042ec5-c370-5352-acd8-d82b98d67a73":{"title":"Saray Yaşamı","description":"Enderun'da köşkler ve sahil sarayları vardı. Girişte, sultanların elçileri, vezirleri ve diğer yüksek mevkili devlet görevlilerini kabul ettiği Arz Odası bulunuyordu. \nHarem, kutsal ve özel bir mekândı ve giriş hakkı olanlardan başkası buraya giremezdi. Harem, sultanın annesinin, yani Valide Sultan'ın kontrolündeydi. Valide Sultan, burada sultanın çocukları, gözdeleri ve ikbal ya da odalıklarıyla birlikte yaşardı. Buradaki herkes maddi lüks içinde yaşasa da, hiç kimse sultanın yanında oturamaz ve onun izni olmadan saraydan çıkamazdı.","quote":"*'Harem, kutsal ve özel bir mekândı ve giriş hakkı olanlardan başkası buraya giremezdi.'*"},"664da959-c73e-5c6a-8641-060470f0010e":{"title":"Mudéjar Sanatı","description":"'*Mudéjar* sanatı, Ortaçağda yalnızca İber Yarımadasında yaşanan özgün tarihsel koşulların bir ürünüdür.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nCarmen ALONSO-RODRIGUEZ, Madrid \nMaria da Conceição AMARAL, Silves \nGaspar ARANDA, Madrid \nÁngela FRANCO, Madrid \nÁngela GARCIA-BLANCO, Madrid \nSusana GOMEZ, Mertola \nSantiago MACIAS, Mertola \nMargarita SANCHEZ-LLORENTE, Madrid \nClaudio TORRES, Mertola \n \nCoordination \nMiguel GARCIA, Madrid \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"*Mudéjar* sanatı en başta, özgünlüğüyle insanı etkiler. İster İslami, ister Hıristiyan kaynaklı olsun, hiçbir başka sanatla karşılaştırılması mümkün değildir çünkü yalnızca Ortaçağda, İber Yarımadasında bir araya gelmiş olan tarihsel koşulların ürünüdür. \nHıristiyan krallar Endülüs'ü adım adım ele geçirdikçe, başka yerlerden insanları hemen buralara taşımakta zorlandıkları için, Müslümanların yeni fethettikleri bu topraklarda yaşamasına, din, dil ve şeriatlarını korumasına izin verdiler. *Mudéjar*'lar (Arapçada *müdeccen*) yani Hıristiyan topraklarda yaşayan Müslümanlar, yeni toplumla kaynaşarak üst sınıfa hizmet verdiler ve renkleri, egzotikliği, lüksü ve inceliğiyle Hıristiyan krallarının ve soylularının gözlerini kamaştıran Müslüman âdetlerinin ve sanatının taşıyıcısı oldular. \nMudéjar sanatının temel özelliği, malzemenin –tuğla, alçı, ahşap ve seramik- kullanılan teknikle ve İslam estetiğine özgü bezeklerle mükemmel bir şekilde bütünleşmesidir. Mudéjar sanatını, İslam sanatının Hıristiyan toplumda sürüp gitmesi olarak değerlendirenler de vardır; ama bu yorum sadece formlar için geçerlidir çünkü Mudéjar sanatında, inşa ve bezemeye getirilen çözümler İslam kültürüne değil, Hıristiyan kültürüne ait değerleri yansıtır. \nÖte yandan, İslam sanatının öğelerinin Batı geleneğinin unsurlarıyla mükemmel bir şekilde kaynaşmasıyla yepyeni bir sanat doğmuş, Romanesk, Gotik, ya da Rönesans üslubuyla bir araya gelmesine göre de dallanıp budaklanmıştır. Bu bakımdan Mudéjar sanatı gerçek anlamda ne İslam sanatına aittir, ne de Batı Hıristiyan sanatına. İki kültür arasındaki yeriyle, Hıristiyanların, Yahudilerin ve Müslümanların yan yana yaşadığı karma bir toplumun sanatsal ifadesi olmuştur. Dolayısıyla sanat tarihinde tamamen benzersiz bir olgudur. \nMudéjar sanatı 16. yüzyılda gerilemeye başladı, 1609'da Moriskoların kovulmasıyla da tamamen çöktü. Bununla birlikte Mudéjar üslubu, bilinen anlamda Baroğun yükselmesine kadar bir bakıma 'barok' bir zevki beslemeye devam etti.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/mudejar_art/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/26/portal_image/1.jpg","display_order":17}}},"66a1b849-44f7-56db-b90b-8414c7492a80":{"title":"Frenklere Karşı İki Memluk Sultanı"},"67215e86-8b87-5410-a941-05738096eb5a":{"title":"Dini Yaşam"},"6780505e-c91f-5e51-8a78-74d186fc4a0b":{"title":"Norman Fethinden Önce ve Sonra Müslümanlaşan Topluluklar","description":"Etkileyici *kanat* ağı gibi İran kaynaklı hidrolik mühendisliği projelerinin yanında eski çağların bilgilerine dayanan sulama ve çiftçilik tekniklerinin daha az verimli bölgelerde benimsenmesi, İslam dönemindeki arazi yönetiminin öne çıkan yönlerinden bazılarıydı.","quote":"*'Çiftçilik ve sulama teknikleri, arazi yönetiminin öne çıkan yönlerinden bazılarıydı.'*"},"67d05c74-9479-5504-9b95-28708620c776":{"title":"Kahire, Şam ve Kudüs: Memluk Entelektüel Yaşamının Merkezleri","description":"Şam, Memluk Sultanlığı'nın siyaset, sanat ve entelektüel faaliyetler açısından ikinci önemli merkezi olarak parlıyordu; bu, dini diyaloğun ve bilimdeki ilerlemenin somut bir göstergesiydi. Buradaki başarılı medreselerde ve yüksek eğitim kurumlarında, tıp, coğrafya ve diğer doğa bilimleri ile ilgili ufuk açan kitaplar kopyalandı ve yayınlandı.","quote":"*'Şam, Memluk Sultanlığı'nın siyaset, sanat ve entelektüel faaliyetler açısından ikinci önemli merkezi olarak parlıyordu.'*"},"68239d8d-9472-53ee-9876-51e1be828f05":{"title":"Mudéjar Zanaatları","description":"Mudéjarların içinden çıkan çömlekçiler, Ortaçağ Avrupasına büyük yenilikler getiren sırlama tekniklerini aktardılar. Yalnızca kurşunla yapılan saydam sırlar, kalaylı ya da opak beyaz sırlar, son olarak da lüster tekniğindeki sırlar, seramiği hem gerektiği şekilde su geçirmez hale getiriyor, hem de güzelleştiriyordu. Çömlekçilik bütün yarımadaya yayıldı, ama en beğenilen, en çok ihraç edilen mallar, Paterna ve Teruel çömlekçilerinin boyalı bezekli, sırlı seramikleri ve Manisès'in altın yaldızlı çinileriydi.","quote":"*'Mudéjar çömlekçiler sırlama tekniklerinde ustalaşarak bunları Ortaçağ Avrupasına aktardılar.'*"},"68eb0582-4a1d-5233-92af-cfac47f86d57":{"title":"Mezar Taşları: Taşa Kazınan Bellek"},"699bcf48-10b7-5156-85dc-0aff994af0da":{"title":"Başkent Dışında Sanat","description":"Başka imparatorluklar gibi Osmanlılar da sanatsal beğenilerini idari ve siyasi sistemlerine yeni kattıkları topraklara taşımıştır. Sarayda kurulan atölyeler sayesinde, Osmanlılar geniş bir coğrafi alan üzerinde yer alan eyaletlerdeki sanatsal yaklaşımı denetim altında tutuyordu. Ancak başka bir gerçek, başkentten uzaklaşıldıkça saray atölyelerinin denetimine rağmen daha fazla yerel renkle karşılaşıldığıdır. \nOsmanlıların eyaletlerde de yaptıkları, başkentin ince sanat zevkini taklit etmekti. Osmanlı beğenisi, doğrudan saray ya da sultan adına eyaletleri yöneten valiler tarafından yaptırılan eserlerde yansıtılıyordu. Yerel olarak yaptırılan eserler başkent kaynaklılarla makul bir benzerlik sergiliyordu, ancak yine de kendine özgü sanat eserleri de üretiliyordu.","quote":"*'Başkentten uzaklaşıldıkça saray atölyelerinin denetimine rağmen daha fazla yerel renkle karşılaşılır.'*"},"6a1bdb93-67a9-5fa8-b419-7479fb504783":{"title":"Kûfi Yazı","description":"İslamiyetin ilk yıllarında, Kûfi yazı Kur'an'ın kopyalanmasına yönelik başlıca hat idi. Bu yazı ayrıca sikkeler ve yapılar üzerinde de kullanılıyordu. Kûfi yazı, *muhakkak* yazısının türediği basık ve sık bir biçimden, daha sonra *sülüs*, *Mağribi* ve *rik'a* yazılarına ilham veren daha yumuşak hatlı bir biçime kadar çeşitli gelişim aşamalarından geçmiştir. Kûfi yazının çeşitli türleri zamanla standart hale geldi. Bu yüzden bir yazıtı sadece hattına bakarak belli bir bölgeyle özdeşleştirmek ve ilişkilendirmek neredeyse imkânsızlaştı.","quote":"*'İslamiyetin ilk yıllarında, Kûfi yazı Kur'an'ın kopyalanmasına yönelik başlıca hat idi.'*"},"6a3348dc-029d-59c2-af77-31ec3a3dfe2f":{"title":"Saray Yaşamı"},"6a6bebaa-7157-585a-a0a4-10139e43213c":{"title":"Çiçekler ve Arabesk: Ebediyetin ve Allah’ın Birliğinin Görünümleri","description":"Arabesk, şüphesiz natüralist çiçek kompozisyonlarına en yaygın alternatiftir. Birbirinden doğan ve sonsuz, simetrik bir aranjmana dönüşen bitki sapı, kıvrımdallar, yaprak ve palmet kombinasyonlarından oluşan Arabesk, 11. yüzyıldan itibaren İslam sanatında son derece yaygınlaşmıştı. Uyarlanabilirliği ve çeşitliliği, doğal olarak hem sanat eserlerinin hem de mimari yapıların dekorasyonunda kullanılmasına yol açarken Allah'ın akıl sır ermez iç içe geçmişlikleri ve birbirine bağlılıkları üzerinde düşünmeye davet etmektedir.","quote":"*'Arabesk, şüphesiz natüralist çiçek kompozisyonlarına en yaygın alternatiftir.'*"},"6ca7f36b-6ff1-5be2-b8a1-162095f62272":{"title":"Saray Sanatı ve Mimarisi","description":"Norman sarayının dini mimarisi, İslam döneminden kalma yapıların etrafına inşa edilen çok sayıda kilisede görülmektedir.","quote":"*'Bazı Norman kiliseleri, İslami mekânların kalıntıları üzerine inşa edildi.'*"},"6cd83239-a26e-5c98-bcfb-6a0737411c89":{"title":"Lüks İhracat","description":"Özellikle eski ipek yolunun önemli kısımları Osmanlı topraklarına dâhil olduğu için, tekstil Osmanlı ekonomisinin önemli bir kısmını oluşturuyordu. Değerleri Avrupa'da ve başka yerlerde anlaşıldıktan sonra, kumaşların ticaretteki önemi daha da arttı. Osmanlılar tarafından ihraç edilen en seçkin dokumalar arasında, güzel desenleri ve üstün kaliteleriyle Avrupa'nın zengin sınıfları arasında popüler hale gelen halılar bulunuyordu. Klasik Osmanlı dönemi ile çağdaş olan Avrupa kökenli tablolarda bu durum görülür. Hans Holbein ve Lorenzo Lotto gibi sanatçılar, özel Osmanlı desenlerine sahip halıların da dâhil olduğu zenginlik ve lüks simgeleri ile çevrili, aralarında İngiltere Kralı VIII. Henry'nin de bulunduğu varlıklı veya asil kişileri resmetmiştir. Bu tür halılar, 'Holbein' ve 'Lotto' halıları olarak bilinir.","quote":"*'Osmanlılar tarafından ihraç edilen en seçkin dokumalar arasında halılar bulunuyordu.'*"},"6cde84c3-7f28-5ff8-88ec-3cf31d5516fb":{"title":"Bereket Arzusu– Kudüs ve Filistin’e Hac Yolculuğu","description":"Kudüs dışında, Müslümanlarca önemli mekânların sayıca en fazla bulunduğu yer yine Filistin'dir. Bunların birçoğu sadece Müslümanlar tarafından değil, Yahudiler ve Hıristiyanlar tarafından da kutsal sayılan peygamberler ve şahsiyetlerle ilgilidir. Örneğin, peygamberlerin babası ve ilk Müslüman olan Hz. İbrahim ile ilgili olan Haram İbrahimi ve İslam inancında önemli ve son derece saygı gören bir peygamber olan Hz. İsa ile ilgili mekânlar bunların arasındadır.","quote":"*'Müslümanların önem verdikleri mekânların sayıca en fazla bulunduğu yer Filistin'dir.'*"},"6df85d25-d81f-566f-8e8a-02540066a550":{"title":"Türkiye","description":"Batılılaşmanın yol açtığı değişim süreci, dönemin sultanlarının kişilikleriyle ilintili olarak algılanabilir ve onların çeşitli kültürel altyapılarına ve düşünce biçimlerine paralel bir olgu olarak kabul edilebilir. Tüm bunların sonucunda, 1839 yılında Tanzimat Fermanı ilan edildi ve Osmanlı sistemine uyarlanan Batı ilkeleri ve idari yapı kabul edildi.","quote":"“...1839 yılında Tanzimat Fermanı ilan edildi ve Osmanlı sistemine uyarlanan Batı ilkeleri ve idari yapı kabul edildi.”"},"6e7d4f2d-b957-51ff-b7ba-274922d1bffb":{"title":"Mudéjar Seramiği","description":"Mudéjar seramikleri içinde en ilgi çekici gruplardan biri, yüzeyleri tamamen geometrik motiflerle, yazılarla, kabartmalarla, tekrarlanarak bir hareket hissi veren kavisli üçgenlerle kaplanmış kap ve mangalları barındıran gruptur. Kompozisyondaki Batı'dan alınma yenilik ise, çok belirgin bir göbeğin etrafında düzenlenmiş motiflerden yansıyan bütünlüktür. Kalıpla yapılan bu göbekli, kabartmalı kaplar kullanılmaktan çok, gösteriş için üretilirdi.","quote":"*'Bu göbekli, kabartma yumurta-ok motifli kaplar lüks eşyalardı.'*"},"6f026780-ce1b-55d2-b48b-2d177c9ca628":{"title":"Anıtsal Hüsnühat","description":"Hüsnühatlı yazıtlar, İslam dünyasında ilk dönemlerden itibaren çeşitli dini, askeri, resmi ve özel yapıların üzerinde kullanılmıştır. İslam dönemine ait mimari eserleri ayırt eden en önemli özelliklerden biri anıtsal hat sanatıdır. Günümüze ulaşan en eski hat sanatı örneğine sahip yapı, 7. yüzyılda inşa edilen Kudüs'teki Kubbetü's-Sahra'dır.","quote":"*'İslam dönemine ait mimari eserleri ayırt eden en önemli özelliklerden biri anıtsal hat sanatıdır.'*"},"6f2f66f9-0684-5348-a89e-04c0ea5914a2":{"title":"İktidarın Görsel Dili","description":"Görsel dilin aşikâr bir şekilde kullanılması gibi bir zorunluluk yoktu. Sanat, güçlünün gücünü hatırlatmak amacıyla dâhiyane bir şekilde arka planda kalarak da kullanılmıştır. Örneğin izleyenleri baş döndürücü zenginlikte süslemelerle çevreleyen bol miktardaki mimari bezeme unsurları, banilerin gücünü yansıtan estetik bir ambiyans yaratır. Bu tür dekorasyonların illa büyük bir binada yer almasına da gerek yoktur; bunlar, bir otağın üzerinde de devletin ihtişamını göz önüne serebilir. Göz alıcı bir zanaatkârlık da bu görsel dilin bir parçasını oluşturur. Bir sultan ya da devlet görevlisi, sorguç gibi konumunun fiili sembollerinden ya da sadece kemer tokası gibi işlevsel aksesuarlardan oluşan bol süslemeli görkemli giysiler giydiği zaman, sahip olduğu zenginlik ve beceriler, yani gücü, fark ettirilmeden teşhir edilirdi.","quote":"*'Dekorasyonların illa büyük bir binada yer almasına da gerek yoktur; bunlar, bir otağın üzerinde de devletin ihtişamını göz önüne serebilir.'*"},"6f47a9bf-47af-5ba5-80f4-3405332e6bed":{"title":"Sultan ve Sarayı","description":"Memluk devletinin başında, kendisi de liderlik becerileri ile ön plana çıkmış bir Memluk olan sultan bulunuyordu. Kişisel beklentilerinden, faaliyetlerinden ve ilgi alanlarından bağımsız olarak, her Memluk sultanının öne çıkan sorumlulukları mevcuttu. Her şeyden önce sultanlar Sünni İslamın en baş taraftarları ve savunucuları, toprakları dâhilindeki kutsal kentlerin ve yerlerin koruyucuları ve üç yıl önce Bağdat Moğollara teslim olduktan sonra Memlukların müdahalesi sayesinde 1261'de Kahire'de yeniden kurulan İslam Halifeliğinin muhafızlarıydı.","quote":"*'Memluk Sultanı, İslamiyetin en baş taraftarı, başkomutan, devlet adamı ve sanatın hamisiydi.'*"},"6ff61f8d-0983-5aa2-8637-2151608072f9":{"title":"Mudéjar Üslubunda Halk Sanatı ve Dinsel Sanat","description":"Portekiz'de Mudéjar üslubunda halk sanatının ve dini sanatın özelliklerinden biri de şudur: duvarların üzerinde yükselen dişler ya da çam kozalağı şeklindeki çıkıntılar gibi bazı bezemeler Gotik unsurlarla iç içe geçmiştir. Gotik öğeler ise *par y nudillo*lu, boyalı*,* çok renkli küçük haçlarla ya da yıldız biçiminde geçmelerle süslenmiş çatılarla veya kiliselerin koro yerlerinde kullanılan, gene sekiz ya da on altı kollu yıldız motifleriyle süslenmiş, *alfarje* tipi düz tavanlarla yan yana yaşamıştır.","quote":"*'Portekiz Mudéjar sanatı kendini belli eder.'*"},"70023ae2-4372-56e7-b249-dd9a30a1f9db":{"title":"Abbasi Seramikleri","description":"Abbasilerin ilk dönemlerinde, ince bir zevke sahip, lüks düşkünü yöneticiler ve saray mensupları, seramik endüstrisinde yeniliklere, özellikle lüster teknikli seramiklerin geliştirilmesini ve imalatını bizzat himaye ediyordu. 862 yılındaki deprem Kayrevan Ulu Camii'ne zarar verince, Halife Mustain mihrabın yeniden yapılması için 139 adet lüster çini ve Bağdat'tan bir çini ustası gönderdi. Halife Mustain ayrıca yeni bir minberin yapılması için para, mermer pano ve tik ağacı bağışladı. 950 yılında Tunus'u ziyaret eden Arap coğrafyacı İbn Havkal burada üretilen lüster seramiklerin güzelliğini Irak'ta üretilenlere benzeterek övüyordu.","quote":"*'Halife Mustain mihrabın yeniden yapılması için 139 adet lüster çini gönderdi.'*"},"710d70c6-b797-5eef-a871-46a1465067fa":{"title":"Memluk Sistemi","description":"Eyyubi Sultanı Necmeddin (hd. 1240–49)'in Memlukları, Nil Nehri üzerindeki Ravza Adasında bulunan kışlalarda eğitilirdi ve buralarda yaşardı. *El-bahr* Arapçada 'büyük nehir' anlamına gelir ve bu yüzden bu seçkin askeri birlik Bahri Memlukları olarak bilinir. Sultanın ölümünden sonra, kıdemli komutanlardan biri olan I. Baybars (hd. 1260–77), oluşan güç boşluğunu Bahri Memluklarının lehine çevirdi ve 1260'da Moğolları topraklarından attıktan sonra, büyüyen bir imparatorluğun ilk büyük Memluk sultanı oldu. Bahri Memlukları bundan sonra 1382 yılına kadar iktidarda kaldı ve sonra, adlarını yaşadıkları Kahire Kalesi'nin burçlarından alan ve Memlukların başka bir kolu olan Burci Memluklara boyun eğdi.","quote":"*'Memlukların kıdemli komutanlarından biri olan Baybars, ilk büyük Memluk sultanı oldu.'*"},"7200b864-706c-5b6f-b1a4-7bcfad4e72c5":{"title":"Anıtsal Hüsnühat","description":"Mimari eserlerin üzerindeki hüsnühatlı yazıtların başlıca iki işlevi vardı: dini bağlamda İslamın üstünlüğünü vurgulamak, siyasi bağlamda ise hâkim dini inanca uygun olarak yeni bir devletin kurulmasına yardımcı olmak. 9. yüzyıldan itibaren, mimari yapıların işlevini tamamlamak amaçlı yazıtlar İslam dünyasının her köşesine yayıldı. Sonraki kuşaklara miras bırakmak için ve belki de inanç ve/veya siyasi nedenlerden dolayı camilerde ve başka dini yapılarda Kur'an ayetleri ve Allah'ı yücelten duaların yanı sıra yapının inşaat tarihi ve banisinin adına rastlanır oldu. Sivil yapılarda inşaat tarihi ve inşaatta çalışan mimar ve ustalar hakkında başka bilgiler de görmek mümkündür. Ancak belli bir halifenin, yöneticinin veya zengin hayır sahibinin hamiliğiyle ilgili yazılar, çoğunlukla özel bir anlama sahiptir, çünkü bunlar haminin gücünü ve hayırseverliğini açıkça gözler önüne serme amacını taşır. Sadece estetik kaygılarla da çok sayıda hat üslubu geliştirilerek hat sanatında özel bir kategori haline gelmiştir. Yine de yazıların okunabilirliği her zaman estetik değeri kadar önemli olmuştur.","quote":"*'Sadece estetik kaygılarla da çok sayıda hat üslubu geliştirilmiştir.'*"},"72236f27-2ff3-5d56-a623-02606a2fa355":{"title":"Çiçekler ve Arabesk: Ebediyetin ve Allah’ın Birliğinin Görünümleri"},"7458975b-fc3b-5c26-8fde-fb0c9b93214e":{"title":"Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türk-İslam Sanatı"},"746b43e3-b5fd-5bfd-8ecf-f3e9560860b0":{"title":"İktidar Alanı: Saray Yapıları","description":"Saray külliyelerinin içindeki özel ya da genel mekânlar hiyerarşiye uygun olarak bölüştürülürdü. Özel mekânlar arasında emirin dairesi külliyenin ortasında, en zor ulaşılan kesiminde yer alır, hükümdarın kalabalık ailesini barındırırdı. Yaşanan mekânlar revaklı avluların etrafına dizilir, özel dairelere de bu avlulardan girilirdi. Özel mekânlar arasında kendine bağlı yan odaları da olan bir başoda dikkat çekerdi. Çok zengin döşenmiş olan bu bölmede en yakın müttefikler ağırlanır ya da özel kutlamalar yapılırdı.","quote":"*'Sarayın mahrem mekânları'*"},"74c72f22-8df4-5152-a841-ae72115354c3":{"title":"Mısır","description":"Osmanlıların Avrupa sanatına, özellikle de Barok ve Rokokoya olan ilgisi 17. yüzyılda başladı. Osmanlı sultanları, dekoratif sanatlarda ve el zanaatlarında ve cami, saray gibi mimari yapılarda Avrupa kökenli unsurlar kullanmaya hevesliydi. Osmanlıların yapı ve süslemelerinde Barok ve Rokoko etkisinin bolca görüldüğü Avrupalı mimarlar, inşaat işçileri ve dekoratörler görevlendirme eğilimine girdiği 18. ve 19. yüzyıllarda, Batı tarzının benimsenişi Mısır’da ve başka yerlerde iyice arttı. Bu yapı ve süslemelerde düz kenarlardan ziyade spiral biçimli ve kıvrımlı hatlar karakteristiktir. Bazı cami, saray ve sebillerdeki İslami mukarnasların yerini akant yapraklarından oluşan dışa taşkın kornişler aldı. Barok ve Rokoko’nun bilinen prensipleri, o zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun eyaletlerinden olan Mısır’da uygulanmaya başlandı. 1798–1801 yıllarında Fransızların Mısır’a yaptıkları sefer, özellikle başkent Kahire’de göze çarpan Avrupa etkisinin daha da yayılmasına katkıda bulundu.","quote":"“Barok ve Rokoko’nun bilinen prensipleri, o zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun eyaletlerinden olan Mısır’da uygulanmaya başlandı.”"},"74e405d2-4d5c-563a-85b7-bcbf5812982e":{"title":"Abbasi Seramikleri","description":"Afganistan'dan Cezayir'e yayılan Abbasi İmparatorluğu'nda, bölgesel seramik endüstrileri diğer yörelerin özgün tekniklerinden, desenlerinden ve motiflerinden etkilenmiştir. Bu da yerel desen, dekorasyon ve üslupların çeşitliliğini arttırmıştır. İmparatorluğun doğu bölgelerinde karışık olarak çok renkli ve tek renkli lüks seramikler görülürken kuzey Afrika'daki, özellikle İfrikiye'deki seramikler daha sadeydi. Lüster seramiklerin yanı sıra tek veya çok renkli sırlı kabartmalı parçalar ve yazıtlı sırlı seramikler de yaygındı. Günlük kullanıma yönelik seramikler ise genel olarak sırsız, bezeme ise ya yok ya da çok azdı. Yine de tüm bu seramikler, tipik İslami özellikleri paylaşıyordu.","quote":"*'Bölgesel seramik endüstrileri devletin diğer yörelerinin özgün tekniklerinden, desenlerinden ve motiflerinden etkilenmiştir.'*"},"75215c23-1bf5-590c-8e80-8ff32da4e273":{"title":"Savaş ve Binicilik","description":"Atlar bu dönemde hem seyahatlerde önemliydi hem de savaş alanlarında vazgeçilmezdi. Ordularda kullanılan değerli atların çoğu, Orta Asya kökenliydi ve usta binicilikleriyle Nureddin'in ve Salaheddin'in ordularının başarısında önemli rol oynayan korkusuz Türk savaşçıları tarafından getirilmişti. Türklerin ünlü bir taktiği, düşmana hücum etmek, son anda geri dönmek ve hızla uzaklaşırken ok atmaktı. Bu taktik, çeviklikleri ve binicilikteki ustalıklarıyla bir araya gelince, Haçlı Seferleri sırasında Frenklere karşı büyük bir avantaj sağladı.","quote":"*'**Değerli atların çoğu Orta Asya kökenliydi ve korkusuz Türk savaşçıları tarafından getirilmişti.'*"},"754c7cda-4d25-5730-9b40-d05583d87eb1":{"title":"Bilim ve Bilgi","description":"Okulda öncelikle okuma yazma, Kur'an okuma, tefsir ve hadis ilimleri öğretilirdi. Kitap az bulunduğu için, bilgi aktarımı ezberle olurdu. Hat sanatında ustalaşmanın en gerekli, en temel sanat olarak görülmesinin nedeni buydu; yazı sayesinde bilgiler ve din ileriki kuşaklara aktarılabilirdi.","quote":"*'Din eğitimi: Kur'an'ı istinsah edenler'*"},"75d461b2-226f-594c-ab20-e9b5b2e58ad5":{"title":"Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türk-İslam Sanatı","description":"Anadolu Selçuklu Devleti, Moğol istilasının bir sonucu olarak çöktü. Bundan sonra kurulan Anadolu beylikleri, Selçukluların sanatsal yaklaşımını sürdürdü. Bu beyliklerden biri olan Osmanlı Beyliği ise, Selçuklu sanatına dayanarak yeni bir sanatsal üslup geliştirdi.","quote":"*'Anadolu beylikleri, Selçuklulara dayanarak yeni bir sanatsal yaklaşım geliştirdi.'*"},"775f0070-0222-53d3-a4ee-8bfa38c6cb2f":{"title":"İbadet Mekânı: Cami","description":"Camii bir tapınak ya da 'Allah'ın evi' değildir. İçinde herhangi bir litürjik tören yapılmaz. Camii bir dua ve tefekkür mekânı, aynı zamanda da bir toplanma yeridir. Her ne kadar yalnız başına namaza durmak mümkünse de, cami esasen müminlerin bir araya gelip topluca farz olan ibadetleri yerine getirdiği yerdir. İnananlar kıbleye dönüp Kur'an'dan ayetler okuyarak, secdeye vararak namaz kılarlar. \nCami aynı zamanda insanların eğitildiği, yol gösterildiği bir merkezdir. Cuma namazından sonra hutbe okunurken, imam minberden belli bir dini konu hakkında konuşur; bunun dışında namaz saatlerinin haricinde irfan sahipleri ilâhiyat hakkında ya da ilmî konularda ders verebilirler.","quote":"*Harim*"},"79a58714-659c-5509-a4f9-b9359b2829ae":{"title":"Mimaride Geometrik Bezeme"},"79e2b8e9-7cfa-5332-82b0-542b14234df5":{"title":"Saray Törenleri ve Eğlenceleri"},"7b2c2d23-dc2f-50d9-92cf-f23ca9c8f4ce":{"title":"Dünyanın Geri Kalanı: Diplomatik Temaslar ve Uluslararası Ticaret","description":"Cam işçiliği, Memluk sanatının en ünlü kollarından biri halinde geldi. Cami kandilleri, üretilen cam işlerinin önemli bir kısmını oluşturuyordu. Memluk döneminin Mısırı, ipek dokuma ve baskılı pamuklu kumaşlar gibi tekstillerin üretimi ve ihracatı ile ünlendi. Çömlek atölyelerinde geniş bir yelpazede canlı ve göz alıcı kaliteli ürünler üretiliyordu. Bunlardan bazıları, özellikle Çin kökenli, ünlü *seladon* ve mavi-beyaz porselen taklitleriydi. Ahşap ustaları, mimari unsurları, dekorasyon elemanlarını ve hatta sandukaları girift oyma ve kakma geometrik yıldız desenleriyle güzelleştiriyordu.","quote":"*'Memluk döneminin Mısırı, ipek dokuma ve baskılı pamuklu kumaşlar gibi tekstillerle ünlendi.'*"},"7b8e8ebb-749c-5252-9649-7f18a8830f7b":{"title":"Mudéjar Seramiği","description":"İlk Mudéjar seramikleri, Nasri seramiklerinin doğrudan taklididir, o kadar ki bazı örneklerin hangi kültüre ait olduğunu anlamak bile kolay değildir. Benzerlikler teknikte (kobalt mavisi, yaldızlı seramik) ve bezemelerde (hurma yaprağı, dallar, palmetler, tomurcuklar) olduğu kadar formlarda da kendini gösterir. Hâlbuki Nasri seramiklerinin genellikle benzersiz, lüks mallar iken Mudéjarların ürettikleri ise daha geniş bir müşteri kitlesine hitap ederdi. Mudéjar sanatçılar sonradan yeni müşterilerinin zevkine ayak uydurmak zorunda kalınca Gotik ve Rönesans unsurlarını katarak form repertuarını genişlettiler ve Hıristiyan ikonografisini benimsediler.","quote":"Nasri mallarının formları kadar, tekniği ve bezemeleri de taklit ediliyordu."},"7bb30298-992c-56ba-a331-b96f90384fbb":{"title":"Hıristiyan Sicilya ve İslam Figüratif Kültürü: Temelleri ve Sürekliliği","description":"Klasik, Bizans ve İran öğeleri eklenmiş olsa da, Sicilya'da, Akdeniz havzasında İslam sanatı ile ilgili olarak karşılaşılabilecek en değerli örneklerden bir kısmının Hıristiyan Norman Krallığı tarafından bırakılmış olması ilginçtir. Yeni hanedanlık, seleflerini inkar etmeye çalışmak yerine, İslam kültürünü ve geleneklerini bilinçli bir şekilde asimile etmiş ve sunabileceği rafine kültür için yüzünü dönemin Müslüman dünyasına çevirmiştir. İki kültür arasındaki temaslar, adada kalan Müslümanlarla sınırlı olmayıp Norman sarayı ile Kahire'deki Fatımi halifesi arasındaki ilişkilere kadar yayılmıştır. Örneğin Halife el-Hafız (h. 1131–49) ile II. Ruggiero arasındaki hediye alışverişi ve diplomatik ve ticari ilişkiler bunun göstergesidir. Normanların saray atölyelerinde çalıştırılan zanaatkârlardan bazıları muhtemelen Mısır'dan gelmişti.","quote":"*'Sicilya'da İslam sanatının en değerli örneklerinden bir kısmını Normanlar bırakmıştır.'*"},"7ca8b514-16be-5930-b8ed-1c96b7324e76":{"title":"Müslüman Kadın Hamiler","description":"Müslüman kadınlar, zarif Kur'an'lar ve başka yüksek kaliteli tefrişat bağışlayarak dini yapıların içlerinin güzelleştirilmesine cömert katkılarda bulunmuşlardır. Bu öğeler arasında en şahane olanlarından biri, Fatımi halifesi el-Emir bi-Ahkâm Allah'ın karısının 1133'te Seyyide Rukayya türbesine bağışladığı tik ağacından kakmalı, ince işçilikli mihraptır. Kayrevan Ulu Camii'nde kullanılmak üzere Ziri prensesler tarafından bağışlanmış olan çok sayıda elyazması Kur'an-ı Kerim vardır. Bunların arasında, Umm Milal'in Kur'an'ı ve Ziri prensi Muizz bin Badis'in kız kardeşi Ummü'l-İlu'nun Kur'an'ı bulunmaktadır. Üçüncü bir el yazması ise prens Badis bin el-Mansur'un mürebbiyesi Fatıma tarafından hediye edilmiştir.","quote":"*'Müslüman kadınlar, dini yapıların içlerinin güzelleştirilmesine cömert katkılarda bulunmuşlardır.'*"},"7d659fcb-96c1-59dd-8424-245eaf39b9cd":{"title":"Endülüs-Mağrib Sanatı","description":"Burada görülen, Mağrib kökenli katı dindarlıktan alan aynı sanatın iki farklı aşamasıdır. Bu sanatın Endülüs üzerindeki etkisinin artmasıyla, Cebelitarık Boğazının iki yakasının sanatında ortak özellikler ortaya çıkmıştı. İlk başta gayet sade olan bu sanat, Endülüs'te daha önceden var olan sanatın etkisiyle giderek karmaşıklaştı.","quote":"*'Murabıtlar ve Muvahhidler: Endülüs-Mağrib özelliği taşıyan bir sanat.'*"},"7dc9303d-b5b2-5fef-b408-8178d88f89d2":{"title":"Yerleşimler ve Ev Hayatı","description":"Müslüman evinde kadınlar çocuklara bakar, mutfak işlerini üstlenirlerdi. Suyu ihtiyaç oldukça kullanmak üzere büyük küplerde bekletirlerdi. Küplerde ayrıca zeytinyağı ve tahıl, daha küçük olanlarında ise balık, et ve meyve konserveleri depolanırdı. Sütü başka ürünlere dönüştürür, geleneksel tariflere göre yemekler hazırlayıp, odun kömürüyle besledikleri ocakta pişirirlerdi. Özellikle bütün marifetlerini ortaya serdikleri aile içi kutlamalarda yemekleri sofra takımlarında sunarlardı.","quote":"*'Ev hayatı: Kadın, ailenin rahatı için çalışıyor.'*"},"7e1dd92e-fca9-5d89-aaaf-7b9903fb14af":{"title":"Memluk Sultanlığı’nda Günlük Yaşam","description":"Memluk Sultanlığı içerisinde yaşayan halkın hiyerarşisinde, Memlukların kendisi şehir ve köylerdeki diğer nüfustan ayrı yaşayan eliti oluşturuyordu. Dönemin toplumu, etnik köken, din ve hatta dil açısından şaşırtıcı derecede karışık idi. Mısır'da, büyük oranda Türk ve Kafkas olmak üzere yabancı asıllı Memluklara ek olarak Mısır yerlileri, ayrıca Araplar, Ermeniler, Suriyeliler ve Yunanlılar yaşıyordu. Memluk Sultanlığı'nın sıradan halkı hakkında ne yazık ki çok az şey biliniyor çünkü dönemin tarih kaynakları, daha ziyade Memluk sultanlarının ve elitinin başarıları üzerinde durmuştur.","quote":"*'Dönemin toplumu, etnik köken, din ve hatta dil açısından şaşırtıcı derecede karışık idi.'*"},"7e85c07a-48f2-5fc5-b04e-c0bb4eaed801":{"title":"Kutsal Topraklara Hac Yolculuğu"},"7eda07a3-0574-54d9-a9c2-bbccf25adcc1":{"title":"Su Sistemleri","description":"Bilim ve mühendislik alanlarında uzmanlaşmış kişiler çok revaçtaydı ancak az sayıdaydı. Fakat su teknolojilerinin ölçülüp biçilmesi, değerlendirilmesi, hayata geçirilmesi ve çalışır vaziyette tutulması için böyle kişilerin varlığı hayati önem taşıyordu. Su tedariki ile ilgili işlerde uzmanların çalıştırılmasını sağlamak iyi Müslüman yöneticilerin göreviydi. Seçilen adaylar genellikle matematik, fizik, geometri, astronomi (hava ve saat tahmini) konularında bilgi sahibiydi ve daha da önemlisi peyzaj konusunda uzmandı.","quote":"*'Su tedariki ile ilgili işlerde uzmanların çalıştırılmasını sağlamak iyi Müslüman yöneticilerin göreviydi.'*"},"7f42af49-7560-50da-88eb-23e32df201f3":{"title":"Bereket Arzusu – Kudüs ve Filistin’e Hac Yolculuğu","description":"İslamiyetteki hac her ne kadar Suudi Arabistan'da bulunan Mekke ve Medine şehirlerine odaklansa da, Filistin ve özellikle Kudüs her zaman Müslüman hacılar için ana destinasyonlardan olmuştur. Gerçekten de Kudüs, Müslümanlar için üçüncü kutsal şehirdir. Allah'ın kendisi Kur'an-ı Kerim'de bu şehri kutsamış ve onu İslamiyetin ilk kıblesi olarak tayin etmiştir. Yani İslamiyetin ilk yıllarında Müslümanların duaları açısından manevi ve coğrafi merkez Mekke değil, Kudüs'tü.","quote":"*'Filistin ve özellikle Kudüs her zaman Müslüman hacılar için ana destinasyonlardan olmuştur.'*"},"7f51c07a-1225-5789-b81c-1f76126498a2":{"title":"İktidar Alanı: Saray Yapıları","description":"Yapılar topluluğunun içinde saray, hükümdarın etrafına toplananların önünde adaleti yerine getirdiği, ya da katı protokol kuralları çerçevesinde yöneticileri ya da elçileri kabul ettiği sırada, başlı başına iktidarın temsil edildiği alana, icra edildiği sahneye dönüşüyordu. Saray farklı işlevlere sahip gösterişli külliyeler oluşturan, bitkilerle bezenmiş avluların etrafına dağılan gösterişli, dev mekânlardan, büyük, zengin salonlardan kuruluydu. Bu alana ancak uzun, karmaşık bir yolla ulaşılabilirdi; bunda amaç sadece güvenliği sağlamak değil, aynı zamanda iktidarın ulaşılmazlığını sembolik olarak göstermekti.","quote":"*'Saray, saltanatın sahnesi'*"},"7fc6e76a-c529-5929-9940-9de5218a34cb":{"title":"Hayvan Tasvirleri","description":"Dini bağlamda insan ve hayvan tasvirlerinin kullanılmaması sistematik ve bilinçli bir hareketti ancak tüm diğer alanlarda gerçek ve mitolojik hayvanlar İslam sanatında önemli bir yer tutuyordu. Kuşlar ve boynuzlu hayvanlar, ejderler ve grifonlar (kartal başlı kanatlı aslan) yaygın bir şekilde kullanılırken yük hayvanlarıyla büyük ve küçükbaş hayvanlar nadiren karşımıza çıkar ve çoğunlukla yerel halk kültürünü yansıtır.","quote":"*'Gerçek ve mitolojik hayvanlar İslam sanatında önemli bir yer tutuyordu.'*"},"7fdb8cb0-22ea-566f-a81b-259013b7d4a3":{"title":"Yerleşimler ve Ev Hayatı"},"804d4535-4e46-51c6-8a4c-6dcc2261f2d1":{"title":"Su ve Günlük Hayat"},"80b0b3fa-f2d0-572d-870a-09008ef28789":{"title":"İdari Reformlar","description":"Abdülmelik bin Mervan'ın halifeliği (hd. 685–705) sırasında, idari ve siyasi merkeziyetçilik politikası uygulamaya kondu. O zamana kadar kullanılan Arap-Bizans ve Arap-Sasani sikkelerinin, yani maden paralarının yerini almak üzere, standart Arap sikkeleri geliştirildi.","quote":"*'Bizans ve Sasani sikkelerinin yerini almak üzere, standart Arap sikkeleri geliştirildi.'*"},"80c86561-0d18-5f9a-a5fe-bce7f608b2e2":{"title":"Müslüman Kadınların Giysileri ve Takıları","description":"Mısırlı kadınların giydikleri kıyafetler, gövde ve bacakların üst kısmına sarılan bir çeşit peştamal olan *izar*dan ve elbisenin üzerinden bele dolanan *mi'zar*dan oluşabiliyordu. Cübbe, göğüs bölümü kapalı, etek bölümü ise açık yaygın bir üst giysisiydi. Çeşitli uzunluktaki gömlekler keten veya pamuktan yapılıyordu. Kolların genişliği kıyafeti giyen kadının ne kadar zengin olduğunu gösteriyordu. *Şimle* ise bedenin tamamını örtüyordu. Başka ülkelerde kadınlar giysi ve başörtüsü için çok çeşitli başka seçeneklere sahipti. Türbanlar ve çok çeşitli başörtüleri, ayrıca çeşit çeşit eşarplar ve mendiller kullanılıyordu.","quote":"*'Başka ülkelerde kadınlar giysi ve başörtüsü için çok çeşitli başka seçeneklere sahipti.'*"},"81a769fe-d87f-5009-a3e9-568e47eae420":{"title":"Camiler ve Saraylar"},"82d1ab69-c61e-55a9-920a-bf67ddfb6bda":{"title":"Müslüman Batı","description":"'İslâm uygarlığının bütününe sıkı sıkıya bağlı olsa da, Atlas Okyanusundan Sicilya Boğazına dek uzanan Batı'daki İslâm âlemi, inkâr edilemez özgün karakterini başından sonuna dek korudu.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nCarmen ALONSO-RODRIGUEZ, Madrid \nMaria da Conceição AMARAL, Silves \nGaspar ARANDA, Madrid \nHouria CHERID, Algiers \nLakhdar DRIAS, Argel \nNaima ELKHATIB-BOUJIBAR, Casablanca \nÁngela FRANCO, Madrid \nÁngela GARCIA-BLANCO, Madrid \nSusana GOMEZ, Mertola \nTaha KHECHINE, Kairouan \nKamal LAKHDAR, Rabat \nSantiago MACIAS, Mertola \nMohamed MEZZINE, Fez \nMargarita SANCHEZ-LLORENTE, Madrid \nClaudio TORRES, Mertola \n \nCoordination \nMiguel GARCIA, Madrid \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Müslümanlar Orta Doğu'dan batıya doğru ilerlerken, bugün Tunus'un, Cezayir'in ve Fas'ın bulunduğu toprakları, yani kendi koydukları adla Mağrib'i, İspanya'yı ve Portekiz'i, yani Endülüs'ü ele geçirdiler. Bütün bu bölgelerin İslamlaşması, şehirleşmeyle ilgili var olan geleneklere tutunan, onların üzerinde gelişen ve böylece 9. yüzyılın şehirlerine yepyeni bir canlılık getiren karmaşık bir süreçle gerçekleşti. Münferit çatışmalar yaşandıysa da, bu gelenekler Araplarla yerel halkın ve farklı dini cemaatlerin (Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler) yan yana yaşaması için gereken zemini oluşturdu – ticari faaliyetler ve dini hoşgörü de bu yaşam tarzına zaten gayet elverişli bir ortam yaratıyordu. \nİlk başta halifeliğe bağlı olan emirlikler, yavaş yavaş bağımsızlıklarını kazandılar. Böylece İdrisiler, Endülüs Emevileri, Ziriler, Hammadiler, Muvahhidler gibi yerel hanedanlar birbirini izledi. Bunlar seslerini duyurmak üzere Doğu'daki halifelerle her alanda rekabete giriştiler: Kendi saraylarını inşa ettiler, ordu kurdular, gösterişli hükümdarlık alâmetleri edindiler, hükmettikleri toprakları ödünsüzce savundular ve ellerinde tuttular. \nİslâm uygarlığının bütününe sıkı sıkıya bağlı olsa da, Atlas Okyanusundan Sicilya Boğazına dek uzanan Batı'daki İslâm âlemi, inkâr edilemez özgün karakterini başından sonuna dek korudu. Bu karakter özellikle kökünü Doğu'dan alan mimari ve bezemedeki yeniliklerde kendini gösterir. Bu dalların Endülüs'teki ve Mağrib'teki evriminin sonucunda, Müslüman âleminin bu bölgesinin karakterini net olarak yansıtan bir sanat ortaya çıkmıştır. Fakat anıtsal yapıların ötesinde, Batı'daki İslam topraklarında günümüzde de yaşayan bir iz bırakmış bir miras daha vardır: Hayat biçimi, zevkler, hareketler, sesler, ifade biçimleri, bilgi birikimi...","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/muslim_west/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/27/portal_image/1.jpg","display_order":7}}},"82eec7f2-6d4c-57c6-b028-8d6d584a67ec":{"title":"Saray Yaşamı"},"8319f75e-c88b-5e0d-87d1-baa20d291ec5":{"title":"Mekke’deki Mescid-i Haram ve Kâbe"},"8328accb-dce9-5333-9598-eb8502278b59":{"title":"Başkent Dışında Sanat","description":"Göçebe Türk kabilelerini yeni fethedilen bölgelere yerleştirme politikası, nüfusun ağırlıklı olarak Arap oluğu bölgelerde uygulanmıyordu, ancak yönetici sınıfın Türk olduğu yerlerde bu tür bir toplum oluşuyordu. Zamanla yerel yetkililer ve askerler yerel yaşamla bütünleşiyordu. Hatta bazıları yerli kadınlarla evleniyordu ve böylece özellikle Mağrib'de 'Kuloğlu' adı verilen yeni bir sınıf doğuyordu. İmparatorluğun en uzak köşeleri olan bu topraklarda Endülüs etkisi oldukça belirgindi.","quote":"*'İmparatorluğun en uzak köşeleri olan bu topraklarda Endülüs etkisi oldukça belirgindi.'*"},"83fcd46d-b7fd-5e22-8abd-08f76c9613a8":{"title":"Su ve Günlük Hayat","description":"12\\. yüzyıldan itibaren, Fas'ın Fez kentine *sikaya* denilen halka açık çeşmelerle su tedarik edilmiştir. Bu çeşmelerin formu yüzyıllar boyunca değişmemiştir. Duvara gömülü kırık bir kemerin üzeri *zillic* denilen çini mozaikle bezelidir ve su, musluklardan bir havuzun içerisine akar.","quote":"*'Fas'ın Fez kentine* sikaya *denilen halka açık çeşmelerle su tedarik edilmiştir.'*"},"84a22b47-284c-5dd3-8bd8-63874c62d17e":{"title":"Saray Yaşamı","description":"Saray, debdebesinin yanı sıra protokol kurallarına göre yürüyen, zarif hayat tarzıyla da tanınırdı. Bu hayat tarzının içinde akrabalarla ya da elçilerle, yabancı ülkelerin önde gelenleriyle neredeyse sürekli olarak karşılıklı muhteşem hediyeler alınıp verilirdi. Hükümdarın gücünün bir ifadesi haline gelen bu hediyeler, üzerlerini süsleyen yazıların ve simgesel tasvirlerin de gösterdiği gibi, mükemmel bir propaganda aracıydı. \nSarayın gösterişli ürünlere olan talebi, saray atölyelerinin kurulmasına, şehirlerde ise ticareti de yapılan lüks el sanatlarının gelişmesine yol açtı.","quote":"*'Fildişi kutular, paha biçilmez birer hediyeydi.'*"},"8677fa0d-83e5-5593-b69a-342224da5957":{"title":"Bilim ve Bilgi","description":"Astronomide temel amaç, gözlemlerle elde edilen verilere dayanarak gezegenlerin konumunu önceden tahmin edebilmekti. Müslüman astronomlar yüksek noktaları, gökcisimlerinin hareketini ve dünyaya göre konumunu gözlemlemek üzere özel bir alet geliştirdiler: Usturlaptı bu. \nBu alet aynı zamanda denizcilikte de kullanılırdı; yön bulmakta, saat bilindiği takdirde enlemi hesaplamakta, ya da tersine, enlem biliniyorsa saati hesaplamakta da çok işe yarardı.","quote":"*'Bilimsel teknoloji: Usturlap'*"},"87981465-ac17-588c-98d9-d4f2d4298bdc":{"title":"Sicilya'da Normanlar","description":"'Araplar, Sicilya Norman Krallığı'na Yunan, Latin ve Bizanslı kökenleri İtalyan Rönesansının ilk tohumlarını atmaya yardımcı olan bir kültür mirası ve uygarlık bıraktı.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nRita BERNINI, Rome \nPier Paolo RACIOPPI, Rome \nEttore SESSA, Palermo \nPaola TORRE, Rome \n \nCoordination \nIrene SALERNO, Rome \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"827 yılında Kayrevan emirinin orduları tarafından işgal edilen Sicilya, adanın doğusundaki güçlü Yunan-Bizans direnişinin 965 yılına kadar dayanmasına karşın 1061'e kadar İslam dünyasının bir parçası haline geldi. \nKuzey Afrika, İber Yarımadası, Mısır ve Orta Doğu'dan alınan az miktardaki göçe karşın İslamiyetin sosyal yapıları yerleşti ve hızla yayıldı. Arap idaresindeki bu iki yüz yıl boyunca, bir miktar ayrımcılık yapılsa da Kur'an yasaları Hıristiyan inancının korunmasını sağladı. \nAltavilla ailesinin önderliğindeki Normanlar, güney İtalya'daki yurtlarından hareket ederek 1061'de adaya vardı. 1094'te I. Ruggiero (Altavilla'lı, hd. 1098–1101) Sicilya Eyaletini kurdu. Buranın yönetimi oğlu II. Ruggiero (Altavilla'lı, hd. 1130–54)'ya geçti. O da 1130'da Sicilya Krallığı'nı kurdu. Onun halefleri I. Guglielmo (hd. 1154–66) ve II. Guglielmo (hd. 1171–89), 1194'te Suabiya hanedanı iktidarı ele alıncaya kadar Müslümanlara, Bizanslılara ve Kutsal Roma İmparatorluğu'na karşı saldırgan politikasını sürdürdü. \nArap iktidarı döneminde olduğu gibi, Hıristiyan ve Müslüman cemaatler yan yana yaşadı ve İslam döneminden kalan sosyal ritüellerin ve geleneklerin ayakta kalmasını sağladı. Bu durum özellikle daha önceki yöneticilerin önem verdikleri yerlerin ve yapıların yeni Hıristiyan hanedanı tarafından kullanılmaya devam edilmesinde kendini gösterir. \nBu kültürel süreklilik, Normanlar ve İslam dünyası arasındaki siyasi ilişkilerle daha da güçlendi. Bu ilişkileri en bariz şekilde vurgulayan olgulardan biri, Sicilya Krallığı kurulduktan sonra Norman hanedanının İslam sanatından türetilen modelleri kullanarak Sicilya sanatına yeni bir biçim kazandırma yönündeki güçlü isteğiydi. Bu modeller, sanat ve mimarideki mevcut, sade Sicilya-Arap ve Bizans formlarına bilinçli bir şekilde eklenmiştir. \nSonuçta ortaya, Sicilya-Norman sanatını Ortaçağ Avrupasının ve Akdenizinin en özgün sanatlarından biri haline getiren bir sentez çıkmıştır.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/siculo_norman/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/25/portal_image/1.jpg","display_order":16}}},"89e7d33e-fcb7-5aa7-9d7f-b32dc0373d7c":{"title":"Üç Kültürün Birlikteliği","description":"Kimi zaman tarihsel değerlerinden dolayı, kimi zaman yeniden kullanılmak üzere, ya da sadece maddi değerleri için, başka bir dine ait dini eşyalar dini kurumlar tarafından korunmuştur. Bunlar, Müslüman Batı'nın tarihinde yer alan farklı kültürleri ve mirası daha iyi tanımamızı sağlıyor.","quote":"*'Dini kurumlar, mirasın koruyucuları'*"},"8aaef163-92d1-584e-b208-20da9b7fd02e":{"title":"Hat Okulları","description":"Bölgelerdeki sosyal yapının etkisiyle farklı dönemlerde birçok hat stili gelişti. Batıdaki eyaletlerde, yani kuzey Afrika ve Endülüs'te, kuzey Afrika'nın Berberi mirasının etkisiyle *Mağribi* hattı ortaya çıktı. Diğer taraftan birçok kültürün bir arada bulunduğu Sicilya'da, Normanlar çeşitli olayları belgelemek ve hatırlamak için Arapçayı da içeren çok dilli yazıtlar hazırladı.","quote":"*'Batıdaki eyaletlerde, yani kuzey Afrika ve Endülüs'te,* Mağribi *hattı ortaya çıktı.'*"},"8b0e746f-e8de-560d-b25c-4bf6ebf52fe3":{"title":"Müslüman Kadın Hamiler"},"8b2c362e-437e-54a1-8dd6-250b89aa0eb5":{"title":"Explore Islamic Art Collections"},"8b555882-9559-52d8-ae93-cfbbd27f9bfe":{"title":"Saray Eğlenceleri ve Kutlamaları"},"8ba9ac70-d9d1-566c-a0f5-e8b951a601fd":{"title":"Camiler ve Saraylar","description":"Tüm Fatımi eyaletlerinde camilerin içlerinde ve tefrişatında bol miktarda dini içerikli zarif yazılar ve karmaşık Arabesk süslemeler yer alıyordu. Halifelerin himayesi sayesinde en yüksek standartlarla bir zanaatkârlık ve hanedanlığın dini ve ideolojik inançlarının sanatsal yollarla ifade edilmesi teminat altına alınıyordu.","quote":"*'Halifelerin himayesi sayesinde hanedanlığın dini ve ideolojik inançlarının sanatsal yollarla ifade edilmesi teminat altına alınıyordu*.'"},"8c63340a-4f5b-5eea-b058-3a168de8b461":{"title":"Mudéjar Üslubunda Halk Sanatı ve Dinsel Sanat","description":"Soylulara yönelik sivil Mudéjar sanatının dışında, halkın yararlandığı ibadet mekânlarında, bölge kiliselerinde, manastırlarda ve manastır okullarında göze çarpan, dinsel, avam bir Mudéjar sanatı da mevcuttur. Dinsel Mudéjar sanatında, Müslüman kültürüne ait mimari öğeler ve bezemelerle Romanesk ve Gotik üslubunun kaynaştığı görülür. Sözgelimi, tuğlanın yapı malzemesi olarak taşın, ahşap tavanların ise tonozlu örtü sistemlerinin yerine geçmesi böyle olmuştur. Bunun dışında, birtakım genel özellikler hesaba katılmadan bakıldığında, Mudéjar sanatı bölgelere göre, bölgelerin Hıristiyan krallar tarafından fethedildiği tarihe göre farklılıklar gösterir.","quote":"*'Soylulara yönelik sivil Mudéjar sanatının dışında, dinsel, avam bir Mudéjar sanatı da mevcuttur.'*"},"8c88e6e2-52cb-52db-ae22-4a2afe00294d":{"title":"Dokumalarda Geometrik Bezeme","description":"Dokumalarda yazı, özellikle düz hatlı, köşeli, geometrik Kûfi yazı da bir bezeme unsuru olarak kullanılır. Yazı genellikle kumaş yüzeyine kuşaklar halinde yayılır, ama aynı zamanda çeşitli geometrik motiflere de uyum sağlayabilir. Öte yandan harflerin gözleri de geometrik desenlerle doldurulur. Dokumaların üzerindeki yazılarda kumaşın yapıldığı yer belirtilir, Allah'a ve hükümdarlara övgüler düzülür. Bazıları da Kur'an'dan ayetler ya da şiirlerdir.","quote":"*'Yazı kumaş yüzeyine kuşaklar halinde yayılır.'*"},"8d1948a8-5d3f-58f4-be9a-e443a4b2078b":{"title":"Bilim ve Bilgi","description":"Müslümanlar bilimsel alanda, dünyadaki en ileri seviyeye ulaştılar. Bizans ve Sasani İmparatorluklarının fethinden sonra Müslümanlar onların kütüphanelerine de ulaşarak, klasik Antik dünyanın ve Doğu'nun kitaplarda mevcut olan bütün birikimini tercüme etme ve keşfetme şansına kavuştular. Bu sayede bütün bilimlerde, tabii bilimin temeli olan din bilimlerinde de ileri gittiler.","quote":"*'Yüksek eğitim merkezi: Medrese'*"},"8d71ce09-ebae-530f-ab2a-0c71746f1822":{"title":"Norman Fethinden Önce ve Sonra Müslümanlaşan Topluluklar"},"8fb7d82f-7aa1-51a8-a1b6-61a100dee9f6":{"title":"İktidarın Görsel Dili"},"8fc8d244-2d43-5bf9-99f7-fd9e84dcf3eb":{"title":"Ürdün","description":"Osmanlı idaresi altındaki Ürdün’ün tarihi, başlıca üç konu etrafında irdelenir; İdare, Hacıların konakladıkları kaleler ve istasyonlar; Hicaz demiryolu. \nÜrdün’ün özellikle Osmanlı yönetiminin ikinci yarısındaki (1864 – 1918) idari sistemi başlıca iki coğrafi bölgeden oluşuyordu; kuzeyde Aclun ve İrbid; güneyde es-Salt, Kerak, Ma'an ve Tefile. Bunların hepsi, Biladü’ş-Şam’ın en üst düzeydeki idari görevlisi olan Suriye valisine tabiydi. 1878’de Osmanlılar Çerkez muhacirleri Arap topraklarına yerleştirdi. Onlar da, Ürdün’deki farklı kültürlerden etkilenerek yeni köyler ve şehirler kurdular.","quote":"Osmanlı idaresi altındaki Ürdün’ün tarihi, başlıca üç konu etrafında irdelenir; İdare, Hacıların konakladıkları kaleler ve istasyonlar; Hicaz demiryolu."},"906067fa-11f7-54b0-a094-74a0bbde97ff":{"title":"Kahire, Şam ve Kudüs: Memluk Entelektüel Yaşamının Merkezleri","description":"Kahire, halifeliğin merkezi olarak İslam eğitimi ile ilgili ve entelektüel faaliyetlerde başı çekiyordu. Başta Ezher Üniversitesi ve Sultan Hasan Külliyesi olmak üzere dini kurumlar, sultanlardan ve kıdemli devlet memurlarından önemli miktarda bağışlar alırdı. Böylece Sünnilik ve başta tıp olmak üzere bilim ile ilgili çalışmalar desteklenirdi. Sultan Kalavun'un 1284'te Kahire'de yaptırdığı örnek *bimaristan* (hastane) bu sayede cerrahi ve göz hasalıkları gibi birçok dal ile ilgili eğitim olanaklarına, 10 kişilik bir yatak kapasitesine, kapsamlı bir kütüphaneye ve bir eczaneye sahip oldu.","quote":"*Sultan Kalavun Bimaristanı'nda cerrahi ve göz hastalıkları gibi birçok konu okutuluyordu.'*"},"91a64bcb-07fa-5fe8-a772-1643e67fe98b":{"title":"Su Kullanımı: İçme ve Temizlik","description":"Çöl bölgelerinde su kıt ve dolayısıyla değerli olduğundan, insanların su içmek ve yıkanmak için kullandıkları gereçler çoğunlukla bol süslemelidir. Yukarı Mısır'daki Kus eyaletinin Memluk valisinin evi gibi zengin evlerde, yemekten önce ve sonra kakmalı maden ibriklerden misafirlerin ellerine su dökülür ve ellerin altına bir leğen tutulurdu. Memlukların kakmalı maden leğenlerinin iç tabanları çoğunlukla, leğen su ile dolduğunda yüzmeye başlayacaklarmış gibi duran iç içe geçmiş balıklarla bezenirdi. Benzer şekilde, Çinlilerin *seladon* seramiklerini taklit eden yeşil sırlı Memluk çömleklerinde de balık motifine rastlanır.","quote":"*'Çöl bölgelerinde su kıt ve dolayısıyla değerlidir.'*"},"9246e5d1-d625-54a9-a9cb-348e8099b248":{"title":"Seramik Kaplarda Geometrik Bezeme","description":"Geometrik kompozisyonlar, bitkisel motiflerle birlikte de kullanılabilir. Bitkisel motifler, genel kompozisyonun içinde ikinci planda kalsalar da geometrik bezemeyi zenginleştirir, motifin bazı ana noktalarını ortaya çıkarır, bazen de sadece geometrik motifin sınırını belirlediği boşlukları ya da zemini doldurur.","quote":"*'Bitkisel motifler geometrik bezemeyi zenginleştirir.'*"},"9275ed46-c379-591c-b8f5-c59e0879225f":{"title":"Kelam’ın Medeniyeti","description":"Hamilerin adlarını ve unvanlarını yazma ve ona bereket dileme geleneği, özellikle söz konusu eserler cami veya medrese gibi kamu kurumlarına hediye edildiği zaman, hamilerin yaptıkları hayır işlerini gelecek nesillere aktarmak istemelerinden kaynaklanmaktadır. Eserler, kimi zaman destinasyonlarına ulaşmak için uzun yollar kat ediyordu ve bu nedenle yerel ustalara ilham verme potansiyeline sahipti. Diğer taraftan bazı zanaatkârlar hüsnühattı sadece dekoratif amaçlarla kullanmış ve aslında okunması için yazılmamış olan okunaksız yazılar yazmıştır.","quote":"*'Bazı zanaatkârlar hüsnühattı sadece dekoratif amaçlarla kullanmış ve okunaksız yazılar yazmıştır.'*"},"929519b4-bcdf-5831-adb9-06ef4ef80b6b":{"title":"Dünyanın Geri Kalanı: Diplomatik Temaslar ve Uluslararası Ticaret","description":"Kahire, Şam ve Kudüs kentlerinde, sayısız özel çarşılar veya ticaret merkezleri vardı (ayrıca *suk,* han ve *vikala* olarak bilinen kervansaraylar). Bu tür çarşılar ticaret kervanlarını ağırlardı ve çok uzaklardan gelen tüccarların egzotik malları buralarda güvenli bir şekilde saklanırdı. *Vikala*larda satılan ürünlerin uluslararası çeşitliliği ki, bunların arasında çömlekler ve kumaşlar bulunurdu, yerel zanaatkârlara ilham kaynağı olurdu. Dekoratif sanatlar, Memluk himayesinden güç alarak ve saray atölyelerinde ya da Mısır ve Suriye'nin her yerindeki kent pazarlarında üretilerek, zanaatkârlık ve tasarım açısından yeni zirvelere ulaştı.","quote":"*'Dekoratif sanatlar, Memluk himayesinden güç alarak zanaatkârlık ve tasarım açısından yeni zirvelere ulaştı.'*"},"93c54687-ed57-54c6-8dc9-82032411c77b":{"title":"Kitap Sanatlarında Geometrik Bezeme"},"93d8ebf1-31d8-5e89-966d-89b3cb0abebd":{"title":"Emevi İdaresi Altında Hıristiyanlar"},"94130d65-0910-5b0b-a913-78dfa23191b4":{"title":"Üç Dinin Kutsal Toprakları"},"94a60eaa-c709-51fa-b5cd-f7f16a0f40a8":{"title":"Tunus"},"94fec78e-a38a-50eb-964d-7cb6963f9585":{"title":"Türkiye","description":"Osmanlıların Batı sanatına, mimarisine ve şehirciliğine duydukları hayranlık, Lale Devrinde (1718–30) yeni bir beğeninin doğmasına yol açtı. Sonraki onyıllarda, giderek daha yoğun şekilde Barok ve Rokoko öğeleri Osmanlı tarzına dâhil oldu. Böylece Ampir, Neo-Klasik ve Eklektik üsluplar 19. yüzyılda oldukça benzer hale geldi.","quote":"Osmanlıların Batı sanatına, mimarisine ve şehirciliğine duydukları hayranlık, Lale Devrinde (1718–30) yeni bir beğeninin doğmasına yol açtı."},"955c7ce6-0ff9-5519-9478-5130c4e3d1c8":{"title":"Su Kullanımı: İçme ve Temizlik","description":"Yıkanmak ve su içmek, canlı türlerinin çoğu için vazgeçilmezdir. Müslümanlar ise, inançları gereği namazdan önce abdest almak zorundadır. Bundan dolayı camilerde şadırvanlar bulunur ve bunlardan bazıları bitkisel motiflerle ve yazılarla süslenmiştir. Hacı adayları, yanlarındaki az sayıda eşyanın arasında uzun yolculukları boyunca susuz kalmamak için seramikten su mataraları taşırdı.","quote":"*'Hacı adaylarının çoğu, yanlarındaki az sayıda eşyanın arasında su mataraları taşırdı.'*"},"95694260-7655-5184-a4d8-7c24d7fd8562":{"title":"İdari Reformlar","description":"Müslümanlar, varlıklarının ilk 70 yılında egemenlik alanlarının tamamına yönelik olarak yeni ve Arapça konuşulan bir idari sistem getirme yönünde herhangi bir girişimde bulunmadı. Daha ziyade her eyalet, eski rejimin geleneklerine uygun olarak yaşamaya devam etti. Suriye'de idaresi halen bölgedeki Hıristiyanların elindeyken gelirler idaresinde konuşulan dil Yunancaydı. Ancak mali idare alanında Araplar, tamamen yeni bir sistem getirdi. Bu sisteme göre, yeni devletin vatandaşlık haklarının tamamına sahip üyeleri, düzenli bir gelire (*ata*) de hak kazanıyordu. Sistem, yerel halktan alınan vergilerle finanse ediliyordu. Başlıca vergiler toprak vergisi (*haraç*), maddi veya ayni sabit bir vergi ve her yetişkin gayrimüslimin gelirine göre ödemek zorunda olduğu kelle vergisi (*cizye*) idi. Rahipler, keşişler ve engelliler cizyeden muaf idi.","quote":"*'Her eyalet, eski rejimin geleneklerine uygun olarak yaşamaya devam etti.'*"},"968db63b-b20a-5f2d-94c5-02edf7fd6fea":{"title":"Sofra Kültürü"},"96e50aab-a868-5824-b376-8cdd7e37d384":{"title":"İslam Sanatında Figürlü Bezeme","description":"'İnsan ve hayvan figürleri, en başından itibaren İslam sanatında ve mimarisinde görülür ve farklı dönem ve bölgelerde, çeşitli malzemeler üzerinde görülmeye devam eder.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nManal BASYOUNI, Aqaba \nGhazi BISHEH Amman \nJens KRÖGER, Berlin \nAida NAGHAWI DODO, Amman \nMohammad NAJJAR, Amman \nSamarah WOROUD, Irbid \n \nCoordination \nGhada AL-YOUSEF, Amman \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"İnsan figürleri, kuşlar ve diğer hayvanlar en başından veri İslam sanatında ve mimarisinde görülür ve farklı dönem ve bölgelerde, çeşitli malzemeler üzerinde görülmeye devam eder. İslam sanatında baskın bir unsur olmasa da, figüratif sanat, kendisinden önce gelen geç Antik çağın sanatına kıyasla çok çeşitli formlarda (tablo, kabartma ve heykel olarak) ve taş, mozaik, sıva, fildişi, cam, seramik, metal, ahşap, kumaş, deri ve kâğıt gibi çok çeşitli malzemelerde karşımıza çıkar. \nİslam sanatındaki figürler, dini konulardan (örneğin Hz. Muhammed'in Mekke'den Kudüs'e yaptığı mistik yolculuk (*isra*) ve göğe yükselişi (*miraç*)) dünyevi konulara (örneğin saray mensuplarının müzikli eğlenceleri, şölenleri ve avları) kadar değişen geniş bir yelpazede karşımıza çıkar. İslamiyette figüratif sanat, Hıristiyan sanatından farklı olarak dini amaçlara hizmet etmesi için icra edilmemiştir. İslam sanatının repertuarında figürlü görsel semboller fazla önemsenmemiş gibi görünse de, aslında, yaygın kanının aksine, Kur'an'da bu tür sanatla ilgili bir yasaklama yoktur. İnsan ve hayvan tasvirleri, sadece cami gibi dini mekânlarda yasaktır. \nİslam sanatında figürler, başlangıç evresinde örneğin Klasik, geç Antik, Bizans ve Sasani üsluplarından gelen çeşitli etkileri ve prototipleri bir araya getirmiştir. Daha sonra, Orta Asya, Hindistan, Çin ve Avrupa kaynaklı olanlar gibi başka sanat gelenekleri de bu yelpazeye dâhil edilmiştir. Bunun sonucunda ayrı geleneklerin, farklı kökenlerine karşın kendine özgü bir İslami karakter kazanan zengin sentezler ortaya çıkmıştır.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/figural/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/20/portal_image/1.jpg","display_order":12}}},"97f0d7d4-686c-530b-b13e-3459e7fb2772":{"title":"Terzilikte Ustalık: Tiraz ve Dönemin Giysileri","description":"Fatımi dönemi boyunca Mısır, ürettiği lüks kumaşları ve özellikle Dimyat, Dabık, Tanis, İskenderiye ve Şata gibi kentlerde bulunan ve *darüttiraz* olarak bilinen tekstil atölyeleri dolayısıyla ün kazanmıştı. Farsça *tiraz* (ya da *tıraz*) kelimesi, bir kumaş parçasının veya giysinin kenarında yer alan ve üzerlerinde kutsama yazıları ve – Fatım döneminde – iktidardaki halifenin veya yüksek mevki sahibinin ismi bulunan işlemeli dekoratif şeritleri anlatır. Her *tiraz* atölyesinde, özellikle halifenin kendisi için üretilen kumaşların üretimini, paketlenmesini ve naklini denetleyecek bir müdür vardı. Bu müdürlerin statüsü son derece yüksekti; yüksek bir maaş alırlardı ve Kahire'ye her geldiklerinde bir karşılama geçidi ve resepsiyon ile onurlandırılırlardı.","quote":"*'Fatımi döneminde Mısır,* darüttiraz *olarak bilinen tekstil atölyeleri ile ünlüydü.'*"},"9829971b-8342-5ad0-adce-e00bc28b63c2":{"title":"Bazı Bitki ve Çiçeklerin Yeri","description":"Müslüman kültüründe her zaman bitkilere ve çiçeklere derin bir sevgi duyulmuş ve bahçelere özen gösterilmiştir. Birçok bitki sadece güzelliği ya da şifa verici özelliği nedeniyle değil dini veya ilahi anlamı nedeniyle de tercih edilmiştir. Doğanın mucizeleri olarak, bunlar Allah'ın yaratma ve hayat verme gücünün bir başka işaretiydi. Bitkilerin her yıl çiçeklenip ölmesi, kişileri insanın durumu ve İslamiyetin tüm gerçek inananlara bulunduğu dirilme ve Cennette ebedi bir hayat yaşama vaadi üzerinde düşünmeye davet ederdi.","quote":"*'Belli bitki ve çiçekler çoğunlukla dini veya ilahi anlamı nedeniyle tercih edilirdi.'*"},"982c8126-411c-56dc-8e82-defe108e4e2e":{"title":"Lüks İhracat","description":"İslam sanatının güzelliği ve zarafeti, yüzyıllarca Batı'nın hayranlığını uyandırmıştır. Örneğin Ortaçağda, Orta Doğu kökenli kumaşlar ve dekoratif ürünler, kilise hazinelerine eklenen popüler parçalardı. Osmanlı İmparatorluğu'nun yükselişi ve dünyadaki ekonomik sistemin gelişmesiyle beraber, filizlenen Osmanlı sanatının ürünleri tüm dünyada büyük bir talep görüyordu. Günümüze ulaşan Osmanlı sanatı eserlerinin büyük bir bölümü, ihracat amaçlı olarak üretilmişti. Osmanlı İmparatorluğu'nun bir zenginlik ve lüks ülkesi olarak imajı, büyük ölçüde yaygın bir pazar ve han ağından edinilen bu tür sanat eserlerinden kaynaklanıyordu.","quote":"*'Filizlenen Osmanlı sanatının ürünleri tüm dünyada büyük bir talep görüyordu.'*"},"985ee9aa-03b0-5c47-b575-bf5cdd263b4b":{"title":"Bayındırlık Yönetimi","description":"Abbasiler, artan nüfusla birlikte iyi bir şehir planlamacılığının ne kadar önemli olduğunun farkında olmalarından dolayı, iletişim ve nakliye hatlarına özel önem verilen çok sayıda kasaba ve şehir kurdu. İfrikiye'nin Ağlebi yöneticileri, sarayları, parkları ve bahçeleri için Kayrevan'ın yaklaşık 8 km uzağına Rakkada'yı kurdu. Daha doğuda ise Abbasiler, Suriye topraklarında Rakka ile Irak'ın Musul şehri arasındaki ana yol üzerinde müstahkem Harab Seyyar kasabasında yeni evler inşa etti.","quote":"*'**İletişim ve nakliye hatlarına özel önem verilen kasabalar ve şehirler kuruldu.'*"},"98c2e587-fe2e-561f-800d-0429b0889c72":{"title":"Mimaride Geometrik Bezeme","description":"Duvarlar, değerli kumaşları hatırlatan bir tarzda, aslı renkli olan, kabartma geometrik kompozisyonlar barındıran pano ve frizlerle kaplanmış. \nÜç boyutlu bezeme, Batı'da *mukarbas,* Doğu'da ise *mukarnas* olarak adlandırılan, kemerlerin üzerlerinde ve pencere kornişlerinde kullanılan motifle birlikte ortaya çıktı. Mukarnas, birbirine bağlanan, farklı formlarda prizmatik parçalardan oluşur. \nVe nihayet, Kûfi yazıdan yola çıkılarak geliştirilen geometrik hatlı bezeme, dini ve sivil yapıların frizlerini donatırdı.","quote":"*'Duvarlar, tıpkı değerli kumaşlar gibi panolar ve frizlerle kaplıdır.'*"},"9925ba99-2ee6-5c86-a78c-af21daac6624":{"title":"Türkiye"},"9b603cf4-3d1b-5d98-b644-0c415a7c2a10":{"title":"Kutsal Yerlerin Koruyucuları"},"9bff6ece-d3d2-5f2a-b7cc-fb1f33c3e113":{"title":"Resmi Sanat Koruyuculuğu"},"9d1ba52c-7e9b-5e9d-9ef2-729fa7e30e96":{"title":"Ağlebiler: Abbasilerin Kalkanı","description":"Ağlebiler, Kayrevan, Manastır, Suse ve Tunus kentlerinde önemli mimari eserler inşa ettirdi. İfrikiye, Doğu ile Batı ve Endülüs ile Sudan arasındaki başlıca ticaret yolu haline geldi. İfrikiye'deki tarım ve dokumacılık ve seramik gibi başka endüstriler çok gelişti. Ağlebilerin çöküşü, başlıca olarak İfrikiyeli insanları kendisine destek olmaktan uzaklaştıran III. Ziyadatullah'ın dönemine (hd. 903–9) damgasını vuran uçarılıktan ve savurganlıktan kaynaklandı. Bunların sonucunda İfrikiye direniş göstermeden Fatımilere teslim oldu.","quote":"*'**İfrikiye, Doğu ile Batı ve Endülüs ile Sudan arasındaki başlıca ticaret yolu haline geldi.'*"},"9d1c91d5-e536-5351-9c97-8a1d1755f2dd":{"title":"Hat Okulları","description":"Hattatlar, mesleğin seçkin ustaları tarafından resmi bir eğitim alıyordu. Çoğu, sarayda ve hükümet ile ilgili resmi görevlerde çalıştırılıyordu. Bazı devlet görevlileri ünlü hattatlar haline geldi. Abbasi veziri İbn Mukle bunlara bir örnektir. İbn Mukle'nin kusursuz yazının kurallarını tanımladığı elkitabı hattatlar için temel kaynak olmuştur.","quote":"*'Abbasi veziri İbn Mukle gibi bazı devlet görevlileri ünlü hattatlar haline geldi.'*"},"9d838b06-c754-52b5-b005-6c418fbd4fdc":{"title":"Mücevherat: Zenginlik, Saygınlık, Güven","description":"Müslümanlar, mücevherata her zaman büyük önem vermiştir. Erkekler kıyafetlerini ya da sarıklarını mücevherle süslerdi; hatta bazen, kadınlar gibi kulaklarına küpe taktıkları da olurdu. Bununla birlikte mücevheratın esas kullanıcıları kadınlardı. Onlar toplumsal konumları ne olursa olsun, süslenmeyi severdi. Nasri vakanüvis İbn Hatib'e göre Granada kadınları mücevher ve kıyafet için birbiriyle yarışırmış, hatta yazdığına göre “... ne yazık ki, bugün süslenme, kokular sürünme, gösteriş hevesi, pahalı kumaş ve mücevher çılgınlığı o raddeye vardı ki, artık bu kadarına ahlâksızlık denir.”","quote":"*'Saygınlığın ve sosyal konumun göstergesi'*"},"9da4357e-97c6-5bd4-aadd-f2077c7eccf0":{"title":"Seyahat ve Ticaret","description":"Atabek ve Eyyubi idaresi altında, Suriye ve Cezire'deki kentler önemli siyaset, ekonomi ve kültür merkezleri haline geldi. Askerler, bilginler, tüccarlar ve zanaatkârlar bölgeye akın etti ve burayı Araplar, Farslar, Türkler ve Kürtler için canlı bir sosyal merkeze dönüştürdü. Sonuçta, farklı diller konuşan, farklı etnik kökenlere sahip bir toplum ortaya çıktı.","quote":"*'**Askerler, bilginler, tüccarlar ve zanaatkârlar bölgeye akın etti.'*"},"9e30bc38-26f6-5892-9b38-6c81101cb0d5":{"title":"Müslüman Kadınların Giysileri ve Takıları","description":"İslamiyet, hem erkeklerin hem de kadınların sade bir şekilde giyinmelerini emreder. Müslüman kadınların başlarını örtmeleri ve boyundan ayak bileğine uzanan uzun kollu kıyafetler giymeleri istenmektedir. Herkesin uyduğu bu genel kuralların dışında, Müslüman kadınların giydiği kıyafetler, kumaş, desen, giyme düzeni, başörtülerin ve aksesuarların stili açısından kültürden kültüre ve dönemden döneme büyük farklılıklar görülür. Sosyal sınıf ve etnik köken de kadınların görünüşünde rol oynamıştır.","quote":"*'İslamiyet, erkeklerin ve kadınların sade giyinmelerini emreder ve kadınların başlarını örtmeleri ister.'*"},"9f0c366a-10e7-53d5-91e8-2d8a35ffc22a":{"title":"Geometrik Bezeme","description":"'Roma, Bizans, İran ve Berberi sanatından etkilendiklerine göre, Müslüman sanatkârlara geometrik bezemenin yaratıcısı denemez, ama bu sanatı büyük ölçüde geliştirip en olgun seviyeye eriştiren de onlardır.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nCarmen ALONSO-RODRIGUEZ, Madrid \nMaria da Conceição AMARAL, Silves \nGaspar ARANDA, Madrid \nHouria CHERID, Algiers \nLakhdar DRIAS, Argel \nNaima ELKHATIB-BOUJIBAR, Casablanca \nÁngela FRANCO, Madrid \nÁngela GARCIA-BLANCO, Madrid \nSusana GOMEZ, Mertola \nKamal LAKHDAR, Rabat \nSantiago MACIAS, Mertola \nMohamed MEZZINE, Fez \nMargarita SANCHEZ-LLORENTE, Madrid \nClaudio TORRES, Mertola \n \nCoordination \nMiguel GARCIA, Madrid \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Geometri İslam sanatında ağırlıklı unsur olup diğer motifler de genellikle geometriye bağlı olarak yorumlanır. Geometrik bezeme mimaride olduğu kadar el sanatlarında, seramikte olduğu kadar dokumalarda veya kitap sanatlarında da görülür. Malzeme, boyutlar ya da teknik ne olursa olsun, motifler hemen hemen aynıdır. \nRoma, Bizans, İran ve Berberi sanatından etkilendiklerine göre, Müslüman sanatkârlara geometrik bezemenin yaratıcısı denemez ama bu sanatı büyük ölçüde geliştirip en olgun seviyeye eriştiren de onlardır. \nMüslümanların geometrik bezemede belli bir seviyeye ulaşmasında, İslam kültüründe matematiğe, örneğin Pisagor matematiğine duyulan ilgi de etkili olmuştur. \nBu durum, geometrik geçmelerde ya da zencireklerde çok açıkça görülür. İslamiyet öncesi süsleme sanatının mirasçısı olan bu tür bezemenin giderek karmaşıklaşmasıyla, birbirine geçmiş şeritlerden oluşan düğümlü motifler ortaya çıktı. Simetrik tekrarlamalar, çoğaltmalar ya da bölmelerle, her tür malzeme ve biçim üzerinde, belli bir merkezin etrafında kare, eşkenar dörtgen, altıgenler, sekizgenler; altı, sekiz, on iki, hatta daha çok kollu yıldızlar gibi olağanüstü çeşitlilikte şekiller meydana getirilebiliyordu. Renklerin zenginliği ve tonların birbirine uygunluğu kompozisyonları iyice ortaya çıkarıyor, böylece pek çok farklı düzlem olduğu yanılsaması yaratılabiliyordu. Bezemeyi zenginleştirmek üzere, gerek *sebka* denen baklavalı şebekelerde olduğu gibi tekrarlamalı motiflerle, gerek dokunun içinde zıtlıklar yaratmak yoluyla, gerekse mukarnasların yaygın olarak kullanılmasıyla üç boyutlu görüntülere de ulaşılabilmişti. \nBazıları doğal motiflerin soyutlaştırılmasıyla elde edilen geometrik motifler, üzerine işlendikleri nesnenin ya da binanın işleviyle uyumlu sembolik anlamlardan da yoksun değildi.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/geometric/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/21/portal_image/1.jpg","display_order":14}}},"9f7848ae-c4b1-5425-8491-708ef71e028d":{"title":"Su Sistemleri","description":"Romalılar tarafından inşa edilen sistemler yüzyıllar içerisinde kullanılmaya devam edilirken, İslam medeniyetinin su tedarikine yaptığı katkılar da önemlidir. Araplardan alınan önemli göç ve nüfus artışı, tarımsal üretime yatırım yapan yeni bir toprak sahibi sınıfının doğmasına yol açtı. Dolayısıyla Romalılardan kalan su sistemleri Müslüman hanedanların yönetimi altında daha da geliştirildi. Yeraltı kanallarının, düzenli kanalların, sukemerlerinin, sarnıçların, barajların, yağmur rezervuarlarının ve su dolaplarının da dâhil olduğu çok sayıda su sisteminin inşa edilmesi bunun kanıtıdır.","quote":"*'Romalılardan kalan su sistemleri Müslüman hanedanların yönetiminde daha da geliştirildi.'*"},"9faade38-b220-5c24-8c3c-705dc77ce345":{"title":"Müslüman Kadınların Giysileri ve Takıları","description":"Kıyafetlerin çoğunlukla bir şeklide iliklenmesi ve bağlanması gerekiyordu. Varsıl kadınlar, hem işlevsel hem de süs niteliğinde olan zarif altın ve gümüş kopçalar ve tokalar kullanabiliyordu. \nGiysinin çarpıcılığını daha da arttırmak için bolca takı ve aksesuar kullanılmıştır. Konumları ne olursa olsun, kadınlar sosyal organizasyonlarda sadece güzelliklerinin değil, zenginliklerinin de göstergesi olarak sahip olduklarını sergilemekten gurur duyardı. Aslında mücevherler, ihtiyaç duyulduğunda paraya dönüştürülebilecek birikimler olarak toplanırdı. Bazı mücevher tasarımlarında Kur'an'dan ayetler, dualar veya nazara karşı koruyucu tılsımlar yer alırdı.","quote":"*'Giysinin çarpıcılığını daha da arttırmak için bolca takı ve aksesuar kullanılmıştır.'*"},"a04edab2-8889-509d-8f02-71d9be653c47":{"title":"Hanedan Kadınları: Fatıma Zehra’nın Torunları","description":"Fatımi prensesleri, ülkenin her yerinde saraylar ve dini kurumlar yaptırmıştır. Kahire'deki Batı Sarayının salonlarından birinin Halife Hâkim'in kız kardeşi Sittü'l-Mülk'e ithaf edilmiş olduğunu ve buranın saray yaşantısına ve avlara ait sahnelerin bulunduğu oymalı ahşap panellerle dolu olduğunu biliyoruz. Halife el-Amir bi-Ahkâm Allah'ın (hd. 1101–30) karısı Seyyide Ulam el-Ameriyye, dördüncü büyük halife İmam Ali'nin yine kutsal sayılan kızı Seyyide Rukayya için süslü bir türbenin yapılmasını emretmiştir. Himayesi anısına üzerinde Kufi hatlı yazı yer almaktadır. Türbe, tik ağacından muhteşem bir ahşap mihrap ile donatılmıştı.","quote":"*'Fatımi prensesleri, ülkenin her yerinde saraylar ve dini kurumlar yaptırmıştır.'*"},"a09c8ed7-01f3-5c9b-bd21-96a1d81c4678":{"title":"Kadınlar","description":"'İslamiyet, kadınlara toplum içinde ayrılmaz bir yer vermiştir; Müslüman kadınlar, gerek evde, meslek hayatında, gerekse hayır işlerini himaye ederek ya da sanatta, yaşadıkları kültürlere aktif olarak katkıda bulunmuşlardır.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nMohammad ABBAS, Cairo \nNoorah AL-GAILANI, Glasgow \nUlrike AL-KHAMIS, Edinburgh \nJamila BINOUS, Tunis \nAicha BENABET, Tunis \nHouria CHERID, Algiers \nElsayed HAMAD, Cairo \nMourad RAMMAH, Kairouan \nSalah SAYAOUR, Cairo \nTarek TORKY, Cairo \n \nCoordination \nEnaam Selim, Cairo \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"İslamiyet, kadınlara toplum içinde ayrılmaz bir yer vermiştir. Hakları, ödevleri ve statüleri Kur'an-ı Kerim'de irdelenmiş ve Şeriat, yani İslam hukuku ile kurala bağlanmıştır. İslamiyet döneminde, kadınlar inançlarına aktif bir şekilde kucak açmış ve onun gereklerini yerine getirmiştir. Ancak Müslüman dünyasında ve medeniyetlerinde geçerli İslami sistemi yorumlamaya ve günümüze uyarlamaya yönelik tek tip bir yaklaşım hiçbir zaman var olmamıştır ve bugün de yoktur. İslamiyet bünyesindeki her toplum kendi sistemini yerel kültür mirasına göre uyarlamıştır; bu nedenle İslam medeniyeti için standart bir prototip ve İslam toplumu içinde kadınların durumu ile ilgili tek bir prototip yoktur. Gerçekten de Müslüman kadınların baş etmek durumunda olduğu çok çeşitli kültürel ve ataerkil mirasın karmaşıklığı – ki bir kısmı İslamiyet öncesi döneme dayanır – ve yaşadıkları toplum içindeki görevlerinin çokluğu, adil bir toplumda daha iyi bir yaşam için sürekli bir mücadele içinde oldukları anlamını taşımaktadır. \nÇağlar boyunca birçok Müslüman kadın, diğer Müslüman Kadınlar için örnek olmuştur. Bunların başında, bağımsız ve güçlü bir iş kadını ve Hz. Muhammed'in en önemli destekçilerinden biri olan ilk eşi Seyyide Hatice binti Muhammed el-Horasani gelmektedir. Diğer örnekler arasında Ortaçağ Tunus'unda alkışlanan mistik yazar Seyyide el-Manubiye; Hadis yorumları kitabı bulunan ve 14. yüzyılın başlarında Filistin'de hâkimlik yapmış olan Meryem binti Abdurrahman sayılabilir. 19. yüzyılın önemli şahsiyetlerinden biri, Arap ve Müslüman toplumunda kadın hakları konusunda bir öncü ve lider olan Hüda Şaravi'dir. \nTarihçiler, üst sınıflardan kadınlarla ilişkili olan kamusal yapıları ve bu kadınların yönetici sınıflarla ilişkilerini kaydetmiştir. Günümüze ulaşan yapılar ve lüks sanat eserleri de bu kadınların hamiliklerinin ve nüfuzlarının kanıtıdır. Diğer taraftan tarihsel kayıtlardaki önyargıdan ve sanat eserlerinin iyi biçimde günümüze ulaşmamış olmasından dolayı, halktan Müslüman kadınlar hakkındaki bilgilerimiz sınırlıdır. Ancak dokumacılık, nakış ve çömlekçilik gibi uğraştıkları işlerden ve mahkeme, evlilik, boşanma veya miras gibi hususlarla ilgili resmi kayıtlardan bazı ipuçları elde edilebilmektedir.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/women/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/23/portal_image/1.jpg","display_order":9}}},"a0cc97a9-d2a3-5089-88c2-b997f283e950":{"title":"Sofra Kültürü","description":"Osmanlı Sarayında sofra kültürü önemli bir yere sahipti. Hemen hemen her tür yemeğin ayrı bir ustası vardı: *çorbacıbaşı*, *helvacıbaşı* gibi. Ziyafetlerde ve iftar yemeklerinde, yeri kaplayan bir örtünün üzerine minderler atılırdı. Minderlerin ortasına bakır, gümüş ya da altın kaplamalı bir tepsi konurdu. Bunun üzerine de bağa, mercan, fildişi veya kemikten kaşıklar yerleştirilirdi. Yemekler, geleneksel bir sırayla yenirdi: ilk yemek, ayrı ayrı kaplarda servis edilen çorbaydı; bunu, yemekleri sıcak tutmak için 'kuşhane' olarak bilinen, kapaklı çok büyük madeni kaplarda servis edilen etli ya da tavuklu bir ana yemek izlerdi. Ana yemeğin yanında içecekler içilirdi ve zerde, baklava ve helva gibi tatlılarla yemek bitirilirdi.","quote":"*'Hemen hemen her tür yemeğin ayrı bir ustası vardı: çorbacıbaşı, helvacıbaşı gibi.'*"},"a1627728-24d7-5242-9f95-1b065c869096":{"title":"Saray Eğlenceleri ve Kutlamaları","description":"Fatımiler, açık hava faaliyetlerini severdi. Bahçelerine ve meyve bahçelerine büyük özenle bakıyorlardı. Dekoratif çeşmeleri seyretmeleri ve akan suyun sesini dinlemeleri için, bu tür arazilerde yürüyüş yapmak üzere misafirler davet edilirdi. Bazı saray mensuplarının konutlarında çok çeşitli egzotik hayvanların ve kuşların barındığı hayvanat bahçeleri bulunuyordu. Saray sınırlarının dışında saray ve üst sınıf mensupları avlanmanın ve biniciliğin de dâhil olduğu çeşitli sporlarla uğraşırdı. Av kuşlarının, köpeklerin ve atların kullanıldığı avlarda kuşların, yabani tavşanların ve ceylanların peşine düşülürdü. Cirit, gürz ve mızrak atma diğer sevilen sporlardı.","quote":"*'Fatımiler, açık hava faaliyetlerini severdi. Bahçelerine ve meyve bahçelerine büyük özenle bakıyorlardı.'*"},"a1f710c0-f3ac-5a24-a8f4-4bfadf1b55e4":{"title":"Seramik Kaplarda Geometrik Bezeme"},"a2d6b201-caf9-5fdf-9be7-286d4b763f71":{"title":"Resmi Sanat Koruyuculuğu","description":"Halkın ve yönetici sınıfın yararına çok sayıda bina yaptırıldı. Amman gibi kentlerde saray külliyesi, cami, çarşı ve su deposu bulunuyordu. Böylece halkın ihtiyaçlarına ek olarak hükümet ve ülke idaresi için gerekli olan yapılar kurulmuş oluyordu. Baraj, sarnıç ve su deposu gibi hayati önem taşıyan altyapılar kuruluyor ve köprüler inşa ediliyordu. \nMimari alandaki himaye bir adım daha öteye götürüldü; bütün bir şehir inşa ediliyordu. Kudüs ve Amman'daki saray ve idari yapı külliyeleri buna örnektir. Buralarda saray ve ulu cami kentin ortasında ve de yan yana kuruludur.","quote":"*'Halkın ve yönetici sınıfın yararına çok sayıda bina yaptırılmıştır.'*"},"a33e8d0d-78bb-5e1f-bf96-8cdd1b65b6f8":{"title":"Dünyanın Geri Kalanı: Diplomatik Temaslar ve Uluslararası Ticaret","description":"Memluklar, Avrupa'nın aralarında Kastilya, Sicilya, İtalyan Cumhuriyetleri ve Bizans'ın da bulunduğu başlıca güçleri, ayrıca Moğollar ve Uzak Doğu ile güçlü diplomatik bağlar kurdu. En üst düzeyde Mısır ve Suriye'de üretilen lüks diplomatik hediyelerin alınıp verilmesi, siyasi bağları daha da güçlendirdi. Uluslararası ilişkiler, aynı zamanda geniş çaplı ticaretle de sağlamlaştırılıyordu.","quote":"*'Mısır ve Suriye'de üretilen diplomatik hediyeler, siyasi bağları güçlendirdi.'*"},"a4a1d940-8c79-56af-9276-3b8d7e1c6911":{"title":"Başkent Dışında Sanat","description":"Başkent dışındaki Osmanlı sanatını coğrafik anlamda ele almakta fayda vardır. Anadolu'da daha ziyade Türk kökenli özellikler göze çarparken güneye gidildikçe bölgenin zengin geçmişinden dolayı bir sentezle karşılaşılır. Müslüman olmayan azınlıklar da önemli katkılarda bulunmuşlardır. Osmanlı sarayının mimari ve sanatsal programının bir sonucu olarak, Orta Doğu'nun kültür mirası – yani Emevi, Abbasi, Eyyubi, Fatımi ve Memluk sanatı – Osmanlı özellikleriyle birleşiyordu.","quote":"*'Emevi, Abbasi, Eyyubi, Fatımi ve Memluk sanatı Osmanlı özellikleriyle birleşiyordu.'*"},"a52fece5-e533-5203-bd90-001ae174dfca":{"title":"Saray Sanatı ve Mimarisi"},"a54056db-53e8-5044-b4c1-ab40a258ab5b":{"title":"Dini Mekânlarda Sanat","description":"Gün ışığı cami içini aydınlatan ve üzerinde düzinelerce çiçek deseni bulunan vitraylardan sızarken padişaha ait sembollerle ve Kur'an ayetleriyle dekore edilen askılı kandiller bu etkiyi daha da arttırırdı. Saray atölyesinde yaratılan seccade ve halıların duvarları süsleyen çinilerle benzer desenlere sahip olması dikkat çekicidir. Rahleler, Kur'an'ların saklandığı ahşap mahfazalar ve minberler, İslamiyetin ve ibadethanenin sanatsal düzeyde buluştukları diğer unsurlardı.","quote":"*'Rahleler, ahşap Kur'an mahfazaları ve minberler, İslamiyetin ve ibadethanenin sanatsal düzeyde buluştukları unsurlardı.'*"},"a558466d-1411-5f51-bb99-70959fe5d70a":{"title":"Dokumalarda Geometrik Bezeme","description":"Kumaş ya da halı desenlerinde, simetrik olarak karşı karşıya konmuş hayvan motiflerinin çok erken bir dönemde ortaya çıkmış olmasına rağmen, geometrik motiflerden örülü yassı şeritler, zigzaglar ya da çerçeveler baskındır. Bunlar belli bir biçimi olmayan, şematik motifler olmalarına rağmen, gene de ilk başta hangi Antik tasvirlerden doğmuş oldukları anlaşılabilir. Renkler arasında mavinin, sarının, kırmızının farklı tonları ağırlıklıdır. Bunlara altın ve gümüş iplerin de karışmasıyla parlak tezatlı kompozisyonlar ortaya çıkar. \nHalılardaki en önemli yenilik, bütün figüratif tasvirlerin tanınmayacak hale gelecek kadar stilize edilmesidir. Yüzey genellikle çokgen madalyonlara bölünmüştür.","quote":"*'Simetrik olarak yerleştirilmiş hayvanların da aralarında olduğu figürlü tasvirler ortaya çıktı.'*"},"a63d73d1-ce20-5a6f-9699-40bef46f5a8e":{"title":"Mücevherat: Zenginlik, Saygınlık, Güven","description":"Mücevherler, kadınlara hayatının her anında eşlik ederdi. Çocukken, onu nazardan koruyan takılar takardı. Nişanlanırken ana-babası çeyizin yanı sıra, aileye ait mücevherlerden bazılarını ona verirdi. Nişanlısı ise mücevherler, süs eşyaları armağan ederdi; genç kız da düğünde en güzel neyi varsa takıp takıştırmış olarak başköşeye otururdu. \nBunlar ve daha sonra edindiği başka mücevherler, bir kadının kimsenin elinden alamayacağı servetiydi.","quote":"*'Kadının, kimsenin elinden alamayacağı varlığı.'*"},"a68e0dec-446e-5c8a-bf2e-1f05f0f0e7fb":{"title":"Endülüs-Mağrib Sanatı","description":"İslâm sanatında genel olarak önem verilen, iç mekânların ve bina cephelerinin bezemesine, İspanya-Mağrib sanatı kemer ve sütun başlığının bir bezeme unsuru olarak, sistemli bir şekilde kullanılmasını ekleyecekti. \nEn karakteristik form atnalı kemer olsa da, sanatkârlar yeni kemer tipleri yarattılar ya da var olanları farklı şekillerde kullandılar. Sütun başlıkları için de durum aynıydı: Oranların değişmesiyle, Roma-Bizans üslubundaki kıvrımdal motiflerinin zenginleştirilmesiyle, özgün sütun başlıkları ortaya çıktı. \nBu mimari üslup, Córdoba (Kurtuba) Ulu Camii ile başlar.","quote":"*'Emirlikler sanatından Tavaif-i Mülûk sanatına: Baroğun oluşumu ve olgunlaşması.'*"},"a787ec88-bc49-5171-bf60-265ba0253dd4":{"title":"Anıtsal Hüsnühat"},"a83b5614-7afc-5fae-8115-5fbbcede5144":{"title":"Bayındırlık Yönetimi","description":"Aynı sıralarda Abbasi Halifesi Mütevekkil (hd. 847–61), Nil Nehrinin üzerine başka bir dâhiyane yapının inşa edilmesi emrini verdi: Nilölçer. Bu yapı, mevsimsel olarak yükselen suların seviyesini ölçmek için kullanılıyordu. Bu sayede tarım işlerinden sorumlu makamlar, mevsim sonunda elde edilebilecek hasadın miktarını ve bundan sağlanacak vergi oranını tahmin edebiliyor ve hesaplayabiliyordu. Nilölçer, ayrıca Nil Vadisinde yaşayan halka kuraklık döneminde söz konusu olacak gıda sıkıntısı ve tayınlar için önceden hazırlanma olanağı tanıyordu. Böylece halkın sağlığı ve refahının düzgün bir şekilde yönetilmesi ve korunması sağlanıyordu.","quote":"*'**Nilölçer, Nil Vadisinde yaşayan halka kuraklık döneminde söz konusu olacak gıda sıkıntıları ve tayınlar için önceden hazırlanma olanağı tanıyordu.'*"},"a919029f-a759-5c31-89dc-8db0585bcd4c":{"title":"İnsan Tasvirleri","description":"Daha sonraki dönemlerde, insan figürleri hala kullanılsa da, bu durum Emevi döneminde olduğu kadar sık değildir. Abbasi, Fatımi ve sonraki dönemlerde (750–1517), figüratif sanat ağırlıklı olarak elyazmalarında ve seramikte kullanılmıştır. Dini ve dünyevi içerikli çok sayıda konu işlenmiştir. Dini temalar arasında Hz. Muhammed'in mistik yolculuğu ve Miracı, dünyevi konular arasında ise günlük yaşamdan sahneler ve hükümdarların görkemi ile ilgili dışa vurumlar yer almaktadır.","quote":"*'Sonraki dönemlerde, figüratif sanat ağırlıklı olarak elyazmalarında ve seramikte kullanılmıştır.'*"},"aa042c08-6f7c-5f9d-b7df-e0e92304f71d":{"title":"Lüks İhracat"},"aa67e1af-35cc-5e7a-99e2-d1870c0b4ca7":{"title":"Frenklere Karşı İki Memluk Sultanı","description":"Eyyubi hanedanlığının (1169–1260) Frenk Haçlılarını Levant topraklarından çıkarma yönündeki giderek başarı kazanan çabalarına rağmen, bu hedef tam olarak gerçekleştirilememiştir. 50 yıl daha süren mücadelenin sonunda, Frenkleri Kutsal Topraklardan ve Suriye kıyılarından sürmeyi nihai olarak başaran Mısır Memlukları olmuştur.","quote":"*'Frenkleri Kutsal Topraklardan sürmeyi nihai olarak başaran Mısır Memlukları olmuştur'.*"},"aa7dbfdb-56bd-59fa-98ce-c5b08de806c5":{"title":"Kûfi Yazı"},"aaa18cdd-a5f0-52cf-9e64-9676401e300e":{"title":"Medreseler ve Eğitim","description":"Hastaneler (bimaristanlar) bilimsel eğitim açısından önemli merkezlerdi. Endülüslü seyyah İbn Zübeyr, yeni inşa edilmiş olan Nureddin Bimaristanından çok etkilenmişti. Burası hem bir tedavi merkezi hem de kapsamlı kütüphaneye sahip bir tıp okuluydu. İbn Zübeyr, Emeviye Camiinde gördüğü 'tıklayan su saati'ni de tasvir eder. El-Mühendis olarak bilinen Ebu'l-Fadıl Muhammed bin Abdülkerim el-Harisi, hastanede kadrolu doktor ve çok yönlü bir bilim adamıydı. Bimaristanın kapısındaki geometrik ahşap oymasını yaptığı gibi Emeviye Camiindeki mekanik saati de tamir etti.","quote":"*'Nureddin Bimaristanı* *hem tedavi merkezi hem de kapsamlı kütüphaneye sahip bir tıp okuluydu.'*"},"aaf61a39-17ed-561e-8fc6-7e7f983d5ddd":{"title":"Mısır","description":"Bu dönemde Osmanlı topraklarında meydana gelen ekonomik, siyasi ve kültürel çöküş, reform amacını taşıyan Batılılaşma eğiliminin altında yatan sebep olmuş olabilir. Bu eğilim, sanatın tüm dallarında görülen Avrupa etkisinin yanında, İslam sanatına özgü bazı öğe ve özelliklerin uyarlanmasına dayanıyordu. Bina ve saraylardaki Batı kaynaklı öğeler, bunlara Osmanlı sultanlarının önem verdikleri bir ihtişam ve gösteriş katıyordu. Bu tarz, mukarnas ve geometrik, bitkisel ve epigrafik motifler gibi İslam sanatına özgü öğelere üstün geliyordu.","quote":"“Bina ve saraylardaki Batı kaynaklı öğeler, bunlara Osmanlı sultanlarının önem verdikleri bir ihtişam ve gösteriş katıyordu...”"},"ab61d1b6-fc37-59e8-a3b2-262f917d2f6e":{"title":"Üç Kültürün Birlikteliği","description":"Tunus'tan Algarve'ye dek, İslâm topraklarında Hıristiyanlığın da kendine yer bulduğunu gösteren pek çok kanıt vardır. Ticari etkinliklerin de kolaylaştırdığı bu yan yana yaşama hali, şehirlerde, kırlardakinden daha belirgindi. Bazı Hıristiyan cemaatler belli bir güce, ince sanat eserlerinin masrafını karşılamaya yetecek bir ekonomik kapasiteye de sahipti. \nBatı'daki İslâm memleketlerinde İslamiyet öncesinden beri yaşayan Yahudi cemaatler, çeşitli hanedanların egemenliği altında, kendilerine ait mahallelerde Müslümanlarla dirsek dirseğe yaşadılar, idari ya da sanatsal işlerle uğraştılar, toplumsal ve ekonomik hayata katıldılar.","quote":"*'İslâm topraklarında Hıristiyanlar ve Yahudiler'*"},"ab86e7ab-a2af-55b0-bd1d-acb09915baa1":{"title":"Camiler ve Saraylar","description":"Fatımi hanedanı, Şii inançlarını yaymak amacıyla cami yaptırmaya, tefriş etmeye ve onarmaya yönelik çok çaba harcadı. Ezher ve Akmer camileri gibi etkileyici külliyelerle ister Mehdiye'de olsun, ister görkemli başkentleri Kahire'de veya Sicilya gibi uzak bölgelerde, Fatımi camileri Şii propagandasının fenerleri gibi parlamaları için tasarlanıyordu. Mimari anlamda, Fatımi camileri diğer örneklerden ayrılır: Romalıların zafer taklarını hatırlatan dışa taşan girişler, oymalı taş kubbeler, Kûfi hatla yazılı Şii içerikli metinlerinin bulunduğu cepheler; ancak en önemli fark, minarelerin olmayışıdır.","quote":"*'Fatımi camileri Şii propagandasının fenerleri gibi parlamaları için tasarlanıyordu.'*"},"ab8c2fe1-9836-5c36-9b9a-179e2f8b07fb":{"title":"Mimaride Geometrik Bezeme","description":"Mimari bezemelerde geometrik temalar ağırlıklıdır; başka türlü motiflerin nasıl kullanılacağını da onlar belirler. Sanatkârlar için çizgisel ve tekrarlamalı olmasından dolayı, karmaşık ana şemalardan geometrik bezemeyi kopyalamak, dolayısıyla uzamda ve zamanda biçimleri, sürekliliği korumak daha kolaydır. Dahası, hem pek çok çeşidinin olması, hem de bunların *azulejo,* alçı, tuğla ve ahşap gibi birbirinden çok farklı malzemelere uyarlanabilmesi sayesinde geometrik bezeme, binanın herhangi bir yerinde; ister zeminde, sütun altlıklarında, isterse de duvarlarda, kornişlerde ve tavanlarda rahatça kullanılabilir.","quote":"*'Sanatkârlar için motiflerin çizgisel ve tekrarlamalı olması, karmaşık ana şemaları kopyalamayı kolaylaştırıyordu.'*"},"ad8cb308-f2d0-51c1-8a74-24b337e0c430":{"title":"Mekke’deki Mescid-i Haram ve Kâbe","description":"Sonraki halifeler ve daha sonra Memluk sultanları, Hicaz'daki kutsal kentlerin ana koruyucuları oldular. Bundan dolayı da Mekke'deki Harem-i Şerif'in ve Hz. Muhammed'in Medine'deki camisinin ve mezarının bakımından ve iyi durumda tutulmasından sorumlulardı. Memluk Sultanı Kayıtbay (hd. 1468–96), bu işlerin finansmanı için Kahire'de bir han (*vikala*) kurdu. Buranın geliri, kutsal Mekke ve Medine şehirleri civarında yaşanan yoksullara tahıl ve diğer bağışlarla katkıda bulunmak için ayrılmıştı.","quote":"*'Sonraki halifeler ve Memluk sultanları, Hicaz'daki kutsal kentlerin ana koruyucuları oldular.'*"},"adc2c82c-8dbe-5321-9ab3-9fea14b4167f":{"title":"Türkiye","description":"Her ne kadar Orta Çağdan itibaren savaşlar ve ticaret yoluyla Osmanlılarla Batı arasında uzun yüzyıllara dayanan bir ilişki söz konusu olsa da, Osmanlı beğenisinin Batılılaşması çok daha sonra gerçekleşti. \nOsmanlı İmparatorluğu'nun 16. yüzyıla rastlayan altın çağı fazla uzun sürmedi. Askeri ve mali kurumlardaki bozulmayla birlikte idari sistemde ortaya çıkan zayıflıklar, imparatorluğun 17. yüzyılın sonlarından itibaren toprak kaybetmesine yol açtı. İmparatorluğun bir zamanlar muazzam olan gücünün geri kazanılmasına çalışıldı. Bu, Batının idari ve teknik altyapılarına ilişkin önlemlerin benimsenmesinden anlaşılmakta. Bu tür ödünç almalar, Osmanlı toplum yapısında ve sanatta da görülüyordu. Osmanlı İmparatorluğu'nun bir pazar olarak algılanmasıyla daha da güç kazanan, Batı ile kurulmuş yakın kültürel ve diplomatik ilişkiler, hem toplumun sosyal yapısında hem de sanatta yeni gelişmelere yol açtı. Bu yüzden, Osmanlı sanat repertuarına Batı öğelerinin girmeye başladığı 18. ve 19. yüzyıllar, Batılılaşma dönemi olarak anılır.","quote":"Her ne kadar Orta Çağdan itibaren savaşlar ve ticaret yoluyla Osmanlılarla Batı arasında uzun yüzyıllara dayanan bir ilişki söz konusu olsa da, Osmanlı beğenisinin Batılılaşması çok daha sonra gerçekleşti."},"adc7d88a-073e-571d-ad07-7d7f35682e7e":{"title":"Seyahat ve Ticaret"},"afba56c6-390e-5231-9951-6321bf20581e":{"title":"Hat Okulları"},"b16c75fd-58ed-5aaa-b553-978b13694e35":{"title":"Saray ve Sanat","description":"Hat sanatı, toplumdaki ayrıcalıklı konumlarıyla sultanlar tarafından son derece saygı gören ve saray kütüphanesindeki en değerli elyazmalarını görmelerine, okumalarına ve incelemelerine izin verilen saray hattatlarının elindeydi. Hat sanatına duyulan ilgi ve saygı yüzyıllar boyunca eksilmedi. Güzel ve dekoratif sanatların başka kollarında görülen bozulmaya karşın, hat sanatı gelişmeye ve farklı dönemlerin beğenilerine uyum sağlamaya devam etti. \n19\\. yüzyılda, farklı bir yaşam tarzını benimsemiş olan Osmanlı sultanları Batı tarzındaki Dolmabahçe ve Yıldız Sarayları'na taşındı. Topkapı Sarayı'ndaki yaşamın sona ermesiyle beraber sultanların estetik beğenilerinde de bir değişim meydana geldi. Böylece saray atölyelerinin de sonu geldi ve saray ile sanatsal faaliyetler arasındaki bağ gevşedi.","quote":"*'Saray hattatları, toplumdaki ayrıcalıklı konumlarıyla sultanlar tarafından son derece saygı görüyordu.'*"},"b1e5cc51-1bae-53e9-9ca7-b41d062600ac":{"title":"Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türk-İslam Sanatı","description":"Anadolu Selçukluları, mimari dekorasyonlarında başlıca olarak çini, taş, ahşap ve alçı kullanmışlardır. İslamiyetin etkisinden dolayı, dini yapıların dekorasyonunda bitkisel ve geometrik şekiller ve hüsnühat tercih edilmiştir ancak özellikle saraylarda figürler de yoğun bir şekilde kullanılmıştır. İnsanlardan, hayvanlardan ve tılsım özelliği taşıyan mistik yaratıklardan oluşan bu dünya, güçlü bir gözlemin ve canlı bir hayal gücünün eseridir. Böyle bir dünyanın varlığı, figürlü tasvirlerin İslam sanatında yasak olduğu inancına tezat oluşturmaktadır.","quote":"*'İnsanlardan, hayvanlardan ve tılsım özelliği taşıyan mistik yaratıklardan oluşan bu dünya, güçlü bir gözlemin ve canlı bir hayal gücünün eseridir.'*"},"b1f3d679-a18b-5258-af5f-524e8530cb84":{"title":"Sultan ve Sarayı"},"b2dfb887-c592-5972-be84-da52442aac78":{"title":"Bir Minberin Serüveni","description":"Bu, Haçlıların elinden kurtarılan Müslümanlara ait bir minberin öyküsüdür. Bu minber, aslında Hz. Muhammed'in torunu, büyük Müslüman şehidi Hz. Hüseyin'in Aşkelon'daki türbesi için yapılmıştı. Mihraplar gibi minberler de camilerin önemli tefrişatıdır, ancak minber, mihraba göre taşınabilir bir objedir. Başka bir deyişle, Kur'an'ların dışında minberler de, camilerin son derece büyük manevi değere sahip taşınabilir tek objeleridir.","quote":"*'Bu, Haçlıların elinden kurtarılan Müslümanlara ait bir minberin öyküsüdür.'*"},"b3513528-5861-5dfd-a473-0f15c92c8f94":{"title":"Seramik Kaplarda Geometrik Bezeme","description":"Seramik sanatında kullanılan geometrik motifler, genellikle doğal bitkisel motiflerin zaman içinde şematize olup geometrik hale gelmesiyle, yalınlaşmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu soyutlama süreci, kabın yüzeyine yayılan geometrik-bitkisel bezemelere sahip bazı kupalarda ve tabaklarda açıkça izlenebilir. Taçyapraklarının uçları yuvarlatılmış çiçekler gibi doğadan alınma motiflerden başlayarak şekiller giderek değişir ve nihayet üçgenler çizen ışınsal çizgilerdeki basitliğe ulaşır.","quote":"*'Doğaya öykünen motifler, tamamen basit çizgilere indirgenecek kadar şematize olmuştur.'*"},"b4082e27-2852-5968-8ae5-6d5eb32f370a":{"title":"Bayındırlık Yönetimi"},"b47b44b8-f4c5-57ff-b813-46c5b0f3fb22":{"title":"İbadet Mekânı: Cami","description":"Harim mekânının önündeki avlu sokağa açılan, üzeri açık, revaklı bir alandır. Müminler daha sonra namazla ruhlarını nasıl arıtacaklarsa, bedenlerini de burada abdest alarak, öyle arıtırlar. Burası aynı zamanda, tıpkı harim gibi cemaatin bir araya geldiği bir yerdir de.","quote":"*Avlu*"},"b5239e1f-1ae6-5f79-9b09-016f7be99ee0":{"title":"Kutsal Topraklara Hac Yolculuğu","description":"Müslüman kafilelerinin Mekke'ye hacca giderken kullanabileceği iki rota vardı: Sahra Çölünün aşağısından ve kuzey Afrika'dan gelen Müslümanların kullandıkları Mısır rotası ve doğu ülkelerinden gelen Müslümanların kullandıkları Suriye rotası. Haçlıların çıkardıkları zorluklar nedeniyle, Suriye kafilesi sıklıkla yolunu değiştirip Kutsal Toprakların doğusundan geçmek zorunda kalıyordu.","quote":"*'Müslüman kafilelerinin Mekke'ye hacca giderken kullanabileceği iki rota vardı.'*"},"b554b571-d0e5-5750-8458-758d1d2857a2":{"title":"Sultan ve Sarayı","description":"Sarayda, sultanların etrafı kıdemli görevlilerle çevriliydi. Her birinin sakilik, hazinedarlık ya da kâhyalık gibi özel görevleri vardı. Bu kıdemli Memluklardan, sultanlarını dini, siyasi ve askeri faaliyetlerinin tümünde sadık bir şekilde desteklemeleri beklenirdi, ancak bunlar sık sık bölücü çekişmelere ve hükümdarlarına karşı güç mücadelesine girişirdi. \nOlumlu bir yönleri ise, sultanın sanat ve mimari teşviklerinde kendisiyle yarışmalarıydı. Memluklarda babaların unvanlarının ve ayrıcalıklarının çocuklara geçmesi yasak olduğundan, dini vakıflar aileler için güvence ve gelir sağlamanın yaygın bir aracıydı.","quote":"*'Memluk devlet görevlileri, sanat ve mimari teşviklerinde sultanın kendisiyle yarışıyordu.'*"},"b57ef26f-345f-5d0d-8e89-3f02ef5a1f29":{"title":"Ürdün","description":"Osmanlı döneminin Ürdün’deki Batı kaynaklı sanatsal özellikleri, özellikle Osmanlı topraklarında bilinmeyen natürel sahnelerle kendini gösterir. Bu sahneler, yanlarında yeni sanatsal öğelerle gelen ve ürettikleri sanat eserlerine bunları katan Avrupalı sanatçılar tarafından resmediliyordu (imzalı resim). Yine bu dönemde, üzerinde insan figürlerinin bulunduğu Batı paraları, Osmanlı paralarından daha sık kullanılıyordu. İnsanlar Batının sanat eserlerini tercih ediyordu; özellikle kolye, çene zinciri ve peçe gibi objeleri süslemek için Batı paraları kullanıyorlardı. Evlerini, kiliselerini ve binalarını da Batılı sanatçılar tarafından yapılan duvar resimleriyle süslüyorlardı. Bu binalardan bazıları müze haline gelirken, kiliselerde de halen ibadet ediliyor. Yine bir kısım yapı da onları koruyan ve yenileyen kişilerin mülkiyetinde kalmaya devam etmiştir. \nOsmanlıların çöküşünden sonra da Ürdün insanı Batı ve Osmanlı kökenli paraları severek kullanmaya devam etmiştir. Kadınların çeyizlerine hâlâ Kral V. George ve Sultan V. Mehmed Reşad’ın paralarıyla süslenmiş kolye ve bilezikler konuluyor. Bu tür kültür mirasları, folklor müzesinde halen sergilenmektedir. Birtakım eserler de eski ailelerin torunlarının elindedir.","quote":"“Osmanlı döneminin Ürdün’deki Batı kaynaklı sanatsal özellikleri, özellikle Osmanlı topraklarında bilinmeyen natürel sahnelerle kendini gösterir.”"},"b6146a5e-8a97-5fec-bf52-891c57ea0891":{"title":"Hat Okulları","description":"İslamiyetin doğuşundan sonra ve izleyen yüzyıllar boyunca, hat sanatı tür olarak farklılıklar gösteren çeşitli okullara dönüştü. Bunların arasında en önemli ve yaygın olanları *Kûfi, nesih* ve *sülüs* yazılarıdır. Kûfi yazısının bunların arasında ilk önce ortaya çıkmıştı ve hüsnühat, yani güzel yazı, çalışmaları için uygun olmasına karşın, günlük yazı işleri için uygun değildi. Bu durum, günlük resmi işlerin uygulamaya dönük alanlarında yaygın bir şekilde kullanılan nesih yazının ortaya çıkmasına sebep oldu.","quote":"*'En önemli ve yaygın hatlar Kûfi, nesih ve sülüs yazılarıdır.'*"},"b82e552a-e3da-5171-bbda-751d4602d53f":{"title":"Frenklere Karşı İki Memluk Sultanı","description":"Baybars da, Kalavun da çok sayıda lüks obje ve mimari eser yaptırmıştır. Bunları sadece başkent Kahire'de değil, Suriye ve Kutsal Toprakların birçok yerinde yaptırdılar. Örneğin Baybars, Filistin ve Suriye'de kaleler restore ettirmiştir. Ancak kendisinin ilgisi askeri mimari ile sınırlı değildi; Baybars, Kahire'de kentte ayakta kalan en eski Memluk halifelik camii olan büyük bir Mescid-i Cuma da yaptırdı. Baybars, 1277'de Şam İçkalesi'nde öldü ve Emeviye Camii'nin kuzeyindeki bir türbeye gömüldü. Bu türbe, sultanın adıyla anılan Zahiriye Medresesi'nin içindedir.","quote":"*'Baybars da, Kalavun da çok sayıda lüks obje ve mimari eser yaptırmıştır.'*"},"ba6e5443-d6c5-5620-916d-366e3adb48bc":{"title":"Rakka: Halife Harun Reşid’in Suriye’deki Başkenti","description":"Harun Reşid'in 809'daki ölümünden sonra hükümet Bağdat'a döndü. Ancak Rakka şehri, Bizans İmparatorluğu'na yakın stratejik konumuyla önemini korudu. Burası, kuzeydoğu Suriye ile kuzeybatı Irak'ta Fırat ve Dicle nehirleri arasında bulunan Cezire bölgesi valisinin ikametgâhı idi. Irak'taki Samarra şehrini kuran Halife Mutasım döneminde, Rakka'da yeni bir canlanma dönemi başladı. Uygulanan mimaride, Samarra'nın mimari ve dekoratif unsurlarının etkisi oldukça yoğun şekilde görülüyordu. Şam'da ve Irak'ın çeşitli şehirlerinde o sıralarda üretilen seramiklerden etkilenen Rakka'nın kendi cam ve seramik endüstrileri de bu dönemde çok gelişti.","quote":"*'**Rakka'nın cam ve seramik endüstrileri de bu dönemde çok gelişti.'*"},"bb6637ac-a866-515d-b9a2-3869310f0ad7":{"title":"Kelam’ın Medeniyeti","description":"Yazıtlar değişik konularda ve çok çeşitli hat stilleriyle yazılıyordu. Yazılar baniler ve yaptıklarıyla ilgili olabildiği gibi Kur'an'dan ayetler, koruyucu dualar, kutsama sözleri, şiirsel sözler veya atasözleri içerebilir. İkinci gruba giren konulu yazılar, genellikle eserin işlevini tamamlayıcı oluyordu: örneğin cami kandilleri üzerinde 'Allah, göklerin ve yerin nurudur,' (XXIV: 35) ayeti veya kalem kutuları ya da yazı çekmeceleri üzerinde görülen ve kalemle yapılan işleri öven şiirsel sözler gibi. Koruyucu dualar ve bereket sözleri daha ziyade kapların işlevlerini açıkça vurgulamak üzere kullanılıyordu. 'Bereket' gibi sözcükler, Allah'ın cömertliğini ve eser sahibinin iyi talihini dile getirmek için kullanılırdı. Aynı durum, Allah'ın doksan dokuz adından biri eserler üzerinde kullanıldığında da geçerlidir. Bu isimlerin varlığı eseri ve içindekileri zarar ve ziyandan korurdu.","quote":"*'Yazılar genellikle eserin işlevini tamamlayacak şekilde seçiliyordu.'*"},"bc3059aa-db7e-5ab4-ae05-77999d031552":{"title":"Saray Törenleri ve Eğlenceleri","description":"8\\. yüzyıldan itibaren Emevi Halifeliği, bir dizi başarısız İstanbul'u fethetme girişimine tepki olarak dikkatini Doğu'ya yöneltti. Bu değişiklik, İran ile daha fazla özdeşleşilmesine yol açtı. Bu özdeşleşme sanatta ve mimaride, ama her şeyden önce saraylarda gerçekleştirilen törenlerde yansımasını buldu. \nResepsiyonlar ve kabuller şeklinde şaşaalı bir tören kültürü ortaya çıktı. Bunun sonucunda yöneticiler ve halk giderek birbirinden ayrıldı. Yoğun süslemelere sahip Emevi sarayları ve o dönem ile ilgili edebi kaynaklar, saray törenleri ve yönetici sınıfın boş zaman uğraşıları hakkında fikir edinmemizi sağlıyor.","quote":"*'Resepsiyonlar ve kabuller şeklinde şaşaalı bir tören kültürü ortaya çıktı.'*"},"bc7fb8be-cdce-5445-b548-ff8fbfd12324":{"title":"Bilim ve Bilgi","description":"Müslüman Batı teorik ve uygulamalı bilimlerin araştırılmasını ve öğrenilmesini alabildiğine teşvik etti. Uygulamalı bilimler arasında tıp, cerrahi, eczacılık ve veterinerlik Córdoba Halifeliği zamanında, özellikle iki ansiklopedi kaleme almış olan, Ebu'l-Kasım ya da İbn Baytar gibi seçkin isimlerle ayrı bir önem kazandı.","quote":"*'Uygulamalı bilimler'*"},"be3643d7-c50e-574a-9d16-2e5d7e04d722":{"title":"Kitap Sanatlarında Geometrik Bezeme","description":"Dinle ilgili kitaplarda her türden canlı tasvirinin yasak olmasından dolayı, bezemeler soyut geometrik motiflerle, başka bir deyişle geometrik çizgilerin ağırlıkta olduğu bezemeyle sınırlı kaldı. Ciltçiler, hattatlar, müzehhipler gibi farklı uzmanlık alanlarından sanatkârların meylettiği bu üslup, sonradan dokumacılığa, maden işlerine, marangozluğa, anıtsal yazılara ya da mimari süslemelere de yansımıştır. \nKur'an, genellikle kısa kenarı üste gelen bir dikdörtgen şeklindedir, ama kare ya da enlemesine açılan, dikdörtgen Kur'an'lara da rastlanır.","quote":"*'Kur'an'ın bezenmesi için, ciltçiler, hattatlar, müzehhipler bir araya geldi.'*"},"bea69b13-6fa2-574b-aa7f-147e96a211c7":{"title":"İdari Reformlar","description":"Sikke reformundan itibaren, tüm Emevi paraları standart bir ağırlığa ve görünüme sahip oldu: paralar tamamen epigrafikti, yani yazılıydı, ve üzerlerinde tarih ile dini bir ifade yazıyordu. Bu tür önlemlerle, o zamana kadar eksik olan bir birlik oluşturulmaya çalışılıyordu.","quote":"'*Sikke reformundan itibaren, tüm Emevi paraları standart bir ağırlığa ve görünüme sahip oldu.'*"},"beaed359-49db-5b82-b5ab-00d242347b19":{"title":"Müslüman Kadınların Özel Yaşamı","description":"Haftada bir yapılan hamam ziyaretleri, kalabalık evlerde veya çevrelerde yaşayan kadınlara kendilerini şımartma ve bir araya geldikleri diğer kadınlarla en son dedikoduları paylaşma fırsatını verirdi. Hamamlarda çöpçatanlığın yanı sıra çeyiz pazarlığı da yapılırdı. Hamamlar, kişilerin yavaş yavaş sıcak bölümlerden soğuk bölümlere geçecekleri şekilde tasarlanmıştı. Bu tür birçok yapının iç duvarlarında, kişilerin ruhlarını tazelemelerine ve kendilerini iyi hissetmelerine katkıda bulunmak amacıyla günlük hayattan sahnelerin ve başka motiflerin yer aldığı resimler ve freskler mevcuttu.","quote":"*'Hamamlarda çöpçatanlığın yanı sıra çeyiz pazarlığı da yapılırdı.'*"},"bedfc26e-1599-5d90-867d-794002406ce7":{"title":"Rakka: Halife Harun Reşid’in Suriye’deki Başkenti"},"c120081f-2000-5d9f-bbc8-dc8089955a17":{"title":"Medreseler ve Eğitim"},"c1e27de3-f47f-5dbf-a939-9b3c100f2f30":{"title":"Resmi Sanat Koruyuculuğu","description":"Emeviler için, mimari alanındaki sanat koruyuculuğu genelde yeni inancın ve özelde kendi hanedanlarının gücünün göstergesiydi. Kudüs'teki Kubbetü's-Sahra ve Mescid-i Aksa ile Şam Ulu Camii gibi önemli yapılar, Emevi himayesi altında inşa edildi. \nİslamiyete özgü bir mimari tür olarak camiler, Hz. Muhammed'in Medine'deki evine dayanılarak Emevilerden önceki erken İslam döneminde ortaya çıktı. Emeviler, bunlara zamanla her cami için karakteristik bileşenler haline gelen yeni özellikler kattı: ezanın okunduğu *minare*ler, Hz. Muhammed'i simgeleyen *mihrap*lar ve namazı kıldıran imama ya da halifeye ayrılan kapalı bölümler olan *maksura*lar.","quote":"*'Mimari alanındaki himaye, yeni inancın gücünün göstergesiydi.'*"},"c2dbf4ef-9ab1-5dca-9ef4-37ca6225e91e":{"title":"Resmi Sanat Koruyuculuğu","description":"'Çöl kaleleri' olarak bilinen, Minye'deki saray örneği gibi Emevi sarayları büyük ilgi uyandırmıştır. Bu saraylardan bazılarının sulama sistemine sahip geniş topraklar üzerinde yer alması, buraların aynı zamanda tarım merkezi olduğunu akla getiriyor. Kimi araştırmacılar, bu sarayların Emevi hanedanının güçlü destekçileri olan yerel Arap aşiretleriyle yakın ilişkiyi sürdürmek amacıyla yapıldığını da ileri sürmüştür.","quote":"*''Çöl kaleleri' olarak bilinen Emevi sarayları büyük ilgi uyandırmıştır.'*"},"c3c3c6a9-356a-5b3d-b18a-805d7175e3fa":{"title":"İdari Reformlar"},"c5fe097b-ce23-566c-9ba9-78fa3ca5eb00":{"title":"Suriye","description":"Kendisi de Avrupa’nın etkisinde olan Osmanlı başkenti İstanbul’un ihtişamından esinlenen Şam’ın zengin aileleri, evlerini Osmanlı tarzına uygun olarak yeniden döşediler. Örneğin Beyt Nizam’ın bol yaldızlı iç mekânları ve aynaları, Avrupa Baroğuna duyulan beğeniyi yansıtırken, Beyt Barudî’nin büyük duvar resimlerinde, Mekke ve Medine, Boğaz’ın üzerindeki İstanbul, Paris’in Place de la Concorde’u ve Venedik’in kanalları gibi, dünyadaki çeşitli şehirlere ait manzaralar yer almaktadır. Resimlerde buharlı gemiler ve lokomotifler görülmekte ve ‘Şamü’ş-Şerif’ – ‘Saygıdeğer Şam’ sözcükleriyle trenin varış noktası belirtilmektedir. ‘Saygıdeğer Şam’ terimi, kentin hacıların toplanma yeri olarak rolünden ileri gelmekte ve bu sebeple Doğu ile Batı arasındaki güzel birliği simgeleyerek kültür mirasının bütünlüğünü ve korunmasını temsil etmektedir.","quote":"“Kendisi de Avrupa’nın etkisinde olan Osmanlı başkenti İstanbul’un ihtişamından ilham alan Şam’ın zengin aileleri, evlerini Osmanlı tarzına uygun olarak yeniden döşediler.”"},"c667dbde-a90a-50a0-a246-daedc5e094da":{"title":"Kutsal Topraklara Hac Yolculuğu","description":"İspanya – Valencialı bir Müslüman olan İbn Cübeyr (1145–1217), Orta Doğu yolculukları hakkında bir seyahatname yazmıştır. Bu eserde, Şam'daki Ulu (Emeviye) Camiyi ve kentin içindeki ve yakınındaki başka kutsal mekânları ayrıntılı bir şekilde tarif eder. Bir tüccar kafilesiyle eski Akkâ kentine doğru 1184'te Şam'dan ayrılırken şöyle yazar: “Dünyadaki en tuhaf şeylerden bir tanesi, Frenk tutsaklar Müslüman topraklarına girerken Müslüman kervanlarının Frenk topraklarına seyahat etmesidir.”","quote":"*'“…Frenk tutsaklar Müslüman topraklarına girerken Müslüman kervanları Frenk topraklarına seyahat eder.'”*"},"c6bda72b-5fc2-5242-a86c-73e57fb7f25b":{"title":"Ağlebiler: Abbasilerin Kalkanı","description":"Kuzey Afrika'nın orta bölümüne ek olarak, Malta, Sicilya ve güney İtalya da Ağlebi egemenliğine girdi. Ağlebiler, kendilerini Abbasilerin geniş bir özerkliğe sahip tımar sahipleri olarak görüyor ve Abbasi başkenti Bağdat'la ilişkilerini eyaletlerine gelip giden, tüccarlardan ve bilim adamlarından oluşan kafileler sayesinde sıkı tutuyordu. Bu kafilelerden biri, Kayrevan Ulu Camii'nin mihrabını süslemekte kullanılan lüster sırlı çinileri taşımıştır. Abbasi Halifesi Mustain (hd. 862–66), Ağlebilerin sadakatinin bir karşılığı olarak Zeytuna Ulu Camii'nin mihrabının üzerindeki kubbenin yapılması emrini vermiştir.","quote":"*'Ağlebiler, bağlı oldukları Abbasi halifeleri gibi davranıyordu.'*"},"c847fdb4-fe99-5430-96ad-f2a1a1bedc31":{"title":"Mezar Taşları: Taşa Kazınan Bellek","description":"Murabıtlar devrinde, önce Endülüs'te, sonra Mağrib'te, mihrabı simgeleyen, sütunlar üzerine dekoratif sepetkulpu kemer oyulmuş, yeni bir mezar taşı türü ortaya çıktı. Kemerin içindeki yazılar, genellikle her yerde olduğu gibi burada da ölünün isminden, soyundan, unvanlarından ve ölüm tarihinden ibaretti; bunun yanı sıra dindarlığına övgüler, Kur'an'dan ayetler ve dini ibareler de yer alırdı.","quote":"*Bezemeli mezar taşları*"},"c8537387-383b-5275-8627-e7e6711be5ec":{"title":"Salaheddin Eyyubi Kutsal Topraklarda","description":"Salaheddin Eyyubi döneminde, anıtlar ve sanat eserleri daha da fazla himaye edildi. Kendisi sayısız bina projesine maddi destek vermiştir. Bunların arasında, Kudüs'teki Mescid-i Aksa ve Kubbetü's-Sahra ve el-Halil'deki İbrahimi Camii gibi önemli dini mekânların yenileme çalışmaları da bulunmaktadır.","quote":"*'Salaheddin Eyyubi döneminde, anıtlar ve sanat eserleri daha da fazla himaye edildi.'*"},"c891e7d0-4fed-5c58-96cf-57ac94c648f4":{"title":"Seyahat ve Ticaret","description":"Müslüman tüccarlar sıklıkla hacca gidenlerle aynı kafilelerde seyahat eder ve geceyi, çoğunlukla ticaret yolları üzerinde ve büyük merkezlerde inşa edilmiş olan kervansaraylarda veya hanlarda geçirirdi. Her iki tür konaklama tesisi de seyahat edenler ve onların hayvanları için barınak, yiyecek ve su sağlıyordu. Tüccarlar şehirlere vardıklarında, ipek, parfüm, mücevherat, altın, baharat, cam eşyalar, maden eşyalar ve seramik kaplar gibi birçok malın satıldığı çarşılara (*suk*) yönlenirdi. Örneğin Halep sukunda, tüccarların tüm ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için bir han, bir hamam ve bir cami vardı.","quote":"'*Tüccarlar, ipek, parfüm, mücevherat, altın gibi birçok malın satıldığı suklara giderdi.'*"},"ca03bc94-3139-59a8-a6bb-af5e1368a210":{"title":"Kitap Sanatlarında Geometrik Bezeme","description":"Kur'an'ın kutsiyetinden dolayı, müzehhipler ilk (*zahriyye*) ve son (*hâtime*) sayfaların tezhibine büyük özen gösterir, bazen bütün sayfayı donatırlardı. Her sure, 'serlevha' denen, taç şeklinde bir tezhiple başlatılırdı. Bunun yanı sıra sayfalar geometrik motiflerden bir cetvelle çevrilebilirdi. Ketebede genellikle kitabın yazıldığı yer ve tarih, bazen kimin için üretildiği kaydedilirdi.","quote":"*'Müzehhipler Kur'an'ın ilk (*zahriyye*) ve son (*hâtime*) sayfalarını büyük bir özenle bezerlerdi.'*"},"ca0dc59b-60b3-560e-8e70-93208a08246a":{"title":"Mücevherat: Zenginlik, Saygınlık, Güven","description":"Ortaçağda, Batı'daki Müslüman âleminde, nişanlı erkeğin müstakbel eşine mücevherlerden, kıyafetlerden ve süs eşyasından oluşan bir düğün hediyesi vermesi âdettendi. Böylece genç kız, günlerce süren düğün için lâyıkıyla hazırlanabilirdi. Babası da insan içine çıkacağı zaman güzelce takıp takıştırıp çıkabilsin diye geline mücevher verirdi, bunların düğünden sonra kendisine teslim edilmesi gerekirdi. \nDüğün, erkeğin ailesinden kadınların kız tarafını ziyaretiyle başlardı. O gün için özel olarak taranıp giyinmiş olan gelin, nişanlısının ve ailesinin toplumsal konumuna göre takılarını takar, tahtında ya da başköşede heykel gibi durarak tebrikleri kabul ederdi.","quote":"*'Düğün hediyesi'*"},"ca354990-79c2-5bab-83fc-460c8bcc911e":{"title":"Camiler ve Saraylar","description":"General Cevher, Halife el-Muizz adına 969'da Mısır'ı fethettikten sonra, yeni başkent el-Kahire ('Muzaffer') kuruldu ve sekiz kapılı şehir surları ile çevrelendi. Halifenin *eş-Şarki* veya Doğu Sarayı olarak bilinen muazzam saray külliyesi, yeni başkent Kahire'nin tam ortasındaydı ve yaklaşık 7 dönümün üzerinde bir alanı, yani şehrin beşte birini kaplıyordu. Daha sonra, bunun karşısına Batı Sarayı inşa edildi ve iki sarayın arasında bir meydan oluşturuldu. Bu saraylardan günümüze çok az şey kaldı ve haklarında çok az şey biliniyor. Ancak tarih kaynaklarında, bu yapılara daha kutsal bir hava katacak bir gerçek olan, Fatımi halifelerine ait mezarlık alanlarından söz edilir. Fatımilerden ilham alınarak inşa edilen saraylar Sicilya'ya kadar yayıldı ve Norman fethinden çok sonrasına kadar buradaki saray projelerine ilham kaynağı olmaya devam etti.","quote":"*'S**ekiz kapılı surlar ile çevrelenmiş yeni bir başkent, Kahire kuruldu.'*"},"ca4d15b3-1f58-5e52-8573-10d6bfc02842":{"title":"Bereket Arzusu– Kudüs ve Filistin’e Hac Yolculuğu","description":"İslam inancına göre, 7. yüzyılın sonlarında Emeviler tarafından Kudüs'te yaptırılan Kubbetü's-Sahra, Kıyamet Gününde Müminlerin Dirilişi için Hz. Muhammed tarafından seçilmiş olan yerdir. Hz. Muhammed burayı kutsal mekân ilan etmiştir çünkü Mekke'den Kudüs'e yaptığı mucizevî gece yolculuğu (*isra*) sırasında miraca çıktığı yer burasıdır. Hz. Muhammed, sık sık Müslümanların Mekke ve Medine'nin yanında Kubbetü's-Sahra'yı da saymalarını ve ziyaret etmelerini istemiştir.","quote":"*Kıyamet Gününde, Kubbetü's-Sahra Müminlerin Dirildikleri yer olacaktır.'*"},"ca4e1fb9-a323-523f-bcbb-6c6de8cefb05":{"title":"Saray ve Sanat","description":"Saray atölyelerindeki zanaatkârların çoğu nakkaşlardan oluşurdu. Desenler, kitap, hüsnühat, halı, çini, seramik, ahşap ve taş işçiliği olmak üzere, tüm sanat kollarında çeşitli şekillerde kullanılıyordu; dolayısıyla maden, ahşap ve taş gibi farklı malzemelerde tek tip desenler ve motifler elde ediliyordu. \nDesenler, İznik'teki çini atölyeleri ve Uşak'taki dokuma atölyeleri gibi sarayın dışındaki yerlerde de kullanılıyordu; ürünler imparatorluk sınırları içinde satılıyor ya da ihraç ediliyordu.","quote":"*'Desenler, kitaptan taş işçiliğine kadar tüm sanat kollarında çeşitli şekillerde kullanılıyordu.'*"},"ca738840-bcc5-5148-8748-e3bb31ec2983":{"title":"Soylu Sınıfa Özgü ve Sivil Mudéjar Sanatı"},"cb0785ef-fb33-5e76-b51b-81652da4bdfc":{"title":"Salaheddin Eyyubi Kutsal Topraklarda","description":"Kahramanlar kahramanı Müslüman Salaheddin Eyyubi (1137–93), Kudüs'ü geri alınca mağlup Arapların ve galip Haçlıların kaderini değiştirdi. Salaheddin'in dönemi, Arap tarihinin, çökmekte olan Abbasi Halifeliği'nin Eyyubilerin iktidarı altında kısa bir canlanma yaşadığı en parlak dönemlerinden biri olarak görülür.","quote":"*'Salaheddin'in dönemi, Arap tarihinin en parlak dönemlerinden biri olarak görülür'.*"},"cbc12111-8c44-55d6-b676-b86eda25e6a1":{"title":"Page 318","description":"Avrupa tarzı mobilyalar daha da hızla benimsendi ve geleneksel İspanyol-Mağribi mobilyaların yanında yaldızlı alçı süslemeleri olan dört kanatlı yataklar, bol yaldızlı aynalar ve konsollar, Venedik lambaları ve İtalyan ya da Fransız kadifeleri ve ipekleri görmek artık şaşırtıcı olmamaya başlamıştı. Ancak bu yeni trend hiçbir zaman eski tarzın yerini tamamen almadı. İthal edilen yeni objeler arasında Anadolu’dan halılar, oymalı çeyiz sandıkları, Türkiye’den pahalı kakmalı alçak sehpalar ve sandıklar da vardı. \nMobilyalar, kadın giysileri, mücevherler vs. her şey aynı değişime uğradı. Genel olarak bütün kumaşlarda olduğu gibi duvar kaplamalarında, örtülerde, yatak çarşaflarında ve divanlarda bol bol Levanten nakışlar vardı.","quote":"“Mobilyalar, kadın giysileri, mücevherler vs. her şey aynı değişime uğradı.”"},"cc1b1d0f-11e9-5198-addd-247752f7c5b8":{"title":"Dini Mekânlarda Sanat","description":"Osmanlı camilerinin, herkesin eşit bir şekilde dua ettiği tek bir mekânın ve tek bir kubbenin özel mimari felsefesi ile ilgili olarak saray mimarları tarafından tasarlanan iki ayrı özelliği vardır. Kubbe, sonsuz evreni, mihrap ise namaz ibadetini yöneten kişi olarak Hazreti Peygamber'i sembolize eder. Bu iki kavramı daha belirgin hale getirmek ve İslam estetiğini vurgulamak amacıyla, kubbeye Kur'an'dan ayetler yazılır ve mihrap zengin bir şekilde bezenirdi. Duvarlar ise çinilerle, Allah'ın sonsuzluğunun simgesi olarak geometrik desenlerle ya da Cennet Bahçesini andıran çiçek desenleriyle süslenirdi.","quote":"*'Kubbe, sonsuz evreni, mihrap ise namaz ibadetini yöneten kişi olarak Hazreti Muhammed'i sembolize eder.'*"},"cc5c14f6-ee31-580d-97ca-0fb352da0379":{"title":"Memluk Sultanlığı’nda Günlük Yaşam","description":"İster zengin ister fakir olsun, devlet nüfusunun hemen tamamı yaşamını beşikten mezara İslamiyetin kurallarına uygun olarak sürdürürdü. Cennete gitmek isteyen halk, abdestini alır, günde beş vakit namaz kılar, fakirlere sadaka verir ve hayatında en az bir kez Mekke'ye hacca gitmeye çalışırdı. Önemli hukuki meseleler, Kur'an-ı Kerim'e ve Hz. Muhammed'in sünnetine uygun olarak Şeriat yoluyla çözülürdü. Yeme içme ve kişisel bakım dâhil, yapılan tüm işler 'Allah'ın adıyla' ve yalnızca O'nun arzularını yerine getirmek ve O'nu memnun etmek amacıyla yapılırdı.","quote":"*'Yeme içme ve kişisel bakım dâhil, yapılan tüm işler 'Allah'ın adıyla' yapılırdı.'*"},"cca743b1-59ef-5ca4-9e68-aacc9793e3f9":{"title":"İslam Sanatının Oluşumu","description":"Emeviler, 8. yüzyılın ilk yarısında Suriye bozkırlarını lüks ve yoğun bezemeli saraylarla doldurdu. Oluşum aşamasındaki İslam sanatı hakkında bilgiyi kentlerdeki saraylardan ziyade bunlardan elde ediyoruz.","quote":"*'Renkli mozaikler, freskler, alçı kabartma ve mermer kaplamalarla bezeli lüks saraylar.'*"},"cd32f260-a216-5142-ba1e-9c46b541a116":{"title":"Camiler ve Saraylar","description":"Fatımiler iktidara geldikten sonra, Halife Mehdi 914'te başkent Mehdiye'yi kurdu ve bu esnada Fatımilerin dünya görüşüne uygun olarak Şii halifenin merkezi gücünü yansıtan yenilikçi bir şehir planı benimsedi. Bu plan sonraki tüm Fatımi şehirlerinin görünüşüne ilham kaynağı oldu. Artık caminin yerine, Fatımilerin hem siyasi lideri hem de manevi rehberi olan halifenin görkemli bir şekilde dekore edilmiş çok katlı sarayı şehrin tam kalbinde yer alıyordu; artık halife kent merkezindeki sarayında, şehrin kalbinde oturuyor ve şehir surlarının yakınında bulunan ana camiye yukarıdan bakıyordu.","quote":"*'Fatımiler, Şii halifenin merkezi gücünü yansıtan yenilikçi bir şehir planını benimsedi.'*"},"ce66627b-ff4a-54f2-8878-1023a2f1743f":{"title":"İslam Sanatının Oluşumu","description":"Bu oluşum aşamasında tamamen kendine özgü bir İslam sanatından söz edilemez çünkü farklı sanatsal geleneklerden alınan çeşitli dekoratif üslupların ve motiflerin yan yana konarak ve yenilikçi bir şekilde birleştirilmesiyle bu kadar çarpıcı sonuçlar elde edilmiş ve eserlere farklı bir görünüm kazandırılmıştır. Bu erken döneme ait eklektik, yani seçmeci sanat, daha sonraki yüzyıllarda gelişen sanattan farklıdır. Sonraki dönemlerin İslam sanatı için karakteristik hale gelen soyut ve sonsuz desenlere düşkünlük henüz görülmez. Bu erken aşamadaki İslam sanatı, 4.-6. yüzyıllara ait geç Antik sanatın devamı gibi görülebilir.","quote":"*'Farklı sanatsal geleneklerden alınan dekoratif üsluplar yan yana konuyor ve birleştiriliyor.'*"},"ceab8d7c-6e1d-5d61-81c7-078ad66f0bd3":{"title":"Saray Yaşamı","description":"Diplomatik ilişkileri geliştirmek için kullanılan lüks objelerle ilgili bir başka örnek, İslamiyet'i kabul etmiş bir Ermeni olan Bedreddin Lülü'nün sarayıdır. Önce Zengilere vezirlik yapan Lülü, 1218–59 yılları arasında da kuzey Irak'taki Musul'un bağımsız yöneticisi idi. Bedreddin Lülü'nün kakmalı maden eserlere büyük ilgisi vardı. Onun adını taşıyan çok sayıda altın ve gümüş kakmalı pirinç kap günümüze ulaşmıştır. Bu değerli eserler olasılıkla altın yerine kullanılıyordu. Üzerlerinde Lülü'nün adının bulunması, diplomatik hediye olduklarının kanıtıdır.","quote":"*'**Bedreddin Lülü'nün kakmalı maden eserlere büyük ilgisi vardı.'*"},"ceba53e2-8d26-5b58-86d1-788c47e11fd6":{"title":"Üç Kültürün Birlikteliği"},"cffb5dbb-cdd6-5c87-9301-6dc14bb279d8":{"title":"Dini Yaşam","description":"Şam'ın hac yolculuğunun başlangıç noktası olarak konumu, kentin dini önemini arttırdı. Eyyubi döneminde, hac yolunun üzerinde el-Meydan olarak bilinen bir banliyö gelişti ve dini sanatın önemli bir üretim merkezi haline geldi. Atabek ve Eyyubi dönemlerine ait İslam sanatı, özellikle cami mimarisinde ve tezhipli Kur'an'larda belirgin bir şekilde ortaya çıkar. Minare*,* mihrap, maksura ve minberlerdeki taş ve ahşap işçiliği, bu seçkin sanatın örnekleridir.","quote":"*'**İslam sanatı, özellikle cami mimarisinde belirgin bir şekilde ortaya çıkar.'*"},"d0091937-ae75-5b53-b750-fd43ae2c25e5":{"title":"Müslüman Kadınların Giysileri ve Takıları"},"d03f0704-42d3-54b3-8b3b-d1ee5a970a2c":{"title":"Abbasi Döneminde Mısır"},"d0420e12-6207-5772-b8f0-9c22f7f604c4":{"title":"Dünyanın Geri Kalanı: Diplomatik Temaslar ve Uluslararası Ticaret","description":"Zanaatkârlar, Doğu ve Batı'dan gelen etkilere kucak açtı. Kur'an yazımındaki gelişme gözle görülür derecedeydi. Hattatlar, müzehhipler ve mücellitler arasındaki işbirliğinin sonucunda, Memluk sultanlarının din anlayışına uygun, son derece göz alıcı elyazmaları ortaya çıkıyordu. Yerli ve yabancı pazarlar için görkemli, oldukça girift kakmalı madeni eserler üretiliyordu. Bu tür ürünlerin bazılarını yabancı kişiler bizzat sipariş ediyordu.","quote":"*'Zanaatkârlar, Doğu ve Batı'dan gelen etkilere kucak açtı.'*"},"d0f2de47-bb3f-5401-adda-d70b0bdc2f1c":{"title":"Hayvan Tasvirleri"},"d1cd70ed-eba3-5102-ad3f-35f48ba86542":{"title":"Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türk-İslam Sanatı","description":"Anadolu'da siyasi birliği sağlayan Selçuklu sultanları, inşaat faaliyetlerini arttırdı ve güvenliğini sağladıkları yollarda ticareti geliştirdi. Sultanlar, Dünyevi Cennette yaşama arzusuyla lüks saraylarda oturuyorlardı. Bir Türk–İslam devleti olan Anadolu Selçukluları, Asya ve Anadolu'nun sayısız medeniyetlerinin mirasından köklenen ve hem o dönemin kültüründen hem de Bizans kültüründen ilhamını alan sanatsal bir üslup geliştirdi. 11. yüzyılın ikinci yarısı ile 14. yüzyılın başı arasındaki iktidarları boyunca Anadolu Selçukluları, dini inançlarına ve sosyal beklentilerine uyan yapılar inşa etti. Bunların arasında camiler, türbeler, medreseler, hamamlar, kervansaraylar ve köprüler bulunuyordu.","quote":"*'Asya ve Anadolu'nun sayısız medeniyetlerinin mirasından köklenen sanatsal bir üslup geliştirdiler.'*"},"d3086523-5bfd-58be-92ce-ac1f8ca548d7":{"title":"İnsan Tasvirleri","description":"İslam sanatında insan tasvirleri, çok çeşitli malzemeler üzerinde karşımıza çıkar: mozaikler, resimler ve heykeller. Portrelerin yanında, av ve savaş sahneleri, dans, müzik, şiir okuma, çıplak veya yarı çıplak kadınlar, oyunlar ve akrobasi gösterileri, hediye sunumu ve iş yaşamından sahneler gibi çeşitli uğraşılara ait göz doyurucu resimli tasvirler de mevcuttur. Tasvirlerin tam 'anlamı', değişik, hatta bazen çelişen yollarla anlaşılabilir. Bu da genellikle asıl konunun ne olduğunun gözden kaçmasına neden olur. Tasvirlerin çoğu genel olarak lüks yaşamın ve saray eğlencelerinin tasviri ve güç ile zenginliğin sembolleri olarak yorumlanabilse de, görsellerden bazıları somut tarihi ve sosyal olaylara yapılan kesin göndermeler olarak da algılanabilir. Ayrıca bazı savaş sahnelerinde yer alan detaylar, belirgin yerel unsurlara sahiptir.","quote":"*'Bazı av sahnelerinde yer alan detaylar, belirgin yerel unsurlara sahiptir.'*"},"d3c09fd8-614a-5317-a73b-07bb96f5d57c":{"title":"Salaheddin Eyyubi Kutsal Topraklarda"},"d4324e40-dd9c-55ae-bca3-245862dcd559":{"title":"Hanedan Kadınları: Fatıma Zehra’nın Torunları"},"d56f34dd-618b-52fd-941d-524f966fe3d5":{"title":"Saray Sanatı ve Mimarisi","description":"İslam ve Bizans sanatından tipolojik ve figüratif özelliklerin alınması (ve bu arada Sasani kökenliler de dâhil olmak üzere çok farklı etkilere açık olunması), Norman kralları tarafından kullanılan ve 'imge politikası'na dayanan sanata proaktif ve son derece özgün bir sentez özelliği kazandırdı.","quote":"*'Norman krallarına ait “imge politikası”, İslam kökenli sanatsal modellerden çok yararlandı.'*"},"d691a9e4-feba-58bc-947e-a2528e1d9adb":{"title":"Emevi İdaresi Altında Hıristiyanlar","description":"Yeni toplumsal ve dini durum ile birlikte, Hıristiyan cemaatlerinin gelenekleri birtakım değişikliklere uğradı. İslamiyetin dini mekânlarda figürlü tasvirleri yasakladığı bilinen bir gerçekti. Bu koşullar altında Hıristiyan toplulukları, yerlerine bir haç ya da başka geometrik ve bitkisel motifler koyarak mevcut kiliselerdeki insan ve hayvan figürlerini tahrif etmiştir. Bazı durumlarda mevcut desen bozulup yeniden oluşturulmuştur. Mozaik döşemeler üzerindeki değişiklikler büyük bir dikkatle yapılıyordu ve kiliseler kullanılmaya devam ediliyordu. Dolayısıyla *ikonoklazma*nın, yani 'ikona kırıcı hareket'in kilise tarafından veya en azından onun doğrudan denetimi altında yapıldığı anlaşılıyor.","quote":"*'İslamiyetin dini mekânlarda figürlü tasvirleri yasakladığı biliniyordu.'*"},"d7c23444-3d3f-5267-ac39-29110a7751ab":{"title":"Kudüs Haçlı Krallığı’nda Kültür"},"d81c8cbb-bdf6-53de-8363-0663b937e7d4":{"title":"Savaş ve Binicilik","description":"Suriye, Haçlı Seferleri döneminde en çok savaşın yapıldığı yerlerden bir tanesiydi ve birçok Müslüman kalesinin ve Frenk şatosunun inşasına sahne oldu. Haçlı Seferleri döneminin en ünlü Müslüman kahramanı olan Salaheddin Eyyubi (öl. 1193), Şam'da gömüldü. Başarılı seferleri sırasında, 1188'de kuşattığı Chateau de Saone da dâhil, 50'nin üzerinde Haçlı kalesini fethetti. Salaheddin Kalesi olarak bilinen bu kale, o dönemden ayakta kalan en muhteşem örneklerden biridir.","quote":"*'**Haçlı Seferleri döneminin en ünlü Müslüman kahramanı olan Salaheddin Eyyubi Şam'da gömülüdür.'*"},"da37f448-7c1f-5fc6-ac49-a3a689b3f87a":{"title":"Saray Törenleri ve Eğlenceleri","description":"Bir akademisyene göre, sürekli olarak tekrar eden rakkaseler, av ve müzikli eğlence sahneleri sadece anlamsız aktiviteler değil, yöneticilerin zevk aldıkları ve boş zamanlarında uğraştıkları işlerdir. Bunlar, *Meclisü'l-Lahu*'da, yani saray eğlencelerinin yapıldığı mekânda, icra ediliyordu. Bu eserlerde şehzadelerin hayatları, avlar, ziyafetler ve dans, şarkı söyleme gibi eğlencelerle ilişkilendirilerek ifade ediliyordu. Tüm bunlar, Sasani sarayında yaygın olan temalardı ve emirleri yüceltip büyüklüklerini vurgulama amacına hizmet ediyordu.","quote":"*'Şehzadelerin hayatları, avlar, ziyafetler ve eğlencelerle ilişkilendirilerek anlatılıyordu.'*"},"da493358-92ba-5a20-8866-fa30fb03bfb2":{"title":"Abbasiler","description":"'İslam sanatı ve mimarisi, bölgesel Abbasi kültürlerinin ve onların farklı etnik ve sosyal gruplarının çeşitliliğinden yararlanmıştır.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nMohammad ABBAS, Cairo \nNoorah AL-GAILANI, Glasgow \nDina BAKKOUR, Damascus \nJamila BINOUS, Tunis \nAicha BENABET, Tunis \nElsayed HAMAD, Cairo \nTaha KHECHINE, Kairouan \nMourad RAMMAH, Kairouan \nSalah SAYAOUR, Cairo \nTarek TORKY, Cairo \n \nCoordination \nSaloua ZANGAR, Tunis \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Abbasi Hanedanı 750 yılında iktidara geldi ve sarayını Bağdat'a kurdu. Abbasi iktidarı doğuda Orta Asya'dan batıda Tunus'a yayıldı ve 508 yıl kadar sürdü. İktidarlarına, toplumu oluşturan farklı etnik ve sosyal gruplar arasında eşitliği teşvik etmiş olmaları damgasını vurmuştur. İmparatorlukları çok geniş olduğu için, düzeni ve istikrarı kontrol altında tutmak için bölgesel valilikler oluşturmuşlardır. Akdeniz bölgesinde Tunus'u Ağlebiler, Mısır'ı ise Tolunoğulları Abbasiler adına yönetmiştir. \nAbbasilerin altın çağı 9. – 10. yüzyıllar arasındaki dönemdi. Bu dönemde Orta Doğu ve kuzey Afrika, büyük ölçüde tarıma dayanan bir ekonomiden ticarete dayalı bir ekonomiye geçişe tanıklık etti. Bunun sonucu eldeki maddi kaynaklar arttı ve Arap olan ve olmayan topluluklar arasındaki sosyal uçurum kapandı. Böylece başta camcılık, çömlekçilik ve dokumacılık olmak üzere birçok zanaat daha da gelişti. Ürünler, Çin ve Sahra Çölünün güneyine denk düşen Afrika toprakları olmak üzere dünyanın her yerine ihraç edildi. \nBilgiye verilen önem, devletin teşvikiyle arttı. Bağdat'ta ve eyaletlerde birçok okul açıldı. Kitap çevirmenliği muazzam gelişme göstererek Yunanca, Farsça ve Hintçe birçok önemli eserin Arapçaya tercüme edilmesiyle muhafaza edilmesini sağladı. Bilim, matematik, tıp ve felsefe alanlarında önemli katkılara şahit olundu. \nAbbasilerin çöküşü, imparatorluğa bağlı toprakların devletten ayrıldığı veya özerklik kazanmaya başladığı 11. yüzyılda başladı. Fatımiler (909–1171), Mısır'da ayrı bir devlet kurdu ve Abbasilerin Türk kökenli devlet yetkililerinden biri olan Tuğrul Bey, 1055 yılında Abbasi Devleti'nin merkezi olan Bağdat'ın kontrolünü ele geçirdi. Abbasi egemenliğini tekrar güçlendirmeye yönelik birçok girişim başarısız oldu. Abbasi devletine son darbe, Moğolların Orta Doğu'yu kasıp kavurup 1258 yılında Bağdat'ı ele geçirilmesiyle geldi.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/the_abbasids/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/13/portal_image/1.jpg","display_order":2}}},"dc1ba8a3-fd25-52de-bd11-66f5e8ee0fdc":{"title":"Profesyonel, Zanaatkâr ve Sanatçı Olarak Müslüman Kadınlar"},"dc90a515-7d31-50e6-bb8f-6de8b231efd4":{"title":"Abbasi Döneminde Mısır","description":"750–969 yılları arasında Mısır doğrudan Abbasiler tarafından yönetildi. Tarımsal ve ticari faaliyetlerden önemli bir gelir sağlanıyordu. Ayrıca konumu da onu kuzey Afrika'ya açılan kapı yapıyordu. Mısır'ı yönetmek üzere, bir ordu ve seçkin devlet görevlileri ile desteklenen valiler atanıyordu. Nil Nehrinin doğu kıyısında ve Kahire'nin güneyinde bulunan Fustat, ticaretin başkentiydi. Şehirde hâlâ çok sayıda Kopt Hıristiyan yaşıyordu. Amr bin As Camii ise Müslümanların başlıca ibadet yeriydi. Vali ve ordusu ise, Fustat bitişiğindeki Asakir bölgesinde konuşlanmıştı.","quote":"*'**Nil Nehrinin doğu kıyısında ve Kahire'nin güneyinde bulunan Fustat, ticaretin başkentiydi.'*"},"df28fd23-6a70-55b8-9302-7d8b3b1968ac":{"title":"Sofra Kültürü","description":"Hayır kuruluşları olan imarethaneler fakirlere yemek dağıtılması için zenginler tarafından yaptırılırdı. Yemek büyük kazanlarda pişirilir ve *imaret* denilen geniş kâselerle dağıtılırdı. İmaretlere gelecek durumda olmayan kişilere sefertaslarında ya da başka kaplarda gönderilirdi. \nİnsanlar genellikle açık ateşte sac üzerinde veya tandır fırınlarında pişirilen yufka ekmeği tüketirdi. Yemeğe Allah'ın adıyla sağ elle başlanır ve yemek sonunda bir şükür duası okunurdu. Yere serilen bir kumaşın üzerine tahta bir kasnak konur ve bunun üzerine de bir sini yerleştirilirdi. Aileler, sofranın etrafına oturarak tahta kaşıklarla yemek yerdi.","quote":"*'Hayır kuruluşları olan imarethaneler fakirlere yemek dağıtılması için zenginler tarafından yaptırılırdı.'*"},"df4ffea5-fc6b-5044-8eed-f3f4baa7147e":{"title":"Kutsal Yerlerin Koruyucuları","description":"İslamiyetin en kutsal mekânı olan Mekke'deki Kâbe, Hz. Muhammed'in kıldığı namazların yönünü gösterir. İmanın merkezi olarak Kâbe, aynı zamanda her Müslümanın ömründe en az bir kez gerçekleştirmeye çalıştığı hac yolculuğunun da son durağıdır. Osmanlı sultanları, inananların, biri de hac olan dini görevlerini yerine getirebilmelerini sağlamaya mecburdu. Bu sebeple devletin prestiji, hac yollarının güvenliğinin sağlanabilmesine çok bağlıydı. Güvenlik, başlıca kafilelerin Mekke'ye giderken topraklarından geçtiği Bedevilere ödemeler yapılmak suretiyle teminat altına alınıyordu. Ayrıca yaptırılan kalelerle de hacı adaylarının çöldeki dinlenme yerlerini korumaya yönelik önlemler anlıyordu. 20. yüzyılın başlarında Hicaz demiryolu inşa edildi ve böylece teknik gelişmeler sayesinde bölgeye ulaşım rahatladı.","quote":"*'Sultanlar, inananların, biri de hac olan dini görevlerini yerine getirebilmelerini sağlamaya mecburdu.'*"},"dfd16be7-b25b-5454-8dba-80cf0cda47b8":{"title":"Su Sistemleri","description":"Bölgedeki kuraklıkla başa çıkabilmek için, doğal kaynakları yönlendirmeye ve daha sonra kullanılmak üzere yağmur sularının toplanmasına yönelik yöntemlerin geliştirilmesi önemliydi. Bu, özellikle Hac yolları üzerinde bulunan hanlar ve kervansaraylar için geçerliydi. Buralara su kaynakları temin etmek ve kutsal mekânlara seyahatin güvenli olmasını sağlamak Müslüman yöneticilerin göreviydi.","quote":"*'Doğal kaynakları yönlendirmeye ve yağmur sularını toplamaya yönelik yöntemlerin geliştirilmesi önemliydi.'*"},"dfe11212-0dd1-5b88-8c67-bc7d735d4c2c":{"title":"Seramik Kaplarda Geometrik Bezeme","description":"İslami seramiklerin büyük bir bölümü son derece basit geometrik motiflerle, ya da geometrik motifleri andıran şematize edilmiş bitkisel motiflerle bezenmiştir. Kimi zaman motifler, kabın şekline uyacak, bazı yerlerini ön plana çıkaracak şekilde önceden belirlenir, tasarlanırdı. Açık kap formlarda yüzeye yayılan şemaların, kapalı kap formlarda ise yatay şeritlerin tercih edilmesinin nedeni budur.","quote":"*'Bezemeler, kabın şekline uyacak, bazı yerlerini ön plana çıkaracak şekilde önceden belirlenip tasarlanırdı.'*"},"e0d404ea-dbc1-591a-86a5-75265066d6f0":{"title":"Su","description":"“'…ve bütün canlıları sudan yarattık.'” (Kur'an-ı Kerim XXI:30)","extra":{"credits":"Curators & authors \nMona AL-MUADIN, Damascus \nDina BAKKOUR, Damascus \nSheila CANBY, London \nVerena DAIBER, Damascus \nAbdel-Razzaq MOAZ, Damascus \nEmily SHOVELTON, London \nZena TAKIEDDINE, Damascus \n \nCoordination \nSamer ABDEL-GHAFOUR, Damascus \nZena TAKIEDDINE, Damascus \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Müslümanlar için su hayatın kaynağı ve Allah'ın bir nimetidir. Kur'an'da Allah şöyle der: *'…ve bütün canlıları sudan yarattık.'* (XXI: 30). \nİslam yasalarına göre, su kaynağı bir kimsenin mülkiyetinde olsa bile susamış birini sudan mahrum bırakmak yasaktır. Hz. Muhammed'in sözleri olan Hadislere göre, doğada kendiliğinden var olan ve herkese ait olan su, ateş ve otlar Müslümanların ortaklaşa olarak sahip oldukları şeylerdir. Her canlı su üzerinde hak sahibiyken, arazi sulaması ile ilgili mülkiyet kuralları vardır. Örneğin kuyu açan bir kimse, öncelikli olarak arazisini sulama hakkına sahiptir. Sonra çıkan su, yettiği sürece civardaki yerlerde kullanılabilir. Bu, genellikle 20 metre yarıçapında, *haram* olarak bilinen ayrılmış bir alandır. *Haram* kelimesi, kutsal mekânlar, özellikle camiler için de kullanılır. Bu kelimeden türeyen *harim* camilerin ibadet mekânını ve *harem* de evlerin özellikle kadınlara ait olan ve yabancıların girmesi yasak olan bölümlerini anlatır. \nTarih boyunca Müslüman toplulukları, düzenli ve yeterli su kaynakları muhafaza etmenin yollarını aramakla uğraşmıştır. Toplumların çoğunda olduğu gibi, ihtiyaçlar çeşitliydi: içme suyu, yıkanma ve dinsel arınma (abdest, gusül**)** amaçlı su, arazi sulaması ve çeşme, hamam, bahçe gibi özel ve kamu tesisleri. Mevki ve sosyal konumları ne olursa olsun su, insanların çoğunun hayatında bu kadar önemli bir yere sahip olduğu için, mimarlar, mühendisler ve zanaatkârlar bu konu ile çok uğramıştır. \nDoğuda Çin sınırından batıda İspanya platolarına kadar uzanan birçok kültür ve insan İslam medeniyetinin etkisi altına girdi ve halkı için yeterli su kaynakları temin etmek Müslüman yöneticilerin göreviydi. Çok sayıda hidrolik makine yapıldı ve çalışır durumda tutuldu. Bunların çoğu, modern teknolojilerin ortaya çıkmasından sonra bile kullanılmaya devam edildi. \nNüfus artıp şehirler büyüdükçe, özellikle Akdeniz çevresinde ve ötesinde yer alan, kurak iklime sahip birçok İslam ülkesinde yeterli miktarda su kaynaklarına sahip olmak çetin bir iş haline geldi. Müslümanların iktidarı sırasında, iklimin ve arazi koşulların yol açtığı dezavantajlar, su depolamasına ve nakline yönelik dâhiyane sistemlerin geliştirilmesiyle aşıldı.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/water/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/22/portal_image/1.jpg","display_order":10}}},"e0fad146-3560-5ca0-86d7-06707053fbef":{"title":"Hac","description":"'Hac belki de Yahudilerin, Hıristiyanların ve Müslümanların dini ibadetleri arasında, inananları Kutsal Mekânlara ve manevi tatmine ulaştıran, duygusal olarak en derinden etkileyen öğedir.'","extra":{"credits":"Curators & authors \nMohammad ABBAS, Cairo \nUlrike AL-KHAMIS, Edinburgh \nElsayed HAMAD, Cairo \nYousef NATSHEH, Jerusalem \nSalah SAYAOUR, Cairo \nTarek TORKY, Cairo \n \nCoordination \nEnaam Selim, Cairo \nMehmet KAHYAOGLU, Brussels \n \nWebdesign \nTENTWELVE, Brussels \n \nPhotographers \nPlease refer to the Database \n \nTranslators and copyeditors \nPlease refer to General Credits","intro_text":"Hac, üç semavi dinin, yani Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyetin ibadetlerinin temel bir öğesidir. \nİslam dininde Hac, İslamiyetin şartlarından beşincisi ve sonuncusudur. Diğerleri ise şunlardır: Kelime-i Şahadet ('Allah'tan başka ilah yoktur ve Muhammed O'nun elçisidir') getirmek; günde beş vakit namaz kılmak; zekat vermek; ve Ramazan ayı boyunca oruç tutmak. Hac ibadeti Kur'an'da tarif edilmekte ve şöyle buyrulmaktadır: 'Ve Kâbe'yi haccetmek, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır' (III: 97). Hz. Muhammed'in sünneti ise bu konu ile ilgili ayrıntıları vermektedir. Sonuç olarak fiziksel durumu elverişli ve gerekli maddi kaynaklara sahip bulunan her Müslüman, hayatında en az bir kez Hacca gitmelidir. İslam inancına göre Mekke'deki Mescid-i Haram, ilk olarak İslamiyetten önce ve doğuşundan sonra da peygamber olarak saygı gösterilen Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından inşa edilmiştir. \nİslam dini doğduktan sonra, hac yolculuğu Kur'an'da ve sünnette açıkça tanımlanan farizalara uygun olarak gerçekleştirilmeye başlandı. Karmaşık farizalara sahip hac ibadeti, Zilkade ve Zilhicce aylarında yerine getirilir. Hac ibadeti, günlük giysilerin çıkarılıp zengin ya da fakir tüm erkekler tarafından dikişsiz iki parça beyaz kumaştan oluşan (kadınların giysisi dikişlidir) *ihram*ın giyilmesi suretiyle bir saflık durumunun benimsenmesiyle başlar. Hac süresince müminler hem maddi hem de manevi anlamda saflıklarını korumak durumundadır. Mekke'deki Mescid-i Haram'da, hacılar Kâbe'yi yedi kez tavaf edip cami külliyesi içerisindeki Safa ve Merve olarak bilinen iki tepe arasında *Sa'y* yürüyüşünü gerçekleştirir. Zilhicce ayının dokuzuncu gününde hacılar, dua etmek ve Allah'tan mağfiret dilemek için Arafat Dağında vakfeye toplanır. Hac ibadeti, Zilhicce ayının onuncu günündeki, Müslümanların en önemli bayramı olan Kurban Bayramı ile son bulur. Hac, Müslümanların hayatlarındaki en önemli deneyimdir ve müminlere günahları için af dileme ve yaşamlarına yenilenmiş ve arınmış bir şekilde dönme fırsatını sunar.","legacy_exhibition":{"show":"y","exh_link":"https://islamicart.museumwnf.org/exhibitions/ISL/pilgrimage/","new_status":"N","project_id":"ISL","portal_image":"database/exhibitions/29/portal_image/1.jpg","display_order":8}}},"e1608033-ab95-5c07-ac56-54849a33a39b":{"title":"Üç Dinin Kutsal Toprakları","description":"7. yüzyılda, Kudüs ve Kutsal Topraklar Müslüman egemenliğine geçmiştir. Bu iki yer Müslümanlar için de kutsaldı ve sonraki yüzyıllarda, siyasi anlamda yaşanan zor zamanlara karşın, her üç dinin inananları, birçoğu her üç dince de kutsal sayılan bölgedeki Kutsal Mekânlara hac yolculukları yapmaya devam etmiştir. Aralarında Halife Ömer bin Hattab (hd. 634–44) ve Salaheddin Eyyubi (hd. 1169–93) gibi ünlü simaların da bulunduğu sonraki Müslüman yöneticiler, kendilerini hac yollarını koruma altına almaya adamışlardır. Bunu yaparken Kutsal mekânların ayakta tutulması için hiçbir masraftan kaçınmamış ve buraya ulaşımı hem Müslümanlar hem de gayrı-Müslimler için kolaylaştırmışlardır. Zaten bu, Yahudilere ve Hıristiyanlara Ehl-i Kitap olarak saygı gösteren Kur'an'ın kendisinin emrettiği kutsal bir görevdi.","quote":"*'Yahudiler ve Hıristiyanlar Kur'an-ı Kerim'de, Ehl-i Kitap olarak saygı görür.'*"},"e2009245-e11e-522b-9c3a-48771cd25259":{"title":"Kutsal Topraklara Hac Yolculuğu","description":"Hem Müslümanlar hem de Haçlılar Kutsal Topraklara hacca gidiyordu. Müslümanlar, asıl Hac vazifelerini ifa etmeden önce buraya uğrar ve Mekke'ye devam etmeden önce Kudüs'te Kubbetü's-Sahra'yı ve Mescid-i Aksa'yı ziyaret ederdi. Hıristiyan seyyahlar için ise, Kutsal Topraklar nihai hedefti ve Kudüs, Beytüllahim (Beytlehem) ve Hebron (el-Halil) buralardaki en önemli destinasyonlardı.","quote":"*'Hem Müslümanlar hem de Haçlılar Kutsal Topraklara hacca gidiyordu.'*"},"e227dc1b-85f9-5719-a57f-69b159c22d02":{"title":"Saray Yaşamı","description":"10.-12. yüzyıllarda, Suriye ve Kuzey Irak'ta merkezi bir saray yoktu. Daha ziyade, karmaşık siyasi ittifakların yanında, aynı anda faaliyet gösteren çok sayıda küçük saray vardı. Çoğunlukla, İran Selçukluları (1038–1194) tarafından atanan atabekler kısa süre sonra kendi saraylarını kuruyorlardı. Bu saraylar, Haçlı tehdidine karşı korunmak için kalelerin içine inşa ediliyordu. Bunların en iyi korunmuş örneği, Halep Kalesi içindeki saraydır.","quote":"*'Çok sayıda küçük saray ve karmaşık siyasi ittifaklar bir arada görülüyordu.'*"},"e26df9ee-c3ec-50ad-8f99-5e7f98714dba":{"title":"Osmanlı Başkenti: İstanbul","description":"Konstantinopolis'i alarak Fatih unvanını alan Sultan II. Mehmed, şehrin gelişimine büyük katkıda bulundu. Fatih, şehrin imarı ile ilgili düzenlemeler başlattı, burada yaşayan nüfusu arttırdı ve ticareti teşvik etti. II. Mehmed'in yaptırdığı Topkapı Sarayı, çarşılar ve suyolları, kendisinden sonraki sultanlar tarafından geliştirilmeye devam edildi. Osmanlılar, 'yedi tepeli şehri' mimari yapılarla taçlandırdı ve sokakları çeşmelerle süsledi. Artmakta olan bir nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, yeni ticari ve askeri binalar ve devlet binaları inşa edildi.","quote":"*'Osmanlılar, “yedi tepeli şehri” mimari yapılarla taçlandırdı ve sokakları çeşmelerle süsledi.'*"},"e3075285-c16a-5607-8854-92c2e7fc9d89":{"title":"Abbasi Döneminde Mısır","description":"868'de, Irak-Samarra'da Abbasi ordusunda 33 yaşında bir Türk askeri olan Tolunoğlu Ahmed (hd. 868–84), 100.000'e yakın askerden oluşan bir orduyla birlikte vali yardımcısı olarak Mısır'a atandı. Mısır, siyasi ayaklanmalardan ve Harun Reşid'in 809'daki ölümünden sonra mali kaynakların sürekli olarak dışarıya akmasından kaynaklanan birtakım siyasi ve ekonomik sıkıntılar yaşıyordu. Tolunoğlu bölgeye istikrar getirdi ve gelir akışını düzenledi. Ancak 870'te Mısır Valisi olduktan sonra, gelire el koyup tarımsal reformlara ve sanayiye yönlendirdi. Ayrıca Nilölçer'i yeniledi ve ordusu ve hükümeti için Samarra'ya öykünen Kataî şehrini kurdu. Tolunoğlu, şehir merkezine de kendi adını taşıyan bir cami inşa ettirdi.","quote":"*'Tolunoğlu* *gelire el koyup tarımsal reformlara ve sanayiye yönlendirdi.'*"},"e402578d-fdef-5abf-8357-26ca4fc3ddd5":{"title":"Anıtsal Hüsnühat","description":"Hat sanatı, taş, alçı, ahşap ve çiniler dâhil çok çeşitli malzeme üzerine uygulanıyordu. Türkiye, Suriye, Mısır ve Tunus'ta taş işçiliğinde çok yaygındı. Kayrevan Ulu Camii'nde ve Kudüs'teki Kubbetü's-Sahra'da ahşap üzerine uygulanmış müstesna örnekler görülmektedir.","quote":"*'Hat sanatı, taş, alçı, ahşap ve çiniler dâhil çok çeşitli malzeme üzerine uygulanıyordu.'*"},"e50ffc2b-cdda-5f5f-8dc2-131a6e74a0c9":{"title":"Saray Yaşamı","description":"Saraydaki giyim kuşam zevki ve mekânların döşenişi Doğulu tacirlerin ve sanatkârların etkisi altında geliştikçe, ipek sarayın tercih edilen, resmi kumaşı haline geldi. Hareli, parlak renkleriyle saraydaki süslemelerin pırıltısını ve zenginliğini artırıyordu. İlk başta sadece saray atölyelerinde üretilen ipek, kısa sürede kalitesi ve güzelliğiyle Doğu atölyelerinde üretilenlerle boy ölçüşür hale geldi. Çok değerli görüldüğü için hükümdarlar ipeği sık sık diplomatik bir armağan olarak da kullanıyordu.","quote":"*'İpek, hükümdarın kumaşı'*"},"e5a16576-99a6-59e3-b60e-463525d95dd9":{"title":"Bereket Arzusu– Kudüs ve Filistin’e Hac Yolculuğu"},"e69dcd7a-5d1d-5edb-ae45-6bb6e2a8c847":{"title":"Memluk Sistemi"},"e6ad56f0-f7ef-58c5-8cd7-b611edb41a00":{"title":"Saray Yaşamı","description":"1154'te Şam'ı almasından sonra Nureddin Mahmud bin Zengi Suriye'yi birleştirdi. Birçok kent, kendi içinde bir saray yaşamının filizlendiği siyaset, ekonomi ve kültür merkezleri haline geldi. Atabekler ve Eyyubiler mimariye çok düşkündü. Şehir surlarını ve kaleleri tamir ettirdiler ve yeni medreseler, hastaneler, hamamlar, *suk*lar (çarşılar) ve camiler yaptırdılar. Saraylar, göz kamaştırıcı halılar, zarif madeni eserler ve cam eşyalarla donatıldı.","quote":"*'**Saraylar, göz kamaştırıcı halılar, zarif madeni eserler ve cam eşyalarla donatıldı.'*"},"e7b309d4-f6ec-5a3c-85a4-64bb13cff1d3":{"title":"Norman Fethinden Önce ve Sonra Müslümanlaşan Topluluklar","description":"Sicilya'daki İslam dönemine ait, günümüze ulaşan çok az sayıda somut kanıt vardır. Sicilya'da İslam dönemi ile kastedilen, hem adanın tamamının Fatımi tabiiyetinde olan Kelbi emirleri tarafından yönetildiği süre hem de birkaç bölgenin kısa süreliğine Müslümanların elinde kaldığı Norman fethi zamanıdır. Bu dönemin mimari kanıtları, genellikle daha sonraki dönemlere ait yapılara entegre edilen cami ve kalelere ait duvar kalıntılarıdır.","quote":"*'Sicilya'daki İslam dönemine ait, günümüze ulaşan çok az sayıda somut kanıt genellikle duvar kalıntılarından ibarettir.'*"},"e80da55d-a24c-5ad5-8bdc-c203bda24973":{"title":"Mekke’deki Mescid-i Haram ve Kâbe","description":"Kâbe, geleneksel olarak siyah, bol süslemeli kisve denen bir örtüyle örtülür. Bu gelenek, hicretten iki yüz yıl önce kuzey Arabistan'daki Himyar'ın bir kralı tarafından başlatılmıştı. Başlangıçta kisveler Hz. Muhammed ve halifeler tarafından yaptırılıyordu. Sonra, kisveleri her yıl üzerinde hac ve onun önemi ile ilgili Kur'an'dan ayetlerin ve duaların yer aldığı altın sırma işlemeli olarak yaptıran Mısır olmuştur. Aynı zamanda, Kâbe'nin kapılarını örtmek için bir çift süslü perde ve üzerinde dini sözlerin yer aldığı, gümüş kakmalı pirinçten Kâbe'nin anahtarının taşındığı bir kese de gönderiliyordu. Bu hediyeler, başkent Kahire'de görkemli kutlamalarla yola çıkarılıyordu. Kisveler, yolculuklarına memluklar, devlet görevlileri, davullar ve trampetler eşliğinde kalenin ön avlusundan başlardı ve bu kafileye halktan oluşan büyük bir kalabalık da katılırdı.","quote":"*'Kâbe, geleneksel olarak siyah, bol süslemeli bir kisveyle örtülür.'*"},"e89dae11-6238-53a2-838c-8433b2388478":{"title":"Mudéjar Seramiği"},"e8deea6c-fc86-5de4-91d5-28b3549d5260":{"title":"Profesyonel, Zanaatkâr ve Sanatçı Olarak Müslüman Kadınlar","description":"Fatımi Halifesinin gardırobundan sorumlu kadın yönetici Zeynü'l-Huzan ve onun kadınlardan oluşan 30 kişilik ekibi gibi, çağlar boyunca profesyonel hayata katılmış olan Müslüman kadınlara dair kanıtlar mevcuttur. Bazı kadınlar yazar veya şair, bazılarıysa doktor ya da dini hukuk alanında uzman olmuş ve dini doktrinleri öğretip yorumlamıştır. Ünlü hattat olarak kayıtlara geçen birçok kadın vardır. Bunların arasında Hz. Muhammed'in eşlerinden biri ve Halife Ömer bin Hattab'ın kızı olan Hafsa da vardır. Fatıma el-Bağdadiye, üslubu, son derece takdir edilen bir hattat olan İbn Hilal'inkiyle karşılaştırılacak kadar yüksek olan başka bir kadın hattattır. Hz. Muhammed'in ilk eşi Seyyide Hatice'ye gelince, hat çalışmalarından bazıları günümüze ulaşmıştır ve üstün becerisini kanıtlamaktadır.","quote":"*'Bazı kadınlar yazar veya şair, bazılarıysa doktor ya da din hukuku alanında uzman olmuştur.'*"},"ea3faf2c-86c3-553a-b331-7ddd3ee15aec":{"title":"Yerleşimler ve Ev Hayatı","description":"Batı'daki İslâm topraklarında yerleşmeler kırsal alanlardaki küçük köyler ve şehirler halinde örgütlenmişti. Bu iki ayrı yerleşme türü, yapı malzemesinin ve tekniğinin kuru ve sıcak bir çevreye ustalıkla uyarlanmasından doğan, özgün, ortak özelliklere sahipti. \nŞehir karmaşık yapısının içinde şu öğeleri barındırırdı: \na) Ulu Caminin etrafında örgütlenen bir çekirdek; *alcazar (el-kasr)* ya da yöneticinin ikametgâhı; ana cadde boyunca uzanan, bitişikteki yollara doğru çatallanan *suk* yani çarşı; hamam; hanlar ve sanatkârların atölyeleri. \nb) Sur içinde konutların bulunduğu alan. \nc) Sur dışında kalan dış mahalleler. Gıda ve hayvan pazarı burada kurulur, ayrıca bazı atölyeler yer alırdı.","quote":"*'Müslüman şehri: Bir sokaklar labirenti.'*"},"ebe1e957-e9a6-5900-a103-902e5fee4e8f":{"title":"Su Sistemleri"},"ec1aa1aa-3f58-55b4-93d0-bac5583dd403":{"title":"Savunma Sistemi","description":"*Kasba* denilen içkale surlarla birlikte, şehrin savunma sisteminin bir parçasıydı. Şehrin içine, genellikle en yüksek noktasına kurulmuş bu müstahkem mevkii dışarıdan bir tehdit geldiğinde şehir halkının saklanabileceği bir yerdi. Tehlike şehrin içinden geldiğinde ise yönetici sınıfa da kucak açabilirdi. İçkaleler merkezi iktidar için, asilerle savaşta, sefer hazırlıkları sırasında ya da sınırların korunmasında dayanak noktasıydı.","quote":"*'* Kasba*: Şehirdeki son müstahkem mevkii.'*"},"ecc4b251-5132-548b-b9cd-828061e0469f":{"title":"Memluk Sultanlığı’nda Günlük Yaşam","description":"Devletin ana dini İslamiyet olsa da, büyük Katolik ve Ortodoks Hıristiyan cemaatleri, özellikle de Kopt Kilisesi ve ayrıca çeşitli Yahudi grupları ruhani ve kültürel dokuya katkıda bulunuyordu. Her iki dini azınlık da Kur'an-ı Kerim'deki talimatların koruması altındaydı ve Müslüman vatandaşlarla bir arada huzur içinde yaşardı. Mısır Koptları, Memluk döneminin ekonomik, kültürel ve sanatsal canlılığına en önemli katkılardan bazılarını yapmış bir topluluktu. Koptlar, geleneksel olarak mimaride, tekstilde, çömlekçilikte ve ahşap işçiliğinde uzmanlaşmıştı.","quote":"*'Dini azınlıklar, Kur'an-ı Kerim'deki talimatların koruması altındaydı.'*"},"ecdac084-8c2d-5ed0-b7b0-f96e5e40a7a1":{"title":"İktidar Alanı: Saray Yapıları","description":"Saraydaki darphanede ya da ayrıcalıklı şehirlerde bulunan darphanelerde basılan parayla, hükümdar, devlet örgütünün işlemesini sağlayan ordunun ve memurların maaşını düzenli olarak ödeyebiliyordu. \nPara, saltanatın en açık simgelerinden biriydi, çünkü altının kalitesi ve yüksek ayarlı olması, iktidarın ekonomik ve politik gücünü göz önüne seriyordu.","quote":"*'Darphane, ekonominin kontrol edilmesini sağlıyordu, aynı zamanda iktidarın sembolüydü.'*"},"ed29c746-606e-5ae8-95a5-8870ae170839":{"title":"Mısır","description":"Kavalalı Mehmed Ali Paşa 1805 yılında Mısır valisi olunca yeni Mısır Rönesansının temellerini attı. Bu modernleşme çabaları, güzel ve dekoratif sanatların, zanaatların ve mimarinin Batılılaşmasıyla göze çarpar. Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın kendisinden sonra iktidara gelen oğullarının döneminde doruk noktasına ulaşan modernleşme çağında çok sayıda Avrupalı mimar ve zanaatkâr, Mısır’da Avrupa tarzında saraylar inşa ve dekore etmek üzere davet edildi. Bunların moda olan Barok ve Rokoko tarzlarındaki mimari ve dekoratif öğeleri kullanmaları teşvik edildi. Abdîn Sarayı ile Nehhasîn’deki Kavalalı Mehmed Ali Paşa ve Saliba Sokağındaki Umm Abbas sebilleri bunlara örnektir. Başta Kahire olmak üzere Mısır’daki birçok şehirde bulunan yapılar arasında da bunlara rastlanır. Kahire’deki İslam Sanatı Müzesi’nde, kıvrımlı hatlar ve yüksek kabartmalı akant yaprakları, çiçekler ve taçlarla karakterize Batı kökenli dekoratif öğelerin açıkça görüldüğü çok sayıda seramik, mermer eser ve el yazmaları sergileniyor.","quote":"“Muhammet Ali 1805 yılında Mısır Valisi olunca yeni Mısır Rönesans’ının temellerini attı...”"},"ed71c8d2-a286-5d34-ad28-4352240ff03d":{"title":"Mudéjar Zanaatları","description":"Mudéjar marangozlar ya da dülgerler, tavan süslemelerinden mobilyaya kadar, her türden ahşap işinde ustaydı. İspanyol sanatının en saf ürünlerinden biri, *carpinteria de lo blanco* tarzında çalışan bu zanaatkârların elinden çıktı: Gönyeyle kesilmiş parçalarla meydana getirilmiş, zengin bezemelerle donatılmış ahşap kapı ve tavanlar. Bunların süslemesinde olduğu kadar yapımında da geometri temel alınmıştı. Zanaatkârların ustalığı, bezemelerle yapılar arasındaki mükemmel uyumda kendini gösterir.","quote":"*'Mudéjar zanaatkârların ustalığı, bezemelerle yapılar arasındaki mükemmel uyumda kendini gösterir.'*"},"edcbed04-061f-5f7b-b80d-402678ff5d1e":{"title":"Kudüs Haçlı Krallığı’nda Kültür","description":"Haçlılar 1099'da Kudüs'ü ve çevresini ele geçirince, doğu Akdeniz bölgesindeki üçüncü ve en büyük Frenk devleti olan Kudüs Krallığı'nı kurdular. İlk kral, kendisine 'Kutsal Mezarın Koruyucusu' diyen Buillon'lu Godefroi oldu. Haçlı hükümdarları hem Müslümanlar hem de Hıristiyanlar için kutsal olan mekânları himaye etti. Kudüs ve Beytüllahim'deki Hıristiyan anıtları için yaptıkları gibi, Mescid-i Aksa ve Kubbetü's-Sahra'ya da cömertçe destekte bulundular. Bu dönemden kalma çeşitli mimari unsurlar ve objeler günümüze ulaşmıştır.","quote":"*'Haçlı hükümdarları hem Müslümanlar hem de Hıristiyanlar için kutsal olan mekânları himaye etti.'*"},"eddac8a0-9c6b-5866-bceb-4f157fa5a04a":{"title":"Savaş ve Binicilik"},"ee2aaf47-9aaa-5955-b4b2-c1f9cacab9fc":{"title":"Saray Eğlenceleri ve Kutlamaları","description":"Dine olan düşkünlüğe rağmen, Fatımilerin ve onların tımar sahiplerinin – yani kuzey Afrika'da Zirilerin ve Sicilya'da Kelbilerin – saray yaşamı, şair, şarkıcı ve dansçıların zenginleştirdiği eğlencelerle doluydu. Kuzey Afrika'da, Fatımiler İfrikiyeli İbn Hani ve el-Lâdi gibi yerel şairlere kucak açtı. Saray mensupları, daha sonra Kahire'de İslam dünyasının her yerinden şairlere ev sahipliği yaptı. Birçok halife de şiir yazıyordu ve bunlar bazen halka okunuyordu. Müzik, geleneksel Doğu repertuarının ve Endülüs müziği öğelerinin etkisi altındaydı ve kadın ve erkek müzisyenler tarafından ney, ut ve santur gibi enstrümanlarla icra ediliyordu. Hem sazda hem de sözde usta olan sanatçılar, aşk ve yiğitlik temalı şiirler okuyordu. Kadın ve erkek dansçılar sözlü performanslar sergiliyordu; meşhur 'mendil' dansı, birçok kabartmada betimlenmiştir.","quote":"*'Dine olan düşkünlüğe rağmen, Fatımilerin saray yaşamı eğlencelerle doluydu.'*"},"ee5d09b5-f282-551a-ad6c-510a7a1d4b9d":{"title":"Dini Mekânlarda Sanat"},"ee7a2a3a-731e-564b-b6f7-1f7eb1934418":{"title":"Kahire, Şam ve Kudüs: Memluk Entelektüel Yaşamının Merkezleri","description":"Kudüs, İslamiyetin, Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin Kutsal Kentidir. Kent, muazzam mimari projelerle burayı hacı adayları, din öğrencileri ve bilim adamlarının toplandığı merkez haline getiren Memluk idaresi altında iyice gelişti. Gerçekten de Kudüs entelektüel alışveriş, mistik çözümlemeler ve dinler arası tartışmalar için o kadar popüler bir merkez haline geldi ki, o dönemin en iyi eğitimli entelektüellerinin görev aldığı ve cömert bağışların yapıldığı medreseler ve diğer eğitim merkezlerinin sayısı 100'ü aştı.","quote":"*'Memluklar Kudüs'ü hacı adaylarının, din öğrencilerinin ve bilim adamlarının toplandığı merkez haline getirdi.'*"},"ef4d7209-5b0a-59f3-aef9-3982ae097af6":{"title":"Başkent Dışında Sanat"},"f049cf8d-e79d-5896-ac15-489e32164b03":{"title":"Mudéjar Üslubunda Halk Sanatı ve Dinsel Sanat","description":"Toledo'daki Mudéjar sanatında, tuğladan kör sıra kemerler Kastilya Mudéjarının, ayrıca Muvahhid ve Avrupa Gotik sanatının etkisini yansıtır. Estremadura Mudéjarını da yaratan aynı etkilerdir. Toledo Mudéjar üslubunun kendine has özellikleri arasında şunlar yer alır: Yontulmamış taşlarla tuğlaların bir arada kullanıldığı duvarlar, birbiriyle kesişen kemerlerden oluşan frizlerle süslenmiş cepheler, *alfiz*'li (üzeri dörtgen silmeyle bir kapatılmış) at nalı kemerli kapı ya da pencere açıklıkları ve taştan kübik kaide üzerinde, minareler gibi kiliseden ayrı olarak inşa edilmiş tuğla çan kuleleri.","quote":"*'Çan kuleleri, taştan kübik kaide üzerinde, minareler gibi kiliseden ayrı olarak inşa ediliyordu.'*"},"f4035718-d69a-5c0e-b8cf-7d6e57c6114f":{"title":"Hıristiyan Sicilya ve İslam Figüratif Kültürü: Temelleri ve Sürekliliği","description":"Normanların uyarladığı şekilde İslam sanatının ve kültürünün etkisi, izleyen 13. yüzyılda üretilen bir dizi seçkin objede hâlâ karşımıza çıkar. Bunların arasında birkaç zarif fildişi eser de vardır.","quote":"*'İslam sanatının ve kültürünün etkisi, bir sonraki yüzyılda üretilen objelerde hâlâ karşımıza çıkar.'*"},"f70d4425-5bc1-5d34-bbc8-8c1e22ee9757":{"title":"Saray Sanatı ve Mimarisi","description":"Kraliyet Sarayı'nın yakınında göz alıcı sanat eserlerinin ve kumaşların üretimi için kurulan *tiraz* atölyesi, İslam kültürüne ait figürlü repertuarların ve üretim tekniklerinin yayılmasını sağlayan önemli bir araçtı.","quote":"*'*Tiraz *atölyesi, figürlü repertuarların yayılması için önemli bir araçtı.'*"},"f78b948c-3d4a-57bd-8aa5-5da02d955c9a":{"title":"Dekoratif Sanatlar","description":"Fatımi ahşap işçiliği, girift yüksek kabartma tekniği ile ayırt edilir ve çoğunlukla figüratif olan canlı süslemeler çeşitli yerli ve ithal ahşap türleri üzerinde uygulanmıştır. Zaman zaman ahşap levhalar boyanır, verniklenir ve yangına dayanıklı olmaları için işleme tabi tutulurdu. Kimi zaman, ahşap kapılar da süslemeli bakır levhalarla kaplanırdı. Fildişi ve başka kemik türleri de benzer şekilde oyulur ve bir dizi üründe kakma amaçlı kullanılırdı. \nFatımi hanedanlığının maddi zenginliği sikkelerinde de ortaya çıkar. Fatımilerin altın dinarları, gümüş dirhemleri ve bakır *fils*leri çokça alınıp satılıyordu. Bu sikkelerin gerekli ağırlıkta olup olmadığı, üzerinde ilgili para birimi ve hükümdarın adı damgalı halde bulunan cam ağırlıklarla ölçülüyordu.","quote":"*'Fatımi hanedanlığının maddi zenginliği sikkelerinde de ortaya çıkar.'*"},"f79e2e2d-2bd9-536c-96fc-75712b9b3f2b":{"title":"Savunma Sistemi","description":"Topraklar kalelerle ve *ribat* denen, içinde kalın duvarlı bir kule bulunan istihkâmlarla korunurdu. Ribatlar etrafın rahatça görülebileceği stratejik noktalarda bulunurdu. Bunlar gözcülük yapan, sınırları, yolları, vadileri, limanları ya da dağları koruyan birlikler için kışla görevi görür, bir tehlike durumunda halka da kapılarını açardı.","quote":"*'Kaleler: Toprakların savunulmasına yarardı.'*"},"f8ba8b16-3482-51fa-a0f4-ba6003540b9d":{"title":"İktidar Alanı: Saray Yapıları","description":"Doğu'daki halifelikle bağları koparan yeni hükümdarlar, politik ve dini iktidarı ellerinde toplayınca Doğu'daki muadilleriyle boş ölçüşmek üzere lüks saraylar inşa ettirme isteğine kapıldılar. Hemen hepsi bu özel simgeyi kullanarak, hem kendileri hem valileri için, iktidar merkezini barındıracak mekânlar inşa ettiler. \nSaray külliyeleri genellikle şehir dışında, surlarla çevrili muhteşem 'saray-kentler' şeklinde, ya da şehrin içinde, en yüksek noktada, ama bir sur duvarıyla şehirden ayrılmış olarak inşa edilirdi. Bu 'saray-kasba'lar, şehir halkı üstünde egemenlik kurmaya, iktidarın yaşamsal aygıtlarını korumaya yarardı.","quote":"*'Saray külliyesi, surla çevrili bir müstahkem mevkiidir.'*"},"f9582527-5e66-53ac-b264-520c2d4cf28b":{"title":"Abbasi Seramikleri"},"fa309a83-49c5-5883-9ee9-a69be57780e6":{"title":"Üç Kültürün Birlikteliği","description":"İslâm'ın Batı Akdeniz'de yayılmasının sonucunda, tek dinli bir toplum ortaya çıkmadığı gibi, bu topraklarda yaşayan halklar da yerinden edilmedi. Burada yaşayanlar, vergilerini ödemek koşuluyla kendi inançlarını korudular, Hıristiyan ya da Yahudi olarak kaldılar. \nEkonomik etkinlikler, özellikle ticaret ve kültürel alışverişler, farklı kişi ve cemaatlerin birbirine yaklaşmasına zemin yarattı. \nNitekim Batı'daki İslâm şehirlerinde ve köylerinde, üç semavi dine inananlar, birbirlerini maddi ve zihinsel bakımdan sürekli geliştirerek, yan yana yaşamlarını sürdürdüler.","quote":"*'Üç semavi din'*"},"fad5c96e-5e8e-5b67-81cc-5c34e034bb09":{"title":"Profesyonel, Zanaatkâr ve Sanatçı Olarak Müslüman Kadınlar","description":"Müslüman kadınlar ayrıca pratik düzeyde çeşitli zanaatlarla uğraşmıştır. Evde günlük kullanıma yönelik çömleklerin üretimi, önemli bir faaliyetti. Mısır – Fustat'tan seramik bir Memluk tabağının tabanında 'amala Hatice' ('Hatice tarafından imal edilmiştir') yazmaktadır. Kilim ve halı dokumacılığı, kadınların geleneksel olarak uğraştıkları başka bir işti. Bu konudaki bilgi ve deneyimler, nesiller boyunca anadan kıza aktarılmıştır. Son olarak, nakış da Müslüman kadınların hayatlarında önemli bir rol oynamıştır. Kadınlar, evde kullanıma yönelik ve daha da önemlisi ticari amaçlı kumaşları süslemek için saatlerini harcamıştır.","quote":"*'Müslüman kadınlar, çömlekçilik, kilim ve halı dokumacılığı gibi çeşitli zanaatlarla uğraşmıştır.'*"},"faf029c1-2130-55ac-8ebd-77f3acfeea29":{"title":"Hac Yolları ve Yol Üzerindeki Kutsal Mekânlar","description":"Eyyubilerin son zamanlarında, yani 13. yüzyılın ortalarında, Mısır ve kuzey Afrika'dan gelen hacılar kara yolunu kullanmaya başladı. Mısır'daki son Eyyubi hükümdarının dul eşi olan Şecerü'd-Dürr'ün 1247'de hac farizasını yerine getirmek üzere karadan seyahat etmeye karar verdiği söylenir. Bu yüzden karadan hac seyahatini başlatan ilk kişi olarak görülür. Memluk sultanı Zahir Baybars'ın döneminden itibaren bu güzergâh resmi hac yolu haline geldi. Baybars, Kâbe için özel olarak yaptırılan kisveyi ve Kâbe'nin anahtarını taşıyan, giderleri devlet tarafından karşılanan bir hac kervanını uygulamaya sokmuştur. Bu hac kervanı Süveyş'ten yola çıkıp Akabe'ye gidiyordu ve burada Biladü'ş-Şam'dan gelen hac kervanlarıyla buluşuyordu.","quote":"*'Eyyubilerin son zamanlarında, Mısır ve kuzey Afrika'dan gelen hacılar kara yolunu kullanmaya başladı.'*"},"fb7529af-c345-5f7f-84b9-097ce4ffba20":{"title":"Dokumalarda Geometrik Bezeme"},"fc555000-73aa-597e-83a9-aecade079247":{"title":"Savunma Sistemi","description":"Müslüman Batı'da surların iki işlevi vardı: Sınırları korumak, ve bir de, hiç bitmeyen iş çekişmeler karşısında fethedilen toprakların idaresini sağlamlaştırmak. İlk başta savunma sistemleri dağınıktı ve isyankâr topluluklara boyun eğdirmek amacıyla inşa ediliyorlardı. Sonradan bunlar giderek karmaşıklaştı, Muvahhidler zamanında da bütün Batı'ya yayıldı. Ve nihayet mancınık, koçbaşı, hareketli savaş kulesi ile saldırma stratejisi benimsendi.","quote":"*'Bir savunma sisteminin gelişimi'*"},"fc6af4b9-28ef-546f-9551-69c5530a82db":{"title":"Saray Eğlenceleri ve Kutlamaları","description":"Hâkim bi-Emrillah (hd. 996–1021) 1012'de yasaklamış olsa da, satranç yaygın bir şekilde oynanırdı. Astronomi ve astroloji sevilen uğraşlardı. Astrolojik çizelgeler oluşturuluyor ve el-Muizz li-Dinillah ve el-Hâkim bi-Emrillah gibi halifeler astrolojiyle ilgileniyordu. \nÇeşitli boş zaman uğraşılarının yanında, saray mensupları, dini ve halk çok cömertçe kutlardı. Geçit törenleri, Fatımilerin gücünü sergilemek ve İsmaili teolojisinin propagandasını yapmak amacıyla oldukça abartılı bir şekilde düzenleniyordu. Dört gözle beklenen yıllık ziyafetler ve hediye törenleri, sivil memurlar, ordu generalleri, yargıçlar ve din görevlileri için düzenleniyordu.","quote":"*'Saray mensupları, dini ve halk bayramlarını kutlarken iyice müsrif davranırdı.'*"},"fc7c939a-850e-5462-8ba3-c2aa03ed101f":{"title":"İbadet Mekânı: Cami"},"fde9c1e2-a19a-570e-98f7-a4cd5e14c12e":{"title":"Saray Törenleri ve Eğlenceleri","description":"Edebi kaynaklara göre iki tür meclis mevcuttu: halk meclisi (*amme meclisi*) ve özel meclis (*has*). İkincisinde sadece halifenin en yakın yardımcıları ve danışmanları bulunurdu. Meclis toplantıları sırasında halife veya temsilcisi yüksekte bir tahtta, meclis üyeleri ise mevkilerine göre otururdu. Örneğin Ürdün'deki Kuseyr Amra'da, Ceriko (Eriha) yakınlarındaki Hırbetü'l-Mefcer'de ve Suriye'deki Kasrü'l-Hayrü'l-Garbi'de, müzisyenlerin, dansçıların ve hediye sunan kadınların betimlendiği çok sayıda ikonografik tasvir bulunur; bunlar, Emevi saray yaşantısının ayrılmaz parçaları haline gelen eğlencelerdi.","quote":"*'Meclis toplantıları sırasında halife veya temsilcisi yüksekteki bir tahtta otururdu.'*"},"feb15667-99f8-5b55-8c0b-bcda36247b11":{"title":"Dini Yaşam","description":"İslami kurumlar dinamik bir şekilde yeniden canlanırken, Hıristiyan kiliseleri ve manastırları da kendi çaplarında bir rönesans yaşadı. Emevi dönemine ait fresklerden beri Suriye'de benzeri görülmeyen bir dizi yeni duvar resmi yaptırıldı. Mar Yakup Manastırı ve Musa el-Habeşi Manastırı, Ortaçağ Hıristiyan sanatının ve Suriye'deki manastır hayatının mükemmel örnekleri olarak ayaktadır.","quote":"*'**Hıristiyan kiliseleri ve manastırları kendi çaplarında bir rönesans yaşadı'*"}}
|